Yerel Haberler
İzmir
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:27 Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem İzmir ve Manisa’nın elektrik altyapısını yöneten Gdz Elektrik, artan talebi karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı riskleri yönetmek için kapsamlı bir yatırım süreci başlatıyor. Şirket, 5 yıllık plan kapsamında, dağıtım altyapısını güçlendirmeyi ve dijital izleme sistemleriyle altyapı yönetimini modernize etmeyihedefliyor. Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, "İzmir ve Manisa’da, artan enerji talebini karşılamak ve sistemi iklim etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmek için yatırımlarımızı hızlandırıyoruz" dedi. Türkiye’nin öncü gruplarından Aydem Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Gdz Elektrik, altyapı yatırımları ve dijitalleşme adımlarıyla operasyonlarını geliştiriyor. Şirket, dağıtım ağını uçtan uca izleyebilen ve yönetebilen entegre sistemlerle hem fiziksel hem de teknolojik altyapısını güçlendiriyor. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, sektörün dönüşümü ve şirketin yatırım planları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Yeni dönemde stratejik odağın, müşteri memnuniyeti ile kesintisiz ve güvenli enerji arzı olduğunu belirten Bayramoğlu, altyapının güncel ihtiyaçlara göre güçlendirilmesi ve dijital sistemlerle daha etkin şekilde yönetilmesini planladıklarını ifade etti. Bayramoğlu, "Yatırımlarımızı güvenli ve kesintisiz enerji hedefiyle şekillendiriyoruz. Altyapıyı güçlendirirken,yerli ve yenilikçi teknolojileri önceliklendirip dağıtım sistemine müdahale hızını artırıyoruz" dedi. "En büyük önceliğimiz, müşterilerimizin elektriğe güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşması. Hizmet kalitesini sürekli artırmak için yenilikçi projeleri devreye almayı sürdürüyoruz. 2026, yeni yatırım dönemimizin başlangıcı olması sebebiyle stratejik açıdan kritik önem taşıyor" diyen Bayramoğlu planlanan yatırımlara ilişkin detayları paylaştı. Ege’de elektrik altyapısına 64,2 milyar TL’lik yatırım 2025 yılında yaklaşık 18,3 TWh saat enerji dağıtımıyla Türkiye tüketiminin yüzde 8,1’ini karşılayan Gdz Elektrik, İzmir ve Manisa’da artan enerji talebini karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı risklere karşı alt yapıyı güçlendirmek için 2026-2030 döneminde kapsamlı bir yatırım programı yürütecek. Şirket, 5 yılda toplam 64,2milyar TL yatırım planlıyor. Gdz Elektrik bölgede yaklaşık 124 bin kilometre hat ağı ve 38 bin adet trafo üzerinden 6 milyon nüfusa hizmet sağlıyor. Planlanan yatırımların hedefi, altyapının dayanıklılığını artırmak, hizmet sürekliliğini güvence altına almak ve artan enerji talebini karşılamak. Çalışmalarla, şebeke dayanıklılığının artırılması, aşırı hava şartlarında kesintilerin engellenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunun güçlendirilmesi sağlanacak. Program kapsamında ekonomik ömrünü tamamlayan şehir içi hava hatlarının yer altına alınması, yeni trafo merkezlerinin devreye alınması, güçlendirilmesi ve kapasite artışının sağlanması öne çıkıyor. Bu sayede hizmetin kaliteli ve kesintisiz karşılanması hedefleniyor. Kesintilerle mücadelede kalıcı dönüşüm planı Şirketin dönüşüm sürecinde öncelikli başlıklarından biri kesintilerin önlenmesi. Yürütülen yenileme ve dijital izleme çalışmalarıyla, yaşanabilecek arızalara müdahaleler hızlanırken, muhtemel arızaları önceden tespit eden bir yapıya dönüşüm de sağlanacak. Mevcut SCADA ve IoTuygulamaları geliştirilirken yapay zeka destekli yaklaşımlarla şebekeyi gerçek zamanlı olarak izleyen Gdz Elektrik, muhtemel arıza risklerini önceden belirlemeyi hedefliyor. Şebeke modernizasyonu ve dijital izleme sistemlerinin devreye alınmasıyla, bu hedefin kalıcı bir iyileşmeye dönüştürülmesi planlanıyor. Bu anlayışla, dağıtım sisteminin modernizasyonuna odaklandıklarını belirten Bayramoğlu, "Artık önemli olan sahayı sadece izlemek değil sahada olacakları öngörmek. Bölgedeki 863 trafo merkezi 5 bin 147 hattı izliyor, gerçek zamanlı veri takibi yapıyoruz" diye konuştu. Sayaçlar otomatik sistemlerle okunuyor Bayramoğlu, 2026 itibarıyla bölgedeki tüm kullanım noktalarında elektronik sayaç dönüşümünün tamamlandığını, 100 bin noktada ise tüketimin otomatik okuma sistemleri ile uzaktan izlenebildiğini söyledi. Sistemle birlikte bazı operasyonların uzaktan yürütülebildiğini ve saha ekiplerinin yükünün azaldığını ifade etti. GSM şebekesi dışında kalan kimi kırsal bölgelerde ise uydu üzerinden sayaç okuma sisteminin bir pilot uygulama ile devreye alındığını ve sistemin yaygınlaştırılması için yatırımların devam ettiğini belirten Bayramoğlu, uygulamanın Aydem Enerji dağıtım şirketleri bünyesinde Türkiye’de ilk olduğunu vurguladı. Bayramoğlu, "Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) entegrasyonuyla 2026 yılı içinde yaklaşık 400 bin tüketim noktası ilavesi ile otomatik sayaç okuma sistemlerinin yaygınlaştırılması çalışmaları devam edecek. Böylece 2030 yılı sonuna kadar yaklaşık 2 milyon tüketim noktası uzaktan izlenebilir hale gelecek. Bu da kullanım noktalarının yüzde 50‘den fazlasının sisteme dahil olması anlamına geliyor" dedi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:26 Söküme gelen gemiden 17. yüzyıla ait bronz top çıktı İzmir’in Aliağa ilçesine sökülmek üzere getirilen bir yolcu gemisinde, 17. yüzyıla ait Hollanda kökenli bronz gemi topu ile gülleler bulundu. Kültür varlığı niteliğindeki eserler koruma altına alınarak müzede sergilenmeye başlandı. İzmir Müze Müdürlüğü uzmanları ile Aliağa Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliği ekipleri gemide inceleme yaptı. İncelemelerde, geminin restoran-kafe bölümünde dekoratif unsur olarak kullanılan bronz gemi topu ile 11 adet gülle tespit edildi. Eserler bulundukları yerden alınarak İzmir Müzesi Müdürlüğüne taşındı. 17. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen topun üzerinde yer alan ‘D. Admiraliteit tot Rotterdam 1634’ ibaresinin, Hollanda deniz gücüne ve Rotterdam Amiralliğine işaret ettiği belirlendi. Kuzey Denizi’nde batan bir gemiye ait olduğu düşünülen yaklaşık 306 santimetre uzunluğunda ve 50 santimetre çapındaki top ile 16 santimetre çapındaki güllelerin, dönemin denizcilik teknolojisini yansıtan önemli örnekler olduğu kaydedildi. Hollanda makamlarıyla temas kuruldu Hollanda makamlarıyla gerçekleştirilen temaslarda, eserlerin kökenine ilişkin ortak bir anlayış geliştirildi. Bu mirasın kamuya açık bir alanda sergilenmesinin iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel ilişkileri yansıtan anlamlı bir yaklaşım olacağı değerlendirildi. Eserlerin, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda yer alan Denizden Gelen Güç Salonu’nda ziyaretçilerin ilgisine sunulduğu duyuruldu. "Bilimsel çalışmayı başlattık" Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz konuya ilişkin açıklama yaptı. İnceciköz, "2025 yılında gemiden sökülürken bir ihbar üzerine, diplomat ve müze uzmanlarımızla bilimsel çalışmayı başlattık. Tarihi eserin menşeinin Hollanda’da olduğunu öğrendikten sonra Hollanda makamlarıyla hemen irtibata geçtik. 1970 UNESCO sözleşmesi kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak hem kendi eserlerimizin yurt dışından getirilmesi misyonumuz hem de başka bir ülkenin eserini ilgili ülkeye verme misyonumuz var" dedi. "Dostluk ve işbirliği açısından önemli" Bakanlığın kaçakçılıkla ilgili vizyonu doğrultusunda hareket ettiklerini belirten İnceciköz, "Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un son dönemde özellikle kaçakçılıkla ilgili önümüze koymuş olduğu vizyon ve hedeflerin sonucunda biz bu top ile ilgili bakanlarla irtibata geçtik. Dışişleri Bakanlığımız ve devletimizin birçok unsuru sayesinde Hollanda tarafıyla görüştük. Nihayetinde ülkemizde sergilenmesinin özellikle karşılıklı iki ülkenin dostluğu ve işbirliği açısından önemli olduğunu vurgulayarak görüşlerini ilettiler. Bu kapsamda İzmir Kültür Sanat Fabrikasındaki müzemizde bunu sergiye aldık. Bugün değerli büyükelçimizle beraber bu serginin açılışını gerçekleştirmiş olduk. Türkiye-Hollanda ilişkilerinin kültür alanında da bu noktaya gelmiş olması oldukça sevindirici" ifadelerini kullandı. "Kültürel mirasımızın güzel bir örneği" Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ise topun emin ellerde olduğunu vurguladı. Wijnands, "İzmir’e geldim. Topun burada sergilenmesinden dolayı Kültür Bakanlığına çok teşekkür ediyorum. Emin ellerde olduğunu biliyorum. İki ülke arasındaki dostluk pekiştiği için de teşekkür ederim. Zaten 400 senelik bir ticaret dostluğumuz vardı. Bu da iki ülke arasında bulunan kültürel mirasımızın güzel bir örneği" diye konuştu.
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:25 ABD’den geri alınan Smyrna kökenli heykel başı İzmir’de sergileniyor Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü diplomatik çalışmalar sonucu ABD’nin Denver kentinden Türkiye’ye iade edilen ve M.S. 5. yüzyıla tarihlendirilen Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başı, İzmir Arkeoloji Müzesinde düzenlenen törenle sergilenmeye başlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan eserin iade sürecini sosyal medya hesaplarından duyurmuştu. Denver Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan eserin Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edildi. Bakan Ersoy, 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle eserin Smyrna Agora kazılarından geldiğinin belirlendiğini kaydetti. Ersoy, müze ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserin evine kavuşturulduğunu ifade etti. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Müzesin koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başı İzmir Arkeoloji Müzesinde yerini aldı. Heykelin ziyarete açılışı dolayısıyla tören düzenlendi. İade süreci ve bilimsel incelemeler ABD’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrindeki Denver Sanat Müzesi, Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bildirdi. Müze yetkilileri, eserin Smyrna Agora kazılarından elde edildiğini belirtti. Heykel başının, 1946 ile 1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi Marie Therese Macy’nin malikanesinden 1989 yılında bağış yoluyla müze koleksiyonuna dahil edildiği bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde bu veriler doğrulandı. Efes-Smyrna atölyesinin ürünü Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, uzmanların bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya konuldu. Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda, heykel başının Theodosius Dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu belirlendi. Eserin Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu kaydedildi. Erkek portresinin özellikleri Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihi anlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliğinin önemi Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un belirlediği hedeflere ulaşmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirtti. Türkiye’deki akademik camia, kolluk kuvvetleri ve diplomatik temsilciliklerle ortak bir sistem kurguladıklarını ifade eden İnceciköz, kaçakçılıkla mücadele noktasında dünyada kuralları koyan ülke konumunda olduklarını dile getirdi. İnceciköz, eserin iadesinde bilimsel yayınların önemine dikkat çekerek, Denver Sanat Müzesi idaresinin süreçteki yapıcı tutumu sayesinde eserin doğduğu topraklara döndüğünü kaydetti. Erken Hristiyanlık dönemine ait Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, heykelin Agora’da bir kaide üzerinde yükseldiğinin anlaşıldığını belirtti. Aynı döneme ait kitabelerde İsidoros adlı bir valinin onurlandırıldığının görüldüğünü dile getiren Ersoy, bu portrenin söz konusu valiyi temsil ediyor olabileceğini ifade etti. Ersoy, eserin ciddi yüz ifadesi ve yukarı bakan göz bebekleriyle erken Hristiyanlık dönemi stilini yansıttığını sözlerine ekledi.
’Şezlong cinayeti davasında bekçiyi baltayla öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:39 ’Şezlong cinayeti davasında bekçiyi baltayla öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis İzmir’in Çeşme ilçesinde, şezlong yeri tartışması yüzünden Soner Boztepe’yi (29) baltayla öldüren S.Ş., yargılandığı davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Çeşme Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın eylemini planlı bir şekilde gerçekleştirdiğine hükmetti. Olay 18 Temmuz 2025 tarihinde Çeşme Ovacık Mahallesi Gücücek Koyu’nda meydana geldi. Yaşanan olayda, bir sitede güvenlik görevlisi olan Soner Boztepe (29) ile komşu sitenin görevlisi S.Ş. arasında şezlong yeri nedeniyle tartışma çıkmıştı. Büyüyen kavgada S.Ş., eline aldığı baltayla Boztepe’nin başına ağır bir darbe indirmiş, kafasında açık yara oluşan Boztepe olay yerinde hayatını kaybetmişti. Olaya dair açılan davanın karar duruşması görüldü. Çeşme Ağır Ceza Mahkemesi, sanık S.Ş.’nin eylemini planlı şekilde gerçekleştirdiğini ve delillerin suçunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Mahkeme heyeti, sanığı ’Tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti. Jandarmayı oyalamak için yangın çıkarmıştı Cinayetin ardından kaçmaya çalışan saldırgan, yerini gizlemek ve jandarma ekiplerini oyalamak amacıyla çevredeki makilik alanda yangın çıkarmıştı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen jandarma ekiplerinin çalışması sonucu yakalanan S.Ş., sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:16 Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi İzmir’de lise öğrencisi Melek Öztürk, annesini kanserden kaybetmesinin ardından hastalıklarda erken ve doğru teşhis koyabilen yapay zeka destekli bir sistem geliştirdi. "ONCOMathRIX" adı verilen sistemin açık kaynak verilerle yüzde 97 başarı oranına ulaştığı ve projenin patent alma aşamasında olduğu belirtildi. Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi Melek Öztürk’ün (16) hayatı, annesi Zehra Öztürk’ün amansız bir hastalığa yakalanmasıyla tamamen değişti. Genç kızın annesine ilk olarak pankreas kanseri, ardından ise böbrek üstü bezi kanseri teşhisi konuldu. Bu zorlu süreçte annesinin tedavisinde yaşanan aksaklıklar ve tıbbi süreçlerdeki zorluklar, Öztürk’ün dikkatini sağlık alanına yöneltti. Tedavi aşamalarında bir hastanın ve hasta yakınlarının yaşadığı yıkıma bizzat şahit olan genç öğrenci, annesini kaybetmesinin ardından büyük bir acı yaşadı. Yaşadığı bu derin kayıp, onda başka hastaların ve ailelerin benzer acılar çekmesini önlemek adına güçlü bir motivasyon oluşturdu. Matematik ve biyolojiye olan ilgisini bu motivasyonla birleştiren Öztürk, okulunda TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine hazırlanan "Matrix" adlı matematik kulübünde çalışmalar yapmak için harekete geçti. Matematik öğretmeni Erhan Erdoğan’ın desteğiyle araştırmalar yapan genç kız, pes etmeden çalışarak dijital patoloji alanındaki büyük iş yükünü fark etti. Bu doğrultuda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Doğan Kılıç ile iletişime geçerek fikrini anlattı. Başlangıçta genç bir öğrencinin hevesi olarak değerlendirilen bu fikir, literatürdeki eksiklikleri tespit eden yapısı sayesinde kısa sürede ciddi bir bilimsel çalışmaya dönüştü. Ortaya çıkan ve "ONCOMathRIX" adı verilen bu proje, böbrek hücresi karsinomu tanısında patoloji uzmanlarının iş yükünü hafifletmek amacıyla matematik tabanlı bir farmakolojik karar destek sistemi olarak hayata geçirildi. Biyolojik verileri topolojik ve diferansiyel analiz yöntemleriyle işleyen ONCOMathRIX sistemi, hücre yapısındaki değişimleri yüksek hassasiyetle modelleyerek, ilaç etkileşimlerini ve tedavi süreçlerini dijital bir tabanda analiz etme imkanı sunuyor. Kanser hastalarına umut olacak Annesinin tedavi sürecinde yaşadığı zorlukların kendisine ilham olduğunu anlatan Melek Öztürk, "Bu süreçte hastanın ve hasta yakınlarının ne kadar yıkıldığını, ne kadar zor dönemlerden geçtiğini bizzat yaşadım. Annemi kaybettikten sonra bu konuyla ilgili bir adım atmam gerektiğine olan inancım arttı ve projemi bu motivasyonla hayata geçirdim." ifadelerini kullandı. Sistemin histopatolojik görüntülerdeki gürültüyü azaltarak bunları ısı haritalarına dönüştürdüğünü ve böbrek kanserinde evreleme yaparak kişiselleştirilmiş tedavi örnekleri sunduğunu belirten Öztürk, "Mevcut 537 açık kaynak veri setiyle yüzde 97 başarı oranına ulaştık. Şu an projemizin marka tescili ve patenti mevcut olup fikri ve sınai mülkiyet hakkı başvurularımızı da revize ettik. Sadece benim değil, birçok kanser hastasının yaşadığı bu zorluklara umut olabilmek ve bilime fayda sağlamak adına çalışıyorum. Aynı zamanda konuyla ilgili bir makalenin de yayım süreçlerini yürütüyorum." şeklinde konuştu. Görüntü işleme teknolojilerinde büyük potansiyel Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Doğan Kılıç, birimlerinde ürettikleri verileri bilim dünyasına kazandırarak tutarlılığı artırmaya çalıştıklarını kaydetti. Kişiselleştirilmiş tıp ve akıllı sistemlerin alanın geleceği olduğunu vurgulayan Kılıç, "Melek de yapay zekanın devreye girmesiyle hızla popülerleşen görüntü işleme sistemleri üzerine çalışarak bilimsel literatürdeki eksikliklerden birini tespit edip bunun üzerine ilerledi. Başlangıçta projeyi genç bir arkadaşımızın hevesi olarak düşündük fakat ciddi bir bilimsel bakış açısıyla geldiğini görünce kendisine ufak destekler vererek yol gösterici olduk. Ancak çalışmayı, düşünceyi ve fikri tamamen kendisi geliştirdi." dedi. Görüntü işleme sistemlerinin birçok alanda kullanılabileceğine dikkat çeken Kılıç, "Amacımız sistemin diğer dallarda kullanılamaması değil, kullanıldığı alanlarda olabildiğince tutarlı sonuçlar almasını sağlamaktır. Biz bu yönü çok güçlü yapmaya çalışıyoruz. Eğer bu projeyi tam tutarlı ve kliniğe yansıyabilecek bir hale getirirsek, görselle tanı yapılan diğer bütün alanlarda da kullanılmaması için hiçbir sebep görmüyorum. Melek’in patent ve fikri mülkiyet konusundaki başvuruları başladı ve süreç devam ediyor. Aynı zamanda işin ticari olmayan akademik kısımlarını bilim dünyasıyla paylaşmak adına bir makale çalışmasına da başlandı." açıklamasında bulundu. "Türkiye’de bir ilke imza attı" Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi Müdürü Zeynep Aslan, öğrencisi Melek Öztürk’ün geliştirdiği projeyle tıp dünyasında Türkiye’de bir ilke imza atarak imkansızı başardığını belirtti. Tüm çabalarının bu başarıyı daha ileriye taşımak olduğunu vurgulayan Aslan, TÜBİTAK ve TEKNOFEST’in desteklediği projeye farklı kurum ve kişilerden de katkı beklediklerini ifade etti. Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi Matematik Öğretmeni Erhan Erdoğan ise TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine hazırlanan "Matrix" adlı matematik kulüplerinin, öğrencileri Melek Öztürk’ün öncülüğünde büyük bir başarıya imza attığını dile getirdi. Öğrencisinin topolojiden tıbba ve onkolojiye kadar birçok farklı alanda pes etmeden gösterdiği azme dikkat çeken Erdoğan, bu kararlılığın kendilerini son derece gururlandırdığını kaydetti.
İzmir’de sanayi sitesindeki yangın kontrol altına alındı
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:16 İzmir’de sanayi sitesindeki yangın kontrol altına alındı İzmir’in Buca ilçesindeki bir sanayi sitesinde sabaha karşı çıkan yangın, saatler süren müdahalenin ardından kontrol altına alındı. Can kaybının yaşanmadığı olayda 3 atölye ve 2 depo büyük zarar gördü.Seyhan Mahallesi’ndeki sanayi sitesinde saat 03.30 sıralarında yangın çıktı. iddiaya göre orman ürünleri deposunda başlayan alevler kısa sürede büyüdü. Yangın çevredeki diğer iş yerlerine de sıçradı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekipleri yaklaşık 7 saatlik çalışmanın ardından yangını kontrol altına aldı. Olayda 3 atölye ve 2 deponun zarar gördüğü belirlendi. Bölgede herhangi bir can kaybı yaşanmadı. Yangın sonucu işyerlerinde büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Ekiplerin bölgedeki soğutma çalışmaları devam ediyor. Yangının çıkış nedeni ile ilgili soruşturma başlatıldı."Büyük maddi kayıp yaşandı"Yanan mobilya atölyesinin sahibi Nihat Atabey (19), gece saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktığını belirterek, "Mekan sahibi olarak olay yerine geldiğimizde alevler çoktan yükselmişti. Karşılaştığımız durum içler acısıydı. Alan ağırlıklı olarak depo şeklinde kullanılıyordu. İçerisindeki hazır mobilya ürünleri ile komşu dükkanlardaki malzemeler tamamen küle döndü. Şu an ortada çok büyük bir maddi kayıp var. Normal şartlarda sabah 08.00’de işbaşı yapıyoruz. Gece gelen bir telefonla durumdan haberdar olduk. Yangın biz bölgeye ulaşmadan büyüdüğü için çok fazla müdahale imkanı kalmamıştı. Fakat çalışanlarımız yine de ellerinden geleni yaptı. Sanayi sitesindeki iş yerleri birbirine çok yakın konumda. Alevler hızla yayıldı ve sıçrama sonucu dükkanlar ağır hasar gördü" ifadelerini kullandı.
Torundan dedeye en güzel bayram hediyesi
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:15 Torundan dedeye en güzel bayram hediyesi Uluslararası matematik olimpiyatlarından 4 madalyayla dönen Onat Dural, Ege Ajans’ın kurucusu dedesi Dr. Öğretim Üyesi Oğuzhan Kavaklı’ya hayatının en anlamlı bayram hediyesini verdi. Torununun kazandığı başarılarla büyük gurur yaşayan Kavaklı, bu ödüllerin kendisi için tüm başarılarından daha kıymetli olduğunu vurgulayarak "Mezarımı arkamdan gelen bilim ışığı aydınlatacak" sözleriyle mutluluğunu paylaştı. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi, Gazeteci-Yazar Dr. Öğretim Üyesi Oğuzhan Kavaklı’ya en güzel bayram hediyesi Eskişehir’den geldi. Kavaklı’nın torunu Onat Dural, çeşitli uluslararası matematik olimpiyatlarından (Uluslararası Amerikan Matematik Olimpiyatları, Uluslararası Almanya STEM Matematik Olimpiyatları, Uluslararası Fermat Matematik Olimpiyatları, Güneydoğu Asya SEAMO Matematik Olimpiyatları) 2 altın, 2 gümüş madalya getirdi. Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlarda, üniversite bünyesinde kurulan ilk haber ajansı olan Ege Ajans’ın kurucusu olan Dr. Öğretim Üyesi Oğuzhan Kavaklı, "Şimdiye kadar onlarca alanda başarılar elde edip, ödüller aldım. Ancak en anlamlı ödülü, kurduğum kütüphanelerin kitap kurdu torunum Onat’tan geldi. Onun ödülleriyle en büyük bayram sevincini tattım. Artık ölsem de gam yemem. Zira mezarımı, arkamdan gelen bilim ışığı aydınlatacak" diye konuştu. Dahi torunun dedesini ziyaretinde, babası Musa, annesi Ece, kardeşi İzgü, teyzesi Şebnem ve kuzeni Murat Adem Yıldız da Onat’ı kutladı.
İzmir’de sanayi sitesindeki yangın kontrol altına alındı
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:55 İzmir’de sanayi sitesindeki yangın kontrol altına alındı İzmir’in Buca ilçesindeki bir sanayi sitesinde sabaha karşı çıkan yangın, saatler süren müdahalenin ardından kontrol altına alındı. Can kaybının yaşanmadığı olayda 3 atölye ve 2 depo büyük zarar gördü. Seyhan Mahallesi’ndeki sanayi sitesinde saat 03.30 sıralarında yangın çıktı. iddiaya göre orman ürünleri deposunda başlayan alevler kısa sürede büyüdü. Yangın çevredeki diğer iş yerlerine de sıçradı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekipleri yaklaşık 7 saatlik çalışmanın ardından yangını kontrol altına aldı. Olayda 3 atölye ve 2 deponun zarar gördüğü belirlendi. Bölgede herhangi bir can kaybı yaşanmadı. Yangın sonucu işyerlerinde büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Ekiplerin bölgedeki soğutma çalışmaları devam ediyor. Yangının çıkış nedeni ile ilgili soruşturma başlatıldı. "Büyük maddi kayıp yaşandı" Yanan mobilya atölyesinin sahibi Nihat Atabey (19), gece saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktığını belirterek, "Mekan sahibi olarak olay yerine geldiğimizde alevler çoktan yükselmişti. Karşılaştığımız durum içler acısıydı. Alan ağırlıklı olarak depo şeklinde kullanılıyordu. İçerisindeki hazır mobilya ürünleri ile komşu dükkanlardaki malzemeler tamamen küle döndü. Şu an ortada çok büyük bir maddi kayıp var. Normal şartlarda sabah 08.00’de işbaşı yapıyoruz. Gece gelen bir telefonla durumdan haberdar olduk. Yangın biz bölgeye ulaşmadan büyüdüğü için çok fazla müdahale imkanı kalmamıştı. Fakat çalışanlarımız yine de ellerinden geleni yaptı. Sanayi sitesindeki iş yerleri birbirine çok yakın konumda. Alevler hızla yayıldı ve sıçrama sonucu dükkanlar ağır hasar gördü" ifadelerini kullandı.
Karşıyaka Stadı için son imza bekleniyor
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:53 Karşıyaka Stadı için son imza bekleniyor Karşıyaka Spor Kulübü, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay tarafından Karşıyaka Stadı için hazırlanan ortak protokolün imzalanarak ilgili bakanlığa iletildiğini ve çalışmaların başlaması için sürecin son imza aşamasına geldiğini duyurdu. Karşıyaka Spor Kulübü’nün stadyum hayali gerçeğe dönüşüyor. İzmir’in en köklü kulüplerinden Karşıyaka’nın, 2015 yılında yıkılan Yalı’daki İlçe Stadı’nın yerine yapılması planlanan yeni stat projesi için geçtiğimiz aylarda merkezi ve yerel yönetim iş birliği sağladı. Bu kapsamda stat arazisi, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin talebi üzerine inşaat için belediyeye devredildi. Yaşanan gelişmelerin ardından yeşil-kırmızılı kulüp, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay tarafından Karşıyaka Stadı için hazırlanan ortak protokolün imzalanarak ilgili bakanlığa iletildiğini ve sürecin çalışmaların başlaması için son imza aşamasına geldiğini duyurdu. "Karşıyaka’ya yakışan stadın bir an önce kazandırılması en büyük temennimizdir" Karşıyaka Spor Kulübü, sosyal medya hesaplarından stadyumun son durumuyla ilgili açıklama yaparak, "İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay tarafından Karşıyaka Stadı için hazırlanan ortak protokol imzalanarak ilgili bakanlığa iletilmiştir. Gerekli tüm iç süreçler ve anlaşmalar tamamlanmış olup, süreç artık yalnızca son imza aşamasına gelmiştir. Bu doğrultuda ihtiyaç duyulan tüm destekler talep edilmiş, üzerimize düşen tüm sorumluluklar eksiksiz yerine getirilmiştir. Gelinen bu noktada; Karşıyaka Spor Kulübü, büyük Karşıyaka taraftarı ve camiası olarak gözümüz ve kulağımız Bakanlık’tadır. Karşıyaka’nın yıllardır özlemini duyduğu stadın hayata geçirilmesi adına bekleyen imza sürecinin hızlandırılmasını camiamız adına önemle bekliyoruz. Bu süreçte desteklerini esirgemeyen taraftarlarımıza, bürokratlarımıza ve spor camiasının tüm paydaşlarına teşekkür ederiz. Karşıyaka’ya yakışan stadın bir an önce kazandırılması en büyük temennimizdir" denildi.
Yaşar Üniversitesi EUSA’ya tam üye oldu
25 Mart 2026 Çarşamba - 09:56 Yaşar Üniversitesi EUSA’ya tam üye oldu Yaşar Üniversitesi, Avrupa Üniversite Sporları Birliği’ne (EUSA) tam üye olarak kabul edilerek uluslararası spor ağlarındaki konumunu güçlendirdi. Son dönemde voleybolda Avrupa ikinciliği ve kış sporlarında ilk temsil gibi başarılara imza atan üniversite, bu üyelikle birlikte öğrencilerine küresel arenada yeni akademik ve sportif iş birliği kapıları açacak. Yaşar Üniversitesi, Avrupa üniversite sporlarının en önemli çatı kuruluşlarından biri olan EUSA - European University Sports Association (Avrupa Üniversite Sporları Birliği)’ne genel kurul kararıyla tam üye olarak kabul edildi. Bu gelişmeyle birlikte üniversite, Avrupa genelinde üniversite sporlarının gelişimine katkı sağlayan kurumlar arasında yerini aldı. EUSA üyeliği, Yaşar Üniversitesi’nin uluslararası spor ağlarıyla iş birliğini güçlendirirken öğrencilerin Avrupa çapındaki üniversite spor organizasyonlarına daha aktif katılımına da kapı aralayacak. Üniversite, aynı zamanda EUSA’nın akademik ve sportif iş birlikleri ağına dahil olarak uluslararası spor projelerinde yer alabilecek ve üniversite sporlarının gelişimine yönelik faaliyetlerde aktif rol üstlenecek. Avrupa arenasında Yaşar Üniversitesi son yıllarda Avrupa üniversite spor organizasyonlarında önemli başarılar elde etti. 2025 yazında düzenlenen Avrupa Üniversiteler Voleybol Şampiyonası’nda Yaşar Üniversitesi Kadın Voleybol Takımı, Avrupa ikinciliğini kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Üniversite ayrıca Aralık 2025’te gerçekleştirilen Avrupa Üniversiteler Kış Şampiyonası’nda Kayak Alp Disiplini branşında yer alarak uluslararası kış üniversite spor organizasyonlarında ilk kez temsil edildi. Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, spor altyapısına yaptıkları yatırımların öğrencilerin gelişimine önemli katkı sağladığını belirtti. Yiğitbaşı, kampüste hizmete sunulan modern spor tesislerinin öğrencilerin sosyal ve sportif ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandığını ifade ederek, bu yatırımların üniversite yaşamını zenginleştirdiğini söyledi. Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller de spor alanındaki gelişiminin kendileri için önem taşıdığını belirterek, "Akademik başarının yanı sıra elde edilen sportif başarılar bizleri çok mutlu ediyor." dedi. Kandiller, öğrencilerin hem akademik hem de sportif alanlarda uluslararası deneyim kazanmasını önemsediklerini vurgulayarak, bu tür üyeliklerin üniversitenin küresel görünürlüğünü artırdığını ifade etti.
Aile öyküsü, glokom riskini katlıyor
25 Mart 2026 Çarşamba - 09:55 Aile öyküsü, glokom riskini katlıyor Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Bilgin, glokomun çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlediğini ve fark edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabildiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Glokomun, görme sinirinin ilerleyici hasarı ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sinan Bilgin, hastalığın genellikle göz içi basıncı yüksekliği ile ilişkili olduğunu ancak normal basınçta da gelişebildiğini söyledi. Glokomun tıpta "gözün sessiz hırsızı" olarak adlandırıldığını belirten Medicana International İzmir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Bilgin, "Glokom genellikle ağrı yapmaz, erken dönemde görmeyi etkilemez ve merkezi görme uzun süre korunur. Görme kaybı periferden başlar ve hasta bunu fark etmeden ilerler. Çoğu zaman hastalar, hastalık ciddi seviyeye gelene kadar bir problem olduğunu anlamaz" dedi. Bu nedenle glokomun, dünya genelinde geri dönüşsüz körlüğün en önemli nedenlerinden biri olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sinan Bilgin, glokomun görme sinirine verdiği hasarın kalıcı olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Sinan Bilgin, göz içi basıncındaki artış ve bazı dolaşım bozukluklarının, optik sinir liflerinde hasara yol açabildiğini belirterek, "Bu süreçte sinir hücreleri kaybedilir ve görme alanı giderek daralır. Glokomda oluşan hasar ne yazık ki geri döndürülemez. Bu yüzden tedavide amacımız kaybı geri getirmek değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır" dedi. ‘Belirti vermemesi en büyük risk’ Glokomun en tehlikeli yönlerinden birinin belirti vermemesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sinan Bilgin, hastaların genellikle ileri evrede başvurduğunu belirterek, "Periferik görme kaybı günlük yaşamda kolay fark edilmez. Beyin eksik alanları tamamlar, diğer göz de durumu telafi eder. Hastalar genellikle görme alanının ciddi oranda daraldığı, yani tünel görmenin başladığı dönemde durumu fark eder. Bu aşamada ise hasarın önemli bir kısmı kalıcıdır" ifadelerini kullandı. Glokom gelişiminde bazı risk faktörlerinin öne çıktığını belirten Doç. Dr. Sinan Bilgin, sözlerine şöyle devam etti: "Yüksek göz içi basıncı, 40 yaş üzeri olmak ve ailede glokom öyküsü bulunması en güçlü risk faktörleridir. Aile öyküsü olan bireylerde risk birkaç kat artar. Bunun yanında diyabet, hipertansiyon, migren, yüksek miyopi ve uzun süreli steroid kullanımı da riski artırabilir." ‘Erken tanı ile görme kaybı önlenebilir’ Glokomun erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Sinan Bilgin, "Glokom erken dönemde tespit edildiğinde, uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesini büyük ölçüde durdurmak mümkündür. Tedavide göz damlaları, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemlerle göz içi basıncını güvenli seviyeye düşürmeyi hedefliyoruz" dedi. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Sinan Bilgin, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: "Glokom sinsi ilerleyen ve geri dönüşü olmayan hasar bırakan bir hastalıktır. Ancak erken tanı ve doğru tedavi ile körlük büyük oranda önlenebilir. Bu nedenle hiçbir şikâyet olmasa bile düzenli göz muayenesi yaptırmak hayati önem taşır."
İzmir Ekonomi’nin 49’luk genç mimarı
25 Mart 2026 Çarşamba - 09:55 İzmir Ekonomi’nin 49’luk genç mimarı İzmir’de yaşayan iki çocuk babası Hakan Acar, mimarlık eğitimini 49 yaşında başarıyla tamamlayarak hedefine ulaştı. Derslere katılmak için Çeşme’den kampüse gelerek 4 yılda 113 bin kilometre yol yapan ve tüm zorlukları aşarak ilham verici bir hikayeye imza atan Acar, İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mimarlık Bölümü’nden şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Ünlü mimar Le Corbusier’in bir röportajındaki "71 yaşında genç bir mimarım" sözüne atıfta bulunan Acar, "Ben de kendimi 49’luk genç mimar olarak görüyorum. Bundan böyle mezun kartımı da yanımdan hiç ayırmayacağım" diye konuştu. Hakan Acar, henüz 20’li yaşlarındayken İzmir’in Çeşme ilçesindeki bir inşaat firmasında meslek hayatına başladı. İşin inceliklerini öğrenerek mesleğinde emin adımlarla ilerleyen Acar, kısa sürede şantiye şefliğine yükseldi. Birçok projede aktif görev üstlenen Acar, 2004 yılında ise kendi firmasını kurdu. Aynı yıl peyzaj mimarı eşi Işıl Hanım ile evlenen Acar, iş temposuna rağmen mimarlık hedefinden de hiç vazgeçmedi. Bu süreçte eşinden büyük destek alan Acar, boş zamanlarında gece geç saatlere kadar üniversite sınavına çalıştı. 2021 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü kazanan Acar, 2026’nın güz döneminde ise eğitim sürecini ‘şeref öğrencisi’ olarak tamamladı. "Bana ‘Hocam’ diyenler oldu" Üniversite yıllarının kendisi için ayrı bir yeri olduğunu belirten Acar, "İş hayatı ile üniversiteyi birlikte yürütmek kolay değildi. Teneffüslerde iş görüşmeleri yapıp, uzaktan toplantılara katılıp ardından da sınıfa giderdim. Sınıfta olduğumu gören bazı arkadaşlar şaşırıyordu. Kampüste zaman zaman beni akademisyen zannedip ‘Hocam’ diye seslenenler de olmuştu. Bunlar, benim için hayat boyu unutmayacağım, çok özel hatıralar" diye konuştu. "Yaşın bir sınır olmadığını bu süreçte bir kez daha gördüm" diyen Acar, öğrenme isteğinin en büyük motivasyonu olduğunu vurguladı. "Eşim en büyük destekçimdi" Eşi Işıl Acar’ın desteğini her zaman hissettiğini dile getiren Acar, "Üniversite sürecinde evin yükünü büyük ölçüde eşim üstlendi. Ben, iş ve okul arasında yoğun bir tempo yaşarken, o her şeyi dengede tuttu. Bu süreçte en büyük desteği ondan gördüm. Mimarlık, çok zevkli ama hiç kolay olmayan bir bölüm. Neyse ki tüm bunların üstesinden geldim ve hedefime ulaştım" dedi. "Yaş farkını hissettirmediler" Acar, bu süreçte birlikte çalıştığı arkadaşlarının ve akademisyenlerin katkısına da değinerek, "Başta Alpay Koca olmak üzere tüm sınıf arkadaşlarım, aramızdaki yaş farkını hissettirmeyecek bir şekilde hem fikri hem de pratik anlamda yanımdaydılar. Özellikle Rektör Yardımcımız ve Mimarlık Bölümü Öğretim Üyemiz Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner de bu süreçte bana çok destek oldu. Mesleki bakış açısı kazanmamda katkı sunan tüm akademisyenlerimize ayrıca teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. "Sıradan olmaktan kaçının" Gençlere önemli tavsiyelerde de bulunan Acar, "Kararlı, sabırlı, cesur ve tutkulu olun. Hedeften asla vazgeçmeyin. Araştırın, işin tekniğini öğrenin ve sıradan olmaktan kaçının. Farklı olmanın, farklı bakmanın ve düşünmenin gücünü önemseyin. Birbirinize yardımcı olun. Ne olursa olsun, bir şeyi öğrenerek yapmaya özen gösterin" diye konuştu.