Yerel Haberler
Iğdır
22 temsilcilik ve 200’ü aşkın aşiretin oluşturduğu federasyondan MEB’e destek açıklaması 23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:32:03 22 temsilcilik ve 200’ü aşkın aşiretin oluşturduğu Anadolu Aşiretler Federasyonu, okullarda manevi değerlere yönelik etkinlikler nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı’na destek verdi; gençlerin ahlaklı yetişmesinin toplumsal gelecek için hayati olduğunu vurguladı. Millî Eğitim Bakanlığı, 81 il valiliğine gönderdiği yazıyla okullarda Ramazan ayı boyunca uygulanacak etkinlikleri duyurdu. "Maarifin Kalbinde Ramazan" temasıyla planlanan sosyal ve kültürel faaliyetlerin, öğrencilerin paylaşma, dayanışma ve birlik gibi toplumsal ve manevi değerleri öğrenmesini amaçladığı belirtildi. Bakanlık, etkinliklerin gönüllülük esasına göre yürütüleceğini ve "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" çerçevesinde sosyal ve duygusal becerileri desteklediğini açıkladı. Bazı okullarda kültürel şenlikler, söyleşi programları ve gönüllü iftar sofraları gibi uygulamalar yapılacağı bildirildi. Ancak genelgeye çeşitli çevrelerden eleştiriler geldi. Eğitim sendikaları ve laiklik savunucuları, okullarda dini içerikli etkinliklerin devletin tarafsız eğitim anlayışıyla çeliştiğini savundu. Bazı akademisyen ve yazarlar, etkinliklerin ideolojik yönlendirme riskini taşıdığı görüşünü dile getirdi. Bakan Yusuf Tekin, eleştirilere yanıt olarak etkinliklerin gönüllülük esasına göre düzenleneceğini ve toplumsal değerleri güçlendirmeye yönelik olduğunu vurguladı. Tekin ayrıca bazı eleştiri metinlerindeki ifadeleri hakaret sayarak yargıya taşıyacağını açıkladı. Bunun üzerine Anadolu Aşiretler Federasyonu MEB’e destek açıklaması yaptı. Federasyon adına konuşan Anadolu Aşiretler Federasyonu başkanı Ferhat Armağan; " Ülkemizde 22 temsilcilik ve 200’ü aşkın köklü aşiretin oluşturduğu bir federasyonuz. Birkaç gündür ülkemizi maalesef meşgul eden, gündemini değiştiren ve kalb-i küllî ile vicdan-ı umumî dediğimiz bizi ciddi manada üzen hadiseler görüyoruz. Bununla ilgili konuşmak istiyoruz. Öncelikle Millî Eğitim Bakanımızı tebrik ediyorum. Gerçekten gençlerimizin yetişmesi ve ahlaklı bireyler olarak topluma kazandırılması çok önemlidir. Dolayısıyla bu hamlenin çok daha önceden yapılması elzemdi. Ancak şimdi yapılmış olması da güzel; buna da seviniyoruz. "Çekirdekten yetişme" diye bir tabir vardır." ’Epstein davası ve ahlaki çöküş örneği’ "İnsanın manevi değerleri olmadığı zaman, insanlık mertebesinden hayvaniyetten daha aşağı bir seviyeye düşebildiğini hepimiz gördük. Yeryüzünü ve insanları meşgul eden Epstein davasını da yakından takip ettik. İnsanlıktan çok daha aşağı bir mertebeye düşen bu davada, eğer insan kendisini manevi değerlerden uzak bırakırsa neler olabileceğini gördük. Davada ilim adamları yok muydu? Vardı. Sanatçılar yok muydu? Vardı. Devlet başkanları ve devletleri yönetenler yok muydu? Onlar da vardı. Maalesef tüm insanlığa şu anda görüyoruz ki bu tür olaylar, manevi değerlerden uzaklaşmanın sonuçlarıdır. Zulmeden siyonist bir yapının bu işin içinde olduğunu da biliyoruz." ’Gençliğin ahlaki eğitimi ve kültürel değerlerin korunması’ "Biz Müslümanların ve gençlerimizin ahlaklı yetişmesi; topluma ve devlete sadık, erdemli bireyler olması çok önemlidir. Bunun eksikliğinin acısını geçmişte fazlasıyla yaşadık. Gerçekten neredeyse bir asır boyunca gençliğimizin ahlaktan ve manevi değerlerden uzak kalmasının sıkıntısını ciddi şekilde tecrübe ettik. Dolayısıyla Millî Eğitim Bakanımızı tebrik ediyoruz. Ayrıca, bu ülkenin birlik ve beraberliğini istemeyen ve gençlerimizin ahlaklı yetişmesini istemeyen bazı çevreleri de görüyoruz. Onları iyi tanıyoruz, iyi biliyoruz. Hiçbir zaman bu ülkede taş üstüne taş koymayan, Türkiye’nin hayırlı işlerinde hiçbir katkısı olmayan insanlar olduklarını da gördük. Bütün toplum da bunları yakından biliyor. Bir örnek vermek isterim: Hiçbir zaman bize ait olmayan, millî ve yerli bir gelenek olmayan yılbaşı kutlamaları; gerçek Hristiyanlıkta da, Yahudilikte de ve diğer semavi dinlerde de olmayan bir göreneğe dayanıyor. Buna rağmen, sanki bizim kültürümüzün bir parçasıymış gibi sunuluyor ve o günde, Müslümanlara bu gelenek dolayısıyla zorla bir tutum veya iştah empoze ediliyormuş gibi algı oluşturuluyor. Bu durum da bizi derinden üzüyor." dedi.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 17:28 Iğdır FK - Esenler Erokspor maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında oynanan Iğdır Futbol Kulübü-Esenler Erokspor maçının ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında Esenler Erokspor, deplasmanda Iğdır FK’yi 3-0 mağlup etti. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında Iğdır FK Teknik Direktörü Kenan Koçak, değerlendirmelerde bulundu. Koçak, "Oyunlar oynanmadan galip gelinmez. Özellikle mücadele edilmeden hiçbir şey olmaz, onun için futbolda geçmişte yoktur. Bugün vardır, bugün buradayız ve bu lig için ne gerekiyorsa, mücadele anlamında, hırs anlamında onu sahaya uygulamamız lazım" dedi. "Erokspor haklı bir galibiyet aldı" Tribünlere özür borçlu olduklarını belirten Koçak, "Taraftarlardan özür dilemek lazım, buraya gelen seyircilerden özür dilemek lazım. Görüntü, oynanan futbol hiç de boş değil, kabul edilir değil. Ben de birkaç haftadır buradayım. Sonuçta her maçla her günle daha da yakın birbirimizi tanıma imkanımız oluyor. Söylediğimi tekrarlıyorum, kötü gün olabilir, performans kötü olabilir, herkes gününde olmayabilir. Rakip belki daha da iyi olabilir o gününde ama mücadele etmenin, ikili mücadeleyi arayıp kazanmayı istemenin, hırsın, birlik beraberliğin bahanesi olmaz. O yüzden Erokspor haklı bir galibiyet aldı, tebrik ediyorum. Biz de bu maçtan gerçekten çıkaracak çok derslerimiz var" şeklinde konuştu. Özköylü: "Gerçekten hepsi büyük bir özveri gösteriyor" Esenler Erokspor Teknik Direktörü Osman Özköylü ise, "Maç öncesi plan anladığımız, düşündüğümüz her şeyi, çok fazla antrenman yapamadık ama en azından analiz toplantılarında oyuncularımıza anlatmaya çalıştık. Ne istediğimizi, rakibin etkili olan oyuncularını, neler yapmak istediklerini çok ayrıntılı bir şekilde oyuncularımıza anlattık. Onlar da bugün biz sahada neyin olmasını istiyorsak harfiyen yapmak için ellerinden gelen çabayı gösterdiler. Kolay değil. 8 günde 3. maç oynuyoruz ve neredeyse yüzde 80 yüzde 90 aynı oyuncu grubuyla oynuyoruz. Gerçekten hepsi büyük bir özveri gösteriyor. Giren, çıkan, sahadaki var olan herkes bu takıma katkı yapmak için elinden geleni yapıyor" ifadelerini kullandı. "Önemli olan kazanmaktı, bugün kazandık" Takımın her geçen gün geliştiğini söyleyen Özköylü, iyi oyun ve iyi sonuçların kendilerini daha güçlü bir ekip haline getirdiğini belirterek, şunları söyledi: "Her geçen gün oyunlarla beraber iyi oyunlar, iyi skorlar, aldığımız iyi sonuçlar bizi çok daha güçlü bir takım haline getiriyor. Kendi içinde çok güçlü bir takım olmaya başladık. Bu da bizim için hedeflediğimiz noktada bizi o hedefimize ulaştıracak en önemli etkenlerden diye düşünüyorum. Çocuklar gerçekten çok özverili, çok iyi niyetli, hepsi sahada başarılı olmak için, harcadıkları emeğin karşılığını alabilmek için büyük bir efor sarf ediyorlar. Çok şükür Rabbim de nasip ediyor. Hepsini ayrı ayrı kutluyorum. Hepsine maşallah diyorum. Bugün gerçekten neredeyse Iğdır takımına bir iki tane haricinde tehlikeli pozisyon vermedik desem doğrudur. Oyunu çok iyi kontrol ettik, çok iyi kapattık. İkinci yarı özellikle maçın skorunu çok farklı hale getirebilirdik. Önemli olan kazanmaktı, bugün kazandık, çok mutluyuz. Bütün oyuncularıma, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Iğdır futbol kulübüne de bundan sonraki süreçte maçlarında başarılar."
Iğdır’daki aşiret liderleri ve kanaat önderlerinden ’şans oyunları’ tepkisi: "Milli değerlerle bağdaşmıyor"
25 Aralık 2025 Perşembe - 11:03 Iğdır’daki aşiret liderleri ve kanaat önderlerinden ’şans oyunları’ tepkisi: "Milli değerlerle bağdaşmıyor" Iğdır’da 25 aşiretin liderleri ile yaklaşık 150 kanaat önderi, şans oyunlarına karşı tepki gösterdi. Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanlığı öncülüğünde yapılan açıklamada, Milli Piyango, Sayısal Loto ve İddaa gibi şans oyunlarının toplum yapısına zarar verdiği savunuldu. Topluluk adına bir konuşma yapan Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanı Ferhat Armağan, şans oyunlarını "bağımlılık yapan bir hastalık" olarak nitelendirerek, bu oyunların birey, aile ve toplum üzerinde ciddi tahribatlara yol açtığını ifade etti. Armağan, özellikle "milli" ifadesinin bu tür uygulamalarla birlikte kullanılmasına tepki göstererek, bunun toplumda rahatsızlık oluşturduğunu dile getirdi. Armağan konuşmasında" Memleketimizde üzülerek söylüyorum. Çok önemli, bağımlı bir hastalık olan Milli Piyango, Sayısal Loto ve İddaa gibi gerçekten toplumu, bireyi, aileyi ve toplumu ciddi manada hakikaten zarar veren toplumda fevkalade külli bir tahribat yapan bu hastalıkları bunun üstüne de üzülerek söylüyorum ki, milli kelimesinin kullanılması bizi, toplumu ciddi manada üzüyor" dedi. Armağan konuşmasında, binlerce yıllık bir medeniyete ve güçlü ahlaki değerlere sahip olunduğunu vurgulayarak, kumarın tüm kutsal dinlerde reddedilen bir davranış olduğunu söyledi: "Bizim binlerce senelik medeniyetlerimiz var. Ahlakımız var, kemalatımız var. Bu kadar binlerce bütün nevi beşere sunduğumuz yüksek ahlak sahibi medeniyetimiz var. Bunlar milli olmamış da bu kadar toplumları bütün kutsal dinlerce hakikaten reddedilen, kabul edilmeyen en büyük büyük ahlaksızlık olarak görülen bu kumar bizim millimiz oldu? Dolayısıyla bu bizi ciddi manada üzüyor. Milli kelimesini bir defa asla ve asla kabul etmiyoruz. Bizim binlerce güzel ahlaklarımız bizim millilerimizdir. Bizi ve bütün medeniyete huzuru biz oradan almışız" dedi. Yılbaşı ve Noel kutlamalarına da değinen Armağan, bu tür uygulamaların toplumun inanç ve kültürel yapısıyla örtüşmediğini savundu. Yılbaşı süslemelerinin ve kutlamalarının giderek yaygınlaşmasının toplumsal yapıya zarar verdiğini öne süren Armağan, gençlere de "başka kültürleri taklit etmemeleri" çağrısında bulundu. Armağan, "Yılbaşı ve Noel Baba gibi hakikaten toplumumuza giderek yaygınlaşan marketlere kadar, dükkanlara kadar bu süslemeler ciddi manada topluma zarar veriyor. Ey bu vatan gençleri, Frenkleri taklide çalışmayınız. Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adaletten sonra hangi aklıyla onları itibar ediyorsunuz? Ve ikinci konu, yılbaşı. Hakikaten kalbi külli ve vicdan-ı umumi dediğimiz toplumun kalbini, vicdanını ciddi bir şekilde zedeleyen yılbaşı ve Noel’dir. Biz Müslümanız elhamdülillah. Bizim gelenek ve geleneklerimiz bellidir. Bu bizim gelenek ve göreneklerimizde asla mevcut değildir. Şunu aktarmak isterim ki yılbaşı adı altında milyonlarca Hindi kesilirken bakıyorsun hiçbir ses yok. Fakat Müslümanların kurbanında milyonlarca ondan sonra kurban kesildiği zaman bütün dünyada, bütün Avrupa’da Müslümanlar tekrar katliam başladı diye hakikaten söz ediliyor. Dolayısıyla bizi var eden bütün nevi beşere birlik ve beraberliğe En yüksek medeniyeti bize gösteren, kendi gelenek ve göreneklerimizi, kendi değerlerimizi, kendi milli olan manevi değerlerimizi yaşatmalıyız. Yoksa hakikaten toplum ve devletimizin bekası ciddi manada zarar görür" dedi. Ferhat Armağan, "Buradan bütün siyasi partilere ve buradan bütün topluma hakikaten arzu ediyoruz. Onlara sesleniyoruz. Bir an önce kendi Gelenek ve göreneklerimize dönmemiz gerekir. Toplumumuzda ciddi bir ahlaksızlık maalesef kendisini gösteriyor. Toplumumuzu ve aileyi ve bireyi yıkan gerek yılbaşı gibi, gerek piyango gibi, kumar gibi toplumu zehirleyen durumlardan hem kendimizi, hem ailemizi, hem şahsımızı kurtarmamız gerekiyor. Bundan dolayı bir şey aktarmak isterim ki Avrupa’nın zeka tarlaları dediğimiz şebu Bismarck ve tarih boyunca da bunun hep şahidini görmüşüz. İslamiyet’e bakarken, İslamiyet’i en yüksek seviyede bütün milletleri ayrı ayrı idare edecek yüksek medeniyete sahip olduğunu ikrar ediyorlar. Bu çok önemli. Acaba tarih boyunca bize medeniyeti, bize maddi manevi inkişafı gösteren bizim İslamiyetimiz, bizim Kur’an’ımızdan alacağımız gelenek ve geleneklerimiz varken bütün ondan sonra bütün devletlere zulmeden hakikaten şurada görüyoruz. Biz neden ondan sonra her fırsatta bu milleti inciten ve bütün kuvvetiyle bize düşmanlık besleyen bu insanların gelenek ve görenekleri alıp bunu uygulamak bizim milliyet-i imaniyemize, milliyet-i İslamiyetimize yakışmıyor. Bizim milliyetimiz İslamiyettir. Aklımız Kur’an ve imandır. Biz bu nazarla, biz bu hakikatla devam edersek inşallah geçmişteki ecdadımızın o kahraman maddi manevi muvaffakiyeti en Elbette ki Allah’ın izniyle biz ona tekrar kavuşacağız. Dolayısıyla toplumumuzdan şunu rica ediyorum ki bir an önce bu konulara eğilsinler. Bizim yerli ve milli olan gelenek ve geleneklerimizi muhafaza edelim. Yeni bir anayasa ile bizim ruhumuza, İslami ahlaklarımıza, bizim Anadolu’nun ruhuna uygun bir anayasa ile Gerçekten gelenek ve göreneklerimizi inşallah temin edelim. Yoksa İspanya’dan, yoksa Fransa’dan, Almanya’dan, İngiltere’den getirdiğimiz kanunların hiçbir zaman gözü ki bize Faydası yoktur. Yerli ve milli kendi kanunlarımızı inşallah bir anayasa ile yapmaya bu milletimiz gerçekten ihtiyaç hissediyor" dedi.
Iğdır FK - Aliağa FK maçının ardından
24 Aralık 2025 Çarşamba - 17:17 Iğdır FK - Aliağa FK maçının ardından Ziraat Türkiye Kupası B Grubu ilk hafta karşılaşmasında Iğdır FK ile Aliağa FK arasında oynanan mücadelenin ardından iki takımın teknik direktörleri basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Ziraat Türkiye Kupası B Grubu’nun ilk haftasında Iğdır FK, sahasında Aliağa FK ile 2-2 berabere kaldı. Maç sonrası basın toplantısında açıklamalarda bulunan Iğdır FK Teknik Direktör İbrahim Üzülmez, "Gruplara ilk defa kaldığımız, tarihimizde de ilk defa gruplara kaldığımız bir maçta iyi başlamak isterdik tabii. Karşımızda da genç, mücadele eden bir rakibimizin olduğunu biliyorduk ve oyunun başlarına başladığınız zaman iyi başladığımızı söyleyemeyiz. Biraz da hatalarımız oldu. Özellikle geçiş oyunlarında rakibimize pozisyon verdik ve arkasından yediğimiz bir gol var tabii ki. Ondan sonraki süreçte zaten Özder’in müthiş golü ile oyunu dengelediğimizi düşünüyorum. İkinci yarı biraz daha baskılı geçen bir mücadele oldu ve Rotariu’nun müthiş golü, Ahmet İlhan’ın müthiş golüyle maç 2-2 bitti. Tabii bizim öncelikli hedefimiz ligdir ama gruplarda da alabildiğimiz kadar puan alıp, gidebildiğimiz kadar yerlere gitmek istiyoruz. Ama tabii teknik adam olarak, İbrahim Üzülmez olarak bu camiayı hakikaten Süper Lig hedefinden uzaklaştırmamak için o hedefimize daha çok yoğunlaştığımızı düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. Üzülmez: "Bu camiayı hedeflere ulaştırmak için mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın" Oynanan karşılaşmada genç futbolculara şans verdiklerini ifade eden Üzülmez, "Bir rotasyon içerisinde saha içine çıkmaya çalıştık, az süre alan oyuncularımıza fırsat vermeye çalıştık. Oyuncularımız da ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Hatalar var mı, var tabii ki. Özellikle ortak dediğimiz ikinci topları kazanma konusunda biraz daha gerideyiz. O toplarda biraz daha agresif olmamız lazım, biraz daha net gitmemiz lazım. 2-1’den sonra girdiğimiz 2-3 tane net pozisyonumuz da var. Biz ligde de bu anlamda sıkıntılar yaşıyoruz. Sivas maçında da 1-1’den sonra 2-3 tane net değerlendiremediğimiz pozisyonlar var. Bugün de 2-1’den sonra üçüncüyü atsak maçı kopartabileceğimiz bir oyundu. Hem Mendes’in, hem Koita’nın, hem Özder’in yakaladığı pozisyonları bir şekilde değerlendirme ve sonuçlandırma konusunda da sıkıntılar yaşıyoruz. Arkasından rakibin de müthiş ortası, Ahmet İlhan’ın da müthiş golüyle maç berabere bitti. Gelişmeye daha çok devam edeceğiz, kendimizi daha çok geliştireceğiz. Şimdi tabii ki önümüzde çok önemli, pazar günü oynayacağımız bir maç var. O maça en iyi şekilde hazırlanacağız ve ondan sonra yapacağımız takviyelerle beraber bu camiayı inşallah hedeflere ulaştırmak için var gücümüzle mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın" ifadelerini kullandı. "İzmir’i en iyi şekilde temsil ettiğimizi düşünüyorum" Ziraat Türkiye Kupası’nda İzmir’i temsil eden tek takım olarak müsabakaya büyük bir gururla geldiklerini dile getiren Aliağa Teknik Direktörü Ramazan Altıntepe, "Bunun için de çok mutluyuz. Maça gelirsek de buraya gelirken dedik; güzel futbol, iyi mücadele, birlikte oynama. Sahada futbolcu kardeşlerim elinden geleni yaptılar. Buradan galip de gidebilirdik ama 1 puan da çok iyi. İyi futbol oynadığımızı düşünüyorum bugün. Güzel futbol oynadığımızı düşünüyorum. İzmir’i en iyi şekilde temsil ettiğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Olta yok, ağ yok: Karasu Çayı’nda çıplak elle yayın balığı avı
24 Aralık 2025 Çarşamba - 15:13 Olta yok, ağ yok: Karasu Çayı’nda çıplak elle yayın balığı avı Ağrı Dağı’nın doğu yamaçlarından doğup Aras Nehri’ne karışan Karasu Çayı’nda yaşanan ilginç bir olay, görenleri hayrete düşürdü. Bölgede "balık adam" olarak tanınan Suat Çetindere, hiçbir ekipman kullanmadan, balıkları çıplak eliyle yakalıyor. Iğdır’ın Aralık ilçesinde bulunan Aras Nehri ve Karasu Çayı, amatör balıkçıların en uğrak noktaları arasında yer alıyor. Balık tutmayı bir tutkuya dönüştüren yöre halkı, hafta sonlarını bu sularda geçirebilmek için sabırsızlıkla bekliyor. Özellikle Karasu Çayı’nda yaşayan ve halk arasında "Lakka" olarak adlandırılan yayın balığı, balıkçıların en çok peşine düştüğü türlerden biri. Ancak çayın yapısı nedeniyle olta ile balık tutmak neredeyse imkânsız. Bu durum karşısında Suat Çetindere, alışılmışın dışında bir yöntemle dikkat çekiyor. Nefesini tutarak suya dalan Çetindere, sazlıkların ve çalı diplerinin arasında saklanan balıkları eliyle yakalıyor. Onun bu sıra dışı avlanma yöntemi, kıyıda bekleyen arkadaşları tarafından hayret ve sevinçle izleniyor. Karasu Çayı’nda sergilediği bu cesur ve farklı balık avı, Suat Çetindere’yi bölgenin en dikkat çeken isimlerinden biri haline getiriyor. Suat Çetindere; " Ben bu balıkları hobi amaçlı, elimle suyun altında tutuyorum. Bende illegal yol ile balık tutma yoktur. Ben bu işe çocuk yaşta başladım. Bende bunu abimden öğrendim. Bunu geliştirdim. Herkes eli ile balık tutabilir ama ben suyun altına girerek bu balıkları tutuyorum. İnanmayan gelip görebilir" dedi.