Yerel Haberler
İzmir
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:12 Ruh sağlığı için sanat reçetesi Sanatın toplum ve birey üzerindeki iyileştirici gücüne dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, toplumun iyi hali için reçetenin sağlık olduğunu vurguladı. Özellikle şehirde yaşayanlar arasında yoğun olarak görülen depresyon, kaygı, stres gibi hastalıkların yaygınlaşmasını önlemek ve ruhsal açıdan daha sağlıklı toplumlar oluşturmak için sanatın çok büyük bir etkisi olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ailelerin ve okulların sanatsal aktiviteleri programlarına alması gerektiğini dile getirdi. Sanat; insan ruhunun doğayla, toplumla ve kendi iç dünyasıyla girdiği en derin diyalog... Kimine göre bir kaçış, kimine göre ise hayatın ta kendisiyle yüzleşme biçimi... Bu noktada sanatın insanın kendi iç dünyasında bir iyileştirici gücü olduğu da garipsenemez. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sanatın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek, "Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi hayati önem taşır" mesajını verdi. Sanat, dopamini yüzde 15 artırıyor Sanatın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sanatla uğraşmak, beyindeki dopamin oranını yüzde 15 oranında artırır. Bu artış, sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde hissettiğiniz hazla eş değerdir. Dopamin beynin ödül yolağı ve haz merkezidir. Bunun yanı sıra sanat, temel stres hormonu olan kortizonu düşürür. Normal şartlarda dinlenirken vücudun gevşeme sistemlerinin aktif olması gerekir; ancak zihniniz kaygı doluysa farkında olmadan adrenalin sistemi tetiklenir. Bu durum kortizolü artırarak bağışıklık sistemini baskılar. Araştırmalar, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmenin kortizol seviyelerini net bir şekilde düşürdüğünü kanıtlamaktadır" diye konuştu. Öte yandan şehir estetiğinin de sanatsal bir etki oluşturduğunu dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Toplumda artan şiddet olaylarının temelinde, bireylerin hayata dair anlam arayışlarını kaybetmeleri yatar. Sokaklarda güzel eserlerin, estetik binaların ve sokak sanatının varlığı, kişideki ‘güzele dahil olma’ isteğini uyandırır. Suç oranlarının yüksek olduğu bölgelerde toplumsal aidiyet duygusunun azaldığı görülür. Sanat ise insanları ortak bir paydada toplayarak aidiyet hissi oluşturur. Örneğin İspanyol mimar Gaudi’nin eserleri, doğaya yakın ve yuvarlak hatlı formlarıyla insan doğasına çok uygundur. Estetikten yoksun, köşeli binalar ruhumuzda mikro travmalar oluştururken; Barselona gibi şehirlerde sosyo-ekonomik düzey çok yüksek olmasa bile insanlar çevrelerindeki estetik doku sayesinde daha mutlu yaşarlar." Depresyon ihtimalini düşürüyor Sanatla iyileştirme yönteminin özellikle post-travmatik stres bozukluğu (PTSB) tedavilerinde sıkça görüldüğünü dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Travma ve yoğun kaygı yaşayan kişiler genellikle iç dünyalarına kapanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Sanat, bu dışavurumu sağlayan güvenli bir yoldur. Kişi, zihni bir şeyle meşgul olmadığında negatif düşünceleri ‘geviş getirir gibi’ tekrarlamaya meyilli olabilir. Sanat, kişiyi bu sarmaldan çıkararak anda kalmasını sağlar" dedi. Özellikle 13-14 yaş grubunun kimlik bulma sürecinde sanatının kritik bir rol oynadığına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Beyinde sinaptik bağlantıları hızlandıran BDNF adlı bir protein vardır. Depresyonda bu proteinin seviyesi düşerken, sanatla ilgilenen gençlerde arttığı kanıtlanmıştır. Çocukluk ve gençlik yıllarında sanatla ilgilenen bireylerin, 30’lu yaşlara geldiklerinde depresyona girme riskinin yüzde 45 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle bazı ülkelerde artık ‘müze reçeteleri’ yazılmaktadır" ifadelerini kullandı. Sokak sanatına ihtiyacımız var Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2019 verilerine göre, şehirde yaşayanlarda anksiyete bozukluğunun yüzde 39, duygu durum bozukluğunun ise yüzde 40 daha fazla görüldüğünü hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle tamamladı: "Sanatın tedaviye dahil edildiği durumlarda ruhsal şikayetlerin yüzde 32 oranında gerilediği ispatlanmıştır. Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi bu noktada hayati önem taşır. Daha çok parka, daha fazla sokak sanatına ve doğayla bütünleşmiş bir estetiğe ihtiyacımız var. Hepimiz bu konuda daha talepkar olmalıyız."
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:04 Genç yazılımcılardan hayatı kolaylaştıran çözümler Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü öğrencileri, mezuniyet projeleri kapsamında geliştirdikleri yenilikçi teknolojilerle dikkat çekti. Yapay zeka destekli yangın yönetim sisteminden robot kuryeye, akıllı raf denetiminden yeni nesil otomat çözümlerine kadar birçok proje; günlük yaşamı kolaylaştırmayı, sürdürülebilirliğe katkı sağlamayı ve toplumsal sorunlara teknoloji odaklı çözümler üretmeyi hedefledi. Yazılım Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencileri; Begüm Bal, Sena Aslı Türk, Başak Nur Korkut, Ali Özmen, Dağca Ünüvar ve Emre Akar tarafından geliştirilen "Koru" isimli proje, orman yangınlarına karşı erken risk tespiti ve müdahale planlaması sunuyor. Proje, yapay zeka destekli bir sistemle İzmir ve çevresindeki orman yangını risk alanlarını belirlemeyi, bu alanları erişilebilirliğe göre sınıflandırmayı ve en etkili müdahale rotalarını optimize ederek yangın yönetiminde stratejik planlamayı güçlendirmeyi amaçlıyor. Robot kurye Ezgi Aynal, Sude Tuncu, Sudenur Arslan, Abdullah Burak Laçin, Osman Ozan Kavaklı, Berke Sinan Sönmez tarafından tasarlanan "RoboCourier", iş yerlerindeki iç lojistik süreçlerdeki otomasyon eksikliğini gidermeyi amaçlıyor. RoboCourier, bu manuel işlemleri, teslimatları güvenli ve verimli bir şekilde gerçekleştiren akıllı bir robotla değiştirmeyi hedefliyor. Akıllı raf denetimi Doğukan Yeşilkaya, Enes Ertürk, Selçuk Suat Sayın, Serkan Acar tarafından geliştirilen "Smart Vision" ise perakende denetimlerini yapay zeka ile kolaylaştırıyor. Bu projenin amacı, önceden tanımlanmış ürün sergileme anlaşmalarına dayalı olarak perakende raf düzenine uygunluğun kontrolünü otomatikleştiren, yapay zeka destekli bir mobil uygulama geliştirmek. Yapay zeka tabanlı otomat Melike Aytaç, Yağmur Sabırlı, İsa Batın Eren, Sultan Esen Murat tarafından tasarlanan "AI Powered Smart Cooler" projesi ise; kamera tabanlı yapay zeka teknolojisiyle çalışan, RFID ve barkod gerektirmeyen düşük maliyetli bir akıllı otomat sistemi geliştirmeyi amaçlıyor. Sistem ayrıca stok, sıcaklık ve konum takibi özellikleri sunuyor. Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü öğrencilerinin geliştirdiği bu projeler, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu yapılarıyla dikkat çekerken; genç mühendis adaylarının teknoloji üretme ve toplumsal fayda oluşturma konusundaki potansiyelini de gözler önüne serdi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:34 Tıpta yeni dönem: Yapay zeka cerrahiyi dönüştürüyor Prof. Dr. Burak Turna, yapay zekanın sağlık alanındaki yükselişini ve özellikle cerrahi pratiğe olan etkilerini değerlendirirken, "20 yıl sonra ameliyatları kim yapacak: Cerrahlar mı, algoritmalar mı?" sorusuna çarpıcı yanıtlar verdi. Prof. Dr. Turna, yapay zekanın cerrahinin yerini almayacağını ancak cerrahiyi köklü bir şekilde dönüştüreceğini belirterek, "Geleceğin cerrahları, sadece iyi teknik beceriye sahip olanlar değil; aynı zamanda yapay zekayı ve teknolojik gelişmeleri en iyi şekilde anlayan ve kullanan hekimler olacaktır" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Koordinatörü Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna günümüzün en popüler konularından biri olan yapay zekanın cerrahinin yerini alıp almayacağı konusunu değerlendirdi. Yapay zekanın cerrahinin yerini almaktan ziyade hekimleri destekleyen bir teknoloji olduğunu vurgulayıp, yapay zekanın tıptaki yeri konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Turna, şöyle konuştu: "Yapay zeka günümüzde radyoloji, patoloji ve onkoloji gibi alanlarda aktif olarak kullanılıyor. Cerrahide ise özellikle ameliyat öncesi planlama, ameliyat sırasında görüntü rehberliği ve ameliyat sonrası hasta takibinde önemli rol oynuyor. Yapay zeka destekli sistemler, özellikle görüntüleme yöntemlerinde küçük ve zor fark edilen lezyonları tespit etmede önemli avantaj sunuyor, bu sayede erken tanı ve doğru tedaviye ciddi katkı sağlıyor." Robotik cerrahi ile yapay zeka arasındaki fark Prof. Dr. Turna, robotik cerrahi ile yapay zeka arasındaki farka da dikkat çekti. Prof. Dr. Turna, günümüzde kullanılan robotik cerrahi sistemlerin tamamen cerrah kontrolünde olduğunu ve henüz otonom karar verebilen sistemlerin klinik pratiğe girmediğini vurguladı. Yapay zekanın ise daha çok bir "karar destek sistemi" olarak konumlandığını belirterek, cerrahın yerini almaktan ziyade onu güçlendiren bir teknoloji olduğuna dikkat çekti. Ancak Turna, yapay zekanın sınırsız bir çözüm olmadığını da ifade etti. Özellikle etik sorumluluk, beklenmeyen cerrahi durumlara adaptasyon ve insan faktörünün önemi gibi konuların hâlâ tartışma konusu olduğunu belirtti. "Bir komplikasyon geliştiğinde sorumluluk kimde olacak" sorusunun henüz net bir yanıtı olmadığını dile getirdi. Prof. Dr. Turna, geleceğe dair öngörülerini paylaşırken, tıpta teknolojik gelişmelerin hız kesmeden devam ettiğini vurguladı. Turna, süper mikrodiseksiyon (mikroskop altında doku veya hücrelerin çok küçük parçalarının (özelikle sperm veya patolojik doku örnekleri) yüksek hassasiyetle izole edilmesi işlemi) tekniklerinden insansı robotlara, yapay zeka entegre cerrahi modellerden kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarına kadar pek çok yeniliğin cerrahi pratiği yeniden şekillendirdiğini ifade etti. Yapay zekanın cerrahinin yerini almayacağını ancak cerrahiyi köklü bir şekilde dönüştüreceğini söyleyen Prof. Dr. Turna, değerlendirmelerini "Geleceğin cerrahları, sadece iyi teknik beceriye sahip olanlar değil; aynı zamanda yapay zekayı ve teknolojik gelişmeleri en iyi şekilde anlayan ve kullanan hekimler olacaktır" diyerek tamamladı.
İzmir’in yağlı güreş şöleninde başpehlivan Erkan Taş oldu
17 Ağustos 2025 Pazar - 13:40 İzmir’in yağlı güreş şöleninde başpehlivan Erkan Taş oldu İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ödemiş Belediyesi ve Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu tarafından organize edilen Ödemiş Gölcük Yaylası Yağlı Güreşleri’nde sonuçlar belli oldu. Büyük heyecanın yaşandığı güreşlerin finalinde Erkan Taş, rakibi Tufan Güzel’i mağlup ederek başpehlivan unvanının sahibi oldu. Ödemiş Gölcük Yaylası Yağlı Güreşleri büyük heyecana sahne oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ödemiş Belediyesi ve Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu iş birliğiyle organize edilen turnuvada yaklaşık 500 pehlivan er meydanına çıktı. Büyük heyecanın yaşandığı güreşlerin finalinde Erkan Taş, rakibi Tufan Güzel’i mağlup ederek başpehlivan unvanının sahibi oldu. Yarışlarda 30’un üzerinde başpehlivan mücadele ederken güreş ağalığı ise iş insanı Habil Tükenmez tarafından 500 bin TL bedelle üstlenildi. Finalde kıran kırana geçen mücadelede Erkan Taş, rakibi Tufan Güzel’i mağlup ederek altın kemerin sahibi oldu. Kemer, Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan ve güreş ağası Habil Tükenmez tarafından Taş’a takdim edildi. Dereceye girenler belli oldu Baş Boyu kategorisinde üçüncülüğü 662. ve 663. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin altın kemer sahibi Yusuf Can Zeybek alırken, Mustafa Batu da üçüncülük kürsüsüne çıktı. Organizasyonda dereceye giren diğer isimler de netlik kazandı. Başaltı Boyu kategorisinde Onur Susuz birinci, Samet Ocak ikinci, Mustafa Cebesi ve Halil Can Dağcan ise üçüncü oldu. Büyük Orta Boyu kategorisinde Hüseyin Coşkun, Küçük Orta Büyük Boyu’nda İbrahim Şamil Özak, Küçük Orta Küçük Boyu’nda Görkem Yasin Şefik, Deste Büyük Boyu’nda Batuhan Öztürk, Deste Orta Boyu’nda Beytullah Sarı, Deste Küçük Boyu’nda Ercan Bakan, Ayak Boyu’nda Ali Mert Uçtu, Tozkoparan Boyu’nda Nurullah Eliş, Teşvik İki Boyu’nda Mithat Başeğmez, Teşvik Bir Boyu’nda Sametcan Meler, Minik İki Boyu’nda Hamza Özpiriççi ve Minik Bir Boyu’nda ise Bulut Yaman birincilik elde etti. Ödemiş Gölcük Yaylası’nda büyük ilgi gören yağlı güreşler, hem kıyasıya mücadelelere hem de izleyiciler için unutulmaz bir spor şölenine ev sahipliği yaptı.
Göztepe, ilk iç saha maçında beğeni topladı
17 Ağustos 2025 Pazar - 12:22 Göztepe, ilk iç saha maçında beğeni topladı Göztepe, Trendyol Süper Lig’de 2025-2026 sezonunun ilk iç saha maçında Fenerbahçe ile golsüz berabere kalarak 1 puan alsa da, sergilediği performansla beğeni topladı. Trendyol Süper Lig’in iddialı ekiplerinden Göztepe, gösterdiği performansla adından söz ettirmeye devam ediyor. İzmir ekibi ligin ilk 2 haftasında önemli işlere imza attı. Geçtiğimiz hafta oynanan ilk maçta Çaykur Rizespor’u 3-0 mağlup eden Stanimir Stoilov’un öğrencileri, bu hafta da Fenerbahçe ile Gürsel Aksel Stadyumu’nda golsüz berabere kaldı. 61. dakikada 10 kişi kalmasına rağmen sahada gösterdiği oyun ve mücadeleyle 1 puan almayı başaran Göztepe, 2025-2026 sezonunun ilk iç saha maçında taraftarlarını memnun etti. Böylece İzmir ekibi, ilk iki maçında 4 puan toplayarak yenilgisiz bir şekilde yoluna devam ediyor. Taraftardan takımlarına destek Gürsel Aksel Stadyumu’nda Fenerbahçe ile 0-0 berabere kalan Göztepe’de taraftarlar takımlarını bağrına bastı. Maçın bitimiyle birlikte tüm oyuncularını tribüne çağıran sarı-kırmızılı taraftarlar, oyunculara performanslarından memnun olduklarını dile getiren tezahüratlar yaptı. Sosyal medyada da Göztepe’nin sergilediği oyun birçok futbolsever tarafından beğenilirken, Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho da, "Duvar gibi savunma yaptılar. Hem oyuncularının hem de teknik direktörlerinin hakkını vermek lazım. Geride beşli savunma yapıyorlardı. Üç savunmacılarının biri 1.90, biri 1.91, diğeri ise 1.89 boyundaydı. Orta saha oyuncuları da çok fazla koşuyordu. Her top için, her ikili mücadelede ısırarak oynuyorlardı. Böyle olduğu zaman da onlara karşı oynamak her zaman zor oluyor" ifadelerine yer verdi. Lis, kendini affettirdi Geçtiğimiz sezonun büyük bir bölümünde eleştirilerin odak noktası olan kaleci Mateusz Lis, Fenerbahçe maçının 90+4. dakikasında kurtardığı penaltıyla sarı-kırmızılı taraftarlara kendisini affettirdi. Polonyalı file bekçisinin kaledeki yerini daha da sağlamlaştırdığı ifade edildi. 28 yaşındaki kaleci, ligin ilk iki maçında kalesini gole kapatarak şimdiden önemli işlere imza attı.
Menemen’de incir tadında festival vatandaşları buluşturdu
17 Ağustos 2025 Pazar - 11:33 Menemen’de incir tadında festival vatandaşları buluşturdu Menemen’in en lezzetli festivallerinden olan 5. Bozalan İncir Festivali, İzmir ve çevre illerden binlerce ziyaretçiyi Bozalan’da buluşturdu. Gün boyunca renkli aktivitelerin yaşandığı festivalin finalinde alanı dolduran vatandaşlara seslenen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Menemen üretir, Türkiye ve dünya kazanır. Bugün burada festivalini yaptığımız Bozalan incirimiz dünya ülkelerine gönderiliyor" diyerek ilçede tarımın önemine dikkat çeken Pehlivan, "Menemen çöpün değil, bereketin adresidir! Bizim görevimiz; halkımızın sağlığını, toprağımızın bereketini, doğamızın bütünlüğünü korumaktır. Ve buradan, sizlerin huzurunda, güçlü bir şekilde söz veriyorum: Gerek hukuki gerek idari olarak hep birlikte bu girişime karşı duracağız. Menemen böyle bir çöp tesisine asla geçit vermeyecek! Menemen temiz kalacak, yeşil kalacak, üretmeye devam edecek. Çünkü bu topraklar bize emanettir ve biz emanetimize asla ihanet etmeyeceğiz" dedi. Menemen’de renkli bir festival daha geride kaldı. İlçenin en lezzetli ürünlerinden olan Bozalan incirinin tanıtımı için beşincisi bu yıl gerçekleştirilen Bozalan İncir Festivali, ürün satış alanlarından, çocuk etkinlik alanına kadar birçok alternatif etkinlikle, 7’den 77’ye vatandaşları bir araya getirdi. Gün boyunca İzmir’in tüm ilçeleri ve çevre şehirlerden festivale gelen vatandaşlar, hem Bozalan’ın lezzetiyle meşhur olan incirini tadıp satın alma fırsatı buldu, hem de çeşitli etkinliklerde keyifli vakit geçirdi. Festivalde Diyetisyen Hatice Nur Ege, "Köyden şehre doğal reçeteler" başlıklı söyleşide vatandaşlarla buluştu. Çeşitli sanatçıların sahne aldığı festival konserleri, coşkuyu daha da pekiştirdi. "Üreten Menemen, güçlü Menemen demektir" Sabah saatlerinden itibaren yoğun katılımın olduğu 5. Bozalan İncir Festivali’nin kortej yürüyüşü, halk oyunları ekibi, bando, protokol ve vatandaşların katılımıyla gerçekleşirken, kürsüden vatandaşlara hitap eden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, tarımın ve üreticinin önemine dikkat çekti. Başkan Pehlivan, "Bu yıl 1.100 dekar alanda yaklaşık 600 ton incir hasadı bekliyoruz. Ama bu rakam sadece bir sayı değil; alın terinin, emeğin, sabrın ve toprağa duyulan sevginin karşılığıdır. Biz de Menemen Belediyesi olarak üreticimizin yanında olmaktan, onların emeğini değerli kılmaktan onur duyuyoruz. Çünkü biliyoruz ki; üreten Menemen, güçlü Menemen demektir. Menemen üretir, Türkiye kazanır" ifadelerini kullandı. "Biz daha yeni başlıyoruz!" Menemen’e hizmetin aksamadan sürdürüldüğünü vurgulayan Başkan Pehlivan, "Nisan ayında dedik ki: Her ay bir açılışımız olacak! Hamdolsun sözümüzü tutuyoruz. Mayıs’ta Türkelli Kapalı Pazar Yerimizi açtık. Haziran’da Ulukent Semt Polikliniğimizi, hastane konforunda hizmete sunduk. Temmuz’da Kent-2’de, ismini şifa kaynağı aynısefa çiçeğinden alan sosyal tesisimizi açtık. Dün de Haykıran’da Ahmet Kahraman Camimizin açılışını gerçekleştirdik. Ve şimdi, 29 Ağustos’ta Şehir Parkımız içinde son derece modern bir restoran olacak Aynısefa Şehir Parkı kafeteryamızı açmaya hazırlanıyoruz. Yeni yatırımlarımız, açılışlarımız, projelerimiz Hizmetlerimiz, bu şehre olan sevdamızın somut göstergeleridir. Ve inanın, daha yeni başlıyoruz! Çünkü biz Menemen’i sadece yönetmiyoruz Biz Menemen’i aşkla seviyoruz" dedi. "Menemen, çöp tesisine asla geçit vermeyecek!" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, Menemen Çaltı’da çöp tesisi yapma girişimine de kürsüden tepki gösteren Başkan Pehlivan, net mesajlar verdi; "Üzülerek ifade ediyorum ki; İzmir Büyükşehir Belediyesi, Menemen’imize çöp tesisi kurmak istiyor. Çöp tesisi demek; en basit anlatımıyla her türlü hastalığa davetiye çıkartmak demektir Hava kirliliği demektir Çevre felaketi demektir. Yer altı sularımızın kirlenmesi demektir Tarlamızın, evimizin, soframızın, sağlığımızın, markamızın ve itibarımızın telafisi olmayan zararlar görmesi demektir. Bu, Menemen’in geleceğini gölgeleyebilecek çok ciddi bir tehdittir! Bilinmelidir ki; Menemen çöpün değil, bereketin adresidir! Bizim görevimiz; halkımızın sağlığını, toprağımızın bereketini, doğamızın bütünlüğünü korumaktır. Ve buradan, sizlerin huzurunda, güçlü bir şekilde söz veriyorum: Gerek hukuki gerek idari olarak, elimizdeki tüm imkânlarla, hep birlikte bu girişime karşı duracağız! Menemen böyle bir çöp tesisine asla geçit vermeyecek! Menemen temiz kalacak, yeşil kalacak, üretmeye devam edecek! Çünkü bu topraklar bize emanettir Ve biz emanetimize asla ihanet etmeyeceğiz" dedi.
Ege’de kuraklık alarmı: Bilim insanları uyarıyor
17 Ağustos 2025 Pazar - 11:28 Ege’de kuraklık alarmı: Bilim insanları uyarıyor Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jafar Safari, yürütücülüğünde gerçekleştirilen bilimsel çalışmada, bölgenin 2100 yılına kadar nasıl bir kuraklık eğilimine gireceği analiz edildi. Ortaya çıkan olası senaryolara göre; kurak ay sayısı yüzde 40 artabilir. İzmir ve çevresinde etkisini artıran kuraklık, bölgedeki barajların kritik seviyelere gerilemesine ve bazı ilçelerde su kesintilerine neden oldu. Yaşanan su krizinin yalnızca geçici değil, iklim değişikliğiyle derinleşen uzun vadeli bir problem olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Safari, sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Safari, yürütücülüğünde gerçekleştirilen bilimsel çalışmada, Ege Bölgesi’nde gelecekte yaşanabilecek kuraklık senaryoları incelendi. CMIP6 iklim modeli verilerinin kullanıldığı çalışmada, orta (SSP2-4.5) ve yüksek (SSP5-8.5) emisyon senaryoları ele alındı. Bölgenin 2100 yılına kadar nasıl bir kuraklık eğilimine gireceği analiz edildi. Saygın bilim insanlarını bir araya getiren araştırmada Doç. Dr. Safari’ye; İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Mustafa Nuri, Bursa Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Babak Vaheddoost eşlik ederken, yüksek lisans öğrencisi Farzad Rotbeei ise araştırmaya katkı sağladı. Verimli havzalar tehdit altında Araştırma, 2041-2100 döneminde şiddetli ve aşırı kuraklık ayı sayısının en yüksek olduğu bölgelerin Büyük Menderes Havzası (Aydın-Denizli-Muğla hattı) ile Küçük Menderes Havzası’nın batı kesimleri (Çeşme, Seferihisar, Selçuk ve çevresi) olduğunu gösteriyor. Bu alanlarda toplam 160 ayın üzerine çıkan kuraklık değerleri dikkat çekiyor. Küçük Menderes’in doğu kesimlerinde ve Gediz Havzası’nda ise kuraklık riski devam ediyor. Orta emisyon senaryosuna göre 2070-2099 arasında kurak ay sayısında yüzde 26 artış öngörülürken, yüksek senaryoda bu oran yüzde 40’a yaklaşıyor. Araştırmada ayrıca, aylarca sürebilen ve 15 aya kadar uzayabilen kurak dönemlerin oluşabileceği, bunun da tarımsal üretim, içme suyu temini ve ekosistem dengesi açısından ciddi tehditler doğuracağı belirtildi. Doç. Dr. Safari, "Bu veriler ışığında özellikle İzmir’in tarım, içme suyu ve ekosistem dengesi açısından büyük risk altında olduğunu söyleyebiliriz. İklim değişikliği, artık soyut bir kavram değil. Ege Bölgesi gibi hassas alanlar, hem sıcaklık artışı hem de buharlaşma nedeniyle çift yönlü baskı altında. Tarımsal üretim, içme suyu temini ve ekolojik denge tehlike altında. Bu çalışmamızda geleceğe dair net bir tablo ortaya koyduk: Adaptasyon ve bütüncül su yönetimi politikaları bir an önce hayata geçirilmeli" dedi. Neler yapılabilir? Doç. Dr. Safari atılması gereken adımları şöyle sıraladı: "- Yeraltı su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı için izleme ve sınırlama sistemleri geliştirilmeli. - Tarımsal sulamada modern ve su tasarruflu teknikler yaygınlaştırılmalı. - Şehir şebekelerindeki su kaçakları hızla önlenmeli. - Kuraklık erken uyarı sistemleri bölgesel düzeyde kurulmalı. - İklim projeksiyonlarına dayalı uzun vadeli su yönetim planları hazırlanmalı. - Yenilenebilir enerji yatırımları artırılarak karbon ayak izi azaltılmalı. - Alternatif su kaynakları devreye alınmalı; atık sular tarımda kullanılmalı, deniz suyu arıtma tesisleri kurulmalı".
Stanimir Stoilov: "Henüz potansiyelimize ulaşmadık"
17 Ağustos 2025 Pazar - 01:19 Stanimir Stoilov: "Henüz potansiyelimize ulaşmadık" Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, Fenerbahçe maçının ardından, "Kesinlikle en yüksek potansiyelimize henüz ulaşmadığımızı düşünüyorum. Ofansif oyuncularımızın hem fiziksel potansiyellerini hem de özgüvenlerini bu yönde geliştirmeleri gerekiyor" dedi. Trendyol Süper Lig’in 2. haftasında Göztepe, sahasında karşılaştığı Fenerbahçe ile golsüz berabere kaldı. Karşılaşma sonrasında düzenlenen basın toplantısında Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, açıklamalarda bulundu. İki takım adına da çok zorlu bir mücadele olduğunu söyleyen Stoilov, "Mücadeleye dayalı bir maçtı. Aslında biz bir iki tane net fırsat yakaladık ama maalesef bunları gole çeviremedik. Aynı zamanda rakibimize de kalemize yakın bölgelerde kesinlikle gol fırsatı vermedik. Son dakikalarda rakibimiz bir penaltı kaçırdı. Aslında baktığımızda, takımımız maçın genelinde gerçekten organizasyonunu iyi bir şekilde korudu ve aynı zamanda mücadeleyi yüksek hırsla sürdürdü. Sadece hücumda daha özgüvenli olmalıydık. Yakaladığımız fırsatları değerlendirmemiz gerekiyordu. Ofansif oyuncularımızın hem fiziksel potansiyellerini hem de özgüvenlerini bu yönde geliştirmeleri gerekiyor. Ama onun dışında, beraberlik aslında adil bir sonuçtu diyebiliriz" ifadelerini kullandı. "Potansiyelimize henüz ulaşmadığımızı düşünüyorum" Meslektaşı Jose Mourinho’ya teşekkür eden Stoilov, "Biz gerçekten her gün daha iyi olmak için çalışıyoruz. Aynı zamanda hücumdaki potansiyelimizi de kesinlikle artırmamız gerekiyor. Bugün savunma anlamında iyiydik. Aslında baktığınızda, son iki maçta savunma anlamında iyiydik. Gol yemedik ama önde yakaladığımız fırsatları kesinlikle değerlendirmemiz gerekiyor. Savunma anlamında da daha iyi olabileceğimizi düşünüyorum. Kesinlikle en yüksek potansiyelimize henüz ulaşmadığımızı düşünüyorum. Eğer savunma anlamında çok iyiyiz dersek, o zaman bir sonraki maçla ilgili kuşkular uyanmaya başlar. Bu yüzden kesinlikle çalışmaya devam edeceğiz. Ama evet, bugün takımımız savunma anlamında iyi bir iş çıkardı. Çünkü Fenerbahçe’nin önünde gerçekten çok etkili oyuncuları var. Onlara karşı takım halinde çok iyi savunma yaptık ve bu savunmayı sadece gerideki oyuncularımızla, stoperlerimizle ya da kalecimizle yapmadık. Aynı zamanda orta sahalarımız ve santrforlarımız da takım halinde bu savunmayı gerçekleştirdi. Ama hücumda, dediğim gibi, daha iyi olmamız gerekiyor. Bunu söylerken sadece fırsat üretme anlamında değil, yakaladığımız fırsatları değerlendirme anlamında söylüyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Jose Mourinho: "Bugün bir duvara karşı oynadık"
17 Ağustos 2025 Pazar - 00:54 Jose Mourinho: "Bugün bir duvara karşı oynadık" Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho, Göztepe maçının ardından yaptığı açıklamada, duvara karşı oynadıklarını söyleyerek, "Duvar gibi savunma yaptılar. Hem oyuncularının hem de teknik direktörlerinin hakkını vermek lazım" dedi. Trendyol Süper Lig’in 2. haftasında Fenerbahçe, deplasmanda karşılaştığı Göztepe ile golsüz berabere kaldı.. Karşılaşma sonrasında düzenlenen basın toplantısında Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho, açıklamalarda bulundu. Pozisyona girememekle ilgili rakibin iyi iş çıkardığını dile getiren Mourinho, "Çok fazla pozisyon üretemememizin sebebiyle ilgili olarak da rakibin hakkını teslim etmek gerekiyor. Şunu anlıyorum ki, sizler için iyi işler yapan rakibin hakkını vermek zor. Genellikle, yapamayan takımı ‘şunu yapamadı, bunu yapamadı’ diyerek eleştirme eğilimi var. Ancak rakibin hakkını teslim etmemiz gerekiyor" diye konuştu. "Duvar gibi savunma yaptılar" Bugün bir duvara karşı oynadıklarını vurgulayan Mourinho, "Duvar gibi savunma yaptılar. Hem oyuncularının hem de teknik direktörlerinin hakkını vermek lazım. Geride beşli savunma yapıyorlardı. Üç savunmacılarının biri 1.90, biri 1.91, diğeri ise 1.89 boyundaydı. Orta saha oyuncuları da çok fazla koşuyordu. Her top için, her ikili mücadelede ısırarak oynuyorlardı. Böyle olduğu zaman da onlara karşı oynamak her zaman zor oluyor. Aynı zamanda şöyle de bir gerçek var. Top sürekli havada olduğu zaman rakibe baskı yapamazsınız. Belki siz uzmanlar bize söyleyebilirsiniz; topun sürekli havada olduğu bir oyunda nasıl baskı yapabiliriz? Ama rakibimiz bu şekilde oynuyor. Kalecileri geriden kısa oynamıyor, sürekli uzun top oynuyor. Bu durumda biz de mecburen geriye çekilmek zorunda kalıyoruz. Tabii ki bu tarz maçlar benim istediğim türde maçlar değil. Bu tarz bir oyun tarzı, kendi takımım için asla istemeyeceğim bir oyun tarzı. Ama her teknik direktörün kendi fikirleri var. Ben de Göztepe’ye saygı duyuyorum ve oyuncularının da bu oyuna en iyi şekilde adapte olduklarını görüyorum" diye konuştu. "Göztepe 1 puanı hak etti" Göztepe’nin bugün bir puanı hak ettiğini söyleyen Portekizli teknik adam, "Biz o fırsatı değerlendirip golü atsaydık maçı kazanabilirdik. Maçın son dakikasında bunu yapabilirdik. Ancak onların yaptığı savunma ile bir puanı hak ettiklerini düşünüyorum. Oynadıkları her uzun top bizim için tehlike oluşturdu. Bu sonuçtan dolayı mutlu değilim. Takımımın daha iyi olmasını istiyorum. Ancak rakibimizin de hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Ben rakibimize saygı duyuyorum ve ne yaptıklarını iyi bildiklerini düşünüyorum" sözlerini sarf etti. "Geçen seneden beri analiz ediyorum" Rakibi iyi analiz ettiğini söyleyen Mourinho, "Zaten onları geçen seneden beri analiz ediyorum. Çünkü oynadıkları oyun tamamen aynı. Hatta bir oyuncu ayrıldığında bile yerini alan oyuncu, birebir aynı profilde ve aynı özelliklerde biri oluyor. İyi analiz edip etmediğimizi görmek için onların nasıl bir oyun tarzına sahip olduklarını açıklamamı ister misiniz? Çünkü maçtan sonra televizyon röportajında bana, ‘geriden oyun kurulumunda zorlandığınız’ söylendi. Ancak aslında öyle değildi. Geriden oyun kurmak bizim için çok kolaydı çünkü rakip baskı yapmıyordu. Dolayısıyla geriden oyun kurmakta zorlanmadık. Asıl zor olan, o savunma duvarını aşmaktı" diye konuştu. Çağlar’ın durumuna da değinen Mourinho, "Çağlar’ın fiziksel bir problemi vardı. Dünden bugüne toparlayabileceğini düşünüyorduk. Ancak toparlayamama ihtimaline karşı buraya ekstra bir oyuncu da getirmiştik. Fakat düşündüğümüz gibi olmadı ve kendisi dünden bugüne kadar toparlayamadı" diyerek sözlerini noktaladı.
Trendyol Süper Lig: Göztepe: 0 - Fenerbahçe: 0 (İlk yarı)
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 22:24 Trendyol Süper Lig: Göztepe: 0 - Fenerbahçe: 0 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 2. haftasında Göztepe, sahasında Fenerbahçe ile karşı karşıya geliyor. Müsabakanın ilk yarısı golsüz berabere tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 14. dakikada Olaitan’ın sol kanattan yaptığı ortada savunmadan seken top arka direkte Bokele’nin önüne düştü. Bokele’nin gelişine vuruşunda meşin yuvarlak Brown’a çarpıp sağ kenardan taca gitti. 23. dakikada sağ çaprazdan kullanılan serbest vuruşta Olaitan’ın sol üst köşeye giden şutunu kaleci İrfan Can son anda kornere çeldi. 37. dakikada ceza sahası sol iç bölgesinde topu alan Olaitan’ın sert şutu Yusuf’tan sekerek sağ çapraza açıldı. Juan’ın gelişine vuruşunda ise top Brown’a çarpıp tehlike bölgesinden uzaklaştı. Stat: Gürsel Aksel Hakemler: Yasin Kol, Ceyhun Sesigüzel, Mehmet Kısal Göztepe: Mateusz Lis, Allan, Heliton, Bokele, Arda Okan Kurtulan, Rhaldney, Dennis, Cherni, Olaitan, Juan, Janderson Yedekler: Ekrem Kılıçarslan, Taha Altıkardeş, İsmail Köybaşı, Ruan, Furkan Bayır, Ahmed Ildız, Efkan Bekiroğlu, Miroshi, Sabra, Emersonn Teknik Direktör: Stanimir Stoilov Fenerbahçe: İrfan Can Eğribayat, Yusuf Akçiçek, Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Nelson Semedo, Fred, Sofyan Amrabat, Archie Brown, Sebastian Szymanski, Jhon Duran, Youssef En-Nesyri Yedekler: Dominik Livakovic, Alexander Djiku, Yiğit Efe Demir, Levent Mercan, İsmail Yüksek, İrfan Can Kahveci, Bartuğ Elmaz, Oğuz Aydın, Cenk Tosun, Anderson Talisca Teknik Direktör: Jose Mourinho Sarı kartlar: Allan, Arda Okan Kurtulan (Göztepe), Youssef En-Nesyri, Jhon Duran (Fenerbahçe)