Yerel Haberler
İzmir
30 Nisan 2026 Perşembe - 20:59 İzmir’de burun estetiği için ameliyat olan 23 yaşındaki genç kız hayatını kaybetti İzmir’in Çiğli ilçesinde burun estetiği ameliyatı sırasında fenalaşan 23 yaşındaki genç kız, sevk edildiği hastanede günler süren yaşam mücadelesini kaybetti. Kızının acısıyla sarsılan anne Remziye Kanak, "Ameliyat masrafı olarak ödediğim 70 bin lirayı aslında kızımın kefen parası olarak vermişim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim" dedi. Olay, 22 Nisan Çarşamba günü Çiğli ilçesinde bulunan Özel Metropol Hastanesinde meydana geldi. İddiaya göre, burun estetiği ameliyatı olmak için hastaneye yatan Hatice Öncü (23), operasyon sırasında aniden fenalaştı. Durumu bir anda kötüye giden ve uyanamayan genç kız, ilk olarak aynı hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Burada durumu giderek ağırlaşan Öncü, daha sonra ileri tetkik ve tedavi amacıyla tam donanımlı İzmir Şehir Hastanesine sevk edildi. Şehir Hastanesinde günlerce yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren genç kızdan sabah saatlerinde acı haber geldi. Doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen Hatice Öncü, bugün hayatını kaybetti. Vefat haberinin ardından genç kızın cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Evlatlarını kaybetmenin acısını yaşayan aile, ameliyatın gerçekleştiği Özel Metropol Hastanesi ve ilgili doktorlar hakkında savcılığa giderek suç duyurusunda bulunurken, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün de şüpheli ölümle ilgili idari inceleme başlattığı öğrenildi. Genç kızın cenazesinin, yarın öğle namazını müteakip Konak ilçesinde bulunan Çorakkapı Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği belirtildi. "İki defa entübe edilmiş" Kızının burun ameliyatı için girdiği özel hastanede fenalaşıp iki kez entübe edildikten sonra beyin ölümü gerçekleşmiş halde başka bir hastaneye sevk edildiğini belirten anne Remziye Kanak, "Saat 15.00’te olması gereken ameliyata 14.00’te aldılar. Normalde bir buçuk saat sürecek operasyonun ardından kızım uyanmadı. Bizi oyalayarak sürekli yalan söylediler. Narkozu verdiklerinde uyumadığı için ikinci kez narkoz vermişler. Ödem oluştuğunu söyleyip bizi kandırdılar. İki defa entübe edilmiş. Ertesi sabah tomografinin kötü çıktığını söyleyerek bizi Şehir Hastanesine yolladılar. Aslında beyni ölmüş, beyin ölümü gerçekleşmiş halde bizi oraya göndermişler. Sekiz dokuz gün boyunca kızım hiç ayılmadı ve bugün sabah ölüm haberini aldık" şeklinde konuştu. "Kefen parası olarak vermişim" Ameliyat masrafı olarak ödediği 70 bin lirayı aslında kızının kefen parası olarak verdiğini vurgulayan Kanak, "Ben kızımı ne zorluklarla 23 yaşına kadar getirdim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim. Çiğli’deki o özel hastaneden ve ameliyatı yapan doktorlardan şikayetçiyim. Benim ciğerim yandı, başka annelerin ciğeri yanmasın. O hastane kapansın ve bu doktorlar mesleklerini bıraksın. O süreçte bize o kadar zulmedildi ki acıdan fenalaşıp acile gittiğimde benden para istediler, üstümde nakit olmadığı için bir dil altı hapı bile vermediler. Adaletin yerini bulmasını istiyorum" ifadelerini kullandı. "Uzun süre içeride kalması normal değildi" Kızının burun estetiği ameliyatı için büyük bir hevesle ve hiçbir sağlık engeli bulunmadan hastaneye başvurduğunu belirten acılı baba İbrahim Öncü, "Hatice, ameliyat günü sabahı son derece sağlıklıydı, evde şakalaşarak hazırlandı ve o özel hastaneye adeta koşarak gitti. Gerekli tüm tetkikleri ve tahlilleri yapıldı, her şeyin yolunda olduğu bizzat doktorlar tarafından söylendi ve biz de onu dualarla ameliyathaneye uğurladık. Basit bir estetik operasyon olacağı, çok kısa bir süre içinde odasına alınacağı belirtilmişti ancak biz kapıda beklerken saatler ilerledi, diğer hastalar birer birer çıkmasına rağmen Hatice’den bir türlü haber gelmedi. İçimizde tarif edilemez bir korku oluşmaya başladı çünkü sıradan bir işlem için bu kadar uzun süre içeride kalması normal değildi" şeklinde konuştu. "Sapasağlam ellerimle teslim ettiğim hastaneden cansız bedenini çıkardık" Operasyon sırasında yaşanan aksaklıklar neticesinde kızının entübe edilerek sevk edildiği hastanede yaşamını yitirdiğini vurgulayan baba Öncü, "Ameliyatın üzerinden saatler geçtikten sonra doktorlar yanımıza gelerek kızımın bir komplikasyon nedeniyle uyandırılamadığını, durumun ciddiyetini koruduğunu ve mecburen cihazlara bağlandığını haber verdiler. O andan itibaren büyük bir panik ve çaresizlik içine düştük, bulunduğumuz özel hastanenin teknik imkanları yetersiz kaldığı için kızım acilen tam teşekküllü ve daha donanımlı başka bir hastaneye nakledildi. Oradaki yoğun bakım sürecinde hekimlerin tüm çabalarına ve müdahalelerine rağmen ne yazık ki Hatice’nin vefat haberini aldık; evladımı sapasağlam ellerimle teslim ettiğim o hastaneden maalesef cansız bedenini çıkarmak zorunda kaldık." dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 20:06 İzmir’de 7 yaşındaki çocuğu istismar eden sabıkalı sanığa önce ceza sonra tahliye İzmir’in Buca ilçesinde 7 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılanan ve daha önceden de benzer suçlardan sabıkası bulunan şahıs, hapis cezasına çarptırılmasına rağmen tahliye edildi. Olay, 2 Ağustos 2025 tarihinde İzmir’in Buca ilçesi Belenbaşı Mahallesi’nde bulunan bir kafede meydana geldi. İddiaya göre, 7 yaşındaki E.G., annesi Ö.G. tarafından su alması için söz konusu işletmeye gönderildi. İşletmede bulunan S.Ç. (36), küçük kızı "Kasaya gel" diyerek karanlık bir bölüme çağırdı. Çocuğu burada alıkoyarak cinsel istismarda bulunan şüpheli, küçük kıza "Annene söyleme" diyerek baskı kurdu. Olayın ardından korkuyla annesinin yanına koşan küçük E.G.’nin durumu anlatması üzerine aile hemen jandarmaya başvurdu. Kamera kayıtları sanığı yalanladı Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan S.Ç., suçlamaları reddederek çocuğun kendisine sarıldığını iddia etti. Ancak Buca İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından incelenen güvenlik kamerası kayıtları, gerçeği gözler önüne serdi. Görüntülerde, şüpheli S.Ç.’nin küçük kızı karanlık ve dışarıdan görülmeyen bir alana çektiği, yaklaşık 2 dakika sonra küçük kızın bu alandan koşarak uzaklaştığı tespit edildi. Elde edilen deliller ve adli görüşme raporları doğrultusunda S.Ç., 5 Ağustos 2025’te tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hem istismardan hem uyuşturucudan sabıkalı çıktı Hazırlanan iddianamede, sanık S.Ç.’nin ’On İki Yaşından Küçük Mağdurların Cinsel İstismarı’ ve ’Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ suçlarından cezalandırılması talep edildi. Soruşturma aşamasında, S.Ç.’nin daha önceden de çocuk istismarı ve uyuşturucu madde kullanımından sabıka kaydı bulunduğu ortaya çıktı. Mahkemede gözyaşı döktü, tahliye oldu Bugün İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında mahkeme heyeti, savunma yaparken ağlayan ve "Çok pişmanım" dediği öğrenilen tutuklu sanık S.Ç. hakkında ’Çocuğun Cinsel İstismarı’ suçundan 5 yıl hapis cezası verilirken, ’Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ suçundan ise beraat kararı verildi. Mahkeme heyeti, sanığa ceza vermesine rağmen şoke edici bir kararla S.Ç.’nin tahliyesine hükmetti. Duruşmanın ardından sivil toplum kuruluşu temsilcileri, tahliye kararına tepki göstererek, "Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesi’ne itirazlarda bulunacağız. İşimiz sonuna kadar devam edecek" dedi. Ailenin, sabıkalı sanığın tahliyesine itiraz ederek kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıyacakları öğrenildi. Olayla ilgili hukuki süreç devam ediyor.
Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nda Osman Köfüncü dördüncü kez başkan seçildi
11 Ocak 2026 Pazar - 22:13 Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nda Osman Köfüncü dördüncü kez başkan seçildi Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası Genel Kurulunda mevcut başkan Osman Rakıp Köfüncü, dördüncü kez başkanlığa seçildi. Yoğun katılımın dikkat çektiği genel kurulda demokrasi vurgusu öne çıktı. Çakabey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen genel kurula Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkanları ve çok sayıda oda üyesi katıldı. Salonun tamamen dolduğu genel kurulda birlik ve dayanışma mesajları ön plana çıktı. Genel kurulun divan başkanlığını Hulusi Demir yürütürken, divanda Ahmet Birol Aydınhan, Ömer Önal, Levent Baykal ve Deniz Ahilik yer aldı. Toplantıda yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço ve gelir-gider tabloları görüşülerek üyelerin oyuna sunuldu. Tüm raporlar oy birliğiyle kabul edilirken, yönetim ve denetim kurulları ibra edildi. "Bu demokratik kazanımlara sahip çıkmalıyız" Genel kurulda konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, genel kurulların ve seçimlerin demokrasinin temel taşları olduğunu vurguladı. Belediye olarak esnaf odalarıyla uyum içinde çalışmaya önem verdiklerini belirten Denizli, kentsel tasarım rehberi çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Alaçatı’da tamamlanan kentsel tasarım rehberinin ardından Çeşme merkezinde İnkılap Caddesi, Uzun Sokak, Balıkçılar ve Terziler Sokağı’nda uygulamaların başlayacağını ifade eden Denizli, esnafa toplantılara daha fazla katılım çağrısında bulundu. Denizli, belediyenin oda ve STK seçimlerinde tarafsız duruşunu da vurgulayarak, "Kazanan Çeşme olsun, kazanan Çeşme esnafı olsun" dedi. Başkan adayları projelerini anlattı Başkan adaylarından Erman Tınaz, katılımcı, şeffaf ve dayanışmacı bir yönetim anlayışı hedeflediklerini söyledi. Karar süreçlerinde tüm üyelerin söz sahibi olacağı bir yapı oluşturmak istediklerini belirten Tınaz, eğitimler, etkinlikler ve ihtiyaç sahiplerine yönelik destek mekanizmaları kurmayı planladıklarını ifade etti. Diğer aday İbrahim Günen ise esnaflığın kendisi için bir meslekten öte, aileden gelen bir miras olduğunu dile getirdi. Odanın daha çağdaş, erişilebilir ve esnafın yanında olan bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten Günen, online ödeme sistemi, ücretsiz hukuki danışmanlık, meslek gruplarına özel toplantılar ve Çeşme Sanayi Sitesi projesi gibi vaatlerini paylaştı. "Bu teşkilata 20 yılımı verdim" Mevcut başkan Osman Rakıp Köfüncü, görev süresi boyunca oda yönetiminde şeffaflığa ve hesap verebilirliğe büyük önem verdiklerini vurguladı. Oda kaynaklarının titizlikle kullanıldığını belirten Köfüncü, esnafın vergi, SGK, belediye ve diğer kamu kurumlarındaki sorunlarında her zaman yanlarında olduklarını söyledi. Köfüncü, bugüne kadar yapılan çalışmalarla Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın Türkiye genelindeki odalar arasında üst sıralarda yer aldığını ifade ederek, esnaf teşkilatına 20 yılını "namus ve şerefle" verdiğini dile getirdi. Konuşmaların ardından yapılan oylamada 924 geçerli oy kullanıldı. Osman Rakıp Köfüncü 457 oy alırken, Erman Tınaz 351, İbrahim Günen ise 116 oy aldı. Osman Rakıp Köfüncü, başkanlığa dördüncü kez seçilmiş oldu. Yeni yönetim kurulu asil üyeleri Cemil Derici, Önder Soma, Bülent Domatacı, Hakkı Umut Akbaykal, Yıldıray Akkın, Osman Dikmen, Mustafa Meyvacı, Aşkın Dönmez, Mehmet Atasoy, Seyit Ömer Camcı olurken, yedek listede Mustafa Kolay, Erkan Hacıoğlu, Muzaffer Akyel, Handan Yünlü, İsa Ercan, Halil Şen, Fatma Evgin, Çağlar Nas, Ergün Yanık, Ersen Yavuz, Ersen Çakır yer aldı. Denetim kurulu asil listesinde Aynur Süllü, Filiz Kadayıfçı Yılmaz, Sakıp Ünsal yer alırken, yedek listede Ayzen Deniz Aydoğdu, Hasan Öksüz, Tülay Yamaner yer aldı.
Lezzetin şifresi tabakta saklı
11 Ocak 2026 Pazar - 13:13 Lezzetin şifresi tabakta saklı Yemeğin tadını yalnızca kullanılan malzemeler değil tabağın rengi, dokusu, formu ve hatta ağırlığı da etkiliyor. Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Selin Gençtürk’ün yürüttüğü araştırma, gastronomide çoklu duyusal tasarımın yemek deneyimine etkilerini bilimsel olarak ortaya koydu. Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Selin Gençtürk, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü’nden Prof. Efe Türkel ve Yaşar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sanatta Yeterlilik Programı öğrencisi Gözde Ecem Atıcı ile birlikte yürüttüğü çalışmada, Türkiye’nin farklı şehirlerinde füzyon mutfak üzerine çalışan şefler ve seramik tasarımcılarıyla detaylı görüşmeler yaptı. Çalışma, tabakların yalnızca bir sunum nesnesi değil, lezzetin algısında belirleyici bir araç olduğunu kanıtladı. Araştırma, Türkiye’de bu kapsamda yapılan ilk detaylı çalışma olarak dikkat çekerken, gastronomi ve tasarım alanlarına yeni bir perspektif sundu. Bu çalışmanın gastronomi ve tasarım literatürüne yeni bir pencere açtığını söyleyen Doç. Dr. Selin Gençtürk, "Yemek deneyimi artık çoklu duyusal bir tasarım meselesi. Biz bu çalışmayla, tabakların lezzeti bilimsel olarak nasıl değiştirdiğini ortaya koyduk ve gastronomi ile endüstriyel tasarım arasında güçlü bir köprü kurduk" dedi. Tasarım ön planda Farklı kültürlerin birleştiği füzyon mutfakların tüm dünyada yükselişte olduğunu belirten Doç. Dr. Selin Gençtürk, konuyu şöyle özetledi: "Füzyon mutfak, duyusal tasarımı zorunlu kılıyor. Bugün iyi bir yemeği öne çıkaran şey sadece tat değil tabakla, atmosferle ve malzemeyle kurulan bütüncül bir duyusal deneyim. Şefler artık yemeğin estetiğini, dokusunu ve psikolojik etkilerini de tasarlamak zorunda. Araştırma, Türkiye’de ilk kez bu kapsamda yapılan çalışma olma özelliğini taşıyor. Gastronomi alanında artan rekabetin, tasarım odaklı düşünme ve duyusal inovasyonla birleştiğinde nasıl yeni bir değer oluşturduğunu somut sonuçları ortaya koydu." Yemeğin yüzde 30’u tat Araştırmaya katılan şeflerin tamamı, yemeğin algılanan lezzetinin sadece kullanılan teknik ve malzemelerle sınırlı olmadığını belirtti. Katılımcı şeflerden biri, "Yemeğin sadece yüzde 30’u tat, geri kalanı mekân, tabak, ışık ve atmosfer" diyerek tabak tasarımının deneyimdeki gücünü vurguladı. Tabaklar algıyı etkiliyor Araştırmada elde edilen sonuçlara göre beyaz ve yuvarlak tabaklar tatlılık algısını artırırken, siyah tabaklar yemeği daha az tatlı ve daha yoğun hissettiriyor. Çalışma ayrıca mat tabakların sosyal medyada daha estetik bulunduğunu, tabak dokusunun yiyeceğin algılanan kıtırlık ve yumuşaklığını etkilediğini, ağır tabakların ise kalite algısını yükseltmesine rağmen kullanımda en çok servis personelini etkilediğini ortaya koydu.
İzmir’de 60 yıllık ayakkabı ustası teknolojiye karşı direniyor
11 Ocak 2026 Pazar - 12:29 İzmir’de 60 yıllık ayakkabı ustası teknolojiye karşı direniyor İzmir’de yaşayan 76 yaşındaki ayakkabı ustası, 16 yaşında çırak olarak başladığı ayakkabı tamirciliği mesleğini 60 yıldır sürdürüyor. Gelişen teknolojiye ve hızlı tüketim kültürüne rağmen tezgahının başından ayrılmayan usta, unutulmaya yüz tutmuş zanaatın son temsilcileri arasında yer alıyor. İzmir’de henüz 16 yaşındayken çırak olarak girdiği dükkanda yarım asrı deviren 76 yaşındaki Harun Yüksektepe, gelişen teknoloji ve fabrikasyon üretime karşı el emeğiyle direnerek mesleğini icra etmeye devam ediyor. Modern makineler yerine deriyle bütünleşmiş el aletleri, kösele ve çekiç kullanarak çalışan Yüksektepe, hızlı tüketim alışkanlıkları nedeniyle "at-al" kültürünün yaygınlaştığı günümüzde ayakkabıları tamir ederek yeniden kullanıma kazandırıyor. "Biz sadece deri dikmiyoruz, hatıraları yaşatıyoruz" Mesleğini 60 yıldır aynı heyecanla sürdürdüğünü belirten Harun Yüksektepe, dükkanının kendisi için sadece bir iş yeri değil, bir hafıza olduğunu ifade etti. Eski dönemlerde eşyaya verilen kıymete dikkat çeken Yüksektepe, "Eskiden ayakkabı kıymetliydi, insan emeği kutsaldı. Şimdikiler bir yeri sökülünce çöpe atıyor. Biz sadece deri dikmiyoruz, biz hatıraları yaşatıyoruz" dedi. Çırak yetişmiyor Fabrikasyon üretimin yaygınlaşması, malzeme maliyetlerinin artması ve yeni neslin bedensel emek gerektiren işlere ilgi göstermemesi nedeniyle çırak bulmakta zorlandıklarını belirten Yüksektepe, mesleğin geleceği konusundaki endişelerini dile getirdi. Ucuz ve kalitesiz malzemelerden üretilen ayakkabıların tamir edilmek yerine yenisiyle değiştirilmesinin zanaatı olumsuz etkilediğini vurgulayan Yüksektepe, kendisinden sonra dükkanın kapanacak olmasının hüznünü yaşadığını söyledi. "Tek korkum benden sonra bu çekicin sesinin susması" Mesleğin son demlerinde olduklarını ifade eden Yüksektepe, "Bu eller 60 yıl boyunca helal lokma kazandı. Yoruldum mu? Evet. Ama o ayakkabı bittiğinde sahibinin yüzündeki memnuniyeti görmek, tüm yorgunluğumu alıyor. Tek korkum, benden sonra bu çekicin sesinin susması" diye konuştu.
Kasapoğlu: "Gazeteciler sadece haber yapan değil, toplumun hafızasını tutan insanlardır"
11 Ocak 2026 Pazar - 11:39 Kasapoğlu: "Gazeteciler sadece haber yapan değil, toplumun hafızasını tutan insanlardır" İzmir’de faaliyet gösteren yerel basın kuruluşlarıyla bir araya gelen Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı AK Parti İzmir Milletvekili ve Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, "Gazeteciler sadece haber yapan değil, toplumun hafızasını tutan insanlardır. Gazeteciler, toplumun gören gözü, işiten kulağıdır" dedi. Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı AK Parti İzmir Milletvekili ve Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle İzmir’de yerel basın kuruluşlarını ziyaret etti. Ziyaretinde gazetecilik mesleğinin toplumun tüm kesimlerinin gerçeğe ulaşma hakkının teminatı olduğunun atını çizen Kasapoğlu, "Kamuoyunun vicdanını temsil eden, zor zamanlarda daha da kıymetli hale gelen bu mesleği onurla sürdüren yerelden ulusala tüm basın emekçilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü yürekten kutluyorum" diyerek meslek çalışanlarının bu özel gününü tebrik etti. Dr. Kasapoğlu; "Gazetecilik masa başında biten bir iş değildir. Kimi zaman bir deprem enkazının başında, kimi zaman bir adliye koridorunda, kimi zaman da bir köy okulunun bahçesinde, soğukta, sıcakta, gecenin bir vakti ya da sabahın erken saatinde büyük bir sorumlulukla fedakârlık ve hakikat arayışıdır. Hep aynı amaçla: İnsanların ne olup bittiğini doğru şekilde bilmesi için Bu yüzden gazeteciler sadece haber yapan değil, toplumun hafızasını tutan insanlardır. Gazeteciler, toplumun gören gözü, işiten kulağıdır. Son dönemde TBMM’de yürüttüğümüz Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu çalışmalarında da bunu çok net gördük. Sahada yaşananları, ailelerin sesini, engelli vatandaşlarımızın günlük hayatta karşılaştığı görünmez engelleri kamuoyuna taşıyan yine sizler oldunuz. Hem sahadaki hem de toplantılarımızdaki sesimizi ve sözümüzü dijital dünyaya taşıyan, engelli kardeşlerimizin taleplerini gündeme getiren ve hazırladığımız ’erişilebilirlik’ vizyonunu toplumun her kesimine ulaştıran siz değerli gazeteciler, bu hak mücadelesinin en önemli paydaşlarındansınız. ’Engel bireyde değil, kaldırımlardadır’ derken aslında bir zihniyet değişiminden söz ediyoruz. Bu değişimin toplumda karşılık bulabilmesi için de güçlü, özgür ve sorumluluk sahibi bir basına ihtiyacımız var. Sizlerin yaptığı her haber, attığınız her başlık, çektiğiniz her kare bu dönüşümün bir parçası. Bu vesileyle; meslek onurunu her şeyin üzerinde tutan, zor şartlar altında dahi meslek onurunu koruyan, haber verme görevini haktan ve hakikatten ayırmayan tüm basın çalışanlarına teşekkür ediyorum. Görevi başında hayatını kaybeden gazetecilerimizi rahmetle anıyor; kalemini, kamerasını ve mikrofonunu halkın hizmetine sunan herkese sağlık, kolaylık ve başarı diliyorum" ifadelerini kullandı.