Yerel Haberler
İzmir
Foça’da okul çevrelerine sıkı denetim: Kaymakam Aydın’dan "Güvenli Eğitim" talimatı 07 Mayıs 2026 Perşembe - 17:49:57 İzmir’in Foça ilçesinde, son dönemde ülke genelinde okul çevrelerinde meydana gelen üzücü olaylar sonrası harekete geçildi. Foça Kaymakamı İhsan Emre Aydın imzasıyla yayınlanan talimat doğrultusunda, öğrencilerin fiziksel ve ruhsal güvenliğini korumak amacıyla eğitim kurumları, emniyet ve jandarma birimleri eşgüdümlü bir çalışma başlattı. Kaymakam Aydın’ın talimatında, güvenliğin sadece yüksek duvarlar ve kameralarla sağlanamayacağı, sürecin pedagojik boyutuyla bir bütün olduğu vurgulandı. Bu kapsamda İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde, rehberlik servisleri, öğrencilerin ders başarılarındaki ani düşüşleri ve içe kapanma durumlarını mercek altına alacak, akran zorbalığına karşı tavizsiz bir tutum sergilenirken; öğrencilerin sosyal medya paylaşımları, resim ve kompozisyon çalışmaları şiddet eğilimi açısından uzmanlarca incelenecek ve müfredat dışı etkinliklerle ’Sosyal ve Duygusal Öğrenme’ faaliyetlerine öncelik verilerek okul ikliminde sevgi dili hakim kılınacak. Okullarda ’tek giriş’ ve 24 saat takip Fiziki güvenlik zafiyetlerini ortadan kaldırmak amacıyla okul yerleşkelerinde sıkı bir denetim modeli uygulanacak. Alınan kararlar uyarınca: Okul giriş ve çıkışları kontrollü olarak tek noktadan sağlanacak, ziyaretçi kayıtları dijital ve yazılı olarak eksiksiz tutulacak. ve tüm kör noktaları kapsayan kamera sistemleri 24 saat kesintisiz kayıt yapacak. Evdeki silahlara sıkı denetim Saha güvenliği boyutunda ise İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri mesai gözetmeksizin görev başında olacak. Özellikle dijital mecralarda gençler arasında yayılan ’silahlanma özentisi’ ve ’çeteleşme’ faaliyetlerine karşı önleyici siber devriyeler gerçekleştirilecek. Risk grubunda olduğu değerlendirilen öğrencilerin aileleriyle kolluk birimleri koordinesinde hassas görüşmeler yapılacak. Bu görüşmelerde, ev ortamında ateşli silaha erişim imkanının olup olmadığı ve silahların mevzuata uygun muhafaza edilip edilmediği titizlikle kontrol edilecek. Kurumlar arası "tek seslilik" ilkesiyle yürütülen bu geniş çaplı operasyonla, Foça’daki eğitim yuvalarının tamamen güvenli hale getirilmesi hedefleniyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11 Ege Üniversitesi ve Tüpraş iş birliği ile Temel Rafinericilik Staj Programı Enerji şirketi Tüpraş’ın Ege Üniversitesi iş birliği ile hayata geçirdiği Temel Rafinericilik Staj Programı başvuruları açıldı. Program, rafinericilik alanında kariyer yapmayı hedefleyen genç yeteneklerin teknik bilgi ve becerilerini sahada geliştirmelerine olanak sağlayan kapsamlı bir deneyim sunuyor. Tüpraş, rafinerilerinin bulunduğu illerde üniversite iş birlikleriyle enerji sektörüne nitelikli iş gücü yetiştirmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Ege Üniversitesi ile düzenlenen Temel Rafinericilik Staj Programı, öğrencilerin teorik bilgilerini saha deneyimiyle pekiştirmelerine imkân vererek mesleki gelişimlerini destekliyor. Üniversite bünyesindeki Aliağa Meslek Yüksekokulu ve Ege Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören Rafineri ve Petrokimya, Elektrik, Makine ve Kimya Teknolojisi öğrencilerinin başvurularına açık olan program 20 Temmuz - 14 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Katılımcılar, Temel Rafinericilik Eğitimi’nin yanı sıra rafineri sahasında yürütülen işbaşı uygulamalara dahil olacak. Öğrenciler, üretim ve operasyon süreçlerini yerinde deneyimleyerek mesleki yetkinliklerini geliştirme imkanı yakalayacak. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılara, Tüpraş Akademi tarafından "Temel Rafinericilik Katılım Sertifikası" verilecek. Program sonunda Tüpraş İnsan Kaynakları ve rafineri yöneticileri, öğrencilere teknik kariyer yolculuğuna ilişkin deneyimlerini aktaracak. Protokolün imza töreni, Ege Üniversitesi Senato Salonunda gerçekleştirildi. Törene EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Murat Boyacı, Rektör Danışmanları Prof. Dr. Mehmet Ali Yurdusev, Prof. Dr. Fevzi Bedir, Aliağa Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sevil Şener, Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan, Tüpraş İzmir Rafineri Müdürü Volkan Demirtaş ve Tüpraş Kurumsal İletişim Direktörü Çiler Teber katıldı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı iş birliği protokolüne ilişkin şunları söyledi: "Program, Meslek Yüksekokullarımızın Rafineri ve Petro-Kimya, Elektrik, Makine ve Kimya Teknolojisi programlarında eğitim gören öğrencilerimizi kapsıyor. Öğrencilerimiz, teorik eğitimlerini doğrudan sahada, sektörün profesyonelleriyle birlikte deneyimleme fırsatı bulacak. YÖK’ün uygulamalı eğitimde başlattığı dönüşüm doğrultusunda, Meslek Yüksekokullarında eğitim gören öğrencilerimizi, sanayi ile buluşturmaya ve mesleklerine daha kolay adapte olabilmeleri için çalışmaya devam edeceğiz. İmzalanan protokolün her iki kurum ve öğrencilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum." Tüpraş İzmir Rafineri Müdürü Volkan Demirtaş ise programın önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Ege Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz Temel Rafinericilik Staj Programı ile öğrencilerimizin teorik bilgilerini doğrudan sahada, gerçek rafineri ortamında deneyimlemelerini sağlıyoruz. Böylece mezun olduklarında enerji sektörüne daha hazır, daha donanımlı bireyler olarak katılmalarını hedefliyoruz. Aynı zamanda bu iş birliği, enerji sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını bugünden yetiştirme yaklaşımımızın önemli bir parçası. Gençlerimizi yalnızca izleyen değil, sürecin içinde yer alan, sorumluluk alan ve değer üreten bireyler olarak yetiştirmeyi önemsiyoruz. Bu programın hem öğrencilerimizin gelişimine hem de sektörümüz ve ülkemizin insan kaynağının gelişimine güçlü bir katkı sağlayacağına inanıyoruz." Yerel ekonomiye ve yetenek gelişimine katkı sağlanmasını hedefleyen program, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlü ve sürdürülebilir örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Şirket, aynı zamanda Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen Danışma Kurulu toplantılarında da rol alarak akademi-sanayi etkileşimini çok yönlü olarak destekliyor. Başvuru süreci boyunca Ege Üniversitesi’nde düzenlenecek bilgilendirme toplantıları ile öğrencilere programın kapsamı ve başvuru süreçlerine ilişkin detaylı bilgi sunulacak. Tüpraş, bu programı rafinerilerinin bulunduğu Kırıkkale, Batman ve Kocaeli illerinde de gerçekleştiriyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:09 Çeşme’de 3. Kitap Takas Şenliği İzmir’in Çeşme ilçesinde bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Kitap Takas Şenliği", renkli görüntülere sahne oldu. Çocukların kitap kahramanlarını canlandırdığı kostümlü kortej yürüyüşü, meydanda gerçekleştirilen etkinlikler ve kitap takasıyla tamamlanan organizasyon, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Çeşme Kaymakamlığı himayesinde yürütülen "Hayatın Anlamı Kitap" projesi kapsamında düzenlenen şenlik, ilçe merkezinde gerçekleştirilen kortej yürüyüşüyle başladı. Yürüyüşe, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, "Hayatın Anlamı Kitap" projesi koordinatörü Arzu Güleryüz Maraşlı, Çeşme Belediyesi Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çöker ve siyasi parti temsilcileri de katıldı. İlçedeki 30 okuldan yaklaşık 200 öğrenci, okudukları kitapların kahramanlarını temsil eden kostümlerle yürüyüşe katıldı. Cumhuriyet Meydanı’na kadar süren yürüyüş boyunca protokol üyeleri vatandaşlara ve esnafa kitap hediye ederek kitap okuma alışkanlığına dikkat çekti. Protokol üyeleri ve öğrenciler, meydanda kurulan minderlerde bir araya gelerek birlikte kitap okudu. Meydanda kurulan renkli stantlar ve öğrencilerin kostümleri etkinliğe görsel bir şölen havası kattı. Etkinlikte konuşan Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, kitap sevgisinin çocukların geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kitap Takas Şenliği’nin artık geleneksel hale geldiğini belirten Maraşlı, "En güzel hediye, en güzel yardımlaşma kitapla olan hediyeleşme ve yardımlaşmadır" diyerek öğrencilerin kitap sevgisini yaygınlaştırma konusunda örnek olduğunu ifade etti. "Hayatın Anlamı Kitap" projesi kapsamında öğrencilerin düzenli olarak kitap okuduğunu, yazar söyleşilerine katıldığını ve sanat etkinlikleri eşliğinde kitaplarla buluştuğunu kaydeden Maraşlı, özellikle dijital ekranların hayatın merkezinde olduğu günümüzde kitapların çocuklar için önemli bir yol arkadaşı olduğuna dikkat çekti. Konuşmasında öğrencilere seslenen Maraşlı, yalnızca ders kitaplarının değil, değerleri öğreten ve geleceğe ışık tutan eserlerin de okunması gerektiğini belirterek, "Türkiye Yüzyılı’nda geleceğe umutla bakan nesiller sizlersiniz. Sizlerin kitapla buluşmasını çok önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından öğrenciler, canlandırdıkları kitap karakterleriyle çeşitli gösteriler sundu. Renkli kostümler ve sahne performansları izleyenlerden alkış alırken, etkinliğin sonunda gökyüzüne balonlar bırakıldı. Programın devamında Kaymakam Mehmet Maraşlı ve beraberindeki protokol üyeleri, Cumhuriyet Meydanı’nda okullar tarafından kurulan stantları ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Katılımcılar, yanlarında getirdikleri kitapları birbirleriyle değiş tokuş ederek etkinliği kitap takasıyla tamamladı. Çeşme’de geleneksel hale gelen Kitap Takas Şenliği, çocuklara kitap sevgisi kazandırmayı ve okuma kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlayan etkinliklerden biri olarak bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:51 Evlilik öncesi ’Akdeniz anemisi’ tarama programları büyük önem taşıyor Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Çocuk Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Oymak, halk arasında "Akdeniz anemisi" olarak bilinen talaseminin kalıtsal bir kan hastalığı olduğunu belirterek, erken tanı, taşıyıcılık taramaları ve düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Talaseminin, kandaki oksijeni dokulara taşıyan hemoglobin adlı proteinin yapımındaki bozukluk nedeniyle ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Yeşim Oymak, hastalığın özellikle çocukluk döneminde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi. Hemoglobinin kırmızı kan hücrelerinin temel yapı taşı olduğunu ifade eden Oymak, bu yapının yeterince üretilememesi durumunda ağır kansızlık geliştiğini kaydetti. Evlilik öncesi tarama programları büyük önem taşıyor Hastalığın genetik geçişli olduğunu vurgulayan Oymak, taşıyıcı bireylerin çoğu zaman herhangi bir belirti göstermeden yaşamlarını sürdürebildiğini dile getirdi. Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olması halinde çocukta ağır talasemi tablosunun ortaya çıkabileceğini aktaran Oymak, bu nedenle evlilik öncesi tarama programlarının hastalıktan korunmada büyük önem taşıdığını ifade etti. Belirtiler ilk aylarda ortaya çıkıyor Talasemi hastası çocuklarda belirtilerin doğumdan hemen sonra görülmeyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Yeşim Oymak, "Bebekler anne karnındayken farklı bir hemoglobin yapısı kullanır. Doğumdan birkaç ay sonra erişkin tipi hemoglobine geçiş başladığında hastalık belirtileri ortaya çıkar" dedi. Ailelerin özellikle solukluk, halsizlik, iştahsızlık, sık enfeksiyon geçirme, karında şişlik ve büyüme geriliği gibi belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini belirten Oymak, erken tanının tedavi sürecinde büyük fark oluşturduğunu söyledi. Düzenli kan nakli hayati önem taşıyor Talaseminin ağır formunda hastaların yaşam boyu düzenli kan transfüzyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade eden Oymak, bu çocukların genellikle 3-4 haftada bir kan almak zorunda kaldığını belirtti. Kan bağışının bu hastalar için hayati önemde olduğunu vurgulayan Oymak, "Düzenli kan bulunamadığında hastaların yaşamı ciddi risk altına giriyor. Bu nedenle gönüllü kan bağışı çok büyük önem taşıyor" diye konuştu. Sık yapılan kan nakillerinin vücutta demir birikimine yol açtığını da anlatan Oymak, özellikle kalp, karaciğer ve hormon bezlerinde biriken demirin organ hasarına neden olabildiğini söyledi. Bu nedenle hastaların demiri vücuttan uzaklaştıran özel ilaçlarla düzenli takip edildiğini kaydetti. Yeni tedaviler umut veriyor Günümüzde uygun donör bulunduğunda yapılan kemik iliği naklinin talasemide en etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunu belirten Oymak, son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar ve gen tedavisi çalışmalarının da umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan evlilik öncesi taşıyıcılık taramalarının önemli bir koruyucu sağlık hizmeti olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yeşim Oymak, toplumda farkındalığın artmasıyla yeni hasta doğumlarının önüne geçilebileceğini sözlerine ekledi.
Göztepe Sutopu, Conference Cup için Malta’da
14 Kasım 2025 Cuma - 14:29 Göztepe Sutopu, Conference Cup için Malta’da Göztepe Kadın Sutopu takımı, 14-16 Kasım tarihlerinde Malta’da düzenlenecek olan Conference Cup elemeleri ile sezonu açıyor. Conference Cup elemeleri A Grubu’nda yer alan Göztepe, Avrupa’nın en prestijli kupasında Türkiye’yi temsil etmek için suya girecek. Eleme grubunda 3 maç yapacak sarı-kırmızılı takım gruplardan çıkması halinde Conference Cup gruplarına kalacak. Eleme gruplarında ilk 2’de kalamadığı takdirde ise Avrupa macerasına Challenger Cup’ta devam edecek. "Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek için geldik" Takım kaptanı Kübra Kuş, "Malta’daki bu turnuva bizim için kendimizi uluslararası arenada yeniden kanıtlama fırsatı. Takım olarak motivasyonumuz yüksek, turu en iyi dereceyle geçmek istiyoruz. Hedefimiz sahada elimizden gelenin en iyisini yapmak, takımımızı ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek" şeklinde konuştu. Turnuva öncesi açıklamalarda bulunan Başantrenör Evangelos Pateros, "Avrupa arenasında çok defa oynamış genç bir takımız. Burada hedeflerimiz var. Eleme gruplarında göstereceğimiz performans, bize sezon içerisinde Avrupa’da bir yol çizecek. Milli takım kamplarında sakatlanan önemli oyuncularımız var fakat takımdaki diğer oyuncularımız da onların yerine oynayacak kapasitede. Buraya Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek için geldik ve bundan sonraki turnuvalarda da Türk kadınının gücünü tüm Avrupa’ya göstermek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Göztepe’nin maç programı şöyle: 14 Kasım 2025 Göztepe-C.N. Sant Feliu 15 Kasım 2025 San Giljan ASC-Göztepe 16 Kasım 2025 Göztepe-SV Blau-Weıss Bochum
Tamer Osmanağaoğlu’ndan bütçe görüşmelerinde Aliağa vurgusu
14 Kasım 2025 Cuma - 12:24 Tamer Osmanağaoğlu’ndan bütçe görüşmelerinde Aliağa vurgusu MHP Genel Sekreter Yardımcısı, İzmir Milletvekili ve TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Üyesi Tamer Osmanağaoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada Aliağa’nın ihtiyaçlarını gündeme taşıdı. Komisyonda söz alan Osmanağaoğlu, İzmir’e ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şunları söyledi: "Aliağa ilçemiz nüfusa oranla sportif başarı sıralamasında ilk sırada olan müstesna bir ilçemiz. Aliağa Belediyemiz kendi imkânlarıyla ilçemize 2 adet Gençlik Merkezini kazandırmış olsa da halen bazı ihtiyaçların olduğu da biliniyor." Osmanağaoğlu, konuşmasının devamında "Şakran ve Helvacı’da var olan Gençlik Merkezi ihtiyacı, Spor Salonu ve mevcut futbol sahasının bakım ihtiyacı bu ihtiyaçlardan bazılarıdır. Diğer yandan; Aliağa ilçemize en az 250+250 kapasiteli bir KYK Öğrenci Yurdunun kazandırılması da ertelenemeyecek ihtiyaçlar arasındadır." ifadelerine yer verdi. Konuşmasında Bayraklı, Balçova ve Urla başta olmak üzere diğer İzmir ilçeleriyle ilgili talepleri de dile getiren Osmanağaoğlu, "Biliyoruz ki Gençlik ve Spor Bakanlığımız bu konuyla ilgili birçok çalışmaya imza attı. Bunun için de teşekkür ediyorum. Bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum." diyerek sözlerini tamamladı.
Kelebek hastalığı (lupus) kadınlarda 9 kat fazla görülüyor
14 Kasım 2025 Cuma - 10:08 Kelebek hastalığı (lupus) kadınlarda 9 kat fazla görülüyor Halk arasında ’kelebek’ hastalığı olarak da bilinen ’lupus’ hakkında önemli açıklamalarda bulunan Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Murtaza Çit, lupus hastalığının çoğu zaman diğer hastalıklarla karıştırıldığını, tanının gecikmesinin ise hayati risklere yol açabileceğini ifade etti. Lupus hastalığının erkeklere oranla kadınlarda 9 kat fazla görüldüğünü aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, bu hastalığın kalp, böbrek, akciğer gibi hayati organları etkileyebildiğini söyledi. Yüzde burun ve yanaklarda kızarıklıklarla kendini gösteren ve bu nedenle de halk arasında kelebek hastalığı olarak da bilinen lupus hastalığı hakkında bilgi veren Medicana International İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murtaza Çit, "kelebek hastalığı" tanımının hastalığı tam anlamıyla tanımlamadığını aktardı. Uzm. Dr. Murtaza Çit, hastalığın bir çok semptomu olduğunu ve de kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Lupus hastalığının neden meydana geldiğinin kesin olarak bilinmediğini ifade eden Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bağışıklık sistemiyle ilgili, vücutta birçok sistemi tutan, birçok organı etkileyen bir hastalık. Bağışıklık hücrelerinin dokulara gösterdiği reaksiyonla ortaya çıkan bir hastalık. Birçok dokuyu etkiliyor; bunlar eklemler, akciğer, cilt, karaciğer, böbrek, kalp, organ zarları, batın zarı... Tüm bu organlara ve dokulara karşı bağışıklık sistemi reaksiyonu gelişmesine neden oluyor" diye konuştu. Güneş ışığı ve dışarıdaki alerjenler hastalığı tetikleyebilir Hastalığın sebepleri arasında birçok neden olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, bunlar arasında genetik faktörlerin yanında çevresel faktörlerin de olabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bazı nedenlerden dolayı bağışıklık sistemi reaksiyon gösteriyor ve bunun sonucunda lupus hastalığı görülebiliyor. Bu nedenler arasında genetik faktörler etkili olabilir. Ancak tek başına değil! Çevresel faktörler; örneğin güneş ya da dışarıdaki diğer alerjenler, radyasyon gibi etkenler hastalığa neden olabilir" dedi. Hastalığın belirtileri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Kelebek görüntüsünün dışında; halsizlik, yorgunluk, kas-eklem ağrısı, yüksek ateş, eklem ağrısı, ciltte döküntü olabiliyor. Eklemlerde şişlikler olabiliyor. Yüzde kızarıklıklar olabiliyor. Bunları gördüğümüzde bu hastalığı da düşünebiliriz" ifadelerini kullandı. Romatizmal hastalıklarla karıştırılabiliyor Lupus hastalığının belirtileri arasında yer alan eklem ağrısı, eklemlerde şişlik durumlarının romatizmal hastalıklarla karıştırılmasına neden olduğunu belirten Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Özellikle romatoid artritle bu çok karıştırılıyor. Romatoid artritte de eklemlerde ağrılar ve şişlikler olabiliyor. Bu lupusta da olabiliyor. Dolayısıyla sadece eklem ağrısıyla doktora gelen hastada tanı karışabiliyor. Bunu detaylıca incelemek ve gerekli testleri yapmak gerekiyor" mesajını verdi. Doğru tanının konulması için öncelikle hastanın ağrı durumunu iyi takip etmesi gerektiğini ve bazı testler yaptırması gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Lupus hastalığında belirtilerin aktifleşme ve sakin dönemleri oluyor. Eğer hasta hastalığın sakin döneminde hekime başvurursa bir semptom tanımlanamayabilir. Ama aktifleşme döneminde giderse tanı konulması daha kolay olur. İşte eklemlerde şişlik, ağrı, yüzde kızarıklık gibi belirtiler hastalığın alevlendiği dönemlerde ortaya çıkar. Bu dönemde hasta, hekime başvurursa daha kolay tanı konulabilir. Aksi takdirde doğru teşhis alması kolay olmayacaktır" açıklamasını yaptı. 100 bin kişiden 15-20’sinde görülen bir hastalık olduğunu aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, hastalığa tanı konulmasının zor olmasından kaynaklı verilerin düşük olabileceğini aktardı. Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle alevlenme dönemi dışında hastaya tanı konulmasının güç olmasından dolayı hastalar rahatsızlıklarını anlamlandırmak ve doğru tedaviye ulaşmak için doktor doktor gezebiliyor. Lupus hastalığı tanısı konulmasında en etkili yöntem, otoimmün testlerdir. Yüzde kızarıklıklar, eklemlerde sıvı birikmesi, akciğer, kalp gibi organlarda sıvı toplanması gibi ciddi semptomlar ortaya çıktığında hastaya yapılan testlerle tanı konulabiliyor. Düzenli olarak normal kan testlerini yapmak şart. Testlerde otoimmün panel dediğimiz antinükleer antikor (ANA) pozitifliği değeri görünce büyük oranda ‘lupus hastasıdır’ denilebiliyor. Bunların yanında da anti-dsDNA, antifosfolipid antikorlar da pozitif olabiliyor." Ömür boyu takip ve tedavi gerektiriyor Lupus hastalığının erkeklere oranla kadınlarda 9 kat fazla görüldüğünü açıklayan Uzm. Dr. Murtaza Çit, lupus hastalığının vücutta yarattığı doku hasarına bağlı olarak ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Öte yandan lupus hastalarına bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar verildiği için hastaların enfeksiyonlara açık olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Murtaza Çit, enfeksiyon sebebiyle de hastanın hayatını kaybetme ihtimalinin olabileceğini vurguladı. Lupus hastalığının tedavisi hakkında açıklama yapan Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerini şöyle tamamladı: "Lupus semptomlarına göre tedavi edilebilen bir hastalık. Hastalığın alevlenme döneminde, bağışıklık sisteminin ortaya çıkardığı etkileri baskılamak için yüksek doz kortizol tedavisi kullanılıyor. Kortizol yetersiz kaldığında immün sistemi baskılayıcı tedavilere geçilebiliyor. İmmün sistemi düzenleyerek hastalığın seyrini düzeltmek amaçlanıyor. Bu tedavilerin dozu, hastalığın alevlendiği dönemlerde artırılabilirken, hastalığın sakinlediği dönemlerde dozu düşürülerek uzun süre bu şekilde devam edilmesi bekleniyor. Hastanın ömür boyu takibinin ve tedavisinin devam ettirilmesi gerekiyor."
Ev yapımı konservede ‘ölümcül’ tehlike
14 Kasım 2025 Cuma - 09:58 Ev yapımı konservede ‘ölümcül’ tehlike İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazan Turhan, sonbaharda yapılan ev tipi konserveler konusunda tüketicilere hayati uyarılarda bulundu. Özellikle domates, biber, patlıcan ve turşu gibi ürünlerde yeterli sıcaklık ve sterilizasyon sağlanmadığında ‘clostridium botulinum’ bakterisinin üreyebileceğini belirten Prof. Dr. Turhan, "Bu bakterinin ürettiği botulinum toksini, çok ciddi bir zehirlenme türü olan botulizme neden oluyor. Sinir sistemini etkileyen bu zehir, kasları felç edebiliyor ve tedavi edilmezse ölümcül sonuçlar doğurabiliyor" diye konuştu. Havaların serinlemesiyle birlikte mutfaklardaki kış hazırlıkları da hızlandı. Ev yapımı konserveler mutfak raflarındaki yerini almaya başlarken, İEÜ Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazan Turhan ise konserve yapımı sırasında oluşabilecek risklere karşı uyarılarda bulundu. "Havayla teması önleyin" Kasım ayında evde konserve yapımının yoğun olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Turhan, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Turşusu yapılacak sebzelerin mutlaka taze olması gerekir. Sebzeler topraktan tamamen arındırılmalı; kasenin içinde değil, musluk altında iyice yıkanmalı. En sağlıklı ambalaj cam kavanozlardır. Kullanılacak kavanoz, kapak ve mutfak gereçleri özenle temizlenmeli, gerekirse kaynar suyla steril edilmeli. Sebzelerin arasında hava kalmamalı, kavanozun içine tabak ya da ağırlık konularak sebzelerin havayla teması önlenmeli. Ayrıca, konservelerde bol miktarda tuz kullanmak da koruyuculuk açısından önemli." "Doğru sıcaklıkta saklayın" Fermentasyonun genellikle 3-5 gün içinde başladığını belirten Prof. Dr. Turhan, bu süreçte konservelerin serin ve karanlık bir ortamda saklanması gerektiğini belirterek, "Konserve kurulduktan sonra ilk 3-5 gün oda sıcaklığında (yaklaşık 20 derece) fermantasyon başlar. Gaz çıkışı ve hafif bulanma görülünce kavanozlar serin, karanlık bir yere (10-15 derece) veya buzdolabına alınmalıdır. Uzun süre sıcak ortamda (25 derece ve üzeri, özellikle 30-37 derece) bırakılan turşularda hem tat bozulur hem de botulizm riski artar" dedi.
İzmir’in 8 bin 500 yıllık kalbinde yeni keşifler
14 Kasım 2025 Cuma - 09:54 İzmir’in 8 bin 500 yıllık kalbinde yeni keşifler Yeşilova ve Yassıtepe Höyükleri’nde sürdürülen kazılarda, İzmir’in 8 bin 500 yıllık geçmişine ışık tutan yeni bulgulara ulaşıldı. Bu yıl özellikle Yassıtepe’de yapılan çalışmalarda, üzerinde gerdanlık kabartmaları bulunan 5 bin yıllık özel kaplar ortaya çıkarıldı. Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, bu buluntuların dönemin toplumsal yaşamında kadının önemini ve İzmir’de kentleşmenin başlangıcını gösterdiğini vurguladı. Çıkarılan eserler Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde Bornova Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Geleneksel Kazı Sezonu Kapanış Kahvaltı’nda tanıtıldı. İzmir’in bilinen tarihini 8 bin 500 yıl öncesine taşıyan Yeşilova ve Yassıtepe Höyükleri’nde bu yılki kazı sezonu tamamlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi ve Ege Üniversitesinin destekleriyle yürütülen çalışmalarda, üzerinde gerdanlık kabartmaları bulunan 5 bin yıllık özel kaplar bulundu. Arkeologlar, bu eserlerin kadın figürleri ve ritüelleriyle ilişkili olduğunu belirledi. "Kadın, Yassıtepe’de çok önemli" Kazı Başkanı Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zafer Derin, Yeşilova Höyüğü Ziyaret Merkezi’nde düzenlenen Kazı Kapanış Kahvaltısında 2025 sezonunun dikkat çeken buluntularını tanıttı. Derin, "Bu aslında 2025 yılı için bir ayrılış ama 2026 için de yeni başlangıçları oluşturacak bir kapanış. Hedefimiz, kente turizm ve bilim açısından yeni bilgiler kazandırmak. İzmir’in hem ilk köy yerleşimini hem de ilk kent yerleşimini kazıyoruz" dedi. Bu yılki kazılarda özellikle Geleceğe Miras Projesi kapsamında Yassıtepe’de yürütülen çalışmalara odaklandıklarını belirten Derin, "Milattan Önce 2800 yıllarında depremle yıkıldığı düşünülen Erken Tunç Çağı yerleşiminde, yüzlerce çanak çömlek bulduk. Bunların büyük kısmı kadınlara adanmış özel kaplardan oluşuyor. Kadını anımsatan gerdanlık kabartmalı kaplar, dönemin inanç ve toplumsal yapısına ışık tutuyor." diye konuştu. İzmir’in ilk kent yaşamı Yassıtepe’de başladı Yassıtepe’de ortaya çıkarılan buluntuların, İzmir’in kentleşme sürecinin 5 bin yıl öncesine dayandığını kanıtladığını vurgulayan Derin, "Bu kaplar, kentin ticari ve kültürel yaşamının başladığı dönemi temsil ediyor. Bazı eserler tamamen sağlam, bazıları ise özenle restore edildi. Çoğu sıvı madde koymak amacıyla yapılmış. Bu, o dönemdeki yaşam tarzı hakkında önemli ipuçları veriyor." ifadelerini kullandı. Derin, Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nin yıl içinde 20 binden fazla ziyaretçiyi ağırladığını belirterek, "Türkiye’de ziyaretçiyi birebir arkeologlar eşliğinde karşılayan ve anlatım yapan tek merkez burası. Zor ama örnek bir model" dedi. "Yerel yönetimlerin kültürel sorumluluğu çok büyük" Bornova Belediye Başkan Yardımcısı Duygu Bölük, Bornova Belediyesi’nin kazılara verdiği desteğin önemine dikkat çekerek,"Ülkemizde tarihi mirasa sahip çıkmak konusunda kimi zaman eksikler yaşanabiliyor. Ancak Bornova Belediyesi olarak bu değerin farkında olmak ve koruma bilincini sürdürmek bizim için çok kıymetli" ifadelerini kullandı. KAYED Başkanı Halil İbrahim Aktaş ise, "Bu höyükler, burnumuzun dibindeki büyük bir hazine. Bugün gelinen noktada Bornova, Homeros gibi bir değeriyle birlikte, Ege’nin değil dünyanın incisi olma yolunda ilerliyor" dedi. Geçmişin izinde, geleceğe ışık tutan höyükler Konuşmaların ardından katılımcılar, yeni keşfedilen eserlerin sergilendiği alanı gezdi. Ziyaretçiler, pişmiş topraktan yapılmış, libasyon (adak) kapları ve gerdanlık motifli çanaklarla binlerce yıl öncesinin İzmir’ine tanıklık etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi, Ege Üniversitesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle yürütülen kazılar, 2026 yılında da devam edecek.
Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor
14 Kasım 2025 Cuma - 09:41 Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, Endoürolojinin (endoskopik ürolojik ameliyatları ile ilişkili uzmanlık alanı) özellikle son yıllarda teknolojik gelişmelerle birlikte çok hızlı bir dönüşüm yaşandığını söyledi. Prof. Dr. Turna, "Bu dönüşüm hem hasta konforunu hem cerrahi güvenliği hem de tedavi etkinliğini büyük ölçüde artırdı." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Direktörü Prof. Dr. Burak Turna ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endoüroloji Direktörü Doç. Dr. M. Can Kiremit tarafından Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen "Endoürolojiden Medikal Tedaviye: Taş Hastalığında Yenilikçi Yaklaşımlar" başlıklı sempozyum ürologları bir araya getirdi. Prof. Dr. Turna, Acıbadem Kent Hastanesi ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının açılışında endoürolojideki gelişmelere dikkat çekti. Turna, toplantının böbrek ve üreter taşı güncel sorunlarına çözüm üretmek, yenilikçi ve güncel yaklaşımları yakından takip etmek ve klinik pratikte karşılaşılan güçlükleri bilimsel bir zeminde tartışmak amacıyla düzenlendiğini söyledi. Lazer teknolojileri ve robotik sistemler ön planda Prof. Dr. Turna açılış konuşmasında endoürolojideki yenilikler arasında lazer teknolojilerindeki ilerlemelerin önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Prof. Dr. Turna, şunları söyledi: "Yeni nesil lazer sistemleriyle daha hızlı, etkin ve güvenli taş kırma ve daha kontrollü enerji aktarımı mümkün hale geldi. Bu gelişmeler operasyon süresini kısaltırken komplikasyon oranlarını da azaltıyor. Yeni nesil aspiratörlü üreterorenoskopi sistemlerinin kullanımı da önemli kazanımlar getiriyor. Bu sistemler taş fragmanlarının daha etkin temizlenmesini sağlıyor ve böbrek içi basıncı kontrol ederek enfeksiyon riskini azaltıyor. Ayrıca aspiratörlü ulaşım kılıfları da cerrahi başarıyı artırıyor. Bu aksesuarlar sayesinde cerrahi saha daha temiz kalıyor, taşsızlık oranı artıyor ve operasyon güvenliği yükseliyor." Robotik sistemler daha fazla yer bulacak Prof. Dr. Turna konuşmasında endoürolojinin geleceğinde robotik sistemlerin daha fazla yer bulacağına da dikkat çekti. Prof. Dr.Turna, "Robotik üreterorenoskopi henüz gelişme aşamasında olsa da yakın gelecekte ergonomi, hassasiyet ve kontrol açısından cerrahlara önemli avantajlar sunacak." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Çağrı Büke’nin hastanenin ameliyathane ve teknolojik alt yapısıyla ilgili bilgi verdiği sempozyumda alanında uzman 9 konuşmacı bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Öğleden sonraki oturumda ise 3 ameliyathaneden canlı cerrahi uygulamalarının görüntüleri eş zamanlı olarak salona aktarıldı ve vakalar tartışıldı.
Başkan Özkan: "Kabinli, güvenli taksi için TOGG bir fırsat"
14 Kasım 2025 Cuma - 09:33 Başkan Özkan: "Kabinli, güvenli taksi için TOGG bir fırsat" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, taksici esnafının yıllardır dile getirdiği talep ve önerilerin artık Ankara’da daha güçlü şekilde karşılık bulduğunu belirterek, "2004 yılında yasalaşmasına rağmen uygun araç yapısı olmadığı için hayata geçmeyen kabinli güvenlik sisteminin, TOGG tarafından yerli ve modern bir modelle yeniden geliştirilmesi Türkiye için büyük bir fırsattır" dedi. TOGG ile ilgili önerilerini Haziran ayında paylaşan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Milli gururumuz TOGG’un taksilere özel modeller üretmesi, bu araçların ÖTV ve KDV’den muaf tutulması ve taksi duraklarına şarj istasyonları kurulması halinde Türkiye genelindeki 150 bini aşkın taksinin hem ekonomiye hem çevreye ciddi katkı sağlayacağını aylar önce ifade etmiştik. Bu önerilerin DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan tarafından da gündeme alınmasının sektörümüz için kıymetli. Sayın Babacan’ın bu vizyonu, yerli üretime ve taksici esnafına verilen değer açısından önemlidir. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz." dedi. "Yerli milli TOGG taksiler ülkeye büyük kazanç getirir" Başkan Özkan, 2004 yılında yasalaşmasına rağmen uygun araç yapısı olmadığı için kabinli güvenlik sistemi olan taksi uygulamasına geçilemediğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Sürücü ve yolcu güvenliğini artıracak, kabinli ticari taksinin TOGG tarafından yeniden geliştirilmesi Türkiye için büyük bir fırsattır. 150 bin taksinin yalnızca yarısı bile kabinli yerli TOGG modellerine geçse, hem güvenlik hem de ekonomik kazanım açısından ülkemize büyük katkı sağlar." DEVA Partisi heyetinden İzmir Şoförler Odasına ziyaret DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur ve il yönetimi, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasını ziyaret ederek sektörün sorunlarını, yapılması gereken düzenlemeleri ve elektrikli araç geçiş sürecini görüştü. Ziyaretin detaylarını paylaşan Başkan Erkan Özkan: "Elektrikli taksilerden şarj istasyonlarına, TOGG’un taksi modellerinden altyapı ihtiyaçlarına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yaptık. İl başkanımız Aybar Uygur’a ve yönetimine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum" dedi. "İzmir’e turkuaz-sarı, Ankara’ya kırmızı-sarı TOGG taksiler" Başkan Erkan Özkan, TOGG’un illere özel renklerde taksi üretmesi önerisinin Ankara’da takip edildiğini açıklayarak: "İzmir için turkuaz-sarı, Ankara için kırmızı-sarı gibi şehir kimliğini yansıtan özel renk önerilerimizin yakından takip edildiğini öğrendik. Bu yaklaşım şehir estetiği ve marka kimliği açısından oldukça değerlidir" ifadelerini kullandı. Başkan Erkan Özkan, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Bugün geldiğimiz noktada, yıllardır emek verdiğimiz çalışmaların karşılık bulduğunu görmek bizi umutlandırıyor. Sesimizi Ankara’da duyan, bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Taksici esnafının geleceği için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."
Medical Point, sağlıkta kalite anlayışını her adımda yaşatıyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 12:50 Medical Point, sağlıkta kalite anlayışını her adımda yaşatıyor Medical Point İzmir Hastanesi, kaliteyi yönetim anlayışının merkezine yerleştirerek hasta güvenliği, çalışan memnuniyeti ve sürdürülebilir mükemmellik hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. "Yaşayan ve yaşatan kalite" anlayışıyla hareket eden Medical Point İzmir Hastanesi, tüm süreçlerinde ulusal ve uluslararası standartları esas alırken, hasta ve çalışan güvenliği, sürekli iyileştirme ve mükemmeliyet kültürünü her gün yeniden yaşatıyor. Medical Point, bu yaklaşımla yalnızca bugünün değil, sağlığın geleceğinin de temellerini inşa ediyor. Medical Point İzmir Hastanesinden yapılan bilgilendirmede, "Sağlık hizmetlerinde kalite, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından etik değerlere, insan odaklı yaklaşıma, şeffaflığa ve bilimsel temellere dayanan bütüncül bir sistem olarak tanımlanmaktadır. TÜSKA’nın ’Sağlıkta kalite bir gün değil, sürekli bir sorumluluktur’ ilkesi, Medical Point’in hizmet anlayışıyla tam bir uyum içerisindedir. The International Society for Quality in Health Care External Evaluation Association (ISQua EEA) tarafından akredite edilen TÜSKA, sağlıkta güvenilirliği, ölçülebilir iyileştirmeyi ve sürekli gelişimi destekleyen yapısıyla, ulusal kalite yönetimi sistemlerinin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Medical Point İzmir Hastanesi, ulusal ve uluslararası akreditasyon belgeleriyle kanıtlanmış kalite anlayışıyla, sağlıkta mükemmelliği kurum kültürünün bir parçası haline getirmiştir. Kaliteyi; hastaların güveninde, çalışanların emeğinde ve topluma sunulan her hizmette yaşatan bir kurum olma vizyonuyla yoluna devam etmektedir. " denildi.