Yerel Haberler
İstanbul
Tera Holding YKB Emre Tezmen Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı oldu 05 Mayıs 2026 Salı - 12:44:33 Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Yükseköğretim Kurulu’nun onayıyla İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı oldu. Üniversite, yeni dönemde yeni nesil dijital teknolojiler ile uzay ve tıp odaklı Ar-Ge çalışmalarında dönüşüm sürecine girecek. Tera Holding, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımla Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı olduğunu duyurdu. Topkapı Üniversitesi, Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevine Emre Tezmen’in getirilmesiyle yeni bir döneme başladı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylanan atama ile birlikte üniversite yönetiminde yeni bir yapılanma süreci başlatıldı. Yeni dönemde Topkapı Üniversitesi, teknoloji ve Ar-Ge odaklı bir vizyonla hareket edecek. Üniversite yönetimi, bilimsel üretkenliği artırmayı, yenilikçi projeleri desteklemeyi ve araştırma geliştirme faaliyetlerini merkeze alarak akademik yapıyı daha güçlü hale getirmeyi hedefliyor. Üniversitenin yeni yol haritasında ileri teknolojiler, uygulamalı eğitim modelleri ve sektör iş birlikleri ön plana çıkıyor. Bu kapsamda öğrencilerin mezuniyet sonrası iş bulma süreçlerini hızlandıracak projelerin hayata geçirilmesi planlanıyor. Topkapı Üniversitesi, yeni yönetim anlayışıyla birlikte yalnızca akademik başarıyı değil, ulusal ve uluslararası alanda daha görünür ve tercih edilir bir üniversite olmayı amaçlıyor. Kurum, sürdürülebilir büyüme ve istikrarlı gelişim hedefleri doğrultusunda kapsamlı bir dönüşüm sürecine giriyor. Emre Tezmen liderliğinde şekillenen bu yeni dönemde, üniversitenin eğitim kalitesinin artırılması, teknoloji temelli projelerin yaygınlaştırılması ve bilimsel çalışmaların güçlendirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. "Üniversitemizi teknoloji ve üretim gücüyle öne çıkaracağız" Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Emre Tezmen, yeni dönemle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Topkapı Üniversitesi olarak yeni dönemde teknoloji ve Ar-Ge odaklı güçlü bir yapılanma sürecine giriyoruz. Üniversitemizi sadece akademik başarıyla değil, aynı zamanda ürettiği değer ve geliştirdiği projelerle öne çıkan bir kurum haline getirmeyi hedefliyoruz. Araştırma ve geliştirme faaliyetlerini merkeze alan bir üniversite modeli inşa edeceğiz. Öğrencilerimizin mezun olduktan sonra iş hayatına hızlı adapte olabilen, donanımlı bireyler olarak yetişmesi en önemli önceliklerimizden biri olacak. Topkapı Üniversitesi’ni Türkiye’de en çok tercih edilen ve en beğenilen üniversiteler arasında konumlandırmaya devam edeceğiz. Teknoloji, bilim ve üretim odağında ilerleyen bir üniversite olarak güçlü bir geleceğe adım atıyoruz." Üniversite, yeni yönetim ve stratejik vizyon doğrultusunda teknoloji, bilim ve Ar-Ge eksenli projelerle eğitim alanında yeni bir dönemin kapılarını aramayı hedefliyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:40 Savunma Sanayii’nin kalbi İstanbul’da atıyor SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, dünyanın ticaret savaşlarının teknolojik egemenlik mücadelesine dönüştüğü kritik bir eşikte olduğunu belirterek, "Ülkemiz ve dostlarımız bu noktada varoluşsal bir mücadele veriyor. Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanıyor. Yeni bir dönemde milli üretim kapasitesi, sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir "dayanıklılık testi" ve kaçınılmaz bir zorunluluktur" dedi. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Yerli ve milli ürünler vitrine çıktığı fuarın açılışına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi, Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda ziyaretçi katıldı. "Milli üretim kapasitesi sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir zorunluluktur" Düzenlenen törende konuşan SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, "Bugün sadece bir fuar açılışı yapmıyoruz. Bir zihniyet devrimini ve küresel ekosistemin yeni denklemini konuşuyoruz. Dünya, ticaret savaşlarından teknolojik egemenlik mücadelesine evrildiği kritik bir eşikte. Ülkemiz ve dostlarımız bu noktada varoluşsal bir mücadele veriyor. Biz de SAHA 2026’da geleceğin teknolojiyle nasıl şekilleneceğini birlikte gösteriyoruz. Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanıyor. ’Gümrük savaşları’ ve ’korumacılık’, sadece ticari terimler değil küresel güç mücadelesinin yeni cepheleri oldu. Jeopolitik gerilimler, Hürmüz Boğazı gibi kritik arterlerdeki tıkanıklıklar ve enerji maliyetlerindeki volatilite, endüstriyel arzın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. İşte böyle yeni bir dönemde milli üretim kapasitesi, sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir "dayanıklılık testi" ve kaçınılmaz bir zorunluluktur. Geleceğin teknolojileri, nadir toprak elementlerinin arz güvenliğine göbekten bağlı. Arzın jeopolitik bir silah olarak kullanıldığı bu yeni dönemde, kaynak çeşitliliği ve teknolojik bağımsızlık, milli güvenliğin en kritik yapı taşlarından biri haline geldi" ifadelerini kullandı. "Dünya artık savunmayı bir ’harcama’ değil hayati bir varoluş sigortası olarak görüyor" Dünyada savaşın doğasının radikal bir biçimde değiştiğini vurgulayan Bayraktar, "Ukrayna’da gördüğümüz tablo bize şunu söylüyor. Modern harp, teknoloji ile endüstriyel üretim kapasitesinin toplamı olarak kendini gösteriyor. Son dönemde özellikle insansız platformlar ve dron kullanımı konvansiyonel harbin merkezine oturdu. Sahada drone kullanımının 127 kat artması, askeri doktrinlerinin artık otonom sistemler üzerine yeniden yazıldığının en somut kanıtıdır. Türkiye’de bu değişimin sadece şahidi değil en güçlü öncülerinden biridir. Dünya, Soğuk Savaş sonrası rafa kaldırdığı nükleer caydırıcılık tartışmalarını yeniden açtı. Küresel savunma harcamaları 2.9 trilyon dolarla tarihi bir zirveye ulaştı. Yıllık yüzde 8,1’lik büyüme oranı, dünyanın artık savunmayı bir "harcama" değil hayati bir "varoluş sigortası" olarak gördüğünü kanıtlıyor. Harcamaların yüzde 73’ü sadece 10 ülke tarafından yapılıyor. Ancak ülkemiz, yüzde 14’lük büyüme hızı ve stratejik derinliğiyle, oyun kurucu bir üretici olarak ağırlığını her geçen gün artırıyor. Avrupa savunma harcamalarındaki yüzde 116’lık artış, yaşlı kıtanın "stratejik özerklik" arayışının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor" diye konuştu. "Tasarımı bize ait olmayan her teknoloji, bizi yeni dünya düzeninin birer dijital sömürgesi yapmaya adaydır" Yerli savunma sanayiinin tam bağımsızlığın oranını gösteren somut bir gösterge olduğunu söyleyen Bayraktar, "Tasarımı ve algoritması bize ait olmayan her teknoloji, bizi yeni dünya düzeninin birer dijital sömürgesi yapmaya adaydır. Savunma ithalatımızdaki süreklilik arz eden azalma, Milli Teknoloji Hamlesi’nin içi boş bir slogan olmadığının, sahada sonuç veren bir bağımsızlık doktrini olduğunun en somut kanıtıdır. 2025 yılında ihracatta 10 milyar dolarlık psikolojik sınırı aşmanın gururunu yaşıyoruz. İthalatta ise en büyük kalem havayolu şirketlerimizin yaptığı yolcu uçağı alımlarıdır. Yolcu uçağı alımları gibi sivil kalemleri düştüğümüzde, savunma sanayimizin dış ticaret dengesi tarihimizin zirve noktalarına ulaşmıştır. Ancak burada asıl dikkat çekmek istediğim nokta, ihracatımızın niteliğidir. Eskiden sadece basit aksamlar ihraç eden bir ülkeden, bugün akıllı mühimmatlardan insansız sistemlere kadar yüksek teknoloji ihracatından pay alan bir teknoloji merkezine dönüştük. SİHA’lardan savaş gemilerine kadar uzanan bu geniş yelpaze, Türkiye’nin artık teknolojik bir tek kutupluluğa mahkûm edilemeyeceğinin göstergesidir. Savunma sanayii artık sadece güvenliğe dair bir mesele olmaktan çıkmıştır. Bu sektör artık Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı sanayi dönüşümünün lokomotifidir, amiral gemisidir. İHA ihracatındaki dünya liderliği, 185 ülkeye ihraç ettiğimiz ürünler bu stratejik odaklanmanın en net meyvesidir" şeklinde konuştu. "81 ilimizde dron üretim ve eğitim merkezleri kuracağız" Haluk Bayraktar, SAHA 2026’dan elde edilen her bir kuruş, milli geleceğimiz için yatırıma dönüşeceğinin altını çizerek, "81 ilimizin her birinde gençlerimiz için Drone üretim ve eğitim merkezleri kuracağız. En büyüğü İstanbul’da olmak üzere 81 ilde, 81 merkez. Gençlerimizin bu alandaki teknolojik yetkinliğini artıracak ve acil durumlarda hızla milyonlarca drone üretecek kapasiteyi oluşturacak bir altyapıyı adım adım inşa edeceğiz. Amacımız sadece teknoloji üretmek değil bu teknolojiyi kullanacak ve geliştirecek bir ’Teknoloji Kuşağı’ yetiştirmek" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:12 Kağıthane’de çocuklara uygulamalı eğitim veren ‘Yaşam Beceri Atölyeleri’ sürüyor Kağıthane Belediyesi, ilçede yaşayan çocukların problem çözme, üretkenlik ve düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalarını Yaşam Beceri Atölyeleri ile sürdürüyor. Atölyelerde çocuklar hem öğreniyor hem de uygulamalı eğitimlerle deneyim kazanıyor. İlçenin farklı noktalarında hizmet veren Yaşam Beceri Atölyeleri; Çeliktepe, Harmantepe, Hürriyet, Şirintepe, Ortabayır, Talatpaşa ve Mehmet Akif Ersoy mahallelerinde faaliyet gösteriyor. 7-18 yaş arası öğrencilere yönelik ücretsiz programlarda Akıl Oyunları ve Düşünme Stratejileri, Görsel Sanatlar, Eğitici Drama, Robot Tasarım ve Programlama, Mutfak Atölyesi, Kur’an-ı Kerim, Gitar, Bağlama ve Piyano gibi birçok branşta eğitimler veriliyor. Anaokulundan liseye kadar farklı yaş gruplarına hitap eden atölyelerde öğrenciler, hem akademik hem de sosyal yönden gelişim imkânı buluyor. Uygulamalı dersler sayesinde çocuklar üretme, ekip çalışması ve problem çözme becerilerini geliştiriyor. Ahşap maket yapımı, ilkyardım, masal etkinlikleri ve mutfak atölyesi gibi uygulamalı eğitimlerle öğrenciler günlük yaşamda kullanabilecekleri beceriler kazanırken, güvenli ve sosyal bir ortamda sosyalleşme fırsatı da elde ediyor. Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, Yaşam Beceri Atölyelerinin çocukların geleceğine yapılan önemli bir yatırım olduğunu belirterek, "Çocuklarımızın yeteneklerini keşfetmeleri ve kendilerini geliştirmeleri için tüm imkanları sunuyoruz. Burada hem öğreniyor hem de üretmenin mutluluğunu yaşıyorlar" ifadelerini kullandı. Kağıthane Belediyesi’nin Yaşam Beceri Atölyeleri, çocukların yeteneklerini keşfetmelerine ve boş zamanlarını verimli değerlendirmelerine katkı sunmayı sürdürüyor.
Bakan Fidan: "İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu buradan tekrar ediyoruz ve bunun işe yarayacağına inanmıyoruz"
30 Ocak 2026 Cuma - 15:09 Bakan Fidan: "İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu buradan tekrar ediyoruz ve bunun işe yarayacağına inanmıyoruz" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul’da bir araya geldi. Görüşmenin ardından her iki bakan da ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Buradan tekrar ediyoruz sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız bunun çok fazla işe yarayacağını da inanmıyoruz müzakereyi ve diplomasi savunuyoruz. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta" dedi.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul’da bir araya geldi. Şişli’de bir otelde gerçekleşen görüşmede tarihi bağlara sahip Türkiye ve İran arasındaki ilişkiler, bölgesel güvenlik, istikrar, refah ve ticaret ve gibi konu başlıkları yer aldı. Toplantıya her iki ülkenin dışişleri yetkilileri, temsilciler ve yurt dışında birçok gazeteci katıldı. . Görüşmelerin tamamlanmasının ardından her iki bakan kameraların karşısına geçip ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yaptığı konuşmada Türk dış politikasında öncelikli hedeflerinin bölgesel istikrar ve sınır güvenliği olduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, İran’ın huzuru ve refahını da ayrıca önemsediklerini söyledi."PKK terör örgütü sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike olduğunu bir kez daha göstermiştir"İran’da son günlerde meydana gelen toplumsal olayları takip ettiklerini aktaran Bakan Fidan, "Protestolarda meydana gelen ölümler nedeniyle derin üzüntü duyduğumuzu ve İran halkına baş sağlığında bulunduğumuzu yinelemek isterim. Hadiselerin büyük ölçüde yatışmış olması memnuniyet vericidir. Sükûnetin kalıcı olmasını diliyoruz. İran’ın iç meselelerinin dış müdahale olmaksızın İran halkı tarafından barışçıl şekilde çözülmesini temenni ediyoruz. Diğer taraftan PKK terör örgütünün son gelişmelerden istifade etmeye çalıştığını gördük. Bu durum PKK terör örgütü sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike olduğunu bir kez daha göstermiştir. PKK ya karşı ortak bir mücadele sergilememiz gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyoruz. İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran’a yönelik yaptırımların kalkmasının ve İran’ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır" dedi."Sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta"Türkiye olarak İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduklarını her fırsatta tüm muhataplara da bu şekilde aktardıklarına dikkat çeken Bakan Fidan,’’ Cumhurbaşkanımız bu sabah Pezeşkiyan’la telefonda görüştüler. Buradan tekrar ediyoruz sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurmasına karşıyız bunun çok fazla işe yarayacağını da inanmıyoruz müzakereyi ve diplomasi savunuyoruz. Suriye’de Irak’ta Afganistan’da Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta. Geçmişin yaralarını sarmaya çalışırken bölgemizde başka bir yaranın açılması hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Bölge ülkeleri huzur istikrar ve barış istemektedir. Bu bağlamda tarafları müzakere masasına çağırıyoruz. Müzakere masası kurulduğunda da sorunların ayrı ayrı ele alınmasının çözüme ulaşılmasını kolaylaştıracağını değerlendiriyoruz. Bugün yaptığımız görüşmede bu hususları değerli kardeşim Arakçi’ye bizzat aktardım" diye konuştu."İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir"İsrail’in ABD’ye İran askeri sahaları yapmaya ikna etmeye çalıştığını söyleyen Bakan Fidan, "İsrail’in bu çabaları bölgemizin kırılgan durumdaki istikrarına büyük zarar verme potansiyeli taşımaktadır. ABD yönetiminin sağduyuyla hareket ederek buna fırsat vermeyeceğini ümit ediyoruz. İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir" dedi."Gazze’deki temel hedeflerimiz bellidir. Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir"İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmede Gazze konusunu da gündeme getirdiklerini aktaran Bakan Fidan, ateşkesin sağlanmasında Türkiye’nin çok büyük bir katkı sağladığını vurguladı. Gazze Barış Planı’nın artık ikinci aşamasına geçildiğini belirten Bakan Fidan, "Barış Kurulu mekanizmalarında yer almaktayız, ben de Gazze’nin yönetimi ulusal Komitesi ve yüksek temsilcilerin çalışmalarına destek vermek üzere Gazze Yürütme kurulu çalışmalarına katılacağım. Gazze’deki temel hedeflerimiz bellidir. Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir. Gazze’nin sınırları değiştirilmelidir, Gazze’de yeniden imar Gazze halkının ihtiyaçları ve geleceği esas alınarak Gazzeliler için gerçekleştirilmelidir. Türkiye olarak bu esaslar temelinde sorumluluk almakta ve en iyi hissiyatı üstlenmekteyiz" dedi."Cezaevindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferi tamamlanması büyük önem taşımakta"Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini hedef alan her türlü çabanın karşısında kararlılıkla durmayı sürdürdüklerini kaydeden Bakan Fidan, "Bilindiği gibi 24 Ocak‘ta uzatılmış bir Çatışmasızlık süreci yaşanmakta bugünde entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk. Gece itibarıyla bize mesajlar gelmişti bu mutabakatı tabii ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye’nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor, cezaevindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferi tamamlanması büyük önem taşımakta, diğer taraftan ortak komşumuz Irak’ta parlamento seçimleri sonrasında yeni hükümetin kurulmasına üyelik sürecini de yakından takip etmekteyiz. Değerli dostumla Irak’ta güvenlik ve istikrar ortamının idamesinin hem ülkelerimiz hem bölgemiz için taşıdığı önemin altını da çizdik. Yeni kurulacak Irak hükümeti ile bu doğrultuda yakın çalışma arzusu ve iradesine sahibiz. Değerli basın mensupları Türkiye ve İran bulundukları coğrafyanın iki önemli aktörüdür. Bu çerçevede temasların devamlılığını sadece ikili ilişkilerimiz bakımından değil bölgesel güvenlik ve refah içinde yararlı olduğuna yürekten inanıyorum" diye konuştu.
Tosyalı, genç sanatçıları destekleyerek kültürel üretime katkısını sürdürüyor
30 Ocak 2026 Cuma - 14:20 Tosyalı, genç sanatçıları destekleyerek kültürel üretime katkısını sürdürüyor Sanatı, toplumsal gelişimin ve düşünsel dönüşümün vazgeçilmez bir parçası olarak konumlandıran Tosyalı, kültür ve sanat alanındaki destekleriyle yalnızca üretimde değil, değer oluşturmada da sorumluluk üstlenmeye devam ettiğini duyurdu. Endüstri ile sanat arasında kalıcı bağlar kurmayı hedefleyen bu yaklaşım doğrultusunda Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın "The Grand Excess" adlı kişisel sergisine katkı sundu. Kültür ve sanat alanındaki çalışmalarını sürdüren Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın "The Grand Excess" adlı kişisel sergisi için hazırlanan kitabın sponsoru oldu. Pilevneli Dolapdere’de 29 Ocak’ta kapılarını açan ve 28 Şubat 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan "The Grand Excess", Lal Batman’ın sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorguladığı, geçmişin estetik zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştirdiği kapsamlı bir anlatı sunuyor. Sergide Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik yaklaşımlarıyla bir araya geliyor. Batman’ın eserleri; dijital ile plastiği yan yana getirirken mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlarda buluştuğu zengin bir malzeme diliyle hayat buluyor. Bu çok katmanlı yapının, izleyiciye yalnızca görsel değil, yoğun bir duyusal deneyim de sunduğu belirtildi. "The Grand Excess", geçmişin estetik değerlerini çağdaş bir bağlamda yeniden ele alan bir görsel manifesto olarak öne çıkıyor. Tosyalı, sergiye eşlik eden yayının kitap sponsoru olarak endüstri ile sanat arasında ilham verici ve kalıcı bir bağ kurulmasına katkı sunduğunu aktarırken; kültürel üretimin sürdürülebilirliğine verdiği önemi de vurguladı.
TÜRES’ten işletmelere çağrı: ‘‘Masa ve kuver kalktı, bedeli menüye yansıtılmamalı’’
30 Ocak 2026 Cuma - 13:59 TÜRES’ten işletmelere çağrı: ‘‘Masa ve kuver kalktı, bedeli menüye yansıtılmamalı’’ Masa, kuver ve servis ücretlerinin yasaklanmasının ardından gözler menü fiyatlarına çevrildi. TÜRES Başkanı Ramazan Bingöl, ücretlerin kaldırılmasının zam gerekçesi yapılmaması gerektiğini vurguladı. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle birlikte lokanta, kafe, restoran, pastane ve benzeri yiyecek-içecek hizmeti sunan işletmelerin tüketicilerden servis, masa, kuver ücreti ve benzeri herhangi bir ad altında ilave ücret alması yasaklandı. Düzenleme tüketiciler tarafından memnuniyetle karşılanırken, söz konusu ücretlerin bu kez menü fiyatlarına yansıtılıp yansıtılmayacağı konusunda endişeler gündeme geldi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl, bu endişelere karşı işletmelere çağrıda bulundu. "Bu ücretler müşteri tepkisine yol açıyordu" Bingöl, masa, kuver ve servis ücretlerinin son yıllarda ciddi müşteri tepkisine neden olduğunu belirterek, "Müşteri tarafından çok şikâyet edilen uygulamalardı. Eskiden sınırlı sayıda restoranda görülüyordu ancak son yıllarda ciddi bir artış yaşandı. Hatta bazı işletmeler sandalyeye oturulduğu anda ücret almaya başladı. Bu uygulamalar nedeniyle yüzde 30’lara varan iş düşüşleri yaşanıyordu. Restoranlarda adı konulmamış bir müşteri protestosu vardı" dedi. Bu ücretlerin kaldırılmasının sektör açısından olumlu bir adım olduğunu vurgulayan Bingöl, asıl dikkat edilmesi gereken noktanın menü fiyatları olduğunu söyledi. Bingöl, "Bu ücretler kalktı ama bunun yerine menülere zam yapılmamalı. İşletmeler bu bedelleri farklı kalemler altında menü fiyatlarına yansıtmaya çalışmamalı. Bunun yerine sürümden kazanmayı denemeliler" ifadelerini kullandı. Masa, kuver ve servis ücretlerinin dünya genelinde uygulandığını ancak Türkiye’de karşılık bulmadığını dile getiren Bingöl, "Bizim geleneğimizde bahşiş memnuniyete dayalıdır. Ancak servis ücretlerinde memnun kalınsa da kalınmasa da yüzde 20’ye varan bedeller alınıyordu. Masa, kuver ve servis ücretinin birlikte alınması şikâyetleri daha da artırdı. Müşteri bu ücretlerin kalkmasından memnun" diye konuştu. "Zorunlu servis ücreti bahşiş kültürümüze uymadı" Bu uygulamaların hangi hizmet karşılığında alındığına da açıklık getiren Bingöl, "Kuver, masaya sunulan ikramlardı ve restorandan restorana değişirdi. Masa ücreti daha çok lüks restoranlarda, sadece oturulduğu için alınan bir bedeldi. Servis ücreti ise zorunlu bahşiş gibiydi. Bahşiş kültürümüz nedeniyle bu zorunluluk tepki çekti. Bu ücretler sektörle müşteri arasında görünmez bir gerilim oluşturuyordu" dedi. "En etkili denetçi müşteridir" Yeni düzenleme sonrası denetimde tüketicinin rolüne dikkat çeken Bingöl, "Bu ücretlerin kalkması sonrasında denetimi en etkili yapacak olanlar müşteriler. Menülerde ya da fişlerde farklı adlar altında bu bedelleri gören tüketiciler tepkisini göstermeli. En etkili denetçi müşteridir" ifadelerini kullandı.
Veysel Şahin’in mal varlıklarına el konularak 460 milyon euro değerindeki kripto varlıkları donduruldu
30 Ocak 2026 Cuma - 13:47 Veysel Şahin’in mal varlıklarına el konularak 460 milyon euro değerindeki kripto varlıkları donduruldu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Veysel Şahin’in yasa dışı bahis platformları üzerinden yasa dışı bahis oynattığı ve bu platformlara altyapı desteği sunduğu iddiasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Şahin’in mal varlıklarına el konularak global şirketlerde bulunan 460 milyon euro değerindeki kripto varlıkları, hesabın bulunduğu global şirket tarafından donduruldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, şüpheli Veysel Şahin’in yasa dışı bahis platformları üzerinden yasa dışı bahis oynattığı ve bu platformlara altyapı desteği sunduğu iddiasıyla ’7258 Sayılı Yasaya Muhalefet’ ile ’suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçlarından yürütülen soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında, MASAK raporlarına göre şüpheli Şahin’in üzerine atılı eylemler ile haksız kazanç sağladığı öne sürülürken, suçtan elde edildiği değerlendirilen malvarlıklarının aklanmasını önlemek amacıyla şüpheye ait taşınır ve taşınmaz mallarına, şirket ve ortaklık paylarına, banka ve finans kuruluşlarında bulunan mevduat ve yatırım hesaplarına, kripto para piyasası ve borsasında bulunan varlıklarına el konuldu. Öte yandan şüpheli Şahin’e ait global şirketlerde bulunan 460 milyon euro değerindeki kripto varlıklarının, hesabın bulunduğu global şirket tarafından dondurulduğu ve Türkiye’ye iade işlemlerinin ise sürdüğü öğrenildi.
Malachi Flynn, Türk vatandaşı oldu
30 Ocak 2026 Cuma - 13:43 Malachi Flynn, Türk vatandaşı oldu 2025-2026 sezonu öncesinde Bahçeşehir Koleji’ne katılan 27 yaşındaki Malachi Flynn, Türk vatandaşı oldu. 2020 NBA Draftı’nda Toronto Raptors tarafından 29. sıradan seçilen ve Bahçeşehir Koleji’ne transfer olduğu güne kadar NBA ve NBA G League ekiplerinde forma giyen 185 cm boyundaki oyun kurucu, şans bulması halinde Bahçeşehir Koleji ile birlikte A milli formayı da terletecek. 2025-2026 sezonunda Bahçeşehir Koleji’nin BKT EuroCup’ta oynadığı 16 maçın hepsinde forma giyen Flynn; bu maçlarda 17.8 sayı, 3.9 ribaund, 3.9 asist ve 1.8 top çalma ortalamalarıyla mücadele etti. Başarılı performansını Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nde de sürdüren oyuncu; ligde şimdiye kadar çıktığı 16 maçta 16.8 sayı, 3.1 ribaund, 4.7 asist ve 1.7 top çalma istatistikleriyle göz doldurdu. "Milli Takım formasını giyip sahaya çıkmaya hazırım" Türk vatandaşı olmasının ardından konuşan Flynn, "Türkiye’yi temsil etme fırsatı yakaladığım için çok mutluyum. Bir ülkeyi temsil etmek her zaman büyük bir fırsat ve sorumluluk ama aynı zamanda Türkiye’nin bunu yapmamın önünü açması benim için bir onur. Milli Takım formasını giyip sahaya çıkmaya hazırım" dedi. Takımdaki birçok oyuncuyu tanıdığını belirten 27 yaşındaki oyuncu, "Kenan Sipahi ve Furkan Haltalı ile sezon başından beri birlikte mücadele ediyoruz ve diğer oyuncuların bazılarına karşı oynadım, bazılarını da izleme şansı buldum. Takımla bir araya gelmek ve birlikte galibiyetler almak için heyecanlıyım" diye konuştu. Bahçeşehir Koleji Başkanı Begüm Yücel ise, "Kulübümüze geldiği ilk günden beri hem yeteneği hem de karakteriyle kazanma alışkanlığına sahip bir takım kurma hedefimizin temel parçalarından olacağını belli eden Malachi’ın Türk vatandaşı olması bizler için de gurur ve mutluluk verici. Malachi basketbolu çok seviyor ve mücadele etmek onun genlerinde var. Türk vatandaşı olması ihtimalinin doğduğu ilk günden beri bu konudaki arzusunun hiç azalmadığına bizzat şahit olduk" şeklinde konuştu. Malachi Flynn, kadroya dahil edilmesi halinde önümüzdeki milli takım penceresinde ay-yıldızlı formayı giymeye başlayabilecek.
Tuzla Mekan Palmiye yenilenen yüzüyle hizmete açılıyor
30 Ocak 2026 Cuma - 13:28 Tuzla Mekan Palmiye yenilenen yüzüyle hizmete açılıyor Tuzla Belediyesince baştan sona yenilenen Tuzla Mekan Palmiye, modernize edilen yapısı ve yeni hizmet anlayışıyla yeniden kapılarını açıyor. İç ve dış mekan düzenlemeleri, yeni oturma alanları, güçlendirilen hijyen standartları, mutfak ve servis alanlarının yenilenmesiyle tesis çağdaş standartlara kavuşturuldu. Mercan Sahili’nde yürütülen düzenleme çalışmaları kapsamında bölgede yer alan halk plajının yeniden hizmete açılması ve iskele çevresinde yapılan çevre düzenlemeleriyle sahil hattının sosyal ve kamusal değeri artırıldı. Bu kapsamda çalışmaları tamamlanan Tuzla Mekan Palmiye, Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl’ün katılımıyla 1 Şubat Pazar günü saat 14.30’da düzenlenecek törenle yeniden hizmete açılacak. Balık ürünlerinin uygun fiyatlarla vatandaşların beğenisine sunulduğu restoran menüsünde balık çorbasından uskumruya, karides salatasından istavrite kadar çeşitli deniz ürünleri yer alacak. "Palmiye, dönüşümün son halkası oldu" Tuzla Belediye Başkanı Bingöl, Mercan Sahili’nin bütüncül bir yaklaşımla ele alındığını belirterek, "Bu bölgede yaptığımız yatırımlarla Mercan Sahili’ni yalnızca bir kıyı hattı olmaktan çıkararak, yaşayan ve değer üreten bir kamusal alan haline getirdik. Halk plajını yeniden hizmete açarak her gün ortalama bin 500 komşumuzun güvenle ve konforla faydalanabildiği bir sosyal alan oluşturduk. İskele ve çevresindeki düzenlemelerle hem günlük kullanım hem de nikâh hizmetleri gibi özel anlar için nitelikli alanlar kazandırdık" ifadelerini kullandı. Palmiye Sosyal Tesisi’nin bu dönüşümün önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Bingöl, "Uzun süredir yıpranmış durumda olan bu yapıyı baştan sona ele aldık. İç ve dış mekânları yeniledik, mutfağı güncel sağlık ve güvenlik kriterlerine uygun şekilde modernize ettik. Palmiye’yi sadece yenilemedik, sahil hattında yürüttüğümüz planlı dönüşümün son halkasını tamamladık. Tuzla’da kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz" dedi. İskele Kafe ve halk plajı hizmet vermeye devam ediyor Tuzla Belediyesine ait halk plajı, 2024 yılında yeniden hizmete açılarak vatandaşların kullanımına sunulmuştu. Yaklaşık bin 500 kişilik kapasitesiyle plaj, yaz sezonu boyunca ailelerin ve bireylerin güvenle faydalanabildiği bir sosyal alan olarak hizmet vermeyi sürdürüyor. Öte yandan Tuzla Mekân İskele Kafe’de çay, kahve ve meşrubat servisi yapılırken, haftanın belirli günlerinde nikâh hizmeti de verilmeye devam ediliyor.