Yerel Haberler
İstanbul
Şişli’de kayınvalide gelinini öldürmüştü, bir görümce gözaltına alındı; diğerini yakalama çalışmaları sürüyor 05 Mayıs 2026 Salı - 17:34:31 Şişli’de Menekşe K., 6 yıldır cezaevinde olan oğlunun dini nikahlı eşi Burçin Şahin’i silahla başından vurarak öldürmüştü. ’Uyuşturucu madde ticareti’ suçundan kesinleşmiş 6 yıl 8 ay hapis cezası bulunan Menekşe K. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Şişli Asayiş Büro Amirliği ekipleri yaptığı çalışmada, Şahin’in 2 çocuğunun olaydan bir süre önce görümceleri Ceylan S. ve Nehir K. tarafından evden çıkarıldığı öğrenildi. Çocukları bir eve bırakan görümcelerin sonrasında emlakçıya gittiği, burada bir süre beklediği ve cinayetin ardından paniğe kapılarak emlakçıdan çıktıkları anların görüntüleri de ortaya çıktı. Olayla ilgili kardeşlerden Ceylan S. polis tarafından gözaltına alınırken, Nehir K.’yı yakalama çalışmaları sürüyor. Geçtiğimiz 2 Mayıs’ta Cumartesi günü saat 13.15 sıralarında Şişli ilçesi Eskişehir Mahallesi’nde meydana gelen olayda, Haydarcan K.’nin ’Hırsızlık’ suçundan cezaevinde olduğu, dini nikahlı eşi Burçin Şahin’in ise kayınvalidesi Menekşe K. ile aynı evde yaşadığı öğrenildi. İddiaya göre kayınvalide ile gelin arasında evde henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıkmış, kayınvalide Menekşe K., kendisine ait ruhsatsız silahla Burçin Şahin’in başına 2 kez ateş etmiş, olay sonrası Burçin Şahin hayatını kaybetmişti. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemelerde dışarıda 2 adet, evde ise 4 boş kovan buldu. Ölen Şahin’in 2 de çocuğu olduğu öğrenildi. Cinayet şüphelisi kayınvalidenin cinayetin ardından pencereye çıkarak ’Gelinimi öldürdüm, namusumu temizledim’ dediği ve camda bir süre sigara içtiği öğrenildi. Kayınvalide, gelininin oğlunu aldattığını düşünerek cinayeti işlemiş Polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alınan Menekşe K.’nin burada verdiği ilk ifadesinde, olayın ’Namus meselesi’ olduğunu söylediği, ifadesinin devamında oğlunun 6 yıldır cezaevinde olduğu, Burçin Şahin’in oğlunu aldattığından şüphelendiğini, olay günü telefonunda mesajlaşmalarını görmesi üzerine şüphelerinin arttığını, bunun üzerine sinirlenerek evde bulunan silahla başına 2 el ateş edip cinayeti işlediğini söylediği öğrenildi. Kayınvalide Menekşe K., tutuklandı İşlemleri için polis merkezine getirilen Menekşe K.’nin burada yapılan sorgusunda ’Uyuşturucu madde ticareti’ suçundan kesinleşmiş 6 yıl 8 ay hapis cezası bulunduğu da öğrenildi. Emniyette işlemleri tamamlanan Menekşe K. adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüpheli ’Kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Menekşe K.’nin eşi Selahattin K.‘nin ise 24 yıl önce yüksek doz uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. 2 çocuğu evden çıkarıp emlakçıya gitmişler Olayla ilgili çalışmalarını derinlemesine sürdüren Şişli Asayiş Büro Amirliği ekipleri, olaydan önce evde Menekşe K.‘nin kızları Ceylan S. (40) ve Nehir K.‘nin (32) de olduğunu tespit etti. Burçin Şahin ile aralarında tartışma çıktığı iddia edilen Ceylan S.‘nin, kardeşi Nehir K. ile birlikte 2 yeğenini de alarak evden çıktığı belirlendi. Ceylan S. ve Nehir K.‘nin daha sonra çocukları bir evde bıraktıkları, caddede bulunan bir emlakçıya girdikleri ve burada bir süre oturdukları belirlendi. Olayın yaşanması üzerine iki kız kardeşin emlakçıdan çıkarak eve doğru koştukları belirlendi. Emlakçıda yaşananlar güvenlik kamerasına yansıdı. Görümcelerden biri gözaltına alındı diğerini arama çalışmaları sürüyor Olaydan önce evde bulunduğu öğrenilen Ceylan S., polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Emniyette ifadesi alınan Ceylan S., sabah saatlerinde annesi Menekşe K.’nin evine kahvaltıya gittiklerini, kardeşi Nehir K.’nin Burcu Şahin’in telefonunda uygunsuz fotoğraflarını ve konuşmalarını gördüğünü, bunun üzerinde aralarında tartışma çıktığını söylediği öğrenildi. Ceylan S. ifadesinin devamında Nehir K.‘nin gelinleri Burcu Şahin’e, ’Sen kardeşime bunu nasıl yaparsın, benim kardeşim hapiste, çocuklarından utanmıyor musun’ dediği, aralarında kavga çıktığını söylediği öğrenildi. Görümce Ceylan S.’nin ayrıca gelinleri Şahin’in çocuklarını ve cep telefonunu alarak evden çıktıklarını söylediği de öğrenildi. Emniyette işlemlerinin tamamlanmasının ardından mahkemeye çıkarılan Ceylan S., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Diğer görümce Nehir K.’yi yakalama çalışmalarının ise sürdüğü öğrenildi.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:28 Sivrisinek, K2 ve Mızrak SAHA EXPO 2026’da sahneye çıktı Baykar, milli ve özgün olarak geliştirdiği K2 Kamikaze İHA ile akıllı dolanan mühimmatlar Mızrak ve Sivrisinek SAHA EXPO 2026’da ilk kez görücüye çıktı. Basın mensuplarına sistemi anlatan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, "Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor. Akıncı, Bayraktar TB3 veya Bayraktar TB2’nin komuta ettiğini görüyoruz. Ve operatör bir anlamda kullanıcı çok üst düzey bir karar verici modunda bu sürülere görevlerini bir anlamda dikte ediyor" dedi. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Yerli ve milli ürünler vitrine çıktığı fuarın açılışına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi, Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda ziyaretçi katıldı. Baykar’ın üç stratejik ürünü K2, Mızrak ve Sivrisinek’i ilk kez sergilendi Baykar, milli ve özgün olarak geliştirdiği insansız platformlar ve mühimmat ekosistemiyle SAHA EXPO 2026’da tam kadro yerini aldı. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarda, K2 Kamikaze İHA ile akıllı dolanan mühimmatlar Mızrak ve Sivrisinek ilk kez görücüye çıktı. Baykar’ın geliştirdiği yeni bir dönemi başlatan üç stratejik ürünü K2, Mızrak ve Sivrisinek de fuardaki yerini aldı. Ürünlerle ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türk ordularının ve Türk savunma sanayinin dünyada SİHA’larla ilk savaşı kazanan güç olarak tarihe geçtiği belirterek, "Bir anlamda bu alanın paradigma kırılımı ve muharabede devrim yaparak ilkleri başardı. Bugün de yeni bir ilkle bir anlamda geleceğe damgasını vuracak bir paradigmayla, bir anlayışla yeni bir teknolojiyle karşınızdayız. SAHA İstanbul’un arkamda duran Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze insansız hava aracı ve hemen sağ tarafta da gördüğümüz bu ailenin bir parçası olan Mızrak ve Sivrisinek kamikaze hava araçlarını görüyorsunuz. Bunlar sürü halinde yapay zekayla donatılmış akıllı sürü otonomisiyle görev yapabilen, kendi içlerinde sinerjiyle koordine olup akıllı bir şekilde küresel konumlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde, hedefe gidip, hedefi bulup etkisiz hale getirebilen farklı kabileyetlerdeki kamikaze insansız hava araçları. Bunlar bir yandan dolanan mühimmat da deniyor. Dolanan mühimmat denmesinin sebebi bir anlamda hedeflerine yol alırken, bulamadıklarında tekrar kullanıcıya karar verme imkanı sunmaları veya hedefi bulancaya kadar doğru zamanı kollayıp taarruz etme moduna geçme kabiliyetine sahip olmalarıdır" dedi. "Tümüyle küresel konumlama sisteminden bağımsız bir şekilde görev yapabiliyor" K2 Kamikaze insansız hava aracının 850 kiloluk kalkış ağırlığına sahip olduğunu söyleyen Bayraktar, "Adeta kamikaze insansız hava araçlarındaki en ağır abi. 200 kiloluk harp başlıklarını kullanıyor. 2 bin kilometreden fazla menzili var. Tümüyle küresel konumlama sisteminden bağımsız bir şekilde görev yapabiliyor. Bugün bir muharabe ortamında özellikle insansız hava araçlarını engelleyebilmek için yoğunluklu olarak elektronik harp teçhizatları kullanılıyor ve bir anlamda konumlarını bulmasını engellemeye çalışıyor. Bunlara karşı koyabilmek için de küresel konumlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde seyrüsefer yapabilmeniz gerekiyor. Üzerindeki kameralar kamera sistemleri sayesinde gece veya gündüz yere bakarak yeryüzü şekillerini tanıyarak konumlama yapabiliyor. Ve hatta buna benzer şekilde Mızrak ve Sivrisinek kamikaze insansız hava aracı da yapabiliyor. Bunun yanında çok önemli bir kabiliyeti sürü sinerjisiyle hareket edebiliyor olması. Bugün de bir şekilde teknolojinin ilerlemesiyle artık dünyaya damgasını vuracak olan bu yeni nesil yapay zeka destekli kamikaze sürü teknolojisi de en büyük gücünü sürü sinerjisinden alıyor. Yani maliyet etkin çok sayıda hava savunma sistemlerine bir anlamda doygunluğa ulaştıracak bir taarruzdan bahsediyoruz. Burada araçların sayısının fazla olması aslında bir kuvvet çarpanı sayısının fazla olabilmesi için maaliyet etkin olmaları, kolay üretilebilir olmaları, bunun yanında konvensiyonel sanayi tarafından üretilebilir olmaları büyük önem taşıyor. Hem muharebenin sürdürülebilirliği açısından hem de taarruzun etkinliği açısından. En önde Sivrisinek geliyor. Düşünün en önde binlik bir Sivrisinek paketi geliyor. Arkasında bunun 500-600 adet Mızrak Kamikaze insansız hava aracı olduğunu düşünün en arkada da 300-400’lük bir K2’lik taarruz paketinden bahsediyoruz" diye konuştu. "Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor" Bir anlamda dünyanın yeni nesil taarruz paradigmasının, muharabe paradigmasının da belirlemiş olduklarını belirten Bayraktar, "Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor. Akıncı, Bayraktar TB3 veya Bayraktar TB2’nin komuta ettiğini görüyoruz. Ve operatör bir anlamda kullanıcı çok üst düzey bir karar verici modunda bu sürülere görevlerini bir anlamda dikte ediyor. Bu şekilde bir taarruzdan bahsediyoruz. Karşı tarafın hava savunma gücüne göre de bu paketin sayısı artırılabilir veya azaltılabilir. Tüm bu süreçlerde üretim, geliştirme süreçlerinde de maliyet etkin olması, kolay ölçeklenebilir olması tüm sanayimiz tarafından üretilebilir olması ve kolaylıkla her yerden saha sürülebilir olması çok önemli. Bu maksatla K2 hazırlıksız yollardan da dahi kalkış yapabilecek şekilde tasarlandı. Teknolojileri siz savaş olmasın, barış olsun, yeterince caydırıcılık olsun, kendimizi koruyalım diye geliştiriyorsunuz. Bu sistemler bir anlamda barış ortamında tatbikatlarda kullanılan unsurlar oluyor. Peki siz 500’lük bir paketi feda mı edeceksiniz? Bu araçlar tek kullanımlık olmuş olsa iniş takımlarına sahip olmayacak olsa dönüp tekrar inemeyeceğinden bir anlamda feda olmuş olacaklar. Belki bu ticari bir yaklaşımla doğru bir bakış açısı olabilir ama bir anlamda bir bunları ülkemiz için üretiyoruz ve en maliyet etkin en az yükü olabilmek için tekrar geri dönebilsin, tekrar kullanılabilsin maksadıyla bu şekilde tasarlandı. Şayet tek kullanımlık bir göreve gönderilirse iniş takımları sökülebilir" ifadelerini kullandı.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:11 Mehmet Ali Aydınlar: "Olağanüstü Seçimli Genel Kurulda aday olmayacağım" Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlık seçimi için, "İsmim üzerinden yürüyen tartışmaların Fenerbahçe’nin birlik duygusuna katkı sağlamaktan uzaklaştığı bir ortam oluşmuştur. Fenerbahçe’nin yarınlarının, şahsım üzerinden oluşacak tartışmalarla gölgelenmesine izin vermemek adına yapılacak Olağanüstü Seçimli Genel Kurulda aday olmayacağım" dedi. İş insanı Mehmet Ali Aydınlar, 6-7 Haziran’da gerçekleştirilecek Fenerbahçe Olağanüstü Seçimli Genel Kurul ve adaylığına dair yazılı bir açıklama yayımladı. Aydınlar’ın Fenerbahçe camiası ve kamuoyuna yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Hayatımın en büyük gururlarından biri olan Fenerbahçeliliğimin son günlerde farklı şekillerde tartışılmasını üzüntüyle takip ediyorum. Kulübümüzün içinden geçtiği bu dönemde elimi taşın altına koyarak Fenerbahçemizin geleceğine katkı sunmak ve bu camiaya yakışır bir yönetim anlayışını hayata geçirmek için bu yola girdim. Bugün görüyorum ki; adımın başkan adaylığı ile anıldığı ilk andan itibaren yaşananlar, söylenenler ve ortaya çıkan tartışma ortamı hayatım boyunca savunduğum ilke ve değerlerle örtüşmemektedir. Fenerbahçe’nin bir dünya markası olması hayali, benim için bugüne ait bir hedef değil; yıllardır inandığım, her dönemde destek vermeye çalıştığım kalıcı bir idealdir. Benim kulübüme olan bağlılığım bir unvana, bir makama ya da bir sıfata bağlı değildir. Bu bağlılık, hayatımın her anında taşıdığım bir sorumluluktur. Ancak gelinen noktada görüyorum ki; ismim üzerinden yürüyen tartışmaların Fenerbahçe’nin birlik duygusuna katkı sağlamaktan uzaklaştığı bir ortam oluşmuştur. Herkesin kendini bir diğerinden daha fazla Fenerbahçeli gördüğü, herkesin kendi doğrusu üzerinden bir yol tarif ettiği bir zeminde, ortak bir gelecek inşa etmenin ne kadar zor olduğu ortadadır. Bugüne kadar kulübümüz için yaptıklarım ve taşıdığım her sorumluluk vicdanımla ve Fenerbahçe sevgimle örtüşmektedir. Bunun hesabını her zeminde herkese verebilirim. Yalnız, camiamızı ayrıştıran her gündemin önünde kişisel hedefler ikinci planda kalır. Bu nedenle; Fenerbahçe’nin yarınlarının, şahsım üzerinden oluşacak tartışmalarla gölgelenmesine izin vermemek adına yapılacak Olağanüstü Seçimli Genel Kurulda aday olmayacağım. Bu süreçte gösterilen teveccüh ve destek için tüm kongre üyelerimize, camiamızın her ferdine yürekten teşekkür ediyorum. Bugüne kadar Fenerbahçemize olan bağlılığım hiçbir zaman kişilere ve koşullara bağlı olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. Ben; dünüyle gurur duyan, bugünüyle sorumluluk hisseden ve yarınlarına inanan bir Fenerbahçeli olarak, ne zaman ve ne gerekiyorsa elimden geleni yapmaya ve her zaman kulübümün yanında olmaya devam edeceğim. Çünkü Fenerbahçe, kişilerin değil, değerlerin kulübüdür."
05 Mayıs 2026 Salı - 17:06 İstanbul’da 2 bin 141 arama kurtartma gönüllüsü AFAD peçini taktı İstanbul’da muhtemel bir durumda AFAD’ta gönüllü olarak görev yapacak 2 bin 141 arama kurtarma personeli düzenlenen törenle İstanbul Akredite Ekipleri peçini taktı. AFAD Akreditasyon Sistemi Arma Teslim Töreni Biruni Üniversitesi konferans salonunda gerçekleştirildi. Belediye, kamu kurum kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarından oluşan 51 ekip, 2 bin 141 arama kurtarma personeli, herhangi bir afet durumunda AFAD’a bağlı olarak hareket edecek. 51 ekibin armaları düzenlenen programla görevlilerine takdim edildi. Programa AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, AFAD İstanbul İl Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, İstanbul Vali Yardımcısı Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu katıldı. "Ortak bir disiplin içinde buluşturan güçlü bir iş birliğinin zeminini oluşturmaktadır" Programda konuşan AFAD İstanbul İl Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, sistem hakkında bilgi verdi. Özener, "Akreditasyon sistemi aynı zamanda kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, sivil toplum kuruluşlarımızı ve gönüllülerimizi ortak bir disiplin içinde buluşturan güçlü bir iş birliğinin zeminini oluşturmaktadır. Eğitimlerini tamamlayan, sınavlardan geçen ve sürekli denetlenen ekiplerimiz, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)koordinasyonunda görev alarak afet yönetiminde standartlaşmayı sağlamaktadır" dedi. "Gönüllülük esasına dayalı bir katılımdır" Sistemin gönüllülük esasına dayandığı söyleyen Özener, "Burada özellikle vurgulamak isterim ki; bu yapının en güçlü taraflarından biri, gönüllülük esasına dayalı bir katılımdır. Kurumlarımızın ve vatandaşlarımızın bu sürece gönüllü olarak dahil olması, afetlere karşı toplumsal direncin en önemli göstergesidir. Çünkü afetlerle mücadele sadece kamu kurumlarının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. İstanbul özelinde, Kentsel arama kurtarma, Afet ve acil durum eğitimleri, Beslenme ve ayni bağış depo yönetimi dağılımı, Psikososyal destek alanlarında, akredite olmuş 134 ekip ve 4 bin 886 üyemiz bulunmaktadır. Bu aslında tüm ülke kapasitesinin dörtte birine denk gelmektedir. İstanbul olarak bu yapının önemli bir kısmını temsil ediyor olmamız, ilimizde afetlere hazırlık konusunda ne kadar güçlü bir kapasiteye sahip olduğumuzun da bir göstergesidir" şeklinde konuştu. İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu da yaptığı açıklamada, ekipleri yalnızca afet anlarında görev yapan kişiler olarak görmediklerini belirtti. Hersanlıoğlu, bu ekiplerin aynı zamanda sivil savunma teşkilatları açısından da önemli görevler üstleneceğini ifade etti. İstanbul’u afetlere dirençli hale getirmeye çalıştıklarına dikkati çeken Hersanlıoğlu, "Bu iş gönüllülük işi, gönüllü olarak yapılan her iş kıymetli. Çünkü onlar hayatlarını anlamlandırmaya çalışıyorlar. Şu anda evlerinde, iş yerlerinde masa başında oturarak birtakım şeyleri seyredebilirler. Olmaktan öte yapmaya aday kişiler olarak çok takdir ettiğimi ifade istiyorum. Burada büyük bir emek var" dedi. "İstanbul’da 1 yıl içerisinde yetiştirilen 51 ekip ve 2 bin 141 üye akredite olmaya hak kazandı" Törene katılan AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, "O günden bugüne çok yol kat ettik. Her geçen gün gönüllülük ordumuz çok daha fazla arttı, artmaya da devam ediyor. Bugün buradaki tablo, İstanbul’da yaşadığımız, müşahede ettiğimiz, şahit olduğumuz tablo bunun en somut göstergelerinden birisi. Bugün bir yıl içerisinde: Yetiştirilen 51 ekip ve 2 bin 141 üye akredite olmaya hak kazandı. Bu durup dururken elbette ki olmadı; eğitim programları düzenlendi, sınavlar yapıldı. Ve bu 51 ekiple beraber İstanbul’daki gönüllü ekip sayımız 139’a yükseldi. 139 gönüllü ekibimiz oldu" ifadelerini kullandı. "Öncelikle bu işe gönül veren, akreditasyon sürecine dahil olan sizleri ve sizlerin şahsında bütün gönüllülerimizi tebrik ediyor" Konuşmasına devam eden AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, "Gönüllü sayımız 51 ekipte 2 bin 141 iken, 139 ekipte 4 bin 790, yaklaşık 5 bin gönüllü ama akredite edilmiş gönüllü, belli sınavlardan ve eğitim programlarından geçmiş gönüllümüz oldu. Öncelikle bu işe gönül veren, akreditasyon sürecine dahil olan sizleri ve sizlerin şahsında bütün gönüllülerimizi tebrik ediyor, yürekten alkışlıyorum. Sizler gücümüze güç kattınız. Bakın İstanbul’daki rakamları verdim, müsaadenizle yurt genelindeki rakamı da vermek isterim" cümlelerini kullandı. "Yurt genelinde 544 akredite gönüllü ekip ve toplamda 18 bin 100 rakamına ulaştık" Yurt genelinde gönüllü akredite ekibi sayısından bahseden Başkan Pehlivan, "Yurt genelinde bugün itibarıyla, bu hafta itibarıyla günden güne ekip sayımız artıyor. 544 akredite gönüllü ekip ve toplamda 18 bin 100 rakamına ulaştık. Bu da büyük bir başarı, bu da alkışı hak eden bir başarı. Bütün gönüllülerimizi ülke genelinde de alkışlıyor, tebrik ediyorum" diye konuştu. "Gönüllü sayımız bugün itibarıyla 1 milyon 650 bin rakamına ulaşmış durumda" Başkan Pehlivan Türkiye genelinde AFAD Gönüllü sayısından bahsederek, "Gönüllü sayımız bugün itibarıyla 1 milyon 650 bin rakamına ulaşmış durumda. Gerçekten bu da bizi son derece memnun eden bir durum. Demek ki vatandaşlarımız afetler konusunda ’ben de varım’ diyor, ’ben de gönüllü olmak istiyorum’, ’ben de bir şeyler yapmak istiyorum’ diyor" dedi. Konuşmaların ardından arama kurtarma ekiplerine peçleri takıldı, sertifikaları takdim edildi.
Tosyalı, genç sanatçıları destekleyerek kültürel üretime katkısını sürdürüyor
30 Ocak 2026 Cuma - 14:20 Tosyalı, genç sanatçıları destekleyerek kültürel üretime katkısını sürdürüyor Sanatı, toplumsal gelişimin ve düşünsel dönüşümün vazgeçilmez bir parçası olarak konumlandıran Tosyalı, kültür ve sanat alanındaki destekleriyle yalnızca üretimde değil, değer oluşturmada da sorumluluk üstlenmeye devam ettiğini duyurdu. Endüstri ile sanat arasında kalıcı bağlar kurmayı hedefleyen bu yaklaşım doğrultusunda Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın "The Grand Excess" adlı kişisel sergisine katkı sundu. Kültür ve sanat alanındaki çalışmalarını sürdüren Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın "The Grand Excess" adlı kişisel sergisi için hazırlanan kitabın sponsoru oldu. Pilevneli Dolapdere’de 29 Ocak’ta kapılarını açan ve 28 Şubat 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan "The Grand Excess", Lal Batman’ın sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorguladığı, geçmişin estetik zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştirdiği kapsamlı bir anlatı sunuyor. Sergide Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik yaklaşımlarıyla bir araya geliyor. Batman’ın eserleri; dijital ile plastiği yan yana getirirken mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlarda buluştuğu zengin bir malzeme diliyle hayat buluyor. Bu çok katmanlı yapının, izleyiciye yalnızca görsel değil, yoğun bir duyusal deneyim de sunduğu belirtildi. "The Grand Excess", geçmişin estetik değerlerini çağdaş bir bağlamda yeniden ele alan bir görsel manifesto olarak öne çıkıyor. Tosyalı, sergiye eşlik eden yayının kitap sponsoru olarak endüstri ile sanat arasında ilham verici ve kalıcı bir bağ kurulmasına katkı sunduğunu aktarırken; kültürel üretimin sürdürülebilirliğine verdiği önemi de vurguladı.
TÜRES’ten işletmelere çağrı: ‘‘Masa ve kuver kalktı, bedeli menüye yansıtılmamalı’’
30 Ocak 2026 Cuma - 13:59 TÜRES’ten işletmelere çağrı: ‘‘Masa ve kuver kalktı, bedeli menüye yansıtılmamalı’’ Masa, kuver ve servis ücretlerinin yasaklanmasının ardından gözler menü fiyatlarına çevrildi. TÜRES Başkanı Ramazan Bingöl, ücretlerin kaldırılmasının zam gerekçesi yapılmaması gerektiğini vurguladı. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle birlikte lokanta, kafe, restoran, pastane ve benzeri yiyecek-içecek hizmeti sunan işletmelerin tüketicilerden servis, masa, kuver ücreti ve benzeri herhangi bir ad altında ilave ücret alması yasaklandı. Düzenleme tüketiciler tarafından memnuniyetle karşılanırken, söz konusu ücretlerin bu kez menü fiyatlarına yansıtılıp yansıtılmayacağı konusunda endişeler gündeme geldi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl, bu endişelere karşı işletmelere çağrıda bulundu. "Bu ücretler müşteri tepkisine yol açıyordu" Bingöl, masa, kuver ve servis ücretlerinin son yıllarda ciddi müşteri tepkisine neden olduğunu belirterek, "Müşteri tarafından çok şikâyet edilen uygulamalardı. Eskiden sınırlı sayıda restoranda görülüyordu ancak son yıllarda ciddi bir artış yaşandı. Hatta bazı işletmeler sandalyeye oturulduğu anda ücret almaya başladı. Bu uygulamalar nedeniyle yüzde 30’lara varan iş düşüşleri yaşanıyordu. Restoranlarda adı konulmamış bir müşteri protestosu vardı" dedi. Bu ücretlerin kaldırılmasının sektör açısından olumlu bir adım olduğunu vurgulayan Bingöl, asıl dikkat edilmesi gereken noktanın menü fiyatları olduğunu söyledi. Bingöl, "Bu ücretler kalktı ama bunun yerine menülere zam yapılmamalı. İşletmeler bu bedelleri farklı kalemler altında menü fiyatlarına yansıtmaya çalışmamalı. Bunun yerine sürümden kazanmayı denemeliler" ifadelerini kullandı. Masa, kuver ve servis ücretlerinin dünya genelinde uygulandığını ancak Türkiye’de karşılık bulmadığını dile getiren Bingöl, "Bizim geleneğimizde bahşiş memnuniyete dayalıdır. Ancak servis ücretlerinde memnun kalınsa da kalınmasa da yüzde 20’ye varan bedeller alınıyordu. Masa, kuver ve servis ücretinin birlikte alınması şikâyetleri daha da artırdı. Müşteri bu ücretlerin kalkmasından memnun" diye konuştu. "Zorunlu servis ücreti bahşiş kültürümüze uymadı" Bu uygulamaların hangi hizmet karşılığında alındığına da açıklık getiren Bingöl, "Kuver, masaya sunulan ikramlardı ve restorandan restorana değişirdi. Masa ücreti daha çok lüks restoranlarda, sadece oturulduğu için alınan bir bedeldi. Servis ücreti ise zorunlu bahşiş gibiydi. Bahşiş kültürümüz nedeniyle bu zorunluluk tepki çekti. Bu ücretler sektörle müşteri arasında görünmez bir gerilim oluşturuyordu" dedi. "En etkili denetçi müşteridir" Yeni düzenleme sonrası denetimde tüketicinin rolüne dikkat çeken Bingöl, "Bu ücretlerin kalkması sonrasında denetimi en etkili yapacak olanlar müşteriler. Menülerde ya da fişlerde farklı adlar altında bu bedelleri gören tüketiciler tepkisini göstermeli. En etkili denetçi müşteridir" ifadelerini kullandı.
Veysel Şahin’in mal varlıklarına el konularak 460 milyon euro değerindeki kripto varlıkları donduruldu
30 Ocak 2026 Cuma - 13:47 Veysel Şahin’in mal varlıklarına el konularak 460 milyon euro değerindeki kripto varlıkları donduruldu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Veysel Şahin’in yasa dışı bahis platformları üzerinden yasa dışı bahis oynattığı ve bu platformlara altyapı desteği sunduğu iddiasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Şahin’in mal varlıklarına el konularak global şirketlerde bulunan 460 milyon euro değerindeki kripto varlıkları, hesabın bulunduğu global şirket tarafından donduruldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, şüpheli Veysel Şahin’in yasa dışı bahis platformları üzerinden yasa dışı bahis oynattığı ve bu platformlara altyapı desteği sunduğu iddiasıyla ’7258 Sayılı Yasaya Muhalefet’ ile ’suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçlarından yürütülen soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında, MASAK raporlarına göre şüpheli Şahin’in üzerine atılı eylemler ile haksız kazanç sağladığı öne sürülürken, suçtan elde edildiği değerlendirilen malvarlıklarının aklanmasını önlemek amacıyla şüpheye ait taşınır ve taşınmaz mallarına, şirket ve ortaklık paylarına, banka ve finans kuruluşlarında bulunan mevduat ve yatırım hesaplarına, kripto para piyasası ve borsasında bulunan varlıklarına el konuldu. Öte yandan şüpheli Şahin’e ait global şirketlerde bulunan 460 milyon euro değerindeki kripto varlıklarının, hesabın bulunduğu global şirket tarafından dondurulduğu ve Türkiye’ye iade işlemlerinin ise sürdüğü öğrenildi.
Malachi Flynn, Türk vatandaşı oldu
30 Ocak 2026 Cuma - 13:43 Malachi Flynn, Türk vatandaşı oldu 2025-2026 sezonu öncesinde Bahçeşehir Koleji’ne katılan 27 yaşındaki Malachi Flynn, Türk vatandaşı oldu. 2020 NBA Draftı’nda Toronto Raptors tarafından 29. sıradan seçilen ve Bahçeşehir Koleji’ne transfer olduğu güne kadar NBA ve NBA G League ekiplerinde forma giyen 185 cm boyundaki oyun kurucu, şans bulması halinde Bahçeşehir Koleji ile birlikte A milli formayı da terletecek. 2025-2026 sezonunda Bahçeşehir Koleji’nin BKT EuroCup’ta oynadığı 16 maçın hepsinde forma giyen Flynn; bu maçlarda 17.8 sayı, 3.9 ribaund, 3.9 asist ve 1.8 top çalma ortalamalarıyla mücadele etti. Başarılı performansını Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nde de sürdüren oyuncu; ligde şimdiye kadar çıktığı 16 maçta 16.8 sayı, 3.1 ribaund, 4.7 asist ve 1.7 top çalma istatistikleriyle göz doldurdu. "Milli Takım formasını giyip sahaya çıkmaya hazırım" Türk vatandaşı olmasının ardından konuşan Flynn, "Türkiye’yi temsil etme fırsatı yakaladığım için çok mutluyum. Bir ülkeyi temsil etmek her zaman büyük bir fırsat ve sorumluluk ama aynı zamanda Türkiye’nin bunu yapmamın önünü açması benim için bir onur. Milli Takım formasını giyip sahaya çıkmaya hazırım" dedi. Takımdaki birçok oyuncuyu tanıdığını belirten 27 yaşındaki oyuncu, "Kenan Sipahi ve Furkan Haltalı ile sezon başından beri birlikte mücadele ediyoruz ve diğer oyuncuların bazılarına karşı oynadım, bazılarını da izleme şansı buldum. Takımla bir araya gelmek ve birlikte galibiyetler almak için heyecanlıyım" diye konuştu. Bahçeşehir Koleji Başkanı Begüm Yücel ise, "Kulübümüze geldiği ilk günden beri hem yeteneği hem de karakteriyle kazanma alışkanlığına sahip bir takım kurma hedefimizin temel parçalarından olacağını belli eden Malachi’ın Türk vatandaşı olması bizler için de gurur ve mutluluk verici. Malachi basketbolu çok seviyor ve mücadele etmek onun genlerinde var. Türk vatandaşı olması ihtimalinin doğduğu ilk günden beri bu konudaki arzusunun hiç azalmadığına bizzat şahit olduk" şeklinde konuştu. Malachi Flynn, kadroya dahil edilmesi halinde önümüzdeki milli takım penceresinde ay-yıldızlı formayı giymeye başlayabilecek.
Tuzla Mekan Palmiye yenilenen yüzüyle hizmete açılıyor
30 Ocak 2026 Cuma - 13:28 Tuzla Mekan Palmiye yenilenen yüzüyle hizmete açılıyor Tuzla Belediyesince baştan sona yenilenen Tuzla Mekan Palmiye, modernize edilen yapısı ve yeni hizmet anlayışıyla yeniden kapılarını açıyor. İç ve dış mekan düzenlemeleri, yeni oturma alanları, güçlendirilen hijyen standartları, mutfak ve servis alanlarının yenilenmesiyle tesis çağdaş standartlara kavuşturuldu. Mercan Sahili’nde yürütülen düzenleme çalışmaları kapsamında bölgede yer alan halk plajının yeniden hizmete açılması ve iskele çevresinde yapılan çevre düzenlemeleriyle sahil hattının sosyal ve kamusal değeri artırıldı. Bu kapsamda çalışmaları tamamlanan Tuzla Mekan Palmiye, Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl’ün katılımıyla 1 Şubat Pazar günü saat 14.30’da düzenlenecek törenle yeniden hizmete açılacak. Balık ürünlerinin uygun fiyatlarla vatandaşların beğenisine sunulduğu restoran menüsünde balık çorbasından uskumruya, karides salatasından istavrite kadar çeşitli deniz ürünleri yer alacak. "Palmiye, dönüşümün son halkası oldu" Tuzla Belediye Başkanı Bingöl, Mercan Sahili’nin bütüncül bir yaklaşımla ele alındığını belirterek, "Bu bölgede yaptığımız yatırımlarla Mercan Sahili’ni yalnızca bir kıyı hattı olmaktan çıkararak, yaşayan ve değer üreten bir kamusal alan haline getirdik. Halk plajını yeniden hizmete açarak her gün ortalama bin 500 komşumuzun güvenle ve konforla faydalanabildiği bir sosyal alan oluşturduk. İskele ve çevresindeki düzenlemelerle hem günlük kullanım hem de nikâh hizmetleri gibi özel anlar için nitelikli alanlar kazandırdık" ifadelerini kullandı. Palmiye Sosyal Tesisi’nin bu dönüşümün önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Bingöl, "Uzun süredir yıpranmış durumda olan bu yapıyı baştan sona ele aldık. İç ve dış mekânları yeniledik, mutfağı güncel sağlık ve güvenlik kriterlerine uygun şekilde modernize ettik. Palmiye’yi sadece yenilemedik, sahil hattında yürüttüğümüz planlı dönüşümün son halkasını tamamladık. Tuzla’da kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz" dedi. İskele Kafe ve halk plajı hizmet vermeye devam ediyor Tuzla Belediyesine ait halk plajı, 2024 yılında yeniden hizmete açılarak vatandaşların kullanımına sunulmuştu. Yaklaşık bin 500 kişilik kapasitesiyle plaj, yaz sezonu boyunca ailelerin ve bireylerin güvenle faydalanabildiği bir sosyal alan olarak hizmet vermeyi sürdürüyor. Öte yandan Tuzla Mekân İskele Kafe’de çay, kahve ve meşrubat servisi yapılırken, haftanın belirli günlerinde nikâh hizmeti de verilmeye devam ediliyor.
Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Çalış: "Evraklardaki imza bana aitse cezamı çekerim, verilecek her ceza hafif kalır"
30 Ocak 2026 Cuma - 12:47 Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Çalış: "Evraklardaki imza bana aitse cezamı çekerim, verilecek her ceza hafif kalır" Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine 4’üncü gününde devam ediliyor. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış, "Evraklardaki imza bana aitse ben cezamı çekerim. Verilecek her ceza bana hafif kalır. O imzanın bana ait olup olmadığı incelensin" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık ilk kez 27 Ocak’ta hakim karşısına çıkmıştı. Duruşma 4’üncü gününde devam ediyor. Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen duruşmada, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmaya çok sayıda partili ve milletvekilleri de izleyici olarak katıldı. "Evraklardaki imza bana aitse ben cezamı çekerim" Duruşmada savunma yapan sanık Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış, "Hepimizin masum olduğuna inanıyorum. 2 bilirkişi raporuna rağmen iddianamede ihaleye fesat karıştırdığım belirtilmiştir. Bunun nedeni, Aziz İhsan Aktaş ile telefon kaydımın olması, Celal Yıldız’ın ihaleye katılmak istemediğini bana anlatması ve benim sorunları bilip, anlamamdır. 13 Ocak 2025 günü ben gözaltına alındım. Evraklardaki imza bana aitse ben cezamı çekerim. Verilecek her ceza bana hafif kalır. O imzanın bana ait olup olmadığı incelensin" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı, sanık hakkında iddianamede yer alan şartnameyi örgütün istediği şekilde değiştirdiği iddialarını sordu. Sanık Çalış ise, "Bu iddia yalnızca bir HTS kaydına dayanmaktadır" dedi. "Oğlum çektiği çizgilerle babasının şafağını sayıyor" Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek ise savunmasında, "10 yıl Ataşehir Belediyesi’nde çalıştım. Sonrasında çeşitli birimlerde de müdürlük yaptım. Son olarak Esenyurt Belediyesi’nde görevliyim. Ben bir suç islemedim. İhaleye fesat karıştırma suçunu işlediğim öne sürülen ihalelerde bir suç işlemedim. Ben tutukluyken oğlum okula başladı. Çizgi çekmeyi öğreniyor, oğlum çektiği çizgilerle babasının şafağını sayıyor. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, duruşmaya yaklaşık 1 saat ara verdi. Aranın ardından duruşma, sanık savunmalarının alınmasıyla devam edecek.