Yerel Haberler
İstanbul
Tüpraş’tan 100 bin fidanla ağaçlandırmaya destek 03 Nisan 2026 Cuma - 12:39:35 Enerji şirketi Tüpraş, "Enerjimiz Geleceğe" yaklaşımıyla rafinerilerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman illerinde dikilmek üzere 100 bin fidan bağışı yaparak ağaçlandırma çalışmalarına destek sağladı. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) iş birliğinde dört ilde ağaç dikme törenleri düzenleyen şirket, oluşturduğu hatıra ormanlarının yanı sıra yangından etkilenen sahaların yeniden ağaçlandırılması çabalarının parçası olarak ekosistemin güçlendirilmesine de katkı sunacak. Tüpraş, sürdürülebilirlik stratejisi ve çevre yönetimi anlayışıyla Orman Genel Müdürlüğü iş birliğinde Türkiye’nin orman varlığını artırmayı amaçlıyor. Şirket, Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle rafinelerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman illerinde hatıra ormanlarının oluşturulması ve yangından etkilenen sahaların yeniden ağaçlandırılmasını desteklemek üzere 100 bin fidan bağışladı. Ağaçlandırma çalışmaları biyolojik çeşitliliğin desteklenmesine, toprak erozyonunun azaltılmasına, karbon yutak alanlarının güçlendirilmesine ve iklim değişikliğiyle mücadelede doğal ekosistemlerin dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlıyor. "Ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz" Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca doğal yaşamın sürekliliğini sağlayan alanlar değil, aynı zamanda toplumların ve ekonomilerin sürdürülebilir geleceğinin temelini oluşturan ekosistemlerdir. İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda doğal varlıkların korunması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Şirket olarak çevre ve insan odaklı yaklaşımımızı tüm iş süreçlerimize ve toplumsal yatırım programlarımıza entegre ediyor; ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yıl boyunca 100 bin fidanı toprakla buluşturarak bu yolda kıymetli bir adım attığımıza inanıyorum." Şirketin faaliyet gösterdiği illerde gerçekleşen ağaçlandırma etkinliklerine Tüpraş Rafineri müdürleri, çevre ve sürdürülebilirlik ekipleri ile gönüllü çalışanlar katıldı. Orman Genel Müdürlüğü’nün ilgili şube müdürlüklerinden temsilcilerin de yer aldığı etkinliklerde ağaçlandırma süreçleri ve ekosistem üzerindeki etkilerine ilişkin bilgilendirmeler de yapıldı. Hatıra ormanları, bölgesel ekosistemlerin güçlenmesine katkı sunarken gelecek nesiller için de kalıcı bir çevresel değer oluşturuyor; çalışanların gönüllü katılımı sayesinde çevre bilinci kurum kültüründe daha da yaygınlaşıyor. Bu yaklaşım, doğaya ve topluma uzun vadeli fayda sağlayan bütünsel sürdürülebilirlik anlayışını güçlendiriyor. Tüpraş, ağaçlandırma çalışmalarını yeni alanların yeşillendirilmesiyle sınırlı tutmuyor, aynı zamanda İzmir ve İzmit’te orman yangınlarından etkilenen sahaların rehabilitasyonuna da katkı sağlıyor. Dikilecek fidan türleri; bölgesel bitki örtüsü, ekosistem ihtiyaçları ve olası yangın riski dikkate alınarak Orman Genel Müdürlüğü uzmanlarının yönlendirmeleriyle belirleniyor. Bu kapsamda Batman’da gerçekleştirilen fidan dikiminde bölgedeki kuş türleri için önemli bir besin kaynağı olan, ekosisteme ve yerel ekonomiye katkı sağlayacak Menengiç fidanları tercih edildi. Şirket, bu yaklaşımıyla ekolojik iyileşmeyi destekleyen ve uzun vadeli çevresel fayda oluşturan bir ağaçlandırma modeli benimsiyor.
03 Nisan 2026 Cuma - 12:29 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için il koordinasyon toplantıları başladı 26 Nisan ile 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için hazırlıklar tüm hızıyla sürerken, organizasyonun kritik aşamalarından biri olan il koordinasyon toplantıları da başladı. Türkiye’nin en prestijli uluslararası spor organizasyonlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu (Tour of Türkiye), 2026 yılında 61. kez düzenlenerek dünya bisikletinin önemli takımlarını Türkiye’de buluşturmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından gerçekleştirilecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 26 Nisan - 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Çeşme’den başlayarak Aydın, Marmaris, Kıran, Fethiye, Patara, Kemer ve Antalya etaplarının ardından Ankara’da sona erecek 8 etaplık parkuruyla uluslararası bisiklet dünyasının dikkatini bir kez daha Türkiye’ye çevirecek. 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu il koordinasyon toplantıları başladı 26 Nisan - 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Çeşme’den başlayarak Ankara’da sona erecek 8 gün, 8 etap ve toplam bin 133.5 kilometrelik parkurda düzenlenecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu öncesinde İl Koordinasyon Toplantıları Muğla ve İzmir’de gerçekleştirilirken, Antalya’da da yapılacak toplantıyla devam edecek. Muğla Valisi İdris Akbıyık, İzmir Valisi Süleyman Elban ve Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirilen koordinasyon toplantılarına, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Yol Bisikletinden Sorumlu Asbaşkan Metin Cengiz ile ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katılım sağladı. Toplantılarda organizasyonun tüm operasyonel hazırlıkları masaya yatırılırken; parkur güvenliği, trafik düzenlemeleri, ulaşım, sağlık ve acil durum planlamalarına ilişkin süreçler detaylı şekilde değerlendirildi. Geçtiği illerde yüksek organizasyon kalitesiyle hayata geçirilmesi hedeflenen etaplar için tüm kurumların eşgüdüm içerisinde çalıştığı vurgulanırken, organizasyonun sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesine yönelik kararlılığın altı çizildi. İl koordinasyon toplantıları, 8 Nisan’da Ankara Valisi Vasip Şahin başkanlığında Ankara’da gerçekleştirilecek toplantıyla tamamlanacak.
03 Nisan 2026 Cuma - 12:26 Yükseköğretimde dönüşüm BAU’da düzenlenen çalıştayda konuşuldu Yükseköğretimde lisans eğitimi sürelerinde değişiklik, kontenjanlarda güncelleme, staj yerine uygulamalı eğitim, sektörlerin insan kaynağı ihtiyacı olan programların açılması gibi gündemde olan konular Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen Yükseköğretimde Dönüşüm Çalıştayı’nda konuşuldu. Yükseköğretimde mevcut durum, stratejik hedefler ve dönüşüm, Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşen çalıştayda masaya yatırıldı. BAU Campus’de gerçekleşen Yükseköğretimde Dönüşüm Çalıştayı’na, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Almanya’nın Kassel Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ulrich Teichler, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Prof. Dr. Atilla Arkan, Prof. Dr. Nafiz Arıca, akademisyenler ve akreditasyon kuruluşlarının temsilcileri katıldı. YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, açılış konuşmasında, 2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu kapsamında atılan adımlar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Yükseköğretim sistemlerinin yalnızca kendi iç dinamikleri üzerinden değil, küresel eğilimler doğrultusunda yeniden şekillendiğini belirten Arcaklıoğlu, dünyada yükseköğretime devam eden 250 milyon öğrenci sayısının 2040’lı yıllarda 600 milyona ulaşacağının öngörüldüğünü söyledi. Arcaklıoğlu, bu büyümenin yükseköğretimi sadece erişim açısından değil kalite, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kapsayıcılık bakımından da yeniden ele almayı zorunlu kıldığını, Türkiye’nin de bu dönüşüme kayıtsız kalmadan dünyanın önde gelen ülkeleriyle rekabet edecek şekilde bir sistem inşasına başladığını vurguladı. "Sadece bilgi aktaran değil uygulamaya önem veren eğitim" Prof. Dr. Arcaklıoğlu, 2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu’nda üniversiteler için ortaya konan dört ana başlığın "Kalite odaklı süreç yönetimi ve liderlik", "Dijital dönüşüm ve veriye dayalı yönetim", "Ulusal ve uluslararası görünürlük" ve "Girişimci ve yenilikçi üniversite anlayışı olduğuna dikkat çekti. Günümüzde üniversitelerin başarısının artık kontenjan doluluk oranlarıyla değil mezunlarının iş dünyasına geçiş süreleri, sektörel uyum düzeyleri, araştırma kapasitesi ve toplumsal katkılarıyla birlikte değerlendirildiğini vurgulayan Arcaklıoğlu, "Artık, yükseköğretimde öğrencilere verilen bilgi kadar bu bilgiyi öğrencinin uygulamada ne kadar pratik anlamda kullanabildiği, yeni konulara uyarlayabildiği konusu önem kazanmıştır" dedi. Kısa süreli staj yerine uygulamalı eğitim hedefi Müfredatta sadeleştirme çalışmasına başlandığını belirten Arcaklıoğlu, kontenjan planlamasının ise günübirlik ihtiyaçlara göre değil programların iş gücü piyasasıyla ilişkisi, eğitimin sürdürebilirliği, akademik kapasite ve mezunların istihdam ihtimalleri gibi parametreler dikkate alınarak çok boyutlu ve veriye dayalı yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi. Sağlık, adalet, eğitim ve sanayi gibi alanlarda, ilgili bakanlıkların insan kaynağı planlaması verilerini dikkate alarak kontenjan güncellemesi yapmasının doğru olduğunu belirten Arcaklıoğlu, "Temel hedefimiz öğrencilerin iş ortamını öğrenciyken deneyimlemesi, mezuniyet sonrasındaki sektöre adaptasyonunu daha hızlı yapmasına imkan sağlamasıdır. Türkiye’de yedi il pilot bölge olarak seçilerek çalışma başlatıldı. Ayrıca, sektörlerin insan kaynağı ihtiyacı olan dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler, yapay zeka, siber güvenlik programlarının yanı sıra yeşil dönüşüm, karbon yönetimi, doğa koruma, tarımda dijital teknolojiler, hassas tarım, uzaktan sağlık sistemleri gibi kritik konularda da programların açıldığını dile getirdi. Lisans eğitiminin süresiyle ilgili çalışmalar devam ediyor Arcaklıoğlu, lisans eğitiminin süresine yönelik çalışmaların sadece süre tartışması olarak ele alınmasının doğru olmadığını, burada temel amacın eğitimin niteliğini düşürmeden müfredatta birtakım sadeleştirmelere giderek ve uygulamalı eğitime ağırlık vererek bir dönüşüm hedeflendiğini söyledi. Arcaklıoğlu, lisans programlarının süresi konusu üzerinde çalışmaya devam edileceğini vurguladı. Prof. Dr. Hatipoğlu: "Dönüşüm tartışılmaya devam etmeli" BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ise açılışta yaptığı konuşmada, yükseköğretimde dönüşümün en çok tartışılan konulardan biri haline geldiğini söyledi. Prof. Dr. Hatipoğlu, şöyle konuştu: "Yükseköğretimde küresel gelişmeler çerçevesinde; üniversitelerin temel misyonunun dönüşümü, üniversite ve istihdam arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması, yapay zeka ve akıllı sistemlerin kurumsal dönüşüm aracı haline gelmesi, eğitim araştırma ve toplumsal katkı süreçlerinin birbirine entegre edilme gerekliliği, etki odaklı çalışmalara ihtiyacın artması, üniversitelerin markalaşma süreçleri ve görünürlüğünün yeniden ele alınması konuları öne çıkmaktadır. Biz üniversite olarak, söz konusu eğilimleri ve 2030’a doğru Türk Yükseköğretim Vizyonunu dikkate alarak; üniversite liderlerini, akreditasyon kuruluşlarını ve uluslararası iyi örnek uygulamalarını gerçekleştiren yöneticileri çalıştayda bir araya getirmek istedik. Bu konu tek bir çalıştayla sınırlı kalsın istemiyoruz. Dönüşüm konusunu tüm paydaşlarla bir araya gelip hep birlikte tartışmaya devam edeceğiz." Çalıştayda "Üniversitelerin Dönüşüm Gündemi" oturumunda konuşan Prof. Dr. Atilla Arkan ve Prof. Dr. Nafiz Arıca eğitim sistemlerinin yapay zekaya uyumlu hale getirilmesi, karşılaşılan zorluklar, beceriler ve yetkinliklerin önemi başta olmak üzere yükseköğretimde dönüşüm süreciyle ilgili görüşlerini açıkladılar. "Yükseköğretimde Dönüşüm: Akreditasyonun Geleceği", oturumunda akreditasyon kuruluşları temsilcileri, "Üniversitelerde Dönüşüm: Avrupa’dan Örnekler" başlıklı oturumunda ise akademisyenler yaptıkları konuşmalarla çalıştaya katkı verdi.
Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada mahkeme sanıkları asli kusurlu buldu
06 Şubat 2026 Cuma - 16:55 Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada mahkeme sanıkları asli kusurlu buldu Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekiplerince açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 10 sanığın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6’şar yıla kadar hapis talebiyle yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme 10 sanığın da 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Heyet, cezada erteleme hükümlerini uygulamazken, sanıkları asli kusurlu buldu. Küçükçekmece’de bir parkta İBB ekipleri tarafından açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 1’i başka suçtan tutuklu 10 sanıklı davanın görülmesine devam ediliyor. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tüm sanıklar salonda hazır bulundu. "Yaşanan her olay, genel müdüre haber verilmez" Duruşmada savunma yapan İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ Genel Müdürü olan ve başka suçtan tutuklu bulunan sanık Ali Sukas savunmasında, "4 bin 500 çalışanı olan bir şirketin genel müdürüyüm. Kendi yetkim altında 53 birim yöneticisi bulunuyor. Onların da yetkisi altında başka insanlar çalışıyor. Bilirkişi raporu hazırlanırken saha çalışmaları dikkat alınmadığını düşünüyorum. Rapordaki aleyhine olan hususları kabul etmiyorum. Soyut kavramlar üzerinden bir sonuç çıkarılmaya çalışılmıştır. Ben olayı öğrenince olayla ilgili yapılması gerekenleri yaptım. Benim sorumluluğum genel denetim ve gözetimle ilgilidir. Yaşanan her olay, genel müdüre haber verilmez. Sahadaki ekiplerimiz bunlar için vardır" ifadelerini kullandı. Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü olan tutuksuz sanık Ziya Duman ise savunmasında, "Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmem mümkün değildir. Benim bu olayla bir ilgim bulunmamaktadır. Kazı çalışması yapılan yerde diğer sanıkların iddia ettiği gibi diz boyu su bulunmamaktadır. Kayıtlarda bu bellidir. Beraatımı talep ediyorum" şeklinde konuştu. Savunmaları alınan diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmeyerek, beraatlarını istediler. 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezası alan sanıklar asli kusurlu bulundu Alınan savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, dava dosyasında bulunan 10 sanığın da ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme, verilen cezada erteleme hükümlerini uygulamazken, sanıkları yaşanan olayda asli kusurlu buldu.
Kadıköy’de cami cemaati mağduriyeti: Namazı sokaklarda kılıyorlar
06 Şubat 2026 Cuma - 16:26 Kadıköy’de cami cemaati mağduriyeti: Namazı sokaklarda kılıyorlar Kadıköy Osmanağa Camii’nde alan yetersizliği nedeniyle özellikle cuma namazlarında ve önemli günlerde cemaat, sokaklarda namaz kılmak zorunda kalıyor. Yıllardır yeni cami talebinde bulunan vatandaşlar mağduriyetlerinin görmezden gelindiğini ifade ederken, Kadıköy Rıhtım’da yapılması planlanan cami projesine ilişkin hukuki süreç ise uzun süredir devam ediyor. Kadıköy’de, Osmanağa Camii’nde yaşanan alan yetersizliği ibadet eden vatandaşları her hafta aynı manzarayla karşı karşıya bırakıyor. Özellikle cuma namazlarında ve önemli günlerde büyük bir mağduriyet yaşayan cami cemaati; avlunun yetersiz kalması nedeniyle her cuma namazında sokak dışına ve bazı günler caddeye kadar taşan kilimler üzerinde namaz kılmak zorunda kalıyor. Kadıköy halkının daha geniş ve rahat bir ibadet alanına kavuşması amacıyla gündeme gelen yeni cami projesi ise yıllardır süren hukuki tartışmaların odağında yer alıyor. Konuya ilişkin hukuki süreç yıllardır devam ederken, cemaat tarafından Kadıköy’e yeni cami yapılması için dile getirilen talep ve çağrıların, belediye tarafından dikkate alınmadığı ortaya çıktı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talebiyle gündeme gelen cami projesi, Kadıköy Belediyesi ile TMMOB Mimarlar Odası’nın açtığı davalar sonucu İstanbul 3. İdare Mahkemesi tarafından 30 Nisan 2025 tarihinde iptal edildi. İptal kararında ise, "Cami yapılması planlanan alanın 400-500 metre yürüme mesafesinde Sultan III. Mustafa İskele Camii, Caferağa Camii, Kethüda Çarşı Camii ve Osmanağa Camii gibi birçok caminin bulunduğu, dolayısıyla bölgede ibadet alanı açısından bir yetersizlik olmadığı ve cami fonksiyonlarının Kadıköy Meydanı’ndaki trafik yoğunluğunu artıracağı" gibi gerekçeler yer aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı ve İstanbul Çevre ve Tarihi Eserleri Koruma Derneği tarafından bölge idare mahkemesine taşınan davada, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdare Dava Dairesi, 15 Aralık 2025 tarihli kararıyla İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin verdiği iptal kararını kaldırdı. Karar üzerine Kadıköy Belediyesi son olarak, 20 Ocak 2026 tarihinde Danıştay’a temyiz başvurusunda bulundu. "Yağmurlu ve rüzgarlı havalarda cemaat çok mağduriyet yaşıyor " Kadıköy’de yaşadığını belirten Recep Tellioğlu, "Vakit buldukça buradaki camilerde vakit namazlarını kılmaya çalışıyorum, fakat yoğunluk var. Osmanağa Camii çok eski asırlık bir camii, burada yeni toplum, yeni nesile geniş ve kapsamlı bir cami olsa çok daha iyi olacağı kanaatindeyim. Yağmurlu ve rüzgarlı havalarda cemaat çok mağduriyet yaşıyor. İnsanların ibadetini rahat bir şekilde yapması lazım" dedi. "Kadıköy’de camiye bir ihtiyaç var, cami yapılmasını isteriz" Kadıköy Osmanağa Camii’nde namazlarını kıldığını söyleyen bir diğer vatandaş ise, "Özellikle cuma saatleri yetersiz oluyor. Kadıköy’de camiye bir ihtiyaç var, cami yapılmasını isteriz. Tüm İstanbul’un büyük camilere ihtiyacı var, inşallah içini dolduracak cemaate de ihtiyacı var. El birliği ile hepsinin üstünden geleceğimizi düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Kadıköy’e büyük bir camii yapılması lazım" 40 yıldır Kadıköy’de esnaflık yaptığını aktaran Mehmet Yiğit de, "Semtimize güzel bir cami olmasını isterim. Camiler cuma günleri doluyor ve dışarılara taşıyor. İnsanlar rahat namaz kılamıyor, Kadıköy’e büyük bir cami yapılması lazım. Biz de esnaf olarak cami yapılması için elimizden gelen her şeyi yaparız" diye konuştu.
Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada mahkeme sanıkları asli kusurlu buldu
06 Şubat 2026 Cuma - 16:24 Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada mahkeme sanıkları asli kusurlu buldu Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekiplerince açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 10 sanığın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6’şar yıla kadar hapis talebiyle yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme 10 sanığın da 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Heyet, cezada erteleme hükümlerini uygulamazken, sanıkları asli kusurlu buldu.Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 1’i başka suçtan tutuklu 10 sanıklı davanın görülmesine devam ediliyor. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tüm sanıklar salonda hazır bulundu."Yaşanan her olay, genel müdüre haber verilmez"Duruşmada savunma yapan İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ Genel Müdürü olan ve başka suçtan tutuklu bulunan sanık Ali Sukas savunmasında, "4 bin 500 çalışanı olan bir şirketin genel müdürüyüm. Kendi yetkim altında 53 birim yöneticisi bulunuyor. Onların da yetkisi altında başka insanlar çalışıyor. Bilirkişi raporu hazırlanırken saha çalışmaları dikkat alınmadığını düşünüyorum. Rapordaki aleyhine olan hususları kabul etmiyorum. Soyut kavramlar üzerinden bir sonuç çıkarılmaya çalışılmıştır. Ben olayı öğrenince olayla ilgili yapılması gerekenleri yaptım. Benim sorumluluğum genel demetim ve gözetimle ilgilidir. Yaşanan her olay, genel müdüre haber verilmez. Sahadaki ekiplerimiz bunlar için vardır" ifadelerini kullandı.Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü olan tutuksuz sanık Ziya Duman ise savunmasında, "Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmem mümkün değildir. Benim bu olayla bir ilgim bulunmamaktadır. Kazı çalışması yapılan yerde diğer sanıkların iddia ettiği gibi diz boyu su bulunmamaktadır. Kayıtlarda bu bellidir. Beraatımı talep ediyorum" şeklinde konuştu.Savunmaları alınan diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmeyerek, beraatlarını istediler.2’şer yıl 6’şar ay hapis cezası alan sanıklar asli kusurlu bulunduAlınan savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, dava dosyasında bulunan 10 sanığın da ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme, verilen cezada erteleme hükümlerini uygulamazken, sanıkları yaşanan olayda asli kusurlu buldu.
6 Şubat’ın 3. yılında Fatih’ten "Dirençli Şehir" vurgusu
06 Şubat 2026 Cuma - 15:31 6 Şubat’ın 3. yılında Fatih’ten "Dirençli Şehir" vurgusu Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla Fatih Arama Kurtarma (FARK) ekibiyle bir araya gelen Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle andıklarını belirterek, "Depremi bir korku unsuru değil, hazırlıklı olmamız gereken bir yaşam gerçeği olarak kabul etmek zorundayız" dedi. Başkan Turan, 6 Şubat 2023’te büyüklüğü 7,7 ve 7,6 olan iki büyük depremin art arda meydana geldiğini ve 13,5 milyon vatandaşın yaşadığı 11 ilde ağır yıkımlar yaşandığını belirterek, "Üç yıl önce bugün büyüklüğü, yıkıcılığı ve ardı ardına yaşanmasıyla tarihte eşine zor rastlanır bir felaketle karşı karşıya kaldık. Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Rabbim ülkemize ve milletimize bir daha böyle büyük acılar yaşatmasın" dedi. "Ölüme neden deprem değil, dayanıksız yapılardır" Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu vurgulayan Başkan Turan, Marmara’da son iki bin yıl içerisinde 150’nin üzerinde yıkıcı deprem yaşandığını 2025 yılı INFORM risk verilerine göre Türkiye’de afetler içinde risk katsayısı en yüksek olayın 9,7 oranıyla deprem olduğuna dikkati çekerek, "İstatistikler gösteriyor ki depremlerdeki can kayıplarının yüzde 95’i bina hasarlarından, yüzde 3’ü ise sabitlenmemiş eşyalardan kaynaklanmaktadır. Yani esasında ölüme neden deprem değil, depreme dayanıksız yapılardır. Bu nedenle biz ısrarla ‘Dirençli Fatih’ diyoruz" ifadelerini kullandı. Bütçede en yüksek pay "Dirençli Fatih"e Fatih’in en önemli sorununun eskimiş ve direncini kaybetmiş yapı stoğu olduğunu her fırsatta dile getirdiklerini aktaran Turan, Stratejik Plan’daki 10 ana temadan ilkinin "Dirençli Fatih" olarak belirlendiğini ifade etti. 2026 bütçesinde en yüksek payın yüzde 31’lik oranla "Dirençli Fatih" başlığına ayrıldığını belirten Turan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Marmara Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğü ile birlikte 9 noktada yaklaşık 3 bin 200 bağımsız bölümü kapsayan alan bazlı dönüşüm çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. 143 plan notu düzenlemesiyle yapı bazlı dönüşümün önünün açıldığını ifade eden Turan, açık ve yeşil alanların yüzde 41 oranında artırıldığını, bu alanların afet anında toplanma alanı olarak planlandığını aktardı. Fatih’te Afet İşleri Müdürlüğü ve FARK ekibi kuruldu Yerel yönetimlerin afet yönetimindeki rolüne işaret eden Turan, Fatih Belediyesi bünyesinde Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü’nün kurulduğunu, belediye personelinden oluşan 34 kişilik FARK ekibinin AFAD koordinasyonunda eğitimlerini tamamlayarak "Hafif Seviye Arama Kurtarma Akreditasyonu" almaya hak kazandığını bildirdi. Turan, "Gayemiz, olası bir afet anında sadece Fatih’te değil, ülkemizin ihtiyaç duyulan her köşesinde vatandaşlarımıza en hızlı ve en etkili yardım elini uzatmaktır" ifadelerini kullandı. 6 bin 433 sivil mimarlık örneği yapı envantere alındı Fatih Belediyesi tarafından 2020 yılında başlatılan "Fatih’in Kültürel Miras Envanteri" çalışması kapsamında 6 bin 433 sivil mimarlık örneği yapının kayıt altına alındığını belirten Turan, muhtemel bir afette can ve mal güvenliğini tehdit edebilecek 711 yapının tespit edildiğini kaydetti. Bu kapsamda toplam bin 130 metruk ve riskli yapının yıkımının gerçekleştirildiğini aktaran Turan, 2026 yılı içerisinde 130 metruk yapının daha yıkılacağını söyleyerek, "Bizler Fatih’te sadece binaları değil, geleceğimizi ve umudumuzu koruma altına alıyoruz. Bilimin ışığında, verilerin rehberliğinde ilçemizi bu büyük riske karşı hazırlamaya devam edeceğiz. Rabbim ülkemizi her türlü bela ve musibetten muhafaza eylesin" dedi.
Gaziosmanpaşa Belediyesi arama kurtarma ekibi her an göreve hazır
06 Şubat 2026 Cuma - 15:30 Gaziosmanpaşa Belediyesi arama kurtarma ekibi her an göreve hazır Afet hazırlıklarını en üst seviyede sürdüren Gaziosmanpaşa Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (GOPAR), 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen tatbikatta görev aldı. Kurumlar arası koordinasyonun ölçüldüğü tatbikatta, GOPAR ekiplerinin saha tecrübesi dikkat çekti. 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla Bayrampaşa’da geniş kapsamlı bir deprem tatbikatı düzenlendi. Bayrampaşa Belediyesi tarafından koordine edilen tatbikata; Gaziosmanpaşa Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (GOPAR) ve 13 arama kurtarma ekibi destek verdi. Senaryo gereği deprem sonrası yıkılan binada mahsur kalan yaralıların kurtarılmasına yönelik yürütülen çalışmalarda, ekiplerin birbirleriyle olan uyumu ve müdahale hızı test edildi. Enkaz altından dikkatle çıkarılan yaralılar, güvenli şekilde sağlık birimlerine teslim edilerek tatbikat başarıyla tamamlandı. İlçede afet hazırlıkları kesintisiz sürüyor GOPAR, ilçedeki arama kurtarma kapasitesini güçlendirmek için çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Gaziosmanpaşa Belediyesi, önümüzdeki süreçte mahallelerdeki afet gönüllüsü vatandaşlara eğitimler vererek, GOPAR bünyesindeki personel sayısını artırmayı hedefliyor. Teknik hazırlıkların yanı sıra ilçedeki okullarda yürütülen eğitim faaliyetleriyle de afet bilinci toplumun her kesimine yayılıyor. Öğrencilere yönelik düzenlenen afet farkındalığı eğitimleriyle, çocukların erken yaşlardan itibaren olası afet durumlarında nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda bilinçlendirilmesi sağlanıyor. Gaziosmanpaşa Belediyesi, hem profesyonel ekipleriyle hem de bilinçli toplum hedefiyle afet risklerine karşı hazırlıklarını kararlılıkla sürdürüyor.
Ferhat Arıcan: "İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek"
06 Şubat 2026 Cuma - 15:21 Ferhat Arıcan: "İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek" Milli cimnastikçi Ferhat Arıcan, İstanbul’da düzenlenecek 2027 Avrupa Oyunları için, "İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek" dedi. Milli cimnastikçi Ferhat Arıcan, Brand&Sport Summit etkinliğinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 2025 yılının başarılı geçtiğini belirten Arıcan, "Avrupa Şampiyonası’nda birinci olarak finale kaldım. Üçüncü Avrupa şampiyonluğuma çok yakındım. Sadece dünya şampiyonası madalyası eksik. Bu yıl Rotterdam’da dünya şampiyonası olacak. İnşallah koleksiyonumun son parçasını Rotterdam’da tamamlayacağım. Dördüncü kez olimpiyat oyunlarına gitmek istiyorum. 2028 Olimpiyat Oyunları, benim dördüncü katıldığım olimpiyat olacak. Cimnastik ve spor tarihine de böylece geçmek istiyorum" şeklinde konuştu. 2027 Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da düzenlenecek olmasıyla ilgili de Ferhat Arıcan, "Ülkemizde böyle büyük bir organizasyonun yapılması, bizim için büyük bir gurur. 2036 Olimpiyat Oyunları’na aday olduğumuz için bu organizasyon, prova olacak. Bu sadece bir spor aktivitesi değil. Kültürel mirasımızı ve organizasyonları çok iyi bir şekilde yaptığımızı göstermeliyiz. İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek. 2036 Olimpiyat Oyunları’na adaylığımız için 2027 Avrupa Oyunları çok önemli" diye konuştu.
Merve Dinçel Kavurat: "Tek hedefim 2028 Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak"
06 Şubat 2026 Cuma - 15:19 Merve Dinçel Kavurat: "Tek hedefim 2028 Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak" Milli taekwondo Merve Dinçel Kavurat, tek hedefinin 2028 yılında düzenlenecek Los Angeles Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak olduğunu söyledi. Milli taekwondocu Merve Dinçel, Brand&Sport Summit etkinliğinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çin’de Türk taekwondosunun tekrar dünya şampiyonu olduğunu söyleyen Dinçel, "Bu bizler için çok önemli ve değerliydi. Ben 2023 yılında da dünya şampiyonu olmuştu. 2025 yılında da dünya şampiyon oldum. Ama 2023’te farklı sıklette şampiyon olmuştum. Şimdi farklı sıklette dünya şampiyonu oldum. Bu başarabilen ilk taekwondocuyum. Bunun için çok gururluyum. Geriye dönüp baktığımda bir turnuva hariç turnuva kaybetmedim, altın madalya almadığım bir turnuva olmadı. Bunun da gururunu yaşıyorum. Bunun da istikrarını sürdürmek için çalışmaya devam ediyorum" diye konuştu. Çok daha başarılı bir şekilde ilerleyeceklerine inandığını söyleyen milli sporcu, "Başkanımız Bahri Tanrıkulu, taekwondonun içinden gelmiş, 3 dünya şampiyonu olmuş bir başkan. Eminim ki Türk taekwondosunu daha ileri seviyeye taşımanın en güzel yolunu bulacaktır. Biz de onun arkasından onun adımını takip edip iyi sporcular olacağımıza eminim" dedi. "50’den fazla Avrupa ülkesinin, ülkemizde misafir edeceğiz" 2027 yılında Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da yapılacağının hatırlatılması üzerine Merve Dinçel Kavurat, "Bizler için çok önemli. Büyük bir gurur kaynağı. 50’den fazla Avrupa ülkesinin, ülkemizde misafir edeceğiz. Avrupa kıtasındaki elit sporcuları göreceğiz. Bu bizler için çok büyük bir şans. Diğer türlü de altyapı sporcular için de çok büyük bir şans olacak. Takip ettikleri branşlarda ilgilendikleri sporcuları görme şansları olacak. Bence bunlar çok değerli" ifadelerini kullandı. "Hedefim 2028 Olimpiyatları’nda altın madalya" Hedefinin 2028 Olimpiyatları olduğunu vurgulayan Dinçel, "Benim tek eksik altın madalyam olimpiyatlar. Bunun için sıfırdan başlamış, hiçbir olumsuz şey yaşamamışçasına çalışmaya devam eden Merve’yi göreceğiz. İnşallah tek eksik altın madalyamı oradan alıp, yoluma devam edeceğim" değerlendirmesinde bulundu.