Yerel Haberler
İzmir
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:30 İzmir’de 15 Temmuz manşetleri bir kez daha atıldı Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nde öğrenciler, toplumsal hafızanın medyadaki yeri ve etik habercilik anlayışı üzerine uygulamalı eğitim aldı. Atölye kapsamında katılımcılar, 15 Temmuz sürecinde atılan manşetleri inceleyerek habercilik dili, kamu sorumluluğu ve medya etiği konularında deneyim kazandı. Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi (EÜ) iş birliğinde, EÜ İletişim Fakültesi’nde "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" etkinliği "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" sloganıyla düzenlendi. Atölyenin açılış programına BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Bilgehan Gültekin, gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gün boyunca devam eden oturumlarda öğrenciler, 15 Temmuz sürecinde medyanın rolü, toplumsal hafıza ve etik habercilik konularında uygulamalı eğitim alma fırsatı buldu. Atölye çalışmalarını başarıyla tamamlayan katılımcılara ise program sonunda sertifikaları takdim edilecek. "15 Temmuz, eşsiz bir direnişin adıdır" BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, açılış konuşmasına BİK Genel Müdürü Abdülkadir Çay’ın mesajını okuyarak başladı. Gençlerin Türk basınının geleceğini şekillendirecek güçlü kalemler olduğunu vurgulayan Başeğmez, "15 Temmuz; bir milletin çıplak elleriyle tankları durdurduğu, tarihin akışını değiştirdiği eşsiz bir direnişin adıdır. Gazetecilik ise böylesine kritik anlarda toplumun vicdanı ve hafızası olma sorumluluğunu taşır. Kaosun içinden hakikati ayıklamak ve dezenformasyon dalgalarına karşı bir dalgakıran olmak, bu mesleğin en temel vazifelerindendir. Atölye çalışmalarımız; sizlere yalnızca habercilik becerileri kazandırmayı değil, aynı zamanda mesleki duruşu, etik anlayışı ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirmeyi de hedeflemiştir. ‘O gece siz olsaydınız nasıl bir manşet atardınız?’ sorusu, aslında her birinizin gazetecilik kimliğine tutulmuş bir aynadır. Bizler, sizlerin demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan ve hakikatten başka rehberi olmayan gazeteciler olarak yetişeceğinize yürekten inanıyoruz." ifadelerini kullandı. BİK bünyesinde İletişim Fakültesi öğrencilerine yönelik kapsamlı bir staj programını hayata geçirdiklerini belirten Başeğmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kurumumuzun internet sitesi üzerinden 15 Mayıs 2026 tarihine kadar başvurulabilecek olan bu staj programının, sektör ile akademi arasında güçlü bir köprü kuracağına inanıyoruz. Geleceğin gazetecileri olan siz değerli gençlerin, bu önemli fırsatı mutlaka değerlendirmesini arzu ediyorum." "İnsan, Türk bayrağı için ölür" Bilgehan Gültekin, toplumsal hafızanın büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini vurgulayarak, "Bunu nesiller geçtikçe anlatmalıyız. Belki bunlar 10-15 yıl sonra yazılacak siyaset ve demokrasi kitaplarında tarihin en büyük demokrasi zaferlerinden biri olarak yer alacak. 15 Temmuz, halkın büyük bir milli irade zaferidir. Bunu gelecek nesillere aktarmak gerekiyor. Toplumsal hafızayı canlı tutmak ise iletişimcilerin görevidir. İnsan, Türk bayrağı için ölür; ben de hiç düşünmeden ölürüm. Dolayısıyla 15 Temmuz’da yaşadıklarımız, tanklara karşı verilen bir demokrasi ve milli irade zaferidir. Bizler de iletişimciler olarak bu milli duruşu göstermeliyiz. Bu nedenle etkinliği son derece kıymetli buluyorum" ifadelerini kullandı. "Gazetelerde birlik ve beraberlik ruhu görüldü" 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin netleşmesiyle birlikte Türk medyasının tavrının özellikle internet siteleri ve sosyal medya üzerinden açık şekilde görüldüğünü belirten gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş, o geceyi en iyi anlatan kavramın "kenetlenmek" olduğunu söyledi. Kızıltaş, geçmiş darbelerde medyanın bazı kesimlerinin darbecilere destek verdiğini hatırlatarak, "15 Temmuz’da ise sağından soluna Türkiye’deki medya; yazılı basını, televizyonu, internet medyası ve sosyal medyasıyla büyük ölçüde ortak bir duruş sergiledi. Milletin gösterdiği direnişe medya da eşlik etti. Ertesi gün atılan gazete manşetlerinde de bu birlik ve beraberlik ruhu açıkça görüldü" ifadelerini kullandı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:53 İzmir’de 15 Temmuz manşetleri bir kez daha atıldı Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nde öğrenciler, toplumsal hafızanın medyadaki yeri ve etik habercilik anlayışı üzerine uygulamalı eğitim aldı. Atölye kapsamında katılımcılar, 15 Temmuz sürecinde atılan manşetleri inceleyerek habercilik dili, kamu sorumluluğu ve medya etiği konularında deneyim kazandı. Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi (EÜ) iş birliğinde, EÜ İletişim Fakültesi’nde "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" etkinliği "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" sloganıyla düzenlendi. Atölyenin açılış programına BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Bilgehan Gültekin, gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gün boyunca devam eden oturumlarda öğrenciler, 15 Temmuz sürecinde medyanın rolü, toplumsal hafıza ve etik habercilik konularında uygulamalı eğitim alma fırsatı buldu. Atölye çalışmalarını başarıyla tamamlayan katılımcılara ise program sonunda sertifikaları takdim edilecek. "15 Temmuz, eşsiz bir direnişin adıdır" BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, açılış konuşmasına BİK Genel Müdürü Abdülkadir Çay’ın mesajını okuyarak başladı. Gençlerin Türk basınının geleceğini şekillendirecek güçlü kalemler olduğunu vurgulayan Başeğmez, "15 Temmuz; bir milletin çıplak elleriyle tankları durdurduğu, tarihin akışını değiştirdiği eşsiz bir direnişin adıdır. Gazetecilik ise böylesine kritik anlarda toplumun vicdanı ve hafızası olma sorumluluğunu taşır. Kaosun içinden hakikati ayıklamak ve dezenformasyon dalgalarına karşı bir dalgakıran olmak, bu mesleğin en temel vazifelerindendir. Atölye çalışmalarımız; sizlere yalnızca habercilik becerileri kazandırmayı değil, aynı zamanda mesleki duruşu, etik anlayışı ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirmeyi de hedeflemiştir. ‘O gece siz olsaydınız nasıl bir manşet atardınız?’ sorusu, aslında her birinizin gazetecilik kimliğine tutulmuş bir aynadır. Bizler, sizlerin demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan ve hakikatten başka rehberi olmayan gazeteciler olarak yetişeceğinize yürekten inanıyoruz." ifadelerini kullandı. BİK bünyesinde İletişim Fakültesi öğrencilerine yönelik kapsamlı bir staj programını hayata geçirdiklerini belirten Başeğmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kurumumuzun internet sitesi üzerinden 15 Mayıs 2026 tarihine kadar başvurulabilecek olan bu staj programının, sektör ile akademi arasında güçlü bir köprü kuracağına inanıyoruz. Geleceğin gazetecileri olan siz değerli gençlerin, bu önemli fırsatı mutlaka değerlendirmesini arzu ediyorum." "İnsan, Türk bayrağı için ölür" Bilgehan Gültekin, toplumsal hafızanın büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini vurgulayarak, "Bunu nesiller geçtikçe anlatmalıyız. Belki bunlar 10-15 yıl sonra yazılacak siyaset ve demokrasi kitaplarında tarihin en büyük demokrasi zaferlerinden biri olarak yer alacak. 15 Temmuz, halkın büyük bir milli irade zaferidir. Bunu gelecek nesillere aktarmak gerekiyor. Toplumsal hafızayı canlı tutmak ise iletişimcilerin görevidir. İnsan, Türk bayrağı için ölür; ben de hiç düşünmeden ölürüm. Dolayısıyla 15 Temmuz’da yaşadıklarımız, tanklara karşı verilen bir demokrasi ve milli irade zaferidir. Bizler de iletişimciler olarak bu milli duruşu göstermeliyiz. Bu nedenle etkinliği son derece kıymetli buluyorum" ifadelerini kullandı. "Gazetelerde birlik ve beraberlik ruhu görüldü" 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin netleşmesiyle birlikte Türk medyasının tavrının özellikle internet siteleri ve sosyal medya üzerinden açık şekilde görüldüğünü belirten gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş, o geceyi en iyi anlatan kavramın "kenetlenmek" olduğunu söyledi. Kızıltaş, geçmiş darbelerde medyanın bazı kesimlerinin darbecilere destek verdiğini hatırlatarak, "15 Temmuz’da ise sağından soluna Türkiye’deki medya; yazılı basını, televizyonu, internet medyası ve sosyal medyasıyla büyük ölçüde ortak bir duruş sergiledi. Milletin gösterdiği direnişe medya da eşlik etti. Ertesi gün atılan gazete manşetlerinde de bu birlik ve beraberlik ruhu açıkça görüldü" ifadelerini kullandı. (Hİ-
Avrupa’nın zirvesi, 15 yaşındaki Esmira’nın
18 Kasım 2025 Salı - 11:28 Avrupa’nın zirvesi, 15 yaşındaki Esmira’nın İzmir Konak Radikal Anadolu Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi Elif Esmira Özdirim, Yunanistan’daki Avrupa Yıldızlar Tekvando Şampiyonası’nda 59 kiloda tüm rakiplerini geçerek altın madalya kazandı. Henüz 15 yaşındaki genç sporcu, olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil etmeyi ve orada da madalyalar kazanmayı hedeflediğini söyledi. Yunanistan’da düzenlenen Avrupa Yıldızlar Taekwondo Şampiyonası’nda mücadele eden Radikal Konak Anadolu Lisesi öğrencisi Elif Esmira Özdirim, kızlar 59 kiloda tüm rakiplerini geride bırakarak Avrupa şampiyonu oldu. Genç sporcu, zorlu turnuvada çıktığı dört maçın tamamını kazanarak altın madalyaya uzandı. Genç şampiyona, öğrenim gördüğü Radikal Konak Anadolu Lisesi’nde ödül töreni düzenlendi. Törene, Radikal Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Ferhat Arslan, Radikal Konak Anadolu Lisesi Müdürü Mutlu Kara, Müdür Yardımcısı Müge Çakır, Radikal Eğitim Kurumları Kurumsal İletişim Müdürü Şive Karataş ve Rehberlik ve ARGE Koordinatörü Şule Baş katılırken öğrenci arkadaşları Elif Esmira Özdirim’i alkışlarla tebrik etti. Hem okuluna hem de ülkeye gurur yaşatan Elif Esmira Özdirim’e, Radikal Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Ferhat Arslan, Radikal Konak Anadolu Lisesi Müdürü Mutlu Kara plaket ve çiçek takdim etti. "Öğrencimizle gurur duyuyoruz" Radikal Konak Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Müge Çakır, öğrencilerinin başarısından büyük gurur duyduklarını belirterek şunları söyledi: "Çok mutluyuz tabii ki. Öğrencimizle gurur duyuyoruz. Esmira’yla tanışalı yaklaşık 4 ay oldu. Göztepe Spor Kulübü ile yaptığımız iş birliği doğrultusunda yollarımız kesişti. Onu tanımış olduğumuz için çok mutluyuz. İyi ki bu iş birliği olmuş, iyi ki Esmira’yı tanımışız. Ailemizin bir parçası haline geldi. Biz Esmira’yı hem sportif faaliyetleri hem de akademik başarısı anlamında destekleyen bir okuluz. Uzun antrenmanlarda ve çalışmalara katılması gereken günlerde ona özel çalışma programları hazırlıyoruz. Antrenmanlarından kalan zamanlarda akademik başarısını güçlendirmek amacıyla online ve birebir derslere katılma imkanı buluyor. Onun hedefleri ve hayalleri çok büyük. Bu gururu bize yaşattığı için ona çok teşekkür ediyoruz. Azmi ve başarısı tüm öğrencilere örnek olacak nitelikte. Hedefleri ne kadar büyükse bizim ona olan inancımız daha da büyük. Her zaman yanında ve destekçisiyiz." "Radikal Okulları her zaman yanımda" Henüz 15 yaşında olmasına rağmen büyük bir başarıya imza atan Avrupa şampiyonu Elif Esmira Özdirim ise uzun yıllardır bu hedef için çalıştığını ifade etti. Özdirim, "5 senedir, 10 yaşından beri tekvando yapıyorum ve aynı kulüple devam ediyorum. Uzun zamandır Avrupa şampiyonu olmak için çalışıyordum. Antrenörümle birlikte 5 senedir tekvando yapıyorsam bunun 3 senesini Avrupa şampiyonluğu için çalışarak geçirdim. Zorluydu ama motivasyonumu ailem, antrenörüm ve öğretmenlerim sayesinde hiç kaybetmedim. Avrupa’nın birçok ülkesinden yüksek puanlı sporcular geldi. Toplam 4 maç yaparak birinci oldum. En büyük hedefim olimpiyatlar. 2028, 2032 ve 2036 olimpiyatlarında ülkemi temsil ederek madalya almak istiyorum. Okulum ve öğretmenlerim bu süreçte bana çok destek oluyor. Radikal Okulları her zaman yanımda, bu yüzden okulumdan çok mutluyum" dedi. Gözünü olimpiyatlara dikti Genç sporcu, Avrupa şampiyonluğu sonrası gözünü şimdiden olimpiyatlara diktiğini ve madalyalar kazanmak istediğini belirterek çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğini söyledi.
Alzheimer zor bir süreç; anılar silinirken ‘gerçek’ her zaman gerekli mi?
18 Kasım 2025 Salı - 11:20 Alzheimer zor bir süreç; anılar silinirken ‘gerçek’ her zaman gerekli mi? Alzheimer’ın hem hasta hem de bakım veren için zor bir süreç olduğunu aktaran Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Hasan Armağan Uysal, süreci kolaylaştıracak davranışsal yöntemler hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer hastalığı sadece bir bellek hastalığı değil, aynı zamanda davranışsal ve duygusal bir süreçtir. Bu süreçte hem hasta hem de bakım veren büyük bir sınavdan geçer. Doğru iletişim, sabır, duygusal anlayış ve gerektiğinde küçük ‘pembe yalanlar’ bu süreci daha insancıl ve yönetilebilir hale getirir. Hastanın anıları silinirken, bakım verenin gerçeği anlatmaya çalışması hem süreci zorlaştırır hem de hastaya iyi gelmeyebilir" dedi. Alzheimer hastalarına bakım verenler için hayat görüldüğü kadar kolay olmayabiliyor. Söz konusu durumda hastanın ilaç ve tedavi sürecinin yanında bir de bakım verenlerin dikkat etmesi gereken davranışsal durumlar olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, ‘Alzheimer Hastalığında Davranışsal Sorunlar ve Yaklaşım Yöntemleri’ hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer hastalığının ne olduğu, tanı ve tedavi yöntemleri zaten biliniyor; ancak henüz tam anlamıyla tedavi edilebilen bir hastalık değil. Alzheimer hastalığını tamamen durduran ya da iyileştiren bir ilaç henüz bulunmamaktadır; mevcut ilaçlar yalnızca semptomların ilerlemesini yavaşlatmayı amaçlar. Burada önemli olan, bu süreçte hastalara davranışsal olarak nasıl yaklaşılması gerektiğidir. Bu konuda uzun zamandır düşünüyorum. Çünkü ortada gerçekten büyük bir sorun var. Hastalar yüksek dozda ilaçlar kullanmalarına rağmen sorunlar devam ediyor. O halde ne yapılmalı? Bilgi paylaşımı, doğru davranış modelleri geliştirme ve bu modellerle hastadaki olumsuz davranışları azaltma. Hastaneye sadece son bir ayda başvuran hastalarda 73 farklı davranışsal sorun tespit edildi. Ancak başta hasta yakınlarının en çok şikayet ettiği 8 ana başlık altında toplanan davranışsal problemin çözümüne odaklanmak doğru olacaktır" açıklamasını yaptı. Deponuz ne kadar güçlüyse hastalık o kadar hafif geçer Alzheimer hastalığında bilişsel depo kavramı hakkında önemli açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Alzheimer’ın risk faktörlerine bakıldığında, en başta düşük eğitim düzeyinin etkili olduğu görülüyor. Burada "bilişsel depo (cognitive reserve)" kavramı çok önemli. Her insan doğduktan sonra öğrendikleri, okudukları, sosyal ilişkileri, yaptığı işler sayesinde zihinsel bir kütüphane oluşturur. Bu kütüphane beynin deposudur. Örneğin 70 yaşında iki Alzheimer hastası düşünün: Biri iyi eğitim görmüş, sosyal ilişkileri güçlü, sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip. Diğeri ise bu fırsatlara sahip olamamış. Bu iki hastanın klinikteki belirtileri arasında 1’e 10 fark olabilir. Çünkü birinin zihinsel deposu dolu, diğerininki boş. Bu nedenle bilişsel rezervin güçlü olması, hastalığın seyrini hafifletebiliyor" sözlerini kaydetti. Hastaya tek başınıza bakmayın Bakım verenlerin en çok yaptığı hatalardan birinin de hastaya tek başına bakmaya çalışmak olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bakım verenin yükünü hafifletmek için en mantıklı yöntemin ‘Kaşık Teoremi’ olduğunu söyledi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bakım verenler açısından da çok önemli bir durum var. Buna "kaşık teoremi" deniliyor. Bakım veren, her gün kendi enerjisinden bir "kaşık" kadarını hastaya verir. Eğer tüm kaşıklarını aynı anda tüketirse, sonunda hem hasta hem de bakım veren tükenir. Bu nedenle bakım verenin kendine zaman ayırması, yükünü paylaşması çok önemlidir. Bunu yapacak kimse yoksa bir dernek ya da destek grubu bile bu rolü üstlenebilir" dedi. Davranış nedenleri tek bir nedenden kaynaklanmaz Alzheimer hastalarında görülen davranışsal problemlerin kaynağına odaklanan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu problemlerin tek bir nedenden kaynaklanmadığının altını çizdi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "2015’te Tales isimli bir bilim insanı bu durumu bir üçgen modeliyle açıklamıştır. Bu üçgende hasta, bakım veren ve çevre yer alır. Üçgenin dengesi bozulduğunda davranışsal sorunlar ortaya çıkar. Açlık, susuzluk, ağrı, işitme veya görme kaybı gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması; bakım verenin stres, suçluluk, tükenmişlik yaşaması; veya hastayla iletişim eksikliği davranışları olumsuz etkiler. Hastalar çoğu zaman çevrelerini doğru algılayamazlar. Soğuk bir ortamda sıcaklayabilir, sıcak bir yerde üşüyebilirler. Bu nedenle çevrenin hastaya uygun hale getirilmesi çok önemlidir" mesajını verdi. Alzheimer hastası aslında ne demek istiyor? Alzheimer hastalarında en sık görülen ve sorunların çıkmasına neden olan talepleri ele alan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, birinci sırada ‘Eve gitmek istiyorum’ durumunu ele aldı. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bu durumla çok sık karşılaşırız. Hasta kendi evindedir ama "Eve gitmek istiyorum" der. Bu noktada "Burası zaten senin evin" demek işe yaramaz. Bunun yerine şöyle bir yaklaşım gösterebilirsiniz: "Eve mi gitmek istiyorsun? Tamam, senin evin nasıldı, nerede yaşardın?" Böylece konuyu başka bir yöne çekmiş olursunuz. Sonrasında bir nesneye ya da hatıraya yönlendirmek etkili olur: "Senin yatak odanda bir çekmece vardı, içinde sevdiğin bir fotoğraf Gel, onu birlikte bulalım." Aslında "eve gitmek istiyorum" ifadesinin altında aidiyet, güven ve huzur arayışı vardır. Hasta eskiye dönmek, sevdiklerini hatırlamak ister. Bu durumda "pembe yalanlar" kullanılabilir. Örneğin: "Evet, burası senin evin değil haklısın. Ama bu akşam yalnız kalmak istemiyorum, birlikte kalabilir miyiz?"Bu tür duygusal, sıcak yaklaşımlar hastayı sakinleştirir" diye konuştu. Öte yandan Alzheimer hastalarında görülen halisünasyon, delüzyon ve konfabulasyon durumlarına da ışık tutan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Halisünasyon: Hasta olmayan bir şeyi görür veya duyar. "Buradan bir çocuk geçti." der. Bu durumda "Evet, ben de gördüm, gel bakalım nerede?" diyebilirsiniz. Hasta gidip baktığında "Gitmiş galiba" cevabı durumu yumuşatır. Delüzyon: Hasta olmayan olaylara inanır. Bu durumda karşı çıkmak yerine, olayı yumuşatarak sonlandırın. Konfabulasyon: Hasta hatırlayamadığı bir anıyı kendi uydurur. Yanlış olduğunu bilseniz bile düzeltmeyin; bırakın kendi anlatısını tamamlasın. Bu yaklaşımlar, hastada korku, utanç ve öfke duygularını önler ve bağı koparmadan iletişimi sürdürmenizi sağlar" açıklamasını yaptı. Alzheimer hastalarının genellikle aynı soruyu tekrar tekrar sorduğunu hatırlatan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu soruların tekrarlanmasındaki nedenin hastanın aslında ‘Güvende miyim?’ sorusuna cevap araması olduğunu belirtti. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bakış açınızı değiştirirseniz, bu tekrarı kişisel algılamazsınız. Hasta çevreden uyarı almazsa, izole olursa bu tekrarlar artar. Uğraşacağı, ilgileneceği bir şey olduğunda bu davranışlar azalır" mesajını verdi. Hastalara görev verin, oyun oynayın Alzheimer hastalarının çoğu zaman susuz kaldığını fark edemediğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Çünkü su içmek karmaşık bir süreçtir: uygun bardağı bulmak, suyu doldurmak, içmek, bardağı yerine koymak Hastalar bu zinciri tamamlayamaz. Bunu aşmak için; Suyu kişiselleştirilmiş bir bardakta sunabilirsiniz. "Bak sana ne getirdim, bu sefer çay değil, suymuş" gibi ifadeler kullanabilirsiniz. "Bir tadına bak bakalım, nasılmış?" diyerek teşvik edebilirsiniz" dedi. Ayrıca hastalara günlük rutinler oluşturmanın çok önemli olduğunu aktaran Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu durumun hastayı apati durumundan çıkararak daha günlük hayatta yer almasını sağlayacağını aktardı. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, yemek yemeği reddetme durumları için de önerilerde bulunarak, "Hastalar bazen yemek yemek istemez, tabağı fırlatabilir. Bunun nedeni tat ve koku duyusunun bozulması, çatal-kaşığın işlevini unutma veya zehirlenme korkusudur. Bu noktada sofrayı sadeleştirin, her gün aynı saatte yemek yiyin ve birlikte yemek yiyin" dedi. Hastaların kıyafet değiştirmeye direnç göstermesini ve de gece uyanarak dolaşmaları durumlarına da ışık tutan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Hastalar bazen üzerlerini değiştirmek istemezler. Bunun nedeni mahremiyet isteği ya da "teslimiyet hissidir." Çözüm için odayı uygun ısıda ve aydınlıkta tutun. Giysileri sadeleştirin (bir pantolon, bir gömlek, bir çorap). Üzerine etiket koyarak ("gömlek", "çorap") kolaylaştırın. Gece uyanmaları ve dolaşmaları hakkında da şu önlemleri alabilirsiniz. Alzheimer hastalığından dolayı hastaların beynindeki küçülmeye bağlı sirkadiyen ritim bozukluğu olur. Bu da hastalarda gece-gündür dengesini karıştırır. O nedenle Alzheimer hastalarını gündüz aktif olabilmelerini sağlamanızda fayda var. Öte yandan akşam saatlerinde loş ışık ve sakin bir ortam oluşturun. Yanında güvendiği biri olduğunda daha az huzursuz olur" ifadelerini kaydetti.
Başkan Özkan: "Yeniden yargılanıp beraat etmedikçe Celil Anık’ın aday olma şansı yok"
18 Kasım 2025 Salı - 10:58 Başkan Özkan: "Yeniden yargılanıp beraat etmedikçe Celil Anık’ın aday olma şansı yok" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasının 11 Ocak’ta yapılan genel kurulunda, eski başkan Celil Anık’ın tekrar aday olacağı iddiaları üzerine gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkanı Erkan Özkan, eski başkanın zimmet suçundan hüküm giydiğini ve kararın kesinleştiğini belirtti. Özkan, "Eski başkan dört suçlamanın üçünden beraat ederken, zimmet suçundan hüküm giydi ve karar kesinleşti. Esnafta ‘tamamen beraat etti’ algısı oluşturmaya çalışıyor. Yeniden yargılanıp beraat etmedikçe kongrede aday olma şansı yok" dedi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nın genel kurulu öncesinde, Oda Başkanı Erkan Özkan gazetecilere açıklamalarda bulundu. Eski başkan Celil Anık’ın yargılanıp hüküm giydiği dosyaya ilişkin kesinleşmiş karar tebligatının kendilerine ulaştığını aktaran Başkan Özkan, "Basında ve duraklardaki arkadaşlar aracılığıyla eski başkanın ‘beraat ettim, adaylığımı açıklayacağım’ şeklinde spekülatif bir algı oluşturan söylemlerinin dolaştığını duyduk. Biz de esnafı temsil eden bir kurum olarak gerçeği öğrenmek için hukukçularımızla 48 sayfalık bu kesinleşmiş kararı değerlendirdik. Eski başkanın dört ana başlıkta yargılandığı dosyada üç suçlamadan beraat ederken, zimmete para geçirme suçundan hüküm giydi ve karar kesinleşti. Kendisi ise yalnızca beraat ettiği sayfaları gösterip son maddeyi gizleyerek, esnafta ‘tamamen beraat etmiş’ algısı oluşturmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. "Yeniden yargılanıp beraat etmedikçe aday olma şansı yok" Karar tebligatının ardından odanın avukatları ile yapılan değerlendirmede, mevcut kanunlar çerçevesinde eski başkanın aday olmasının mümkün olmadığı ifade eden Özkan, "Eski başkan, daha önce de Balçova’da yaptığı toplantıda benzer açıklamalarla cuma günü adaylığını ilan edeceğini söylemişti; bugün yaşananlar da bunun devamı niteliğinde. Elinde kesinleşmiş mahkeme kararı varken hala ‘Yargıtay’a taşıyacağım’ söylemleriyle algı oluşturmaya çalışması, adaylık önünü açma çabasından başka bir şey değil. Hukukçularımızın ifadesine göre; zimmet ve irtikap gibi suçlardan hüküm giyen kişilerin yeniden yargılanıp beraat etmedikçe aday olma şansı yok. Hatta 2029’da bitecek olan 5 yıllık süresinin ardından bile yeniden yargılanma ile beraat etmediği takdirde, kamu görevlerinden ömür boyu mahrumiyeti devam edecek" diye ekledi. "Kimseye verilmeyecek hesabımız yok" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’na 20 yıl başkanlık yapmış bir kişinin, görev süresi bitmesine rağmen oda üzerinde algı oluşturmaya çalışmasını kamuoyunun ve esnafın takdirine bıraktığını belirten Özkan, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Ben Erkan Özkan olarak ve yönetim kurulu arkadaşlarım olarak, esnafımıza hizmet vermekle mükellefiz ve genel kurula kadar da bu sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Kimseye verilmeyecek hesabımız yok; esnafımız kadirşinastır ve hakkı olana hakkını verecek. Sonuç olarak, söz konusu şahsın mevcut şartlarda aday olma ihtimali yok. Bu bir algı operasyonu ve farklı sorunlarını örtbas etmek için oda genel kurulunu kullanmakta. Tüm esnafımızı bu konuda uyanık ve dikkatli olmaya çağırıyorum."
İzmir’de polis merkezine saldırı soruşturmasında yeni gelişme
18 Kasım 2025 Salı - 10:56 İzmir’de polis merkezine saldırı soruşturmasında yeni gelişme İzmir’de 3 polisin şehit olduğu Balçova Salih İşgören Polis Merkezine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Ebu Hanzala kod isimli Halis Bayancuk, Ebu Haris kod isimli Haris Karadağ, Ebu Ubeyde kod isimli İlyas Aydın hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden, Halis Bayancuk ve Haris Karadağ gözaltına alınırken, İlyas Aydın’ın yurt dışında olduğu tespit edildi. 8 Eylül Pazartesi günü sabah saat 08.30 sıralarında gerçekleşen olayda, Balçova Salih İşgören Polis Merkezine 16 yaşındaki E.B. tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı. Nöbet kulübesi yakınında bulunan polis memuru Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ’ın vücuduna saçmalar isabet ederken, saldırgan kaçmaya başladı. Silah sesini duyan ve polis merkezinin üstünde bulunan lojmanda kaldığı öğrenilen 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir, silahını alarak aşağı indi. Kısa sürede aynı sokakta polis ekiplerince kıstırılan saldırganla polis arasında çıkan çatışmada, Muhsin Aydemir ve sivil bir vatandaş yaralandı. Saldırgan da polis ekiplerince bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirilirken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve Polis Memuru Hasan Akın’ın şehit olduğu belirlendi. Saldırıda yaralanan Polis Memuru Ömer Amilağ ise saldırıdan 23 gün sonra şehit düştü. Murat Dağlı ile sokaktaki bir vatandaş ise tedavilerinin ardından taburcu oldu. Soruşturma kapsamında saldırgan E.B, annesi A.B. ve babası N.B, ’terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme’, ’silahlı terör örgütüne üye olma’, ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ dahil toplam 12 suçtan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Şüphelilerden M.A, K.N, C.T, F.S.A, M.E. ve B.Y ise ’silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan tutuklama talebiyle, T.Y. ve F.Ç’nin de aynı suçtan adli kontrol şartı talebiyle mahkemeye sevkleri yapıldı. Saldırgan, babası N.B. ile M.A, K.N, C.T, F.S.A. ve M.E. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, saldırganın annesi A.B ile T.Y, B.Y ve F.Ç. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ebu Hanzala, Ebu Haris ve Ebu Ubeyde gözaltında Soruşturma çerçevesinde ’Ebu Hanzala’ kod adlı Halis Bayancuk, ’Ebu Haris’ kod adlı Haris Karadağ ve ’Ebu Ubeyde’ kod adlı İlyas Aydın hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince 18 Kasım sabahı gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda; Halis Bayancuk İstanbul’da, Haris Karadağ ise İzmir’de yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerden İlyas Aydın’ın yurtdışında bulunduğunun değerlendirildiği öğrenildi. Gözaltına alınan şüphelilerin, saldırıyı gerçekleştiren 16 yaşındaki E.B. ile bağlantılarının araştırıldığı, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.