Yerel Haberler
İzmir
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:27 Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem İzmir ve Manisa’nın elektrik altyapısını yöneten Gdz Elektrik, artan talebi karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı riskleri yönetmek için kapsamlı bir yatırım süreci başlatıyor. Şirket, 5 yıllık plan kapsamında, dağıtım altyapısını güçlendirmeyi ve dijital izleme sistemleriyle altyapı yönetimini modernize etmeyihedefliyor. Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, "İzmir ve Manisa’da, artan enerji talebini karşılamak ve sistemi iklim etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmek için yatırımlarımızı hızlandırıyoruz" dedi. Türkiye’nin öncü gruplarından Aydem Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Gdz Elektrik, altyapı yatırımları ve dijitalleşme adımlarıyla operasyonlarını geliştiriyor. Şirket, dağıtım ağını uçtan uca izleyebilen ve yönetebilen entegre sistemlerle hem fiziksel hem de teknolojik altyapısını güçlendiriyor. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, sektörün dönüşümü ve şirketin yatırım planları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Yeni dönemde stratejik odağın, müşteri memnuniyeti ile kesintisiz ve güvenli enerji arzı olduğunu belirten Bayramoğlu, altyapının güncel ihtiyaçlara göre güçlendirilmesi ve dijital sistemlerle daha etkin şekilde yönetilmesini planladıklarını ifade etti. Bayramoğlu, "Yatırımlarımızı güvenli ve kesintisiz enerji hedefiyle şekillendiriyoruz. Altyapıyı güçlendirirken,yerli ve yenilikçi teknolojileri önceliklendirip dağıtım sistemine müdahale hızını artırıyoruz" dedi. "En büyük önceliğimiz, müşterilerimizin elektriğe güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşması. Hizmet kalitesini sürekli artırmak için yenilikçi projeleri devreye almayı sürdürüyoruz. 2026, yeni yatırım dönemimizin başlangıcı olması sebebiyle stratejik açıdan kritik önem taşıyor" diyen Bayramoğlu planlanan yatırımlara ilişkin detayları paylaştı. Ege’de elektrik altyapısına 64,2 milyar TL’lik yatırım 2025 yılında yaklaşık 18,3 TWh saat enerji dağıtımıyla Türkiye tüketiminin yüzde 8,1’ini karşılayan Gdz Elektrik, İzmir ve Manisa’da artan enerji talebini karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı risklere karşı alt yapıyı güçlendirmek için 2026-2030 döneminde kapsamlı bir yatırım programı yürütecek. Şirket, 5 yılda toplam 64,2milyar TL yatırım planlıyor. Gdz Elektrik bölgede yaklaşık 124 bin kilometre hat ağı ve 38 bin adet trafo üzerinden 6 milyon nüfusa hizmet sağlıyor. Planlanan yatırımların hedefi, altyapının dayanıklılığını artırmak, hizmet sürekliliğini güvence altına almak ve artan enerji talebini karşılamak. Çalışmalarla, şebeke dayanıklılığının artırılması, aşırı hava şartlarında kesintilerin engellenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunun güçlendirilmesi sağlanacak. Program kapsamında ekonomik ömrünü tamamlayan şehir içi hava hatlarının yer altına alınması, yeni trafo merkezlerinin devreye alınması, güçlendirilmesi ve kapasite artışının sağlanması öne çıkıyor. Bu sayede hizmetin kaliteli ve kesintisiz karşılanması hedefleniyor. Kesintilerle mücadelede kalıcı dönüşüm planı Şirketin dönüşüm sürecinde öncelikli başlıklarından biri kesintilerin önlenmesi. Yürütülen yenileme ve dijital izleme çalışmalarıyla, yaşanabilecek arızalara müdahaleler hızlanırken, muhtemel arızaları önceden tespit eden bir yapıya dönüşüm de sağlanacak. Mevcut SCADA ve IoTuygulamaları geliştirilirken yapay zeka destekli yaklaşımlarla şebekeyi gerçek zamanlı olarak izleyen Gdz Elektrik, muhtemel arıza risklerini önceden belirlemeyi hedefliyor. Şebeke modernizasyonu ve dijital izleme sistemlerinin devreye alınmasıyla, bu hedefin kalıcı bir iyileşmeye dönüştürülmesi planlanıyor. Bu anlayışla, dağıtım sisteminin modernizasyonuna odaklandıklarını belirten Bayramoğlu, "Artık önemli olan sahayı sadece izlemek değil sahada olacakları öngörmek. Bölgedeki 863 trafo merkezi 5 bin 147 hattı izliyor, gerçek zamanlı veri takibi yapıyoruz" diye konuştu. Sayaçlar otomatik sistemlerle okunuyor Bayramoğlu, 2026 itibarıyla bölgedeki tüm kullanım noktalarında elektronik sayaç dönüşümünün tamamlandığını, 100 bin noktada ise tüketimin otomatik okuma sistemleri ile uzaktan izlenebildiğini söyledi. Sistemle birlikte bazı operasyonların uzaktan yürütülebildiğini ve saha ekiplerinin yükünün azaldığını ifade etti. GSM şebekesi dışında kalan kimi kırsal bölgelerde ise uydu üzerinden sayaç okuma sisteminin bir pilot uygulama ile devreye alındığını ve sistemin yaygınlaştırılması için yatırımların devam ettiğini belirten Bayramoğlu, uygulamanın Aydem Enerji dağıtım şirketleri bünyesinde Türkiye’de ilk olduğunu vurguladı. Bayramoğlu, "Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) entegrasyonuyla 2026 yılı içinde yaklaşık 400 bin tüketim noktası ilavesi ile otomatik sayaç okuma sistemlerinin yaygınlaştırılması çalışmaları devam edecek. Böylece 2030 yılı sonuna kadar yaklaşık 2 milyon tüketim noktası uzaktan izlenebilir hale gelecek. Bu da kullanım noktalarının yüzde 50‘den fazlasının sisteme dahil olması anlamına geliyor" dedi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:26 Söküme gelen gemiden 17. yüzyıla ait bronz top çıktı İzmir’in Aliağa ilçesine sökülmek üzere getirilen bir yolcu gemisinde, 17. yüzyıla ait Hollanda kökenli bronz gemi topu ile gülleler bulundu. Kültür varlığı niteliğindeki eserler koruma altına alınarak müzede sergilenmeye başlandı. İzmir Müze Müdürlüğü uzmanları ile Aliağa Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliği ekipleri gemide inceleme yaptı. İncelemelerde, geminin restoran-kafe bölümünde dekoratif unsur olarak kullanılan bronz gemi topu ile 11 adet gülle tespit edildi. Eserler bulundukları yerden alınarak İzmir Müzesi Müdürlüğüne taşındı. 17. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen topun üzerinde yer alan ‘D. Admiraliteit tot Rotterdam 1634’ ibaresinin, Hollanda deniz gücüne ve Rotterdam Amiralliğine işaret ettiği belirlendi. Kuzey Denizi’nde batan bir gemiye ait olduğu düşünülen yaklaşık 306 santimetre uzunluğunda ve 50 santimetre çapındaki top ile 16 santimetre çapındaki güllelerin, dönemin denizcilik teknolojisini yansıtan önemli örnekler olduğu kaydedildi. Hollanda makamlarıyla temas kuruldu Hollanda makamlarıyla gerçekleştirilen temaslarda, eserlerin kökenine ilişkin ortak bir anlayış geliştirildi. Bu mirasın kamuya açık bir alanda sergilenmesinin iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel ilişkileri yansıtan anlamlı bir yaklaşım olacağı değerlendirildi. Eserlerin, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda yer alan Denizden Gelen Güç Salonu’nda ziyaretçilerin ilgisine sunulduğu duyuruldu. "Bilimsel çalışmayı başlattık" Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz konuya ilişkin açıklama yaptı. İnceciköz, "2025 yılında gemiden sökülürken bir ihbar üzerine, diplomat ve müze uzmanlarımızla bilimsel çalışmayı başlattık. Tarihi eserin menşeinin Hollanda’da olduğunu öğrendikten sonra Hollanda makamlarıyla hemen irtibata geçtik. 1970 UNESCO sözleşmesi kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak hem kendi eserlerimizin yurt dışından getirilmesi misyonumuz hem de başka bir ülkenin eserini ilgili ülkeye verme misyonumuz var" dedi. "Dostluk ve işbirliği açısından önemli" Bakanlığın kaçakçılıkla ilgili vizyonu doğrultusunda hareket ettiklerini belirten İnceciköz, "Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un son dönemde özellikle kaçakçılıkla ilgili önümüze koymuş olduğu vizyon ve hedeflerin sonucunda biz bu top ile ilgili bakanlarla irtibata geçtik. Dışişleri Bakanlığımız ve devletimizin birçok unsuru sayesinde Hollanda tarafıyla görüştük. Nihayetinde ülkemizde sergilenmesinin özellikle karşılıklı iki ülkenin dostluğu ve işbirliği açısından önemli olduğunu vurgulayarak görüşlerini ilettiler. Bu kapsamda İzmir Kültür Sanat Fabrikasındaki müzemizde bunu sergiye aldık. Bugün değerli büyükelçimizle beraber bu serginin açılışını gerçekleştirmiş olduk. Türkiye-Hollanda ilişkilerinin kültür alanında da bu noktaya gelmiş olması oldukça sevindirici" ifadelerini kullandı. "Kültürel mirasımızın güzel bir örneği" Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ise topun emin ellerde olduğunu vurguladı. Wijnands, "İzmir’e geldim. Topun burada sergilenmesinden dolayı Kültür Bakanlığına çok teşekkür ediyorum. Emin ellerde olduğunu biliyorum. İki ülke arasındaki dostluk pekiştiği için de teşekkür ederim. Zaten 400 senelik bir ticaret dostluğumuz vardı. Bu da iki ülke arasında bulunan kültürel mirasımızın güzel bir örneği" diye konuştu.
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:25 ABD’den geri alınan Smyrna kökenli heykel başı İzmir’de sergileniyor Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü diplomatik çalışmalar sonucu ABD’nin Denver kentinden Türkiye’ye iade edilen ve M.S. 5. yüzyıla tarihlendirilen Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başı, İzmir Arkeoloji Müzesinde düzenlenen törenle sergilenmeye başlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan eserin iade sürecini sosyal medya hesaplarından duyurmuştu. Denver Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan eserin Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edildi. Bakan Ersoy, 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle eserin Smyrna Agora kazılarından geldiğinin belirlendiğini kaydetti. Ersoy, müze ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserin evine kavuşturulduğunu ifade etti. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Müzesin koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başı İzmir Arkeoloji Müzesinde yerini aldı. Heykelin ziyarete açılışı dolayısıyla tören düzenlendi. İade süreci ve bilimsel incelemeler ABD’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrindeki Denver Sanat Müzesi, Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bildirdi. Müze yetkilileri, eserin Smyrna Agora kazılarından elde edildiğini belirtti. Heykel başının, 1946 ile 1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi Marie Therese Macy’nin malikanesinden 1989 yılında bağış yoluyla müze koleksiyonuna dahil edildiği bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde bu veriler doğrulandı. Efes-Smyrna atölyesinin ürünü Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, uzmanların bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya konuldu. Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda, heykel başının Theodosius Dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu belirlendi. Eserin Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu kaydedildi. Erkek portresinin özellikleri Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihi anlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliğinin önemi Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un belirlediği hedeflere ulaşmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirtti. Türkiye’deki akademik camia, kolluk kuvvetleri ve diplomatik temsilciliklerle ortak bir sistem kurguladıklarını ifade eden İnceciköz, kaçakçılıkla mücadele noktasında dünyada kuralları koyan ülke konumunda olduklarını dile getirdi. İnceciköz, eserin iadesinde bilimsel yayınların önemine dikkat çekerek, Denver Sanat Müzesi idaresinin süreçteki yapıcı tutumu sayesinde eserin doğduğu topraklara döndüğünü kaydetti. Erken Hristiyanlık dönemine ait Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, heykelin Agora’da bir kaide üzerinde yükseldiğinin anlaşıldığını belirtti. Aynı döneme ait kitabelerde İsidoros adlı bir valinin onurlandırıldığının görüldüğünü dile getiren Ersoy, bu portrenin söz konusu valiyi temsil ediyor olabileceğini ifade etti. Ersoy, eserin ciddi yüz ifadesi ve yukarı bakan göz bebekleriyle erken Hristiyanlık dönemi stilini yansıttığını sözlerine ekledi.
Tugay: "Optic World yeni iş birliklerine ve güçlü ortaklıklara vesile olacak"
27 Mart 2026 Cuma - 15:17 Tugay: "Optic World yeni iş birliklerine ve güçlü ortaklıklara vesile olacak" Optik sektörünün önemli buluşmalarından Optic World İzmir-3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. 29 Mart’a kadar sürecek fuarın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Optic World İzmir, yerli markalarımızın tasarım gücünü artırmak ve uluslararası rekabet alanında Türkiye’nin gelişimini sergilemek için ideal bir platform. Bu buluşmanın, yeni iş birliklerine ve güçlü ticari ortaklıklara vesile olacağına yürekten inanıyorum" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Gaziemir’deki Fuar İzmir’de gerçekleştirilen Optic World İzmir Fuarı, kapılarını açtı. Sadece profesyonel ziyaretçilere açık olacak Optic World İzmir -3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı’nın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ev sahipliğindeki açılışına; İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Odası Gözlükçüler Grubu Komite Başkanı Ahmet Yutmaz, oda, birlik, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, optik sektörünün temsilcileri katıldı. Tugay: "Daha iyi bir fuar olacağına yürekten inanıyorum" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Bu fuar, Türkiye’nin optik ve oftalmoloji alanındaki vitrini olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. İzmir’imiz bir fuarlar şehri olarak bilinir. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ailesi olarak, kentimizin bu tarihi kimliğine yakışır fuarlar organize etmek için çabalıyoruz. Çok güzel fuarlarımız var. Pek çok fuar başlangıçta iyi niyetli, özverili çabalarla başlıyor ama daha sonrasında ona sahip çıkan sektör temsilcileri ve tabii ki kamu yönetimiyle beraber büyüyor. Bu fuarın gelecekte çok daha iyi bir fuar olacağına yürekten inanıyorum" dedi. "Her geçen gün güçlenecek" Dünya genelinde en az 2,2 milyar insanın görme bozukluğu yaşadığını söyleyen Başkan Tugay, "Dijitalleşen dünyamızda yetişkinler günün 6-7 saatini, gençlerimiz ise 8 saatini ekran başında geçiriyor. Bu durum, optik sektörünü sadece bir moda alanı değil, toplum sağlığının en temel taşlarından biri haline getiriyor. Bu gerçeğin farkında olmamız lazım. 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 50’sinin miyop olacağı öngörülüyor. Küresel optik pazarının 2034 yılına kadar 330 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Avrupa’da gözlük kullanım oranı yüzde 60-70 seviyelerindeyken, ülkemizde bu oran henüz yüzde 30 civarında. Bu fark, Türkiye’de görme sağlığının daha iyi olduğundan değil, tanı almamış ve hizmet bekleyen devasa bir kitleden ileri geliyor" diye konuştu. İzmir’in köklü sanayi altyapısı ve değer kazanmış, büyümüş ticaret yapısıyla optik sektörünün dünyaya açılan kapısı olmak için çabaladığını belirten Tugay, "Fuar İzmir, 47 şehirden binlerce profesyoneli ve 28 ülkeden yabancı alıcıları ağırlayacak. Bu, fuarımızın her geçen gün güçleneceğine dair önemli bir işaret" dedi. "Güçlü ortaklıklara vesile olacak" Sektörün artık sadece sağlık değil, moda, teknoloji, ergonomi ve yaşam tarzının harmanlandığı bir endüstriye dönüştüğünü belirten Tugay, "Önümüzdeki dönemde; 2025 yılına kadar ürünlerin en az yüzde 40’ının çevre dostu malzemelerden üretilmesi, yapay zeka entegrasyonu ve sanal deneme teknolojileri, Türkiye’ye gelen sağlık turistlerinin yüzde 18,1’inin oftalmolojiyi tercih etmesi, bunlar bizim için en kritik fırsat alanlarına işaret ediyor. Optic World İzmir, yerli markalarımızın tasarım gücünü artırmak ve uluslararası rekabet alanında Türkiye’nin gelişimini sergilemek için ideal bir platform. Bu buluşmanın, yeni iş birliklerine ve güçlü ticari ortaklıklara vesile olacağına yürekten inanıyorum" diye konuştu. Tugay’dan fuar turu Başkan Cemil Tugay, açılışın ardından katılımcıları ziyaret ederek gözlük denedi. Hayırlı bir fuar olmasını dileyen Tugay, sonrasında B holünde gerçekleşen İZFURNEX 2026 -İzmir Mobilya Fuarı’nı dolaştı. Mobilyacılar, fuara destekleri için Tugay’a minnettar olduklarını ifade etti. Başkan Tugay, son olarak A holünde gerçekleşen IMATECH -4. İzmir Makine ve Metal İşleme Teknolojileri Fuarı’nı da inceleyerek makineler hakkında bilgi aldı. 2026 yaz sezonu ve 2027 moda eğilimlerini ortaya koyacak Fuarda gözlük çerçeveleri, güneş ve sporcu gözlükleri, koruyucu gözlükler, optik camlar, kontakt lensler ile optometrik ve oftalmolojik ölçüm, tanı ve tedavi cihazları sergilenecek. Optik atölye ve laboratuvarlara yönelik makine ve ekipmanlar, optik endüstri makineleri, gözlük yedek parçaları, bakım ürünleri, aksesuarlar ve kılıflar da fuarın ürün grupları arasında yer alacak. Görme kalitesini artırmaya yönelik yeni teknolojiler ve üretim çözümlerinin öne çıkacağı organizasyonda, sektöre yön veren büyük ölçekli işletmeler ile yerli üreticilerin bir araya gelmesi bekleniyor. Katılımcı firmaların hazırladığı özel çerçeve sergileri ve tematik sunumlar ise ziyaretçilere sektördeki gelişmeleri yakından inceleme imkânı sunacak. Görme bozukluklarının giderilmesinin yanı sıra kişisel tarzın tamamlayıcı bir unsuru olarak da öne çıkan gözlüklerde, yeni sezon koleksiyonlarında tasarım ve stil odaklı yaklaşımın belirginleşmesi bekleniyor. Bu yıl sürdürülebilir malzeme kullanımı, oversize ve kemik çerçeve tasarımları ile doğayı hatırlatan pastel tonlardaki renkli camlar öne çıkan trendler arasında yer alırken; fuar kapsamında sergilenecek koleksiyonların 2026 yaz sezonu ve 2027 moda eğilimlerine ilişkin genel yönelimleri ortaya koyması öngörülüyor. Geniş bir ziyaretçi profili bekleniyor Fuar kapsamında düzenlenecek söyleşilerde ve oturumlarda sektör temsilcileri, akademisyenler ve uzman isimler bir araya gelecek. Geçtiğimiz yıl 47 şehirden 4 bin 228’i yerli, 28 ülkeden 198’i yabancı olmak üzere toplam 4 bin 426 sektör profesyonelini ağırlayan fuarın, bu yıl daha geniş bir katılımcı ve ziyaretçi profiline ulaşması hedefleniyor. Fuarın ziyaretçi çalışmalarında Avrupa, Balkanlar, Kuzey Afrika ve Orta Doğu başta olmak üzere farklı coğrafyalardaki sektör profesyonellerine ulaşmak amacıyla uluslararası temsilcilerle iş birlikleri yürütüldü. Bu kapsamda 200’ün üzerinde yabancı nitelikli alıcının fuarı ziyareti planlanırken, organizasyonda yerli ve yabancı 5 bini aşkın ziyaretçinin ağırlanması bekleniyor. Üreticilerden distribütörlere, perakende mağaza zincirlerinden sektör çalışanlarına kadar geniş bir profesyonel ziyaretçi profilinin fuarda yer alması öngörülüyor.
Meslek Fabrikası hayatları değiştiriyor
27 Mart 2026 Cuma - 09:42 Meslek Fabrikası hayatları değiştiriyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, yıllarca seyyar satıcılık yapan ve zorluklarla mücadele eden yurttaşlara umut oldu. Aldıkları eğitimlerle belediye denetiminde stantlarda satış yapmaya başlayan kursiyerler, artık ailelerine güvenli bir şekilde ekmek götürebiliyor ve çocuklarına daha iyi bir gelecek sunuyor. Meslek fabrikası sayesinde hayata yepyeni bir başlangıç yapanlar, meslek fabrikasına dokunulmaması çağrısı yapıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, bugüne kadar 145 bin 77 kursiyere ulaştı ve binlerce hanede yeni bir hikâye başlattı. Halkapınar Kurs Merkezi’nde 2016 yılından bu yana açılan 531 kurstan mezun olan 13 bin 149 kişi, hayatlarına yeni bir yön verdi. 35 alan ve 215 branşta verilen eğitimler, kimi için ilk iş, kimi için yeniden ayağa kalkma, kimi için ise çocuklarına daha iyi bir gelecek sunmanın anahtarı oldu. Yolu Meslek Fabrikası’ndan geçen seyyar satıcılar, eğitimlerin ardından belediye denetiminde stantlarda çalışmaya başladı; daha önce kayıt dışı çalıştıkları için zabıta ekiplerinden kaçanlar artık huzurlu ve güvenli bir şekilde hizmet sunuyor. Nesiller boyu aynı meslekle evini geçindiren ve çocuklarını okutabilen kursiyerler, Büyükşehir Belediyesi’ne minnettar. "Umudu söndürmeyelim" Meslek Fabrikası’nda alınan eğitimler, kursiyerlerin hayatına doğrudan yansıyor. İzmir Seyyar Esnaf Meclisi Kurucusu ve İzmir Doğa İncisi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Heptepe de dezavantajlı grupların Meslek Fabrikası’nda aldığı eğitimlerin ardından meslek kollarına göre sertifika sahibi olduklarını ve hayata tutunduklarını belirterek, şunları söyledi: "Meslek Fabrikası’nın ışığını söndürmek, geleceğin ışığını söndürmek olur. Çünkü bu insanlar Meslek Fabrikası’nda aldıkları eğitimlerle istihdam edildi. Meslek Fabrikası’na sahip çıkalım. Umudu söndürmeyelim. İzmir’e miras bırakılan Meslek Fabrikamızın ışığını hiçbir zaman kapatmayalım." "Dezavantajlı yurttaşlar topluma kazandırıldı" Sokak Emekçileri ve Balık Ekmekçiler Derneği Başkanı Semih Çavdarcı ise Meslek Fabrikası’nın kapanmasının birçok yurttaşı olumsuz etkileyeceğini belirtti. Çavdarcı, "Meslek Fabrikası’nın kapanması demek bazı insanların karanlık güçlere teslim olması anlamına geliyor. Karanlık güçlere teslimiyeti demek yeniden uyuşturucuya tekrar dönmesi demek. Oysa Meslek Fabrikası sayesinde meslek sahibi olan insanlar, topluma kazandırıldı. Bu insanların çoğu toplum dışına itiliyordu. Bunların yeniden yaşanmaması gerekiyor. Atatürk’ün İzmir’e mirası olan Meslek Fabrikası’na dokunulmaması gerekiyor" dedi. "Arkadaşlarımıza ekmek kapısı açıldı" Güzel İzmir Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Yüksel Ördekoglu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendilerine Meslek Fabrikası üzerinden ekmek kapısı açtığını söyledi. Önce hijyen belgesi ve sertifikalarını aldıklarını belirten Ördekoğlu, "Arkadaşlarımıza ekmek kapısı açıldı. Daha önce stantlarımızı zabıtadan dolayı açamıyorduk. Ama her şey değişti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bize hediye ettiği stantlarda ekmeğimizi kazanıyoruz. O nedenle Meslek Fabrikası’nın kapanmasını kesinlikle istemiyoruz. Cemil Başkanımızın sonuna kadar arkasındayız" diye konuştu. "Meslek Fabrikası bize çok şey kazandırdı" Ege İncisi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı ve Ege Bölgesi Kestane ve Mısırcılar Dernek Başkanı Şerif Akbulut, 1972 yılından bu yana 3 nesil aynı işi yaptıklarını belirtti. Akbulut, "Bizim başka bir gelirimiz, başka bir işimiz yok. Tek işimiz bu. Daha önce seyyar satıcılık yapıyorduk. Ancak Büyükşehir Belediyesi sayesinde tezgahlarımız tek tip oldu. Hijyen koşullarını en üst seviyeye çıkararak hizmet sunuyoruz. Bunların hepsi İzmir Büyükşehir Belediyesi sayesinde oldu. Meslek Fabrikası’ndaki eğitimleri tamamlayıp sertifika aldıktan sonra çok mutlu ve huzurlu olduk. O gün biz resmen tanındık. İşimizi belediye denetiminde sürdürüyoruz. Meslek Fabrikası bize çok şey kazandırdı. Daha iyi koşullarda çalışmamızı oraya borçluyuz. Kapanmasını istemiyoruz. Her zaman İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanındayız" dedi. Büyükşehir denetiminde çalışıyorlar Meslek Fabrikası’nda satış yaparken dikkat etmesi gereken hijyen kurallarının yanı sıra müşteri ile sağlıklı ve doğru iletişim konusunda eğitim alana evli ve 2 çocuk babası 33 yaşındaki Mert Altınar da "Meslek Fabrikası sayesinde bu işi yapıyoruz. O nedenle kapanmasını istemiyoruz. Onun sayesinde ekmek yiyoruz" dedi. Daha önce zabıta ekiplerini gördüklerinde kaçtıklarını, Büyükşehir Belediyesi ile yaptıkları iş birliği sayesinde yetkililerin denetiminde satış yaptıklarını ifade eden Altınar, şimdi zabıta ekiplerini gördüğü zaman kaçmadan, huzurlu şekilde çalıştıklarını söyledi. "Binlerce arkadaşımız evine ekmek götürmeye başladı" 43 yaşında 3 çocuk babası çiçek satıcısı Emin Demirdöven’in hayatına da Meslek Fabrikası dokundu. Daha güzel buket yaparken, daha iyi satış yapmayı öğrendiğini vurgulayan Demirdöven, "Meslek Fabrikası’nın bize çok büyük katkısı oldu. Daha önce yaptığımız buketler biraz zayıftı ancak aldığımız eğitimlerin ardından daha şık çiçek buketleri hazırlamayı öğrendik. Görsel olarak daha da zenginleştik. Bu da satışlarımıza yansıdı. Meslek Fabrikası’nda eğitim alan binlerce arkadaşımız evine ekmek götürmeye başladı. O nedene lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın" dedi. "Bu sayede ekmek yemeye başladık" 15 yıl boyunca eşi ile büyük zorluklarla seyyar çiçekçilik yapan 3 çocuk babası Rafet Keski’in yolu da Meslek Fabrikası ile kesiştikten sonra değişti. Meslek Fabrikası’ndan aldıkları eğitimlerin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de kendilerine çiçek satış tezgahı verdiğini ve yine belediyenin belirlediği noktada satış yapmaya başladığını anlattı. Rafet Keski, "Daha önce çalışma şartlarımız çok zordu. Yağmur çamurda satış yapmaya çalışıyorduk. Zabıta gelince kaçıyorduk. Çoğu zaman da yakalanıyorduk ve çiçeklerimize el konuyordu. Meslek Fabrikası hayatımızı değiştirdi. Artık zabıtadan kaçmadan satış yapıyoruz. Bu sayede ekmek yemeye başladık. Hayatımızda çok şey değişti. Çok güzel günler yaşıyoruz. Lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın. Ekmeğimizi onun sayesinde kazanıyoruz. Çocuklarımı burada büyüttüm ve bu tezgah sayesinde çocuklarıma ekmek yediriyorum. Bunun sayesinde onları okutabiliyorum" dedi. "Meslek Fabrikası hayatıma renk kattı" Mesleği tekstilcilik olan ancak alanında iş bulamadığı için İnciraltı’nda balık ekmek satışı yaparak geçimini sağlayan Fatma İnan, Meslek Fabrikası’ndan aldığı eğitimlerin ardından hayatında yaşadığı değişimi şu sözlerle anlattı: "Aile bütçesine katkı sunmak isteyen ancak eğitimi veya mesleği olmayan kadınlar, Meslek Fabrikası sayesinde hayatlarını değiştirdi. Meslek Fabrikası’na giden kadınlar, ilgi alanlarına göre mesleklerini seçerek çalışmaya başladı. Meslek Fabrikası hayatıma renk kattı. Hem aile bütçesine daha fazla destek sağlayabildim hem de yaptığım iş hakkında daha çok bilgim var. İşimi daha profesyonel şekilde yapıyorum. Balığı daha iyi kızartma konusunda çok güzel eğitimler aldım. Daha güzel sunum yapıyorum. O nedenle Meslek Fabrikası’nın kapatılması toplum açısından zararlı. Orada meslek edinmek için eğitim alan gençler de var. Bu tür yerler insanlara yol gösteriyor. O nedenle lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın." Bir eğitimden fazlası Meslek Fabrikası, kursiyerler için yalnızca meslek öğrenilen bir yer değil, aynı zamanda bir dönüşüm alanı. Burada edinilen bilgi ve beceriler, insanların hayatına doğrudan dokunuyor. Kuşaklar boyu seyyar olarak çiçek satıcılığı yaptıklarını anlatan Hanım Dalak’ın da hayatı Meslek Fabrikası sayesinde değişti. Yaptığı işin kendisini son derece mutlu ettiğini anlatan Dalak, "Meslek Fabrikası’ndan aldığımız eğitimler sayesinde çok güzel çiçekler yapmayı öğrendik. Müşteriye daha iyi sunum yapıyoruz. İşin inceliklerini öğrendik. Bilmediğimiz modelleri öğrendik. Daha şık buketler hazırlıyoruz. İzmirliye daha güzel hizmet sunuyoruz. Evimize ekmek götürüyoruz. Çok memnunuz. Çocuklarımıza buradan ekmek götürüyoruz. Bu işten başka bir iş bilmiyorum" dedi.
Sanayicilerden İzmir Ekonomi’ye 5 ödül
27 Mart 2026 Cuma - 09:30 Sanayicilerden İzmir Ekonomi’ye 5 ödül Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez verilen ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri’ne İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) damga vurdu. Yenilikçi, uygulanabilir ve Ar-Ge kapasitesi yüksek projelerle fark oluşturan İEÜ, törende 5 ödül birden alarak büyük başarıya imza attı. İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, üniversite-sanayi iş birliğini, bölgesel kalkınmanın en güçlü itici unsurlarından biri olarak gördüklerini belirterek, "Aldığımız ödüller, üniversitemizin uygulama odaklı eğitim anlayışının ve iş dünyasıyla kurduğu güçlü sinerjinin bir sonucudur" diye konuştu. Ege Bölgesi Sanayi Odası; üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel Ar-Ge kapasitesinin artırılması ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri’ni gerçekleştirdi. Jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda İzmir’deki üniversiteler, akademisyenler ve özel sektörde faaliyet gösteren çok sayıda firma, farklı kategorilerde ödüle layık görüldü. Ödüller art arda geldi İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, ‘Üstün Hizmet Onur Ödülü’nün sahibi olurken, sürdürülebilir enerji ve iklim politikaları alanında yaptığı uluslararası çalışmalarla tanınan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu da birinci seçilerek ‘Akademi Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. İEÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Güneri Şahin, ‘Mühendislikte Sürdürülebilir Üniversite-Sanayi İş Birliği Modeli Çalışmaları’ ile Akademi Hizmet Özel Ödülü’nü aldı. Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Tuğrul Senger ve Mekatronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebru Sayılgan da Üniversite-Sanayi İş Birliği (ÜSİ) Ödülü’ne layık görüldü. "Artarak devam edecek" EBSO Hizmet Binası’nda düzenlenen törende, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ın elinden ödülünü alan İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, "İzmir Ticaret Odası ile olan köklü bağımız ve iş dünyasıyla kurduğumuz güçlü iletişim sayesinde, öğrencilerimizi daha eğitim sürecindeyken sektörle buluşturuyor, araştırmalarımızı doğrudan üretime ve katma değere dönüştürüyoruz. Aldığımız bu ödüller, üniversitemizin uygulama odaklı eğitim anlayışının ve iş dünyasıyla kurduğu güçlü sinerjinin bir sonucudur. Bu iş birliklerini daha da ileri taşıyarak ülkemizin rekabet gücüne katkı sağlamayı sürdüreceğiz" dedi. "Bilgi, sahada karşılık bulmalı" İEÜ Sürdürülebilir Enerji ve İklim Politikaları Araştırma Merkezi (SENLAB) Direktörü ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, ödül töreninde yaptığı konuşmada, "Kurucusu olduğum SENLAB adına bu ödülü almak çok anlamlı. Bu başarı, aynı zamanda İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin vizyonunun ve desteğinin bir yansımasıdır. Çünkü biz, üniversite-sanayi iş birliğini hiçbir zaman dar bir çerçevede ele almadık. SENLAB’ı kurarken, ‘Bilgi üretmek yetmez, o bilginin sahada karşılık bulması gerekir’ anlayışıyla hareket ettik. Enerji dönüşümü, sadece teknoloji meselesi değil, aynı zamanda davranış ve karar alma konusudur. Bu yüzden dijitalleşmeyi merkeze alan, veriyle beslenen ve davranışı anlayan bir yaklaşım benimsedik. Bu başarı, bizim için bir sonuç değil başlangıçtır. Başta üniversitem olmak üzere, tüm ekip arkadaşlarıma ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kamuya büyük destek
26 Mart 2026 Perşembe - 18:23 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kamuya büyük destek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet ve faaliyetlerinde kullandığı bazı binaların Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine karşı başlattığı hukuk mücadelesi sürerken, belediye envanterindeki kayıtlar önemli bir gerçeği ortaya çıkardı. Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllarda merkezi idareye bağlı kurumlara mülkiyetindeki taşınmazlarla ilgili 81 adet tahsis işlemi yaptığı, toplam 287 bin metrekareyi kamu kurumlarının kullanımına sunduğu tespit edildi. Gasilhane, Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası ve Namazgah Hamamı gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait ve tamamı halkın hizmetinde aktif olarak kullanılan taşınmazlara Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el koyulması yönündeki girişimler yargıya taşındı. Tartışma, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın İzmir’in hakkına hukukuna sahip çıkma çağrısıyla birlikte kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkezi idareye bağlı kurumlara destek olma konusunda yapıcı bir yaklaşım sergilediği de ortaya çıktı. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararlar doğrultusunda kamu kurumlarına belediye envanterinde yer alan taşınmazlardan toplam 81 adet tahsis gerçekleştirildi. Bu tahsislerin toplam büyüklüğü ise 287 bin 328 metrekareyi aşıyor. Tahsislerin tamamı, belediye meclisinde alınan kararlar doğrultusunda ve ilgili kurumların talepleri üzerine hayata geçirildi. En fazla tahsis din ve eğitim hizmetlerine Tahsislerin önemli bir bölümünün eğitim, sağlık ve dini hizmetler gibi doğrudan vatandaşın günlük yaşamına temas eden alanlarda yoğunlaştığı görülüyor. Kurum bazlı dağılıma bakıldığında en fazla tahsisin müftülükler ve eğitim kurumları için yapıldığı dikkat çekiyor. İl Müftülüğü ve ilçe müftülüklerine yönelik tahsisler toplamda listenin en büyük kısmını oluştururken, bunu İl Milli Eğitim Müdürlüğü izliyor. Bu iki alan, toplam tahsislerin hem sayı hem de metrekare açısından büyük bölümünü kapsıyor. Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile emniyet birimlerine yapılan tahsisler de dikkat çeken diğer başlıklar arasında yer alıyor. Üniversiteler ve diğer kamu kuruluşlarına da tahsisler bulunuyor. Toplam 81 tahsisin 30’unun İl Müftülüğü’ne, 16’sının İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, 10’unun Sağlık Bakanlığı’na, 6’sının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, 4’ünün İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne, 2’sinin Dokuz Eylül Üniversitesi’ne yapıldığı görülüyor.