Yerel Haberler
İzmir
05 Mayıs 2026 Salı - 12:54 Başkan Özkan’dan iddialara yanıt: "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkındaki hapis cezası kararı sonrası kendilerine yönelik planlı bir itibar suikastı yapıldığını savunarak iddialara yanıt verdi. Sürecin eski başkanın durumu yönetimden gizlemesinden kaynaklandığını vurgulayan Özkan, ortada hiçbir kamu zararı bulunmadığını ve haksız ödenen meblağları faiziyle geri alarak parayı odanın kasasına koyduklarını açıkladı. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkında önceki dönem başkanı Celil Anık’a usulsüz maaş ödendiği ve makam aracı tahsis edildiği iddialarıyla açılan davada verilen 5 aylık hapis (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) cezası kararına ilişkin yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Söz konusu durumun, eski başkanın aldığı cezayı yönetimden saklaması ve uyguladığı mobbing sonucu oluştuğunu ifade eden Özkan, sosyal medyada yürütülen "tutuklandılar" şeklindeki karalama kampanyaları yapıldığını ifade ederek, duruma tepki gösterdi. Yaşanan süreçle ilgili tüm belgeleri kamuoyu ile paylaşan Başkan Erkan Özkan, söz konusu davanın bir zimmet davası olmadığını, ortada bir kamu zararı bulunmadığını ve ödenen meblağların aylar öncesinden faiziyle tahsil edildiğini söyledi. "Planlı bir itibar suikastı düzenleniyor" İzmir Şoförler Odası’nın sivil toplum kuruluşları arasında önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Özkan, "Maalesef geçmiş dönemlerde yaşanılan spekülatif, odamızla ilgili operasyonlara genel kurulumuzu yapmış olmamıza rağmen belirli bir grup tarafından devam ediliyor. Dünden itibaren gerek şahsım, gerek odam, gerekse yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla ilgili olarak sosyal medyada bir itibar suikastı düzenleme, bir algı operasyonu yapılıyor. Kamuoyunda bizim tutuklandığımız, cezaevinde olduğumuz yönünde bir zimmet suçuyla yargılanıp ceza aldığımız hususunda bir haber dolaştırılıyor. Gördüğünüz gibi biz odada görevimizin başındayız. Üyelerimize hizmet etmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Eski başkan aldığı cezayı bizden ve kurumlardan gizledi" Sürecin nasıl geliştiğine dair detayları belgeleriyle aktaran Özkan, dönemin oda başkanının aldığı cezayı kurumlardan sakladığını belirterek, "Geçmiş dönemde görev yapan arkadaşımızın aldığı cezayı 2024 yılı Haziran ayında almasına rağmen odamıza tebliğ ettirmemesi, Ticaret Bakanlığı’ndan, Federasyonumuzdan, üst birliğimizden veya mahkeme aracılığıyla hiçbir tebligat gelmemesi bu sürecin kaynağıdır. Kendisi itirazlarının ve mahkemesinin sürdüğünü belirterek görevine devam etmiş, ardından 17 Ekim 2024 tarihinde ’Kamuoyunda yıprandım, görevi sizlere bırakmak istiyorum’ diyerek kendi özgür iradesiyle istifa dilekçesi sunmuştur. Dönemin ceza aldığı halde bize tebliğ edilmemesinden kaynaklı, bizim bilgimiz dışında sanki göreve devam ediyormuşçasına bize verilen bir istifa dilekçesidir bu" ifadelerini kullandı. "Ahde vefa göstermek istedik, durumu öğrenince maaşları geri aldık" Yönetim kurulunun eski başkana ahde vefa göstermek amacıyla bir danışmanlık-işçi statüsü verdiğini ancak gerçeği müfettişlerden öğrendiklerini aktaran Özkan, şunları kaydetti: "Bizler de uzun yıllar odamızda görev yapması münasebetiyle kendisine ahde vefada bulunmak istedik. Bize herhangi bir hüküm tebligatı yapılmadığı için, 22 Ekim 2024 tarihinde yönetim kurulu kararıyla kendisine bir görevlendirme yapılarak onore edilmek istendi. İstifa dilekçesinin verildiği gün İzmir Esnaf Odaları Birliği’ne de durumu sorduk, onlara da bir tebligat gelmemişti. Ancak Ocak ayında odamıza gelen müfettişlerin bu kişinin hüküm giydiğini belirtmesi üzerine hemen tedbirimizi aldık. Hüküm giydiğini bizden sakladığını fark edip, 15 Ocak 2025 tarihli kararla görevlendirmeyi iptal ettik; maaşları, hizmet aracını durdurduk. Odaya gelmemesini istedik. İşin en önemli kısmı; faizleriyle birlikte bu aldığı görevlendirme maaşlarını, toplamda 213 bin 466 lirayı şahıstan geri tahsil ederek odamızın kasasına koyduk." "Tebligat bize 10 ay sonra ulaştı" Herhangi bir kamu zararı oluşturmadıklarının altını çizen Erkan Özkan, "Ortada bir zarar oluşmasını engelledik. Bize eski başkanın zimmet suçundan hüküm giydiği ile ilgili resmi tebligat ancak 14 Kasım 2025 tarihinde, yani olaydan 10 ay sonra ulaştı. Burada şahsımın veya yönetim kurulumuzun hiçbir kastı söz konusu değildir. Bakanlık müfettişlerinin açtığı davada bize, ’zimmetle suçlanan kişinin buradan maaş alamayacağı’ yönünde bir kusur işlediğimiz bildirildi. Biz tebligat gelmediği için durumun farkında olmadığımızı beyan etmemize rağmen, yerel mahkeme 5 aylık bir hüküm verdi. Sanki biz ceza almışız, zimmetimize para geçirmişiz, odayı zarara uğratmışız gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Altını çamura da atsanız altındır" Verilen 5 aylık hapis kararının yüz kızartıcı bir suç olmadığını ve kararı üst mahkemeye taşıdıklarını açıklayan Özkan, sosyal medyada yalan haber yayanlar hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu. Özkan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla ilgili asılsız haber çıkaran sosyal medya hesapları hakkında odamızın avukatları savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Odanın kurumsal yapısına zarar verecek yorum yapanlar tespit edilerek adli işlemler yapılacaktır. Bizim alnımız açık. Hiçbir şekilde odamızı zarara uğratıcı bir hüküm söz konusu değil ve bu kesinleşmiş bir karar da değil. Altını çamura da atsanız altın altındır. Bu merdiven altı dernekler adı altında odamızı yıpratmaya çalışanların senaryolarıdır." "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" Açıklamalarının sonunda iddiaların bir zimmet suçu gibi yansıtılmasına tepki gösteren Özkan, "Burada bir mal alımı, hizmet alımı, para alışverişi olmayan bir dava süreci var. Geçmiş dönemin başkanının yapmış olduğu mobbingden dolayı odadan saklanmış olan bir hükmün sonucu, kendisine onore etmeye çalışan yönetim kurulu arkadaşlarımızın düştüğü durumu sanki bir zimmet suçu gibi algı oluşturulmasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bizim kimseye verilemeyecek hesabımız yok. Alnımız ak, yüreğimiz pak. Meyve veren ağaç taşlanır misali bizi de taşlamaya devam ediyorlar. Çiğ yemedik karnımız ağrısın diye. Biz işimize devam ediyoruz. İzmir Şoförler Odası her geçen gün daha da güçlenerek esnafımıza hizmet etmeye devam edecektir" diyerek sözlerini tamamladı.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:47 Bengisu Avcı, Don’t Be Prey Belgeseli’nde Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk yüzücü Bengisu Avcı’nın zorlu okyanus geçişleri, Avustralya yapımı Don’t Be Prey isimli belgeselde yer aldı. Belfast’taki gösterime başarılı sporcu da katıldı. Dünyanın en zorlu meydan okuması Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk Bengisu Avcı’nın yedi yıl süren mücadelesi, Avustralyalı Mark Sowerby tarafından hayata geçirilen Don’t Be Prey (Av Olma) isimli belgesel filmde yer aldı. Bengisu Avcı ile birlikte Mark Sowerby, Tim Denyer, Joanne Norman, Jamie Mackay ve Paul Leonard gibi açık su yüzmenin efsane isimlerinin de yaşamlarının anlatıldığı belgeselin yönetmenliğini Jeff Tseng yaptı. Gold Coast Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen Don’t Be Brey’in İrlanda-Belfast’taki prömiyerine İzmirli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı da katıldı. Queens University’deki gösterimde soru-cevap bölümünde de yer alan Bengisu Avcı, "Filmde beş kıta ve dünyanın en acımasız yedi kanalında, Everest kadar tehlikeli, ancak açık sularda gerçekleşen Okyanus Yedilisini aşmak için yola çıkan ve sınırlarını zorlayan kahramanların hikayeleri anlatılıyor. Kafes yok. Dalış kıyafeti yok. Kaçış yok. Sadece insan ve doğa. 3 Ağustos 2018’de Manş Denizi’ni geçişimle başlayan ve tam yedi yıl bir gün süren Ocean’s 7 yolculuğumun özellikle Cebelitarık ve zehirli denizanası teması yaşadığım Molokai parkuru filmde yer aldı. Çanakkale’de tarihi yarımadada çekimler yapılırken henüz Ocean’s 7’yi bitirmemiştim. İrlanda-Belfast’a ise hayallerine kavuşan bir yüzücü olarak gitmek beni çok mutlu etti" dedi. Şu anda Avustralya’da gösterimde olan filmin yakında ülkemizde de seyirciyle buluşması için çalışmalar devam ediyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:33 Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Taksi tutkunu Halil’e Başkan Özkan’dan özel sürpriz
02 Aralık 2025 Salı - 13:54 Taksi tutkunu Halil’e Başkan Özkan’dan özel sürpriz İzmir Bayraklı’daki bir özel eğitim merkezinde eğitim alan otizmli Halil Aziz Kama, taksilere olan tutkusu ile çizdiği resimleri 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına gönderdi. Oda Başkanı Erkan Özkan, bu anlamlı hediyeye kayıtsız kalmayarak Halil’i ziyaret edip özel hediyeler takdim etti. Fanatik Beşiktaş taraftarı da olduğunu söyleyen Halil, Beşiktaş maçına gitmek istediğini söyleyerek Kulüp Başkanı Serdal Adalı’ya jest yapması için çağrıda bulundu. Bayraklı’da faaliyet gösteren bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim alan 19 yaşındaki Halil Aziz Kama, taksilere duyduğu özel ilgiyle çizdiği resimleri, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan’a gönderdi. Merkez kurucusu ve öğretmeni Kamile Çubuk’un mektubuyla birlikte Odaya ulaşan bu anlamlı çalışma, duygu dolu bir ziyaretin kapılarını araladı. Başkan Özkan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle Halil’i okulunda ziyaret ederek özel hediyeler takdim etti. Başkan Özkan, Kama’ya fanatik taraftarı olduğu Beşiktaş’ın lisanslı ürünleri ve formasının yanı sıra maket taksi, yapacağı resimler için resim kağıdı ve boyalar ile kalemler hediye etti. Ziyarette duygu dolu anlar yaşandı. Erkan Özkan: "En büyük engel sevgisizliktir" Ziyaret esnasında açıklama yapan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, Halil’in çizimlerinin kendisini çok duygulandırdığını belirterek şunları söyledi: "Güzel bir şeyler yapmak için hiçbir engel yok. İstediğiniz zaman hayal ederek bir şeyler başlatabilir ve bunu gerçekleştirebilirsiniz. Halil kardeşimiz bunun en güzel örneğini bize gösterdi ve biz çok duygulandık. Bizim odalarımızın sosyal sorumluluk görevleri de bulunuyor. Halil, eğitim sırasında boş zamanlarında otomobil resimleri çiziyor; özellikle taksilere karşı özel bir ilgisi var. 1995-96 yıllarına ait nostaljik taksilerin markalarını hayal ederek resimlerine yansıtıyor ve adeta kendi sergisini oluşturuyor. Bu çalışmalarını, kıymetli öğretmeni Kamile Çubuk’un katkısıyla bir mektup haline getirerek 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle bize ulaştırdı ve çizimlerini armağan etti. Resimlerinin devamını görmekten mutluluk duyacağız ve isterseniz bunları haber merkezimizde küçük bir sergi alanında da sergileyebiliriz. Halil’in Beşiktaş taraftarı olduğunu öğrendik ve ona taraftarı olduğu takımın formasını hediye ettik. Onun çizimleri sayesinde tüm engelli vatandaşlarımıza bir nefes ulaştırdığımızı düşünüyoruz. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü Halil’in aracılığıyla kutluyoruz. En büyük engel sevgisizliktir; sevgimizi her zaman göstermek önemlidir." Beşiktaş Başkanı Adalı’ya seslendi Halil’in bir başka tutkusu olan Beşiktaş sevgisini öğrenen Başkan Özkan, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı’ya jest çağrısında bulundu. Özkan, "Rüzgâr adlı bir öğrencimiz odamıza geldi; kendisi hiperaktif ve lösemi tedavisi gören bir çocuk. Onun da taksilere karşı özel bir ilgisi vardı ve sosyal medya üzerinden beni takip ederek ziyaret etmek istedi. Geldiğinde sohbet ettik ve hangi takımı tuttuğunu sorduk; Fenerbahçeli olduğunu söyledi. O dönemin Fenerbahçe Kulüp Başkanı Ali Koç, bir öğrenciyi İstanbul’a maç izlemeye götürmüştü; benzer bir jesti Halil için de arzu ediyoruz. Halil, Beşiktaş taraftarı ve onu en kısa sürede bir Beşiktaş maçında tribünde görmek bizleri çok mutlu edecektir. Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı’ya sesleniyorum; Halil’in maç izleme hayalini gerçekleştirmesi büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır. Halil’in Beşiktaş sevgisini kendisine iletmek istiyoruz ve bu tür sosyal sorumluluk örneklerinin gençlerimize ilham vereceğine inanıyoruz" dedi. "Her çocuk bir inci olsun" Okul kurucusu ve özel eğitim öğretmeni Kamile Çubuk, Halil’in taksilere olan ilgisinin uzun süredir devam ettiğini belirterek, "Halil otizm spektrum bozukluğu olan bir öğrencimiz. Çizim yeteneği çok güçlü. Taksilere özel bir ilgisi var ve defterlerini taksi resimleriyle dolduruyor. Kurum olarak misyonumuz ‘Herkes bir inci olsun’. Halil’in yaptığı bu çalışmayı bir sosyal deneyime dönüştürdük. Başkanımızın duyarlı yaklaşımı hepimizi çok mutlu etti" dedi. "Oğlumla gurur duyuyorum" Halil’in annesi Tuğba Çiftdemir, "Böyle yetenekli bir evladım olduğu için gurur duyuyorum. Çizimlerine emek veren öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Ziyaretiniz bizi çok mutlu etti. Halil’in başarısının görünür olmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Halil’in fark edilmesini istiyoruz" Baba İbrahim Kama ise, "Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Halil’in yaptıklarıyla gurur duyuyoruz. Yeteneklerinin daha fazla kişiye ulaşmasını istiyoruz" dedi.
Sigaraya karşı ‘elden ele’ mücadele
02 Aralık 2025 Salı - 09:44 Sigaraya karşı ‘elden ele’ mücadele İzmir Ekonomi Üniversitesi, sigara bağımlılığına karşı başlattığı "Elden Ele" çalışmasıyla öğrencilere sigarayı bırakma sürecinde rehberlik ediyor. Kampüs içinde dağıtılan bilgilendirme notları, gençlerin sağlıklı yaşam seçimleri yapmalarını teşvik ediyor. Sigaranın zararlarına karşı gençleri bilinçlendirmek amacıyla kampüs içinde ‘Elden Ele’ adıyla çalışma başlatan İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), erken yaşta bağımlılıktan kurtulmak isteyenlere umut oldu. İlk kez mayıs ayında başlatılan ve belirli aralıklarla devam eden çalışma, son olarak geçtiğimiz hafta içinde gerçekleştirildi ve gün boyunca öğrencilere sigaradan kurtulmak için izlenecek yolu gösteren mesajın yazılı olduğu not dağıtıldı. ‘Tedavi edilebilir’ hastalık Akademisyenler ve öğrenciler, kampüsü dolaşarak sigara içsin ya da içmesin gördükleri kişinin avucuna, "Nikotin bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalıktır. Siz ya da sevdikleriniz bu hastalığa sahipse, bağımlılıktan kurtulmak isterseniz, internet adresimiz üzerinden bize ulaşmanız yeterlidir. Sağlıklı kampüste bir arada yaşamak dileğiyle" yazılı mesaj bıraktı. "150.4 milyar adetle rekor kırdık" İEÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, 6 ay önce başlayan çalışmanın olumlu etki oluşturduğunu ve nikotin bağımlılığından kurtulmak isteyen tüm öğrencilerin kendilerinden yardım alabileceğini ifade etti. Kendilerine başvuran tüm öğrencilere bire bir destek sağladıklarını vurgulayan Prof. Dr. Kılınç, yapılan resmi araştırmalara göre Türkiye’de her 3 kişiden birinin tütün kullandığına dikkat çekti. Tarım Bakanlığı Tütün Alkol Piyasa Daire Başkanlığı kayıtlarına göre 2024 yılında 150,4 milyar adet sigara tüketildiği ve bunun Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir rekor olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kılınç, "Kampüsümüzde sigara kullanımını azaltmak için bir seferberlik başlattık. Gençlerimizin hayatını olumsuz etkileyen, günümüzdeki birçok hastalığın temel sebebi olan sigaraya karşı mücadelemiz kararlılıkla sürecek. Gençlerimiz yeter ki nikotin bağımlılığından kurtulmak istesin, biz her daim yanlarındayız" ifadelerini kullandı. "Sigarayı bırakmak imkansız değil" Prof. Dr. Kılınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üniversite olarak gençlerimizin sağlıklı bir yaşam sürmesini, eğitim yolculuklarında farkındalık sahibi bireyler olarak gelişmelerini temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bu anlayışın bir yansıması olarak hayata geçirdiğimiz ‘Elden Ele’ bilinçlendirme çalışması, kampüs kültürümüzün önemli bir parçası haline geldi. Mayıs ayında başlattığımız ve düzenli aralıklarla sürdürdüğümüz bu uygulama ile öğrencilerimize, sigarayı bırakma sürecinde izleyebilecekleri yol haritasını sade ve anlaşılır bir şekilde aktarmayı hedefledik. Genç yaşta bağımlılık döngüsünden çıkmak, asla imkansız bir durum değil. Aynı zamanda doğru bilginin, destekleyici bir çevrenin ve farkındalık temelli yaklaşımın bu süreçte büyük fark oluşturduğunu da görüyoruz." "Dayanışma ağı oluştu" İEÜ Rektör Yardımcısı ve Sağlıklı Kampüs Yürütücüsü Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner ise, üniversite içinde ihtiyaç duyan gençlere ulaşmak için sağlıklı kampüs komisyonu kurduklarını söyleyerek, "Dağıttığımız bilgilendirme notlarının öğrenciler arasında olumlu bir etkileşim oluşturduğunu, birçok öğrencimizin bu mesajları birbirine aktararak bir dayanışma ağı oluşturduğunu gözlemliyoruz. Bu, gençlerin hem kendileri hem de arkadaşları için daha sağlıklı tercihleri sahiplenme isteğini güçlendiriyor. Bu çalışma; gençlerimize ulaştığımız, onlarda davranış değişikliğini teşvik ettiğimiz ve bağımlılıkla mücadelede umut veren sonuçlar aldığımız önemli adımlardan biridir. Önümüzdeki dönemlerde de öğrencilerimizin ihtiyaçlarına yönelik, katılımcılığı ve farkındalığı esas alan projeler üretmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
EGİAD’dan Belarus pazarına açılan kapı
02 Aralık 2025 Salı - 09:39 EGİAD’dan Belarus pazarına açılan kapı Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Belarus İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle ’Belarus İş ve Yatırım Fırsatları Seminer’ düzenleyerek Türk iş dünyasına Belarus pazarındaki fırsatları tanıttı. Seminerde, Belarus’un stratejik konumu ve yatırım potansiyeli ile Türk şirketleri için yeni iş birlikleri ve ihracat imkanları ele alındı. EGİAD, uluslararası pazarlarda yeni iş birlikleri kurma ve dış ticaret imkanlarını güçlendirme vizyonu doğrultusunda, Belarus İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle ’Belarus İş ve Yatırım Fırsatları Semineri’ gerçekleştirdi. EGİAD merkezinde düzenlenen toplantıya Belarus’tan geniş bir temsilci heyeti katılırken, Türk iş dünyası açısından önemli fırsatlar sunan Belarus pazarına ilişkin kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantı, Belarus İstanbul Başkonsolosu Evgenia Bortkevichte, Belarus Ulusal Pazarlama Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Evgeny Russak, Çin-Belarus Sanayi Parkı Great Stone Genel Müdür Yardımcısı Artur Detkov, Great Stone Yatırım Projeleri Direktörü Viktoria Kruminya, Belarus Yüksek Teknoloji Parkı Uluslararası İşbirliği Dairesi Başkan Yardımcısı Marina Filipyuk, Belarus İstanbul Konsolosu Aliaksandr Vorozin, Belarus İzmir Fahri Konsolosu Murat Yorgancıoğlu ve EGİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Belarus, Avrasya’nın kalbinde yükselen bir pazar Açılış konuşmasını yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Belarus’un konumu, sanayi altyapısı, büyüyen pazar dinamikleri ve yatırımcı dostu politikalarıyla Türk iş dünyası için stratejik fırsatlar sunduğunu vurguladı. Özhelvacı, Belarus’un Avrupa Birliği, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine erişim avantajı sayesinde bölgesel ticarette kritik bir konuma sahip olduğunu belirtti; makine-ekipman, kimya, gıda, tekstil, ahşap ürünleri ve teknoloji gibi sektörlerdeki üretim kapasitesinin Türk şirketleri için geniş iş alanları sunduğunu ifade etti. Türkiye - Belarus ekonomik ilişkilerinin istikrarlı biçimde geliştiğine dikkat çeken Özhelvacı, şu bilgileri paylaştı: "Türkiye ile Belarus arasındaki ilişkiler, 1992’de Türkiye’nin Belarus’u ilk tanıyan ülkelerden biri olmasıyla başlamış ve bugün diplomatik, ticari ve ekonomik açıdan güçlü bir zemine kavuşmuştur. Ticaret hacmimiz 2024 yılında 1,85 milyar dolara ulaşmıştır. İhracatımızda elektrikli makineler, tekstil ürünleri, otomotiv yan sanayi, plastik ve kimyasallar öne çıkarken; ithalatımızda kereste, demir-çelik, kimyasal gübreler ve tekstil lifleri dikkat çekmektedir. Belarus’ta faaliyet gösteren Türk şirketlerinin toplam yatırımları 1,5 milyar dolar düzeyindedir. Türk müteahhitlik firmaları ise 1991’den bu yana Belarus’ta 977,2 milyon dolar değerinde 46 proje üstlenmiştir. Bu göstergeler, iki ülke arasında büyümeye açık ve karşılıklı fırsatlar içeren güçlü bir iş birliği alanı bulunduğunu göstermektedir. Üyelerimizi yeni pazarlara hazırlamak, ihracat kapasitelerini artırmak ve yatırım ağlarını genişletmek EGİAD’ın en temel önceliklerindendir. Belarus, bu anlamda stratejik bir kapı aralamaktadır." EGİAD, üyelerinin küresel rekabet gücünü artırmayı sürdürecek EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel gelişmelerin hızla değiştiği bir dönemde şirketlerin uluslararası pazarlarda doğru zamanda ve doğru ortaklıklarla yer almasının önemine vurgu yaparak, "Sürdürülebilir büyüme ancak küresel ölçekte atılan stratejik adımlarla mümkündür. Belarus pazarını yakından tanımak, fırsatları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek ve doğru ilişkileri kurmak bu nedenle büyük önem taşımaktadır. EGİAD olarak önceliğimiz, genç ve lider iş insanlarımızın şirketlerini uluslararası pazarlara taşıyacak cesareti, bilgiyi ve ilişki ağını güçlendirmektir. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu seminer, üyelerimizin farklı coğrafyalarda yeni iş bağlantıları kurmasına, ihracat kapasitelerini artırmasına, yurt dışı yatırımlarını geliştirmesine ve güvenilir bilgiyle stratejik kararlar almasına katkı sunmak amacıyla kurgulanmıştır. Belarus’un yatırım ortamını, sektörel potansiyelini, iş yapma modellerini ve ticaretin nasıl geliştirilebileceğini en güncel bilgiler ışığında aktarmayı; karşılıklı iş birliklerinin temelini birlikte atmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Teknoloji, sanayi, lojistik ve yatırım alanlarında yeni iş birlikleri gündemde Toplantı sırasında konuşmacılar, Belarus’un yatırım ortamına ilişkin güncel bilgileri detaylı biçimde paylaştı. İmalat, yüksek teknoloji, bilişim, otomotiv yan sanayi, lojistik ve tarım-gıda sektörlerindeki fırsatlar öne çıktı. Belarus’un Avrasya Ekonomik Birliği’ne erişim sunan konumu sayesinde Türk şirketleri için lojistik avantajların güçlendiği vurgulandı. Çin-Belarus Sanayi Parkı Great Stone temsilcileri, parkta sunulan özel teşvikler, vergi avantajları ve bölgenin lojistik konumuyla ilgili kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Belarus Yüksek Teknoloji Parkı yetkilileri ise yazılım, fintech, oyun, yapay zekâ ve AR-GE tabanlı girişimler için ülkede güçlü bir ekosistem bulunduğunu ifade etti. Toplantı boyunca Türkiye ile Belarus arasında ticaretin nasıl geliştirilebileceği, sektörel potansiyeller ve ortak projelere yönelik değerlendirmeler paylaşıldı. EGİAD üyeleri, Belaruslu kurum temsilcileriyle birebir görüşmeler yaparak iş bağlantılarını güçlendirme fırsatı buldu.
Smyrna Tiyatrosu gün yüzüne çıkıyor
02 Aralık 2025 Salı - 09:37 Smyrna Tiyatrosu gün yüzüne çıkıyor İzmir’in merkezinde yer alan Smyrna Antik Kenti, 2007’den bu yana yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserlerle kentin tarihine ışık tutuyor. Smyrna Antik Kenti’nde, 20 bin kişilik kapasitesiyle Efes Antik Tiyatrosu büyüklüğündeki Antik Smyrna Tiyatrosu ve Smyrna Agorası’ndaki Roma dönemi hamamının gymnasium bölümünün gün yüzüne çıkarılması için yoğun bir çaba sarf ediliyor. İzmir kent merkezindeki tarihi aksı ayağa kaldırarak turizme kazandırmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, Prof. Dr. Akın Ersoy’un başkanlığında yürütülen Smyrna Antik Kenti kazılarına destek veriyor. 2025-2027 yılları arasında kazıya toplam 34,5 milyon lira kaynak ayırmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent sınırları içindeki birçok kazı çalışmasına da sponsor olmaya devam ediyor. Büyükşehir, 2025-2027 yılları arasında kazıya toplam 34,5 milyon lira kaynak ayıracak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Antik Smyrna Tiyatrosu ile Smyrna Agorası’ndaki Roma dönemi hamamının gymnasium bölümünü gün yüzüne çıkarmak için yoğun bir çalışma yürüten Prof. Dr. Akın Ersoy’un başkanlığındaki ekibi ziyaret ederek destek mesajı verdi. Prof. Dr. Akın Ersoy, bölgede yaptıkları kazı çalışmaları hakkında Başkan Tugay’a bilgi vererek burada düzenlenecek etkinliklerin alana ilgiyi artıracağını söyledi. Ziyaretçilerin kentin geçmişi ile ilişki kurmalarına aracılık edecek Türkiye’de ilk kez İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2012 yılında devreye alınan "Arkeolojik Kazılar Maddi Destek Programı" aracılığıyla İzmir’de yer alan 16 kazı alanına maddi destek sağlanıyor. Program kapsamında yer alan Antik Smyrna Kenti kazılarında çalışmalar günümüzde büyük oranda Roma Tiyatrosu’nun ortaya çıkarılmasına odaklandı. Kadifekale’nin kuzey yamacında inşa edilmiş olan tiyatro, İzmir Körfezi’ni izleyen bir konuma sahip. Tiyatronun M.Ö. 1. yüzyıldan beri var olduğu biliniyor. Tiyatronun 152 metre çapında üç kademeli bir oturma alanı olduğu biliniyor ve seyirci kapasitesinin yaklaşık 20 bin kişi olduğu düşünülüyor. Destek programı sayesinde bilimsel kazı çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanması ve ziyarete açılması hedefleniyor. Tiyatro alanının kent ile ilişkisinin kurulması ve bağlantılarının güçlendirilmesi amacıyla çevre sokaklarda sağlıklaştırma projeleri hazırlanıyor. Tiyatro ve Kadifekale arasında kalan bölge bir Arkeoloji ve Tarih Parkı olarak dönüşecek. Bu alanlar çeşitli düzenlemeler ve etkinlikler aracılığıyla ziyaretçilerin kentin geçmişi ile ilişki kurmalarına aracılık edecek.
Urla’da şap karantinası: Hayvan hareketleri durduruldu
01 Aralık 2025 Pazartesi - 20:46 Urla’da şap karantinası: Hayvan hareketleri durduruldu İzmir’in Seferihisar ilçesinde bir büyükbaş hayvancılık işletmesinde 18 Kasım’da şap hastalığı tespit edilmesinin ardından Urla İlçe Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu bölgesel karantina kararı aldı. 5996 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler kapsamında alınan tedbirler hızla uygulamaya konuldu. Seferihisar ilçesi Hıdırlık Mahallesi’ndeki hayvancılık işletmesinde tespit edilen şap hastalığı sonrası alınan kararla Urla’nın Bademler ve Kuşçular mahallelerinde hayvan hareketleri durdurularak, çift tırnaklı hayvanların alım-satımı ve işletmeler arası nakli yasaklandı. Urla İlçe Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu’nun kararı ile bölgedeki hayvanlarda şap aşılaması yapılacak, ortak mera kullanımı ise karantina kaldırılana kadar engellenecek. Acil kesimlik hayvanlar yalnızca veteriner hekim gözetiminde mezbahaya sevk edilebilecek. Ayrıca nakil araçlarının çıkışta yıkanarak dezenfekte edilmesi zorunlu olacak. Gözetim bölgesine çoban, celep ve kasap gibi hayvan ticaretiyle uğraşan kişilerin giriş-çıkışları sıkı kontrol altına alınacak, bölgede büyükbaş ve küçükbaş hayvan pazarı kurulmasına izin verilmeyecek. Hayvan sahiplerine temizlik, dezenfeksiyon ve biyogüvenlik tedbirleri hatırlatılırken, şap belirtisi görülen hayvanların İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bildirilmesi istendi. Ölen hayvanların üzerine kireç dökülerek gömülmesi zorunlu kılındı. Gözetim bölgesinde çiğ olarak tüketime sunulması yasaklanan sütlerin ise, yalnızca UHT veya HTST işleminden sonra çıkışına izin verilecek. Kararlara aykırı davrananlara ilgili kanunlar çerçevesinde idari para cezaları uygulanacak. Komisyon kararının uygulanması için belediye, jandarma, emniyet ve diğer kurumlara resmi bilgilendirme yapıldı.
TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Kasapoğlu: "Bölge toplantılarımızın temel amacı, geniş çerçeveden bakarak yerelin ayrıntısını tespit etmek"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 18:14 TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Kasapoğlu: "Bölge toplantılarımızın temel amacı, geniş çerçeveden bakarak yerelin ayrıntısını tespit etmek" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, engellilerle ilgili çalışmanın 86 milyonun konusu olduğunu belirterek, "Ege Bölgesi bize ayrı bir fotoğraf sunuyor. Şehirlerin sosyoekonomik yapısı birbirine benziyor gibi görünse de engelli bireylerin karşılaştığı sorunlar il bazında farklılık arz edebiliyor. Bölge toplantılarımızın temel amacı, geniş çerçeveden bakarak yerelin ayrıntısını tespit etmek" dedi. TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nun Ege Bölgesi İstişare Toplantısı İzmir’de gerçekleştirildi. Komisyon üyeleri, toplantı öncesi tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda engelli esnafları ziyaret ederek, taleplerini dinledi. Toplantıda konuşan Komisyon Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Bölge toplantılarına Karadeniz’de başladık, 11 il bir araya geldi. Kahramanmaraş’ta deprem bölgesinde 11 il bazlı bir toplantı gerçekleştirdik. Şimdi İzmir’de Ege Bölgemizi 8 ilimizden katılımla bir araya getiriyoruz. Bu toplantılar komisyonumuz için son derece kıymetli, aydınlatıcı. Bölge istişare toplantılarını, komisyon çalışmalarımızın omurgasını oluşturan yerinden dinleme mekanizmasının en önemli aşamalarından biri olarak görüyoruz. Çünkü inanıyoruz ki engelli bireylerimizin hayatını etkileyen isabetli kararlar sadece toplantı masalarında değil, sokakta, okulda, çarşıda, iş yerinde, evde karşılığı olan tecrübelerden doğar" dedi. "Engelli bireylerin karşılaştığı sorunlar il bazında farklılık arz edebiliyor" TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu olarak bugüne kadar 200’e yakın sivil toplum kuruluşu ile doğrudan temas kurduklarını aktaran Kasapoğlu, "Raporlar topladık, düşünce ve öneriler aldık. Odak grup görüşmeleri yaptık. Gayriresmi ve resmi buluşmalar düzenledik. Aileleri, akademiyi, kamu kurumlarını, öğretmenleri, uzmanları dinledik. Gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda engelli bireylerimize ilişkin kurulan her bir cümleyi çok değerli, her birini veri olarak not ediyoruz. Ege Bölgesi ise bize ayrı bir fotoğraf sunuyor. Şehirlerin sosyoekonomik yapısı birbirine benziyor gibi görünse de, engelli bireylerin karşılaştığı sorunlar il bazında farklılık arz edebiliyor. Bölge toplantılarımızın temel amacı, geniş çerçeveden bakarak yerelin ayrıntısını tespit etmek. Bir ilde çok iyi işleyen bir uygulamanın başka bir ilde hiç karşılanamamış bir ihtiyaç olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Toplantıda dört ana başlık üzerinde duracağız. Her biri engelli bireylerimizin hayatına direkt dokunan alanlar. İlk başlığımız erişilebilirlik. Ege Bölgesi’nde şehir merkezleriyle ilçeler arasında büyük mesafeler var. Kaldırımların niteliği, toplu taşıma, kamu binaları, sosyal yaşam alanları, belediye hizmetlerine erişim. Bunların her biri bir engelli birey için var olabilmek ile dışarıda kalmak arasındaki çizgiyi ifade ediyor. Biz o çizginin ortadan kalkması için sizlerle bir aradayız. Çünkü erişilebilirlik bir hak meselesi. Bu hakka dair tespitlerinizi dinleyeceğiz" diye konuştu. "Ege Bölgesi yoğun bir istihdam barındırıyor" İkinci başlığın eğitim olduğunu ifade eden Kasapoğlu, "Özel eğitimden kaynaştırma süreçlerine kadar geniş bir alanda sahadan gelen verileri değerlendirmek istiyoruz. Ege Bölgesi’nde ciddi bir nüfus hareketliliği var. Yazlık bölgelerde nüfus bir anda artıyor, bazı ilçeler kışın çok sakin. Bu durumun özel eğitim hizmetlerinin sürekliliğini nasıl etkilediğini, ailelerin hangi alanlarda sıkıntılar yaşadığını sizden duymak istiyoruz. Üçüncü başlığımız ise istihdam. Komisyonun kurulduğu günden bu yana en fazla veri aldığımız alanlardan biri. Doğru yerleştirme, makul düzenlemeler, kota uygulamalarının sahadaki karşılığı, geçiş süreçleri gibi konular çalışma alanımız içerisinde. Ege Bölgesi, tarım, sanayi, turizm ve hizmet sektöründe yoğun bir istihdam barındırıyor. Bu sektörlerde engelli istihdamını konuşacağız. Ayrıca evden çalışma, dijital iş modelleri gibi yeni imkanların bölgeye nasıl uyarlanabileceğini de değerlendireceğiz" dedi. "Komisyon raporumuzun arşivde tozlanmasına asla izin vermeyeceğiz" Dördüncü başlığın sosyal destek ve bağımsız yaşam olduğunu belirten Kasapoğlu, "Temel amacımız bağımsız yaşamı en güçlü şekilde var etmek. Bireylerimizin her türlü imkana bağımsız şekilde erişimini mümkün kılmak. Yaşam, pek çok parametreyi içinde barındıran bütünleşik bir alan. Engelli bireyler için de bunun böyle olduğunu bilerek hareket etmek zorundayız. Ulaşım, barınma, sosyal hayat, psikososyal destek, sağlık, bütün bu alanlar birbirine bağlıdır. Bu toplantıda özellikle bağımsız yaşam becerilerinin desteklenmesine yönelik önerilerinizi dinlemek istiyoruz. Çünkü bir bireyin kendi hayatının öznesi olabilmesi, bizim engellilik politikalarının en temel amacıdır. Komisyon raporumuzun sadece bir dosya olmasına ve arşivde tozlanmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu rapor, sahadan doğacak. Odak grup görüşmelerinden, bölge istişare toplantılarından, sivil toplum kuruluşlarından, ailelerden ve uzmanlardan gelen tüm öneriler raporda bir araya getirilecek. Yöntemimiz net; dinlemek, konuşmak, anlamak, sınıflandırmak ve hep birlikte çözüme odaklanmak. Bölgesel toplantıların bize kazandırdığı en önemli şey çeşitliliktir. Karadeniz’de coğrafi şartlar kaynaklı bir sorun ağı vardı. Kahramanmaraş’ta deprem sonrası engellilik ağırlıklıydı. Ege’de ise özellikle erişilebilirlik, istihdam ve eğitim süreçlerinin detaylarını görmeye çalışacağız. Bu çeşitlilik raporumuzu güçlendirecek. Çünkü Türkiye’nin her bölgesindeki tabloyu gerçek haliyle görmemizi sağlıyor" şeklinde konuştu. Bu çalışmanın 86 milyonun konusu ve partiler üstü bir konu olduğunu kaydeden Kasapoğlu, sözlerini şöyle noktaladı: "Engelli bireylerin hayatına dokunan hiçbir konuyu polemik malzemesi yapmayız ve buna da izin vermeyiz. Tüm komisyon üyeleri olarak bu bilinçteyiz. Buradaki hedefimiz bu ülkenin her bir vatandaşının fırsat eşitliği içinde yaşamına devam etmesi. Engelli bireylere yönelik toplumuzda var olan farkındalığı artırmaktır. Kapsayıcı bir Türkiye vizyonunu güçlendirmektir. Bugün burada konuşacağınız her cümle, hazırlayacağımız çalışmamızın bir parçası olacak." İzmir nüfusunun yaklaşık yüzde 6’sı engelli İzmir Valisi Süleyman Elban ise, "İlimiz 4 milyon 479 bin nüfusa sahip, bunun yüzde 5.88’i yani 260 bin vatandaşımız engelli. Milli Eğitim Bakanlığımıza bağlı okullarımızda da 30 bin 627 yavrumuz özel eğitimden yararlanıyor. Aile Sosyal Politikalar kurumumuz bünyesinde engellilerimizle ilgili, barınmayla ilgili iki tesisimiz yüzde 100’e yakın dolulukla hizmet veriyor. Engellilik bir kader değil. Herkes doğuştan da engelli doğmayabilir. Dolayısıyla engel olmadığını düşünen herkes de bir gün engelli olabilir. Ben de dahil herkes engelli adayı. Bunun için de engellilere yapılan yardımı sadece şu anda mevcut engellilere yapılmış bir yatırım ya da çalışma değil, toplumun tamamına potansiyel olarak yapılmış bir çalışma olarak görüyor ve bu bilinçle hareket ediyoruz" diye konuştu. Toplantıda katılımcıların talep ve önerileri tek tek dinlendi. Programın ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Ege illeri bugün İzmir’in ev sahipliğinde bir araya gelirken, dün Manisa’daydık ve organize sanayi bölgesindeki örnek uygulamalardan biri olan Zeki Yaşam Merkezi’ni inceledik. Özel sektörün dayanışma içinde elini taşın altına koyarak ortaya koyduğu başarılı çalışmayı yerinde gördük ve kendilerine tebriklerimizi iletiyoruz. Amacımız iyi uygulamaları çoğaltmak olduğu için yerel yönetimlerle, sivil toplumla ve özel sektörle bu iletişimi en güçlü şekilde kurduğumuzu görüyoruz. Bu toplantılar, erişilebilirliği sağlama ve iletişimi güçlendirme açısından bize çok özel imkanlar sunuyor. İzmir’e sıcak ve güçlü ev sahipliği için teşekkür ediyor, komisyonumuzun sahadaki ve parlamentodaki çalışmalarıyla kamu, özel sektör ve sivil toplum işbirliği sayesinde mevcut sorunların çözümüne, geliştirilebilecek konulara ve engelsiz vizyona büyük katkılar sağlayacağına inanıyoruz" dedi. İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenen toplantıya İzmir Valisi Süleyman Elban, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve üyeler; Jülide Sarıeroğlu, Ayşe Keşir, Erol Keleş, Elif Esen, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Latif Selvi, Mehmet Ali Cevheri ve Ali Karaoba katıldı. Aydın, Afyonkarahisar, Denizli, Kütahya, Manisa, Muğla ve Uşak illerinden ilgili kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar da toplantıda yer aldı.
SOCAR Energy School 4’üncü döneminin açılış töreni ve ilk dersi Aliağa’da gerçekleşti
01 Aralık 2025 Pazartesi - 14:03 SOCAR Energy School 4’üncü döneminin açılış töreni ve ilk dersi Aliağa’da gerçekleşti SOCAR Türkiye ve Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) iş birliğiyle düzenlenen SOCAR Energy School sertifika programının dördüncü döneminin açılış töreni ve ilk dersi, SOCAR Türkiye’nin Aliağa’daki tesislerinde gerçekleşti. Türkiye’nin en büyük entegre endüstri gruplarından biri olan SOCAR Türkiye’nin Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) ile birlikte hayata geçirdiği bu prestijli program, 29 Kasım’da düzenlenen törenle başladı. Bu yıl programa kabul edilen 74 katılımcının yer aldığı açılışta SOCAR Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Başkanı Mikayil Yusifov ile Sabancı Üniversitesi Araştırmadan Sorumlu Rektör Yardımcısı Mehmet Yıldız katılımcılara hitap etti. Açılış konuşmalarında enerji sektörünün gelişimi, sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm ve eğitim programının sektöre sağladığı katkılar üzerine değerlendirmeler paylaşıldı. Konuşmaların ardından katılımcılar, SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya tesislerinde düzenlenen saha gezisine katılarak üretim süreçlerini yerinde gözlemleme fırsatı buldu. Teknik ekipler tarafından yapılan bilgilendirmeler sayesinde katılımcılar rafineri ve petrokimya operasyonlarına ilişkin detaylı bilgi edindi. SOCAR Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Başkanı Mikayil Yusifov, "SOCAR Energy School’un dördüncü dönemine başlamanın gururunu yaşıyoruz. Her yıl artan ilgi, programın hem sektörde hem de profesyoneller arasında önemli bir konuma sahip olduğunu gösteriyor. Bu dönemde de katılımcıların enerji sektörünün geleceğine dair geniş bir perspektif kazanarak hem kendilerine hem de sektörümüze değer katacaklarına inanıyorum" dedi. Sabancı Üniversitesi Araştırmadan Sorumlu Rektör Yardımcısı Mehmet Yıldız ise yaptığı konuşmada, "SOCAR Energy School, Sabancı Üniversitesi’nin ‘birlikte yapma ve birlikte üretme’ vizyonuyla birebir örtüşen uzun soluklu ve stratejik bir iş birliği. Enerji sektörü hem Türkiye hem Azerbaycan için kritik önemde ve bu alanın geleceği yalnızca teknolojiyle değil, yüksek nitelikli insan kaynağının bilgi paylaşımıyla şekilleniyor. Bu program; iki güçlü kurumun bir araya gelmesiyle ortaya çıkan, sektöre gerçek anlamda değer katan örnek bir model oluşturuyor. Umuyorum ki bu dönem de katılımcılarımız için sadece yoğun ve verimli değil, aynı zamanda değerli ilişkiler ve güçlü bir network sağlayan bir süreç olur" ifadelerini kullandı. SOCAR Energy School, enerji sektörünün farklı kademelerinde görev yapan profesyonelleri bir araya getirerek hem teorik hem de uygulamalı kapsamda güçlü bir eğitim platformu sunmayı sürdürüyor. Program, önümüzdeki dönemde ulusal ve uluslararası uzmanların katkılarıyla çeşitli dersler ve oturumlarla devam edecek.