Yerel Haberler
Iğdır
Iğdır FK - Ankara Keçiörengücü maçının ardından 08 Nisan 2026 Çarşamba - 20:53:45 Trendyol 1. Lig’in 34. haftasında oynanan Iğdır FK ile Ankara Keçiörengücü maçının ardından iki takımın teknik sorumluları açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 34. haftasında Iğdır FK, sahasında Ankara Keçiörengücü’ne 1-0 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Iğdır Futbol Kulübü Yardımcı Antrenörü Ömer Faruk Karaman bireysel hatalar yaptıklarını belirterek, "Rakibimizin nasıl bir oyun oynayacağını ofansif ve defansif anlamda biliyorduk. Buna rağmen ilk yarıda iyi bir performans sergiledik. Sadece yaptığımız bireysel hatalardan dolayı rakibin yakaladığı pozisyonlar oldu. Nitekim ikinci yarının başında talihsiz, beklenmedik bir gol yedik. Ne olursa olsun, oyunun son 25-30 dakikasında skoru en azından 1-1’e getirip lehimize çevirebilirdik. Oyun buna uygundu" dedi. "50 dakika oyunda kalması dikkat çekici" 90 dakika süren karşılaşmada topun yalnızca 50 dakika oyunda kalmasının dikkat çekici olduğunu söyleyen Karaman, "Fakat maçın bitişinden sonra, maçtan ziyade konuşmamız gereken başka bir konu var. Hakemlerimize çok değer veriyoruz. Dünya Kupası’na katılacak bir ülke olarak, ülke futbolu adına kendimizi geliştirip ileri taşıyoruz. Ancak 90 dakika oynanan bir maçta topun sadece 50 dakika oyunda kalması dikkat çekici. Bugün 9 oyuncu değişikliği yapıldı ama top yine sadece 50 dakika oyunda kaldı. Top oynamak isteyen bir takım var, yerden kalkmayan bir rakip var. Bunun ayırt edilip oyunun ona göre yönetilmesi gerekiyordu. Rakip takım kalecisinin 70. dakikada uyarılıp bir kez bile sarı kart görmemesi ve oyunun bu şekilde devam etmesi düşündürücü. Rakibin sürekli yere yatmaları var ve buna rağmen uzatma süresinin sadece 4 dakika verilmesi, ilk yarıda da 2-3 dakika eklenmesi topun oyunda kalma süresiyle örtüşmüyor" diye konuştu. Talihsiz bir mağlubiyet aldıklarını söyleyen Karaman, " Topu oynamaya çalışan bir takım var ve bunun korunması gerekiyordu. Nitekim talihsiz bir mağlubiyet aldık. En kötü ihtimalle skoru 1-1’e getirip buradan beraberlikle ayrılmamız gerekiyordu. Hatta oyunu 1-1’e getirdikten sonra maçı çevirebilirdik de. Ancak maalesef yeterli olmadı. Rakibimizi tebrik ediyoruz" açıklamasında bulundu. Koşukavak: "Maça iyi hazırlandık" Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak maça iyi hazırlandıklarını söyleyerek, "Biz maça iyi hazırlandık. Iğdır FK zor bir rakip; bu ligin üzerinde oyuncu kalitesine sahip isimleri var ve her an problem çıkarabilirler. Buna rağmen çok iyi savunduk. İlk yarıda, özellikle 23. dakikaya kadar maç 2-0’a gelebilirdi. Hem Eze hem de Junior Fernandes ile net pozisyonlardan faydalanamadık. O pozisyonları değerlendirebilseydik, maçı erken koparıp ikinci yarıyı daha rahat oynayabilirdik. Ancak bu fırsatları kaçırınca, özellikle deplasmanda bu kadar net pozisyonu bir daha bulmak zorlaşıyor. İlk yarının 0-0 bitmesiyle bir avantaj kaybettik. İkinci yarıda da iyi savunduk, topa iyi sahip olduk. Oyunun tüm bölümlerini ciddi bir şekilde oynadık ve çok önemli bir galibiyet elde ettik. Oyuncularımı tebrik ediyorum. İnşallah play-off’a kalmak için kalan maçlarda da aynı özveriyle devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
07 Nisan 2026 Salı - 14:22 Iğdır’da kırsalda 2026 ekin sezonu başladı Doğu Anadolu’nun önemli tarım merkezlerinden Iğdır’da, kış mevsiminin ardından ekin sezonu başladı. Ağrı Dağı eteklerindeki köylerde kar örtüsünün kalkmasıyla birlikte arpa ve buğday ekimine başlanırken, bu yıl hububat üretiminde yüzde 33 artış bekleniyor. Doğu Anadolu’nun önemli tarım merkezlerinden Iğdır’da 2026 yılı ekin sezonu başladı. Uzun ve sert geçen kış mevsiminin ardından havaların ısınması ve karların erimesiyle birlikte çiftçiler yeniden tarlalarına dönerek üretim hazırlıklarını tamamladı. Özellikle Ağrı Dağı eteklerindeki köylerde kar örtüsünün kalkmasıyla birlikte arpa ve buğday ekimi hız kazandı. İl genelinde hem ovada hem de dağlık alanlarda üretim faaliyetleri sürerken, üreticiler bereketli bir sezon geçirmeyi umut ediyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, baharın gelişiyle birlikte tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığını belirtti. Tingiş, "Iğdır ilimizde baharın gelmesiyle birlikte özellikle dağlık alanlarımızda arpa üretimi devam ediyor. Ovamızda diğer birinci ürünlerin üretimi sürerken, sonbaharda ekilen buğdayların gelişimi de devam ediyor. Bununla birlikte ot ilaçlaması, ot mücadelesi ve ilkbahar gübreleme çalışmaları da aralıksız sürdürülüyor." dedi. Iğdır genelinde yaklaşık 90 bin dekar alanda buğday ve hububat üretimi yapıldığını ifade eden Tingiş, bu yıl yaklaşık 60 bin ton buğday rekoltesi beklendiğini söyledi. Arpa üretimine de değinen Tingiş, 30 bin dekar alanda ekim yapıldığını ve yaklaşık 8 bin 500 ton ürün beklediklerini kaydetti. İklim şartlarının şu ana kadar olumlu seyrettiğini vurgulayan Tingiş, özellikle dağ köylerinde baharlık arpa ekimlerinin nisan ayı sonuna kadar devam edeceğini ifade etti. Üreticilere çağrıda bulunan Tingiş, herhangi bir sorunla karşılaşmaları halinde ilgili kurumlara başvurmalarını istedi. Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklık nedeniyle üreticilerin mısır üretimine yöneldiğini hatırlatan Tingiş, 2026 yılı verilerine göre hububat üretiminde, özellikle buğdayda yüzde 33 oranında artış gözlemlendiğini belirtti. Yoğun yağışların etkisiyle nadasa bırakılan arazilerin de yeniden üretime kazandırıldığını dile getiren Tingiş, "Verimli geçen kış dönemi sayesinde topraklarımız ekime uygun hale geldi. Üreticilerimiz bu alanları tekrar ekmeye başladı. Yağışların devam etmesi halinde nisan sonu ve mayıs ayında oldukça iyi bir verim bekliyoruz" diye konuştu.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 12:15 Iğdır’da motosiklet hırsızlığı şüphelileri köye tekrar geldi Iğdır’ın Akyumak köyünde motosiklet çalan hırsızlar, hiçbir şey olmamış gibi ertesi gün tekrar köye geldi. Köylüler fark edince şahıslar kaçarak köyden uzaklaştı. Iğdır merkeze yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki Akyumak köyünde 3 gün önce meydana gelen motosiklet hırsızlığı, köy halkını endişelendirdi. İddiaya göre, yaşları 17 ile 20 arasında değişen 4 kişi, ilk gün köye gelerek duvarları yüksek bir evin bahçesine girdi ve burada bulunan motosikleti çaldı. Köy muhtarının köyde kurduğu güvenlik kamera sistemi sayesinde şüpheliler kameraya yansırken, ihbar üzerine köye gelen jandarma ekipleri bölgede arama yaptı. Ancak yapılan çalışmalara rağmen şüpheliler bulunamadı. Olayın ardından ertesi gün aynı kişilerin tekrar köye geldiği öne sürüldü. Şüphelileri fark eden köylüler birbirlerine haber vererek bir araya geldi ve çevrede arama yaptı. Ancak tüm çabalara rağmen şahıslara ulaşılamadı. Köylüler, şüphelilerin köyü iyi bildiğini ve artık şehir merkezinden uzaklaşarak kırsal alanları hedef aldıklarını dile getirdi. Yaşları küçük olduğu tahmin edilen şüphelilerin bir an önce yakalanmasını isteyen Ali Kaya, "Cuma günü gece 00.35’te benim evin bahçesine girdiler. Bahçeye girip motosikleti üç kişi alıp götürdü. Tabii biz hemen jandarmayı aradık. Jandarma 15 dakika içinde köye ulaştı. Dört asker ve iki sivil ekip arama yaptı. Tarlayı, köprüyü, her tarafı gezdik ama bir şey bulamadık. Aradan bir gün geçti. Ertesi gün bu sefer dört kişi olarak tekrar köye gelmişler. Yanımdaki kafede oturan yeğenim onları tanımış, çünkü güvenlik kameralarına yansımışlardı. Beni ve oğlumu arayarak ’amca, aynı kişiler size doğru geliyor’ dedi. Ben de ’önlerini keselim’ dedim. Bizim aşevi var, orada durdular. Biz de toparlandık, yakalamaya çalıştık. Bu sırada yine jandarmayı aradık. Komşunun oğlu hayvanlara bakmaya çıkınca sesleri duyup onları fark etti. Bunu görünce kaçtılar. Biz de peşlerinden koştuk ama yakalayamadık. O sırada jandarma yine 10-15 dakika içinde geldi. Gece saat 03.00’e kadar köprü altı, tarla, Melekli, Pulur köylerinin her tarafını gezdik ama yine bir şey bulamadık. Yürüyerek aradık. Sanki burada kimse yaşamıyormuş gibi rahat hareket ediyorlar. Demek ki bu köyü önceden tespit etmişler. Çıkış yollarını biliyorlar. Bizim köylüler bile her yeri bu kadar iyi bilmez. Aynı güzergahtan gelip aynı güzergahtan gidiyorlar. Demek ki gündüz gelip keşif yapıyorlar, gece de aynı yoldan kaçıyorlar" dedi. Hırsızlık yapan şüphelileri birilerinin yönlendirdiğini söyleyen Kaya, "Bunları topluma kazandırmamız gerekiyor. Şimdi dışlarsak, büyüdüklerinde aynı şekilde devam edecekler" diye konuştu. Köy sakinlerinden Okan Sadi ise hırsızların artık şehir merkezi, köy dinlemediklerini belirterek, "Yaşları 17 civarında, küçükler. İçlerinde bir kişi biraz daha büyük. Köyümüz merkeze 3 kilometre uzaklıkta. Artık merkezi bırakıp köylere gelmeye başladılar. Bizim köye iki kez geldiler, ikisinde de yakalayamadık. Köye karışıp kayboldular. Jandarma da geldi ama bulamadık" dedi.
Anadolu Aşiretler Federasyonu: "Kürtler siyonist ve emperyalist küresel güçlerin askeri değildir, olmayacaktır"
11 Mart 2026 Çarşamba - 13:14 Anadolu Aşiretler Federasyonu: "Kürtler siyonist ve emperyalist küresel güçlerin askeri değildir, olmayacaktır" Anadolu Aşiretler Federasyonu, ABD’nin İran’da Kürt grupları silahlandıracağı yönündeki iddialara ilişkin "Kürtler siyonist, emperyalist ve küresel güçlerin askeri değildir ve olmayacaktır" açıklaması yaptı. Iğdır’da 57 şehir ve 260’tan fazla aşiretin yanı sıra yüzlerce kanaat önderinin oluşturduğu Anadolu Aşiretler Federasyonu, ABD’nin İran’da bazı Kürt grupları silahlandıracağı yönündeki iddialara ilişkin basın açıklaması yaptı. Kürt halkının tarih boyunca dış güçlerin projelerinde yer almadığı vurgulanarak, bu tür iddiaların bölge halkları arasında fitne çıkarmayı amaçladığı ifade edilen açıklamada, "Kürtler siyonist, emperyalist ve küresel güçlerin askeri değildir ve olmayacaktır. Kürt halkı tarih boyunca bulunduğu coğrafyada barıştan, kardeşlikten ve birlikte yaşamdan yana tavır almıştır" denildi. Bölgedeki halkların birlik ve beraberliğini hedef alan girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiği belirtilerek, dış güçlerin bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik adımlarına karşı ortak duruş çağrısında bulunuldu. Anadolu Aşiretler Federasyonu Genel Başkanı Ferhat Armağan, İsrail ve Amerika başta olmak üzere emperyalist ve siyonist güçlerin, tarih boyunca İslam milletlerini ve İslam devletlerini parçalamak istediğini belirterek, "Son zamanlarda bölgede gündemi meşgul eden, gerçekten birlik ve beraberliğimize zarar veren bazı yapıların olduğunu biliyoruz. Bin seneden fazladır İslamiyet’i tahrip etmeye çalışan güçlerin ve odakların kim olduğunu da biliyoruz. Biz Kürtler üzerinde oynanmak istenen oyunların farkındayız. İsrail ve Amerika başta olmak üzere emperyalist ve siyonist güçlerin, tarih boyunca İslam milletlerini ve İslam devletlerini parçalamak, yıkmak ve birbirine düşürmek için her türlü desteği verdiklerini gördük. Bu milletin zarar görmesi için iftiralar uydurduklarını da biliyoruz. Bugüne kadar bu gerçeğin bilinciyle hareket ettik. Biz Kürtler, binlerce yıllık kültürü, medeniyeti, siyasi duruşu ve güçlü bir inancı olan bir milletiz. İslamiyet’e, imana ve İslam milletlerine hizmet etmiş; onlarla birlikte yürümüş bir halkız. Kürtler, bin yılı aşkın süredir İslamiyet’e bayraktarlık yapmış, askerlik yapmış, ordular kurmuş ve kahramanlık göstermiş bir millettir" dedi. Kürtlerin kültürüyle, ahlakıyla ve toplumsal yapısıyla örnek olmuş bir millet olduğunu söyleyen Armağan, "Bizi biz yapan, bizi yücelten medeniyetimizi ve kültürümüzü asla terk etmeyeceğiz. Kürtler, Selahaddin-i Eyyubi Mescid-i Aksa’yı fethederken Türk beyleri de onun yanında saf saf dizilmiş, İslam’a, imana ve Kur’an’a hizmet ederek birlikte mücadele etmiştir. Selahaddin-i Eyyubi ile birlikte Türkler de Mescid-i Aksa’nın fethinde yer almıştır. Yine Yavuz Sultan Selim Han’ın yanında İdris-i Bitlisi’nin duruşu bunun en açık örneklerinden biridir. Osmanlı’nın kuruluşunda da Taceddin-i Kürdi’nin güçlü desteği olmuştur. İşte Kürtler budur. Biz Kürtler ve Türkler tarih boyunca hep bir olduk, beraber olduk. Dünyanın bütün güçleri bir araya gelse bizi birbirimizden ayıramaz. Bu nedenle bölgede İsrail’in, Amerika’nın, Avrupa’nın ve siyonist güçlerin oyunlarına asla gelmeyiz. Biz Kürtler paçavra değiliz. Biz Kürtler İsrail’in, Amerika’nın ve Avrupa’nın hiçbir siyonist gücünün askeri değiliz. Hiçbir zaman da olmadık, bundan sonra da olmayacağız" diye konuştu. Kürtlerin binlerce yıllık bir kültüre sahip olduğunu Türkler ile hep beraber hareket ettiğini dile getiren Armağan, "Bizler binlerce yıllık medeniyete sahip, onurlu ve köklü bir milletiz. Bu anlayışla Türkiye’deki 260’tan fazla aşiretle birlikte, Türkiye dışında yaşayan Kürt kardeşlerimizle de birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek için azami gayret göstereceğiz. İslamiyet’in kahraman orduları olan Türkler, Araplar ve Kürtler bir araya gelerek İslam milletlerini ve İslam devletlerini daha güçlü bir birlik içinde buluşturacaktır. İnşallah bu birliktelik, yeni dünyanın oluşumunda güçlü bir zemin hazırlayacaktır" dedi. Barış sürecine de değinen Armağan, şunları söyledi: "Şu anda ülkemizde çok güzel bir barış süreci var. Terörsüz Türkiye süreci var. Bizim bu birlik ve beraberliğe azami derecede destek verdiğimizi burada bir kez daha hatırlatıyorum. Bu süreci asla zayi etmeyeceğiz. Dışarıdan fitneyle yaklaşan, iftiralarla ortamı bozmak isteyen siyonist güçlere ve devletlere asla fırsat vermeyeceğiz. Elbette bizim de eksiklerimiz olabilir. Zaman zaman aramıza fitne sokulmaya çalışılıyor. Ancak zemin de zaman da çok müsaittir. İnşallah bu zemini ve zamanı en güzel şekilde değerlendireceğiz. Ülkemiz buna muktedirdir, devletimiz buna muktedirdir. Biz Kürtler tarih boyunca birlik ve beraberlik için çalıştık. Devletimize, birlik ve beraberliğimize Kürtler olarak azami derecede destek vermeye devam edeceğiz. Ta ki âlem-i İslam uyansın. Âlem-i beşeriyet, bu iki milletin birlik ve beraberliğiyle ve terörsüz bir Türkiye ile daha güçlü bir geleceğe yürüyecektir. Bunu net bir şekilde söylüyorum: İstikbal yalnız ve yalnız İslamiyet’indir. Cebrail şeytanla barışmaz. Yine söylüyorum, Cebrail şeytanla barışmaz. Bizim yolumuz bellidir, kültürümüz bellidir. Biz bu birlik ve beraberlik içinde olacağız. Tekrardan teşekkür ediyorum. Allah birlik ve beraberliğimizi daim eylesin."
Iğdır’da Nevruz’un simgesi semeniler hazırlanmaya başlandı
10 Mart 2026 Salı - 13:10 Iğdır’da Nevruz’un simgesi semeniler hazırlanmaya başlandı Iğdır’da baharın ve bereketin simgesi olan, Nevruz Bayramı geleneğinin önemli unsurlarından semeni hazırlıkları başladı. Buğday, mısır veya arpa gibi tahılların çimlendirilmesiyle elde edilen semeniler, Nevruz sofralarını süslemek için yetiştiriliyor. Iğdır’da Nevruz Bayramı öncesinde geleneksel hazırlıklar başladı. Azerbaycan ve Türk halk kültüründe baharın, bereketin ve yeniden doğuşun simgesi olarak kabul edilen semeni için tahıllar çimlendirilmeye başlandı. Genellikle buğday, mısır veya arpa tanelerinin ıslatılıp birkaç gün boyunca filizlendirilmesiyle hazırlanan semeni, Nevruz sofralarının vazgeçilmez sembolleri arasında yer alıyor. Yeşeren tahıllar, baharın gelişini ve doğanın yeniden canlanmasını temsil ediyor. Iğdır’da her yıl Nevruz öncesi evlerde ve bazı işletmelerde hazırlanan semeniler, bayram günü sofraların ortasına konularak kutlamalara renk katıyor. Bölgedeki birçok kişi, bu geleneği yaşatmak amacıyla Nevruz’a günler kala semeni yetiştirmeye başlıyor. Baharın gelişini müjdeleyen Nevruz Bayramı yaklaşırken, Iğdır’da hazırlanan semeniler de yeşererek bayram sofralarını süslemeye hazırlanıyor. Iğdır’da çay ocağı işleten Harun Cengiz’de baharın, bereketin ve yeniden doğuşun sembolü olan semeni için buğdayları özenle hazırladı. Kaplara toprak ve buğday bırakan Cengiz, Nevruz öncesi yapılan bu hazırlığın eski bir gelenek olduğunu söyleyerek, "Semeni, bölgemizde baharın gelişini, bereketi ve yeniden dirilişi simgeleyen çok eski bir gelenektir. Özellikle Nevruz öncesi buğday taneleri ıslatılıp kaplara yerleştirilerek ekilir. Demin benim yaptığım gibi hazırlanır ve yeşermesi beklenir. Yeşeren semeni, doğanın uyanışını ve yeniden başlangıcı temsil eder. Iğdır’da aileler bu geleneği yaşatmaya devam ediyor. Biz de bu geleneği yaşatıyoruz. Semeni bazen evlerde hazırlanır, bazen de bizim demin hazırladığımız gibi hazırlanır. Bahar bayramında sofralara konulur ve baharın müjdesi olarak görülür. Bu gelenek hem kültürümüzü yaşatıyor hem de birlik ve paylaşma duygumuzu güçlendiriyor" dedi. Semenin bereket ve paylaşmanın sembolü olduğunu söyleyen Cengiz, "Semeni hazırlanırken önce toprağımızı ayarlıyoruz. Daha sonra buğdayı ıslatıp birkaç gün bekletiyoruz. Bekledikten sonra kapları hazırlıyoruz. İlk önce kapların içine belli bir seviyeye kadar toprak dolduruyoruz. Ardından buğdayları yerleştiriyoruz. Buğdayların üzerine hafifçe toprak ekleyip suluyoruz ve güneşe bırakıyoruz. Zaten birkaç gün içinde hemen yeşermeye başlıyor. Biz semeniyi birkaç tane fazla hazırlıyoruz. Genelde her eve bir tane bırakıyoruz, kendi evimize koyuyoruz ve eşe dosta da hediye ediyoruz. Onların evine de birlik, bereket ve bolluk gitsin diye bu şekilde hediye olarak veriyoruz" dedi.
Iğdır’da kadınların el emeği 8 Mart’ta sergilendi
08 Mart 2026 Pazar - 17:22 Iğdır’da kadınların el emeği 8 Mart’ta sergilendi Iğdır’da Halk Eğitim Merkezi bünyesinde usta öğreticilerden eğitim alan kadınların hazırladığı el emeği ürünler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Kültür Merkezi binasında açılan sergide vatandaşların beğenisine sunuldu. Iğdır’da Halk Eğitim Merkezi bünyesinde usta öğreticilerden eğitim alan kadın kursiyerlerin hazırladığı el emeği ürünler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında sergilendi. Iğdır Kültür Merkezi binasında açılan sergide, kadınların kurslarda öğrendikleri bilgi ve becerilerle hazırladığı birçok ürün yer aldı. El sanatları, dikiş-nakış, örgü ve çeşitli el işi ürünlerinin bulunduğu sergi, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Kursiyer kadınlar tarafından büyük emek verilerek hazırlanan ürünler, hem kadınların üretime katkısını hem de meslek edinmelerine yönelik çalışmaların önemini ortaya koydu. Halk Eğitim Merkezi yetkilileri, düzenlenen kurslar sayesinde kadınların hem yeni beceriler kazandığını hem de aile ekonomisine katkı sağlayabilecek üretimler yaptığını belirtti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen sergiye vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, kadınların el emeği göz nuru ürünleri ziyaretçiler tarafından ilgiyle incelendi. Usta öğretici Zeynep Tiryaki ürünleri kadınlar olarak büyük bir emek ile hazırladıklarını belirterek, "Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Hepimizin günü kutlu olsun. Ürünlerimizi kadınlarımızla birlikte büyük bir emekle hazırladık. Kadınların naifliğini, zarafetini ve emeğini yansıtan eserler ortaya çıkardık. Kokulu taş sanatıyla hazırladığımız ürünler; özel kokulu taş tozu, esans ve suyun birleşimiyle kalıplara dökülerek oluşturuluyor. Ardından boyanıp dekore edilerek son haline getiriliyor. Ürünlerimiz bu şekilde hazırlanıyor. Kadınlarımızın emeğine, ellerine sağlık. Bazı kadınlarımız bu ürünleri satarak istihdam sağlıyor. Bu sayede evlerine geçim kaynağı oluyor. Bazıları ise hediyelik olarak değerlendiriyor. Her amaca ve her alana uygun ürünlerimiz bulunuyor" dedi. Usta öğreticilerden ve sorumlu Nafiye Ertekin ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısı ile sergiyi hazırladıklarını söyleyerek, "Bugün burada bulunmamızın sebebi de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü temsilen, emekçi kadınlarımızın yaptığı ürünleri sergilemek. Anadolu temasını vurgulayarak ’Kadın nezakettir, kadın Anadolu’dur, kadın çiçektir’ anlayışıyla çalışmalarımızı hazırladık. Ben dahil 12 ayrı branştaki hocalarımızla birlikte, toplam 85 ürünümüzü burada sergilemek istedik. Her bir üründe farklı detaylara yer vererek Anadolu’nun motiflerini vurgulamaya çalıştık. Her bir kadının özverili çalışmasını ve emeğini burada göstermek istedik" dedi.