Yerel Haberler
İzmir
İzmir Büyükşehir iştiraklerine yönelik operasyonda flaş gelişme 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:57:41 İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yolsuzluk ve dolandırıcılık soruşturması kapsamında, aralarında İzmir Büyükşehir Belediyesi eski üst düzey bürokratlarının da bulunduğu 5 şüpheli, jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın "Nitelikli Dolandırıcılık" (TCK Md.158) ve "Güveni Kötüye Kullanma" (TCK Md.155) suçları çerçevesinde yürüttüğü soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekipleri; Güzelbahçe, Seferihisar, Karşıyaka ve Menemen ilçelerinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirdi. Eski bürokratlar gözaltında Operasyon kapsamında, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İZBETON’un eski genel müdür yardımcısı, İZDOĞA A.Ş.’nin eski yönetim kurulu başkanı ve eski genel müdürü ile Kırveli Makine Mühendislik A.Ş. yönetim kurulu başkanı ve temsilcisi yakalanarak gözaltına alındı. Dosya kapsamında halihazırda tutuklu bulunan İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya hakkında da gözaltı işlemi uygulandığı bildirildi. Soruşturmanın odağı: Teftiş Kurulu raporları Soruşturmanın, İzmir Büyükşehir Belediyesi iç denetim birimi tarafından hazırlanan teftiş kurulu raporları ve Sayıştay raporlarına yansıyan usulsüz işlemler üzerine derinleştirildiği öğrenildi. Gözaltına alınan isimler arasında eski Belediye Başkanı Tunç Soyer’in danışmanlarından Güven Eken ve eski genel müdür Özkan Baturu’nun da bulunduğu belirtildi. Suçlamaları kabul etmemişlerdi Daha önce savcılık tarafından ifadeleri alınmak üzere çağrılan şüphelilerin, yöneltilen suçlamaları reddettikleri bilgisine ulaşıldı. Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:27 Dikili’de kadınlara yönelik ücretsiz kurslar devam ediyor İzmir’de Dikili Kaymakamlığı bünyesindeki Aile Destek Merkezi’nde kadınlara yönelik ücretsiz eğitim ve meslek kursları devam ediyor. Kursiyerlerle bir araya gelen AK Parti Dikili İlçe Başkanı Mehmet Akif Güveli kadınların üretime katılımını destekleyen projelerin önemine dikkat çekti. Dikili Kaymakamlığı bünyesinde hizmet veren Aile Destek Merkezi (ADEM), kadınların sosyal, kültürel ve mesleki gelişimine katkı sağlayan eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Merkezdeki ücretsiz kurs ve eğitimlerle kadınların hem üretime katılması hem de kişisel gelişimlerini güçlendirmesi hedefleniyor. ADEM’de yürütülen koruyucu ve önleyici eğitim programları kapsamında aile içi iletişim, çocuk gelişimi, aile sağlığı ve kişisel gelişim konularında eğitimler veriliyor. Ayrıca milli ve manevi değerlerin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar da kurs programları içerisinde yer alıyor. Kadınların meslek edinmesini ve ekonomik hayata katılımını desteklemek amacıyla açılan kurslar ise yoğun ilgi görüyor. Merkezde dericilik, aşçılık, pastacılık, dikiş, tel kırma ve dekoratif ahşap süsleme gibi birçok farklı alanda uygulamalı eğitimler düzenleniyor. AK Parti Dikili İlçe Başkanı Güveli’den ADEM ziyareti Mehmet Akif Güveli de ADEM’i ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kursiyerlerle bir araya gelen Güveli, kadınların üretime katılımını destekleyen projelerin önemine dikkat çekti. Ziyaret sırasında kurs alanlarını gezen Güveli’nin, kadınların el emeği ürünlerini incelediği ve eğitim faaliyetleriyle ilgili yetkililerden bilgi aldığı öğrenildi. Kadınların sosyal ve ekonomik hayatta daha aktif rol almasının önemine vurgu yapan Güveli, merkezde verilen eğitimlerin ilçeye önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Çocuk oyun odasıyla annelere destek sağlanıyor Aile Destek Merkezi bünyesinde yer alan çocuk oyun odası da kadınların kurslara katılımını kolaylaştıran önemli hizmetlerden biri olarak öne çıkıyor. Kadınlar eğitim ve kurslara katılırken çocuklar güvenli ve gelişimlerini destekleyen bir ortamda vakit geçirebiliyor. Böylece annelerin eğitim süreçlerine daha rahat katılım sağlaması hedefleniyor. Dikili’de sürdürülen çalışmaların, kadınların hem bireysel hem de sosyal yaşamda daha aktif rol almasına katkı sunduğu belirtilirken, ADEM kurslarının önümüzdeki süreçte de devam edeceği ifade edildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:03 Ege’nin iki yakası Spor ve Kültür Festivali’nde buluştu Sakız Adası’nda düzenlenen Türk-Yunan Spor ve Kültür Festivali’ndeki basketbol turnuvasında Mavi Ege, İzmir Bulls, Vaol ve Iones takımları dostluk ve fair-play içinde karşılaştı. Türk-Yunan Spor ve Kültür Festivali, Sakız Adası Spor Salonu’nda yapıldı. Etkinlik kapsamında düzenlenen basketbol turnuvasında Türkiye’den Mavi Ege ve İzmir Bulls, Yunanistan’dan ise Vaol ve Iones karşı karşıya geldi. İki gün süren organizasyonda takımlar, dostluk ve fair-play ruhu içinde mücadele etti. "Dostluk kazandı" mesajının öne çıktığı turnuvada, Vaol takımından 12 yaşındaki Stamatis Pourgiazos organizasyonun en genç sporcusu olarak dikkati çekti. Turnuvanın en değerli oyuncusu (MVP) ödülü ise İzmir Bulls forması giyen Hakan Yuğuranlar’a verildi. Organizasyonun ardından sahneye çıkan şef Berkan Atılgan yönetimindeki İzmir Rebetiko Korosu, konserle festivale renk kattı. "İki ülke arasında dostluk mesajı verdik" Ev sahibi dernek başkanı Giorgos Mylonadis, festivalin başarıyla tamamlandığını belirterek organizasyonun önemine vurgu yaptı. Katılımcıların tamamının dostane bir atmosfer içinde yer aldığını ifade eden Mylonadis, şu değerlendirmede bulundu: "Bu festival, iki ülke arasında çok iyi ilişkiler kurulabileceğini gösteren önemli bir mesaj verdi. Dünyanın birçok yerinde krizler ve savaşlar yaşanırken, iki komşu ülke arasında barış ve istikrarın sürmesi büyük önem taşıyor. Spor ve müzik, bunu sağlayabilecek en güçlü araçlardır." "Bu tür organizasyonlar artmalı" Turnuvanın MVP’si Hakan Yuğuranlar ise Sakız Adası’nda çok iyi ağırlandıklarını belirterek, seçilmesinin kendisini şaşırttığını söyledi. Yuğuranlar, "O kadar genç ve yetenekli oyuncu arasında beni seçmeleri büyük bir incelik. Bu tür organizasyonların artmasını diliyorum. İnsanların birbirini tanıması ve aslında aynı kültürel değerleri paylaştığını görmesi çok önemli" dedi. "Spor ve müzik diplomasiye katkı sağlıyor" İzmir Rebetiko Korosu kurucusu ve şefi Berkan Atılgan da spor ve müziğin iki ülke ilişkilerinde önemli bir köprü oluşturduğunu vurguladı. Atılgan, "Turizm açısından da çok değerli bir organizasyon oldu. Bu yıl Sakız Adası’ndaydık, umarız gelecek yıl Türkiye’de devam eder. Bazen siyasetin yapamadığını spor ve müzik başarabilir" ifadelerini kullandı. Atılgan ayrıca daha önce de Sakız Adası’nda Yunan bir koro ile ortak konser verdiklerini hatırlatarak, Avrupa’nın farklı şehirlerinde 10 yıldır konserler gerçekleştirdiklerini ve Temmuz ayında Selanik ile Kavala’da sahne alacaklarını söyledi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:40 Buca Belediyesi’nde memurların eylemi sürüyor: Özgür Özel’e seslerini duyuracaklar Buca, Bayraklı ve Karşıyaka Belediyelerinde görevli memurların, Sosyal Denge Tazminatı (SDS) ve arazi tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle başlattıkları eylemler devam ediyor. Bugün tam gün iş bırakan memurlar, belediye binası önünde oturma eylemi yaparken, cuma günü İzmir’e gelecek olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e seslerini duyurmak için hazırlık yaptıklarını açıkladı. Buca, Bayraklı ve Karşıyaka Belediyeleri’nde çalışan memurlar, 7 aydır ödenmeyen hakları için 10 Nisan’da başlattıkları eylemlerine kararlılıkla devam ediyor. Buca Belediye binası önünde toplanan Tüm Bel-Sen, Birlik Yerel Hizmet-Sen ve Bağımsız Yerel Hak-Sen üyesi memurlar, "Hakkımızı istiyoruz" çağrısında bulunarak Belediye Başkanı Görkem Duman’ı protesto etti. Eylemde Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube İdari Sekreteri Nurcan Hükenek, bütçe disiplini gerekçe gösterilerek emekçilerin haklarının gasp edilmesinin kabul edilemez olduğunu, tüm haklar teslim edilene kadar mücadelenin süreceğini vurguladı. "300 bin lira civarında geriye dönük alacak var" Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Nihat Filiz, eylemin detaylarını ve taleplerini şu sözlerle aktardı: "Bizim daha önce de Buca Belediye Emekçileri olarak haklarımızın gasbedilmesine yönelik olarak eylem ve etkinlikler yapıyorduk. Özellikle son süreçte başlayan eylemlerin nedeni şu: Birincisi şu an itibariyle 7 tane toplu sözleşme alacağımız içeride düzenli ödeme yapılmadığı için bunun ödenmesini tek seferde bunun ödenmesini istiyoruz. Şu an itibariyle ortalama 300 bin TL civarında geriye dönük alacaklar var. Bunun dışında en önemlisi de bir ay önce imza altına aldığımız toplu iş sözleşmemiz vardı. O toplu iş sözleşmesi muhtemeldir ki burada yapılan bu demokratik meşru yasal eylem ve etkinlikler gerekçe gösterilerek bir resmi yazı yazıldı ve bütün birimlere dağıtıldı. İmza altına alınan toplu sözleşmesi geriye çekilmeye çalışıldı. Bunu reddettiğimizi ve en önemli taleplerimizden bir tanesi de bu. Bu yazının mutlaka ama mutlaka geri çekilip toplu sözleşmenin şartlarına uygun davranmalarını bekliyoruz. Çünkü bu hukuksuz bir davranıştır. Çünkü imza altına alınan bir toplu sözleşme tek taraflı olarak bir kişi tarafından geri çekilemez. Bu hukuken de suçtur. Bunu ifade ediyoruz." "Görkem Duman bizi çağırmalı" Eylemlerin belediye yönetimi adım atana kadar artarak devam edeceğini belirten Filiz, şöyle devam etti: "Şimdi bu 3. haftada devam ediyoruz eylem ve etkinliklerimize. Ne zaman Belediye İdaresi Sayın Görkem Duman bizim taleplerimize cevap verir ya da sendikamıza çağrı yapar ve bizimle görüşmeyi düşünürse o zamana kadar devam edecek. Aksi halde bu eylem ve etkinlikler daha da artarak devam edecek. Karşıyaka’da biliyorsunuz orada da 3 haftadır eylemler devam ediyordu. Sayın Yıldız Ünsal cuma itibariyle gittik, görüştük. Kendisi çağırdı bizi. Dedi ki ’Müzakere yöntemine yeniden dönüyoruz’. Zaten biz masayı dağıtmadık. Sadece alt sınıra çekme talebi üzerine eylem başlamıştı dedi ve müzakereyi başlattı. Biz de eylemlerimizi sona erdirdik. Burada da yapmak istediğimiz şey bu. Bir an önce Sayın Görkem Duman sendikamıza çağrı yapmalı, bizi çağırmalı ve oturup toplu sözleşme sürecini bütün yönleriyle, bütün aşamalarıyla görüşmek istiyoruz. Bizim talebimiz bu." "Özgür Özel’e sesimizi duyuracağız" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İzmir ziyareti sırasında seslerini duyurmak için sahada olacaklarını belirten Nihat Filiz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Cumhuriyet Halk Parti Genel Başkanı önümüzdeki bu hafta içinde cuma günü açılışlar için İzmir’de olacağı söylendi. Özellikle Bayraklı’da en yoğun yaşadığımız sorunlardan biri de bu. Dolayısıyla orada arkadaşlar bunu duyduğu için sendikamızdan talepleri var. Sayın Özgür Özel’e sesimizi duyuralım. Yani burada yaşanan bu hak, hukuk, adalet mücadelesine o da bir biçimiyle katkı sunsun, sesimizi duysun. Dolayısıyla o gün yapılacak açılışlarda biz Tüm Bel-Sen olarak ve sendikalar olarak taleplerimizi iletmek için dövizlerimizle, pankartlarımızla açılış yaptığı yerlerde olacağız ve sesimizi duyurmaya çalışacağız. Bu cuma günü sanırım açılışlar var. Nerede açılış yapacaksa biz orada olacağız. Ta ki bu hak hukuk adalet mücadelesi karşılık bulana kadar aksi halde bu eylem ve etkinlikler devam edecek. Biz eylem taraftarı değiliz. Biz bir an önce sorunları masada çözelim derdindeyiz. Demokratik, meşru, barışçıl eylemler yapıyoruz ama gerçekten de bu genel anlamda İzmir’e, Emek Demokrasi mücadelesine bir biçimiyle de belki zarar veriyor diye düşünebilirler. O anlamda biz müzakere masasına döndükleri anda hemen eylemlerimizi sonlandırırız ve görüşmeye başlarız durumundan ibaret."
Dorukhan Büyükışık davasında ‘birleştirme’ kararı
10 Ekim 2025 Cuma - 14:56 Dorukhan Büyükışık davasında ‘birleştirme’ kararı İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin polislerin ’görevi kötüye kullanmak’ suçundan yargılandığı davanın duruşması bugün görüldü. Davanın 2. celsesinde açıklanan ara kararda, 21. Ağır Ceza Mahkemesi ile 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyaların resen birleştirilmesine karar verildi. Olay, 13 Mayıs 2018 günü Narlıdere ilçesinde bulunan bir inşaat firmasının şantiyesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, TSK’da önemli kademelerde görev alan emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık (26), gece saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için dışarı çıktı. Sabah saatlerinde ise Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeni, evinin 600 metre ilerisinde bir inşaat firmasının şantiyesinin istinat duvarında bulundu. Olay, kayıtlara ’yüksekten düşme’ olarak geçti. Aldığı bir iş teklifi sonrası Rusya’ya gitmeye hazırlanan Dorukhan Büyükışık’ın intihar etmesinin mümkün olamayacağını öne süren baba Büyükışık, oğlunun bedeninde yüksekten düşme izlerinin olmadığını iddia etti. Olay yerinde incelemelerde bulunan adli tıp uzmanının tuttuğu "Yüksekte düşme bulgusu yoktur. Otopsi yapılmalıdır" raporu bulunduğunu da ileri süren baba Ethem Büyükışık, oğlunun ölümündeki sır perdesini aralamak için mücadele başlattı. Olayın ardından geniş çaplı inceleme başlatan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olay yeri kamera görüntüleri, 112 ihbar kayıtları, telefon sinyalleri (HTS ve GPRS), adli tıp raporları ve kriminal incelemeler dahil olmak üzere her türlü delili detaylı bir şekilde topladı. Türkiye Dağcılık Federasyonu uzmanlarının da katıldığı olay yeri incelemesinde, Büyükışık’ın cesedinin bulunduğu konuma 27 metre yükseklikten düşerek gelmiş olmasının mümkün olmadığı tespit edildi. Ayrıca, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle vurulduğuna dair tespitlere ulaşıldı. İki ayrı dava Dorukhan Büyükışık’ın inşaat şantiyesinde ölü olarak bulunduğu olayda görevli 8 polis memuru hakkında dava açıldı. Polislerin savcının talimatına rağmen ilgili kamera görüntülerini sağlıklı biçimde incelemediği ve bir örneğini muhafaza altına almadıkları tespit edildi. Polis memurlarının aktif kameraları tam olarak incelemedikleri, delilleri gerekli biçimde toplamadıkları belirlendi. Bunun üzerine komiser Atakan K. (43), komiser Deniz A. (35), polis memuru Duygu Ö. (34), polis memuru Fikret S., polis memuru Halil A. (54), komiser yardımcısı Hüseyin V. (48), Emniyet Müdürü İsmail K. (58) ve polis memuru Musa E. (54) hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Öte yandan olay günü şantiyede görevli olan bekçiler H.K. (68), H.A. (76), T.Ç. (40), A.G. (76) ve çalışan B.Ç.’nin (46) ifadelerinde ciddi çelişkiler olduğu belirtildi. Toplanan deliller ve uzman raporları doğrultusunda, Büyükışık’ın kasten öldürüldüğü ve cesedinin sonradan bulunduğu yere getirildiği değerlendirildi. Elde edilen tespitler neticesinde, olay yerinde bulunan şüpheliler hakkında TCK’nın 81/1. maddesi uyarınca kasten öldürme suçundan müebbet hapis istemiyle İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştı. 2. celse Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin 8 polis memurunun yargılandığı davanın ikinci celsesi bugün İzmir Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 13 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleşen ve kayıtlara intihar olarak geçmesine rağmen cinayet şüphesiyle yeniden dosyası açılan olaya ilişkin davanın bugün gerçekleştirilen 2. celsesinde ise tanık ifadeleri dinlendi. Celseye sanıklar, Atakan K., Duygu Ö., Musa E., Fikret S., Halil A., İsmail K. ve sanık avukatları; katılımcı Ethem Büyükışık ve müşteki avukatları ve tanık Barış A. katıldı. Tanık Barış A. olay gününü anlattı Celsede tanık olarak dinlenen Barış A. Cinayet Büro Amirliği’nde görevli olduğunu belirterek, "13 Mayıs 2018 tarihinde ölüm alanına giden ekipteydim. Bir ölüm olayı bildirildi. Biz cinayet büro olduğumuzdan ve olay yerine yakın olduğumuzdan oraya gittik. Gittiğimizde oraya savcı bey, doktor bey yanındaki heyet bizden sonra geldi. İlçe ekipleri vardı. Olay yeri ekipleri de bizden sonra geldi hatırladığım kadarıyla Kamil D. ile birlikte gittik. Bir yoldan girdik büyükçe ve kazılmış bir temel alanı vardı henüz yapılmaya başlamamıştı diye hatırlıyorum. Bir de yüksekçe tamamlanmamış bir inşaat alanı vardı. Biz bu yolu yürüyerek çıktık, sağ taraftaki inşaat alanına girmedik, yaklaşık 50 - 100 metre yürüdükten sonra tekrar inşaat alanının yanı doğru yürüdük. Giderken bir araç gördüm ama ilgilenmedik. İnşaatın üzerinde resmi ve sivil ekipler vardı. Yukarı çıktığımda aşağıda maktulü gördüm. Sırt üstü yatıyordu diye hatırlıyorum. Ben notlarımı aldım, her gittiğim olayda böyleydi. İnşaat alanında bir telefondan bahsediliyordu. Sonraki gün zaten savcılık heyeti ve baba geldi ama aynı anda gelmediler. Bizim girişten yürüyerek inşaat alanına geçtiğimizi söylediğim alanda bir güvenlik kamerası olduğunu söylediler. Kamera görüntülerine gittim monitöre baktım. Orada bir görüntü açıktı ve bu görüntü karanlıktı. Biz cinayet şube olarak hiçbir zaman bir savcının söylediğinin dışına çıkmayız. Ölü muayene işlemi yapıldı, tutanaklar imzalandı sonra da ayrıldık" ifadelerini kullandı. Büyükışık: "34 polis bu işe bulaşmış" Celsede söz alan Ethem Büyükışık ise olayla ilgili 6 ayrı soruşturma devam ettiğini belirterek, "Biri kasten öldürme suçu. Şu an da 21’inci ağır ceza mahkemesinde ilk duruşması yapıldı. Bu dava içinde çok sayıda bu sanıklar ve tanıkların dışında çok sayıda bizim rakamlarımıza göre 34 polis bu işe bulaşmış. İki bilgisayar kasası vardı harddisk, bunları sivil polis aracıyla olay yerinden götürdüler diyor. Cinayet işleniyor o gece, ondan sonrasında olay yeri inceleme bitiyor, sonrasında toplantı yapılıyor. O gün bu sanıklar ve burada olmayan sanıklar cinayet soruşturmasını yöneten M.T. ve T.T. emrinde çalıştılar. Kamera görüntüleri, Ü.Y. şantiyeye gittiğinde çıkarıldı ve al bunu bırak dediler. Bunlarla ilgili polis araştırma yaptı. O gün görüntüleri kimsenin almadığını söylüyor. Ben izlemedim diyor zaten bir ifadesinde, imza at dediler attım diyor. Üç şirket ayrı olay yeri krokisi üretti. Bir az önce gösterdiğim A Blokun olduğu yerde kamera olduğunu söylediler. Hepsi sahte bunların. M.T. ve T.T. o gün olay yeri incelemenin amirliğini yaptı. Barış A. ifadesinde diyor ki, darp olarak görsek soruşturmaya başlardık. Sonrasında rapor çıktı, ben de uyardım arkadaşları. Şu ana kadarki bütün görev listeleri elinizdeki sahte. Mesela Atakan K. olay yerinde görevli, listede izinde göstermişler. Hiç kimse listede gösterildiği şekilde değil. Musa Ç. diye bir adam var. Polis merkezinde görevliydim diye ifade verdi, bu adalet sarayı da dahil olmak üzere İzmir’in farklı ilçelerinde bütün adresleri dolaşmış, kasten öldürme şüphelileriyle bir görüşme yapmış" diye ekledi. Ara karar Savunmalarının ve tanık beyanının ardından açıklan ara kararda, olayla ilgili olarak 21’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosya ile duruşması görülen 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyaların resen birleştirilmesine karar verildi.
Dorukhan Büyükışık davasında ‘birleştirme’ kararı
10 Ekim 2025 Cuma - 14:45 Dorukhan Büyükışık davasında ‘birleştirme’ kararı İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin polislerin ’görevi kötüye kullanmak’ suçundan yargılandığı davanın duruşması bugün görüldü. Davanın 2. celsesinde açıklanan ara kararda, 21. Ağır Ceza Mahkemesi ile 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyaların resen birleştirilmesine karar verildi. Olay, 13 Mayıs 2018 günü Narlıdere ilçesinde bulunan bir inşaat firmasının şantiyesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, TSK’da önemli kademelerde görev alan emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık (26), gece saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için dışarı çıktı. Sabah saatlerinde ise Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeni, evinin 600 metre ilerisinde bir inşaat firmasının şantiyesinin istinat duvarında bulundu. Olay, kayıtlara ’yüksekten düşme’ olarak geçti. Aldığı bir iş teklifi sonrası Rusya’ya gitmeye hazırlanan Dorukhan Büyükışık’ın intihar etmesinin mümkün olamayacağını öne süren baba Büyükışık, oğlunun bedeninde yüksekten düşme izlerinin olmadığını iddia etti. Olay yerinde incelemelerde bulunan adli tıp uzmanın tuttuğu "Yüksekte düşme bulgusu yoktur. Otopsi yapılmalıdır" raporu bulunduğunu da ileri süren baba Ethem Büyükışık, oğlunun ölümündeki sır perdesini aralamak için mücadele başlattı. Olayın ardından geniş çaplı inceleme başlatan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olay yeri kamera görüntüleri, 112 ihbar kayıtları, telefon sinyalleri (HTS ve GPRS), adli tıp raporları ve kriminal incelemeler dahil olmak üzere her türlü delili detaylı bir şekilde topladı. Türkiye Dağcılık Federasyonu uzmanlarının da katıldığı olay yeri incelemesinde, Büyükışık’ın cesedinin bulunduğu konuma 27 metre yükseklikten düşerek gelmiş olmasının mümkün olmadığı tespit edildi. Ayrıca, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle vurulduğuna dair tespitlere ulaşıldı. İki ayrı dava Dorukhan Büyükışık’ın inşaat şantiyesinde ölü olarak bulunduğu olayda görevli 8 polis memuru hakkında dava açıldı. Polislerin savcının talimatına rağmen ilgili kamera görüntülerini sağlıklı biçimde incelemediği ve bir örneğini muhafaza altına almadıkları tespit edildi. Polis memurlarının aktif kameraları tam olarak incelemedikleri, delilleri gerekli biçimde toplamadıkları belirlendi. Bunun üzerine komiser Atakan K. (43), komiser Deniz A. (35), polis memuru Duygu Ö. (34), polis memuru Fikret S., polis memuru Halil A. (54), komiser yardımcısı Hüseyin V. (48), Emniyet Müdürü İsmail K. (58) ve polis memuru Musa E. (54) hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Öte yandan olay günü şantiyede görevli olan bekçiler H.K. (68), H.A. (76), T.Ç. (40), A.G. (76) ve çalışan B.Ç.’nin (46) ifadelerinde ciddi çelişkiler olduğu belirtildi. Toplanan deliller ve uzman raporları doğrultusunda, Büyükışık’ın kasten öldürüldüğü ve cesedinin sonradan bulunduğu yere getirildiği değerlendirildi. Elde edilen tespitler neticesinde, olay yerinde bulunan şüpheliler hakkında TCK’nın 81/1. maddesi uyarınca kasten öldürme suçundan müebbet hapis istemiyle İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştı. 2. celse Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin 8 polis memurunun yargılandığı davanın ikinci celsesi bugün İzmir Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 13 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleşen ve kayıtlara intihar olarak geçmesine karşın cinayet şüphesiyle yeniden dosyası açılan olaya ilişkin davanın bugün gerçekleştirilen 2. celsesinde ise tanık ifadeleri dinlendi. Celseye sanıklar, Atakan K., Duygu Ö., Musa E., Fikret S., Halil A., İsmail K. ve sanık avukatları; katılımcı Ethem Büyükışık ve müşteki avukatları ve tanık Barış A. katıldı. Tanık Barış A. olay gününü anlattı Celsede tanık olarak dinlenen Barış A. Cinayet Büro Amirliği’nde görevli olduğunu belirterek, "13 Mayıs 2018 Tarihinde ölüm alanına giden ekipteydim. Bir ölüm olayı bildirildi. Biz cinayet büro olduğumuzdan ve yakın olduğumuzdan oraya gittik. Gittiğimizde oraya savcı bey doktor bey yanındaki heyet bizden sonra geldi. İlçe ekipleri vardı. Olay yeri ekipleri de bizden sonra geldi hatırladığım kadarıyla Kamil D. ile birlikte gittik. Bir yoldan girdik büyükçe ve kazılmış bir temel alanı vardı henüz yapılmaya başlamamıştı diye hatırlıyorum. Bir de yüksekçe tamamlanmamış bir inşaat alanı vardı. Biz bu yolu yürüyerek çıktık, sağ taraftaki inşaat alanına girmedik, yaklaşık 50 - 100 metre yürüdükten sonra tekrar inşaat alanının yanı doğru yürüdük. Giderken bir araç gördüm ama ilgilenmedik. İnşaatın üzerinde resmi ve sivil ekipler vardı. Yukarı çıktığımda aşağıda maktulü gördüm. Sırt üstü yatıyordu diye hatırlıyorum. Ben notlarımı aldım, her gittiğim olayda böyleydi. İnşaat alanında bir telefondan bahsediliyordu. Sonraki gün zaten savcılık heyeti ve baba geldi ama aynı anda gelmediler. Bizim girişten yürüyerek inşaat alanına geçtiğimizi söylediğim alanda bir güvenlik kamerası olduğunu söylediler. Kamera görüntülerine gittim monitöre baktım. Orada bir görüntü açıktı ve bu görüntü karanlıktı. Biz cinayet şube olarak hiçbir zaman bir savcının söylediğinin dışına çıkmayız. Ölü muayene işlemi yapıldı, tutanaklar imzalandı sonra da ayrıldık" ifadelerini kullandı. Büyükışık: "34 polis bu işe bulaşmış" Celsede söz alan Ethem Büyükışık ise olayla ilgili 6 ayrı soruşturma devam ettiğini belirterek, "Biri kasten öldürme suçu. Şu an da 21’inci ağır ceza mahkemesinde ilk duruşması yapıldı. Bu dava içinde çok sayıda bu sanıklar ve tanıkların dışında çok sayıda bizim rakamlarımıza göre 34 polis bu işe bulaşmış. İki bilgisayar kasası vardı harddisk, bunları sivil polis aracıyla olay yerinden götürdüler diyor. Cinayet işleniyor o gece, ondan sonrasında olay yeri inceleme bitiyor, sonrasında toplantı yapılıyor. O gün bu sanıklar ve burada olmayan sanıklar cinayet soruşturmasını yöneten M.T. ve T.T. emrinde çalıştılar. Kamera görüntüleri, Ü.Y. şantiyeye gittiğinde çıkarıldı ve al bunu bırak dediler. Bunlarla ilgili polis araştırma yaptı. O gün görüntüleri kimsenin almadığını söylüyor. Ben izlemedim diyor zaten bir ifadesinde, imza at dediler attım diyor. Üç şirket ayrı olay yeri krokisi üretti. Bir az önce gösterdiğim A Blokun olduğu yerde kamera olduğunu söylediler. Hepsi sahte bunların. M.T. ve T.T. o gün olay yeri incelemenin amirliğini yaptı. Barış A. ifadesinde diyor ki, darp olarak görsek soruşturmaya başlardık. Sonrasında rapor çıktı, ben de uyardım arkadaşları. Şu ana kadarki bütün görev listeleri elinizdeki sahte. Mesela Atakan K. olay yerinde görevli, listede izinde göstermişler. Hiç kimse listede gösterildiği şekilde değil. Musa Ç. diye bir adam var. Polis merkezinde görevliydim diye ifade verdi, bu adalet sarayı da dahil olmak üzere İzmir’in farklı ilçelerinde bütün adresleri dolaşmış, kasten öldürme şüphelileriyle bir görüşme yapmış" diye ekledi. Ara karar Savunmalarının ve tanık beyanının ardından açıklan ara kararda, olayla ilgili olarak 21’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosya ile duruşması görülen 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyaların resen birleştirilmesine karar verildi. (AD-
Gazze için İzmir’de "Hayır çarşısı" kuruldu
10 Ekim 2025 Cuma - 14:19 Gazze için İzmir’de "Hayır çarşısı" kuruldu Gazze’deki acılara sessiz kalmayan Karşıyakalılar, hayır çarşısında tek yürek oldu. El emeğiyle hazırlanan ürünlerden elde edilen gelir, umut olarak Gazze’ye uzanacak. İzmir’in Karşıyaka ilçesinde, İsrail’in saldırıları altında zor günler geçiren Gazze halkına destek amacıyla "Hayır Çarşısı" kuruldu. Karşıyaka Müftülüğü öncülüğünde Cumhuriyet Mahallesi Pazaryeri Camii bahçesinde hayata geçirilen etkinlikte, vatandaşlar tarafından hazırlanan el yapımı gıda ve tekstil ürünleri satışa sunuldu. Bir hafta boyunca açık kalacak olan çarşıdan elde edilecek tüm gelir, Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla Gazze’ye gönderilecek. "Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak" Karşıyaka Müftüsü Hayri Cihangeri, etkinlikte yaptığı açıklamada, Gazze’de yaşanan insanlık dramına sessiz kalamayacaklarını belirtti. Müftü Cihangeri, "Son iki yılda tüm dünyanın gözleri önünde bir soykırım yaşanıyor. Bu durum, içimizde derin yaralar açtı. Bugün itibarıyla bir anlaşmanın sağlandığını duyduk, elbette temkinliyiz ama yine de umutluyuz. Bizler de millet olarak tarihi misyonumuz ve vicdani sorumluluğumuz gereği böyle bir etkinlik düzenleme kararı aldık," dedi. "Biz bu çarşıyı kurarken, Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye çalışan karınca misali bir çaba içerisindeyiz," diyen Cihangeri, şöyle devam etti: "Firavun’a karşı durmak elbette önemlidir; ancak Musa’nın yanında olmak da bir o kadar önemlidir. Gazze’nin yeniden ayağa kalkması, oradaki kardeşlerimizin açlık, susuzluk ve yokluk içinde kıvranmalarına bir nebze olsun çare olabilmek amacıyla bu çalışmayı gerçekleştirdik. Tüm gelirler, Diyanet Vakfı’nın ilgili hesaplarına aktarılacak ve oradan da Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak." "Günler öncesinden hazırlıklara başladık" Hayır çarşısında satışa sunulan ürünler, mahalle sakinleri, esnaf ve kursiyerler tarafından evlerde hazırlanarak bağışlandı. Gözleme, çeşitli ev yemekleri, el işi tekstil ürünleri gibi birçok ürün vatandaşların ilgisine sunuldu. Etkinliğe katılan mahalle sakinlerinden Bergüzar Yeşiroğlu ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Çok duygusal anlar yaşıyoruz. Günler öncesinden hazırlıklara başladık. Ev yapımı gözlemeler, giysiler ve el işi ürünlerle katkı sağladık. Esnaflarımız, komşularımız, kursiyer hocalarımız ve mahalle halkımız bu güzel organizasyona destek verdi. Tek dileğimiz savaşların son bulması, Gazze’deki kardeşlerimizin kurtuluşa ermesi." Hayır çarşısı, bir hafta boyunca ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.
Menemen’de 10 bin öğrenciye dijital eğitim paketi desteği
10 Ekim 2025 Cuma - 12:51 Menemen’de 10 bin öğrenciye dijital eğitim paketi desteği Menemen Belediyesi tarafından ilçe genelinde lise ve üniversite sınavlarına girecek olan 8 ve 12. sınıflara tam 10 bin adet dijital eğitim paketi dağıtıldı. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Hedefimiz yarınlarda gururla ’Ben Menemenliyim’ diyecek olan bilim insanları, sanatçılar, doktor ve mühendisler yetiştirebilmektir." dedi. Menemen Belediyesi, lise ve üniversite sınavına girecek öğrencileri yalnız bırakmıyor. 2023 yılında başlayan ve bugüne kadar 20 bine yakın öğrencinin faydalandığı dijital eğitim paketleri, bu yıl da ilçe genelinde 8 ve 12. sınıf öğrencilerine dağıtıldı. Yaklaşık 10 bin öğrenciye dağıtılan ve içinde zengin içerikleriyle konu anlatımından soru bankasına kadar öğrencilerin sınav sürecinde ihtiyaç duyacağı birçok içeriğin bulunduğu dijital eğitim paketleri, hem öğrencilerin hem de ebeveynlerin yüzünü güldürdü. Ayrıca ebeveynler sınav sürecinde konu anlatımları ve soru bankalarına evlatlarının ücretsiz bir şekilde ulaşmasından mutlu olurken öğrencileriyse çekiliş heyecanı sardı. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da dijital eğitim paketi kullanan öğrencilere her ay çekilişle tablet hediye edilecek. Eğitim yatırımlarına devam Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın göreve gelmesiyle birlikte stratejik olarak kırmızı çizgi olarak belirlenen eğitim yardımları, bugüne dek ilçede on binlerce öğrenciye dokundu. Başkan Pehlivan’ın göreve gelmesiyle birlikte kurdelesini keserek açılışını yaptığı ilk tesisin anaokulu olmasının ardından, MEBGEM’in şube sayısı 3’e çıkarıldı ve öğretmen sayısı ile kapasitesi arttırıldı. Üniversite sınavlarına girecek tüm öğrencilerin belediyeye yaptıkları başvurularla sınav harçları ödenirken, ilkokul birinci sınıftan üniversiteden yeni mezun olanlara kadar yapılan kırtasiye yardımı ve destekler, vatandaşlardan tam not aldı. Ayrıca okulların boya ve tadilat işleri, unutulan oyunların yaşatılması için okul bahçelerinde yapılan boyamalar, eğlendirirken öğreten ve Türkiye’nin en büyüğü olan tematik çocuk oyun köyü gibi birçok hizmet de aileleri ve öğrencileri mutlu etti. Öte yandan tamamı ücretsiz spor ve kültür kursları da büyük memnuniyet yaratmaya devam ediyor. "Hedefimiz bilim insanlarının yetiştiği bir Menemen" Menemen’deki eğitim yatırımlarını değerlendiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "İlçemizde göreve başladığımızda kendimize eğitimde bir hedef belirledik. Bu hedef, Menemenli nice bilim insanının, sanatçının, doktor ve mühendislerin yetişmesi hedefidir. Hedefimiz yarınlarda üniversitelerde, teknoparklarda, teknoloji şirketlerinde, kültür merkezlerinde gururla ’Ben Menemenliyim’ diyecek nesiller olması. Bu hedefe varabilmek için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Yapımı hızla devam eden kütüphanelerimizi tamamladığımızda, buralar birer bina değil, adeta eğitim üssü olacak. Ayrıca bu ay açılışını yapacağımız dijital deneyim müzesi olan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi de, evlatlarımızın tarih eğitimi için önemli bir merkez olacak." dedi.
Hava sıcaklıklarının düşmesiyle grip vakalarında artış
10 Ekim 2025 Cuma - 10:43 Hava sıcaklıklarının düşmesiyle grip vakalarında artış Ülke genelinde hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte solunum yolu hastalıklarında artış yaşanıyor. Uzmanlar, salgın hastalıkların kalabalık ortamlarda daha hızlı yayıldığını belirterek, bağışıklık sistemini güçlü tutmak için vitamin takviyesinin önemine vurgu yapıyor. Havanın soğumasıyla birlikte grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Bu hastalıklar, öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve halsizlik belirtileriyle kendini gösteriyor. Hastalığın etkilerini hafifletmek için ıhlamur, adaçayı, zencefil ve kuşburnu çayı gibi bitki çaylarının yanı sıra tavuk suyu, mercimek ve tarhana çorbası gibi proteinli gıdaların tüketilmesi öneriliyor. Bu besinler bağışıklık sistemini destekleyerek vücut direncini artırıyor. Uzmanlar, hastalıklardan korunmak için kapalı ortamlarda uzun süre kalınmaması, yeterli sıvı alınması ve ellerin sık sık yıkanması gerektiği uyarısında bulunuyor. Nezle ve grip farkı Grip ve soğuk algınlığının (Nezle) birbirine benzeyen ancak farklı seyreden hastalıklar olduğunu belirten Acıbadem Kent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Necdet Yetim, "Nezle, genellikle sadece burun akıntısı ve hafif kırgınlık gibi belirtilerle kendini gösteren, daha hafif seyreden bir hastalıktır. Grip ise daha ağır seyreden bir hastalıktır. Üşüme, ateş, halsizlik, yorgunluk, kas ağrıları, baş ağrısı ve öksürük gibi belirtiler çok daha yoğun olarak görülür. Serin ve soğuk mevsimlerde bu tür virüsler daha yaygın hale gelir. Çünkü insanlar kalabalık ve kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirir. Bu da virüslerin kişiden kişiye bulaşmasını kolaylaştırır. Bu nedenle Eylül-Ekim aylarından itibaren grip mevsimi başlar ve kış boyunca devam eder. Bu tür hastalıkların yaklaşık yüzde 90’ı bu dönemde görülür. En önemli nedenleri ise havaların soğuması ve insanların toplu alanlarda daha fazla bir arada bulunmasıdır" ifadelerini kullandı. Kişisel temizliğin önemi Üst solunum yolu hastalıklarından korunmak için yapılması gerekleri aktaran Doktor Necdet Yetim, "Şu dönemde mümkün olduğu kadar kalabalık ortamlara girmemek ve insanlarla yakın temasta bulunmamak önemlidir. Özellikle grip belirtileri olan, kırgınlık, ateş, burun akıntısı ve öksürüğü bulunan kişilerle yakın temas kurmaktan kaçınılmalıdır. Konuşurken, öksürürken ya da hapşırırken etrafa gözle görülmeyen küçük damlacıklar yayılır. Bu damlacıklar havada asılı kalabilir ya da yüzeylere düşebilir. Başka bir kişi bu havayı soluduğunda ya da damlacıkların bulunduğu yüzeylere dokunup ardından ellerini ağzına ya da burnuna götürdüğünde virüs bulaşabilir. Bunun için el temizliği çok önemlidir. Temiz olmayan ellerle ağız ve buruna dokunulmamalıdır. Yemek yemeden önce eller mutlaka sabun ve bol suyla en az 15-20 saniye yıkanmalıdır. Bu şekilde virüslerin yüzde 99’a varan oranlarda yok edildiği bilinmektedir" diye ekledi. Vitamin takviyesi, bol sıvı ve sıcak çorba tavsiyesi Hastalık sürecinde sağlıklı beslenmek, iyi dinlenmek, aşırı yorulmamak ve vücudu soğuktan korunması gerektiğini söyleyen Yetim, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Çünkü vitamin, protein ve genel beslenme eksikliği; aşırı yorgunluk, uykusuzluk ve özellikle soğuk havaya maruz kalma, hastalığın kolaylıkla oluşmasına neden olur. Elbette ilaçlar kullanacağız, ancak ilaçların dışında uygulanacak tedavi yöntemleri, grip için belki de daha önemlidir. Bunların başında vücudu ılık tutmak, dinlenmek ve beslenmek gelir. Bu konuda, özellikle beslenme üzerine birkaç önemli noktaya değinmek gerekir. Bol sıvı alınmalıdır. Çaylar ve çorbalar içilmelidir. Özellikle et suyu, tavuk suyu ve kelle paça gibi besleyici çorbalar; limonlu ve sirkeli olarak tüketildiğinde daha faydalıdır. Sarımsak da bağışıklık sistemine faydalı olduğu kanıtlanmış bir besindir. Çay tüketimi de önemlidir. Limonlu çaylar başta olmak üzere; yeşil çay, rezene çayı, ıhlamur ve adaçayı gibi şifalı bitki çayları önerilir. Sebze ve meyve de bolca yenmelidir. C vitamini içeren meyveler tavsiye edilir. Narenciye grubu, limon, mandalina ve portakal gibi meyvelerle; yeşil sebzelerin bolca tüketilmesi gerekir. Ayrıca E vitamini ve B grubu vitaminlerinden oluşan takviyeler, hastalığın daha kısa sürede atlatılmasında etkili olur." Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte çorba içmek isteyen müşterilerin sayısının arttığını belirten 30 yıllık Çorbacı ustası Mehmet Çalışkan, "Kış için ayak paça, kelle paça ve işkembe çorbalarını öneriyoruz çünkü yüksek kolajen içeriyor. Özellikle dana ayağında bolca kolajen vardır ve koruyucudur. Limonlu ve sarımsaklı olarak tüketilmesini tavsiye ediyoruz" diye ekledi.
Ege Üniversitesi kampüsünde meme kanseri farkındalık etkinliği
10 Ekim 2025 Cuma - 10:20 Ege Üniversitesi kampüsünde meme kanseri farkındalık etkinliği Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği (EMSA) Ege iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EÜ 1 Nolu Yemekhane önünde hibrit bir farkındalık çalışması olarak yapıldı. Etkinlikte, Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Serra Kamer ve hekim adayları, öğrencilere meme kanseri konusunda erken tanı ve korunma yöntemlerini anlattı. Öğrenciler, katılımcılara kendi kendine meme muayenesi ve düzenli doktor kontrollerinin önemine dair mesajlar verdi. "Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor" Etkinlikle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Emine Serra Kamer, "Meme kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen tümörlerden biridir. Farkındalık ve erken tanı giderek önem kazanıyor. Her ay yalnızca beş dakika ayırarak memelerdeki şişlik, renk değişikliği, meme başında içe dönme veya kanlı akıntı gibi belirtiler fark edilebilir. Düzenli mamografi ve ultrasonografi ile de belirti vermeden kanser tespiti mümkün. Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor. Erken teşhis hayat kurtarır. Tarama programlarına katılım, riskinizi minimize eder. Unutmayın, ayıracağınız beş dakika hayatınızı kurtarabilir" dedi. Kurulan stantta katılımcılara meme kanseriyle ilgili kitap, broşür ve pembe kurdeleler dağıtılırken, görsel materyallerle de bilgilendirme yapıldı. Pembe balonlar ve kurdelelerle süslenen stant, katılımcıların ilgisini topladı. Etkinlik boyunca kampüs ve çevresinde meme kanseri farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.
Yumurtalıklarınız sizden yaşlı olabilir
10 Ekim 2025 Cuma - 09:48 Yumurtalıklarınız sizden yaşlı olabilir Çocuk sahibi olmak isteyen ya da bu hayalini biraz daha erteleyen kadınlar için yumurtalık yaşı önem taşıyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’den Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, kadınların takvim yaşı ile yumurtalık yaşının aynı olmayabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Bazen 30 yaşındaki bir kadının yumurtalık rezervi 40 yaşındaki bir kadına benzer olabilir ya da tam tersi olabilir" açıklamasında bulundu. Çocuk sahibi olmak isteyen ya da bu düşüncesini ileri yaşlara erteleyen kadınların 30 yaşından sonra özellikle yumurtalık yaşına dikkat etmesi gerektiğini dile getiren Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalık yaşı, kadının biyolojik doğurganlık süresini anlamak için kritik bir parametredir. Kadının takvim yaşı ile yumurtalık yaşı her zaman aynı değildir. Bazen 30 yaşındaki bir kadının yumurtalık rezervi 40 yaşındaki bir kadına benzer olabilir ya da tam tersi olabilir. Bu yüzden yumurtalık yaşı deyince sadece yaşa bakmak yanıltıcı olabilir" dedi. Yumurtalıkların sağlıklı olup olmadığına ve yumurtalık yaşının kaç olduğuna bakmak için belirli testler yapıldığını aktaran Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalık yaşının belirlenmesi; doğurganlık potansiyelini belirlemesi, tüp bebek (IVF) başarısına etkisi, üreme planlamasına yön vermesi ve de erken yumurtalık yetmezliği riski açısından uyarıcıdır" dedi. 30 yaşından sonra mutlaka baktırın Yumurtalık yaşını doğrudan ölçen bir test olmadığını belirten Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Ancak over rezervini gösteren testler sayesinde bu yaş tahmin edilebilir. Bunlar arasında en yaygın olanlar; AMH (Anti-Müllerian Hormon) testi, Antral Folikül Sayımı (AFC), FSH, LH ve Estradiol (E2) testleridir" diye konuştu. Özellikle 30 yaş sonrasında gebelik planlayan kadınların yumurtalık rezervlerini ölçtürmesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. İlkay Nafiye Toplaloğlu, "Yapılan ölçümler sonucu yumurtalıklarda düşük rezerv tespit edilirse, yumurta dondurma gibi seçeneklerle gelecekteki gebelik şansı korunabilir" mesajını verdi. Planlı hareket edilmeli Özellikle 30 yaş sonrası kadınlar için düzenli AMH testi, ultrason takipleri ve planlı hareket etmenin fark oluşturabileceğini söyleyen Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Rutin kontrollerle yumurtalık rezervlerinin ölçülmesi, planlı gebelik veya yumurta dondurma gibi önlemlerin alınmasına fayda sağlayabilir. Sessiz ilerleyen erken over yetmezliğini (Bu durum adet düzensizliğinden önce ortaya çıkıyor) yakalamak mümkün olabilir. Tüp bebek ihtiyacının olup olmayacağını öngörebiliriz. Ayrıca üreme planlamasına yön vermek kolaylaşır. Yani planlı hareket etmek erken uyarı sistemi gibi çalışacaktır" açıklamasını yaptı. "Genç gibi" davranması mümkün olabilir Yumurtalık rezervini etkileyen pek çok faktör olduğuna vurgu yapan Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalıklar biyolojik olarak daha ‘genç’ veya ‘yaşlı’ davranabilir. Yumurtalık yaşını etkileyen faktörlerden en önemlisi genetik faktörler. Her kadının doğuştan sahip olduğu yumurta sayısı farklıdır. Bazı kadınlar genetik olarak çok daha fazla yumurtayla doğar ve rezervi uzun yıllar iyi kalır. Diğer faktörler de çevresel faktörler ve yaşam tarzı. Ayrıca endometriozis, çikolata kisti ameliyatı, kemoterapi-radyoterapi, otoimmün hastalıklar gibi durumlar da yumurtalık rezervlerini azaltabilir" ifadelerini kullandı. Yumurtalık yaşı doğrudan geri çevrilmiyor Kadın doğurganlığı alanında en merak edilen konuların başında, yumurtalık yaşını küçültmenin mümkün olup olmadığı sorusunun geldiğini vurgulayan Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kronolojik yaş gibi yumurtalık yaşı da doğrudan ‘geri çevrilemez’ yani yumurtaları gençleştirmek veya yeniden üretmek günümüzde mümkün değil. Ama yumurtalık fonksiyonunu korumak, yaşlanma hızını yavaşlatmak ve bazı durumlarda fonksiyonel olarak yumurtalıkları ‘daha genç gibi’ çalıştırmak mümkün olabilir. Bu sayede rezerv azalma hızı düşebilir, yumurta kalitesi artabilir ve doğurganlık süresi uzayabilir" diye konuştu. Sağlıklı beslenin sigara içmeyin Yumurtalık yaşını olumlu yönde etkileyebilecek bazı rutinlerden bahseden Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yaşam tarzı ve beslenme ile yumurtalık fonksiyonunu desteklemek mümkün olabilir. Bunun için sigara gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçilmeli. Antioksidan zengini beslenme düzenine geçilmeli. Özellikle C vitamini, E vitamini, koenzim Q10, resveratrol gibi antioksidanlar yumurta hücrelerini oksidatif stresten korumaktadır. Meyve, sebze, zeytinyağı, omega-3 açısından zengin gıdalar tercih edilmeli ve düzenli egzersizler yapılmalıdır. Düzenli uyku ve stres yönetimi de yumurtalık rezervi kalitesinin yükselmesine fayda sağlayabilir. Ancak, yumurtalık yaşını küçültmek mümkün değil. Ancak yaşlanma hızını yavaşlatmak, yumurta kalitesini artırmak ve fonksiyonel olarak yumurtalıkları daha genç gibi çalıştırmak; doğru beslenme, sağlıklı yaşam, doktor kontrolünde destek tedavileri ve gerekirse yumurta dondurma yöntemiyle mümkün kılınabilir" dedi.
Karşıyaka’dan şirketleşme adımı
09 Ekim 2025 Perşembe - 14:39 Karşıyaka’dan şirketleşme adımı Karşıyaka Spor Kulübü, üyeliği bulunan ve 6 yıllık borcu bulunan kişilerin 1 ay içinde ödeme yapmaması durumunda üyelikten atacağını duyurdu. Yeşil-kırmızılılar böylece şirketleşmenin önünü açmayı hedefliyor. İzmir’in köklü kulüplerinden birisi olan Karşıyaka Spor Kulübü, içinde bulunduğu maddi sıkıntıları aşmak adına önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Yeşil-kırmızılı camia, kulübün geleceğini güvence altına almak için şirketleşme planları üzerinde çalışıyor. Yaklaşık 5 bin üyesi bulunan Karşıyaka Spor Kulübü’nde, yasal mevzuatlar gereği şirketleşme kararının alınabilmesi için genel kurulun toplanması gerekiyor. Bu kritik kararın yönetim kuruluna devredilmesi adına yapılacak genel kurulda, tam üye sayısının dörtte üçünün katılımı ve katılan üyelerin en az yüzde 51’inin onay vermesi gerekiyor. Şirketleşme sürecini daha sağlıklı yürütebilmek adına, Karşıyaka yönetimi ilk etapta üye sayısında düzenlemeye gitme kararı aldı. Bu doğrultuda, aidat borcu olan ve kulüple bağlarını fiilen koparmış pasif üyelerin üyelikten çıkarılması planlanıyor. Yönetim, bu çalışmayla hem genel kurulda yeterli sayının sağlanmasını kolaylaştırmayı hem de kulüp yapısını daha dinamik hale getirmeyi hedefliyor. Karşıyaka Spor Kulübü Yönetimi, üyelikten çıkarma süreciyle ilgili detayları ve alınan kararları resmi iletişim kanalları üzerinden kamuoyuyla paylaştı. Harekete geçildi Karşıyaka Spor Kulübü Tüzüğü’ne göre, üst üste 6 yıl aidat ödemeyen üyeler, yapılan uyarının ardından 1 ay içinde ödeme yapmadıkları takdirde üyelikten çıkarılabiliyor. Bugün kulüp yönetimi tarafından yapılan resmi duyuruyla birlikte, bu üyeler için 30 günlük süre resmen başladı. İşte Karşıyaka Spor Kulübü Yönetimi’nin yaptığı açıklama: "Karşıyaka Spor Kulübü olarak, 26.08.2025 tarihinde yapılan Genel Kurul’da alınan karar doğrultusunda ve Yönetim Kurulu’nun 15.09.2025 tarihli, 2025-30 sayılı kararı gereğince; Kulübümüze 6 yıllık aidat borcu bulunan üyelerimizin, borçlarını 30 gün içerisinde ödemeleri gerekmektedir. Ödemeler, Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu Kulüp Binası (Muhasebe) ödeme noktasından yapılabilecektir. Belirtilen süre içinde ödeme yapılmaması durumunda, üyelikler Kulüp Tüzüğü’nün 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca sona erdirilecektir. Karşıyaka’mızın birlik ve beraberliğini sürdürmek adına tüm üyelerimizin gereken hassasiyeti göstermesini önemle rica ederiz."
Mesleğiniz üreme sağlığınızı etkiliyor olabiliyor
09 Ekim 2025 Perşembe - 14:34 Mesleğiniz üreme sağlığınızı etkiliyor olabiliyor Ekseriyâ çalışma hayatındaki stres ve yoğunluk, çalışanların sağlığını ikinci plana atmasına neden olabiliyor. Stres ve yoğunlukla birlikte aslında çalışma ortamı da üreme sağlığını yakından etkiliyor. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muzaffer Doğu Taşdemir, son yıllarda yapılan araştırmalara göre erkeklerde üreme sağlığının, seçilen meslekle doğrudan bağlantılı olabildiğini söyledi. Yapılan birçok çalışma ile üreme sağlığı üzerine negatif etkisi gösterilmiş etkenlere çalışma ortamında maruziyetin sperm kalitesi, üreme sağlığı ve üreme hormon dengesi üzerinde negatif etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Can Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muzaffer Doğu Taşdemir, üreme sağlığıyla ilgili hangi mesleklerin daha riskli olduğu konusunda bilgiler paylaştı. Masa başı çalışan veya uzun süre oturanlarda meydana gelen testiste ısı artışı sperm üretimini olumsuz etkileyebildiğini kaydeden Taşdemir, şöyle devam etti: "Buna ek olarak sıcak ortamlarda çalışması gereken kişilerin de dikkatli olması gerekiyor. Örneğin fırın işçileri, aşçılar, kaynak işi ile uğraşanlar, metal veya döküm sanayinde çalışanlar, cam ve seramik işçileri ve madencilerde riskler daha belirgin. Bir diğer risk; maruz kalınabilecek kimyasallar ile temas halinde olan meslekler. Kimyasalların sadece üreme sağlığını değil, vücutta birçok sistemi ilgilendiren etkileri olabilmekte ve bazı mesleklerde uzun süreli maruziyet meslek hastalıklarına neden olabilmektedir. Sadece deriye temas akla gelmemeli, ortamda havaya karışan kimyasalların solunması da vücutta benzer etkilere sahip olabilmektedir. Bu meslekler, laboratuvar çalışanları, temizlik bakım ürünleri veya ilaçlama işleriyle uğraş gösterenler, petrokimya ürün sanayi çalışanları, plastik kauçuk üretim tesislerinde çalışanlar, metalurji ve galvaniz işçileri, yalıtım malzemeleri, boya ve yapıştırıcı gibi kimyasalları sıklıkla kullanması gereken kişiler olarak kabaca listelenebilir." Op. Dr. Muzaffer Doğu Taşdemir, vardiyalı çalışma şartları ile birlikte oluşan uyku düzenindeki aksama, yoğun stres ve değişen ortam şartları nedeniyle gelişebilen hormonal dengesizliğin, cinsel sağlığı ve üreme sağlığını negatif etkilediğini, hormonal dengesizliğin sadece cinsel isteği azaltabildiği için değil, sperm üretim sürecini yavaşlatabileceği veya durdurabileceği için de önem arz ettiğini kaydetti. Korunmak için ne yapmalı Tüm bu risklerden korunmak için meslek değiştirmeye gerek olmadığını, küçük önlemler alınmasının yeterli olacağını belirten Op. Dr. Taşdemir, "Örneğin masa başında çalışan veya uzun süre oturarak çalışmak zorundaysanız düzenli aralıklar ile ayağa kalkıp birkaç dakikalık turlar atabilirsiniz. Sıcak ortamda çalışıyorsanız ortam havalandırması veya klima benzeri sistemler kullanılması bir çözüm olabilir. Kimyasallar ile uğraş gösteren meslek mensuplarının ise uygun koruyucu ekipmanları temin etmesi, ortamın sık havalandırılması ve temas halinde hızla sağlık profesyonelleriyle irtibata geçilmesi gerekmektedir. Stresle başa çıkmanın yolu ise düzenli egzersiz, hobiler ve sağlıklı uyku alışkanlıklarının edinilmesi olabilir" dedi. Erkek üreme sağlığının korunmasının yalnızca bireysel bir mesele değil toplum sağlığının da önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Taşdemir, "İşimiz hayatımızın büyük bir parçası olabilir. Ama sağlığımızı kaybettiğimizde ne kazancın ne de işin bir önemi kalır. Çocuk sahibi olmayı düşünen erkeklerin düzenli ürolojik kontrolünü ihmal etmemesi bir diğer önemli nokta. Bazen küçük yaşam tarzı değişiklikleri, gelecekte büyük sorunların önüne geçebilir" diye konuştu.
İzmir’de suç oranı yüzde 11 azaldı
09 Ekim 2025 Perşembe - 12:15 İzmir’de suç oranı yüzde 11 azaldı İzmir Valisi Süleyman Elban, 2025’in ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre kişilere karşı işlenen suçlarda yüzde 11 oranında azalma yaşandığını açıkladı. Vali Elban, kent genelinde kişilere karşı toplam 29 bin 363 suç işlendiğini, bu sayının geçen yıl 32 bin 973 olduğunu bildirdi. İzmir Valisi Süleyman Elban, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda, kentteki güvenlik ve asayiş faaliyetlerine ilişkin rakamları paylaştı. Vali Elban, 1 Ocak-30 Eylül 2025 tarihleri arasındaki güvenlik ve asayiş faaliyetlerine ilişkin verileri kamuoyuyla paylaştı ve suç oranlarındaki gerilemenin, güvenlik birimlerinin koordineli çalışmaları ve alınan önleyici tedbirlerin bir sonucu olduğunu vurguladı. Kişilere karşı işlenen suçlarda azalma Vali Elban’ın paylaştığı verilere göre, özellikle mal varlığına karşı işlenen suçlarda dikkat çekici bir düşüş yaşandı. Toplam olay sayısı 2024’te 9 bin 569 iken, 2025’te 6 bin 124’e gerileyerek yüzde 36 oranında azaldı. Düşüş oranları şu şekilde sıralandı: Yankesicilik: yüzde 75, Kapkaç: yüzde 67, Otodan hırsızlık: yüzde 59, İş yerinde ve kurumda hırsızlık: yüzde 58, Evden hırsızlık: yüzde 42. Kişilere karşı işlenen suçlarda ise en yüksek düşüş "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçunda yüzde 27 oranında gerçekleşti. Cinsel saldırı ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarında yüzde 21, kasten öldürme suçlarında ise yüzde 20 oranında azalma kaydedildi. 166 suç örgütü çökertildi Organize suçlarla mücadelede yılın ilk dokuz ayında 228 operasyon düzenlendiğini belirten Vali Elban, 166 organize suç çetesinin çökertildiğini bildirdi. Uyuşturucuyla mücadelede ise; TCK 188 (İmal ve Ticaret) kapsamında 2 bin 419 operasyon yapıldı, bin 817 kişi tutuklandı. TCK 190-191 (Kullanıcılık) kapsamında 15 bin 514 olay kaydedildi. Toplamda bin 898 kişi tutuklanırken, 4 bin 388 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Vali Elban, 1 Ocak-30 Eylül 2025 tarihleri arasında 19 bin 150 kişinin hapis yakalamasıyla yakalandığını, ayrıca 31 bin 176 kişi hakkında ifade işlemi yapıldığını aktardı. Silah kaçakçılığı operasyonlarında ise 4 bin 744 kişi hakkında işlem yapıldığı, aralarında 2 bin 448 tabanca ve bin 437 av tüfeğinin bulunduğu 4 bin 602 silaha el konulduğu bildirildi. Trafik denetimlerinde artış Trafik güvenliği çalışmalarında da büyük artış yaşandığını belirten Vali Elban, denetlenen araç sayısının yüzde 95 artışla 8 milyon 566 bin 232’ye, işlem yapılan araç sayısının ise 1 milyon 284 bin 230’a yükseldiğini açıkladı. Okul servisi denetimleri de yüzde 71 artarak 32 bin 102’ye, işlem yapılan servis sayısı ise 7 bin 67’ye ulaştı. Vali Elban, son olarak İzmir’de geçici koruma altındaki Suriyelilerin sayısının 102 bin 247 olduğunu da ifade etti.