Yerel Haberler
İstanbul
İSKİ, Esenyurt’ta yaptığı kazı çalışmalarının ardından sokakları kapatmadan bıraktı 25 Şubat 2026 Çarşamba - 15:46:15 İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), Esenyurt’ta 214 noktada gerçekleştirdiği kazı çalışmalarının ardından sokakları uzun süre kapatmadan bıraktı. Tamamlanmayan üst yapı çalışmaları nedeniyle yollar çamur ve çukur içinde kalırken, Esenyurt Belediyesi Başkan Yardımcısı Nurhan Demir, "Ulaşım konforunu aşağıya çekerek, sürücü ve yayalar açısından risk teşkil etmektedir. Vatandaşlarımızdan da şikayet almaktayız" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), Esenyurt genelinde 214 noktada gerçekleştirdiği kazı çalışmalarının ardından sokakları uzun süre kapatmadan bıraktı. Tamamlanmayan üst yapı çalışmaları nedeniyle yollar çamur ve çukur içinde kalırken, özellikle olumsuz kış şartlarında vatandaşlar ciddi mağduriyet yaşıyor. Onarımı geciken sokaklarda hem araçlar hem de yayalar için güvenlik riski oluşuyor. Esenyurt Belediyesi ise ilçe genelinde yürüttüğü planlı yol çalışmalarına ek olarak, İSKİ tarafından kazılıp, düzeltilmeden bırakılan sokakların bakım ve onarımını kendi bütçesiyle gerçekleştirmek zorunda kalıyor. Belediye ekipleri, vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla asfaltlama, parke, dolgu ve düzenleme çalışmalarını hızlandırarak, yolları yeniden güvenli ve kullanışlı hale getiriyor. Yaşanan bu durum kurumlar arası koordinasyonun önemini bir kez daha ortaya koyarken, vatandaşlar kazı çalışmalarının daha planlı yürütülmesini ve kazı sonrası üst yapı onarımlarının gecikmeden tamamlanmasını talep ediyor. Esenyurt Belediyesi Başkan Yardımcısı Nurhan Demir, "Ulaşım konforunu aşağıya çekerek, sürücü ve yayalar açısından risk teşkil etmektedir. Vatandaşlarımızdan da şikayet almaktayız. İSKİ yüklenicilerinin sorumlu davranmamalarından kaynaklı bu tür kazıları biz kendi belediye imkanlarımızla yetişmeye çalışıyoruz. Bu da bizim bütçemize ilave bir yük olarak aksediyor. Vatandaşlarımızın bu konuyla alakalı sıkıntılarının giderilmesi açısından İSKİ’ye biz defalarca yazılar yazdık. Yapmış oldukları imalatları tekrar eski haline çevirmeleri konusunda talepte bulunduk. Fakat bu taleplere geri dönüşüm istediğimiz düzeyde olmadı. Biz bütün sokakların kaldırım taşlarının sökülerek eski haline getirilmesini onlardan talep ediyoruz. Yama olarak bırakılmasını ve dolayısıyla vatandaşımızın konforunun düşürülmesini istemiyoruz. Esenyurt’umuzun ve komşularımızın haklarını savunmak için biz bu süreci takip etmeye devam edeceğiz" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 15:22 İstanbul Valisi Gül: "Sıfır atık anlamında yapılabilecek işleri 8 senedir yapıyoruz" İstanbul Valisi Davut Gül, ‘İstanbul Sıfır Atık Haftası Stratejik Koordinasyon Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "Sıfır atık anlamında yapılabilecek işleri 8 senedir yapıyoruz. Bizim 1-7 Haziran’da yapmak istediğimiz, daha çok farkındalık oluşturmak. 7’den 70’e bunun herkes tarafından sahiplenmesi; bir yaşam biçimi olarak hayatımıza girmesi. Her sene 1-7 Haziran’da iyi örneklerin gösterilmesi" dedi. İstanbul’da çevre alanındaki dönüşüm sürecine yön verecek ‘İstanbul Sıfır Atık Haftası Stratejik Koordinasyon Toplantısı’ İstanbul Valiliği himayelerinde ve Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Fatih Belediyesi Neslişah Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2023 yılında kurulan Sıfır Atık Vakfı ile yürütülen iş birliği kapsamında, 1-7 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan ‘İstanbul Sıfır Atık Haftası’ etkinliklerinin yol haritası bu toplantıda ele alındı. Etkinliklerin planlanması, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması ve stratejik hedeflerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen toplantıya İstanbul Valisi Davut Gül, Vali Yardımcısı Elif Canan Tuncer, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ile kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başlayan, 2017 yılından beri de her birinizin hem kurumsal anlamda hem bireysel anlamda alanda gördüğünüz, Türkiye’yi çevre politikaları anlamında belirleyici bir konuma getiren bir çalışmaya şahitlik ediyoruz. İmkan olduğunda destek veriyoruz, katkı vermeye çalışıyoruz. Bugün de 1-7 Haziran haftasının İstanbul’umuzda ’Sıfır Atık Haftası’ olarak ilan edilmesi, bunun birlikte etkinliklerinin yapılması ve koordinasyonunu yapmak üzere bir araya geldik. Hanımefendi’nin başlattığı bu çalışma, aslında bizim medeniyetin baş şehri olan İstanbul’umuzda şahit olduğumuz, yaşadığımız, geçmişe baktığımızda vakıf medeniyetinde de vakıfların etkinliklerinde gördüğümüz çalışmalar. Biz Fatih’teyiz; Fatih’e şöyle çıkıp baktığımızda Fatih demek İstanbul demek. Mülkiyetlere baktığımızda önemli bir kısmının vakıflara ait olduğunu görüyoruz. İstanbul’umuzun bu birlikte iş yapma kültürünü, Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde, Sıfır Atık Vakfı’mızın koordinasyonunda birlikte yapacağız. Sunumda da gördünüz; Türkiye COP31’e ev sahipliği yaparken bunun tesadüf olmadığını gördük. 8 yıllık bir mücadele. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın, başta Murat Kurum bakanımız olmak üzere verdiği destek ve 86 milyon vatandaşımızın bu işi sahiplenmesi. Kurumsal anlamda da bireysel anlamda da yapılabilecek çok iş var. Sıfır atık anlamında yapılabilecek işleri 8 senedir yapıyoruz. Bizim 1-7 Haziran’da yapmak istediğimiz, daha çok farkındalık oluşturmak. 7’den 70’e bunun herkes tarafından sahiplenmesi; bir yaşam biçimi olarak hayatımıza girmesi. Her sene 1-7 Haziran’da iyi örneklerin gösterilmesi. Dolayısıyla sahiplenirsek, 7-8 yılda geldiğimiz noktayı görünce, önümüzdeki 7-8 yılda da gideceğimiz yönü, yeri de üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyoruz" dedi. "Dünyadaki çöp krizi geri dönülemez bir noktaya geldi" Programda konuşan Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, dünyadaki çöp krizinin geri dönülmez bir noktaya geldiğini belirterek, "Bugün dünyada yeniden bir kıtadan bahsediyoruz. Plastik kıtası, okyanusa atılan plastik atıklardan oluşan yeni bir kıtamız var. Dünyadaki çöp krizi geri dönülemez bir noktaya geldi. Aynı şekilde artık uzaydaki çöp krizini konuşuyoruz. Uzaya gönderdiğimiz uydular, uzayda kirliliğe sebep oluyordu. Bunların tamamına dur dememiz sağladı. Artık doğmamış çocukların kanlarında mikro plastiğe rastlanıyor. Bu çocuklar, doğduğu zaman çeşitli hastalıklarla doğuyorlar" dedi. "Bu yıl itibarıyla İstanbul Teknik Üniversitemiz iş birliğiyle Sıfır Atık Enstitüsü’nü kuruyoruz" İstanbul Teknik Üniversiteyle iş birliği yapılacağını söyleyen Ağırbaş, "Yüksek Öğretim Kurulumuzla beraber üniversiteler seviyesine sıfır atık taşındı ve artık bu yıl itibarıyla İstanbul Teknik Üniversitemiz iş birliğiyle Sıfır Atık Enstitüsü’nü kuruyoruz. Birleşmiş Milletlerin de destek olduğu Sıfır Atık Enstitüsü önümüzdeki süreçte lisansüstü, doktora seviyesinde eğitim verecek, dünyaya diplomalı sıfır atık uzmanlarını yetiştirecek. Dünyada ilk olan Sıfır Atık Enstitüsü ile birlikte bizler sıfır atık alanında çalışan, doktoralı ve yüksek lisanslı insanlara sahip olacağız" şeklinde konuştu. "İstanbul’un hava kalitesinde bir sorun olduğu zaman 16 milyon hemşehrimizin hayat kalitesi düşüyor" İstanbul’un hava kalitesine ilişkin de konuşan Ağırbaş, "Sıfır atık aslında 360 derece ele alınan bütüncül bir yaklaşım. Bu yaklaşımda enstitümüz var, üniversitelerimiz var, azınlıklarımız var, kadınlarımız var; toplumun bütün kesimleriyle birlikte başarabileceğimiz bir çalışma. Çünkü bunun sonuçları toplumun bütün kesimlerini doğrudan etkiliyor. Bugün İstanbul’un denizlerinde müsilaj olduğu zaman şehirde yaşayan 16 milyon İstanbullunun hayatı etkileniyor. İstanbul’un hava kalitesinde bir sorun olduğu zaman 16 milyon vatandaşımızın, 16 milyon hemşehrimizin hayat kalitesi düşüyor. Bizler İstanbul’un 39 ilçesinde; belediyelerimizle, büyükşehrimizle, kamu kurumlarımızla, kaymakamlıklarımızla, valimizin önderliğinde İstanbul’da sıfır atık hususunda gerçek bir farkındalığı, gerçek bir dönüşümü oluşturma noktasında kararlıyız" şeklinde konuştu. "Kasım ayında Türkiye önemli bir programa ev sahipliği yapacak" Kasım ayında Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP31’in düzenleneceğini söyleyen Ağırbaş, "Bu yıl Kasım ayında Türkiye önemli bir programa ev sahipliği yapacak. Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP31, bu yıl Türkiye’de, Antalya’mızda yapılacak. COP31’e 197 ülkeden 100 binden fazla katılım bekliyoruz. Birleşmiş Milletlerin 193 üyesi var; Birleşmiş Milletler üyesi olmayan ülkelerin de katıldığı global bir toplantı. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet tarihinde ev sahipliği yapmış olduğu en büyük toplantıdan bahsediyoruz. İklim zirvesinde dünyanın geleceği konuşulacak, dünyayla alakalı önemli kararlar alınacak. Bu bağlamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, kıymetli büyüğümüz Murat Kurum COP Başkanı olarak görev yapıyor. Ben de COP’un Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak bu yıl görev yapıyor olacağım" ifadelerini kullandı. Sıfır Atık Vakfı’nın 86 milyona ait olduğunu söyleyen Başkan Ağırbaş, "’Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ne yapar?’ sorusuna gelince; COP iki alandan oluşur: Mavi Bölge (Blue Zone). Devletlerin müzakereleri yaptığı, tartıştığı kısımdır. Yeşil Bölge (Green Zone), benim sorumluluğumda olan bu kısımda ise özel sektör, sivil toplum ve devlet dışı aktörlerin katılacağı toplantılar planlanıyor. Türkiye 86 milyon, İstanbul 16 milyon. Sıfır Atık Vakfı, İstanbul’da 16 milyon İstanbullunun vakfı; yani sizlerin vakfı. Türkiye’de 86 milyonun vakfı. Azınlıklarımızla, kadınlarımızla, gençlerimizle; hangi siyasi görüşte olursa olsun toplumun bütün paydaşlarıyla, dezavantajlı gruplarıyla, kırılgan gruplarıyla 16 milyonun vakfıyız, 86 milyonun vakfıyız" ifadelerini kullandı.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 15:18 Özkurbir Başkanı Enis Şener:" Eğitim, değerlerden arındırılmış bir teknik süreç değildir" Eğitim camiasının buluştuğu iftar programında konuşan Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Enis Şener, "Eğer ahlâk merkezli bir eğitim anlayışı inşa edemezsek, bilgi artar ama karakter zayıflar; güç artar ama merhamet zayıflar. Kendi medeniyetinin değerlerini çocuklarına aktarmaktan çekinen bir toplum, geleceğini başkalarının değerlerine teslim eder. Eğitim, değerlerden arındırılmış bir teknik süreç değildir" dedi. Özel Okullar Birliği Derneği, iftar programı düzenledi. İstanbul Sultanahmet Vakfı binasında verilen iftar yemeğinde buluşan eğitimciler tarihi mekanda sohbet ettiler. Programda konuşan Özkurbir Başkanı Enis Şener, "Gün boyu susuzluğa ve açlığa sabreden bir çocuk, aslında irade kaslarını geliştirir. İftarı bekleyen bir genç, zaman bilinci kazanır. İhtiyaç sahiplerini düşünen bir talebe, merhameti öğrenir. Bizler özel okullar olarak sadece akademik başarıyı hedefleyemeyiz. Akademik başarı önemlidir; fakat karakter inşası daha önemlidir. Çünkü bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca teknik bilgi değil, ahlâkî omurgadır. Ramazan toplumun ahlâkî omurgasını güçlendirir. Zengini fakiriyle buluşturur. Sofraları eşitler. Kalpleri yakınlaştırır. Bu ayda insanlar birbirine daha nazik olur, daha merhametli olur, daha sabırlı olur. Toplumsal tansiyon düşer; toplumsal huzur artar. Bu yüzden Ramazan sadece ferdi bir ibadet ayı değil, aynı zamanda insanları eğiten bir ekosistemi oluşturma mevsimidir" ifadelerini kullandı. "Eğer ahlâk merkezli bir eğitim anlayışı inşa edemezsek, bilgi artar ama karakter zayıflar" Eğitimin sadece meslek kazandırma süreci olmadığını ifade eden Şener," Tam da bu noktada şunu ifade etmek isterim ki; son dönemde uluslararası kamuoyuna yansıyan ve insanlık vicdanını derinden yaralayan bazı ahlaki skandallar, modern dünyanın büyük bir varlık ve anlam krizi yaşadığını açıkça göstermektedir. Maddi güç, şöhret ve imkân sahibi olmanın; ahlâkî bir temelle desteklenmediğinde nasıl bir çürümeye yol açabileceğini hep birlikte gördük. İnsanlık bilgi ve teknoloji bakımından zirveye çıkarken, anlam ve değer zeminini kaybettiğinde nasıl savrulmalar yaşayabildiğini ibretle müşahede ediyoruz. İşte bu tablo bize bir kez daha şunu hatırlatmaktadır: Eğitim yalnızca meslek kazandırma süreci değildir; insanın vicdanını, sınır bilincini ve sorumluluk duygusunu devreye sokarak erdemli insan inşa etme sürecidir. Eğer ahlâk merkezli bir eğitim anlayışı inşa edemezsek, bilgi artar ama karakter zayıflar; güç artar ama merhamet zayıflar" diye konuştu. "Kendi medeniyetinin değerlerini çocuklarına aktarmaktan çekinen bir toplum, geleceğini başkalarının değerlerine teslim eder" Eğitimin insanın karakterini ve iradesinin inşa etme süreci olduğunu vurgulayan Başkan Şener, "Son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına yönelik etkinlik yazısı üzerinden bazı tartışmalar yürütüldüğünü görüyoruz. Şunu açık ve seçik bir şekilde ifade etmek isterim ki; eğitim, değerlerden arındırılmış bir teknik süreç değildir. Aksine eğitim; insanın vicdanını, iradesini ve karakterini inşa etme sürecidir. Ramazan etkinlikleri de tam olarak bu karakter inşasına hizmet etmektedir. Kendi medeniyetinin değerlerini çocuklarına aktarmaktan çekinen bir toplum, geleceğini başkalarının değerlerine teslim eder. Bizler, çocuklarımızın kendi kültürünü bilen, kendi inancını ve değerlerini anlayan, yaşayan, kendi tarihine hürmet duyan fertler olarak yetişmesini bir zenginlik meselesi olarak görüyoruz. Bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı’nın güzel insan yetişmesine vesile olan değerler eğitimine yönelik her türlü adımının yanında olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim" dedi. "Cami adabı, kültürü ve toplu ibadet yapma bilinci vermek de eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır" "Cami adabı, kültürü ve toplu ibadet yapma bilinci vermek de eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır" diyen Şener, "Ramazan’ın ilk günlerinden itibaren özellikle teravih namazlarında camilerimizde yaşanan bazı görüntüler de hepimizi düşündürmektedir. Çocuklarımızın camiyle buluşması elbette büyük bir nimettir; ancak bu buluşmanın edep ve rehberlik eşliğinde gerçekleşmesi gerekir. Mabedler sadece ibadet edilen mekânlar değil, aynı zamanda terbiye mekânlarıdır. Gürültüye, düzensizliğe ve başıboşluğa terk edilmiş bir ortam; ne çocuklarımızın sağlıklı bir dinî bilinç kazanmasına ne de cemaatin huzuruna katkı sağlar. Cami adabı, kültürü ve toplu ibadet yapma bilinci vermek de eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu noktada hem ailelerimize hem biz eğitimcilere büyük görev düşmektedir: Çocuklarımızı camiden uzaklaştırmadan; ama caminin vakarını da koruyarak bilinçli bir şekilde yetiştirmek büyük önem arz etmektedir. Bizim medeniyetimiz "Oku" emriyle başlamıştır. Ama bu okuma sadece harfleri okumak değildir; insanı okumaktır, hayatı okumaktır, kendini okumaktır. Ramazan bu okumayı derinleştirme ayıdır. Hikmet ehli şöyle der: "Nefsini terbiye edemeyen, neslini terbiye edemez." Eğer bizler kendi iç disiplinimizi Ramazan’la güçlendirmezsek, çocuklarımıza örnek olamayız" ifadelerini kulandı. Programa İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, Özkurbir Başkanı Enis Şener, ilçe milli eğitim müdürleri, özel ve resmi okul kurucu, yönetici ve öğretmenleri katıldı.
Dinçerler Group’tan 3 yılda 100 milyon dolarlık yatırım hedefi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:15 Dinçerler Group’tan 3 yılda 100 milyon dolarlık yatırım hedefi Dünya markalarını Türkiye’de büyüterek operasyonel başarı elde ettiğini duyuran Dinçerler Group, tüm iştiraklerini tek çatı altında topladı. 25 ülkeye kahve üreten grup, yeni markası BlueBean ile perakendeye girecek. Önümüzdeki 3 yılda 100 milyon dolar yatırım yapmayı planlayan şirket, fast food sektörüne adım atarak toplamda bin mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Dinçerler Group, Türkiye ve dünya kahve ve gıda pazarındaki konumunu, gelecek hedeflerini ve yeni kurumsal yapılanmasını duyurdu. Grup, 2012 yılında Gloria Jean’s Coffees ile başlayan yolculuğunda bugün 4 marka, kavurma tesisi, merkez mutfak ve bin 500 çalışana ulaşan entegre bir ekosistem haline getirdi. Grup, büyümesini son 3 yılda 25 milyon dolarlık üretim, lojistik ve teknoloji yatırımlarıyla destekledi. "Türkiye’nin potansiyeline olan inancımla attığım adım bugün dev bir ekosisteme dönüştü" Grubun dönüşüm yolculuğunu aktaran Dinçerler Group Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Dinçerler, "Dünya devi markaların temsilcisi olmanın yanı sıra, bu devlerin arkasındaki asıl gücü ve entegre ekosistemini şirketimizin çatısı altında bir araya getirdik. 23 yaşında bir girişimci olarak Türkiye’nin potansiyeline olan inancımla attığım adım bugün dev bir ekosisteme dönüştü. Temsilcisi olduğumuz dünya markalarının yanına kendi kurduğumuz SuperCoff gibi markaları da ekleyerek tüm iştiraklerimizi tek bir kurumsal şemsiye altında topladık. Bu yeni yapılanmayla büyümek için çok daha güçlü ve vizyoner bir temel oluşturduk" şeklinde konuştu. "Berlin’deki laboratuvar sürecimizin ardından bir sonraki durağımız Londra olacak" Türkiye’nin operasyonel mükemmeliyette ulaştığı noktaya dikkat çeken Dinçerler, "Dünyadaki en büyük Gloria Jean’s pazarı olmamız ve Magnolia Bakery’nin ABD dışındaki en başarılı temsilciliğini yürütmemiz, kurduğumuz sistemin global başarısının en somut kanıtıdır. SuperCoff’un bir kahve zinciri olmanın ötesinde, müzikten tasarıma kadar gençliğin ritmini yakalayan bir ‘üçüncü mekan’ niteliği taşıyor. Berlin’deki laboratuvar sürecimizin ardından bir sonraki durağımız Londra olacak. Dijitalleşme çok önemli. Geleceğin ticaretini bugünden kurguluyoruz. Satışlarımızın yüzde 30’unu mobil kanallardan yönetmeyi hedefleyen kapsamlı bir dijital dönüşümün tam merkezindeyiz. Öte yandan, Roastery tesisimizdeki endüstriyel gücümüzü BlueBean ile dijitalin hızıyla birleştiriyoruz. Hedefimiz en seçkin Arabica harmanlarımızı profesyonel bir çözüm ortağı kimliğiyle hem işletmelerin hem de bireysel kahve severlerin erişimine sunmak" dedi. "Önümüzdeki dönemde 100 milyon dolar yatırım yapmayı hedefliyoruz" 2026 yılını küresel ve yerel ekonomideki dengelenme sürecine paralel bir "hazırlık yılı" olarak gördüklerini ifade eden Dinçerler, "Önümüzdeki üç yıl içerisinde toplam 100 milyon dolar yatırım yapmayı ve bu süreçte fast food sektörüne de girerek tüketicileri yeni nesil bir deneyimle tanıştırmayı hedefliyoruz. 2029 vizyonumuz doğrultusunda tüm operasyonumuzda toplam bin mağazaya ve en az 6 güçlü markaya sahip dev bir ekosistem olmayı amaçlıyoruz. Şirket olarak üretimimizle, teknolojimizle ve vizyonumuzla Türkiye’den dünyaya uzanan bir yaşam stili ekosistemi inşa etmeye, girişimci ruhumuzu küresel bir kurumsal akılla birleştirerek sınırları aşmaya devam edeceğiz" diyerek sözlerini tamamladı. Dünyadaki en büyük Gloria Jean’s pazarı Türkiye Yapılan açıklamaya göre; Gloria Jean’s Coffees’in, Türkiye’de 50’den fazla şehirde 240 şubeye ulaşarak, markanın 30 ülkeyi kapsayan küresel ağındaki en büyük oyuncu konumuna yükseldiği belirtildi. 2025 yılında ulaştığı 36 milyon bardaklık satış hacmiyle pazardaki konumunu güçlendiren marka, grubun operasyonel gücünün de bir yansıması konumunda yer alıyor. Benzer bir başarıyı New York’un ikonik markası Magnolia Bakery ile de sürdüren grup, Türkiye’de 10’a ulaşan mağaza sayısını 2027’de ikiye katlamayı ve markayı buradan yurt dışı pazarlara açmayı hedefliyor. SuperCoff ile İngiltere çıkarması geliyor Berlin’in alternatif ruhundan ilham alan ve Z kuşağını hedefleyen yeni nesil yaşam biçimi markası SuperCoff, grubun küresel vizyonunun bayrak taşıyıcısı olarak konumlanıyor. Berlin’in kozmopolit merkezi Mitte’de açılan iki şubenin ardından kısa sürede yoğun franchise talebi alan marka, 3 yıl içinde Avrupa genelinde 50 şubeye ulaşmayı planlıyor. 3 bin tonluk kapasite hedefiyle 25 ülkeye kahve üretimi gerçekleştiriyor Dinçerler Roastery, yıllık 3 bin ton kahve işleme kapasitesi hedefiyle, hem grubun tüm markalarına ait mağazaların hem de Gloria Jean’s’in dünya genelindeki 25 ülkesinin kahve tedarikini doğrudan sağlıyor. Bu üretim gücünü bin 500 metrekarelik son teknoloji merkezi mutfağı ve lojistik ağıyla destekleyen grup, tarladan bardağa tüm süreci kendi denetiminde tutuyor. Yeni kahve markasıyla perakende kanallara girecek Grup, BlueBean ile profesyonel kanal çözümlerine ve perakende pazarına taşıyor. Yüzde 100 Arabica çekirdekleriyle nitelikli kahve deneyimini dijital kanallar ve küresel pazaryerleri üzerinden doğrudan evlere ve işletmelere ulaştırmayı hedefleyen marka, grubun B2B alanındaki agresif büyüme stratejisinin de temsilcisi konumunda yer alıyor.
Basketbol Milli Takımlar ana sponsoru Togg oldu
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:04 Basketbol Milli Takımlar ana sponsoru Togg oldu Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile yerli araç firması Togg arasında sponsorluk anlaşması imzalandı. Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde düzenlenen sponsorluk imza törenine TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu ile Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı katıldı. Törende konuşan Başkan Hidayet Türkoğlu, "Milli gururumuz Togg ile Türkiye Basketbol Federasyonu arasında hayata geçen milli takımlar ana sponsorluk anlaşması, yalnızca bir sponsorluk değil, aynı hedeflere inanan iki güçlü kurumun yol arkadaşlığının ifadesidir. Üç yıl sürecek bu anlaşma kapsamında Togg’un milli takımlarımızın ana sponsoru olması, basketbolumuzun gelişimine verilen güçlü ve stratejik bir destektir" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da bu iş birliğine verdiği destekten dolayı teşekkür eden Türkoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ’Türkiye’nin otomobili’ vizyonunun Togg markasıyla hayata geçmiş olması, ülkemizin üretim gücüne ve teknoloji alanındaki iddiasına duyduğu güvenin en somut göstergelerinden biridir. Bu vizyon, yalnızca bir otomobil üretme hedefi değil; aynı zamanda Türkiye’nin kendi markalarıyla küresel ölçekte söz sahibi olma iradesinin en önemli ifadesidir. Yerli markalarımızın güçlenerek spora ve Türk basketboluna destek veren bir konuma ulaşması da bu kararlı yaklaşımın en doğal sonucudur. Türk basketboluna duydukları güven ve milli takımlarımıza verdikleri güçlü katkı için Togg Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Fuat Tosyalı’ya ve tüm Togg ailesine en içten teşekkürlerimi ifade ediyorum. Bu iş birliğinin hem Togg’a hem de Türk basketboluna hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Fuat Tosyalı: "Milli formayla kurduğumuz bağın güç katacağına inanıyoruz" Üç yılı kapsayan sponsorluk anlaşmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Fuat Tosyalı ise, "Sadece sıradan bir sponsorluk için değil milli bir güç birliğini sizlerle paylaşmak için bir aradayız. Son saniyede oyunu kazandıran bir basket, yılların emeğinin ve takım olma bilincinin sonucudur. Togg da aynı şekilde bu ülkenin büyük vizyonuna inanan insanların uzun soluklu emeğinin sonucu. Bu ülkenin potansiyeline inanan bir markayız. Milletimizin Togg’a gösterdiği teveccüh, topluma karşı sorumluluğumuzu da artırıyor. Milli takımlar sponsoru olarak bu anlamlı bağı güçlendirmekten gurur ve mutluluk duyuyoruz. Milli formayla kurduğumuz bu bağın sahadaki mücadeleye ve coşkuya güç katacağına inancımız tam. Bu milletin markası olarak ekosistemimize değer katmak önceliğimiz. Hep birlikte nice zaferler kutlayalım ve birlikte kupalar kaldıralım. Bu anlamlı iş birliğinin Türk basketboluna ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Tören, hediye forma takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
TAV Havalimanlarından 2025’te 1 milyar 823 milyon avro ciro
18 Şubat 2026 Çarşamba - 14:57 TAV Havalimanlarından 2025’te 1 milyar 823 milyon avro ciro TAV Havalimanları 2025 yılına dair finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Antalya ve Ankara’daki yatırımlarını tamamlayan, Almatı’da yeni yatırım programına başlayan, Gürcistan’da işletme süresini uzatan şirket toplam 113 milyon yolcuya hizmet verdi. Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları, 2025’te yüzde 6 artışla 113 milyon yolcuya hizmet verdi. Kuruluşunun 25. yılını kutlayan TAV Havalimanları, dış hatlarda 75 milyon, iç hatlarda 38 milyon yolcuya hizmet verdi. FAVÖK yolcu trafiğinin üzerinde, yüzde 14 arttı. Yönetim Kurulu, 2025 net karından yüzde 50 temettü ödemesi yapma kararını Genel Kurul’a sunacak. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan, "2025 yılında dış hat yolcumuz yüzde 6, iç hat yolcumuz yüzde 8 büyüdü. 15 havalimanından oluşan portföyümüzün toplam trafiği 113 milyon yolcuya çıktı. Yıl boyunca jeopolitik gelişmeler ve Türk lirasının göreceli değeri trafiği bir miktar baskılarken, daha kısa süren kış sezonuysa trafiği destekleyen bir unsur oldu. Türkiye dışındaki havalimanlarımız yüzde 9 büyümeyle güçlü bir performans sergiledi ve coğrafi olarak çeşitlendirilmiş portföyümüzün dayanıklılığını bir kere daha gösterdi. Devam eden yolcu büyümesi, Ankara’da yeni imtiyaz döneminin başlaması ve BTA’nın Antalya’da büyümesi sonucunda ciromuzu yolcu büyümesinin üstüne çıkardık. 2025 ciromuz yüzde 10 büyümeyle 1 milyar 823 milyon avro olarak gerçekleşti. FAVÖK cironun da üzerinde, yüzde 14 oranında büyüdü ve 560 milyon avroya ulaştı. Serbest nakit akışı ise yüzde 44 büyüme ile 223 milyon avro oldu. Kuvvetli nakit akışı sayesinde, yoğun bir yatırım yılında olmamıza rağmen net borcumuz yüzde 6 düşerek 1,6 milyar avroya indi. Net kar 119 milyon avro tutarında bir kerelik nakit dışı etkilere maruz kaldı ve 51 milyon avro olarak gerçekleşti. 2026’nın Ocak ayında imzaladığımız anlaşmayla Tiflis Havalimanı’nda işletme süremizi 2031’in sonuna kadar uzattık. Süre uzatımı karşılığında yapacağımız yatırımlarla havalimanının kapasitesini 10 milyon yolcunun üstüne çıkaracağız. Geride bıraktığımız 20 yılda yolcu sayısını 10 kat artırarak Gürcistan havacılık sektörünün büyümesine yaptığımız katkıdan mutluluk duyuyoruz" dedi. Karbon ayak izimizi azaltmak ve operasyonel verimliliğimizi artırmak amacıyla Bodrum ve İzmir’de başladığımız yenilenebilir enerji yatırımlarımızı tamamladıklarını ifade eden Kaptan, "Bu iki havalimanımızın elektrik ihtiyacının yüzde 30’unu güneş enerjisinden sağlıyoruz. Bu yıl tüm havalimanlarımızı Havalimanı Karbon Akreditasyonu (ACA) programına dahil ederek 2030’da karbon-nötr olma yolunda önemli bir dönüm noktasını geride bıraktık. Antalya Havalimanı’nda hizmete giren yeni terminal binası havalimanının kapasitesini ve hizmet kalitesini artırdı. 2052’ye kadar işleteceğimiz havalimanında bu yaz sezonunda yolcu deneyimini en üst seviyeye taşımış olacağız" ifadelerini kullandık. Kaptan, "Ankara Esenboğa Havalimanı’nda yatırımlarımızı tamamladık ve havalimanını 2050’ye kadar sürecek olan yeni imtiyaz şartlarıyla işletmeye başladık. Havayollarının yeni açtığı direkt uçuşlarla Ankara’da dış hat yolcu güçlü bir şekilde artıyor. Son dört yılda trafiği ikiye katlanan Almatı Havalimanı’nın ihtiyaçlarına cevap verebilmek için 315 milyon avroluk ikinci faz yatırımlarına başladık. Kutsal Toprakların giriş kapısı Medine Havalimanı’nda da yeni dış hatlar terminalinin yapımı devam ediyor. Yönetim Kurulumuz, 2025 net karımızdan UFRS net kârımızın yüzde 50’sine denk gelen 1,3 milyar TL tutarında kar payı dağıtımını Genel Kurulumuzun onayına sunmaya karar verdi. 2026’da da yüksek yatırım harcamalarına devam etmeyi beklerken, temettü politikamızla uyumlu olan bu dağıtım kararı şirketimizin nakit oluşturma kapasitesini ve bilançomuzun gücünü ortaya koyuyor. 2026 yılında 116 ila 123 milyon arasında yolcuya hizmet vermeyi ve 590 ila 650 milyon avro arasında FAVÖK bekliyoruz. Almatı ve Gürcistan’da yatırımlarımıza devam ederken toplam yatırım harcamalarımızın 330 milyon avronun altında gerçekleşmesini bekliyoruz. 2026 FAVÖK beklentimiz, 2018’deki tarihi zirve olan 573 milyon avronun üzerinde. Bu dönemde, ortalama işletme süremizi 10 yıldan 32 yıla çıkardık ve şirketimizin geleceğini güvence altına aldık. Tarihimizin en büyük yatırım programını başarıyla tamamladık ve sürdürülebilir büyüme için güçlü bir zemin hazırladık. Bu yıl yolcu trafiğinde büyümeye, operasyonel verimlilik artışına, hizmet kalitesini artırmaya ve portföyümüze eklenecek yeni havalimanı fırsatlarına odaklanacağız. Çeyrek asrı geride bırakan markamızı bugünlere getiren tüm çalışanlarımıza, hissedarlarımıza ve iş ortaklarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.