Yerel Haberler
İstanbul
Bakan Kacır: ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ 08 Mayıs 2026 Cuma - 22:56:57 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell’in hayata geçirdiği ‘Yarının Teknoloji Liderleri’ proje yarışmasında ödül töreninde konuştu. Kacır, ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir’’ dedi. Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışmasının ödül töreni Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de üniversitelilere yönelik proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300 bin TL’lik para ödülü takdim edildi. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, ‘‘Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını ve kendine has bir teknoloji geliştirme yolculuğunu da ifade ediyor. Kendine has bir ekosistem dediğimizde aslında çok bileşenli bir yapıdan bahsediyoruz. Altyapılarıyla, üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, laboratuvarlarıyla, teknoparklarıyla, yazılımcılarıyla ve elbette girişimcileriyle adeta bir sinir ağında ortaklaşa çalışan inovasyon zekası Türkiye’nin teknoloji ekosistemi. Bu zeka dünyada parmakla gösterilen başarılara imza atıyor" dedi. Türkiye’de teknoloji ve inovasyona yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Bakan Kacır, ‘‘Türkiye son 23 yılda araştırma, geliştirme ve inovasyona daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha fazla kaynak ayırıyor. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı. Şimdi Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı. Şimdi Türkiye’de 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. 23 yıl önce Türkiye milli gelirinin yüzde 0,5’ini Ar-Ge’ye ayırmaktaydı. Şimdi milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1,5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. İtalya gibi, İspanya gibi ülkelerle milli gelirimizden Ar-Ge ayırdığımız pay çok yakın seviyelerde. Türkiye bugün 114 teknoparkında 13 bin teknoloji girişiminin inovasyon yaptığı bir ülke. Türkiye bugün özel sektörde bin 700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezine sahip bir ülke’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Teknoloji girişimlerinin sermayesinin maddi olmadığını vurgulayan Kacır, ‘‘Borçlanma enstrümanları yani daha yaygın kullandığımız haliyle krediler, çoğunlukla sizin sunacağınız teminatlar karşılığında size verilir. Yani bir kredi talep ettiğinizde çoğunlukla o krediyi geri ödeyememeniz halinde hangi teminatlarla borcunuzu karşılayabileceğiniz, daha açık ifadesiyle tapunuzun, araba ruhsatınızın olup olmadığı sorulur. Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olanlar borçlanma değil, sermaye yatırımları, sermaye ortaklıklarıdır’’ diye konuştu. ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı’’ Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan girişim sermayesi yatırımlarını büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Kacır, ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki beş yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Ondan önceki beş yılda bu tutar 280 milyon dolardı. Yani katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu ölçeğin büyümesi için pek çok tedbir alıyoruz. Bir yandan kamu kaynaklarını girişim sermayesi fonlarına yönlendiriyoruz. Fonların fonu mekanizmaları kuruyoruz. Eş finansman mekanizmaları kuruyoruz. Kamunun bir lirasını özel sektör üç lira, beş lira eklesin ve Türkiye’nin teknoloji girişimleri yatırım ortaklıklarıyla büyüsün istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek" Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor." "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, "Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Yarının teknoloji liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü "Signify" projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren "MEMOVISION" kazandı. "Smellcontrol" projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: "Sosyal Okuryazarlılık" ödülüne "Cyberkids" projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. "Sürdürülebilir Gelecek" ödülünü "ENERATICS" projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. "Ölçeklenme Potansiyeli" ödülünün sahibi "KazAI" projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:46 Fenerbahçe, Euroleague’de 8. kez Final Four’a gidiyor Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı, Euroleague play-off serisi 4. maçında Litvanya ekibi Zalgiris Kaunas’ı uzatmalar sonucu 94-90 mağlup ederek seride durumu 3-1’e getirdi. Sarı-lacivertliler, 8. kez Final Four’a katılma başarısı gösterdi. Euroleague play-off serisi dördüncü maçında Fenerbahçe Beko, deplasmanda Litvanya temsilcisi Zalgiris Kaunas ile karşı karşıya geldi. Serinin ilk 2 maçını evinde oynayan sarı-lacivertliler, ilk maçı 89-78, ikinci maçı 86-74’lük skorlarla kazandı. Geçtiğimiz çarşamba günü rakibinin sahasında parkeden mağlup ayrılan Fenerbahçe, bugün de deplasmanda normal süresi 80-80 biten karşılaşmayı 94-90 kazandı ve seriyi 3-1’e getirdi. Jasikevicius’un öğrencileri bir kez daha Final Four’a gitmeye hak kazandı. 8. kez Final Four bileti Avrupa basketbolunun son yıllarda en önemli takımlarından olan Fenerbahçe, 8. kez bu organizasyonda boy gösterecek. 2015-2019 yılları arasında üst üste 5 kez bu organizasyonda sahne alan Kanarya, daha sonra ise 2024 Berlin, 2025’te Abu Dabi’deki Final Four’da mücadele etti. Sarı-lacivertliler, ilk kez 2017 yılında İstanbul’un ev sahipliğinde kupayı kazanırken, geçtiğimiz yıl da ikinci kez Euroleague şampiyonu olmayı başardı. Fenerbahçe, Final Four’a en çok katılım sağlayan Türk takımı olma ünvanını da taşıyor. 2026 Euroleague Final Four, 22-24 Mayıs tarihlerinde Yunanistan’ın başkenti Atina’da düzenlenecek. Jasikevicius 7. kez Aralık 2023’te takımın başına geçen Sarunas Jasikevicius, sarı-lacivertlileri üst üste 3 sezonda Final Four’a taşıdı. Sporculuk kariyerinde birçok başarıya sahip olan Litvanyalı koç, antrenörlük kariyerinde de 7. kez Dörtlü Final’de mücadele verecek. Barcelona ile birer kez ikincilik, üçüncülük ve dördüncülük yaşayan Jasikevicius, bir kez de Zalgiris Kaunas takımıyla turnuvayı üçüncü tamamladı. Geçtiğimiz sezon da Fenerbahçe ile şampiyonluk yaşadı.
Türk halk müziğinin usta ismi Seha Okuş son yolculuğuna uğurlandı
27 Ocak 2026 Salı - 15:32 Türk halk müziğinin usta ismi Seha Okuş son yolculuğuna uğurlandı ’Hasretinle Yandı Gönlüm’ eseriyle hafızalara kazınan Türk halk müziğinin usta ismi, usta oyuncu Müjdat Gezen’in halası Seha Okuş, Zincirlikuyu Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Türk halk müziğinin unutulmaz eserleri arasında yer alan "Hasretinle Yandı Gönlüm", "Burçak Tarlası" ve "Seher Vakti Bülbül Ağlar" gibi bir çok eserle hafızalara kazınan usta sanatçı Seha Okuş, sağlık sorunları nedeniyle 98 yaşında hayatını kaybetti. Sevenlerini yasa boğan usta sanatçı için Zincirlikuyu Camii’nde öğle namazına müteakip cenaze namazı düzenlendi. Namaza sanatçının ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı. Seha Okuş, kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Öte yandan törene katılan Müjdat Gezen de taziyeleri kabul etti. "Gerçekten çok seviliyormuş" Basın mensuplarına konuşan Seha Okuş’un yeğeni Fikret Okuş, halasının çok sevildiğini ifade ederek, "Buradaki kalabalığı hepiniz görüyorsunuz. Hem sağlığında hem de vefatından sonra bize çok büyük mesajlar verdi. Anladığım şu ki gerçekten çok seviliyormuş. Halamın da bu kadar sevildiğinin çok farkında değildik. Özellikle ’Hasretinden Yandı Gönlüm’ türküsü, vefatından sonra gerek sosyal medyada gerek basında bahsedildiği zaman kendisini tanımayanlar ne kadar güzel deyip sosyal medyada çok güzel, çok sıcak mesajlar ilettiler. Halamın sevenlerine şükranlarımı sunuyorum. Buraya kadar gelenlere çok teşekkür ediyoruz. Ayaklarına sağlık. Allah rahmet eylesin" dedi. "Kendisi o eşsiz sesiyle her zaman yaşayacak" Şarkıcı Betül Demir ise, "Ruhu şad olsun. Başımız sağ olsun. Böylesi büyük sanatçılar, efsaneler çok zor gelir. Kendisi o eşsiz sesiyle her zaman yaşayacak" diye konuştu.
Yıldız Kaşifleri programına 34 üniversiteden 830 öğrenci başvurdu
27 Ocak 2026 Salı - 15:27 Yıldız Kaşifleri programına 34 üniversiteden 830 öğrenci başvurdu Yıldız Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknopark iş birliğiyle yürütülen Türkiye’nin üniversitelerarası en büyük girişimcilik programı Yıldız Kaşifleri’nin ikinci dönemine, YTÜ öğrencilerinin ekip lideri olduğu proje takımlarına 34 farklı üniversiteden öğrenciler katılım gösterdi. Toplamda 830 öğrenci ve 167 proje başvurusunun yapıldığı programda, proje sayısı ikiye katlanırken milli teknoloji hamlesinin lokomotifi savunma sanayii 50 proje ile ilk sırada yer aldı. Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve YTÜ Yıldız Teknopark tarafından üniversitelerarası en büyük girişimcilik programı olarak 2025 yılında hayata geçirilen Yıldız Kaşifleri, ikinci dönem başvurularında çıtayı yükseltti. Geçen yıl 81 takımın başvuru yaptığı programda bu sayı yüzde 106’lık artışla 81’den 167’ye çıktı. Öğrenci sayısı ise 353’ten 830’a yükseldi. Başvuruların yüzde 50’si savunma sanayii odaklı projeler oldu. Milli ve yerli teknoloji hamlesindeki ivme Yıldız Kaşifleri’ne de yansıdı. Ulusala açıldı, başvurular ikiye katlandı İlk döneminde Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine hitap eden program, ikinci döneminde kapılarını tüm Türkiye’ye açtı. Geçen yıl 353 öğrencinin yer aldığı 81 takımın başvuru yaptığı programa, ikinci dönemde 830 öğrencinin yer aldığı 167 takım başvurdu. YTÜ öğrencilerinin ekip lideri olduğu proje takımlarına 34 farklı üniversiteden öğrenciler de katılım gösterdi. Program, lisans öğrencilerinin yanı sıra lisansüstü seviyesinde de ilgi gördü. İlk döneminde 76 olan lisans seviyesindeki ekip lideri sayısı ikinci dönemde 153’e yükseldi. Lisansüstü seviyesindeki başvurular ise 4’ten 14’e yükseldi. Milli teknoloji hamlesi ‘Yıldızlar’ın odağında Programın ikinci döneminde stratejik alanlara yönelik proje yoğunluğu dikkat çekti. Toplam 167 takım başvurusundan 109’u stratejik alanlardan geldi. Milli teknoloji hamlesinin lokomotifi savunma sanayii 50 proje ile en çok başvurunun yapıldığı alan oldu. Onu 26 proje ile sağlık teknolojileri, 18 proje ile çevre ve sürdürülebilirlik, 15 proje ile tarım teknolojileri takip etti. Kamu ve vakıf üniversitelerinden yoğun ilgi Programa İTÜ, Boğaziçi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi başta olmak üzere Kocaeli Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Karabük Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nin de aralarında olduğu 34 yükseköğretim kurumundan öğrenci başvuruda bulundu. Kamu üniversitelerinin yanı sıra vakıf üniversitelerinin öğrencileri de yoğun ilgi gösterdi. Geçmişin başarısı, geleceğin teminatı Geçtiğimiz dönem programa dahil olan projeler, yeni dönemin niteliği hakkında da ipuçları veriyor. Enkaz altındaki sinyalleri analiz eden arama-kurtarma girişimi ATLAS, otonom konteyner araçlarla arıcılıkta devrim yapan Beebal ve savaşan İHA projesi Lagari gibi girişimler, Yıldız Kaşifleri’nin başarı hikayeleri olarak öne çıktı. Yeni dönemde ise sürü İHA teknolojilerinden akıllı tarım sensörlerine, biyoteknolojik sağlık çözümlerinden yapay zekâ destekli savunma sistemlerine kadar onlarca yenilikçi fikir, Yıldız Kaşifleri desteğiyle hayata geçecek. "Gençler hazır, ülke hazır, zemin hazır" Programın başarısını ve stratejik önemini değerlendiren YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, bilim ve teknoloji ekseninde lisans öğrencilerine ciddi bir destek mekanizması sunan programın Türkiye’nin geleceğine yapılmış bir yatırım olduğunu vurguladı. Programın gördüğü yoğun ilginin gençlerin potansiyelini ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Debik, "Geçen yıl ektiğimiz tohumların bugün savunma sanayinden sağlık teknolojilerine kadar filizlendiğini ve bir ormana dönüştüğünü görmek gurur verici" dedi. Gençlerin Milli Teknoloji Hamlesine olan inancına dikkat çeken Rektör Debik, şöyle konuştu: "İkinci dönemle birlikte Yıldız Kaşifleri programını, öğrencilerimizin ekip lideri olması şartıyla farklı üniversitelere de açtık. İkinci dönemde 34 farklı üniversiteden öğrencilerin katılım göstermesi ve başvuruların katlanması, vizyonumuzun gençlerimiz nezdinde ne kadar güçlü bir karşılık bulduğunun en somut kanıtı. Bu Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık yürüyüşünün ayak sesleridir. Gençlerimiz ‘biz de varız’ diyor, biz de onlara ‘sonuna kadar yanınızdayız’ diyoruz." Öğrenciyken girişimci olmak isteyen gençlerin önünü açmak ve 360 derece destek olmak istediklerini vurgulayan Rektör Debik, "Başvuru rakamları bize şunu gösteriyor: Gençler hazır, ülke hazır, zemin hazır. Bizim görevimiz, onlara doğru araçları ve gereksinim duydukları imkanları tam vaktinde sunmak" dedi. Yıldız Teknik Üniversitesi ve YTÜ Yıldız Teknopark iş birliğiyle yürütülen Yıldız Kaşifleri, üniversite tabanlı girişimcilik programları arasında bütçesi ve kapsamıyla Türkiye’nin en büyük girişimci destek mekanizması olma özelliğini taşıyor. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen program, gençlerin yenilikçi fikirlerini akademik proje düzeyinden alıp ticarileşebilir, katma değeri yüksek teknoloji girişimlerine dönüştürmeyi hedefliyor. Lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesindeki öğrencileri kapsayan bu dinamik ekosistem; savunma sanayinden biyoteknolojiye, yapay zekâdan sürdürülebilir enerjiye kadar stratejik alanlarda teknoloji üreten genç zihinlere "fikirden küresel pazara" uzanan profesyonel bir yol haritası sunuyor. Program, girişimcilere sunduğu 360 derecelik destek modeliyle klasik startup programlarından ayrışıyor. Girişimcilere, prototip geliştirme süreçlerinde ihtiyaç duydukları makine ve teçhizat temininden uluslararası prestijli yarışmalara katılım için ulaşım ve konaklama desteğine kadar uçtan uca kaynak sağlanıyor. Ayrıca, YTÜ Yıldız Teknopark’ın mentor ağından ve teknik altyapısından faydalanan takımlar, programın ilerleyen aşamalarında teknoparkın Londra, Dubai ve Amsterdam ofisleri üzerinden küresel yatırımcı ağlarına erişim ve uluslararası ölçeklenme fırsatı yakalayarak yerli teknolojiyi dünyaya ihraç etme fırsatı elde ediyor.
İş Bankası’ndan uluslararası piyasalarda mavi tahvil ihracı
27 Ocak 2026 Salı - 15:08 İş Bankası’ndan uluslararası piyasalarda mavi tahvil ihracı Türkiye İş Bankası, uluslararası piyasalardaki ilk mavi tahvil ihracını gerçekleştirdi. Toplam 50 milyon ABD doları tutarındaki ihracın vadesi 5 yıl olarak belirlendi. İş Bankası tarafında Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan "Sudaki Yaşam" odağında gerçekleştirilen mavi tahvil ihracından sağlanan kaynak, bankanın Sürdürülebilir Finans Çerçevesi’nde yer alan "Karasal ve Suya Ait Biyoçeşitliliğin Korunması" ile "Sürdürülebilir Su, Atık Su Yönetimi ve İklim Değişikliğine Uyum" başlıklarındaki finansman ihtiyaçlarına yönlendirilecek. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Ebru Özşuca, konuya ilişkin açıklamasında, sürdürülebilir finans alanında bir yeniliğe daha imza atmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Bankanın sürdürülebilirlik yaklaşımının uzun vadeli değer oluşturma stratejisi ve iş yapış biçiminin temel taşını oluşturduğuna işaret eden Özşuca, çevresel ve sosyal etkinin finansmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Bu yaklaşımla, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayacak yenilikçi ürün ve çözümler geliştirmeyi temel sorumlulukları arasında gördüklerini belirten Özşuca, "Günümüzde iklim değişikliğiyle mücadelede deniz ekosistemi özellikle öne çıkıyor. Biz de üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde denizlerimizi korumaya yönelik çalışmalara uzun süredir destekte bulunuyoruz. Ülkemizin ilk insansız su altı planörü ile denizlere yönelik bilimsel çalışmalara katkımızdan denizlerin akciğeri olarak tanımlanan deniz çayırlarını ve pek çok deniz canlısına ev sahipliği yapan deniz mercanlarını korumaya kadar uzanan çeşitli projeler yürütüyoruz. Mavi tahvil ihracımızla, denizlerimizin ve su kaynaklarımızın korunmasına ve biyoçeşitliliğin artırılmasına destek sunarken, bu alanda uluslararası yatırımcılarla olan iş birliğimizi güçlendirmekten büyük mutluluk duyuyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Tahvilin yatırımcılarından T Rowe Price’ın Etki Yatırımı Başkanı Matt Lawton işlemle ilgili şunları söyledi: "Deniz ekosistemlerini koruyan ve sürdürülebilir kıyı ekonomilerini destekleyen projelere finansman sağlayan İş Bankası’nın ilk mavi tahvil ihracında yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Yatırımımız, çevresel sorumluluk doğrultusunda sermayeyi harekete geçirme ve müşterilerimiz için uzun vadeli değer üretme taahhüdümüzü ortaya koyuyor. Bu işlemin, finansal inovasyonun mavi ekonomi için nasıl anlamlı bir etki oluşturabileceğini gösterdiğine inanıyoruz." Tahvilin diğer yatırımcısı Fidelity’den Mavi Dönüşüm Tahvil Fonu Portföy Yöneticisi Kris Atkinson ise "Mavi tahviller hem sudaki hem de karadaki ekosistemlerin korunması için sermayeyi yönlendirmede önemli bir araç. İş Bankası’nın tahvil ihracına yaptığımız bu yatırım ile denizlerin ve su kaynaklarının korunmasına sabit getirili enstrümanlar yoluyla da katkı sağlanabileceğine olan güçlü inancımızı ortaya koymayı amaçladık" şeklinde konuştu.
Aziz İhsan Aktaş duruşmasının görülmesine devam ediliyor
27 Ocak 2026 Salı - 14:56 Aziz İhsan Aktaş duruşmasının görülmesine devam ediliyor Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada mahkeme avukat taleplerine ilişkin ara karar oluşturdu. Mahkeme, avukatların dosyanın tefrik edilmesine ilişkin taleplerini reddetti. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılanması devam ediyor. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan 1 Nolu duruşma salonunda ilk celsesi görülmeye başlanılan duruşmada 33’ü tutuklu 200 sanık yargılanacak. Sanıkların arasında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere bulunuyor. Duruşmaya avukat taleplerinin değerlendirilmesi için verilen 1 saat aranın ardından devam ediliyor. Taleplere ilişkin değerlendirme yapan mahkeme heyeti, bir kısım sanık avukatlarının dosyanın tefrik edilmesine ilişkin taleplerinin reddedilmesine hükmetti. Duruşmaya sanıkların kimlik tespitleri ile devam ediliyor.
Şef Giuseppe Mengoli ve piyanist Cem Babacan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sahnesinde buluşuyor
27 Ocak 2026 Salı - 14:45 Şef Giuseppe Mengoli ve piyanist Cem Babacan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sahnesinde buluşuyor İDSO DenizBank Konserleri, Brahms ve Beethoven’ın iki farklı dönemi ve estetik anlayışını yansıtan eserleriyle, 30 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde, şef Giuseppe Mengoli ve piyanist Cem Babacan’ı aynı sahnede bir araya getiriyor. DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank Konserleri kapsamında, ocak ayının son dinletisinde sanatseverler, klasik müziğin yeniden doğuşlara tanıklık eden iki önemli yapıtıyla buluşacak. Şef Giuseppe Mengoli yönetimindeki orkestra, piyanist Cem Babacan’a eşlik edecek. 30 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek konserin ilk bölümünde, Johannes Brahms’ın 1861 yılında keman, viyola, çello ve piyano için bestelediği Piyano Kuarteti No.1, Op.25 eseri, Arnold Schoenberg’in 1937 tarihli orkestrasyonu ile seslendirilecek. Konserin ikinci yarısında ise Ludwig van Beethoven’ın klasik dönem ile romantik dönem arasında bir köprü niteliği taşıyan Piyano Konçertosu No.1 adlı yapıtı dinleyiciyle buluşacak. Fazıl Say’ın "olağanüstü bir icracı" sözleriyle tanımladığı Cem Babacan, derinlikli yorumu ve teknik ustalığıyla gecenin solistliğini üstlenirken, 2023 yılında Mahler Şeflik Yarışması’nda birinciliğe layık görülen Giuseppe Mengoli ise enerjik ve çağdaş yaklaşımı ile orkestrayı yönetecek.
STM’nin sürü İHA’ları, gerçek mühimmatla hedefi vurdu
27 Ocak 2026 Salı - 14:43 STM’nin sürü İHA’ları, gerçek mühimmatla hedefi vurdu STM tarafından geliştirilen sürü İHA teknolojisi kapsamında, 20 adet Vurucu İHA KARGU ile gerçekleştirilen testte hedefler gerçek mühimmatla tam isabetle vuruldu. Bu faaliyet, Türkiye’de sürü kabiliyetinin canlı mühimmatlı bir operasyonel senaryoda test edildiği ilk çalışma olarak kayıtlara geçti. Türk savunma sanayiinin öncü mühendislik şirketi STM, sürü İHA teknolojileri alanında tarihi bir başarıya imza attı. Ankara’nın Polatlı ilçesinde bulunan General Nahit Şenoğul Atış ve Tatbikat Bölgesinde icra edilen faaliyette, STM’nin sürü İHA’ları ilk kez canlı mühimmat patlamalı bir ortamda başarıyla test edildi. Gerçekleştirilen testte, tamamen milli algoritmalarla geliştirilen dağıtık mimariye sahip sürü zekâsı sayesinde, tek bir operatör kontrolünde görev yapan KARGU sürüsü, kalkışın ardından görev bölgesine otonom olarak intikal etti. Görev bölgesine ulaşan KARGU sürüsü, üç farklı hedef için otonom şekilde alt sürülere ayrılarak, operatörün tek bir komutu ile eş zamanlı saldırı gerçekleştirdi. Anti-personel harp başlığıyla donatılmış KARGU’lar, canlı mühimmat kullanılan testte; dağıtık mimari yapıları sayesinde kendi aralarında haberleşerek, yüksek hassasiyet, eş zamanlı angajman ve operasyonel güvenilirlik kabiliyetlerini sahada başarıyla ortaya koydu. Tatbikat bölgesinde gerçekleştirilen faaliyeti; Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Korgeneral Gültekin Yaralı, 4. Kolordu Komutanı ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Ahmet Kurumahmut başta olmak üzere üst düzey askeri heyetler yerinde takip etti. STM’nin sürü İHA saldırı kabiliyeti, komuta heyeti tarafından tam not aldı. "Bu başarı, Türkiye’nin otonom harp yetkinliğinde yeni bir eşik" STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, elde edilen başarının yalnızca teknik değil, aynı zamanda stratejik bir anlam taşıdığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Sürü İHA teknolojileri, modern harp sahasının en kritik oyun değiştirici unsurlarından biri haline gelmiş durumda. STM olarak, tamamen milli yazılım ve algoritmalarla geliştirdiğimiz sürü zekâsı mimarimizi bugün canlı mühimmat patlatmalı bir testle sahada başarıyla ispatlamış olmanın gururunu yaşıyoruz. Sürü zekâsıyla donatılmış KARGU’ların koordineli biçimde, canlı mühimmatla hedefleri tam isabetle vurması; Türkiye’nin otonom sistemler, yapay zekâ ve sürü konsepti alanında geldiği seviyeyi net biçimde ortaya koymaktadır. Bu kabiliyet, sadece bugünün operasyonel ihtiyaçlarına değil, geleceğin harp konseptlerine de yön verecek stratejik bir eşiği temsil ediyor. STM mühendisliğinin imzasını taşıyan bu başarıyla, ülkemizi sürü zekâsı alanında dünyada sayılı ülkeler arasına taşıma kararlılığımızı bir kez daha göstermiş olduk." Türkiye’de bir ilk, dünyada sayılı örneklerden biri Canlı mühimmatla icra edilen bu başarılı sürü İHA saldırı testi, Türkiye açısından bir ilke işaret ederken; dünyada yalnızca sınırlı sayıda ülkenin sahip olduğu ileri düzey sürü operasyon kabiliyetleri arasında yer alındığını da ortaya koydu. STM tarafından geliştirilen dağıtık kontrol tabanlı sürü zekâsı mimarisi sayesinde sistem, görev esnasında bazı unsurların devre dışı kalması durumunda dahi operasyonunu sürdürebilecek yüksek esneklik ve dayanıklılık sergiledi. Sürü İHA kabiliyetleri STM’nin sahip olduğu özgün algoritmalar ve yazılımlar sayesinde STM sürü sisteminde bulunan taktik İHA’lar, gerçek zamanlı olarak birbirileri arasında haberleşebiliyor, hedef tespiti, paylaşımı ve önceliklendirmesi yaparak, sürü saldırısı icra edebiliyor. STM’nin sürü zekâsı mimarisi, merkezi bir kontrol birimine bağımlı olmadan, her bir İHA’nın görev kararlarını kendi almasına imkân tanıyor. Bu dağıtık kontrol mimarisi, sistemin bir parçası devre dışı kalsa bile sürünün görevi sürdürebilmesini sağlıyor ve görev başarısını artırıyor. Sürü sistemleri, satürasyon saldırısı konsepti çerçevesinde, aynı anda çok sayıda İHA’nın koordineli biçimde hedef bölgeye seyrüseferini sağlayarak, düşman savunma sistemlerinin satürasyona uğratılmasını ve etkisiz bırakılmasını hedefliyor. STM algoritmaları sayesinde sürü içindeki İHA’lar, taşıdıkları mühimmat türüne uygun hedeflerle angaje oluyor. Örneğin; insan veya araç hedeflerini ayırt edebilen, anti-personel veya zırh delici mühimmat taşıyan İHA’lar, hedef tipine göre otonom angajman yapabilmektedir. Geliştirilen sistemlerde, sürüye gerçek zamanlı olarak yeni İHA’lar eklenip çıkarılabiliyor, görevler güncellenebiliyor ve görev bölgesi içinde sürü bölünerek farklı alt görevler icra edebiliyor. Özellikler Sürü Zekâsı Algoritmaları, Satürasyon Saldırısı Konsepti, Dağıtık Kontrol Mimarisi, İHA’lar Arası İletişim Altyapısı, Otonom Formasyon Oluşturma ve Sürdürme, Çarpışma Önleme Sistemi, Gerçek Zamanlı Hedef Tespiti ve Sınıflandırması, Sürü İçi Görev Paylaşımı, Hedef Önceliklendirme ve Görev Atama, CRPA Destekli Anti-jam Seyrüsefer, KERKES Entegrasyonu ile KKS Bağımsız Seyrüsefer, Sürü Bölünmesi ve Birleşmesi, Gerçek Zamanlı Sürüye Katılma ve Sürüden Ayrılma
Yüzyılın soykırımı ilk kez kayda geçirildi
27 Ocak 2026 Salı - 14:37 Yüzyılın soykırımı ilk kez kayda geçirildi İsrail’in Gazze’ye yönelik 2 yıl süren soykırımı, "Gazze: Bir Soykırımın Anatomisi" adıyla dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından belgelenerek kitaplaştı. Soykırım vakalarını gün gün belgeleyen kitap, vahşeti mümkün kılan tarihi, ideolojik ve politik dinamikleri de ele alarak, soykırımın anatomisini ortaya koyuyor. İsrail’in 7 Ekim 2023’ten başlayarak 2 yıl süren Gazze’ye yönelik soykırımı, vaka bazlı olarak dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından belgelenerek kayıt altına alındı. Daha önce kısmi ya da son derece sınırlı çalışmalar yapılmış olsa da gazeteci Orhan Turan, 2 yıl süren çalışmasıyla tüm süreci kesintisiz biçimde vaka bazlı olarak ele aldı. Kitap, Gazze’de yaşanan vahşeti yalnızca gün gün kayıt altına almakla kalmayıp; aynı zamanda bu yıkımı mümkün kılan teolojik, tarihi, kültürel ve politik dinamiklerin de izini sürüyor. Dört bölümden oluşan kitapta, Kenan diyarlarından Roma’ya, İslam fethinden Osmanlı hâkimiyetindeki uzun huzur dönemine kadar tarihi süreç ele alınırken, İngiliz Manda yönetiminden 1948’de İsrail’in ilanı ve günümüze kadar gelen işgal sürecinin arka planına ışık tutuluyor. 7 Ekim 2023-10 Ekim 2025 arasında süren iki yıllık soykırım süreci ise Birleşmiş Milletler raporları, Gazze’deki resmi kurumlar, uluslararası ajanslar ve birincil kaynaklar üzerinden vaka bazlı olarak belgelendi. Son bölümde ise vahşeti besleyen ideolojik, siyasi, ekonomik ve diplomatik mekanizmalar tüm açıklığıyla ortaya kondu. Soykırımın korkunç tablosu Kitapta, 28 Ekim 2023’te Netanyahu’nun orduya verdiği Tevrat kaynaklı "Amalek’i yok et" emrinin sahada nasıl bir etnik temizliğe dönüştüğü ve "Amalek" emri doğrultusunda 2 bin 483 ailenin soy bazlı olarak nasıl yok edildiği anlatıldı. Bu teolojik nefretin sonucu olarak Gazze’de 7 Ekim 2023’ten 10 Ekim 2025’e kadar süren sistematik imha süreci, insanlık tarihinin en karanlık bilançosunu geride bıraktı. El-Ehli Baptist Katliamı, Aziz Porphyrios Kilisesi Katliamı, Cibaliye Katliamı, El-Fahura Katliamı, El-Mağazi Katliamı, Şifa Hastanesi Katliamı, Han Yunus Katliamı, Deir el-Belah, Burayc Okul Katliamı, Nabulsi Kavşağı Katliamı, Refah Katliamı, World Central Kitchen Katliamı, Nusayrat Katliamı gibi vaka bazlı katliamlarla binlerce sivil hedef alındı. 67 bin 211 teyitli şehit, enkaz altındakilerle birlikte 100 binin üzerinde kayıp ve 169.961 yaralı. 20 binden fazla çocuk katledilirken, 1.000 bebek henüz bir yaşına basmadan bu vahşetin kurbanı oldu. 1.722 sağlık çalışanı ve 433 gazeteci hakikati savunurken hedef alınarak öldürüldü. Gazze’deki konutların yüzde 92’si yerle bir edilerek 1,4 milyon insan evsiz bırakıldı. Açlık bir silah olarak kullanıldı. 44 bin çocuk yetim, 19 bin kadın dul kalarak parçalanmış bir toplumun ağır yükünü omuzladı. Bu süreçte yaşanan katliam ve tehcir sonucu 2.4 milyon olan Gazze nüfusu 254 bin kişi azalarak yüzde 10.6 oranında azaldı. Bu rakamlar sadece birer sayı değil; İsrail’in ABD desteğiyle yürüttüğü topyekûn bir halkı yok etme projesinin kanlı dökümü oldu. Soykırımın kodu: Genaraler planı Eser, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi eski Başkanı Giora Eiland tarafından hazırlanan ve Ekim 2024’te Netanyahu hükümetince devreye alınan "Generaller Planı"nı tüm detaylarıyla ortaya koydu. Planın, Gazze’nin kuzeyinde kalan sivilleri insani yardımdan mahrum bırakarak teslim olmaya zorlamayı, bölgeyi tamamen insansızlaştırmayı ve açlığı bir "imha aracı" olarak kullanmayı hedeflediğini belgeledi. Planın "Yardımdan mahrum bırakma" kısmını CIA planlarken, imha kısmını ise ABD’nin Irak’a yönelik işgali sırasında direnişin kalesi olan Felluce kentinin tamamını imha etme emri veren ABD’li Korgeneral James Glynn yönetti. Kitap, ABD’li Korgeneral James Glynn’in (Felluce Kasabı) 26 Ekim 2023’te "danışman" sıfatıyla gönderildiği İsrail’de Irak’ta uyguladığı "şehri tamamen kuşatıp yaşam kaynaklarını kesme" taktiğini Gazze’deki kara operasyonlarına nasıl entegre ettiği vaka bazlı olarak anlatıyor. CIA, ölüm tuzaklarını nasıl kurdu İsrail, 28 Ekim 2024 tarihinde çıkardığı bir yasayla Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nı (UNRWA) resmen "terör örgütü" ilan etti ve kuruluşun Doğu Kudüs, Batı Şeria ile Gazze’deki faaliyetlerini yasakladı. Bu planlanmış bir adımdı. Zira CIA’nın planlamasıyla sözde yardım için kurulan Gaza Humanitarian Foundation (GHF) adlı sözde yardım yapılanmasıyla Filistinlilere yönelik ölüm tuzakları oluşturuldu. Eski CIA istasyon şefi Philip Reilly tarafından oluşturulan ağ, yardım dağıtım noktalarını istihbarat ve infaz alanına çevrilmesinde büyük rol oynadı. 29 Şubat 2024’te Nablusi Kavşağı’nda yaşanan ve "Un Katliamı" olarak tarihe geçen olayda 118 kişinin öldürülmesi, yardım bekleyen halkın biyometrik verilerle takip edilip hedef alınmasının en kanlı örneği olarak kayda geçti. Bu sistematik yıkımın temelinde, rastgele bir şiddet değil, tahrif edilmiş kutsal metinlerden beslenen teolojik nefret yatıyor. Kitap, Başbakan Netanyahu’nun, soykırımın ideolojik kodlarını daha ilk günden askerlerine vererek Tevrat’taki "Amalek’i yok edin" emrine atıfta bulunmasını inceliyor. Bu emir, sadece erkekleri değil, "kadınları da, bebekleri de, emziktekileri de" dahil olmak üzere düşmanın topyekûn imha edilmesini öngören mutlak bir intikam zihniyetini sembolize ediyor. Bu topyekûn imha, şüphesiz küresel bir suç ortaklığıyla mümkün olabilirdi. Kitap, vahşetin küresel hamisi olan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rolüne ışık tutuyor. ABD, İsrail’e milyarlarca dolarlık askeri yardım (38 milyar dolarlık fon ve 26 milyar dolarlık ek paket) sağlamakla kalmadı, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi’nde altı kez veto kullanarak uluslararası yaptırımları tamamen engelledi.
İDSO DenizBank Konserleri’nde Nil Venditti ve Jess Gillam buluşması
27 Ocak 2026 Salı - 14:14 İDSO DenizBank Konserleri’nde Nil Venditti ve Jess Gillam buluşması İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 6 Şubat Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde, şef Nil Venditti yönetiminde saksafonun yıldız ismi Jess Gillam’ı ağırlayacak. DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank Konserleri, şubat ayına çağdaş ve klasik repertuvarı bir araya getiren özel bir programla "merhaba" diyecek. Genç kuşağın en dikkat çeken şeflerinden Nil Venditti yönetimindeki orkestranın solisti, dünyaca ünlü saksafon virtüözü Jess Gillam olacak. 6 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek konserin ilk bölümünde Jess Gillam, İngiliz besteci Anna Clyne’ın, İrlanda folklorunda yer alan ‘Banshee’ ruhunun fantastik dünyasını yansıtan Glasslands adlı Saksafon Konçertosu’nu yorumlayacak. Konserin ikinci bölümünde ise Wolfgang Amadeus Mozart’ın yalnızca sekiz günde bestelediği rivayet edilen 35. Senfoni (Haffner) dinleyicilerle buluşacak. Enerjik yapısı, parlak orkestrasyonu ve dramatik anlatımıyla klasik dönem repertuvarının en sevilen eserlerinden biri olan senfoni, şef Nil Venditti’nin yüksek müzikal vizyonuyla gecenin kapanışını yapacak. Etkileyici kariyerleri ve performanslarıyla besteci, solist ve şef kimliğini bir basamak yukarı taşımış güçlü kadın sanatçıların yorumlarıyla şekillenen bu özel konser, şubat ayının en dikkat çekici klasik müzik buluşmalarından biri olarak müzikseverler ile buluşacak. Şef: Nil Venditti Solist: Jess Gillam, Saksafon Program: Anna Clyne, Saksafon ve Orkestra için Konçerto ‘Glasslands’ Ara Wolfgang Amadeus Mozart, Senfoni No.35 Re Major K.385 ‘Haffner’