Yerel Haberler
İzmir
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:34 Başsavcı Yeldan’dan Yeşilay’a ziyaret: "Bağımlılıkla mücadele ortak sorumluluk" İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ve beraberindeki heyet, Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların önemine dikkat çekildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı heyeti, 1-7 Mart Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Cumhuriyet Başsavcıvekili Aydoğan Sansak ile Cumhuriyet Savcısı Metin Tokel’in yer aldığı heyet, merkezde İzmir Yeşilay Başkanı Ömer Yahşi ve Yeşilay yetkilileri tarafından karşılandı. Ziyarette konuşan Başsavcı Yeldan, bağımsız ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekerek, bağımlılıklardan uzak, bilinçli ve güçlü bireylerden oluşan bir toplum inşa etmenin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti. Bağımlılıkla mücadelede yalnızca adli süreçlerin değil, koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeldan, bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşların yeniden topluma kazandırılmasının sosyal dayanışma ve kurumlar arası iş birliğinin en somut göstergesi olduğunu belirtti. Ziyaret sonunda Başsavcı Yeldan tarafından Yahşi’ye günün anısına çiçek takdim edildi. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:12 Kapıyı ’polisiz’ diyerek açtırdılar, silahla vurup 550 bin lira parayı çaldılar İzmir’in Bornova ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren ve içerideki 2 kişiyi yaralayıp 550 bin lira gasp eden 3 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınan zanlılardan birinin 61 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlendi. Olay, 3 Mart günü saat 03.30 sıralarında Doğanlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren şüpheliler, ev sahibi E.T. ve arkadaşı U.A.’yı tabancayla bacaklarından yaraladı. Şüpheliler, adresteki 550 bin TL parayı da zorla alarak olay yerinden kaçtı. Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından başlattıkları çalışma sonucu şüphelilerin A.İ., O.T. ve N.T. olduğunu belirledi. Şahısların Yıldırım Beyazıt Mahallesi’ndeki bir adreste saklandığını tespit eden ekipler, düzenlenen operasyonla 3 şüpheliyi de yakaladı. Uzi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi Adreste yapılan aramalarda olayda kullanıldığı belirlenen 1 adet ruhsatsız tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 6 adet fişek ile uzi olarak tabir edilen ruhsatsız otomatik tabanca ve bu silaha ait şarjör ile 6 adet fişek ele geçirildi. Cezaevi firarisi çıktı Şüphelilerden O.T.’nin yapılan GBT sorgusunda, yağma suçundan toplamda 61 yıl 9 ay 26 gün kesinleşmiş hapis cezası ile arandığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan şahıslar ve ele geçirilen suç unsurları Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, iklim krizinin derinleştirdiği kuraklık riskine karşı yer altı su kaynaklarını dijital teknolojilerle izlemeye hazırlanıyor. Proje Avrupa Birliği desteği kapsamında 1 milyon Euro bütçeyle yürütülecek. İzmir’in özellikle kıyı ilçelerinde bulunan akiferlerde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riski anlık olarak takip edilecek ve erken uyarı sistemi kurulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, suyun geleceğini güvence altına almak ve iklim krizinin oluşturduğu kuraklık riskine karşı kentin su kaynaklarını korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği" projesi kapsamında, İzmir’de yer altı su kaynaklarının dijital sistemlerle izlenmesi hedefleniyor. Özellikle kıyı bölgelerinde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riskine karşı erken uyarı mekanizması kurulması planlanıyor. Projenin başlangıç toplantısı, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Panele, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı’ndan Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Yıldır: "Türkiye su stresi yaşayan ülkelere yaklaşıyor" Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Yıldır, iklim değişikliği, artan nüfus ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının Türkiye’de son yıllarda hızla azaldığını vurguladı. Türkiye’nin kullanılabilir yıllık su potansiyelinin yaklaşık 112 milyar metreküp olduğunu ifade eden Yıldır, "2000’li yılların başında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.600 metreküp seviyesindeydi. Bugün ise bu miktar 2024 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp seviyesine kadar düşmüş durumda. Mevcut eğilim devam ederse 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.200 metreküp civarına gerilemesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaştığını gösteriyor" şeklinde konuştu. "Modern dünyada riskler giderek artıyor" Su kaynakları üzerindeki baskının artmasının başlıca nedenleri arasında kentleşme, tarımsal üretim ve artan tüketim yer aldığının altını önemle çizen Dr. Yıldır, "Modern dünyada karşı karşıya olduğumuz riskler giderek artıyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün risk su olabilir, yarın hava kirliliği, orman yangınları veya başka çevresel krizler olabilir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemde en önemli görevimiz, ortaya çıkan bu riskleri bilimsel yaklaşımla öngörmek ve önleyici politikalar geliştirmektir. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlara yalnızca teknik ya da mühendislik perspektifiyle bakmak yeterli değildir. Bunların hepsi bir arada ele alınması gereken karmaşık bir tabloyu oluşturuyor. Ancak bu zorlukların üstesinden gelmenin yolu iyi bir yönetim anlayışından ve güçlü bir koordinasyondan geçmektedir. Bugün burada paylaşılan bilgiler, yürütülen projeler ve yapılacak çalışmalar bu açıdan büyük önem taşıyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz kültürel alışkanlıklarımızı, değerlerimizi ve üretim-tüketim biçimlerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Gerekirse bunların yerine daha sürdürülebilir modeller geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü doğayı yok ettiğimizde yerine koyabileceğimiz yeni bir doğa yok. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli, daha özenli ve daha sorumlu davranmak zorundayız" dedi. Baran: "Krizi akılla ve bilimle yönetmek mümkün" İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, insanlığın doğrudan kullanabileceği suyun sınırlı olduğuna dikkat çekerek, "Küresel iklim krizi giderek belirginleşiyor. Bu kriz nitelikli akılla, bilimle ve farkındalığı yüksek bir toplumla yönetilebilir. Depremi engelleyemeyiz ama bilimsel yöntemlerle dayanıklı şehirler inşa edebiliriz. Seli tamamen ortadan kaldıramayız ama doğru altyapı ve planlamayla etkilerini azaltabiliriz. Küresel iklim krizi ve su sorunu da aynı şekilde ele alınmalıdır" dedi. Akdeniz havzasının küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olduğuna işaret eden Baran, sürdürülebilir su yönetimi ve şehir planlamasının önemini vurguladı. "Bu proje önemli bir ekolojik girişimdir" Yusuf Baran, dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unun yeraltı sularından oluştuğunu hatırlatarak, bu kaynakların korunmasının önemine dikkat çekti. "Bugün konuştuğumuz proje, çağımızın üç temel dönüşümünü bir araya getiriyor: dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşüm. Dijitalleşme, su kaynaklarının izlenmesi ve yönetilmesini sağlarken; yeşil dönüşüm, su kaynaklarının korunmasını kapsıyor. Toplumsal dönüşüm ise bu konuda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Elde edilecek sonuçlar ve bilgiler, toplumun su kaynakları konusundaki bilinç düzeyini artıracaktır. Dolayısıyla bu proje, üç temel dönüşümü bir araya getiren önemli bir ekolojik girişimdir" dedi. "Su yönetimi artık ulusal bir politika meselesidir" İklim değişikliğinin yalnızca kuraklık anlamına gelmediğini vurgulayan Baran, şunları söyledi: "Bazen 6 ayda yağması gereken yağmur 6 saatte düşüyor. İzmir’de de uzun süre yağmayan dönemlerin ardından ani ve yoğun yağışlar, toprağın suyu emememesiyle sonuçlanıyor. Bu suyun tarımda ve yaşamda kullanılabilmesi gerekir. Toplumda su tasarrufu genellikle bireysel kullanım üzerinden konuşulur, oysa toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’u tarımda, yüzde 19’u sanayide ve sadece yüzde 10’u evlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle su yönetimi artık yalnızca bireysel değil, ulusal bir politika olarak ele alınması gereken hayati bir konudur. Tarım ve su yönetiminde yapılan hatalar tatlı su kaynaklarının tuzlanmasına, toprakların verimsizleşmesine ve ekolojik denge kaybına yol açıyor. Bilimin en önemli özelliği yalnızca sorunları çözmek değil, onları önceden görüp engellemektir. Deprem, sel ya da iklim krizinde asıl olan felaket gerçekleşmeden önce önlem almaktır. Bugün konuştuğumuz proje de bu anlayışın bir parçasıdır. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün uluslararası su araştırmaları birimiyle yürütülen bu proje, dünya genelinde yapılan yüzlerce başvuru arasından seçilen önemli bir çalışmadır." Keskin: "Küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı" İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda da hissedildiğini belirtti. Artan sıcaklıkların, azalan yağışların ve deniz seviyesindeki yükselmenin, özellikle su kaynakları ve çevre üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna değinen Keskin, "Akdeniz havzasındaki İzmir gibi kıyı kentleri bu riskleri daha yoğun şekilde yaşıyor. İklim değişikliği artık geleceğe dair bir öngörü değil; bugün yaşamımızı doğrudan etkileyen bir gerçek. Sanayi devrimi öncesi döneme kıyasla küresel ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı ve bu artışın devam etmesi durumunda ciddi çevresel ve ekonomik riskler doğabilir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Türkiye İklim Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye’de ortalama sıcaklık 15,1 santigrat derece olarak ölçüldü; bu, 1991-2020 ortalamasının 1,1 derece üzerinde ve son 25 yılın en sıcak beşinci yılı oldu. Temmuz 2025 ise ortalama 26,5 santigrat derece ile son 25 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışıyla kayıtlara geçti" Keskin, 2025’te Türkiye genelinde ortalama yağışın 449,6 mm olarak gerçekleştiğini, bunun 1991-2020 ortalamasına göre yüzde 27,6 azalma anlamına geldiğini belirterek, "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışı seviyelerinden biri olarak kaydedildi. Bu durum tarım, su kaynakları, enerji ve insan sağlığı üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor" dedi İklim değişikliğiyle mücadelede azaltım, uyum ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine işaret eden Keskin, 2025 Temmuz’da yürürlüğe giren İklim Kanunu ile Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümünde daha görünür hale geldiğini belirtti. Keskin, "Yerelde yürütülen her proje, büyük dönüşüm sürecinin bir parçasıdır. Özellikle su yönetimi, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlamasında kritik rol oynuyor..= İzmir’in dirençli bir kent olma hedefini güçlendirecek ve diğer şehirler için yol gösterici olacaktır" dedi. İYTE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Alper Baba ise projeyi panelde detaylandırdı. İZSU’dan kuraklığa karşı önlem ve yeni su kaynakları İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, son yıllarda yaşanan kuraklık ve düşük yağışlara karşı idari ve teknik önlemler aldı. Kademeli su tarifeleri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kayıp-kaçakla mücadele gibi uygulamaların yanı sıra yeni su kaynakları sisteme dahil edildi. Bu kapsamda Güzelhisar Barajı’nda 20 yıldır kullanılmayan isale hattı onarılarak kente su sağlandı. Gördes Barajı’nın ölü hacminden yüzer pompalarla su alındı, Halkapınar, Menemen, Sarıkız ve Göksu kuyuları yenilendi. Ayrıca Halkapınar’da 7 bin metreküplük depo ve terfi merkezi inşa edildi. Tuzlanma riski büyüyor İzmir’e içme suyu sağlayan yaklaşık 1600 kuyudan 318’i kıyı ilçelerde bulunuyor. Kıyı bölgelerindeki akiferlerde deniz suyunun yeraltı suyu rezervlerine karışması nedeniyle tuzlanma riski giderek artıyor. Yeni proje kapsamında, İzmir’in kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kaynakları dijital sensörler ve izleme sistemleriyle takip edilecek; tuzlanma riskleri erken aşamada tespit edilerek önlem alınabilecek. AB’den projeye 1 milyon euro destek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği" projesi, Avrupa Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından desteklenen Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (AB-TR CCGP) kapsamında destek almaya hak kazandı. Toplam bütçesi 1 milyon Euro olan proje ile yeraltı suyu kaynaklarının korunması, dijital izleme altyapısının geliştirilmesi, tuzdan arındırma pilot uygulamaları ve iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Bergama’dan Selçuk’a uzanan kıyı şeridindeki akiferlerin tamamı çevrim içi olarak izlenecek.
İade etmek üretmekten daha pahalı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:37 İade etmek üretmekten daha pahalı E-ticaretin getirdiği "tek tıkla iade" konforunun ardında hem şirketleri hem de çevreyi zorlayan devasa bir lojistik operasyon bulunuyor. Yaşar Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melisa Özbiltekin Pala, hızla büyüyen "İade Ekonomisi"nin mali ve çevresel yükünü değerlendirdi. Pala, "Birçok durumda bir kazağın iade süreci, tek birim üretim maliyetinden daha yüksek bir operasyonel yük meydana getiriyor. Bunun sonucunda bazı işletmeler, iade edilmiş ürünleri yeniden satışa hazırlamak yerine imha etmeyi tercih edebiliyor" dedi. Çevrim içi alışverişin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte, tüketiciler için büyük bir kolaylık olan iade süreçleri, lojistik sektörü için karmaşık bir sınav haline geldi. Özellikle giyim ürünlerinde artan iade oranları, "Tersine Lojistik" kavramını gündeme getirdi. Yaşar Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melisa Özbiltekin Pala, masum görünen bir iade işleminin, ürünün üretim maliyetini bile aşan bir operasyonel yük ve oluşan karbon ayak izi nedeniyle çevresel sorun oluşturabildiği ve bu süreçlerin en doğru şekilde yönetilmesi gerekliliği konusunda uyardı. Tek bir iadenin yolculuğu Bir ürünün müşteriden depoya geri dönüşünün; toplama, taşıma, kalite kontrol, yeniden paketleme ve stoklama gibi çok katmanlı bir süreci tetiklediğine dikkat çeken Dr. Pala, bu sürecin mali boyutunu özetleyerek şunları söyledi: "Örneğin bir kazağın üretim aşaması genellikle ölçek ekonomileri sayesinde daha düşük maliyetliyken; iade edilen bir ürün için yürütülen adımlar tekil bazda çok daha maliyetli. Bunun sonucunda bazı işletmeler, iade edilmiş ürünleri yeniden satışa hazırlamak yerine imha etmeyi tercih edebiliyor." Görünmeyen karbon yükü Tüketicilerin en sık başvurduğu iade nedeni olan "beden uyuşmazlığı", kontrolsüz yönetildiği takdirde arka planda ciddi bir çevre kirliliğine yol açıyor. Dr. Pala, tüketicinin "uymazsa geri gönderirim" rahatlığının meydana getirdiği görünmeyen karbon ayak izini anlatarak, "Bir ürün, kargo aracılığıyla toplama merkezlerine, ayrıştırma ve kalite kontrol birimlerine taşınıp yeniden paketlendikten sonra stoklanıyor ve başka bir sevkiyata hazırlanıyor. Özellikle moda perakendesinde, ürün başına düşen karbon salınımı, ilk sevkiyat sürecindeki emisyonu aşabilir ve sektörde ciddi bir ekolojik yük oluşturur. Tüketicinin sıradan gördüğü "uymazsa geri gönder" kararı, arka planda ciddi bir çevresel maliyet oluşturur ve iade süreçlerinin sürdürülebilirlik açısından yeniden değerlendirilmesini gerekli kılar" diye uyardı. Dr. Pala, çözümün stratejik iyileştirmede olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Tersine lojistik süreçleri dikkatli ve düzenli bir şekilde uygulandığında; taşıma planlaması, enerji verimliliği ve geri dönüşüm altyapısının iyileştirilmesiyle riskler minimize edilebilmektedir. Doğru yönetilen tersine lojistik hem operasyonel verimliliği artırmakta hem de sürdürülebilirlik hedefleriyle uyum sağlamaktadır."
Bıçaklı dehşet olayında babanın tahliyesine Başsavcılıktan itiraz
16 Aralık 2025 Salı - 16:18 Bıçaklı dehşet olayında babanın tahliyesine Başsavcılıktan itiraz İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki çocuğunun boğazına bıçak dayama eylemi nedeniyle ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçlamasıyla yargılanan sanık Şiyar Alpaslan hakkında verilen ev hapsi şeklindeki tahliye kararına itiraz etti. Kasım 2024’te boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki oğlunun boğazına bıçak dayayıp ölümle tehdit eden Şiyar Alpaslan, sosyal medyadaki tepkiler üzerine İzmir’de yakalanıp tutuklanmış, hakkında başlangıçta ’Kasten yaralama’ ve ’Silahla tehdit’ suçlarından dava açılmıştı. Yargılama sürecinde sanık hakkında Ocak 2025’te verilen ilk tahliye kararı Başsavcılık itirazıyla bozulmuş, ardından dosya, eylemin niteliği gereği ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçlamasıyla İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınmış ve yargılanmasına bu suçtan devam edilmiştir. Şiyar Alpaslan’ın, 18 Kasım 2024 tarihinde eşine yönelik tehdit eylemiyle tutuklanmasının ardından devam eden yargılamasında bugün kritik bir gelişme yaşanmıştı. İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Şiyar Alpaslan’ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Başsavcılık Tahliyeyi ’Usul ve Yasaya Aykırı’ Buldu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nin aynı gün verdiği tahliye kararına karşı harekete geçti. Başsavcılık, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirmesiyle itirazda bulundu. Başsavcılığın itiraz gerekçeleri arasında şunlar yer aldı: Dosya kapsamındaki mevcut delillerin durumu, sanığa isnat edilen ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçunun niteliği ve ağırlığı, söz konusu suç için öngörülen yasal ceza sınırları, sanık hakkında tutukluluk tedbirinin devamını gerektiren nedenlerin hala mevcut olması. Başka suçtan hükümlü olduğu için cezaevinde kaldı Başsavcılığın itirazı sonrası sanık Şiyar Alpaslan, tahliye kararı verilmesine rağmen cezaevinden salıverilmedi. Alpaslan’ın, yargılandığı bu suç dosyasından bağımsız olarak başka suçlardan hükümlü bulunması nedeniyle tutukluluk halinin devam ettiği öğrenildi.
Çocuklarının boğazına bıçak dayayan o babaya tahliye
16 Aralık 2025 Salı - 15:54 Çocuklarının boğazına bıçak dayayan o babaya tahliye İzmir’de boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki çocuğunun boğazına ekmek bıçağı dayayan ve Türkiye’yi sarsan görüntüleriyle tutuklanan Şiyar Alpaslan, yargılandığı İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Mahkeme, sanığın ev hapsi tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi. Olay, Kasım 2024’te Burdur’da yaşayan resmi nikahlı eşi Fatma Alpaslan’ın cep telefonuna gelen görüntülü aramayla yaşanmıştı. Şiyar Alpaslan (32), telefonda tehditler savururken, 3 yaşındaki oğlu B.A.’nın boğazına ekmek bıçağı dayadı. O anları telefondan izleyen anne dehşeti yaşarken, görüntüler sosyal medyada infial uyandırdı. Çok sayıda paylaşımla olayı emniyet birimlerine duyurmaya çalışan kullanıcılar, cani babayla ilgili öfke mesajları paylaştı. Görüntülerin hızla yayılması sonrası Şiyar Alpaslan’ın İzmir’de ikamet ettiği ortaya çıktı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği ekipleri, cani babayı kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Baba, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. İncelemelerin ardından çocuklar annelerine teslim edildi. Olayla ilgili hazırlanan iddianamede, Şiyar Alpaslan’ın eşine, "Çocuklardan hangisinin ölmesini istersin?" diye sorduğu, çocuğu yaraladığı ve bıçağı boğazına dayayarak "İçin yanıyor mu, boğazını keseyim mi, canlı canlı izlemek ister misin?" şeklinde tehditler savurduğu belirtilmişti. Görüntülerin yayılmasının ardından cani baba, İzmir’de kısa sürede yakalanarak tutuklanmıştı. Savcı, sanık hakkında ’Kasten yaralama’ ve ’Silahla tehdit’ suçlarından 6,5 yıla kadar hapis cezası istemişti. Öldürmeye teşebbüsten yargılandı Ocak ayında görülen davanın ilk duruşmasında sanık Şiyar Alpaslan hakkında tahliye kararı verilmiş ancak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine sanığın tutukluluğu devam etmişti. Mayıs ayında ise görevsizlik kararı verilerek dosya, eylemin ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçu kapsamında değerlendirilmesi için ağır ceza mahkemesine gönderildi. İzmir Bölge Adliyesi’nin kararıyla sanığın ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına kesinlik kazandı. Son duruşmada çelişkili ifadeler Bugün İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Şiyar Alpaslan ve avukatlar katıldı. Mağdur Fatma C. ise SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. Duruşmada çiftin geçtiğimiz hafta resmen boşandığı öğrenildi. Savunmasında eşinin kendisini aldattığını öne süren sanık Alpaslan, "Pişmanım, bir anlık öfkeyle sinirle ne yaptığımı bilmiyorum, bıçağı kesinlikle boğazına dayamadım" dedi. Mahkeme başkanının önceki ifadeleriyle çeliştiğini hatırlatması üzerine ise, "Bir anlık öfkeyle kendimi ve çocuklarımı öldürmek istedim" diyerek tahliye talebinde bulundu. "Benim de boğazıma bıçak dayamıştı" Mağdur Fatma C. ise sürekli şiddete maruz kaldığını belirterek, "Ayrılmak istedim ama rıza gösterilmedi. Benim de boğazıma bıçak dayamıştı. Görüntülü aramayı açtığımda telefonu oğlumun önüne koyup, ’Çocuğun boğazını keseceğim, canlı canlı izle’ dedi" diyerek şikayetini yineledi. Şikayetçi avukatı, sanığın cezaevinden dahi Fatma C.’yi öldürmesi için annesini aradığını ve bu konuda yeni bir dava açıldığını mahkemeye bildirdi. Ev hapsi şartıyla tahliye kararı Savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Şiyar Alpaslan’ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol talebiyle tahliyesine karar verdi. Dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşma 31 Mart’a ertelendi. Sanık, ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan yargılanmaya ev hapsi tedbiri altında devam edecek.
İzmir’de konut satışları yüzde 0,5 azaldı
16 Aralık 2025 Salı - 14:06 İzmir’de konut satışları yüzde 0,5 azaldı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, İzmir’de 2025 yılı Kasım ayında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 azalarak 8 bin 540 oldu. 2024 yılı Kasım ayında bu rakam 8 bin 583 olarak kaydedilmişti. Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 azalarak 141 bin 100 olarak gerçekleşti. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 24 bin 234 ile İstanbul, 12 bin 706 ile Ankara ve 8 bin 540 ile İzmir oldu. En az konut satışı ise 78 ile Ardahan, 131 ile Bayburt ve 152 ile Artvin’de gerçekleşti. İzmir’de 2 bin 486 konut ilk defa satıldı İzmir’de ilk defa satılan konut sayısı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,4 artarak 2 bin 486 oldu. İlk satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 29,1 olarak kaydedildi. İkinci el konut satışları 6 bin 54 oldu İzmir’de ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak 6 bin 54 olarak gerçekleşti. İkinci el satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 70,9 oldu. İpotekli satışlar bin 469 olarak gerçekleşti Kasım ayında İzmir’de ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 azalarak bin 469 oldu. Satışı yapılan konutların yüzde 17,2’si ipotekli satış olarak kayıtlara geçti. Yabancılara 37 konut satıldı İzmir’de Kasım ayında yabancılara yapılan konut satışı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,6 artarak 37 oldu. Türkiye genelinde yabancılara yapılan konut satışları ise yüzde 9,7 azalarak bin 943 olarak gerçekleşti. Kasım ayında yabancılara yapılan konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 1,4 oldu. Yabancılara en fazla konut satışı 728 ile İstanbul, 662 ile Antalya ve 157 ile Mersin’de gerçekleşti. Konut satışlarında Menemen ilk sırada İzmir’de 2025 yılı Kasım ayında en fazla konut satışı Menemen ilçesinde gerçekleşti. Menemen’de bin 124 konut satılırken, Buca’da 980, Torbalı’da 722, Karşıyaka’da 625, Konak’ta 567, Çiğli’de 562, Karabağlar’da 531, Bornova’da 397, Gaziemir’de 366 ve Bayraklı’da 298 konut satışı yapıldı.
İzmir polisinden şok operasyonlar: Binlerce uyuşturucu hap ele geçirildi, aranan 329 şahıs yakalandı
16 Aralık 2025 Salı - 12:17 İzmir polisinden şok operasyonlar: Binlerce uyuşturucu hap ele geçirildi, aranan 329 şahıs yakalandı İzmir’in en kalabalık ikinci ilçesi olan Karabağlar’da polis ekipleri tarafından son iki haftada gerçekleştirilen operasyonlarda, yüklü miktarda uyuşturucu madde ve ruhsatsız silah ele geçirilirken, çeşitli suçlardan aranan 329 şüpheli yakalandı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 1-14 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen kapsamlı denetim ve operasyonlarda, uyuşturucu madde ve ruhsatsız silahlara büyük darbe vurulurken, çeşitli suçlardan aranan 329 şahıs yakalandı. Polis ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarda, narkotik suçlarla mücadele kapsamında toplam 304,25 gram narkotik madde ile 18 bin 563 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna yönelik gerçekleştirilen 15 ayrı operasyonda 15 şüpheli yakalanarak adli mercilere sevk edilirken, 2 şüpheli tutuklandı. Uyuşturucu madde kullanma suçundan ise 135 şahıs hakkında adli işlem yapıldı. Ruhsatsız silah ve kesici aletlere yönelik yapılan çalışmalarda ise 6 adet tabanca, 2 adet ruhsatsız av tüfeği, 5 adet 6136 Sayılı Kanun kapsamında bıçak ve 1 adet kurusıkı tabanca ele geçirildi. 6136 SKM kapsamında 17 ayrı olayda 20 şüpheli hakkında adli işlem yapılırken, 2 şüpheli tutuklandı. Öte yandan, yürütülen denetim ve uygulamalarda; uyuşturucu madde ticareti suçundan 22 yıl, hırsızlık suçlarından 17 yıl, kasten yaralama suçundan 13 yıl ve dolandırıcılık suçlarından 11 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan şahısların da aralarında yer aldığı toplam 329 aranan kişi yakalanarak adli mercilere teslim edildi.
Menemen Belediyesi, ’yeni doğan bebekler’ için binlerce fidan dikti
16 Aralık 2025 Salı - 12:15 Menemen Belediyesi, ’yeni doğan bebekler’ için binlerce fidan dikti Menemen Belediyesi, yeni doğan bebekler için hazırladığı ’İyi ki doğdun bebek’ setlerini armağan ettiği bebeklerin aileleriyle birlikte Yahşelli’de fidan dikme etkinliği düzenledi. Menemen Belediyesi, hem yeşil vatana destek olmak hem de ilçedeki her bir bebeğin bir dikili ağacı olması adına fidan dikme etkinliği gerçekleştirdi. Yahşelli’de düzenlenen fidan dikimine Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın ev sahipliğinde AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, AFAD İzmir İl Müdürü Nazif Ekinci, İzmir Orman İşletmeleri Müdürü Mustafa Ertekin, muhtarlar, gaziler ve ’İyi ki doğdun bebek’ setlerinin armağan edildiği bebekli aileler katıldı. 5 bin fidan, toprakla buluşturuldu ’İyi ki Doğdun Bebek Hatıra Ormanı’ adı verilen alanda kurulan dev çadırlarda minikler için boyama ve yüz boyama etkinlikleri gerçekleştirilirken pamuk şeker, patlamış mısır ve balon dağıtımı da yapıldı. 5 bin fidanın toprakla buluşturulduğu etkinlikte, anne ve babalarıyla birlikte fidan diken minikler hem ağaç dikmeyi ve ağacın önemini öğrenmiş oldu, hem de ilk dikili ağaçlarına sahip olmuş oldu. "Bu orman büyümeye devam edecek" Miniklerin büyük alkış alan şiirleriyle başlayan törende Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Bugün burada sadece yalnızca fidan dikmiyoruz. Bugün Menemen’in geleceğine, çocuklarımızın yarınlarına ve hepimizin ortak hayaline küçük ama sonsuz bir başlangıç yapıyoruz. Çünkü biliyorum ki bu fidanlar nasıl büyüyüp serpilip birer ulu ağaç olacaksa, evlatlarımız da ailesine, vatanına, milletine, şehrine faydalı birer birey olacaklardır. Bu kapsamda "İyi ki Doğdun Bebek" projesi, bizim için sadece bir sosyal hizmet çalışması değildir. Bu proje; her bebeğin dünyamıza getirdiği ışığı, umudu ve masumiyeti toprağa emanet ettiğimiz bir vefa hareketidir. Menemen’de doğan her çocuk için dikilen her fidan; büyüyen bir aileyi, güçlenen bir şehri ve çoğalan bir umudu temsil eder. Sizlere söz veriyorum; bu orman büyümeye devam edecek. Her yıl yeni fidanlarla güçlenecek. Menemen’de doğan her bebeğin adı bu ormanda yaşayacak. Bu orman, Menemen’in dört bir yanında sevginin, kardeşliğin ve birlik ruhunun simgesi olacak" dedi.
Aliağalı yüzücüler zirveye kulaç attı
16 Aralık 2025 Salı - 11:35 Aliağalı yüzücüler zirveye kulaç attı Aliağa Belediyesi AGM Spor Kulübü yüzme takımı, 13-14 Aralık 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenen 9-10 Yaş Ulusal Gelişim Ligi Müsabakalarında elde ettiği derecelerle Aliağa’ya büyük bir gurur yaşattı. Üç şehirden 23 kulüp ve 398 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, Aliağa Belediyesi AGM Spor Kulübü 19 sporcuyla mücadele etti. Aliağalı minik yüzücüler, bireysel ve takım yarışlarında sergiledikleri başarılı performanslarla dikkat çekti. Bayrak yarışlarında önemli dereceler 4x50 metre Serbest Bayrak yarışında Naz Marangoz, Eflin Çelik, Sıla Küçükvardar ve Deniz Altay’dan oluşan kız takımı İzmir üçüncüsü oldu. 4x50 metre Karışık Bayrak yarışında ise Öykü Öz, Eflin Çelik, Sıla Küçükvardar ve Deniz Altay’dan oluşan ekip İzmir dördüncülüğünü elde etti. Bireysel yarışlarda kürsü başarısı Serbest stil yarışlarında; 100 metre yarışında Eflin Çelik İzmir 4’üncüsü, Deniz Altay İzmir 7’ncisi oldu. 50 metre serbest yarışında Eflin Çelik İzmir 2’nciliği elde etti. Kelebek stilde; 50 metrede Eflin Çelik İzmir 2’ncisi, Sıla Küçükvardar İzmir 10’uncusu, 100 metrede Eflin Çelik İzmir 5’incisi, Sıla Küçükvardar İzmir 9’uncusu oldu. Kurbağalama stilinde;100 metrede Eflin Çelik İzmir 5’incisi, Sıla Küçükvardar İzmir 6’ncısı, 50 metrede Sıla Küçükvardar İzmir 3’üncüsü, Eflin Çelik İzmir 4’üncüsü olarak yarışları tamamladı. Sırtüstü stilde 10 yaş kategorisinde mücadele eden Alperen Öztürk, katıldığı tüm yarışları ilk 10 içerisinde tamamlarken; 100 ve 200 metre sırtüstü branşlarında İzmir 5’inciliği elde etti. Ayrıca Eflin Çelik, 50 ve 100 metre sırtüstü yarışlarında İzmir 2’ncisi oldu. Karışık stil 200 metre yarışında ise Eflin Çelik İzmir 4’üncülüğünü kazandı. Keleş: "Uzun vadeli sporcu gelişim felsefesine bağlıyız" Müsabakaların ardından değerlendirmelerde bulunan Aliağa Belediyesi Yüzme Antrenörü Faruk Keleş, şu ifadeleri kullandı: "AGM Spor Kulübü olarak, 9-10 Yaş Ulusal Gelişim Projesi Ligi müsabakalarında kulübümüzü başarıyla temsil eden genç yüzücülerimizi tebrik ediyorum. Bu lig, sporcularımızın gelişim yolculuğunda attıkları en önemli adımlardan biridir. Asıl hedefimiz, sporcularımızın yıl boyunca antrenmanlarda edindikleri teknik becerileri, yoğun yarış temposu altında uygulayabilmeleriydi. AGM Spor Kulübü olarak benimsediğimiz uzun vadeli sporcu gelişim felsefesine sıkı sıkıya bağlıyız. Bu süreçte her zaman sporun ve sporcunun yanında olan Aliağa Belediye Başkanımız Sayın Serkan Acar’a teşekkür ediyorum."
Genç motokurye bağırsak kanserinden ameliyat olmadan kurtuldu
16 Aralık 2025 Salı - 10:27 Genç motokurye bağırsak kanserinden ameliyat olmadan kurtuldu Motokurye olarak çalışan İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim Coğrafya Bölümü 3. sınıf öğrencisi 28 yaşındaki Mertcan Kuru, Acıbadem Kent Hastanesi’nde bağırsağındaki kanserojen poliplerden endoskopik yöntemle kurtuldu. Pankreas ve on iki parmak bağırsağı ve midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren büyük bir ameliyattan kurtulduğunu belirten Kuru, "kısa sürede normal yaşantıma döndüm." dedi. Karın ağrısı ve pankreas iltihabı şikâyetiyle yapılan endoskopik incelemede Kuru’nun on iki parmak bağırsağında geniş tabanlı polipler saptandı. Durum onkoloji konseyinde değerlendirilerek poliplerin çıkarılmasına karar verildi. Acıbadem Kent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, poliplerin cerrahi yerine endoskopik yöntemle alınabileceğini belirtti. Ardından gastroentroloji uzmanları; Prof. Dr. Sakin ve Prof. Dr. Ferdane Pirinççi Sapmaz tarafından gerçekleştirilen ve 4,5 saat süren müdahalede polipler tamamen çıkarıldı. Böylece genç hasta, pankreasın ve on iki parmak bağırsağının ve midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren büyük bir ameliyattan kurtuldu. Kuru, işlemden bir gün sonra ağızdan beslenmeye başladı ve kısa sürede normal yaşantısına döndü. "Üçüncü boşluk endoskopisi" ameliyatsız tedaviyi mümkün kılıyor İşlem hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sakin, endoskopik cihazlardaki gelişmeler sayesinde erken evre mide ve bağırsak lezyonlarının ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirtti. Sakin, "Üçüncü boşluk endoskopisi olarak kabul edilen bu yöntemle kanserleşme potansiyeli taşıyan birçok tümörü cerrahiye gerek kalmadan çıkarabiliyoruz. Hastamızda da aynı yöntemi uyguladık. Patolojide kanser öncülü hücreler gözlenmiş olup, çıkardığımız için takibini kontrol sürdürüyoruz" dedi. 45 yaşından itibaren kolonoskopi uyarısı Erken tanının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sakin, mide-bağırsak şikâyetlerinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Kanser tarama programlarında yer alan 45 yaşından itibaren kolonoskopi taramasının şikâyet olmasa bile herkes tarafından yaptırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sakin, "Kalın bağırsak kanseri dünyada en sık görülen ve en çok ölüme neden olan kanserlerden biri. Dünyadada en sık gözlenen 3. ve en sık ölüme neden olan 2. kanser tipidir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyona yakın kişi bağırsak kanseri tanısı alırken, 903 bin kişi her yıl bağırsak kanseri nedeniyle ölmektedir. Ülkemizde her yıl 20 binden fazla yeni kolon kanseri tanısı konmaktadır. Ancak diğer pek çok kanserden farklı olarak kalın bağırsak kanseri gelişmeden önce önlenebilir." diye konuştu. Endoskopi ve kolonoskopi işlemlerinin artık anestezi altında gerçekleştirildiğini de ekledi. "Yeniden doğmuş gibiyim" Tedavinin ardından sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Mertcan Kuru, şiddetli ağrıların ardından ameliyatsız bir tedavi yöntemi bulmanın kendisini çok rahatlattığını ifade etti. Kuru, "Çektiğim onca ağrıdan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Kısa sürede işime ve normal hayatıma döndüm. Doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" dedi.