Yerel Haberler
İstanbul
28 Şubat 2026 Cumartesi - 22:36 AK Parti İstanbul İl Başkanlığından "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" isimli panel AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" isimli panel düzenlendi. AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu. Bu kızlar kurtarılmalı deniliyordu. Hiç öyle kızlar olmadık. Türkiye’yi kurtaran kızlar olduk çok şükür" dedi. AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" konulu panel, Beyoğlu Sütlüce’de bulunan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlendi. AK Parti İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın’ın moderatörlüğünde düzenlenen programda eski TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta konuşmacı olarak yer aldı. Programa konuşmacıların yanı sıra AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, il ve ilçe teşkilatından temsilciler ve davetliler katıldı. "28 Şubat‘ta bir müdahalede bulunuyorlar ancak bu sadece siyasete değil bir topluma karşı müdahaleye dönüşüyor" Panelde konuşan Şentop, "28 Şubat‘ta bir müdahalede bulunuyorlar ancak bu müdahale sadece siyasete değil bir topluma karşı müdahaleye dönüşüyor. Neden, toplumda bir değişiklik var esas onları rahatsız eden. Nedir o değişiklik? Müslümanlığın ve İslam’ın görünür unsurlarına tezahürlerine karşı bir rahatsızlık var. Üniversitelerde başörtülü öğrencilerin varlığı, bunların toplumsal görünürlüğü, İmam Hatip Liselerinin sayılarının artması, Kur’an kurslarına çocukların gitmesi. AK Parti’nin düzenlemeler yapmasını laikliğe aykırı eylemlerin odağı olması olarak değerlendirmişlerdi. Müslümanlığın görünür tezahürlerine karşı bir tutum içerisinde olanlar bunu laiklik diye kendilerinin tanımını bildiği ama anayasadaki tanımlara uymayan bir tabirle bir müdahalenin ve vesayetin kılıfı olacak şekilde tanımlayarak kullanıyorlardı’’ diye konuştu. "28 Şubat‘a gelen süreçte sirayet edebilecekleri alan oluşturmak istediler ve paydaş olarak FETÖ’yü yanlarına aldılar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise, "28 Şubat‘ta ben üniversitede asistandım. Bir şekilde bu baskı ortamından kurtulmak için yurtdışında master, doktora yapmak için çıkmak istiyoruz. Yurtdışına gitmek üzereyiz. Bir sene beklettikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı’ndan tek bir satır yazı geldi. Yurt dışına gönderilmeniz uygun bulunmamıştır diye. Fakat Cenabı Allah öyle bir oyun kurucu ki, 2013 yılında ben o bakanlıkta tüm bu bursların organize edildiği müsteşarlık pozisyonuna geldim. Her bir darbe bir sonraki darbe için örnek teşkil ediyor. Bir sonraki darbeyi yapanlar bir öncekinden biraz daha profesyonelleşmeye çalışıyor. 28 Şubat‘a gelen süreçte toplumda en ücra köşedeki vatandaşa da sirayet edebilecekleri alan oluşturmak istediler ve paydaş olarak FETÖ dediğimiz yapıyı yanlarına aldılar" ifadelerini kullandı. "O dönemi yaşamış kadınlar olarak her yıldönümünde yutkunuyoruz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ise, "Postmodern darbe dedikleri medyanın, yargının, sivil toplumun, üniversitelerin, akademisyenlerin hepsinin içerisinde olduğu, hazırlık sürecinin özellikle medya eliyle çok hazin şekilde hazırlandığı yıllardı. Bu ülkenin değerlerine adeta meydan okunan bir darbe teşebbüsüydü. Postmodern ismiyle asla yumuşatılmamalı bu olay. Buna özellikle dikkat çekmeliyiz. O dönemi yaşamış kadınlar olarak her yıldönümünde yutkunuyoruz. O dönem yaşanan zulümleri hatırlıyoruz ve diyoruz ki unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu" AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu. Bu kızlar kurtarılmalı deniliyordu. Hiç öyle kızlar olmadık. Türkiye’yi kurtaran kızlar olduk çok şükür. Avrupa Konseyi’nin bir özelliği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hakimlerin seçimi oradaki vekillerin oylarıyla belirlenirdi. Ben 2016-2017’de gittiğimde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hakim seçen bir milletvekili oldum. Bir gün davacı olarak gitmiştim aradan yıllar geçti Türkiye değişti hakimini seçen bir milletvekiliyim. Bu, darbeden Türkiye’nin büyük bir değişim ve dönüşüm ile çıktığının ve milletimizin büyük bir kazanım elde ettiğinin siyasetin sözünün geçerli olduğunu gösteren bir tablodur" dedi.
Türkiye’nin konuştuğu vahşette Khokimova’nın yakınları ilk kez konuştu
16 Şubat 2026 Pazartesi - 10:20 Türkiye’nin konuştuğu vahşette Khokimova’nın yakınları ilk kez konuştu İstanbul'un Ümraniye ilçesindeki dehşet evinde yaşanan 2 cinayet Türkiye'nin gündemine otururken çöp konteynerında uzuvları kesilmiş halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova'nın ağabeyi ve dini nikahlı eşi ilk kez İhlas Haber Ajansı muhabirine konuştu. Özbekistan uyruklu D.A.U.T. (31) ile yardım ettiği belirlenen G.A.K. (29) yurt dışına kaçmak isterken yakalanarak tutuklanırken D.A.U.T ifadesinde Khokimova ile ilgili ilişkisi olduğu iddiasında bulunmuştu. 2 çocuk annesi Khokimova'nın ağabeyi Eldor Djuraev ve Khokimova'nun dini nikahlı eşi 38 yaşındaki Erhan Dursun vahşi cinayete isyan ederken katil zanlısının iddialarını yalanladı. Aile, zanlıların en yüksek cezayı almasını istediklerini belirtti."Dini nikahı, sevgili oluşu hafifletici neden olması için söylediği beyanlar, asla öyle değil" 38 yaşındaki Erhan Dursun, "Yardımlar zincirinden dolayı böyle bir şey başına geldi, kişinin dini nikahı, sevgili oluşu da tamamen kendisi için hafifletici neden olması için söylediği beyanlar, asla öyle bir şey yok. İçimdekileri de tam söyleyemiyorum. 1 yıldan fazladır hem kendisini hem ailesini hem de ayrılma aşamasındaki eşini tanıyordu zaten, burada annesi ve ablasının yardım teşvikiyle eşimin ayağına zaten bağ oldu. Vahşice katletti, eşime konuşmak için fırsat vermemiş. Arkadaşlarına, gezmeye gideceğim demişti, alt kat komşumla 1 saat sonra Bayrampaşa'da bir alışveriş merkezine gitmek için sözleşmişler. Akşam saat 23.00-24.00 civarıydı, yatmaya hazırlanıyorduk, bir an kapı çaldı. Oğlum koşarak açtı, ben de çıktım, 5-6 tane polis geldi. Sonra karakola götürdüler, sorgu odasına aldılar, 1-2 saat sonra da katilleri geldi. Bana bu şekilde öldüğünü söylemediler, sadece öldü dediler. İlk önce çok kabullenemedim. Zanlıları sadece sorgu odasının camından ilk içeri girdiler, koridorda yürürken gördüm, elleri ceplerinde, gayet rahat yürüyorlardı" dedi."Aldatma amacı olsa zaten oraya oğlumla gitmez" Eşiyle zanlının ilişkisi olduğu iddialarını yalanlayan Dursun, "Eşim beni asla aldatmaz, yüzde 99 değil, yüzde 100 eminim ki beni aldatmaz çünkü aldatma amacı olsa zaten oraya oğlumla gitmez. Oğlum her şeyi konuşabilen, herkesle konuşabilen biri kesinlikle böyle bir şey olmaz. Annesine birinin temas etmesi bile oğlumu çok fazla rahatsız eder. Birisi ona mesaj attı ya mont ya da telefon için gitti, ikisinden biri o eve gitmesi için başka bir nedeni yok. Gittiği her yerden bana nerde olduğunu, hepsinin konumlarını, kimin yanında olduğunu söylerdi. Adalete güveniyorum, bu kadar vahşi bir cinayeti işlemiş birine en yüksek seviyede ceza verilmesini istiyoruz, İnşallah da öyle olacak. Eşimle ikili diyaloga kesinlikle girdiğini düşünmüyorum çünkü eşimin ses tonu yüksek, böyle bir kavgaya girse o mahalledeki insanlar çok rahat duyabilecek" şeklinde konuştu."Yanındaki kişi, oğlumu alıp taksiye bindiriyor" Sözlerini sürdüren Dursun, "Özbekistan'dan tanıştığını biliyorum, kız kardeşi 2 aya yakın da bizde kaldı. Öldüren kişinin ablası, bir kızı, 2 ay bizde kaldılar. Ailesinden 2 kişiyi tanıyoruz. Kişinin hanımı ve kız kardeşini, kendisinden hariç, eşimi tanımadan medyada yorum yapan insanlara çok şey söylemek istiyorum da zaten acımızı kabullenemedik, arkasında 2 çocuğu var. Eşim, etiyle, kemiğiyle kefilim asla onunla bir ilişkisi olamaz. Kendisinin 2 kızı, benim bir oğlum var. 2019'un ekim ayında tanıştık, bir arkadaşımın arkadaşıydı, yurt dışından gelmişti. 3-4 ay sonra da Esenler'de oturuyorduk, yanıma taşındı, ondan beri de beraberiz. Eşimin Özbekistan'da evli olduğu burada da birden fazla eşi olduğuyla bilgiler var. Özbekistan'da evli, 14 yıl önce eşinden ayrılmış, boşanamadı. Eşim olay yerine otobüsle gitmiş, eve yakın bir marketten oğlum bahsediyor önünde beklemişler. Annesi hemen geleceğini söylemiş. Aradan 5 dakika geçtikten sonra oğlum annesini arıyor, 14.45'te annesi cevap vermiyor. 15.17'de tekrar arıyor, cevap vermiyor, tekrar bir kere daha arama yapıyor, cevap vermiyor. Yanındaki kişi, oğlumu alıp taksiye bindiriyor. Taksici Aksaray metrosunun oraya getirmesini söylüyor, taksici orada indiriyor. Oğlum oradan eve yürüyerek geliyor. Muhtemelen oğlumu oyalamak için annesini tek içeri çağırdılar" dedi."Kabullenemiyoruz, en ağır cezayı almalarını istiyoruz" Ailecek büyük üzüntü içinde olduklarını, zanlıların en ağır cezayı alması gerektiğini söyleyen Khokimova'nın ağabeyi Eldor Djuraev, "Olayı ailemden küçük kardeşimden ağlayarak öğrendim. Hemen Özbekistan'dan Türkiye'ye geldik. Ailecek bunu hala kabullenemiyoruz. Çok şoktayız ama en ağır cezayı almalarını istiyoruz. Böyle bir vahşetler biz hiçbir zaman duymadık. Hala kalbimiz parçalanıyor, diyecek söz bulamıyoruz. 2 kız çocuğunu sonuna kadar kendim sahipleneceğim" dedi."Sayyora Hanım'dan Durdona Hanım'a mesaj atarak gelmesini sağlıyorlar" Öte yandan, olayda Ergashaliyeva için kayıp başvurusu ve suç duyurusunu yapan avukatlardan Cevat Bozkurt, "Önce elbette kayıp olarak aranıyordu sonra şüpheliler ifadeye alındı, sorgularında maalesef ki Sayyora Hanım'ı katlettiklerini itiraf ettiler. Duyduğumuz bilgiler; önce 23'ü ile 24'ü gecesi Sayyora Hanım katlediliyor, sonra zanlılar tarafından cesedi parçalara ayrılıyor. Cesedin bir kısmı bulundukları ikametin yakınındaki bir çöp konteyner'ına, kalan kısmı ise Fatih ilçesinde bir konteyner'a atılıyor. Sonra bu götürdükleri valizi boşattıktan sonra valizle birlikte eve geri dönüyorlar. Sayyora Hanım'dan Durdona Hanım'a mesaj atarak gelmesini sağlıyorlar" ifadelerini kullanmıştı. Hasibe Karadağ - Lokman Sarıkurt
Küçükçekmece Ramazan ayına hazır
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:56 Küçükçekmece Ramazan ayına hazır Küçükçekmece Belediyesi, Ramazan ayına sayılı günler kala pek çok alanda hazırlıklarını tamamladı. Ramazan ayı boyunca her akşam kentin işlek noktalarında iftariyelik dağıtımı yapılacak ve ilçedeki 6 sabit nokta ve muhtelif alanlarda kurulacak iftar sofralarıyla 75 bin kişi Ramazanın huzurunu ve bereketini aynı sofrada paylaşacak. Kemal Çebi: Hemşehrilerimizi iftar sofralarımıza ve kültürel etkinliklerimize bekliyoruz Vatandaşların Ramazan ayını tebrik eden Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, "On bir ayın sultanı Ramazan ayında birliğimizin, beraberliğimizin ve dayanışmamızın artmasını temenni ediyorum. Küçükçekmece Belediyesi olarak vatandaşlarımızın Ramazan ayını huzurlu ve dolu dolu geçirebilmesi için çalışmalarımızı tamamladık. İftar sofralarımıza ve Ramazan etkinliklerimize tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz’’ dedi. İftar sofraları kurulacak Fatih, Kanarya, Halkalı Merkez ve Yarımburgaz Taziyeevi ve Çok Amaçlı Salonunda, Kemalpaşa Semt Konağı ve Aşevi Yemekhanesi’nde Ramazan ayı boyunca her akşam iftar sofraları kurulacak. Ayrıca kentin işlek noktalarında iftara yetişemeyen vatandaşlar için ise mobil ikram araçlarından iftariyelik dağıtımı gerçekleştirilecek. Geleneksel ve kültürel etkinlikler düzenlenecek Ramazan ayı boyunca Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde Ramazan ayının manevi atmosferine uygun yetişkin ve çocuk atölyeleri düzenlenecek. Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde ise; Karagöz Hacivat gölge oyunu, çocuk tiyatrosu ve müzikali, tahta bacak- davulcu, vantrolog, sihirbaz, buble, jonglör ve balon katlama gösterileri olacak. İbadethanelerde temizlik çalışmaları yapılıyor Vatandaşların daha temiz bir ortamda ibadetlerini yapabilmeleri amacıyla Küçükçekmece Belediyesi ekipleri tarafından ilçedeki cami, cemevi ve kuran kurslarında Ramazan ayı boyunca temizlik çalışmaları devam edecek. Fırın ve pastanelerde denetimler gerçekleştiriliyor Ramazan ayı sebebiyle oluşabilecek fahiş fiyat artışının önüne geçebilmek amacıyla zabıta ekipleri ilçedeki fırın ve pastanelerde denetimler yapıyor. Ayrıca denetimlerde; işletmelerin temizliği, ürünlerin sağlık açısından uygun olup olmadığı da kontrol ediliyor. Ramazan ayı boyunca da zabıta ekipleri denetimlerini sürdürecek.
Espressolab’den kahve üretiminde şeffaf ve izlenebilir sistem
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:51 Espressolab’den kahve üretiminde şeffaf ve izlenebilir sistem Espressolab, kahve üretiminde şeffaflık ve sürdürülebilirlik konusunda önemli bir adım attı. Seedtrace iş birliğiyle, üretimden fincana uzanan süreci izlenebilir hale getirmeyi ve üretici emeğini tedarik zincirinde şeffaf biçimde ortaya koymayı hedefliyor. Kahve, dünya genelinde milyonlarca üreticinin geçim kaynağı olmasının yanı sıra, iklim değişikliğinden en hızlı etkilenen tarım ürünleri arasında. World Coffee Research verilerine göre, artan sıcaklıklar ve değişen yağış rejimleri nedeniyle 2050 yılına kadar Arabica kahvesi için uygun tarım alanları yüzde 50’ye varan oranlarda azalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu tablo, küresel kahve sektörünün geleceğine dair riskleri de ortaya koyuyor. Bu dönemde kahve üreticisinin korunması ve emeğinin görünür olması sürdürülebilirliğin en kritik başlıklarından. İklim değişikliği ve artan üretim riskleri karşısında özellikle küçük ölçekli üreticiler daha kırılgan hale gelmiş durumda. Tedarik zincirinde şeffaf ve üreticiyi merkeze alan uygulamalara olan ihtiyaç giderek artıyor. Yerel üreticiye desteğin sürdürülebilirlik ve sektörün geleceği için büyük önem taşıdığını ifade eden Espressolab CMO’su Ersin Kefeli, şu değerlendirmede bulundu: "İklim kaynaklı baskı, üretim miktarından kahvenin kalitesine, sürekliliğinden üretici toplulukların ekonomik dayanıklılığına kadar birçok alanı doğrudan etkiliyor. Yaklaşık 12,5 milyon küçük ölçekli kahve üreticisi, değişen iklim koşullarının etkisi altında üretim yapıyor. Marka olarak, Seedtrace iş birliği ile üretici emeğinin görünür olmasına katkı sağlayan bir yapı kurduk. Bugün içtiğimiz kahvenin yarınlara ulaşması ve hikayesinin devam edebilmesi için üreticiyi merkeze alan sürdürülebilir bir yaklaşım benimsiyoruz." Kahve üretimi büyük oranda küçük ölçekli üreticilerden Kahve üretimi, yoğun olarak Orta ve Güney Amerika ile Afrika’nın tropikal kuşağında gerçekleşiyor. Brezilya, Kosta Rika, Kolombiya, Ruanda, El Salvador, Etiyopya küresel kahve üretiminin ana merkezlerinden. Bu ülkelerdeki kahve üreticileri ise büyük oranda küçük ölçekli üretici. Araştırmalar, çiftçilerin yüzde 95’inin 5 hektardan küçük arazilerde üretim yaptığını ortaya koyuyor. Bu üretim modelinde, yerel üreticinin görünür olmasının katkılarına değinen Kefeli, "Kahve üretiminin bu kadar parçalı ve küçük ölçekli bir yapıya dayanması, üreticiyle doğrudan temas kurmayı çok daha önemli hale getirdi. Başta Kosta Rika, El Salvador, Brezilya ve Etiyopya olmak üzere kahve üretiminin yoğunlaştığı ülkelerde üreticilerle temas halindeyiz. Web sitemize, kahve çekirdeklerinin üretimden fincana kadar olan yolculuğunun şeffaf biçimde izlenebildiği Seedtrace harita sistemini de entegre ettik. Kahve severlere, içtiği kahvenin tadından öte nerede yetiştiğini, üreticisinin kim olduğunu, hangi yöntemle yapıldığının bütünsel izlerini sunuyoruz" dedi. Kahve anonim bir ürün olmaktan çıktı Kahve, çoğu zaman tüketiciyle yalnızca menşei bilgisi üzerinden buluşuyor. Espressolab ise Seedtrace iş birliğiyle bu yapıyı daha şeffaf hale getirme hedefinde. Bu model ile üreticiye görünürlük kazandıran, tüketiciye ise bütünsel ve şeffaf bilgi sunan bir yaklaşım geliştiriliyor. Markanın seedtrace çerçevesinde sunduğu kahve paketlerinde çiftliğin adı, rakım bilgisi, işleme yöntemi, tadım notları ve üreticinin fotoğrafı gibi detaylar da mecvut. Böylece tüketici, elindeki kahvenin hangi koşullarda üretildiğini ve arkasındaki üreticiyi doğrudan görebiliyor; üretici emeği tedarik zinciri içinde kayıt altına alınmış oluyor.
Para Atletizm Milli Takımı’ndan tarihi başarı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:24 Para Atletizm Milli Takımı’ndan tarihi başarı Türkiye Para Atletizm Milli Takımı, 10-13 Şubat 2026 tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen 17. Dubai World Para Athletics Grand Prix organizasyonunda tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye’nin toplamda 3 sporcu ile katıldığı bu prestijli organizasyonda milliler; 3 Altın, 1 Gümüş ve 1 Bronz madalya kazanarak Dubai’de İstiklal Marşını üç kez dinlettiler. Hamide Doğangün (T53): 400 metre yarışında Altın Madalyanın sahibi olurken, 100 metrede de Gümüş Madalya kazandı. Hamid Haydari (F57): Hem Cirit Atma hem de Gülle Atma branşlarında rakiplerini geride bırakarak çifte Altın Madalya ile organizasyona damga vurdu. Zübeyde Süpürgeci (T54): 100 metrede sergilediği hırslı mücadeleyle Bronz Madalyayı Türkiye’ye kazandırdı. Ahmet Karadağ: "Dubai’de gücümüzü gösterdik" Türkiye Atletizm Federayonu Başkanı Ahmet Karadağ, şampiyona sonrası yaptığı açıklamada, "Dünya Şampiyonası sonrası ilk önemli sınavımızda gücümüzü gösterdik. Sezonun başlangıcı olması nedeniyle performansların henüz gelişim aşamasında olmasına rağmen elde ettiğimiz 5 madalya, doğru yolda olduğumuzu göstermektedir. Mevcut performans düzeyimizi sezon başı için normal ve ümit verici görüyoruz. İnanıyorum ki olimpiyat kotası sürecinde, önümüzdeki müsabakalarda çok daha yüksek derecelerle halkımızı gururlandırmaya devam edeceğiz. Potansiyelimize güvenimiz tamdır" diyerek sporcuları tebrik etti.
Uykuda tekme atmanın sebebi her zaman masum olmayabilir
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:24 Uykuda tekme atmanın sebebi her zaman masum olmayabilir Uyku sırasında ya da uyanıkken istemsizce meydana gelen bacak hareketlerinin altında sadece uyku sorunları yatmayabilir. Hatta masum gibi görünse de bazen beyin tümörü ya da beyin kanaması belirtisi bile olabiliyor. Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, uyku bozukluklarının da etkilerinin olabileceği ’Dans Eden Bacaklar Sendromu’ hakkında bilgi verdi. Medicana Ataköy Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman fark edilmeyen bazı nörolojik hareket bozukluklarına dikkat çekerek, "Halk arasında ’Dans eden bacaklar sendromu’ olarak tarif edilen bu durum, farklı hastalıkların ortak bir dışavurumu olabilir" dedi. REM uykusunda görülebilir Uykuda ortaya çıkan istemsiz bacak hareketlerinin farklı nedenlerle ortaya çıkabildiğini ifade eden Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, "Genellikle huzursuz bacak sendromu ile ilişkili olan bu durum, uykuda yarı ritmik ve tekrarlayıcı bacak hareketleriyle seyreder. Kişi çoğu zaman bunu fark etmez, şikâyet genellikle yatak partneri tarafından dile getirilir. Bazen de REM uykusunda davranış bozukluğu kaynaklı bu durum ortaya çıkabilir. Daha kaba, sert ve geniş hareketlerle seyreden bu tabloda kişi rüyalarını adeta yaşar. Tekme atma, vurma gibi davranışlar görülebilir. Bu durumun altında Parkinson hastalığı veya bazı demans türleri gibi nörodejeneratif hastalıklar bulunabilir" şeklinde konuştu. Uyku apnesinde de bacak sorunları görülebilir Uyku apne sendorumu sonucunda da Dans Eden Bacaklar Sendromunun görülebildiğini söyleyen Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, "Uykuda nefes durması, horlama, gündüz aşırı yorgunluk ve uyuklama ile seyreden uyku apnesi, istemsiz bacak hareketlerinin sık nedenlerinden biridir. Tedavi edilmediğinde inme, hipertansiyon, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir" şeklinde görüş verdi. Beyin hastalıkları kaynaklı olabilir Ancak uyanıkken bu tür durumların görülmesinin altında ciddi sorunlar olabileceğini kaydeden Doç. Dr. Yalın, "Uyanıklık halinde görülen istemsiz, kıvranıcı ve dans eder gibi hareketler genellikle daha ciddi nörolojik hastalıkların habercisi olabilir. Bunlar arasında Huntington hastalığı ile beyin damar hastalıkları ve tümörler sayılabilir. Genetik geçişli, ilerleyici ve yıkıcı bir nörolojik hastalık olan Huntington, istemsiz dans benzeri hareketlerle kendini gösterebiliyor. Tedavi seçeneklerinin sınırlı olması ve ilerleyici doğası nedeniyle tanı koyulması hekimler için de oldukça zorlayıcı bir süreçtir. Ayrıca beyin damar tıkanıklıkları, kanamalar veya beyin tümörleri de nadiren benzer istemsiz hareketlere yol açabilmektedir" dedi. Her zaman masum olmayabilir Doç. Dr. Osman Özgür Yalın Yalın, istemsiz bacak hareketlerinin "önemsiz" olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak şu uyarıda bulundu: "Bu hareketler bazen masum bir uyku bozukluğu, bazen de ciddi ve ilerleyici nörolojik hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Erken tanı, hem altta yatan hastalığın kontrol altına alınması hem de hastanın yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır."
İstanbul Hava Müzesi’nde kültür ve sanat rüzgarı esti
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:06 İstanbul Hava Müzesi’nde kültür ve sanat rüzgarı esti İstanbul Yeşilköy’deki Hava Müzesi’nde kültür ve sanat rüzgarı esti. Havacılığa ilgili 7’den 70’e tüm katılımcılar yenilenen sergi alanını gezdi, ardından verilen konseri dinledi. Milli Savunma Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle İstanbul Yeşilköy’deki Hava Müzesi’nde "Tarihin İzinde" programı kapsamında bir etkinlik gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen etkinlikte yenilenen Kıyafetler Vitrini, Alay Sancakları Vitrini, Silahlar Vitrini, 270 Derece Salonu ve Maket Uçaklar Vitrini, Cengiz Topel’e ait şehit emanetleri sergisi ziyaretçileriyle buluştu. Ziyaretçileri geçmişe götüren müze, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Sergi alanını gezen katılımcılar, müze içerisinde bulunan ve yakın zamanda yenilenen hangarda İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları eşliğinde "Sonsuz Aşk" isimli eseri de dinleme fırsatı buldu. Konseri dinleyen katılımcılar sanatçılara alkışlarla eşlik etti. Ziyaretçileri etkileyen başka bir detay ise müzenin dış kısmında bulunan, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında görev yapmış C-160D uçağı oldu. Uçağı hem dışarıdan gören hem de içinde gezebilen ziyaretçiler unutulmaz bir deneyim yaşadı. 2 yıl içerisinde Müze Müdürü Seyran Gamsız, Müzecilik Şube Müdürü Cemil Koçyiğit ve beraber çalıştıkları ekip sayesinde yenilenerek şimdiki halini alan, Türk havacılığı tarihini anlatmak açısından büyük bir öneme sahip müze, misafirlerine adeta zamanda yolculuk hissi yaşatmaya devam ediyor. "Dünya havacılık tarihini yansıtan çok önemli bir müze" Müzeyi ziyaret eden ve kendisi de aynı zamanda pilot olan Orhan Ünsal, "Ülkemizde böylesine güzel bir müze, dünya havacılık tarihini yansıtan ve Türkiye havacılık tarihini görmemize sebep olan böyle bir müze olduğunu burada gördük ve şahit olduk. Bugün konser çok güzeldi. Bizim de Ulusal Havacılık olarak katkılarımızla bu kafetaryamızı da bu müzemize kazandırmış olduk. İnşallah ben burada tüm ülkemizin vatandaşlarını bu müzeyi gezmeye davet ediyorum. Türkiye’nin bana göre havacılık tarihini, dünya havacılık tarihini yansıtan çok önemli bir müze, herkesin görmesinde fayda var" dedi. "Ben bu müzenin geçmişini bilirim" Tarkan Üstüner ise, "Geçmişini bilirim ben bu müzenin. Her gelen komutanımıza, özellikle Hava Kuvvetleri Komutanımıza, personelimize ve mevcuttaki yönetimdeki tüm komutanlarımıza, özellikle de Hava Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in anısına ait yapılmış olan bu bölüme çok teşekkür ederim. Bugünkü programda gerçekten bir tarihi yaşadık aslında" diye konuştu. "Yakından şahitlik etmemiz oldukça güzeldi" Ailesiyle birlikte müzeyi ziyaret eden Turgut Demirel, "İlk kez geldiğim bir müze, çok beğendim. Türk havacılık tarihinin envanterindeki uçakların sergilenmesi ve bizim bunlara çok yakından şahitlik etmemiz oldukça güzeldi. Çocuğum da bunu oldukça sevdi. Uçağa binmeyi, özellikle içi gezilen nakliye ulaşım uçağını çok sevdi. Tekrar gelmek istiyor. Biz de inşallah tekrardan gelmeyi planlıyoruz" dedi. "Her yaştan herkes gelebilir" Minik ziyaretçilerden Ali Arat ise, "Çok güzel bir yer, herkese tavsiye ediyorum. Özellikle uçaklara ilgisi olanlar için harika bir yer. Böyle düşünüyorum, her yaştan herkes gelebilir" ifadellerini kullandı.