Yerel Haberler
İzmir
Kasapoğlu, Manisalılarla iftar sofrasında buluştu 10 Mart 2026 Salı - 14:11:06 AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, İzmir’de düzenlenen iftar programında Manisalı hemşehrileriyle bir araya geldi. Ramazan’ın birlik ve dayanışma ruhuna vurgu yapan Kasapoğlu, "Gönül kapımız her zaman açık" dedi. Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, İzmir’de düzenlenen Manisalılar İftar Buluşması’na katılarak hemşehrileriyle aynı sofrada buluştu. Yoğun katılımın olduğu programda konuşan Kasapoğlu, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini söyledi. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden amcası Prof. Dr. Asım Kasapoğlu’nu anarak başlayan Kasapoğlu, taziye dileklerini ileten herkese teşekkür etti. Kasapoğlu, "Birkaç gün önce hem şahsım hem de ailemiz için çok kıymetli bir ismi, amcamız Prof. Dr. Asım Kasapoğlu’nu ebediyete uğurladık. Mekanı cennet olsun. Bu vesileyle arayan, mesaj gönderen ve cenaze törenine katılan herkese teşekkür ediyor, sizlere ve sevdiklerinize sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum" dedi. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Kasapoğlu, bu ayın kendine has bir bereketi olduğunu ifade ederek, "Ramazan birlik, beraberlik ve kardeşlik ayı. Karşısındakini anlama, empati kurma ve dayanışma ayı. Ramazan ayının kendine özel bir bereketi var. Rabbim hepimize bu bereketinden istifade etmeyi nasip etsin. Bugün Manisalı hemşehrilerimizle beraberiz. Hem İzmir’imize hem de ülkemize değer katan kıymetli hemşehrilerimiz bu bereket sofrasını onurlandırdılar" şeklinde konuştu. Günümüzün yoğun temposunun insanları zaman zaman birbirinden uzaklaştırdığını belirten Kasapoğlu, gönül bağlarının her zaman güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bu gök kubbenin altında hep birlikte yaşıyoruz. Ancak çağın getirmiş olduğu meşgaleler ve iletişim çağında yaşanan iletişimsizlikler var. Ama biliyoruz ki gönlümüz birlikte çarpıyor, yüreklerimiz birlikte atıyor. Bir araya gelemediğimiz zamanlarda bile aramızda bir gönül köprüsü var. Bu köprüyü daha da güçlendirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kasapoğlu, birlik ve beraberliğin daha da güçlendirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini belirterek, "Bizim gönül kapımız her zaman sizlere açık. Hem Ankara’da hem İzmir’de sizlerin hizmetindeyiz. Memleketimiz ve insanlık için bugüne kadar nasıl çalıştıysak bundan sonra da birlikte gayret etmeye devam edeceğiz. Rabbim Ramazan Bayramı’na hep birlikte ulaşmayı nasip etsin" dedi. Programın sonunda Kasapoğlu, vatandaşlarla sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. Kasapoğlu, iletilen konularla yakından ilgileneceklerini ve hemşehrileriyle iletişim halinde kalacaklarını ifade etti.
10 Mart 2026 Salı - 14:02 Bayındır Sosyal Yardımlaşma Vakfı, çalışma performansı ile İzmir’de birinci oldu Bayındır Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Türkiye genelinde yapılan performans değerlendirmesinde önemli bir başarıya imza attı. "Türkiye Geneli SYD Vakıf Karnesi" sonuçlarına göre Bayındır SYDV, İzmir genelinde 1. sırada yer aldı. Değerlendirme; Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi (BSYBS), İş Zekâsı-Veri Ambarı verileri ve SYD Vakıf Karnesi Anahtar Performans Göstergeleri esas alınarak gerçekleştirildi. Bayındır Kaymakamı Murat Mete, elde edilen başarı dolayısıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı personeli ile vakfın çalışmalarına katkı sağlayan Mütevelli Heyeti üyeleri için bir program düzenledi. Programda, özverili çalışmalarından dolayı vakıf müdürü ve personellere Başarı Belgesi, vakıf faaliyetlerine destek sunan mütevelli heyeti üyelerine ise Teşekkür Belgesi takdim edildi. Programda konuşan Kaymakam Murat Mete, sosyal yardımların ihtiyaç sahiplerine hızlı, etkin ve adil şekilde ulaştırılmasında emeği bulunan tüm vakıf personeline ve mütevelli heyeti üyelerine teşekkür etti. Mete, elde edilen başarının güçlü bir ekip ruhu ve fedakâr çalışmaların sonucu olduğunu vurguladı. Kaymakam Mete ayrıca, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın bundan sonraki süreçte de aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceğine inandığını belirterek tüm personele başarılar diledi.
10 Mart 2026 Salı - 12:38 İzmir’de fahiş fiyat uygulayanlara 9 milyon 500 bin lira ceza İzmir’de yılın 2 ayında yapılan denetimlerde fahiş fiyat uygulayan iş yerlerine toplam 9 milyon 500 bin TL idari para cezası uygulandı. Ticaret Bakanlığı’nın Ramazan ayı boyunca tüketicilerin ve vatandaşların haksız fiyat artışı, stokçuluk ve fiyat etiketi konularında mağduriyet yaşamamaları için 81 ildeki denetimleri aralıksız devam ediyor. İzmir’de de günde ortalama 8 ilçede 10 ekiple her gün düzenli bir şekilde haksız fiyat artışı, fiyat etiketi ve iç ticarete ilişkin tüm mevzuat uyarınca yaygın ve yoğun denetim gerçekleştiriliyor. Tüketicilerin ekonomik çıkarlarını engelleyecek ve fahiş fiyata konu olabilecek eylemlerden dolayı herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılmaması adına gerek temel gıda ürünleri gerekse hızlı tüketim malları olmak üzere birçok sektör yakından izleniyor ve denetleniyor. Ticaret İl Müdürlüğü ekiplerince ürünlerin fiyatlarına haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen işletmeler bakanlığa bildiriliyor ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunca bu işletmelere her bir aykırı eylemi için 1 milyon 806 bin 177 TL’ye varan idari para cezası uygulanıyor. Kentte faaliyet gösteren market, kafeterya, fırın, lokanta ve tüm perakende işletmeler fiyat etiketi mevzuatı kapsamında da aralıksız denetleniyor. Mevzuata aykırılık tespit edilen işletmelere her bir aykırılık için 3 bin 973 TL idari yaptırım uygulanıyor. Yılın ilk 2 ayında 3 bin 500 işletme denetlendi İzmir’de ocak ve şubat aylarında 3 bin 500’ün üzerinde işletmenin yaklaşık 575 bin ürünü haksız fiyat ve fiyat etiketi mevzuatı kapsamında denetlenirken, yaklaşık 9 milyon 500 bin TL idari para cezası uygulandı. Ticaret İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Gerek vatandaşlarımızın huzur ve refahı için gerekse mevzuata uygun bir biçimde ticari faaliyetlerine devam eden işletmelerimizi haksız rekabetten korumak için denetimlerimize aralıksız devam edilmektedir" denildi.
İZVAK’ta İzmir kulüplerinin kent ekonomisine katkısı konuşuldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 12:09 İZVAK’ta İzmir kulüplerinin kent ekonomisine katkısı konuşuldu İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) Danışma Kurulu 2025 Yılı Toplantısı, bu yıl önemli bir gündemle gerçekleştirilerek, "İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi" konulu araştırmanın sonuçları paylaşıldı. İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) Danışma Kurulu 2025 Yılı Toplantısı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar’ın başkanlığında ve İzmir Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde yapıldı. İZVAK ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliği ile hayata geçirilen ve 8 ayda tamamlanan "İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi" konulu araştırmanın sonuçları paylaşıldı. Toplantıya; kulüp başkanları, İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyeleri, İZVAK Danışma Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Berkhan Alptekin, TÜRFAD - Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmir Şube Başkanı Bahri Vreskala, TSYD - Türkiye Spor Yazarları Derneği İzmir Şube Başkanı Ergin Karataş katıldı. Yorgancılar: "Kentler sporla da büyüyor ve güçleniyor" Toplantı başkanlığını yürüten Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar yaptığı açılış konuşmasında: "Kentler yalnızca sanayi, ticaret ve turizmle değil; sporla da büyüyor ve güçleniyor. Barcelona denilince FC Barcelona gelir. Liverpool’un adı, kulübüyle özdeşleşmiştir. Spor kulüpleri artık birer takımın ötesinde, şehrin kimliğini, ekonomisini ve sosyal dokusunu şekillendiren önemli aktörler. Maç günlerinin oluşturduğu ekonomik hareketlilikten gençlere kazandırdığı disipline kadar spor; hem ekonomik bir güç hem de insan sermayesi yatırımı. Şehirlerin marka değerini yükselten en güçlü unsurlardan biri de yine spor kulüpleri. Dolayısıyla spor kulüplerine yapılacak her yatırım, aslında kentin geleceğine, kimliğine ve ekonomisine yapılan bir yatırımdır" dedi. Erten: "Kulüpler kente sadece sportif katkı vermiyor" İzmir’in spor kulüplerinin; kente büyük sosyal ve ekonomik katkı sağladıklarını, kent tanıtımında çok önemli roller üstlendiklerini belirten Erten, "İzmir, köklü spor kültürü ve tarihi kulüpleri ile bu mirası geleceğe taşıyacak bir vizyonu fazlası ile hak ediyor. İZVAK olarak, kulüplerimizin kentsel yaşama katkılarını bilimsel çerçevede görünür kılmak ve daha fazla farkındalık olşuturmak için özel çaba harcıyoruz. İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz ve bugün sizlere sunulacak olan ‘İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi’ araştırması, ‘Futbol ve Futbol Kulüpleri Odaklı Bir Ekonomik Etki Araştırması’ niteliğindedir. Araştırma, kentimizdeki futbol kulüplerinin sadece sportif değil; ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan da ne kadar hayati bir rol üstlendiğini bilimsel verilerle ortaya koymaktadır" diye konuştu. Doğu: "Şehir için 280 -300 milyon Euro boyutunda ekonomik etki" Çalışmanın sunumunu yapan İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burak Doğu, "İzmir kulüpleri, Süper Lig seviyesine ulaştıklarında, şehir için yılda yaklaşık 280 -300 milyon Euro boyutunda ekonomik etki oluşturma potansiyeline sahip olduklarını ölçümledik. Bunun 100 milyon Euro kısmını, şehrin Süper Lig temsilcisi Göztepe Kulübü günümüzde sağlamaktadır. Bu, kulüplerin kent ekonomisine ciddi düzeyde katkı sunma potansiyeline sahip olduklarını gösteriyor" dedi. Sepil: "Çok değerli bir çalışma" Toplantıya katılan Göztepe Kulübü Onursal Başkanı Mehmet Sepil: "Bu tür çalışmaların ne denli zor ve karmaşık olduğunu çok iyi biliyorum. Verdikleri emek için İZVAK Yönetimine ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne teşekkür ederim. Çok değerli bir çalışma olmuş. Stadların artık şehrin en merkezi yerlerinde inşa edilmesi bütün dünyada destekleniyor. Bu çalışma ile bunun doğruluğunu bir kez daha teyid edilmiş oldu. Bu çalışmanın örnek olmasını ve daha da geliştirilmesini diliyorum. Göztepe kulübü, Avrupa’ya gönderdiğimiz sporcularımızdan dolayı artık hizmet ihracatçısı kapsamında değerlendiriliyor. Planladığımız yatırımları yaptığımızda bu kapasitemiz çok daha artacak. Sadece kentimize değil, ülkemize de ekonomik katkı ve tanıtım katkısı sağlıyoruz" ifadelerine yer verdi.
EÜ’de "Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü" kuruldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:50 EÜ’de "Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü" kuruldu Ege Üniversitesi, Türk Dünyası ile olan akademik, kültürel ve bilimsel bağlarını güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü kuruldu. Koordinatörlük; Türk Dünyası ülkeleri ile gerçekleştirilen protokoller, öğrenci ve öğretim üyesi hareketliliği, ortak akademik çalışmalar ve proje iş birliklerinin planlanması gibi konularda faaliyet gösterecek. Koordinatörlüğün kurulması ile Ege Üniversitesinin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda Türk Dünyası ile ilişkilerin daha etkin, sistemli ve sürdürülebilir bir biçimde geliştirilmesi hedefleniyor. Ege Üniversitesinin Orhun Değişim Programına liderlik ettiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Ege Üniversitesi, Orhun sürecinin öncü üniversitesi olarak son 3 yıldır en fazla başvuru alan ve en fazla kabul veren üniversite konumunda bulunuyor. Ege Üniversitesinin akredite, öğrenci odaklı bir araştırma üniversitesi olması, öğrenci ve öğretim üyelerinin akademik çalışma yapmak için üniversitemizi tercih etmelerinde önemli rol oynuyor. Cumhurbaşkanlığı düzeyinde Türk Cumhuriyetleri ile kurulan ilişkilerin en üst düzeyde önemsenmesi, Üniversitemizin bu devletler ile temas kurma isteğini güçlendiriyor. Böylece ilişkilerimiz, akademik ve sosyal anlamda her geçen gün daha da gelişiyor. Türk Dünyasının çeşitli alanlarında faaliyet gösteren üniversitelerle 160 ikili iş birliği protokolüne sahip olan Üniversitemiz, hem Orhun Değişim Programı hem de ikili iş birliği protokolleri kapsamında geçtiğimiz yıl 286 öğrenci hareketliliği ve 306 öğretim üyesi hareketliliği gerçekleştirdi. Ege Üniversitesi olarak bundan sonra da gönül coğrafyamız olan Türk Dünyası ile iş birliğimizi artırmaya devam edeceğiz." dedi. Ege Üniversitesinin Türk Dünyası ile öğrenci ve akademisyen değişimindeki güçlü konumundan bahseden Koordinatör Doç. Dr. Fazıl Özdamar ise "Ege Üniversitesi, 2017 yılında yürürlüğe giren Orhun Değişim Programının ilk günden bu yana doğal üyesidir. 2025-2026 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Orhun Değişim Programı kapsamında Üniversitemizde 40 öğrenci ve 13 öğretim üyesi bulunuyor. Ayrıca ikili iş birliği protokolü çerçevesinde iki öğrenci Üniversitemizde eğitim alıyor. Diğer yandan kısa dönemli ikili iş birliği protokolü hareketliliği ile 32 öğretim üyesi ve 71 öğrenci, Üniversitemize gelerek akademik çalışmalarda bulunuyor. Üniversitemiz; Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından kurulan ve Özbekistan’ın asil; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ise gözlemci üye olduğu Türk Keneşi bünyesinde oluşturulan Türk Üniversiteler Birliğine üye üniversiteler ile iş birliği protokollerinin sayısını her geçen artırıyor. Öte yandan bu birliğe üye üniversitelerden gelen talepler doğrultusunda Orhun Değişim Programı ve ikili iş birliği protokolü ile ilgili bilgi ve tecrübelerini bu üniversitelerle paylaşmaya devam ediyor." diye konuştu.
ABD ile LNG anlaşması, jeopolitik sigorta
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:20 ABD ile LNG anlaşması, jeopolitik sigorta Türkiye, enerji arz güvenliğini güçlendirmek amacıyla ABD kaynaklı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki için 20 yıllık yeni bir anlaşmaya imza attı. ABD ile 20 yıllık enerji iş birliği, maliyet tartışmalarını ve Türkiye’nin enerji sepetinde önemli bir değişimi beraberinde getiriyor. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Emin Selahattin Umdu, yeni LNG anlaşmasının arz kesintilerine karşı jeopolitik sigorta işlevi göreceğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Umdu, Türkiye’nin bu anlaşma ile müzakere gücünün artacağını belirterek, "Türkiye’nin birçok uzun vadeli boru hattı anlaşması, özellikle Rusya ile yapılanlar 2026 civarında sona erecek. ABD ile yapılan bu LNG anlaşması Türkiye’ye yeni kontratlarda daha güçlü pazarlık imkânı verecek. Ayrıca bu anlaşma, Türkiye’nin uzun süredir hedeflediği "bölgesel doğal gaz ticaret merkezi" olma stratejisini de destekliyor" dedi. Anlaşmanın avantajları ve dezavantajları ile ilgili değerlendirme yapan Dr. Öğretim Üyesi Umdu şunları söyledi: "Türkiye 20 yıl boyunca 70 milyar metreküp ABD kaynaklı Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) alacak. Yani yılda ortalama 4 milyar metreküp civarında. Yıllık ortalama 55-60 milyar metreküp talep baz alındığında, bu tek anlaşma Türkiye’nin toplam yıllık doğal gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 6,5 ila yüzde 8’ini karşılayacak. Daha da önemlisi bu çeşitlendirme ve enerji güvenliğinin arttırılmasını sağlayarak başka avantajlarda sunacak. Güvenilir bir kaynaktan yirmi yıl boyunca istikrarlı bir arzı garanti ederek Türkiye’nin uzun vadeli enerji güvenliğini olası jeopolitik aksaklıklara veya arz kesintilerine karşı artırır. Rusya’nın ardından yüzde 20 ile Azerbaycan ve yüzde 15 ile İran geliyor. Olası bir politik krizde gaz aktarımının azalması ülke için kritik kayıplara yol açabilir. Diğer önemli avantaj ise Türkiye’ye sağlayacağı pazarlık gücü. Türkiye’nin uzun vadeli boru hattı sözleşmelerinin birçoğu (Rusya ile yapılan büyük sözleşme gibi) 2026 civarında sona erecek. Bunun gibi büyük, uzun vadeli bir alternatif arzın güvence altına alınması, Türkiye’ye yeni sözleşmelerinde daha uygun fiyatlar ve esnek şartlar müzakere etmek için önemli bir kaldıraç sağlıyor. Bu durumun bir başka yönü de Türkiye’nin bölgesel bir doğal gaz ticaret merkezi olma yönündeki uzun süredir devam eden politikasını desteklemesi. Ancak önemli bir dezavantajı da var. Her zaman daha pahalı olmasa da LNG, boru hattı gazına kıyasla sıvılaştırma (ABD’de) ve yeniden gazlaştırma Türkiye için önemli ek maliyetler içeriyor." Doğalgaz ticaret merkezi Anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ve gelecekteki enerji politikası açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Umdu, "Anlaşma özellikle de Rusya’ya aşırı bağımlılığını sona erdirme politikasının şimdiye kadarki en açık sinyalini veriyor. Bu değişim aynı zamanda piyasanın serbestleşmesini de hızlandırarak ülkeyi katı, eyaletler arası boru hattı anlaşmalarından uzaklaştırıp daha esnek, piyasaya dayalı bir tedarik portföyüne doğru hareket ettiriyor. Bu tedarik kaynaklarını birbirine bağlayacak bir altyapıyı gerektiriyor. Karadeniz sahasındaki yerli üretimin artırılmasının desteklenmesi de bunun bir parçası. Ayrıca Türkiye de kapasite altı çalışan biyogaz tesislerinin verimliliğe göre önceliklendirilerek ve gerekli yatırımlar sağlanarak yerli üretime destek sağlaması da mümkün. Bunun yanında Kuzey Avrupa ülkelerinin yapmakta olduğu gibi yenilenebilir elektrik kullanan ve karbon tutan teknolojilerle doğalgaz üretimine yatırım yapılması bize ithalata karşı bir alternatif sunacaktır" dedi. Yerli üretim umut vadediyor Ülkemizin yerli doğalgaz üretiminin umut vaat ettiğini söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Umdu, "Türkiye’nin Karadeniz’de önemli bir yerli doğal gaz sahası Sakarya da bulunmaktadır. 2024 yılının tamamında 2,3 milyar metreküp üretim yapıldı. 2025 ortası itibarıyla günlük üretim 9,5-10 milyon metreküp (m/gün) civarına yükseldiği biliniyor. Uzun vadeli planları düşünülürse 15 milyar metreküp/yıl üretim ile Sakarya sahası Türkiye’nin mevcut yıllık talebinin yaklaşık yüzde 25-30’unu karşılayabilecektir. Bu, Türkiye’yi kendi kendine yeterli hale getirmese de ithalata bağımlılığı önemli ölçüde azaltacaktır" diye konuştu.
AK Parti’li Saygılı’dan CHP’li Güç’e çöp ve körfez tepkisi
12 Kasım 2025 Çarşamba - 17:52 AK Parti’li Saygılı’dan CHP’li Güç’e çöp ve körfez tepkisi AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, körfez ve çöp sorununda sorumluluğu bakanlığa yükleyen CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’e sert sözlerle yüklenerek, "Bu tablonun sorumlusu CHP’nin çürümüş, beceriksiz yönetim anlayışıdır" ifadelerini kullanırken, AK Parti Çiğli İlçe Başkanı Oktay Özdemir ise, "CHP belediyeciliği Çiğli’yi çöpe, İzmir’i çevre felaketine mahkum etti" ifadelerini kullandı. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün körfez temizliği ve çöp sorununa ilişkin açıklamalarına yanıt veren AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, CHP’nin 26 yıldır İzmir’de yönettiği belediyelerin kenti kronik sorunlarla baş başa bıraktığını belirtti. Saygılı, "Körfez’i kirletenin de temizlemeyenin de İzmir Büyükşehir Belediyesi olduğunu herkes biliyor. İzmir’in sokaklarını çöpe mahkum ettiniz. Biz ise İzmirliyi düşünerek geçici izin sürecinde Harmandalı için gerekli desteği verdik" ifadelerini kullandı. "Engelleniyoruz türküsünü söylemekten vazgeçin" CHP’li yöneticilerin sık sık "engelleniyoruz" söylemini tekrarladığını dile getiren Saygılı, "Kameralar önünde milletin dinlemekten bıktığı ‘engelleniyoruz’ türküsünü söylemekten vazgeçin. İzmirli sizin yüzünüzden esere, projeye, hizmete ve samimiyete hasret kaldı. Kendi sorumluluğunuzu yerine getiremeyip suçu bakanlığa yıkmak, beceriksizliğin üzerini örtme çabasıdır" dedi. "Körfez hala kirli, vaatler hala havada" İzmir’deki çevre sorunlarının sorumlusunun CHP yönetimi olduğunu belirten Saygılı, "İzmir’i yöneten CHP’li başkanlar, her seçimde ‘Körfez’de yüzme’ vaadinde bulundular; ama gerçek tek: Körfez hala kirli, vaatler hala havada. Büyük Kanal Projesi’nde yapılan hatalar, ayrıştırılmayan yağmur suyu ve kanalizasyon hatları, çalışmayan arıtma tesisleri bugün İzmir’in geldiği noktanın en somut örnekleridir" şeklinde konuştu. CHP’li Güç’ün teknik kökenine rağmen bilgi yerine ezberle hareket ettiğini belirten Saygılı, "Sayın Başkan’a küçük bir tavsiye: Önce 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nu bir okusun. Kim hangi görevi üstlenir, hangi hizmet kimin sorumluluğundadır, bir öğrensin ki basının karşısına çıktığında bilgiyle konuşsun" dedi. "İzmir’in çöp sorununu kronik hale getiren sizsiniz" İzmir’in çöp sorununa da değinen Saygılı, "Yamanlar’da 2016’dan bu yana bir arpa boyu yol gidemediniz. İzmir’in sokaklarını çöpe mahkum ettiniz. Biz destek olmaya hazırız ama İzmir Büyükşehir Belediyesi hâlâ tek bir rapor bile sunamadı. Çöp işi belediyenin işidir, bakanlığın çöp topladığı nerede görülmüştür?" ifadelerini kullandı. CHP’li yöneticilerin İzmir’i "bahanelerle yönettiğini" kaydeden Saygılı, "Mesele İzmir’se gerisi teferruattır. Bizim derdimiz suni polemikler değil, İzmir’dir. Gerçeklerle yüzleşin; İzmir’i bahanelerle değil, bilgiyle ve icraatla yönetin" dedi. "CHP belediyeciliği Çiğli’yi çöpe mahkum etti" AK Parti Çiğli İlçe Başkanı Oktay Özdemir de Çiğli Harmandalı Katı Atık Depolama Tesisi’yle ilgili sert açıklamalarda bulunarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ve Çiğli Belediyesi’ni eleştirdi. Harmandalı Çöp Tesisi’nin 1992’de 15 yıllık ömürle kurulduğunu hatırlatan Özdemir, "Tesisin 2007’de kapanması gerekiyordu. Ancak CHP belediyeciliği 18 yıldır kulağının üzerine yattı. Aziz Kocaoğlu döneminde Yamanlar Dağı’nda yeni bir çöp depolama alanı için adımlar atıldı ama orada kaldı. DSİ raporu onaylanalı 10 yıl oldu, ÇED davası kazanıldı ama kamulaştırma bile yapılmadı" dedi. "Bakanlığın iyi niyeti suistimal edildi" Vatandaşların açtığı davalar sonucunda Danıştay tarafından kapatılan Harmandalı tesisinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sadece İzmir’in mağdur olmaması için geçici olarak açık tutulduğunu belirten Özdemir, "Bakanlık iyi niyetle geçici izin verdi ama İzmir Büyükşehir Belediyesi bu iyi niyeti suistimal etti. Bakanlık ikinci kez geçici onay vermek zorunda kaldı" diye konuştu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız arasındaki gerginliğe de değinen Özdemir, "İki başkan adeta birbirlerine sopa gösterir gibi çöp üzerinden kavga ediyor. Kendi aralarındaki çekişmeyi bırakıp İzmir’e yeni bir çöp tesisi kazandırmak için çalışsınlar. İzmir’in çöp sorunu artık ötelenemez, bahanelerle ertelenemez bir hal almıştır" ifadelerini kullandı.
İzmir’de 5 kişinin öldüğü ’Torbalı patlaması’ davasında karar çıktı
12 Kasım 2025 Çarşamba - 16:50 İzmir’de 5 kişinin öldüğü ’Torbalı patlaması’ davasında karar çıktı İzmir’in Torbalı ilçesinde geçtiğimiz yıl 5 kişinin hayatını kaybettiği, 63 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davada mahkeme kararını açıkladı. Tüpü değiştiren işçi 10 yıl 10 ay, işletme sahibi 8 yıl 4 ay hapis cezası alırken, gaz firması yetkilisinin cezası para cezasına çevrildi. 30 Haziran 2024 günü saat 15.00 sıralarında, Torbalı ilçesi Ayrancılar Mahallesi Barış Manço Caddesi’nde şırdan satışı yapılan bir iş yerinde tüp patlaması meydana gelmiş, olayda Ruken Çağur (31), Evin Aslan (36), Birgül Sarsılmaz (44), Havin Ergin (17) ve Dilek Bağ (24) hayatını kaybederken, 63 kişi yaralanmıştı. Patlama çevredeki 10 binada hasara neden olmuş, iş yerinin 6 aydır ruhsatsız olduğu ortaya çıkmıştı. Patlamayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, tüp değiştirdiği öne sürülen M.K. ile Menderes ilçesinde yakalanan işletme sahibi G.K., jandarma tarafından gözaltına alındı. 2 şüpheli, jandarmadaki işlemlerini ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Patlamanın meydana geldiği iş yerinin 6 aydır ruhsatsız olduğu ortaya çıktı. Şüpheliler hakkında Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ’taksirle birden fazla insanın ölümüne ya da yaralanmasına neden olma’ suçundan 15’er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmişti. Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Mustafa K. ile tutuksuz sanıklar Gülden K. ve Osman İ. katıldı. Duruşmada, hayatını kaybedenlerin yakınları ile taraf avukatları da hazır bulundu. Mahkeme başkanı, cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının dosyaya eklendiğini belirtti. Avukatlar mütalaaya karşı savunmalarını sundu. Mağdur ailelerinin avukatı Mustafa Sağ, iş yerinde ruhsat, gaz sensörü ve uygun havalandırma bulunmadığını, sanayi tipi tüpün eğitim ve sertifikası olmayan bir kişi tarafından değiştirildiğini vurgulayarak, "Bu kadar ihmal varken olayı basit taksir olarak değerlendirmek, benzer suçların önünü açar" dedi. Sanık savunmaları alındı İşletme sahibi Gülden K., tüpü değiştiren Mustafa K.’nin aceleci davrandığını iddia ederek, "Olay beni derinden üzüyor. Keşke gerekli kontrolleri yapsaydı. Bizim havalandırmamız vardı, belediyeye de başvurumuz olmuştu. En doğru kararı vereceğinize inanıyorum" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık Mustafa K. ise contasını taktığını ve gerekli kontrolleri yaptığını savunarak, "Günde birkaç defa tüp takıyorum. Hangi tüpün gaz kaçırdığını anlarım. Bağlantımda sorun olsaydı patlama daha önce olurdu. Belgemi alamadım ama tedbirsiz davranmadım" dedi. Sanıklardan Osman İ. ise belediye denetimlerinin yetersiz olduğunu öne sürerek, "Belediye zamanında kapatma işlemi yapsaydı bu olay yaşanmazdı. Bizim servis elemanını denetleme yetkimiz yok" diye konuştu. Mahkeme kararını açıkladı Mahkeme heyeti, sanıklardan Mustafa K.’yi ’taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 10 yıl 10 ay, işletme sahibi Gülden K.’yi ise aynı suçtan 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı. Gülten K. hakkında uygulanan konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin devamına karar verildi. Gaz firması bölge sorumlusu Osman İ.’ye verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası ise 364 bin TL adli para cezasına çevrildi.