Yerel Haberler
İstanbul
Fatih’te alışveriş yapan Pakistanlı aileden para almayan esnaftan farkındalık hareketi 25 Mart 2026 Çarşamba - 19:34:30 Fatih Tahtakale’de hediyelik eşya satan esnaf Cemalettin Yılmaz’ın geçtiğimiz haziran ayında kendisinden alışveriş yapan Pakistanlı aileden ücret almadığı anlar sosyal medyada geniş yer buldu. 1922, 1923 ve Çanakkale, Kurtuluş savaşlarında Pakistanlı kadınların Türkiye’ye destek verdiğini söyleyen Yılmaz, aileyle arasında geçen diyaloğu anlattı. Pakistan’dan 2025 Haziran ayında turistik gezi için İstanbul’a gelen aile, hediye almak için Fatih Tahtakale’de Cemalettin Yılmaz’a ait dükkana girdi. Dükkânda alışveriş yapan aile, daha sonra aldıkları eşyaların ücretini ödemek istedi. 20 yıllık esnaf Yılmaz, ailenin Pakistanlı olduğunu öğrenince para almadı. Yılmaz, Türkiye’deki savaş yıllarında Pakistanlı kadınların altınlarını ve mücevherlerini bozarak yardım ettiğini söyleyince aile şaşkınlık yaşadı. Aile, esnaf Cemalettin Yılmaz’ın para almadığı anları kayda alarak sosyal medyada paylaştı. Video yayılınca sosyal medyada gündem oldu. "Ben dedim ki ’Bizim size borcumuz var’" Yaşadığı olayı anlatan esnaf Cemalettin Yılmaz, "Aile alışverişe geldiler. Hediyelik eşya seçtiler, takı, bileklik seçtiler. Ücret ödeme noktasına geldi. Annelerine dedim ki ’Ücret almayalım bunlar size hediye olsun dedik. Niye dedi, şaşırdı. Ben dedim ki ’Bizim size borcumuz var. 1922, 1923 ve Çanakkale, Kurtuluş Savaşı’nda siz bize bütün altınlarınızı, bileziklerinizi, küpelerinizi gönderdiniz. Bunların parası ödendi’ dedim. ’Biz size borçluyuz’ dedim. Bunu İngilizce olarak kendilerine yazarak anlattım" dedi. "Babası bana sarılıp ağladı, ben de babasına sarılıp ağladım" Olay esnasında duygulu dakikaların yaşandığını söyleyen Yılmaz, "O da bana inanmadı. Eşi namazdaymış, oradan geldiler. Babası şaşırdı. O da tarihsel hikâyesini anlattı. Lise mezunuyum ama tarihe meraklıyım. Babası çok mutlu oldu. Görüntünün sosyal medyaya düştüğünden benim haberim yok. Ama nasıl oldu bilmiyorum. Doğal bir olay oldu. Yapmacık ya da kurgu değildi. Onlar da tarihe indiler. Gurur duydular, babası bana sarılıp ağladı, ben de babasına sarılıp ağladım. Aileyle iletişime geçmedim. Çekim yapan annesiydi. Biz 20 senedir burada esnafız" şeklinde konuştu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:20 Mircea Lucescu: "İki takım da Dünya Kupası’na gitmeyi hak ediyor" Romanya Milli Takımı Teknik Direktörü Mircea Lucescu, hem Türkiye’nin hem de Romanya’nın Dünya Kupası’na gitmeyi hak ettiğini söyledi. 2026 FIFA Dünya Kupası play-off yarı finalinde Romanya, yarın saat 20.00’de Beşiktaş Park’ta Türkiye’ye konuk olacak. Bu müsabaka öncesi Romanya Milli Takımı Teknik Direktörü Mircea Lucescu ve başarılı savunmacı Radu Draguşin karşılaşmanın oynanacağı statta düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. "Türkiye’yi çok seviyorum" Her iki takım için de çok zor bir maç olacağını dile getirerek sözlerine başlayan Lucescu, "Biz çok iyi hazırlandık. Elimizden geleni yapacağız. Türkiye’yi çok seviyorum. Burada çok büyük başarılarım oldu. Türkiye için de başarılar kazandırdım. Türk mili takımı için bir sürü futbolcular buldum. Beşiktaş’tan ayrıldığımda 2 sene daha mukavelem vardı ve kalan paramı almadım. Stadın büyütülmesi için feda ettim. Çok güzel bir stat oldu. Avrupa’nın sayılı statlarından biri oldu. Herkes kazanmak için oynayacak. Her iki takımın da çok değerli futbolcuları var. Herkes kazanmak için elinden geleni yapacak" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin değerlerini biliyorum" 80 yaşındaki teknik adam, Arda Güler’in yıldız bir futbolcu olduğunu ancak Türkiye’de Arda gibi birçok oyuncunun bulunduğunu dile getirerek, "Kenan, Zeki, Merih gibi.. Futbol 11’e 11 oynanıyor. Onlar Arda’ya destek verirse Arda da güzel işler yapar. Türk milli takımına saygı duyuyorum. Montella’yı da tanıyorum. Türkiye’de saygı duyduğum başka bir hoca da Fatih Terim. Türk futbolu için büyük işler yaptı. Rumen futbolcular getirdi buraya. Türkiye’nin değerlerini biliyorum ama bizim de değerli bir takımız var. Sakatlıklar yaşadık ama iyi bir maç çıkaracağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu. "Maç bu stada alındığında çok sevindim" Dolmabahçe’ye her zaman sevinçle geldiğini ve maçın bu stada alındığını duyduğunda çok sevindiğini aktaran Mircea Lucescu, "Türkiye’de her maçta güzel atmosfer yaşadım. İki takım da Dünya Kupası’na gitmeyi hak ediyor. Maalesef ikimiz gidemiyoruz ama kim giderse hak ediyor" diye konuştu. Radu Draguşin: "Bunu bir final maçı gibi görüyoruz" Beşiktaş Park’ta büyük bir taraftar baskısı olacağından bahseden Radu Draguşin ise, "Bunu bir final maçı gibi görüyoruz. Bunu da yarın göstereceğiz. Çok büyük bir taraftar baskısı olacak. Burada kulüp takımıyla da oynadım. Türk taraftarları büyük baskı oluşturuyor. Ama biz alışığız bu duruma. Önemli olan grup olarak çok iyiyiz. Grup olarak başarıları elde ettik" dedi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:07 ‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında Mehmet Murat Çalık savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında, görevinden uzaklaştırılan dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunma yaptı. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 10. oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada görevinden uzaklaştırılan dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunma yaptı. Mehmet Murat Çalık, "suç örgütünün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı, Beylikdüzü Belediyesi yapılanmasında örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına rüşvet görüşmeleri yaptığı ve temin edilmesinde rol oynadığı" belirtilmişti. İddianamede Çalık’ın, "Beylikdüzü Belediyesi üzerinden temin edilecek rüşvetlerde etkin rol oynadığı, doğrudan örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’na bağlı olduğu, örgüt liderinin emir ve talimatlarıyla hareket ettiği" de kaydedilmişti. "Rüşvet sadece kamu görevlisinin işleyeceği bir suç türüdür, iddia edilen dönemde belediye başkan danışmanıydım" Çalık savunmasında, "Beylikdüzü Belediye Başkanı olmadan önceki faaliyetlerim iddianameye eklenmiş ve birden fazla kez suçlanmışım. Rüşvet suçuna ilişkin 7 ayrı vaka tarafıma isnat edilmiş. Kanun ile kurulmuş, meşru belediyelerimizin suç örgütü olarak gösterilmesi çok ağır. Ortada herhangi bir suç örgütü yoktur. 4 bin sayfalık iddianamede tarafımla ilgili tek bir telefon kaydı yok, teknik takip yok, gizli tanık yok. Hayatımın hiçbir döneminde suç teşkil edecek hiçbir yapının parçası olmadım" dedi. Aleyhime yöneltilen beyanları iftira niteliğinde gördüğünü söyleyen Çalık, "Rüşvet sadece kamu görevlisinin işleyeceği bir suç türüdür. İddia edilen dönemde kamu görevlisi değildim. Belediye başkan danışmanıydım. Bu sürecin içerisinden çıkacağıma yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Kamu gücünü kişisel çıkar için kullanmadım" Çalık, savunmasının devamında "Ekrem İmamoğlu ile nasıl tanıştığımı anlatmak istiyorum. Sayın İmamoğlu’nun bir arsasına planlama hizmeti verdik. 4 ortaktılar. O dönemde bu hizmetimin karşılığı olarak sadece İmamoğlu İnşaattan ödememi alabilmiştim. O dönemden sonra Beylikdüzü’ne geliş gidişlerimde görüşmemiz olmuştur. Halkın oyu ile gelmiş bir belediye başkanının tutuklu yargılanması şahsıma değil, milletin de iradesine vurulmuş bir prangadır. Tutuksuz yargılanarak görevime devam etmek, Beylikdüzü halkına hizmet etmek istiyorum. İddianamede 143 eylemden 7’sinden sorumlu tutuluyorum ama sadece 2 tanesinden savunmam alındı. Ama savunma yapacağım tek tek. Bütün eylemleri teknik bilirkişi gibi inceledim. İddia makamı hakkında bir şey söylemek istemiyorum ama yanıltıcı beyanları ortaya koyacağım. Kamu gücünü kişisel çıkar için kullanmadım. Halkın lehine olmayacak hiçbir kararın parçası olmadım, hukuka aykırı bir karar vermedim. Savunmamı polemik yapmak için değil gerçeğin ortaya çıkması için yapacağım" ifadelerini kullandı. Savunmasına devam eden Çalık, "2015-2016 yıllarına ilişkin olayda ihbarcı Uğur Güngör’den konut olan yerlerin dükkana çevrilmesi için belediyenin rüşvet talep ettiği ifade edilmektedir. İlk aşamada bu teklifi kabul etmediğini ancak daha sonra benimle görüştüğünü, benim 15 milyon talep ettiğimi ve benim ‘buradan çıkarsan bir daha giremezsin dediğimi’ Ekrem İmamoğlu’nun o esnada karşı odadan çıktığını ve ‘ne oluyor burada’ dediğini söylemiştir. Uğur Güngör’ün çelişkili beyanlarını biraz daha detaylandırmak istiyorum. Uğur Güngör ilk ifadesinde ‘13 daireyi rüşvet olarak verdim’ diyor. 2 ay sonra diyor ki ‘2 daire parası, artı 13 daire verdim’ diyor. 19 Mart 2024’te bir ifade daha veriyor. 43 ay sonra. Bu sefer diyor ki ‘15 daire’. 50 ay sonra ise ‘rüşvet tutarı 15 milyondu’ diyor. Aynı zaman diliminde gerçekleştiği iddia edilen bir vakanın aynı kişi tarafından bu kadar bambaşka anlatılması ve iddia makamının dikkate almadığı bu çelişkileri mahkeme heyetinize sunuyorum. Resmi evraklar incelendiğinde anlattıklarımın doğruluğu ortaya çıkacaktır. Asıl mesele iddia edilen fiilden önce, iddiayı ortaya koyan kişinin güvenilir olup olmadığıdır. Benim UYAP kaydıma baksanız sadece bu dosyayı göreceksiniz. Uğur Güngör’ün kaydına bakıldığında 200’den aşağı kayıt varsa ben bütün iddiaları kabul edeceğim. Bu şahıs dosyaya tanık sıfatı ile ifade vermiş ancak daha sonra önceki beyanları ile çelişen anlatımlarından ötürü sanık durumuna gelmiştir" şeklinde konuştu. Duruşma Mehmet Murat Çalık’ın savunması ile sürüyor.
İstanbul merkezli 16 ilde dolandırıcılık operasyonu: 51 gözaltı
06 Şubat 2026 Cuma - 13:35 İstanbul merkezli 16 ilde dolandırıcılık operasyonu: 51 gözaltı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Türkiye genelinde meydana gelen dolandırıcılık olaylarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul merkezli 16 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Kurbanlarını yüklü miktarda dolandıran şüphelilerin yakalanmasına yönelik düzenlenen operasyon sonucu 51 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından Türkiye genelinde meydana gelen dolandırıcılık olaylarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında bazı şüphelilerin ’suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ’kurulan suç örgütüne üye olmak’ ve ’nitelikli dolandırıcılık’ suçları çerçevesinde Instagram’da kendilerini yatırım danışmanı olarak tanıtarak, yatırım vaadiyle reklam paylaşımları yaptığı ve vatandaşlara borsada bulunan şirketlerin hisselerinden günlük alım satım yaparak kısa süre içinde sermayenin 5 katı kadar kar vaat ettiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin kişilerin cep telefonlarına "IN.Pro" adlı yatırım uygulamasını yükleyerek temin ettikleri paraları kurmuş oldukları paravan şirketlerin banka hesaplarına yatırttıkları, ayrıca şirket hesaplarına gelen paraları ikinci veya üçüncü banka hesaplarına aktarıp, kripto platformuna göndererek takibini imkansız hale getirdikleri belirlendi. Ağlarına düşürdükleri kurbanlarını yüklü miktarda dolandırdılar Soruşturma çerçevesinde benzer yöntemlerle Y.G. isimli şahsın 102 milyon 246 bin 80 lira, A.Y. isimli şahsın 2 milyon 860 bin lira, M.E.K. isimli şahsın 4 milyon 855 lira, H.K. isimli şahsın 3 milyon lira, U.S.K. isimli şahsın 3 milyon 489 bin lira olmak üzere 5 kişinin toplam 115 milyon 595 bin 965 lira dolandırıldığı, ayrıca H.D. isimli şahsın 12 bin dolar, H.Ö. isimli şahsın 1 milyon 392 bin lira, K.T. isimli şahsın 1 milyon 289 bin lira ile yaklaşık 97 bin 643 dolar, A.S. isimli şahsın 223 bin lira dolandırıldığı belirlendi. Olaya ilişkin ilk aşamada 37 şüpheli şirket ile 64 şüpheli şahıs belirlenirken, devamında 50 paravan şirket ile bu şirketlerin yetkilisi olarak 42 şüpheli şahıs, paranın aklamasına aracılık eden 3 kuyumcu şirketi, banka veya kripto hesaplarını kullandıran 45 şahıs, TAPE kayıtlarından tespit edilen 20 şahıs ve ’IP/PORT’ çalışması neticesinde 4 şahıs olmak üzere 114 ve 40 şüpheli şahısla toplam 154 şüpheli tespit edildi. Tespit edilen 154 şüpheliden 44’ünün cezaevinde olduğu belirlenirken, diğer şüphelilere yönelik İstanbul, Gaziantep, İzmir, Ankara, Sakarya, Kocaeli, Konya, Şanlıurfa, Antalya, Mardin, Manisa, Muğla, Rize, Siirt, Tekirdağ ve Trabzon’da operasyon düzenlendi. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyon sonucu 51 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin örgüt içi görev ve konumlarının netleştirilmesi, finansal ve dijital delillerin temini, suçtan elde edilen gelirlerin izinin sürülmesi ve delillerin muhafazası amacıyla adreslerinde arama ve el koyma işlemlerinin gerçekleştirildiği, ayrıca soruşturmanın örgütsel yapının tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla çok yönlü ve titizlikle yürütülmeye devam edeceği öğrenildi.
Hemşire Sibel’i öldüren sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 13:07 Hemşire Sibel’i öldüren sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı İstanbul Bağcılar’da hemşire kız arkadaşı Sibel Kavılı’yı silahla ateş ederek öldüren Cumali Varan’ın yargılandığı dava karara bağlandı. Heyet, tutuklu sanık Cumali Varan’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bağcılar’da 29 Mart 2024’te meydana gelen olayda, bir hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan Cumali Varan (46) aynı hastanede birlikte çalıştığı kız arkadaşı hemşire Sibel Kavılı’yı (44) silahla ateş ederek öldürmüştü. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen Varan ilk duruşmada yaptığı savunmasında, maktul Kavılı’nın astral seyahat eğitimleri aldığını ve kendisi üzerinde uygulamak istediğini söylemişti. Sanık Varan savunmasında "Üzerimde seanslar uyguladı, psikolojim bozuldu. Olay günü bana yeni eğitimler aldığını ve üzerimde uygulamak istediğini söyledi. Gittim yatak odasındaki silahı aldım. Silahı almamın sebebi kafama sıkmaktı. Silahı kafama dayadım çekerken silah patladı. Sibel vuruldu" ifadelerini kullanmıştı. Cumali Varan’ın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Cumali Varan ile müştekiler hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. "Ben kendimi öldürmek isterken böyle bir olay yaşandı" Karar duruşmasında son sözü sorulan sanık Cumali Varan, "Yaşanan olayla ilgili çok üzgünüm. Keşke böyle bir şey yaşanmasaydı. Ben kendimi öldürmek isterken, böyle bir olay yaşandı" dedi. Beyanda bulunan müşteki aile de, sanık hakkında şikayetlerinin devam ettiğini ve en üst sınırdan cezalandırılmasını istediklerini belirtti. Son sözü sorulan sanık: "Bu olay kazara oldu" Karar öncesi son sözü sorulan sanık, "Bana inanmanızı istiyorum. Bu olay kazara oldu, çok üzgünüm ve pişmanım" dedi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Esasa ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, Cumali Varan’ı ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Verilen cezada indirim uygulamayan heyet, ayrıca sanığın ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan da 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi.
Küçükçekmece’de 1 kişinin öldüğü, 51 kişinin yaralandığı metrobüs kazasına ilişkin davada şoföre tahliye
06 Şubat 2026 Cuma - 12:43 Küçükçekmece’de 1 kişinin öldüğü, 51 kişinin yaralandığı metrobüs kazasına ilişkin davada şoföre tahliye İstanbul Küçükçekmece’de 29 Ağustos 2024 tarihinde 1 kişinin hayatını kaybettiği, 51 kişinin yaralandığı ve 2 metrobüsün karıştığı kazaya ilişkin görülen davada tutuklu şoförün tahliyesine hükmetti. Heyet ayrıca, kazaya ilişkin ek bilirkişi raporu alınmasına karar verdi. İstanbul Küçükçekmece’de 29 Ağustos 2024 tarihinde bir metrobüsün karşı yönden gelen metrobüse çarpması sonucu 1 kişinin hayatın kaybettiği 51 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlanmıştı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede metrobüs şoförü Düzgün Murat Çetin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) denetim amiri olarak görevli olan Hüseyin Pazarlı, İETT Metrobüs Daire Başkanlığı Metrobüs Filo Yönetim Merkezi saha amiri Şafak Yıldız, metrobüs yolunda çalışma yapan inşaat firmasının şantiye şefi Muhammet Sertaç Kazıcı ve proje müdürü Niyazi Baştürk’ün ayrı ayrı ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Hazırlanan iddianame kapsamında sanıkların yargılanmasına devam edildi. Küçükçekmece 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Düzgün Murat Çetin ile taraf avukatları hazır bulundu. "Kaza anına ait bir tek görüntü var, bu görüntü de insanları aldatmaktadır" Duruşmada savunma yapan İETT Metrobüs Daire Başkanlığı Metrobüs Filo Yönetim Merkezi saha amiri tutuksuz sanık Şafak Yıldız, "Kaza anına ait bir tek görüntü var, bu görüntü de insanları aldatmaktadır. Bu olaydaki görüntüde, sanki metrobüs işaretçinin hemen arkasında gibi ama adliyenin metrobüs kısmını gören kamera görüntüsünde ise aracın 30 metre geride olduğu açıkça belli oluyor. Beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Savunma yapan diğer sanıklar da, mahkemeden beraatlarını istedi. Ek bilirkişi raporu talebi Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasında kusurlu bulunanların tespiti için ek bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek, metrobüs şoförünün tutukluluğunun devamını talep etti. Tutuklu metrobüs şoförü tahliye edildi Ara kararının açıklayan mahkeme heyeti, metrobüs şoförü tutuklu sanık Düzgün Murat Çetin’in ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine ve savcılığın talebi üzerine ek bilirkişi raporu alınmasına hükmederek duruşmayı erteledi.
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler Tuzla’da dualarla anıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 11:49 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler Tuzla’da dualarla anıldı 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3’üncü yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlar Tuzla’da anıldı. Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, "6 Şubat yalnızca bir anma günü değildir; aynı zamanda şehirlerimizin geleceğine dair sorumluluğumuzu yeniden hatırladığımız bir gündür" dedi. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bahçesinde gece saatlerinde düzenlenen 6 Şubat depremi anma törenine Başkan Eren Ali Bingöl, depremde görev almış Tuzla Belediyesi arama kurtarma personeli ve vatandaşlar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, 6 Şubat depremlerine ilişkin hazırlanan video gösteriminin ardından Başkan Bingöl’ün konuşmasıyla devam etti. "Afetlere karşı hazırlık sadece bir günün değil, her günün sorumluluğudur" Depremde hayatını kaybeden vatandaşları anarak konuşmasına başlayan Başkan Bingöl, "6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, kaybettiğimiz canları rahmetle anıyor; geride kalan ailelerin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Bu büyük felaket, hepimizin hafızasında derin bir iz bıraktı. 6 Şubat yalnızca bir anma günü değildir; aynı zamanda şehirlerimizin geleceğine dair sorumluluğumuzu yeniden hatırladığımız bir gündür. Bu tarih bize çok açık bir gerçeği hatırlatıyor: Depremi engelleyemeyiz ama hazırlıklı olmayı, riskleri azaltmayı ve şehirlerimizi daha güvenli hale getirmeyi erteleyemeyiz. Afetlere karşı hazırlık, sadece bir günün değil, her günün sorumluluğudur. Çünkü afet yönetimi, kriz anında değil; kriz olmadan önce yapılan çalışmalarla anlam kazanır" dedi. "Deprem gibi büyük afetlerde en kritik unsur, ilk dakikalarda doğru iletişim ve koordinasyon" Tuzla’da afet hazırlık çalışmalarının planlı ve koordineli şekilde yürütüldüğünü belirten Başkan Bingöl, şu ifadelere yer verdi: "Tuzla’da biz bu sorumluluğu sözle değil, somut adımlarla yerine getirmeye çalışıyoruz. Kent güvenliğini; planlı çalışmanın, güçlü koordinasyonun ve sağlam altyapının temel meselesi olarak görüyoruz. Bu kapsamda Tuzla Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezimiz üzerinden, Türkiye Afet Müdahale Planı doğrultusunda güçlü bir haberleşme ağı kurduk. Bugün ilçemizde 17 mahallede, 23 çalışma grubunda sahada görev yapan ekiplerimizin kullanımına sunulan 82 telsizden oluşan yaygın bir iletişim sistemi aktif durumda. Deprem gibi büyük afetlerde en kritik unsur, ilk dakikalarda doğru iletişim ve koordinasyondur. Bu nedenle sistemi sadece kurmakla kalmıyor, her hafta düzenli testlerle sürekli hazır tutuyoruz. Elektrik kesintisi ihtimaline karşı da altyapıyı güneş panelleriyle destekliyoruz." "Hedef, her mahallede en az iki afet konteyneri" Afetlere hazırlıkta vatandaşların da sürece dahil edilmesine önem verdiklerini ifade eden Bingöl, Tuzla Acil Mobil Uygulaması’nın bu anlayışın bir parçası olduğunu söyleyerek, "Bu uygulama sayesinde internet altyapısı devre dışı kalsa bile sistem çevrimdışı çalışabiliyor ve komşularımız en yakın deprem toplanma alanlarına yönlendirilebiliyor. Aynı zamanda bilgilendirici içerikler, gönüllü başvuruları ve acil iletişim bilgileri de uygulama içerisinde yer alıyor" dedi. Bingöl, Tuzla Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi’nin 61 kişilik kadrosuyla hafif seviye akreditasyonla görev yaptığını, orta seviye akreditasyon çalışmalarının sürdüğünü ve 2026 yılında yeni bir arama kurtarma aracının envantere dahil edileceğini aktardı. İlçede 17 afet konteyneri ve 4 afet timleri konteynerinin bulunduğunu belirten Bingöl, hedefin her mahallede en az iki konteyner olacak şekilde toplam 40 afet konteynerine ulaşmak olduğunu söyledi. Anma programı, duaların ardından sona erdi.
Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38 Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor" Televizyon karşısında uyuyan, yatmadan önce telefona bakan ve odasında gece lambası yananları uyaran Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Bu süreçte melatoninin baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere yol açabilir" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışık maruziyetinin uyku kalitesini ciddi biçimde bozduğunu belirterek, "Uyku yalnızca gözleri kapatmakla başlamaz, göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez" dedi. Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda ışığı algılayarak beynin biyolojik saatini yönlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Gözün iç tabakası olan retina, ışığı algıladığı anda beyne ’gündüz’ sinyali gönderir. Bu sinyal, uyku hormonu melatoninin salgılanmasını baskılar. Özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışık, retina tarafından gündüz ışığı gibi algılanır" diye konuştu. Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudun dinlenme moduna geçememesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor, yalnızca yatakta bekliyor" ifadelerini kullandı. Televizyon karşısında uyuyanlar dikkat Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudu dinlenme moduna sokmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar uyumuyor, beyinleri gündüz gibi algıladıkları için sadece yatakta zaman geçiriyor" dedi. Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hormon bağışıklık sistemi, hormon dengesi, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de kritik rol oynar. Gece boyunca baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere neden olabilir. Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Bilimsel olarak en sağlıklı yöntem tamamen karanlık bir ortamda uyumak. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekirse göz maskesi kullanılmalı."
Dilek Cesur Küçükçekmeceli kadınlarla buluştu
06 Şubat 2026 Cuma - 11:30 Dilek Cesur Küçükçekmeceli kadınlarla buluştu Küçükçekmece Belediyesi’nin kadın yazarlarla Küçükçekmeceli kadınları bir araya getirmek amacıyla düzenlediği ‘Çekmecemde Kitap Var’ söyleşilerine, eğitimci-yazar Dilek Cesur konuk oldu. Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlik öncesi ücretsiz olarak dağıtılan ‘Rota Yeniden Oluşturuluyor’ kitabını Dilek Cesur okuyucular için imzaladı. Sosyal medyada milyonlarca takipçisi bulunan Dilek Cesur’un katıldığı söyleşiye Küçükçekmeceli kadınlar yoğun ilgi gösterdi. Sunuculuğunu Başak İkiz’in yaptığı programa; Küçükçekmece CHP İlçe Başkanı Burak Ergin, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici ve meclis üyeleri de katıldı. Program sonunda Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, Dilek Cesur’a çiçek verdi. "Sizler için çocuk kütüphanemizi yapıyoruz" Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici yaptığı konuşmada, ‘’Söyleşi sırasında küçük çocuklarımızın seslerini duyduk. Belediye Başkanımız Kemal Çebi’nin, ’Çekmecemde Kitap Var’ söyleşilerimizle ilgili bir talimatı vardı. Kadınlar buraya çocuklarıyla geliyor, dolayısıyla onları biraz daha rahat ettirelim dedi. Çocuk kütüphanesini hızlı bir şekilde burada faaliyete geçirmemizi söyledi. Kısa zamanda fuaye alanımızda çocuk kütüphanemizi yapıyoruz. Bu etkinliklerimizde artık çocuklarınızı oraya bırakacak ve daha rahat edeceksiniz’’ dedi. "Çekmecende kitap olsun demek kolay ama versen daha kolay" Eğitimci yazar Dilek Cesur kitap yayınlanma süreci boyunca yaşadıklarını anlatırken, ‘’İlk kitabım çıktığında kandırıldım, dolandırıldım. O zaman devlet memuruydum ve kitap çıkması için kredi çekmiştim. Bugün diyorum ki iyi ki o adamlarla karşılaşmışım, iyi ki beni kandırmışlar, dolandırmışlar. Ben bugün gelmiş olduğum noktayı onlara borçluyum çünkü o kitabım hazır değilmiş, ben hazır değilmişim. Allah’ın sevgili kuluymuşum ki benim karşıma o kötü niyetli insanları çıkartmış ve ben o kitapla piyasaya çıkamamışım. Ama biz o anlarda olaya şer olarak bakıyoruz, kandırıldık, ihanete uğradık diyoruz. Bir yere giderken navigasyona adres giriyoruz ama bazen sohbete, müziğe veya düşünceye dalıyoruz, yolumuzu kaçırıyoruz. Ama ne yapıyoruz yolumuzu kaçırdık yanlış yola girdik diye geri mi dönüyoruz yoksa navigasyondan şu sesin gelmesini mi bekliyoruz. ‘Rota yeniden oluşturuluyor. ’Benim bir hedefim var, yanlış yola sapsam da gitmek istediğim yol var dedim kendime. Bugün benim kitaplarım Küçükçekmece Belediyesi tarafından sizlere hediye edildi, bu çok ince bir davranış. Çünkü çekmecende kitap olsun demek kolay ama versen daha kolay’’ dedi.