Yerel Haberler
İstanbul
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı 15 Mayıs 2026 Cuma - 19:30:29 Galatasaraylı futbolcular ve teknik ekip, şampiyonluk kutlamalarına şehirde üstü açık otobüsle tur atarak başladı. Trendyol Süper Lig şampiyonu Galatasaray’ın, RAMS Park’ta düzenleyeceği ’Dört Dörtlük Gece’ şampiyonluk kutlamaları, Galatasaray Lisesi’nden başladı. Sarı-kırmızılı futbolcular ve teknik ekip, ilk olarak lisede toplandı ve daha sonra kendilerini bekleyen üst açık otobüse geçti. Otobüsle şehir turu atan sarı-kırmızılılara, taraftar yoğun ilgi gösterdi. Futbolcular da yol kenarlarında yoğun kalabalıklar oluşturan taraftarlara el sallayarak karşılık verdi. Yaklaşık 3 saat süren şehir turunda liseden çıktıktan sonra Mecidiyeköy’e geçen kafile, Levent’ten ilerleyip stadyuma ulaştı. Simitçiden Torreira’ya simit Şehir turu sırasında ilginç anlar da oldu. Bazı Fenerbahçeli taraftarlar da Galatasaray otobüsü izlemek için sarı-kırmızılı taraftarların arasında yer aldı. Yol kenarında bekleyen bir simitçi de Uruguaylı futbolcusu Lucas Torreira’ya simit gönderdi. Otobüste bulunan Torreira’nın simidi alıp yemesi eğlenceli bir an oldu. Mauro Icardi için pankart Galatasaraylı futbolculardan Lucas Torreira ve Yunus Akgün, Arjantinli futbolcu Mauro Icardi için pankart açtı. Torreira ve Yunus’un Icardi için açtığı pankartta ’Gitme Mauro’ yazıldı. Avrupa kupaları hedef gösterildi Öte yandan Galatasaraylı futbolcular, otobüsün önüne Avrupa kupalarını hedef gösteren bayrak astı. Sarı-kırmızılı bayrakta ’Yetmez bize bu kupa, hedef artık Avrupa’ yazı yer aldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:04 Hadımköy’de yapımı tamamlanan Kültür Merkezi törenle açıldı Arnavutköy Belediyesi tarafından Hadımköy İstasyon Meydanı’nda yapımı tamamlanan ve içinde nikah sarayı, çocuk atölyesi, sanat akademisi olan kültür merkezinin toplu açılışı gerçekleştirildi. Açılış törenine çok sayıda vatandaş katılırken, yeni kültür merkezinde ilk nikah da kıyıldı. Arnavutköy Belediyesi tarafından Hadımköy İstasyon Meydanı’nda yapımı tamamlanan Hadımköy Kültür Merkezi ve Nikah Sarayı, Çocuk Atölyesi, Sanat Akademisi, Arnavutköy Kahvecisi, Hadımköy Meydan Düzenlemesi, spor alanları ve muhtarlık binasının toplu açılış töreni gerçekleştirildi. Düzenlenen programa AK Parti milletvekilleri, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar, dernek temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Öte yandan açılışı yapılan kültür merkezi ve nikah sarayında ilk nikah kıyılırken, genç çift de programa katıldı. Açılış sonrası protokol üyeleri kültür merkezini gezdi. Program sırasında gençlerin çaldığı dombra eşliğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim şarkısı da söylendi. "Makam hizmet için vardır" Programda konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, "Bizim anlayışımızda makam hizmet için vardır. Oturduğumuz koltuklar ise millete eser üretmek için bir araçtır. ‘Yapacak çok işimiz var’ diyerek çıktığımız bu yolda bugün verdiğimiz sözleri yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük dönüşümler yaşadı. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz eserler de bu hizmet anlayışının birer nişanesidir" ifadelerini kullandı. "Hadımköy artık daha canlı olacak" Toplu açılışı yapılan projeler hakkında bilgi veren Candaroğlu, "Toplam 6 bin 350 metrekarelik Hadımköy Kültür Merkezi’miz; konferans salonu, nikah sarayı ve sosyal alanlarıyla vatandaşlarımızın buluşma noktası olacak. Çocuk Atölyemizin ikinci şubesini Hadımköy’de açıyoruz. Çocuklarımız burada resimden dramaya, ritimden akıl oyunlarına kadar birçok alanda eğitim alacak. Sanat Akademimizde resimden ebru sanatına, piyanodan fotoğrafçılığa kadar birçok eğitim verilecek. Yaklaşık 18 bin metrekarelik meydan düzenlemesiyle Hadımköy artık çok daha canlı ve estetik bir görünüme kavuşacak" şeklinde konuştu. Vatandaşlar memnun kaldı Açılışa katılan vatandaşlardan Hasibe Altıntaş ise yapılan meydanın özellikle çocuklar ve gençler için önemli bir sosyal alan olduğunu belirterek, "Çocuklarımız için çok güzel oldu. Gençler rahatlıkla gelip vakit geçirebilir. Çok güzel olmuş. Bundan sonra kahvemize de geleceğiz" dedi. Meydanın daha önce atıl durumda olduğunu ifade eden vatandaşlardan Muzaffer Kerim ise, "Buralar çok atıl durumdaydı. Şimdi halkın yararına güzel bir iş oldu. Sahipsiz yerlerdi, değerlendirilmesi çok güzel oldu" diye konuştu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
Vali Gül: "100 bin çocuğumuza sıcak yemek ulaştırmayı hedefliyoruz"
23 Ocak 2026 Cuma - 15:06 Vali Gül: "100 bin çocuğumuza sıcak yemek ulaştırmayı hedefliyoruz" İstanbul Valiliği himayesinde hayata geçirilen "Gönülden Bir Öğün" projesiyle, ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına eğitim öğretim yılı boyunca okulda beslenme ihtiyaçlarını karşılamaları için destek sağlanacak. Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, " 100 bin çocuğumuza sıcak yemek ulaştırmayı hedefliyoruz. Çocuklarımıza bir kart verilecek. Öğrencilerimizin hesaplarına aylık 2 bin lira yatırılacak. Bu destek yalnızca okul kantinlerinde sıcak yemek için kullanılabilecek" dedi. İstanbul Valiliği himayesinde, İstanbul Çocukları Vakfı tarafından İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İstanbul Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı iş birliğinde "Gönülden Bir Öğün" projesi hayata geçiriliyor. Proje kapsamında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına kayıtlı ihtiyaç sahibi ailelerin çocukları arasından belirlenen öğrencilere, başta öğle yemeği olmak üzere temel beslenme ihtiyaçlarını okul ortamında karşılayabilmeleri amacıyla İstanbul Valiliği ve hayırseverlerin desteğiyle eğitim öğretim yılı boyunca aylık maddi destek sağlanacak. "Tüm bu çalışmaların temel amacı koruyucu-önleyici tedbirlerle tek bir çocuğu dahi geride bırakmamaktır" Şişli’de bir otelde düzenlenen "Gönülden Bir Öğün" projesinin tanıtımı programı İstanbul Üniversitesi Itri Güzel Sanatlar Lisesi Öğrencileri tarafından mini bir konser ile başladı. Proje tanıtım video gösteriminin ardından konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "2025 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, İstanbul’da dezavantajlı kişilere toplam 22 milyar liralık sosyal destek sağladı. Bu rakamı özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü bugün sizleri bir araya getirerek ortak bir proje için birlikte yol almayı hedefliyoruz. Elbette içinizden bazıları, ’Biz bu çalışmayı yapıyoruz ama devlet ne yapıyor, bakanlık ne yapıyor, valilik ne yapıyor?’ diye düşünebilir. İşte tam da bu noktada, hakkı teslim etmek adına ifade ediyorum ki, sadece bir bakanlığımızın sosyal hizmetler kapsamında İstanbul’da ayırdığı ödenek 22 milyar lirayı buluyor. Bizler de yerel ölçekte, yaklaşık 1 ila 1,5 milyar liralık bir kaynak oluşturarak bu güçlü desteklere katkı sunmayı amaçlıyoruz. Toplumun meselelerini kendi meselemiz olarak görüyor ve bu anlayışla projeler geliştiriyoruz. Tüm bu çalışmaların temel amacı; çocuklarımızın boşlukta kalmaması, suça sürüklenmemesi ve koruyucu-önleyici tedbirlerle tek bir çocuğu dahi geride bırakmamaktır" dedi. "20 bin öğrencinin yemek ihtiyacı İstanbul Valiliği tarafından karşılanacak" 20 bin öğrencinin yemek ihtiyacının İstanbul Valiliği tarafından karşılanacağını söyleyen Vali Gül, "Şartlar değiştikçe yeni ihtiyaçlar ortaya çıkmakta. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve liderliğinde sağlanan kaynaklarla, Milli Eğitim Bakanlığımızın koordinasyonunda ikili eğitim oranını yüzde 26 seviyelerine kadar düşürmüş bulunuyoruz. Amacımız bu oranı tamamen sıfırlamaktır. İkili eğitimin yüzde 26 seviyelerine düşmesi, çocuklarımızın okulda daha fazla vakit geçirmesi anlamına geliyor. Bu durum, öğrencilerin öğle saatlerinde de okulda kalmasını gerekli kılıyor. Bu çerçevede, dezavantajlı çocuklarımıza yönelik yemek desteği gündemimize alındı. Yaklaşık 2 milyon 800 bin öğrencinin yüzde 4’üne yakınını kapsayacak şekilde, 100 bin çocuğumuza sıcak yemek ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, 20 bin öğrencinin yemek ihtiyacı İstanbul Valiliği tarafından karşılanacak. 80 bin çocuğumuzun yemek ihtiyacını ise Sosyal Yardımlaşma Vakıflarımız, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz, hayırseverlerimiz, kurumsal firmalarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte karşılamayı hedefliyoruz. İnanıyorum ki bu adımları attığımızda, çocuklarımızın önünde sorun olarak görülen bu mesele İstanbul’unda gündem olmaktan çıkacaktır" diye konuştu. "Öğrencilerimizin hesaplarına aylık 2 bin lira yatırılacak" Vali Gül, proje kapsamında belirlenecek olan öğrencilerin hesaplarına aylık 2 bin lira yatırılacağını belirterek, "Peki, dezavantajlı çocuklarımızı nasıl tespit edeceğiz? Her ilçemizde faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarımız bulunuyor. Bu vakıflar aracılığıyla ailelerin tüm gelir durumları kayıt altında. Dolayısıyla, şeffaf ve objektif kriterlere dayalı bir tespit sistemiz var. Çocuklarımıza bir kart verilecek. Öğrencilerimizin hesaplarına aylık 2 bin lira yatırılacak. Bu destek yalnızca okul kantinlerinde sıcak yemek için kullanılabilecek. Çünkü temel hedefimiz, çocuklarımızın okula devamını sağlamak, okul saatleri içerisinde dışarıda bulunmalarını önlemek ve her bir çocuğumuzun okul ortamında sıcak yemek yiyebilmesini temin etmektir. Kantinlerimizde, İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün koordinasyonunda çocuklarımıza verilen kartlara bakiye yüklenecek. Böylece hiçbir çocuğumuzu rencide etmeden, çocuklar yemeğe ulaşabilecekler. Bu uygulamanın birkaç önemli ve pratik faydası bulunuyor. En temel fayda; ekonomik nedenlerle varsa okula gitmeyen ya da gitmek istemeyen çocuklarımızın yemek sorununu ortadan kaldırmak. Böylece İstanbul’da devamsızlığın gündemimizden çıkmasını hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Bu proje ile çocukların fasf food alışkanlığının azaltılması hedefleniyor Bu proje kapsamında çocukların fast food alışkanlığının azaltılması ve obeziteyle mücadeleye katkı sağlanacağına değinen Gül, "2 milyon 800 bin öğrencimizden bırakın yüzde birini, binde birini dahi gözden kaçırmamız 2 bin 800 çocuğumuzun risk altında kalması anlamına gelir. Bu çocuklarımızdan herhangi birinin başına olumsuz bir durum gelmesi, İstanbul gibi 16 milyonluk bir şehirde hepimizi hem vicdanen hem de hukuken rahatsız eder. İşte bu sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Bunun yanı sıra, çocuklarımıza sıcak yemek sunarak fast food alışkanlığını azaltmayı ve bu yolla obeziteyle mücadeleye de katkı sağlamayı amaçlıyoruz" şeklinde konuştu. Vali Gül, konuşmasında ayrıca İstanbul Çocukları Vakfı tarafından yürütülen Türkiye Yüzyılı Çocukları, Kardeş Aile ve İstanbul Valiliği Ödevevi projeleri başta olmak üzere devam eden sosyal projelere de değindi. Program, katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Öte yandan programa; 1. Ordu ve İstanbul Garnizon Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, bazı protokol üyeleri ve davetliler katıldı. (OE-RU
Dursun Özbek: "Organize saldırılarla karşı karşıya kaldığımız bir ortamdayız"
23 Ocak 2026 Cuma - 14:57 Dursun Özbek: "Organize saldırılarla karşı karşıya kaldığımız bir ortamdayız" Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, organize saldırılarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, bu dönemde birlik, beraberlik ve sevgi ortamının korunması gerektiğini söyledi. Özbek, ayrıca Sportif AŞ’nin 1 Haziran 2025-30 Kasım 2025 dönemini 1 milyar 374 milyon TL net karla kapattığını açıkladı. Galatasaray divan kurulu ocak ayı olağan toplantısı, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park Özhan Canaydın Konferans Salonu’nda gerçekleştiriliyor. Toplantıda Galatasaray Başkanı Dursun Özbek açıklamalarda bulundu. Galatasaray Sportif AŞ’nin 1 Haziran 2025 - 30 Kasım 2025 dönemini 1 milyar 374 milyon TL net karla kapattığını ifade eden Özbek, "Daha da önemlisi bu kara ulaşırken tesis ve benzer yatırımlarımızdan da ödün vermedik. Tesislerimiz için 60 milyon Dolar yatırım yaptık. Bu sonuçlar, rakiplerimizle kıyaslandığınızda başarının boyutunu çok daha net ortaya koymaktadır. Esas hedefimiz bu başarıyı 12 aya yayarak sürdürülebilir bir performansla devam etmek. Bu doğrultuda çalışmalarımızı kararlıkla sürdürüyoruz" diye konuştu. "Sezon başında bize inanmayanlar vardı ancak biz Galatasaray’ın gücüne inandık" Galatasaray’a saldırılar yapıldığını dile getiren ve bunun nedenlerini anlatan Başkan Özbek, "Geçtiğimiz divan toplamızda ’Bizi yolumuzdan alı koymak için dört bir koldan saldırılar devam ediyor’ demiştim. Yönetici arkadaşlarımla birlikte bizlere emanet ettiğiniz bu onurlu görevi yaklaşık 3.5 yıldır sürdürüyoruz. Bu süreçte futbol takımımız 3 seneyi şampiyonlukla tamamladı. Lig tarihine geçen birçok rekora da imza attı. Bu sezon takımımıza ve Teknik Direktör Okan Buruk’a inancımız tamdır. Şampiyonluğa emin adımlarla da ilerliyoruz. Şampiyonlar Ligi’nde de bir aksilik yaşanmazsa son 24 takım arasında kalıp, yolumuza devam edeceğiz. Futbol takımımızı Şampiyonlar Ligi seviyesinde rekabetçi ve kalıcı hale getirmek için çok çalıştık. Çalışmaya da devam ediyoruz. Sezon başında bize inanmayanlar vardı ancak biz Galatasaray’ın gücüne inandık. Bu inançla dünyanın en önemli oyuncularından biri olan Victor Osimhen olmak üzere takımıza doğrudan katkı veren çok önemli transferlere de imza attık. Başarı sadece futbol A takımıyla sınırlı değil. Burada kupaları görüyorsunuz. Divan başkanımız yüzmede, judodaki başarılarımızdan bahsetti" ifadelerini kullandı. "Aslantepe Vadisi’ndeki tesislerinin temelini atmak için gün sayıyoruz" Tesisleşme konusunda önemli adımlar attıklarını hatırlatan sarı-kırmızılıların başkanı, sözlerine şöyle devam etti: "Diğer branşlarda da sürdürebilir başarı için yapılması gerekenler vardı. Bu doğrultuda önemli adımlar attık. Tesisleşme göreve geldiğimiz ilk günden itibaren olmazsa olmaz hedeflerimizden biriydi. Kemerburgaz’da futbol takımımız için herkesin gıpta ile baktığı modern tesis inşa attık. Şimdi sıra altyapıya geldi. Altyapı tesislerini de Kemerburgaz’da hayata geçirmek için çalışmalarımıza başladık" şeklinde konuştu. Göreve geldiğimiz Galatasaray Ası kullanılamaz durumdaydı. Bugün ise İstanbul’un en gözde tesislerinden biri haline geldi. Stadımızın ortak alanlarından, basın tribününe, çim besleme ışıklarından, led ekranlara kadar görülen, görülmeyen çok ciddi değişiklikler yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Kalamış tesislerimiz için de çalışmalarımıza başladık. Galatasaray’ın geleceği olarak gördüğümüz Aslantepe Vadisi’ndeki tesislerinin temelini atmak için gün sayıyoruz. İnşallah hep beraber temel atma töreninde bulaşacağız, gururla hep beraber temeli atacağız." "Şu an üzerimize oynanan oyunu doğru okumamız gerekiyor" Sorumluluklarının farkında olduklarını vurgulayan Dursun Özbek, "Camiamızın en önemli özelliklerinden biri, her zaman daha iyisini istemesidir. Şu an üzerimize oynanan oyunu da doğru okumamız gerekiyor. Bu yalnızda bir yönetim meselesi değil, tüm Galatasaray camiasının meseledir. Galatasaray’ı dışarıdan yıkmanın mümkün olmadığını bilenler, bu kez içimize nifak sokarak bizi birbirimize düşürmeye çalışmaktadır. Geçmişimize baktığınızda benzer girişimlerin daha önce de denendiğini göreceksiniz. Düşünün ki bize hırsız denilen dönemleri yaşadık. Ne zaman ki Galatasaray rakiplerinin önüne geçecek projelerde sona yaklaşsa o projeleri engellemek kafa karıştırmaya yönelik bir süreç başlatılıyor. Amaç net; Galatasaray’ın aklını bulandırmak ve birbirine düşürmek. Galatasaray Spor Kulübü’nde bir tane başkan vardır, bir tane de yönetim kurulu vardı. Ben başkan olarak herkesle konuşurum, istişare ederim ama burada karar veren kişi nettir, yönetim kurulu nettir. Başka tartışma yapmaya gerek yoktur" değerlendirmesinde bulundu. "Eray Yazgan bu sürecin herhangi bir yerinde yoktur" Özbek, son dönemde gündemde olan iki konuya açıklık getirdi. ’M.g.news’ ile yaşanan süreci anlatan Başkan Özbek, "Bir medya ajansı aracılığıyla pazarlama departmanımızın önüne bir sponsorluk anlaşması geldi. Bu anlaşmanın uygun olup olmadığını Türkiye Futbol Federasyonu’na soruyoruz ve onay aldık. İşlemlere başlıyoruz, daha sonra aynı merciler bu sponsorluğunun yapılamaması yönünde görüş bildiriyor. Biz de derhal iptal ediyoruz. Kulübümüz kursağına bu işlerden dolay delikli kuruş girmemiştir. Bunu açıkça ifade etmeme rağmen sırf ortamı bulandırmak için ’Galatasaray bu anlaşmadan para aldı’ algısı yapılmaya çalışıyor ve bazı mihraklar devamlı bunu kaşıyor. İmza yetkilisi olduğu için genel sekreterimiz ceza alıyor. İmza atmak dışında Eray Yazgan bu sürecin herhangi bir yerinde yoktur. Tam da bu nedenden dolayı cezanın üst mercilerden döneceğine de hukuka inancım tamdır. Buna inanıyorum. Eray kardeşimin görevi gereği imza attığı bir süreç üzerinden bu cezaya muhatap kalması da beni gerçekten üzüyor. Ben yönetim kurulundaki diğer arkadaşlarım gibi onunla da çalışmaktan memnuniyet duyuyorum" açıklamasın yaptı. "Transfer süreci; uyum, performans ve olası riskler nedeniyle çok bilinmeyenli bir denklemdir" Transfer dönemi için yapılan eleştiriler için ise Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, "3 yıldır şampiyon olan, her kulvarda devam eden bir takımdan bahsediyoruz. Bu süreci ben, sorumlu yönetici arkadaşlarım, teknik direktörümüz ve teknik ekibimiz tam bir koordinasyon içinde yürütüyoruz. İsimler değişse de sistem bu şekilde devam ediyor. Transfer süreci; uyum, performans ve olası riskler nedeniyle çok bilinmeyenli bir denklemdir. Bu ekip, hata payını en aza indirmek için gece gündüz çalışan bir ekiptir. Başta Abdullah Kavukcu kardeşim olmak üzere bu süreçte emek veren tüm arkadaşlarıma gayretleri için teşekkür ediyorum. Transfer dönemi, bu pozisyondaki yöneticiler için en zor dönemdir. Bu zor dönemde verdikleri emeğin karlığını sezon sonu yaşayacağımız mutlulukla fazlasıyla alacağımıza da inanıyorum. Abdullah kardeşim sadece futbol tarafında değil, Mağazacılık AŞ’nin halka arzı ve sermaye artımı gibi konularda da yaptığı çalışmalarla kulübümüze büyük destek vermiştir. Bunlar için de ayrıca teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Organize saldırılarla karşı karşıya kaldığımız bir ortamdayız" Organize saldırılarla karşı karşıya kaldıkları bir ortamda olduklarının altını çizen Özbek, "Bu saldırılar karşınızda sizlerden ricam; sakin kalmanız ve bir anda durup bu ortamdan kimin fayda sağladığınınız düşünmeniz gerekmektedir. Amaç açıktır, Galatasaray’ın birlik ve beraberliğini bozmak, kulübün geleceğini şekillendirecek projelerini engellemektir. Böyle zamanlarda verilecek en güçlü cevap; birlik, beraberliğimizi ve sevgi iklimini korumaktır. Siz bizim yanımızda olun, kim ne yaparsa yapsın Galatasaray’ın yürüyüşünü durduramazlar" diyerek sözlerini tamamladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde, Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı gerçekleştirildi
23 Ocak 2026 Cuma - 14:34 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde, Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı gerçekleştirildi Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde Beşiktaş’ta Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Toplantıda Bakan Fidan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistanlı mevkidaşlarıyla ikili görüşmelerde bulundu. İlk toplantısı geçtiğimiz yılın Temmuz ayında yapılan Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Çırağan Sarayı’nda gerçekleşti. Toplantıya Bakan Fidan’ın yanı sıra Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Elisa Spiropali, Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Elmedi Konakoviç, Karadağ Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ervin İbrahimoviç, Kosova Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donika Gervalla-Schwarz, Kuzey Makedonya Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Timco Mucunski, Sırbistan Dışişleri Bakanı Marko Curiç katıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç, Kosova Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donika Gervalla-Schwarz, Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Elisa Spiropali, Kuzey Makedonya Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Timco Mucunski, Sırbistan Dışişleri Bakanı Marko Curiç ve Karadağ Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ervin İbrahimoviç, Balkan Barış Platformu ikinci toplantısı öncesinde aile fotoğrafı çekildi. Toplantıda önemli başlıklar ele alındı Türkiye’nin öncülüğünde tesis edilen platform, bölgesel sahiplenme anlayışıyla, bölge ülkeleri arasında diyaloğu, güveni ve iş birliğini artırmak ve bölgesel meselelere kalıcı çözümler üretilmesine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilmişti. Platformun bu toplantısında, bölgesel meseleler, müşterek sınır yönetimi ve düzensiz göçle mücadele, AB süreçlerinde iş birliği ve eş güdüm, enerji güvenliği, dijitalleşme, sanayi, gençlik, teknoloji, ulaşım koridorları ve bağlantısallık dahil olmak üzere geniş yelpazede çeşitli başlıklar ele alındı. Toplantıda ayrıca; bölgesel sahiplenme ilkesinin önemi, Balkan Barış Platformu’nun, mevcut bölgesel ve uluslararası süreçlerin alternatifi değil, tamamlayıcısı ve destekleyicisi niteliğinde olduğunun teyiti, Türkiye’nin Balkanlar’da barış, diyalog ve refaha katkı sağlayacak somut projelere dayanan bir iş birliği zemini oluşturma yönündeki iradesi, AB’nin genişleme sürecinin, bölgesel hassasiyetleri gözeten ve birleştirici bir çerçevede yürütülmesi konuları konularına değinildi. Türkiye’den Balkanlar’da çok taraflı iş birliği Türkiye’nin, Balkan Barış Platformu’na katılan ülkelerle toplam ticaret hacmi yaklaşık 7 milyar Dolar, bu ülkelerdeki toplam yatırımların ise yaklaşık 8,9 milyar Dolar tutarında olduğu kaydedildi. Türkiye’nin, 13 Balkan ülkesini bir araya getiren tek platform olan Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci’nde (GDAÜ) aktif şekilde yer aldığı ve bölgesel iş birliğini teşvik ettiği ifade edildi. Türkiye’nin öncülüğünde kurulan Türkiye-Bosna-Hersek-Hırvatistan ve Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan üçlü danışma mekanizmalarının, Türkiye’nin Balkanlar’da diyalog, uzlaşı ve güven inşasına verdiği önemin somut örneklerini oluşturduğu belirtildi. Türkiye’nin ayrıca, NATO Kosova Gücü (KFOR) ve Bosna-Hersek’teki EUFOR Althea Harekatı gibi askeri mevcudiyetlere katılarak, bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğü ifade edildi. Türkiye’nin KFOR Komutanlığı görevini bir yıllığına 2025 Ekim ayında İtalya’dan devraldığı belirtildi.