Yerel Haberler
Iğdır
Iğdır FK - Esenler Erokspor maçının ardından 21 Şubat 2026 Cumartesi - 17:28:07 Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında oynanan Iğdır Futbol Kulübü-Esenler Erokspor maçının ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında Esenler Erokspor, deplasmanda Iğdır FK’yi 3-0 mağlup etti. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında Iğdır FK Teknik Direktörü Kenan Koçak, değerlendirmelerde bulundu. Koçak, "Oyunlar oynanmadan galip gelinmez. Özellikle mücadele edilmeden hiçbir şey olmaz, onun için futbolda geçmişte yoktur. Bugün vardır, bugün buradayız ve bu lig için ne gerekiyorsa, mücadele anlamında, hırs anlamında onu sahaya uygulamamız lazım" dedi. "Erokspor haklı bir galibiyet aldı" Tribünlere özür borçlu olduklarını belirten Koçak, "Taraftarlardan özür dilemek lazım, buraya gelen seyircilerden özür dilemek lazım. Görüntü, oynanan futbol hiç de boş değil, kabul edilir değil. Ben de birkaç haftadır buradayım. Sonuçta her maçla her günle daha da yakın birbirimizi tanıma imkanımız oluyor. Söylediğimi tekrarlıyorum, kötü gün olabilir, performans kötü olabilir, herkes gününde olmayabilir. Rakip belki daha da iyi olabilir o gününde ama mücadele etmenin, ikili mücadeleyi arayıp kazanmayı istemenin, hırsın, birlik beraberliğin bahanesi olmaz. O yüzden Erokspor haklı bir galibiyet aldı, tebrik ediyorum. Biz de bu maçtan gerçekten çıkaracak çok derslerimiz var" şeklinde konuştu. Özköylü: "Gerçekten hepsi büyük bir özveri gösteriyor" Esenler Erokspor Teknik Direktörü Osman Özköylü ise, "Maç öncesi plan anladığımız, düşündüğümüz her şeyi, çok fazla antrenman yapamadık ama en azından analiz toplantılarında oyuncularımıza anlatmaya çalıştık. Ne istediğimizi, rakibin etkili olan oyuncularını, neler yapmak istediklerini çok ayrıntılı bir şekilde oyuncularımıza anlattık. Onlar da bugün biz sahada neyin olmasını istiyorsak harfiyen yapmak için ellerinden gelen çabayı gösterdiler. Kolay değil. 8 günde 3. maç oynuyoruz ve neredeyse yüzde 80 yüzde 90 aynı oyuncu grubuyla oynuyoruz. Gerçekten hepsi büyük bir özveri gösteriyor. Giren, çıkan, sahadaki var olan herkes bu takıma katkı yapmak için elinden geleni yapıyor" ifadelerini kullandı. "Önemli olan kazanmaktı, bugün kazandık" Takımın her geçen gün geliştiğini söyleyen Özköylü, iyi oyun ve iyi sonuçların kendilerini daha güçlü bir ekip haline getirdiğini belirterek, şunları söyledi: "Her geçen gün oyunlarla beraber iyi oyunlar, iyi skorlar, aldığımız iyi sonuçlar bizi çok daha güçlü bir takım haline getiriyor. Kendi içinde çok güçlü bir takım olmaya başladık. Bu da bizim için hedeflediğimiz noktada bizi o hedefimize ulaştıracak en önemli etkenlerden diye düşünüyorum. Çocuklar gerçekten çok özverili, çok iyi niyetli, hepsi sahada başarılı olmak için, harcadıkları emeğin karşılığını alabilmek için büyük bir efor sarf ediyorlar. Çok şükür Rabbim de nasip ediyor. Hepsini ayrı ayrı kutluyorum. Hepsine maşallah diyorum. Bugün gerçekten neredeyse Iğdır takımına bir iki tane haricinde tehlikeli pozisyon vermedik desem doğrudur. Oyunu çok iyi kontrol ettik, çok iyi kapattık. İkinci yarı özellikle maçın skorunu çok farklı hale getirebilirdik. Önemli olan kazanmaktı, bugün kazandık, çok mutluyuz. Bütün oyuncularıma, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Iğdır futbol kulübüne de bundan sonraki süreçte maçlarında başarılar."
20 Şubat 2026 Cuma - 15:27 Iğdır’da ilkokulda veli krizi: 26 aile çocuklarını okula göndermek istemiyor Iğdır’da bir ilkokulda sınıfa sonradan alınan öğrenci nedeniyle yaşandığı iddia edilen sorunlar üzerine 26 veli tepki gösterdi. Olayla ilgili idari ve hukuki sürecin sürdüğü bildirildi. Iğdır’da Hüsnü Özyiğen İlkokulu’nda 26 öğrencinin velisi, sınıfa sonradan alınan bir öğrenci nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemediklerini açıkladı. Veliler, başka bir sınıfta sorun yaşadığı öne sürülen öğrencinin kendi sınıflarına alınmasının ardından şiddet içerikli davranışlar sergilendiğini, sık sık kavga çıktığını ve bazı öğrencilerin tehdit edildiğini iddia etti. Çocuklarının psikolojik olarak olumsuz etkilendiğini belirten veliler, durumu okul yönetimi ile Iğdır İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ilettiklerini ancak kalıcı bir çözüm sağlanamadığını savundu. Aynı öğrencinin velisinin izinsiz şekilde sınıfa girerek öğrencilere tehditte bulunduğu iddiası da gündeme geldi. Okulda güvenlik amacıyla personel görevlendirildiği öğrenildi. Veliler adına konuşan Serpil Biçer, "26 velinin adına konuşuyorum. Halihazırda sorunlu bir öğrenciydi. Daha önce bulunduğu sınıfta da çocuklara tehdit, teneffüslerde sıkıştırma ve öğretmene müdahale gibi olaylar yaşandı. Ardından bu öğrenci bizim sınıfımıza geldi ve aynı sorunları biz de yaşamaya başladık. Çocuklarımız tehdit altında kalıyor, korkuyorlar. Gün içerisinde sürekli bizi arayıp ’gelin bizi alın’ diyorlar. Ya gidip sakinleştiriyoruz ya da almak zorunda kalıyoruz. Veliyle sağlıklı bir iletişim kuramıyoruz. Sadece bir kez muhatap olduk; onda da ’ses kaydı aldım’ diyerek bize bağırdı. Kimseyi dinlemiyor, anlamıyor. Bu nedenle kendisiyle iletişim kuramıyoruz. Dilekçelerimizi yazdık, okula verdik ve gerekli tüm yerlere şikayetlerimizi ilettik. 26 veli olarak talebimiz net: Okul değişikliği ya da sınıf değişikliği yapılsın. Bizden memnun değilse farklı bir çözüm üretilsin. Okul açıldığından beri huzur yok, sağlıklı bir eğitim ortamı yok" dedi. Diğer veliler de tepki göstererek, "Öğretmenimizi dinliyoruz ancak çocuklarımız tehdit ediliyor. Bir velinin sınıfa girip öğrencileri tehdit edebilecek konumda olması kabul edilemez. ’Benim oğlum ağa, paşa, kimse dokunamaz’ şeklinde ifadeler kullanılıyor. Bu durum çocuklarımızın okula gelmekten korkmasına neden oluyor" dedi. Yetkililerle görüşüldüğü halde bir çözüm üretilmediğini savunan veliler, "Hepsiyle görüştük. Müdürümüz o sözde toplantıda bize dedi ki ’Veliyi ben içeri almayacağım.’ Dün biz buradaydık. Gene veli okuldan çıktı. Veli okulun içeresine kadar gidiyor çocuklarımızı tehdit ediyor. Yani kendi çocuğuyla alakalı çocuklarımıza tehditler savuruyor" dedi. Öte yandan, Eğitim Bir-Sen Iğdır Şubesi Başkanı Erkan Çiğdem, aynı velinin öğretmenlerin bulunduğu ortamda izinsiz ses kaydı aldığını ve konunun yargıya taşındığını açıkladı. Çiğdem, eğitim ortamlarında huzur ve güvenliğin korunmasının önemine dikkat çekerek, " Bugün öğretmenimizin talebi üzerine buradayız. Öğretmenimizin bize anlattığı kısmı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir veli, sınıfa girerek ya da öğretmenle öğrencisi hakkında yapılan genel bir görüşme sırasında, öğretmenimizin konuşmasını izni olmadan ses kaydına almış. Öğretmenimiz, yanılmıyorsam salı akşamı, bu veli hakkında emniyete ve savcılığa suç duyurusunda bulundu. Kendi ifadesine göre, bilgisi ve izni dışında sesi kaydedilmiş; ayrıca bu kaydın diğer velilerle paylaşılacağı ve kendisinin şikayet edileceği söylenerek şantaj unsuru olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Bu veliyle ilgili olarak birkaç ay önce de burada bir basın açıklaması yapmıştık. Söz konusu öğrenci daha önce öğretmenimiz Meltem hanımın sınıfındaydı. Veli, Meltem hanımın sınıfına girerek kendisini tehdit etmiş ve kamu görevini yerine getirmesine engel olmuştu. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuş, tehdit nedeniyle öğretmene yönelik veliye bir aylık uzaklaştırma kararı verilmişti. Bu süreçte velinin dilekçesiyle öğrencinin sınıfı değiştirilmişti. Ancak sınıf değişmiş olsa da sorun bitmedi. Bugün gelinen noktada, farklı bir öğretmenimizin sınıfında benzer bir süreç yaşanıyor. Sürecin kökten çözümü için öğrencinin rehabilite edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Velilerin iddia ettiği gibi bir şiddet ya da akran zorbalığı söz konusuysa, bunun rehberlik servisi ve rehber öğretmenler tarafından detaylı şekilde incelenmesi gerekir. Eğer öğrenci Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne yönlendirilmesi gerektiği halde bu engelleniyorsa ya da varsa bir rahatsızlığının tedavisi yaptırılmıyorsa, bu durum ayrıca değerlendirilmelidir. Bu noktada Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’nün devreye girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bildiğimiz kadarıyla okul müdürlüğü; öğrenci velisiyle, rehber öğretmenle ve sınıf öğretmeniyle yapılan tüm çalışmaları Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’ne iletti. Ancak şu ana kadar istenilen ya da somut bir sonuca ulaşılamadı. Süreci yakından takip etmeye devam ediyoruz" dedi.
Iğdır’da şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:33 Iğdır’da şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı Tarım ve Orman Bakanlığı Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Iğdır Üniversitesi iş birliğinde, Karaağaç Kampüsü 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu’nda "İneklerde Döl Verimi ve Buzağı Yaşama Gücünü Artırmaya Yönelik Yetiştirici Eğitim Çalıştayı" düzenlendi. Yoğun katılımla başlayan çalıştay, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla açıldı. Programda konuşan Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı için çalıştayı düzenlendiklerini belirterek; "İlimizde özellikle ineklerde döl verimi ve buzağı kayıplarıyla alakalı olarak Iğdır Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi akademisyenlerimiz ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün iş birliğinde bir program gerçekleştirdik. Özellikle şap hastalığından sonra ilimizde görülen döl tutmama sorunlarını çözmek ve hayvancılığımızın verimliliğini artırmak amacıyla bu faaliyeti başlattık. Bakanlığımızın imkanları ve üniversitelerimizin değerli akademisyenlerinin desteğiyle ilimizdeki hayvan varlığını daha iyi seviyelere taşımak ve artırmak istiyoruz. Özellikle döl verimi kayıplarını minimuma indirerek, sağlıklı genleri ilimize kazandırmayı; süt ve et verimi yüksek hayvan varlığını artırarak hem sayı hem de verimlilik açısından gelişim sağlamayı hedefliyoruz. Bugün de bu kapsamda eğitim çalıştayımızı gerçekleştirdik. Çalıştay süresince üreticilerimizin A’dan Z’ye yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve problemleri ele aldık. Devamında ise çözüm önerilerini gündeme getireceğiz. Üreticilerimizin üretimden kesime, hasada kadar her aşamada yanındayız. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Özellikle şap hastalığından sonra bazı hayvanlarda döl tutmama problemlerinin arttığına dair sahadan geri bildirimler aldık. Birinci ve ikinci tohumlamadan sonra gebelik elde edilememesi gibi sorunların artması üzerine bu çalıştayı düzenleme kararı aldık. Bu kapsamda, sorunların nedenlerini akademisyenlerimizle birlikte inceleyip değerlendirerek çözüm önerileri geliştireceğiz. Besleme, embriyo transferi ve suni tohumlama başta olmak üzere teknik konularda yapılacak çalışmalarla bu sorunları kökünden çözmeyi ve Iğdır’ımızın hayvan varlığını hem artırmayı hem de daha verimli hâle getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda çalıştayımızı gerçekleştirmiş bulunuyoruz." dedi. Hayvancılığın bölge ekonomisindeki kritik rolüne dikkat çeken Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel ise "Hayvancılık bölgemizin ekonomik ve sosyal yapısının temel dinamiklerinden birisidir. Iğdır’ımızın sahip olduğu Coğrafik avantajlar ve üretim kültürü doğru bilgi bilimsel yöntemler ve nitelikli eğitimle birleştiğinde çok daha güçlü bir potansiyele dönüşmektedir. İşte bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay tam da bu dönüşümün bir parçası niteliğindedir. Döl veriminin artırılması ve buzağı yaşama gücünün yükseltilmesi işletme karı açısından oldukça önemli bir unsurdur. Aynı Zamanda bu durum işletme karlılığının ötesinde sürdürülebilir hayvancılık, gıda güvenliği ve ülke ekonomisi açısından da büyük bir önem taşımaktadır." dedi. Çalıştayda, şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı, ineklerde döl veriminin artırılması, buzağı kayıplarının azaltılması ve modern yetiştiricilik yöntemleri hakkında uzmanlar tarafından katılımcılara bilgiler verildi. Eğitim programının, bölgedeki hayvancılığın gelişimine önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Düzenlenen çalıştaya Iğdır Valisi M. Fırat Taşolar, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, akademisyenler, ilgili kurum temsilcileri, yetiştiriciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Iğdır’da yoğun kar yağışı: 57 köy yolu ulaşıma kapandı, şarampole devrilen minibüs kurtarıldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:07 Iğdır’da yoğun kar yağışı: 57 köy yolu ulaşıma kapandı, şarampole devrilen minibüs kurtarıldı Iğdır’da dün geceden itibaren etkili olan yoğun kar yağışı, hayatı olumsuz etkiledi. Şehir genelinde etkili olan kar yağışı nedeniyle 57 köy yolu, toplam 315 kilometrelik hat üzerinde ulaşıma kapandı. Iğdır’da yoğun kar yağışı sonrası kapanan 57 köy yolu ile toplam 315 kilometrelik hat üzerinde, Iğdır İl Özel İdaresi ekipleri çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Ekiplerin sabah saatlerinde yürüttüğü çalışmalar sırasında, Alibeyköy’den Iğdır şehir merkezine gelmeye çalışan bir yolcu minibüsünün, yoğun sis ve kar nedeniyle şarampole devrildiği ihbarı alındı. Olay yerine sevk edilen ekipler, hummalı bir çalışma sonucu minibüsü bulunduğu yerden çıkararak yolu yeniden güvenli hale getirdi. Kazada minibüste bulunan 8 yolcunun sağlık durumlarının iyi olduğu, herhangi bir yaralanma ya da can kaybının yaşanmadığı öğrenildi. Alibeyköy Muhtarı Ali Turgut, yaşanan olayla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Alibeyköy’den şehir merkezine doğru gelirken yoğun sis ve kar nedeniyle görüş mesafemiz düştü. Bir anda yolu şaşırdık ve aracımız şarampole yuvarlandı. Çok şükür, araçta bulunan yolcularımızda herhangi bir yaralanma olmadı. Büyük bir kazayı ucuz atlattık. Durumu İl Özel İdaresi’ne bildirdik. Sağ olsunlar, ekipmanları ve kepçeleriyle kısa sürede olay yerine gelerek bizleri bulunduğumuz yerden çıkardılar. Emeği geçen Genel Sekreterimize, ilgili şubelerimize ve tüm ekiplere teşekkür ediyorum." Yetkililer, vatandaşları olumsuz hava şartlarına karşı dikkatli olmaları ve zorunlu olmadıkça yola çıkmamaları konusunda uyardı.
Iğdır 112’den vatandaşlara uyarı: Gereksiz aramalar hayat kurtarmayı geciktiriyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:35 Iğdır 112’den vatandaşlara uyarı: Gereksiz aramalar hayat kurtarmayı geciktiriyor Iğdır 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları, asılsız ve gereksiz ihbarların gerçek vakalara müdahaleyi geciktirdiğini belirterek vatandaşları yalnızca acil durumlarda merkezi aramaları konusunda uyardı. Iğdır 112 Acil Çağrı Merkezi, 7/24 esasına göre vatandaşların acil durum çağrılarına hızlı ve etkin şekilde yanıt vermek için görev yapıyor. Merkezde görevli personel, bir yandan gerçek acil vakalara müdahale edebilmek için yoğun mesai harcarken, diğer yandan da asılsız ihbarlarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Asılsız çağrılar, gerçekten yardıma ihtiyacı olan vatandaşlara ulaşılmasını geciktirerek hayati risk oluşturabiliyor. Bu nedenle yetkililer, vatandaşları yalnızca gerçek acil durumlarda 112’yi aramaları konusunda duyarlı olmaya davet ediyor. Iğdır 112 Acil Çağrı Merkezi’nde görev yapan Alican Yurtseven, merkezde yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. Öncelikli görevlerinin gelen çağrıları alarak sağlık, itfaiye, emniyet ve jandarma gibi ilgili kurumlara iletmek olduğunu belirten Yurtseven, "Ben ve ekip arkadaşlarım, ilimizde meydana gelen tüm acil olaylara en hızlı şekilde müdahale edilmesi için ekipleri yönlendiriyor ve bilgilendiriyoruz. Öncelikli görevimiz, gelen çağrıları almak ve gerekli kurumlara; sağlık, itfaiye, emniyet, jandarma vb. iletmektir. Bunun dışında yaptığımız en önemli işlerden biri de asılsız ve gereksiz çağrıları süzmek ve filtrelemektir. Bu sayede polis, jandarma, itfaiye ve sağlık ekiplerinin gereksiz ihbarlarla meşgul olmasını engelliyoruz. Böylece gerçek ihtiyaç sahiplerine daha hızlı ulaşılmasını sağlıyoruz. Bu noktada vatandaşlarımıza da büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü gereksiz çağrıları yapanlar yine kendi vatandaşlarımızdır. Yapılan her asılsız arama, gerçekten yardıma ihtiyacı olan bir kişinin yardım almasını geciktirebilmektedir. Bu nedenle 112 Acil Çağrı Merkezi’nin yalnızca acil durumlarda aranması büyük önem taşımaktadır. ’Akıllı telefonlar asılsız ihbar sayısını artırdı’ Son zamanlarda akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların telefon kullanımı da artmıştır. Ancak çocuklar telefonu nasıl kullanacaklarını bilmedikleri için sık sık 112’yi arayabilmektedir. Bu durum da çağrı merkezinin gereksiz yere meşgul edilmesine neden olmaktadır. Mevzuatımıza göre asılsız ve gereksiz ihbarlarla ilgili para cezaları bulunmaktadır. Birden fazla kez çağrı merkezini gereksiz yere meşgul eden kişiler tespit edildiğinde, adli para cezası uygulanmaktadır. 112’yi her türlü konu için arayan vatandaşlarımız da olmaktadır. En ilginç örneklerden biri, kapıda kilitli kalan bir vatandaşın, dakikası olmadığı için "Ben geldim anahtarım yanımda değil, Halamın numarasını verirsem onu arar mısınız, kapıyı açabilir mi?" diye bizi aramasıydı." dedi. Mevzuat gereği asılsız ihbarlarda bulunanlara adli para cezası uygulandığını hatırlatan Yusuf Ulaş Durak, "Bizim buradaki temel amacımız; kurumlar arası koordinasyonu ve iş birliğini sağlamak, asılsız ihbarları engellemek ve gerçek çağrıları ilgili birimlere hızlıca ulaştırmaktır. Aynı vakaya birden fazla ekibin zamanında ulaşabilmesi için koordinasyon içinde çalışıyoruz. Gereksiz çağrılarla ilgili yaptırımlar bulunmaktadır. Her ne kadar çok duyulmasa da maddi cezalar uygulanmaktadır. Bu cezalar halen yürürlüktedir. Vatandaşlarımızın bu tür yaptırımlarla karşılaşmamaları için 112’yi gereksiz yere aramamaları gerekmektedir. Bazen öğrenciler test sorularını çözdürmek için bazı kişiler PIN kodunu öğrenmek için bazıları da fatura ödemek amacıyla 112’yi aramaktadır. Bu gibi durumlarda bilgi amaçlı arandığı için kısa bir bilgilendirme yaparak görüşmeyi sonlandırıyoruz. 112; sağlık sorunu yaşayanlar, yangın durumunda itfaiyeye ihtiyaç duyanlar, emniyet ve jandarmaya ihtiyaç duyanlar, orman yangını veya doğa tehlikesi yaşayanlar, deniz kazaları ve boğulma tehlikesi bulunan durumlarda (sahil güvenlik) için aranmalıdır. Konuşma imkanı olmayan kişiler 112’ye mesaj da atabilir. Mesajda adresini ve durumu açıkça yazan vatandaşlarımıza da gerekli yardımlar sağlanmaktadır" diye konuştu. Gürkan Demirbaş ise, "Biz burada toplumumuza hizmet etmek; sağlığını, güvenliğini, çevresini ve huzurunu korumak için görev yapıyoruz. Başıma gelen en ilginç olaylardan biri de küçük bir kız çocuğuydu. Yaklaşık 6–7 yaşlarındaydı. Telefonda, "Babam bana çok kızdı, ne yapmalıyım?" dedi. Anne ve babasının uyuduğunu söyledi. Muhtemelen ailesinin telefonunu gizlice alıp aramıştı. Ben de ona, "Anneni uyandır, babandır, kızmıştır ama geçer. Yarın gönlünü alır, sana çikolata alır. Üzülme" dedim. Sonra konuşmayı sonlandırdık. Bu olay, meslek hayatımda beni en çok etkileyen hatıralardan biri oldu" dedi.
Iğdır 112’den vatandaşlara uyarı: Gereksiz aramalar hayat kurtarmayı geciktiriyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:33 Iğdır 112’den vatandaşlara uyarı: Gereksiz aramalar hayat kurtarmayı geciktiriyor Iğdır 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları, asılsız ve gereksiz ihbarların gerçek vakalara müdahaleyi geciktirdiğini belirterek vatandaşları yalnızca acil durumlarda 112’yi aramaları konusunda uyardı. Iğdır 112 Acil Çağrı Merkezi, 7 gün 24 saat esasına göre vatandaşların acil durum çağrılarına hızlı ve etkin şekilde yanıt vermek için görev yapıyor. Merkezde görevli personel, bir yandan gerçek acil vakalara müdahale edebilmek için yoğun mesai harcarken, diğer yandan da asılsız ihbarlarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Asılsız çağrılar, gerçekten yardıma ihtiyacı olan vatandaşlara ulaşılmasını geciktirerek hayati risk oluşturabiliyor. Bu nedenle yetkililer, vatandaşları yalnızca gerçek acil durumlarda 112’yi aramaları konusunda duyarlı olmaya davet ediyor. Iğdır 112 Acil Çağrı Merkezi’nde görev yapan Alican Yurtseven, merkezde yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. Öncelikli görevlerinin gelen çağrıları alarak sağlık, itfaiye, emniyet ve jandarma gibi ilgili kurumlara iletmek olduğunu belirten Alican Yurtseven; "Iğdır 112 Acil Çağrı Merkezi’nde çalışıyorum. Ben ve ekip arkadaşlarım, ilimizde meydana gelen tüm acil olaylara en hızlı şekilde müdahale edilmesi için ekipleri yönlendiriyor ve bilgilendiriyoruz. Öncelikli görevimiz, gelen çağrıları almak ve gerekli kurumlara; sağlık, itfaiye, emniyet, jandarma vb. iletmektir. Bunun dışında yaptığımız en önemli işlerden biri de asılsız ve gereksiz çağrıları süzmek ve filtrelemektir. Bu sayede polis, jandarma, itfaiye ve sağlık ekiplerinin gereksiz ihbarlarla meşgul olmasını engelliyoruz. Böylece gerçek ihtiyaç sahiplerine daha hızlı ulaşılmasını sağlıyoruz. Bu noktada vatandaşlarımıza da büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü gereksiz çağrıları yapanlar yine kendi vatandaşlarımızdır. Yapılan her asılsız arama, gerçekten yardıma ihtiyacı olan bir kişinin yardım almasını geciktirebilmektedir. Bu nedenle 112 Acil Çağrı Merkezi’nin yalnızca acil durumlarda aranması büyük önem taşımaktadır. ’Akıllı telefonlar asılsız ihbar sayısını artırdı’ Son zamanlarda akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların telefon kullanımı da artmıştır. Ancak çocuklar telefonu nasıl kullanacaklarını bilmedikleri için sık sık 112’yi arayabilmektedir. Bu durum da çağrı merkezinin gereksiz yere meşgul edilmesine neden olmaktadır. Mevzuatımıza göre asılsız ve gereksiz ihbarlarla ilgili para cezaları bulunmaktadır. Birden fazla kez çağrı merkezini gereksiz yere meşgul eden kişiler tespit edildiğinde, adli para cezası uygulanmaktadır. 112’yi her türlü konu için arayan vatandaşlarımız da olmaktadır. En ilginç örneklerden biri, kapıda kilitli kalan bir vatandaşın, dakikası olmadığı için "Ben geldim anahtarım yanımda değil, Halamın numarasını verirsem onu arar mısınız, kapıyı açabilir mi?" diye bizi aramasıydı." dedi. Mevzuat gereği asılsız ihbarlarda bulunanlara adli para cezası uygulandığını hatırlatan Yusuf Ulaş Durak;" Bizim buradaki temel amacımız; kurumlar arası koordinasyonu ve iş birliğini sağlamak, asılsız ihbarları engellemek ve gerçek çağrıları ilgili birimlere hızlıca ulaştırmaktır. Aynı vakaya birden fazla ekibin zamanında ulaşabilmesi için koordinasyon içinde çalışıyoruz. Gereksiz çağrılarla ilgili yaptırımlar bulunmaktadır. Her ne kadar çok duyulmasa da maddi cezalar uygulanmaktadır. Bu cezalar halen yürürlüktedir. Vatandaşlarımızın bu tür yaptırımlarla karşılaşmamaları için 112’yi gereksiz yere aramamaları gerekmektedir. Bazen öğrenciler test sorularını çözdürmek için, bazı kişiler PIN kodunu öğrenmek için, bazıları da fatura ödemek amacıyla 112’yi aramaktadır. Bu gibi durumlarda bilgi amaçlı arandığı için kısa bir bilgilendirme yaparak görüşmeyi sonlandırıyoruz. 112; Sağlık sorunu yaşayanlar, Yangın durumunda itfaiyeye ihtiyaç duyanlar, Emniyet ve jandarmaya ihtiyaç duyanlar, Orman yangını veya doğa tehlikesi yaşayanlar, Deniz kazaları ve boğulma tehlikesi bulunan durumlarda (sahil güvenlik) için aranmalıdır. Konuşma imkanı olmayan kişiler 112’ye mesaj da atabilir. Mesajda adresini ve durumu açıkça yazan vatandaşlarımıza da gerekli yardımlar sağlanmaktadır." dedi. Gürkan Demirbaş ise; " Biz burada toplumumuza hizmet etmek; sağlığını, güvenliğini, çevresini ve huzurunu korumak için görev yapıyoruz. Başıma gelen en ilginç olaylardan biri de küçük bir kız çocuğuydu. Yaklaşık 6-7 yaşlarındaydı. Telefonda, "Babam bana çok kızdı, ne yapmalıyım?" dedi. Anne ve babasının uyuduğunu söyledi. Muhtemelen ailesinin telefonunu gizlice alıp aramıştı. Ben de ona, "Anneni uyandır, babandır, kızmıştır ama geçer. Yarın gönlünü alır, sana çikolata alır. Üzülme," dedim. Sonra konuşmayı sonlandırdık. Bu olay, meslek hayatımda beni en çok etkileyen hatıralardan biri oldu." dedi. (ERZ-NK)
Ağrı Dağı Milli Parkı 200’ü aşkın kuş türüne ev sahipliği yapıyor
10 Şubat 2026 Salı - 15:47 Ağrı Dağı Milli Parkı 200’ü aşkın kuş türüne ev sahipliği yapıyor Türkiye’nin en büyük milli parklarından biri olan Ağrı Dağı Milli Parkı, sahip olduğu zengin biyolojik çeşitlilikle dikkat çekiyor. Park sınırları içerisinde yer alan Karasu Sulak Alanı’nda yapılan gözlemler sonucunda 200’ün üzerinde kuş türü tespit edildi. Ağrı Dağı’nın zirvesindeki buzul ve kar sularıyla beslenen Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesine bağlı Karasu Sulak Alanı, göçmen kuşlar için önemli bir yaşam ve konaklama alanı olma özelliğini sürdürüyor. Yaban Hayatı Uzmanı Mete Türkoğlu, bölgede düzenli olarak yaptıkları çalışmalar neticesinde aktif olarak 209 kuş türünü kayıt altına aldıklarını belirtti. Sulak alanın göçmen kuşlar açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Türkoğlu, "Şu anda bulunduğumuz bölge, Ağrı Dağı Milli Parkı eteklerinde yer alan önemli bir sulak alandır. Burada yaklaşık 200 kuş türü gözlemlenmektedir. Bu türlerin 128’i yaz döneminde gelip üreyen ve daha sonra göç eden kuşlardan oluşuyor. Ayrıca 48 tür ise sadece göç dönemlerinde burayı konaklama alanı olarak kullanıyor" dedi. Göçmen kuşların Karasu Sulak Alanı’nı tercih etmesindeki en önemli etkenin besin kaynaklarının zenginliği olduğuna dikkat çeken Türkoğlu, "Ağrı Dağı’ndan gelen sular sayesinde bölgede çok sayıda gölet oluşuyor. Sulak alanın genişliği, bitki çeşitliliği ve besin kaynaklarının bolluğu kuşları buraya çekiyor" diye konuştu. Uzmanlar, Karasu Sulak Alanı’nın korunmasının göç yolları üzerindeki kuş türleri ve bölgenin ekolojik dengesi açısından büyük önem taşıdığına vurgu yaptı.
Iğdır’da kuşlar için yemleme ve gözlem etkinliği
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:14 Iğdır’da kuşlar için yemleme ve gözlem etkinliği Iğdır’da doğaseverler, Ağrı Dağı Milli Parkı Bulakbaşı mevkiinde kuş gözleme ve yemleme etkinliğinde buluştu. TEMA Vakfı Iğdır İl Temsilciliği gönüllüleri, Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekibinin katılımıyla Ağrı Dağı Milli Parkı Bulakbaşı mevkiinde kuş gözlem ve kuş yemleme etkinliği gerçekleştirdi. Bölgenin doğal zenginliklerinin tanıtılması ve doğa bilincinin artırılmasına yönelik düzenlenen etkinlik hakkında konuşan TEMA Vakfı Iğdır İl Temsilcisi Avukat Muhammet Turan, "Bugün TEMA Vakfı Iğdır İl Temsilciliği gönüllüleri ve Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleriyle birlikte Bulakbaşı mevkiinde kuş gözleme ve kuş yemleme etkinliği gerçekleştirdik. Muhteşem bir alan var. Birçok çeşit kuş gördük. Dürbünler ile birlikte gözlemledik. Çocuklarımızla burada kuş yemleme etkinliği gerçekleştirdik. Ağrı Dağı Milli Parkı, Bulakbaşı’nda gözde alanlardan birisidir. Burada çok sayıda kuş çeşidi yaşamakta. Ağrı Dağı’nda eriyen karların beslediği bir sulak alan burada mevcut. Aynı zamanda kuşların yemleme alanı da bulunuyor. Çok sayıda kuş çeşidini burada gözlemleyebiliriz. Aynı zamanda çok güzel bir manzarası, çok güzel bir alanı da var. Temiz bir havamız var. Herkesin buraya gelip ziyaret etmesini istiyoruz" dedi. Gönüllülerden Ceyda Emre ise, "Bugün ilk defa geldim buraya. Bulakbaşı bölgesindeyiz, Ağrı Dağı Milli Parkı’ndayız. Çokça endemik kuşlar ve bitki örtüsü var. Aynı zamanda kuşların uğrak noktası olduğunu öğrendik bugün buranın. Daha önce hiç görmediğim kuşları gördüm" diye konuştu. Adem Yaşa da bölgenin yeterince tanıtılmadığına dikkat çekerek, "Bu kadar harika bir yerin bu şehirde olması ve bugün benim bunu fark etmiş olmam benim için hem çarpıcı hem de çok önemli bir durum. 16 yıldır bu şehirdeyim. Böyle bir hazinenin, böyle bir güzelliğin olması müthiş bir olay. Gerçekten çok etkilendim. Ama tabii bunun yeterince bilinmemesiyle birlikte, bu tür çalışmaların ve etkinliklerin kamuoyunda bilinir hale getirilmesi konusunda ciddi bir eksiklik var. Bu konuda çalışmak lazım" dedi.