Yerel Haberler
İstanbul
26 Mart 2026 Perşembe - 10:22 TÜRGEV’den akran zorbalığına karşı "akran nezaketi" modeli Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), akran zorbalığıyla mücadelede güzel ahlak ve nezaket kültürünü merkeze alan "akran nezaketi" yaklaşımını gündeme taşıdı. TÜRGEV, akran zorbalığıyla mücadelede ahlak ve edep temelli davranış anlayışını esas alan "akran nezaketi" modelini devreye aldı. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre zorbalık vakalarının yaklaşık yüzde 40’ı dijital ortamlarda gerçekleşiyor. Uzmanlar, dışlama, yok sayma ve görmezden gelme gibi örtük davranışların fiziksel zorbalık kadar yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirtti. Ahlak ve edep temelli davranış anlayışı Bu kapsamda TÜRGEV, "Zorbalığı Engelle" projesi kapsamında zorbalığı önlemenin ötesinde ahlak ve edep temelli davranış anlayışını güçlendirmeyi hedefledi. Gençler arasında erdemli davranış ve güzel ahlak ikliminin yaygınlaştırılmasının zorbalıkla mücadelede kalıcı çözümün temel şartı olduğu vurgulandı. Proje kapsamında öğrencilere empati ve iletişim becerileri eğitimleri verildi, dijital ortamlarda sorumlu davranış rehberleri hazırlandı, okul ve yurtlarda kapsayıcı iletişim pratikleri ile akran liderliği uygulamaları hayata geçirildi. Merhamet, saygı ve edep üzerine kurulu davranış kültürünün tüm bu çalışmaların ortak paydası olduğu belirtildi. Yıllara yayılan deneyim, ölçülebilir etki Proje kapsamında bugüne kadar bin 813 öğrenciye yüz yüze eğitim verilirken 625 kişi seminerlere katıldı; 77 eğitimciye özel programlar düzenlendi. Toplamda 2 bin 515 kişiye doğrudan ulaşılırken, dijital alanda hazırlanan içerikler 4 milyon 900 bin video görüntülenmesine ulaşırken sosyal medya üzerinden yaklaşık 30 bin takipçiye ulaştı. Yılmaz: "Nezaketi toplumsal reflekse dönüştürmek hedefimiz" TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz, akran zorbalığının toplumsal boyutuna dikkat çekerek kalıcı çözümün değer temelli bir yaklaşımla mümkün olacağını vurguladı. Yılmaz, "Gençler arasında ihsan ve güzel ahlak bilincini güçlendirmeden güvenli ve kapsayıcı bir sosyal ortam inşa etmek mümkün değil. Bizler, merhamet, saygı ve edep üzerine kurulu davranış kültürünü yaygınlaştırmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Akran nezaketi yaklaşımıyla asıl hedefimiz, gençler arasında iyilik ve nezaket eksenli bir ahlak kültürünü toplumsal bir reflekse dönüştürmektir" dedi. Büyükçorak: "Saygı norm olunca zorbalık marjinalleşir" İbn Haldun Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Araştırma ve Uygulama Merkezi (REDAM) Koordinatörü ve Klinik Psikolog Mehmet Büyükçorak, TÜRGEV’in yaklaşımının uluslararası literatürde giderek önem kazanan değer odaklı ve güç temelli müdahale çerçeveleriyle örtüştüğünü belirterek modelin bilimsel zeminini değerlendirdi. Büyükçorak, "Akılda tutulması gereken temel nokta şu: zorbalığı azaltmanın en sürdürülebilir yolu nezaketi artırmaktır. Bir sosyal ortamda nezaket ve saygı norm haline geldiğinde, zorbalık davranışları kendiliğinden marjinalleşir" diye konuştu. Büyükçorak, ergenlik döneminde akran etkisinin yetişkin otoritelerinden çok daha belirleyici olduğunu hatırlatarak akran liderliği uygulamalarının davranış değişikliğini yukarıdan aşağıya dayatmak yerine yatay ilişkiler üzerinden yaygınlaştırmanın en etkili yolu olduğunu vurguladı. Dijital dünya da merhamete muhtaç Büyükçorak, siber zorbalığın mekan ve zaman sınırlarını aşarak gençlerin gündelik yaşamının sürekli bir parçası haline geldiğine dikkat çekti. TÜRGEV’in dijital alanı bir "karakter gelişimi sahası" olarak yeniden tanımlamasını kıymetli bir yaklaşım olarak değerlendiren Büyükçorak, bu yaklaşımın yalnızca riskleri azaltmakla kalmadığını, gençlere dijital ortamlarda sorumluluk ve empatik iletişim becerileri kazandırma potansiyeli taşıdığını ifade etti. TÜRGEV yetkilileri, aileden okula, dijital platformlardan medyaya kadar toplumun tüm kesimlerinin ortak bir dil benimsemesinin akran nezaketinin yaygınlaşması açısından belirleyici olduğunu bildirdi.
TÜRGEV’den akran zorbalığına karşı "akran nezaketi" modeli
26 Mart 2026 Perşembe - 10:22 TÜRGEV’den akran zorbalığına karşı "akran nezaketi" modeli Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), akran zorbalığıyla mücadelede güzel ahlak ve nezaket kültürünü merkeze alan "akran nezaketi" yaklaşımını gündeme taşıdı. TÜRGEV, akran zorbalığıyla mücadelede ahlak ve edep temelli davranış anlayışını esas alan "akran nezaketi" modelini devreye aldı. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre zorbalık vakalarının yaklaşık yüzde 40’ı dijital ortamlarda gerçekleşiyor. Uzmanlar, dışlama, yok sayma ve görmezden gelme gibi örtük davranışların fiziksel zorbalık kadar yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirtti. Ahlak ve edep temelli davranış anlayışı Bu kapsamda TÜRGEV, "Zorbalığı Engelle" projesi kapsamında zorbalığı önlemenin ötesinde ahlak ve edep temelli davranış anlayışını güçlendirmeyi hedefledi. Gençler arasında erdemli davranış ve güzel ahlak ikliminin yaygınlaştırılmasının zorbalıkla mücadelede kalıcı çözümün temel şartı olduğu vurgulandı. Proje kapsamında öğrencilere empati ve iletişim becerileri eğitimleri verildi, dijital ortamlarda sorumlu davranış rehberleri hazırlandı, okul ve yurtlarda kapsayıcı iletişim pratikleri ile akran liderliği uygulamaları hayata geçirildi. Merhamet, saygı ve edep üzerine kurulu davranış kültürünün tüm bu çalışmaların ortak paydası olduğu belirtildi. Yıllara yayılan deneyim, ölçülebilir etki Proje kapsamında bugüne kadar bin 813 öğrenciye yüz yüze eğitim verilirken 625 kişi seminerlere katıldı; 77 eğitimciye özel programlar düzenlendi. Toplamda 2 bin 515 kişiye doğrudan ulaşılırken, dijital alanda hazırlanan içerikler 4 milyon 900 bin video görüntülenmesine ulaşırken sosyal medya üzerinden yaklaşık 30 bin takipçiye ulaştı. Yılmaz: "Nezaketi toplumsal reflekse dönüştürmek hedefimiz" TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz, akran zorbalığının toplumsal boyutuna dikkat çekerek kalıcı çözümün değer temelli bir yaklaşımla mümkün olacağını vurguladı. Yılmaz, "Gençler arasında ihsan ve güzel ahlak bilincini güçlendirmeden güvenli ve kapsayıcı bir sosyal ortam inşa etmek mümkün değil. Bizler, merhamet, saygı ve edep üzerine kurulu davranış kültürünü yaygınlaştırmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Akran nezaketi yaklaşımıyla asıl hedefimiz, gençler arasında iyilik ve nezaket eksenli bir ahlak kültürünü toplumsal bir reflekse dönüştürmektir" dedi. Büyükçorak: "Saygı norm olunca zorbalık marjinalleşir" İbn Haldun Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Araştırma ve Uygulama Merkezi (REDAM) Koordinatörü ve Klinik Psikolog Mehmet Büyükçorak, TÜRGEV’in yaklaşımının uluslararası literatürde giderek önem kazanan değer odaklı ve güç temelli müdahale çerçeveleriyle örtüştüğünü belirterek modelin bilimsel zeminini değerlendirdi. Büyükçorak, "Akılda tutulması gereken temel nokta şu: zorbalığı azaltmanın en sürdürülebilir yolu nezaketi artırmaktır. Bir sosyal ortamda nezaket ve saygı norm haline geldiğinde, zorbalık davranışları kendiliğinden marjinalleşir" diye konuştu. Büyükçorak, ergenlik döneminde akran etkisinin yetişkin otoritelerinden çok daha belirleyici olduğunu hatırlatarak akran liderliği uygulamalarının davranış değişikliğini yukarıdan aşağıya dayatmak yerine yatay ilişkiler üzerinden yaygınlaştırmanın en etkili yolu olduğunu vurguladı. Dijital dünya da merhamete muhtaç Büyükçorak, siber zorbalığın mekan ve zaman sınırlarını aşarak gençlerin gündelik yaşamının sürekli bir parçası haline geldiğine dikkat çekti. TÜRGEV’in dijital alanı bir "karakter gelişimi sahası" olarak yeniden tanımlamasını kıymetli bir yaklaşım olarak değerlendiren Büyükçorak, bu yaklaşımın yalnızca riskleri azaltmakla kalmadığını, gençlere dijital ortamlarda sorumluluk ve empatik iletişim becerileri kazandırma potansiyeli taşıdığını ifade etti. TÜRGEV yetkilileri, aileden okula, dijital platformlardan medyaya kadar toplumun tüm kesimlerinin ortak bir dil benimsemesinin akran nezaketinin yaygınlaşması açısından belirleyici olduğunu bildirdi.
Akbank sendikasyon kredisini 1 milyar doları aşan taleple yeniledi
26 Mart 2026 Perşembe - 10:10 Akbank sendikasyon kredisini 1 milyar doları aşan taleple yeniledi Akbank sendikasyon kredisini 1 milyar ABD dolarını aşan rekor taleple yenilediğini duyurdu. Akbank; Nisan 2026’da vadesi gelen sendikasyon kredisini, 1 yıl, 2 yıl ve 3 yıl olmak üzere toplam 6 dilimden oluşan toplam 700 milyon ABD Doları karşılığı krediyle yeniledi. Yapılan açıklamaya göre, euro ve ABD doları para birimlerinden oluşan kredinin, 1 yıl vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%1,25 ve Euribor+%1,10; 2 vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%1,75 ve Euribor+%1,60; 3 yıl vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%2,00 ve Euribor+%1,80 seviyesinde belirlendi. Yenilenen sendikasyonda 2 ve 3 yıllık dilimlerin Akbank’ın Sürdürülebilir Finans Çerçevesi’nde uygun kredilere kullandırılması yönünde karar alındı. Söz konusu işleme 18 ülkeden 10’u yeni olmak üzere 47 banka, toplam 1,17 milyar ABD dolarının üzerinde taleple katılarak Türkiye’nin makroekonomik istikrarına, Türk bankacılık sisteminin dayanıklılığına ve bankaya duyulan güveni bir kez daha ortaya koydu. Yenilenen sendikasyon kredisiyle ilgili olarak açıklamada bulunan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "Nisan 2025 sendikasyon kredimizin 1 yıl vadeli dilimini toplam 700 milyon ABD Doları karşılığı bir tutarla ve yüzde 136 oranında yeniledik. Sendikasyon kredimizin 2 ve 3 yıllık dilimlerinin Sürdürülebilir Finans Çerçevemize uygun kullandırılacak olmasıyla da sürdürülebilirlik stratejimizi kararlılıkla ileri taşımayı sürdürdük. Uluslararası bankalardan gelen güçlü talep ve yüksek katılım, bankamıza duyulan güvenin yanı sıra Türk ekonomisinin ve bankacılık sektörünün sağlam temellerine olan inancı bir kez daha teyit etti." Gür, açıklamalarına şöyle devam etti: "Sağlam sermaye yapısı, etkin risk yönetimi ve disiplinli yaklaşımıyla bankacılık sektörümüz, her koşulda dayanıklılığını ortaya koymaya devam ediyor. Türk ekonomisine kesintisiz destek sağlama sorumluluğumuzla çalışmalarımızı sürdürürken, bu işlemin sektörümüz açısından da referans niteliği taşıyarak uluslararası piyasalara güçlü bir mesaj verdiğine inanıyoruz. Katılımcı tüm bankalara katkı ve güvenleri için teşekkür ederiz." Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Muratoğlu, "Nisan 2025’te 1 yıl vadeli dilimini yenilediğimiz sendikasyon kredimizde, dokuz yıl aradan sonra Türk sendikasyon piyasasına yeniden kazandırdığımız 3 yıl vadeye bu yıl da güçlü ilginin devam ettiğini görmekten memnuniyet duyduk. Sendikasyon kredimizin yüzde 53’ünün 2 ve 3 yıllık dilimlerden oluşması, uluslararası yatırımcıların Akbank’a uzun vadeli güvenlerinin sürdüğünü bir kez daha gösterdi. Tüm katılımcı bankalara tekrar teşekkür ederiz" dedi.
Geçmeyen baş ağrısına dikkat: Beyin tümörünün ilk sinyali olabilir
26 Mart 2026 Perşembe - 10:10 Geçmeyen baş ağrısına dikkat: Beyin tümörünün ilk sinyali olabilir Prof. Dr. İbrahim Ziyal, beyin tümörlerinin nadir görülmesine rağmen erken fark edildiğinde tedavi şansının yüksek olduğunu belirterek, geçmeyen baş ağrıları başta olmak üzere bazı belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini söyledi. Günlük hayatta sık karşılaşılan baş ağrısı, mide bulantısı ya da güçsüzlük gibi şikayetlerin çoğu zaman basit nedenlere bağlı olduğunu ifade eden Memorial Göztepe Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İbrahim Ziyal, bazı durumlarda bu belirtilerin daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çekti. "Hormonal tümörler kadınlarda daha erken belirti verebilir" Prof. Dr. İbrahim Ziyal, vücudun koruyucu sisteminin bozulmasıyla hücrelerin kontrolsüz çoğalabildiğini ve tümör oluşabileceğini belirterek şu bilgileri verdi: "Genel olarak alındıktan sonra tekrar etmeyen ya da yavaş büyüyen tümörler iyi huylu, ek tedavilere rağmen hızlı tekrarlayanlar ise kötü huylu olarak tanımlanır. Beyin tümörleri her yaş grubunda görülebilir. Bebek ve çocuklarda doğuştan tümörler görülebilirken, yaş ilerledikçe sonradan gelişen tümörler ortaya çıkabilir. Özellikle hipofiz adenomu gibi hormonal tümörler kadınlarda daha erken belirti verebildiği için tanı da daha erken konabilmektedir. Ailede birinci derece bireylerde beyin tümörü öyküsü olması da risk faktörü oluşturabilir." "Beyin tümörleri 10 farklı belirtiyle ortaya çıkabilir" Belirtilerin tümörün beynin hangi bölgesinde yer aldığına göre değiştiğini ifade eden Ziyal, "Beyin kapalı bir yapı içinde yer aldığı için anormal büyüyen bir oluşum zamanla beyin dokusuna bası yapar. Bunun en sık belirtisi baş ağrısıdır. Zamanla bulantı ve kusma da tabloya eklenebilir" uyarısında bulundu. Ziyal, beyin tümörlerinde görülebilecek belirtileri şöyle sıraladı: "Geçmeyen ve giderek artan baş ağrısı Özellikle sabahları belirginleşen bulantı ve kusma Kol ve/veya bacakta güçsüzlük Konuşma bozukluğu Epilepsi nöbeti Görme bozukluğu veya çift görme Dengesizlik, el ve ayaklarda büyüme İşitme azalması Yutma güçlüğü Kişilik ve davranış değişiklikleri" "Baş ağrısının şekli ayırt etmede önemli" Baş ağrısının karakterinin ayırıcı tanıda önemli olduğunu belirten Ziyal, "Sürekli, tüm başa yayılan ve özellikle sabah bulantı ve kusma ile birlikte görülen baş ağrıları dikkatle değerlendirilmelidir. Bazen başka bir nedenle çekilen beyin MR’ında tümör tesadüfen saptanabilir. Bu nedenle ayrıntılı nörolojik muayene büyük önem taşır" dedi. "Migren ve sinüzitten farklı olabilir" Baş ağrısının birçok farklı nedene bağlı gelişebileceğini ifade eden Ziyal, şu bilgileri paylaştı: "Migrende ağrı çoğunlukla başın bir yarısında hissedilir ve tetikleyicilerle ortaya çıkar. Sinüzitte ağrı daha çok alın ve yüz bölgesindedir ve ateş eşlik edebilir. Beyin tümörlerinde ise ağrı genellikle yaygın ve baskı tarzındadır. Gerekli durumlarda tomografi ve özellikle ilaçlı beyin MR’ı tanı için yol göstericidir." "Tanı ve tedavide ileri teknolojiler kullanılıyor" Beyin tümörlerinde tanı sürecinin hastanın şikayetleri ve nörolojik muayene ile başladığını belirten Ziyal, "Çoğu zaman ilaçlı beyin MR’ı ile tanı netleşir. Bazı durumlarda anjiyografi gibi ek incelemeler gerekebilir. Ameliyat öncesinde tümörün özelliklerini değerlendirmek için ileri tekniklerden yararlanılabilir" diye konuştu. Tedavide temel yöntemin cerrahi olduğunu vurgulayan Ziyal, "Amaç tümörün mümkün olan en güvenli şekilde tamamen çıkarılmasıdır. Ancak bazı hassas bölgelerde küçük bir kısmı bırakılabilir. Gerekli durumlarda radyoterapi veya kemoterapi uygulanır. Günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik yöntemler ile ileri teknolojiler cerrahinin güvenliğini artırmaktadır. Bazı hastalarda radyocerrahi de uygulanabilir" ifadelerini kullandı. "Her beyin tümörü kötü huylu değildir" Beyin tümörünün her zaman kötü huylu olmadığını belirten Ziyal, "Tamamen çıkarılan ve iyi huylu olan birçok hasta ek tedaviye ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürebilir. Ancak alışılmışın dışında, giderek artan ve nörolojik belirtilerle birlikte görülen şikayetlerde vakit kaybetmeden uzmana başvurmak erken tanı açısından hayati önem taşır" dedi. "Beyin sağlığı için yaşam tarzı önemli" Beyin sağlığını korumak için günlük yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Ziyal, "Düzenli kitap okumak, zihni aktif tutan aktiviteler yapmak, tempolu yürüyüş, yeterli uyku ve dengeli beslenme beyin sağlığına katkı sağlar. Omega-3 20açısından zengin besinler tüketilmeli, sigaradan uzak durulmalı ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınılmalıdır" şeklinde konuştu.
Aksa Doğalgaz Mobil, uygulama mağazalarında yayınlandı
26 Mart 2026 Perşembe - 10:09 Aksa Doğalgaz Mobil, uygulama mağazalarında yayınlandı Aksa Doğalgaz, dijital hizmet deneyimini bir üst seviyeye taşımak amacıyla mobil uygulamasını kullanıma sundu. Kullanıcılar, Play Store ve App Store’da yayınlanan Aksa Doğalgaz Mobil uygulamasını indirerek bağlantı anlaşmasından kullanım sözleşmesi yapmaya, endeks girerek fatura oluşturmadan ödeme ve sözleşme feshetmeye kadar tüm işlemleri tek ekranda gerçekleştirebiliyor. Avrupa’nın önde gelen doğal gaz dağıtım şirketlerinden Aksa Doğalgaz, 30 il, 375 ilçe ve beldede yer alan aboneleri için SAP sistemine tam entegre mobil uygulamasını Play Store ve App Store’da yayınladı. Faaliyetlerini "Mükemmel müşteri deneyimi" hedefi çerçevesinde hayata geçiren şirket, teknolojiyi süreçlerinin merkezinde konumlandırıyor. Uygulama mağazalarında yayınlanan mobil uygulama ile tüm işlemlerin güvenli altyapı üzerinden tek ekranda tamamlanarak birçok kolaylığın eş zamanlı olarak sunulacağı aktarıldı. Aksa Doğalgaz Mobil uygulamasında bağlantı anlaşması, kullanım sözleşmesi ve sözleşme fesih işlemi yapılabiliyor. Proje, sözleşme ve tesisat bilgisi sorgulanabiliyor. Aboneler, istek ve önerileri için taleplerini oluşturabiliyor ve bu taleplerine ilişkin güncel durumu anlık olarak takip edebiliyor. Abone üzerine kayıtlı tüm bağlantı anlaşmalarının ve kullanım sözleşmelerinin görüntülenebildiği uygulamada, fatura ödeme işlemi de gerçekleştirilebiliyorken, tüm işlemler Aksa Doğalgaz ofisleri ziyaret edilmeden 7/24 tamamlanabiliyor. Uygulamada işlemler son teknoloji altyapılar üzerinden sağlanıyor. Ödeme işlemleri, lisanslı ve güvenli ödeme sistemleri aracılığıyla yapılıyor. Kişisel verilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında işlenip korunduğu uygulama, yalnızca hizmet sunumu için gerekli olan bilgileri talep ediyor.
Tera Yatırım’dan 22 günde 7,2 milyar liralık 4 halka arz
26 Mart 2026 Perşembe - 10:00 Tera Yatırım’dan 22 günde 7,2 milyar liralık 4 halka arz Türkiye sermaye piyasalarının önde gelen kurumlarından Tera Yatırım, 2026 yılına halka arzlarda önemli bir giriş yaptı. Şirketin, 22 günde gerçekleştirdiği 4 şirketin halka arzına toplam 47,3 milyar liralık talep gelirken, 1,2 milyon tekil yatırımcı katılım sağladı. Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener, "Ekibimiz 22 günde uykusuz kalarak 7,2 milyar liralık 4 halka arz gerçekleştirdi. Bu matematiksel bir rekordur" dedi. Son 5 yılda 348 milyon dolarlık halka arza aracılık eden Türkiye sermaye piyasalarının önde gelen kurumlarından Tera Yatırım, 2026 yılına da güçlü başladı. Tera Yatırım, 11 Şubat-4 Mart tarihleri arasında, 16 işlem gününde 4 şirketin halka arzını gerçekleştirdi. 1,2 milyon bireysel yatırımcının katıldığı 4 halka arzın büyüklüğü ise 7,2 milyar lira oldu. 11 Şubat - 4 Mart tarihleri arasında Tera Yatırım’ın liderlik ettiği Ata Turizm, Savur GYO, Luxera GYO ve MetropolCard’ın halka arzlarında toplamda 47,3 milyar liralık talep geldi. Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener, "Ekibimiz 22 günde uykusuz kalarak 4 halka arz gerçekleştirdi. Bu matematiksel bir rekordur, dünyada pek örneği yoktur" dedi. "Bu sonuç sermaye piyasalarına duyulan güvenin güçlü bir göstergesi" Sarpyener elde edilen bu sonucun sermaye piyasalarına duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, "1,2 milyon tekil yatırımcının katılım sağladığı bu süreç, tabana yayılan yatırımcı ilgisinin sürdüğünü kanıtladı" diye konuştu. Sarpyener önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerden değerli şirketleri yatırımcılarla buluşturmaya ve Türk sermaye piyasalarına değer katmaya devam edeceklerini belirtti. "Halka arzda ilk üçteyiz" 2025 yılı sonuna kadar 13 şirketin halk arzına liderlik ettiklerine dikkat çeken Sarpyener, "2025 başından bu yana gerçekleştirdiğimiz halka arzlardaki toplam 348 milyon dolar büyüklükle ilk 3’teyiz" dedi. Sarpyener’in verdiği bilgiye göre bu rakama 4 yeni halka arzla birlikte 163 milyon dolar (7,2 milyar lira) daha eklenince Tera Yatırım’ın aracılık ettiği halka arzların büyüklüğü yarım milyar doları aştı. "Bizim borsa cazip" Borsanın bundan sonraki sürecine ilişkin de açıklamada bulunan Sarpyener şunları söyledi: "Yaşanan savaşın bizim makroekonomik dengelerimizi nasıl etkileyeceği önemli. Ama bu sırf Türkiye için bir faktör değil. Neticede fiyatlama etkisi bütün dünyada aynı. Türkiye ise özellikle gelişmekte olan ülkeler arasında cazip değerleme seviyelerinde bulunan bir piyasa. Borsa bu sene kuvvetli bir hareketle başladı. Yüzde 25’ler civarında yukarı yönlü bir ivmelenme oldu. Bizim gibi kurumların endeks tahmini yıl sonu için 16 bin-16 bin 500’ler seviyesinde. Bu yüzde 30’luk bir getiri potansiyeline işaret ediyor. Ancak ikinci yarıda veya son çeyrekte 2027 beklentilerinin de devreye girmesiyle endeks hedefi daha da yukarı çıkabilir." Türk ekonomisinin dirayetli olduğunu da belirten Sarpyener, "Ben 1994’ten beri sektördeyim. Bir sürü kriz gördük. Bu süreçte özellikle de BIST 30 hisseleri enflasyonist ortamdan, krizlerden hep güçlenerek çıktı. Türkiye’yi uzun yıllardır takip eden yatırımcılar da bunu bildiği için bir şekilde Türk hisselerini hep radarlarında tutuyor" dedi.