Yerel Haberler
İzmir
17 Mayıs 2026 Pazar - 16:51 EFES 2026 Tatbikatı ’Savunma Sanayi Sergisi’ kapılarını vatandaşlara açtı EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında düzenlenen Savunma Sanayi Sergisi, halk günü etkinliğiyle kapılarını vatandaşlara açtı. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayi teknolojilerinin sergilendiği etkinlikte, vatandaşlar Türkiye’nin askeri ve teknolojik alanda ulaştığı gücü yakından görme fırsatı buldu. Sergi alanını ziyaret eden vatandaşlar, ilk olarak EFES 2026 Tatbikatı’nın son hazırlık ve uygulama aşamalarına dair yürütülen çalışmaları ilgiyle takip etti. Ardından teknoloji stantlarını gezen ziyaretçiler, insansız hava araçlarından roket sistemlerine, robot köpeklerden tanklara, hava savunma sistemlerinden kamikaze dronlara kadar çok sayıda modern askeri teçhizatı ve yerli üretim silah çeşidini yakından inceledi. Türk savunma sanayisinin küresel ölçekteki gelişimini gözler önüne seren sergide, milli imkanlarla üretilen her sınıftan teknolojik ürün yoğun ilgi gördü. Alanda sergilenen ürünler hakkında yetkililerden teknik kabiliyetler dalında detaylı bilgiler alan vatandaşlar, yerli savunma sanayisinin ne kadar ileri bir seviyeye geldiğini yerinde gözlemleme imkanı yakaladı. Vatandaşlardan yoğun ilgi Duygularının son derece yüksek ve gurur verici olduğunu belirten Emine Demirel, "Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Savunma sanayimiz o kadar üst seviyelere çıktı ki artık dünya karşımızda titriyor. ’Artık bir Türkiye var, onların sanayisi güçlü’ diyorlar. Bizlerden korkuyorlar. Biz bunlarla; KAAN’larla, tanklarımızla, uçaklarımızla ve insansız hava araçlarımızın hepsiyle gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Gurbetçilerin gururu Almanya’dan geldiğini ve yurt dışından gelen biri olarak Savunma Sanayii Sergisi’nde gördüklerinin kendileri için çok daha farklı ve gurur verici olduğunu belirten Mehtap Tanrısever, "Türk vatandaşı olmak bizim için başlı başına ayrı bir özellik ve gurur kaynağı. Yurt dışında bildiğiniz üzere biraz zorluk çekiyoruz, çünkü orada hala ırkçılık var. Buraya geldiğimizde ve bu eserleri gördüğümüz zaman bir Türk olarak gerçekten daha da gururlanıyoruz. Alana henüz yeni geldik ama gözümüzü alamıyoruz. O kadar kaliteli ve büyük eserler var ki hayranlıktan adeta ağzım açık kaldı. Büyük bir heyecan doluyuz" şeklinde konuştu. Yerli silahlar ilgi gördü Tankların ve silahların oldukça etkileyici olduğunu, ülkenin yerli mühimmatlarını yakından görmenin kendisine büyük heyecan verdiğini belirten Samet Kuran, "Silahları gördük, çok güzellerdi. Ülkenin o güzel mühimmatlarını ve araçlarını görmek, onlara dokunabilmek ve ayrıntılarını öğrenmek insanı ister istemez heyecanlandırıyor. Hedefim Hava Harp Okulu’na girip pilot olmak. Burada anlatılacak ve övülecek çok fazla şey var. Hepsini teker teker gezmek, farklı teknolojileri tanımak ve askerlerin yaşadığı duyguların bir neticesini hissetmek çok güzel bir duygu. Bence herkes buraya gelmeli ve bu atmosferi görmeli" ifadelerini kullandı. Ülke teknolojisinin ne kadar iyi olduğunu gördüğünü söyleyen Ata Görmenoğlu ise, "Sarsılmaz gibi ünlü markalarımızı deneyimleme şansım oldu. Ne kadar gelişmiş olduğumuzu görme fırsatı bulduk. Özellikle tanklarımız, askeri teknolojide ne kadar üstün olduğumuzu gösteriyor. Buraya geldiğinizde gururlanmamak mümkün değil. Hem silah teknolojisi hem de araçlar olarak çok gelişmişiz ve bunu buraya gelince rahatlıkla görebiliyoruz. Burayla ilgili söyleyecek çok şey var, anlatarak bitiremeyiz. İmkanı olan herkesin gelip deneyimlemesi lazım. Beni zırhlı araçlar ve tabanca gibi silah teknolojileri daha çok heyecanlandırdı. Onların daha gelişmiş olduğunu düşünüyorum. Tanklarımız da oldukça gelişmiş ve birçok sistematiği var ama zırhlı araçların ve silahların hissi çok ayrı" diye konuştu.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29 Aliağa’da ’Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’ açıldı Aliağa’da faaliyetlerine başlayan Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin açılış ve tanışma konferansı, Aliağa Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansa Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Sonay Vural ve yönetim kurulu üyeleri, özel eğitim öğretmenleri ile aileler katıldı. Programda otizmli bireylerin eğitim, spor ve sosyal yaşamda daha görünür olması gerektiği vurgulanırken, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Başkan Acar: "O çocuklar benim de çocuklarım" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa’nın özel eğitim alanında önemli imkanlara sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aliağa olarak çok nitelikli rehabilitasyon merkezlerine ve alanında başarılı eğitimcilere sahibiz. Belediyemizin Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde de eğitimci arkadaşlarımız çocuklarımızın gelişimine çok önemli katkılar sunuyor. Ne mutlu ki bugün Kaanlarımız, Erenlerimiz, Doruklarımız, Tolgalarımız ve Keremlerimiz var; inanıyorum ki başarı hikâyelerimiz her geçen gün daha da artacak. Siz değerli ailelerimiz çocuklarınız için her şeyinizi ortaya koyuyorsunuz ama şunu bilmenizi isterim ki o çocuklar benim de çocuklarım. Biz büyük bir aileyiz ve her zaman birlikteyiz. Çocuklarımız için en iyisini yapacak, onları en güzel yerlere hep birlikte taşıyacağız. Bugün artık yeni bir paydaşımız daha var. Derneğimiz, belediyemiz, ailelerimiz ve eğitimcilerimizle çocuklarımız için omuz omuza çalışacağız. Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin Aliağa’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum." Sonay Vural: "Çocuklarımız her yerde dimdik ayakta duracak" Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Kaan Vural’ın annesi Sonay Vural, yaşadıkları zorlu süreci anlatarak şunları söyledi: "Çok emek verdik, çok mücadele ettik. Pek çok yere gittik, birçok kapı yüzümüze kapandı ama o kapıları açan güzel yürekli insanlar da vardı. Çocuklarımız istenseler de istenmeseler de hayatın içinde olacak ve her yerde dimdik duracaklar. Hocalarımız bize her zaman destek oldu, Başkanımız Serkan Acar ise önümüze çıkan pek çok engeli aşmamızda yanımızda durdu. Çocuklarımız çok güzel gelişimler gösterdi. Kaan, milli sporcu olma yolunda ilerliyor. Bu yıl Aliağa Belediyemizin desteğiyle yüzmede Ege Birinciliği elde ettik. Çocuklarımızı hayatın içine katalım, sosyal yaşamın her alanında var olmalarını sağlayalım." Mazlum Yılmaz: "Küçük bir adım büyük başarılara dönüştü" Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Öğretmeni Mazlum Yılmaz, öğrencisi Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Eren Yüzbaşıoğlu’nun spor alanındaki başarılarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bizim umut ışığı olarak gördüğümüz bu çalışmaya katkı sunan herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Eren ile birlikte Konya’daki Masa Tenisi Müsabakaları’ndan geldik. Eren, okul sporlarında Türkiye üçüncüsü olmayı başardı. Kursumuzda temel eğitim süreciyle başladık. Daha sonra çocuklarımızı nasıl daha ileri taşıyabileceğimizi düşündük ve masa tenisine yöneldik. O gün atılan küçük bir adım bugün Aliağa Belediyemizin takımında önemli başarılara dönüştü. Destek veren herkese teşekkür ediyorum." "Çocuklarımızın hayata karışmaya ihtiyacı var" Özel Eğitim Öğretmenleri ve Artı Çocuk Gelişim Merkezi Kurucuları Şeyma Çelikkaya ve Abdurrahman Altunkaynak ise konuşmalarında toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak şunları söylediler: "Bu derneğin en önemli amacı hiçbir ailenin kendisini yalnız hissetmemesidir. Biz, hiçbir çocuğun yalnızca farklı gelişim gösterdiği için eğitim hakkından mahrum kalmasını, ailelerin çaresizlik içinde kaybolmasını istemedik. Çocuklarımızın yalnızca terapi odalarıyla sınırlı bir yaşam sürmesini değil, hayatın içinde aktif bireyler olarak yer almasını istiyoruz. Çünkü bizim çocuklarımızın yalnızca eğitim almaya değil, topluma karışmaya ve sosyal yaşamın içinde var olmaya ihtiyacı var. Bugün burada bulunan kıymetli yöneticilerimizin desteği bizim için son derece değerli. Çünkü bu mücadele yalnızca ailelerin omzuna bırakılabilecek bir mücadele değil; eğitimin, yerel yönetimlerin, uzmanların, öğretmenlerin ve toplumun hep birlikte sahip çıkması gereken ortak bir sorumluluktur."
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:59 İzmir’de genç beyinlerin uzay yarışı: ’Ay ve Mars Köyü Projesi’ final yaptı İzmir’de Radikal Okulları tarafından hayata geçirilen ve öğrencilerin uzayda yaşam alanları tasarladığı ’Ay ve Mars Köyü Projesi’, Radikal Konak Okulları’nda düzenlenen görkemli finalle sona erdi. Radikal Okulları bünyesinde yürütülen ve İzmir genelindeki 15 farklı okuldan öğrencileri bir araya getiren ’Ay ve Mars Köyü Projesi’nin final heyecanı, Radikal Konak Okulları ev sahipliğinde yaşandı. Okul yönetimi, öğretmenler, veliler, yarışmacı öğrenciler ve üniversiteli mentörlerin katılımıyla gerçekleştirilen final etkinliğinde, 7 ayrı grup podyuma çıktı. Geleceğin bilim insanı adayı olan öğrencilerin, geri dönüşüm materyallerini kullanarak uzayda bir yaşam fikriyle geliştirdikleri projeler katılımcılardan büyük ilgi gördü. Jüri değerlendirmesinin ardından ilk üç sırayı paylaşan öğrencilere para ödülü ve burs hediyesi takdim edildi. "Geleceğin bilim insanlarını yetiştiriyoruz" Yaklaşık 8 aydır sürdürülebilir bir vizyonla hareket ettiklerini ve projenin final aşamasına gelmesinden gurur duyduklarını belirten Radikal Okulları ARGE Koordinatörü Şule Baş, "Ekim ayında aslında bir hayalimizi gerçekleştirmeye başladık. İzmir’in farklı ortaokul ve liselerindeki öğrencilerden bilim toplulukları oluşturmak gibi bir hayalimiz vardı. Bu çocuklara her ay yeni bilim seminerleri, bilim atölyeleri düzenleyerek süreç boyunca birer bilim insanı olarak yetişmelerini amaçladık. Yaklaşık 8 aydır bu vizyonu devam ettirmeyi başardık. Çocukları astronomi alanında ve dünyanın, geleceğin şekillendirilmesi konularında bilinçlendirmeye özen gösterdik" dedi. "Geri dönüşüm materyalleriyle gelecek inşa ettiler" Yarışma gününün büyük bir heyecana sahne olduğunu kaydeden Baş, "Şimdi de bu sürecin meyvelerini topladığımız bir yarışma düzenliyoruz. 15 farklı okuldan öğrencimiz burada yarışıyor. Herkes kendi Ay ve Mars yaşam üssünü tasarlıyor. ’Orada bir gelecek yaşam alanı tasarlasaydık nasıl bir şey yapardık?’ diye yarışmaya başladılar. Biz öğrencilerimize geri dönüşüm materyalleri verdik ve bu materyallerden yola çıkarak kendi yaşam üslerini tasarladılar. Sabah 10.00’da başladık ve 15.00’e kadar alanda canlı bir şekilde projelerini gerçekleştirdiler" ifadelerini kullandı. Üniversiteli mentörler ve uzman jüri eşlik etti Projelerin çok yönlü bir süzgeçten geçirildiğini aktaran Şule Baş, "Sürdürülebilirliğe, tasarımın güzelliğine, mühendisliğe ve bilim ayağına bakıyoruz. Böyle beş-alt kategoride değerlendirdiğimiz; Prof. Dr. Serdar Evren ve Mimar Rafet hocamızın bizlerle olduğu kıymetli bir jürimiz var. Ayrıca her grubumuzda bir tane mentör öğrenci desteği sağladık. Ege Üniversitesi Astronomi Bölümü öğrencilerimiz de yarışma boyunca kardeşlerinin başında durarak onlara mentörlük yaptı" şeklinde konuştu. Sıra dünya sahnesinde: Hedef NASA Projelerin yerel bir yarışmayla sınırlı kalmayacağını, başarılı fikirleri uluslararası boyuta taşıyacaklarını müjdeleyen Baş, "Bu yarışmanın sonrasında dereceye giren ya da dereceye girmese de fikri çok başarılı olan öğrencilerimizi NASA’nın kendi projelerinin yapıldığı, öğrencilerden başvuruların toplandığı diğer ayaklara da taşımayı düşünüyoruz. Astronom Duygu ve Murat hocalarımızın desteğiyle birlikte öğrencilerimizi, kısmetse NASA’nın bir araya getirdiği projelere göndereceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
Taksici esnafına iyi haber: araç yaş sınırı 9+3 oluyor
08 Ağustos 2025 Cuma - 11:50 Taksici esnafına iyi haber: araç yaş sınırı 9+3 oluyor İzmir’de taksici esnafının uzun süredir beklediği araç yenileme düzenlemesiyle ilgili önemli bir gelişme yaşandı. İzmir Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) Teknik Kurulu’nda gündeme alınan ve kısa süre içinde genel kurulda görüşülerek karara bağlanması beklenen yeni düzenlemeyle birlikte, ticari taksiler için geçerli olan 9 yaş sınırına ek olarak 3 yıl daha kullanım hakkı verilmesi planlanıyor. Bu kapsamda, normal şartlarda 2025 yılı sonunda ruhsat süresi sona erecek olan 2016 model ticari taksiler, yeni düzenlemenin onaylanmasıyla birlikte 2028 yılı sonuna kadar trafikte kalabilecek. Konuya ilişkin bir radyo programına katılan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, esnafa güzel haberi şu sözlerle duyurdu: "Araç yenileme maliyetlerinin bu denli arttığı bir dönemde,9+3 formülü esnafımıza önemli bir nefes aldıracaktır. Özellikle 2016 model araçların süresi bu sayede 2028’e kadar uzamış olacak. Bu, esnafımız için büyük bir rahatlama. 2025 yılı sonuna kadar araç ve sahip değişikliklerinde 9 yaş şartı aranmayacak. Bu kapsamda, 2016 ve sonrası model araçlar 2028 yılı sonuna kadar trafikte kalabilecek. Ancak 2026 yılı itibarıyla araç veya sahip değişikliğinde yeniden mevcut 9 yaş şartı geçerli olacak. Bu nedenle, esnafımızın araç değişikliği yapabilmesi için önünde yaklaşık 4 aylık bir süre bulunuyor." ÖTV muafiyeti olmayınca yenileme zorlaştı Erkan Özkan açıklamasında ayrıca, mevcut yönetmeliğe göre ticari araçlarda ÖTV indiriminin uygulanmamasının, araç yenilemeyi neredeyse imkânsız hale getirdiğine dikkat çekti. Artan döviz kuru, enflasyon ve yüksek araç fiyatları nedeniyle esnafın yeni araç alım gücünün kalmadığını vurgulayan Erkan Özkan, bu yeni düzenlemenin bir nebze de olsa mevcut sıkıntılara çözüm sunacağını belirtti. Mevcut şartlarda, İzmir Büyükşehir Belediyesinin yürürlükteki Taksi Yönergesi’ne göre, ticari araçların en fazla 9 yaşında olması gerekiyordu. Bu kural, özellikle pandemi sonrası artan ekonomik sorunlar nedeniyle esnafı ciddi şekilde zor durumda bırakıyordu. Yeni düzenleme beklentisi taksici esnafı tarafından memnuniyetle karşılandı. İzmir Büyükşehir’e teşekkür İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "İzmir’de taksici esnafını yakından ilgilendiren önemli bir düzenlemenin şekillenmesinde, başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay olmak üzere sürece katkı sunan tüm Büyükşehir bürokratlarına en içten teşekkürlerimizi sunarız. Sayın Cemil Tugay’ın yanı sıra, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Sayın Zeki Yıldırım, Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Hakan Uzun, Ulaşım Dairesi Başkanı Sayın Özgür Yalçınkaya, UKOME Müdürü Sayın Nurcan Yanardağ ve Toplu Ulaşım Müdürü Sayın Erdal Gürlek, bu süreç boyunca göstermiş oldukları yapıcı yaklaşımları ve çözüm odaklı tutumlarıyla esnafın yanında olmuş, toplumsal diyalog kültürüne güç katmışlardır. Taksici esnafının sorunlarına duyarlılıkla yaklaşarak bu süreci sahiplenmeleri, İzmir’de katılımcı ve anlayışlı belediyeciliğin en güzel örneklerinden biri olmuştur. Kendilerine esnafımız adına şükranlarımızı sunarız." dedi. Araçların modeli değil, bakımı ve temizliği önemli Taksici esnafına yönelik bir çağrıda bulunan Erkan Özkan, "Araçlarımızın model yılı elbette önemli ancak asıl dikkat edilmesi gereken konu, araçların düzenli bakımının yapılması ve temizliğinin ihmal edilmemesidir. 2022 model bir araç bakımsız ve kirliyse, yeni model olmasının bir anlamı kalmaz. Bu nedenle, model yılından ziyade aracın yolcuya güven ve konfor sunacak şekilde hazır olması esastır." diye konuştu.
EÜ Spor Bilimleri Fakültesinde Spor Yöneticiliği Bölümü de akredite oldu
08 Ağustos 2025 Cuma - 11:03 EÜ Spor Bilimleri Fakültesinde Spor Yöneticiliği Bölümü de akredite oldu Ege Üniversitesi (EÜ) Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü, Spor Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (SPORAK) tarafından yapılan değerlendirme sonucunda iki yıl süresince akredite oldu. Bu başarıyla birlikte, daha önce akreditasyon alan Antrenörlük Eğitimi ile Beden Eğitimi ve Spor bölümlerinin ardından, Spor Bilimleri Fakültesinin tüm lisans programları akreditasyon alarak eğitim kalitelerini tescilledi. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, senato toplantısında akreditasyon belgesini Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülbin Rudarlı ve Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Gencer’e takdim etti. EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Spor Dostu Kampüs ünvanlı, tam akredite, öğrenci odaklı, sağlık temalı araştırma üniversitemiz; eğitim öğretim, araştırma geliştirme alanlarında kalite standartlarını yükseltmeye devam ediyor. Türkiye’nin YÖKAK’tan beş yıllık tam akreditasyon alan ilk üniversitesi olarak tüm birimlerimizde kalite ve akreditasyon kültürünün süreklilik kazandığını görüyoruz. Bu kapsamda Spor Bilimleri Fakültemiz ulusal ve uluslararası kalite standartlarını yükseltmeyi sürdürüyor. Spor Yöneticiliği Bölümünün de kalitesinin tescillenmesiyle Fakültemiz, tüm bölümleriyle akredite olarak verdiği eğitimin kalitesini ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak tescillemiş oldu. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışanlarımızı kutluyor, başarılarının devamını diliyorum" diye konuştu. Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülbin Rudarlı ise "Bu başarıya tüm akademik kadromuzun, idari personelimizin ve öğrencilerimizin özverili çalışmalarıyla ulaştık. Eğitim öğretim ve araştırma geliştirmede kaliteyi hedefleyen ve küresel standartlarda bir öğrenim ortamı sunmayı amaçlayan bir fakülte olarak spor bilimleri alanında üniversitemizi ve ülkemizi ileriye taşıyacak nitelikli mezunlar yetiştirmeye devam edeceğiz. Tüm akreditasyon sürecimizde, bizleri destekleyen Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’a çok teşekkür ediyorum" dedi.
Ahmet İlhan Özek: "Şampiyon olacağımıza yürekten inanıyoruz"
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:24 Ahmet İlhan Özek: "Şampiyon olacağımıza yürekten inanıyoruz" Aliağa Futbol Kulübü’nün tecrübeli futbolcusu Ahmet İlhan Özek, "Biz şampiyon olacağımıza yürekten inanıyoruz. Burada mükemmel bir oluşum var ve herkes iyi niyetli. Kalplerin düzgün olduğu yerde başarı zaten gelir" dedi. Yeni sezon hazırlıklarını Afyon’da gerçekleştirdiği kamp ile sürdüren TFF 2. Lig ekibi Aliağa Futbol Kulübü’nde tecrübeli futbolcu Ahmet İlhan Özek, transfer süreci, kamp atmosferi ve hedeflere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Tecrübeli futbolcu, Aliağa FK Teknik Direktörü Polat Çetin ile uzun süredir güçlü bir iletişim içinde olduklarını vurgulayarak, "Polat hocayla bağımız hiç kopmadı. Her zaman güzel bir ilişkimiz vardı ve sürekli irtibat halindeydik. Beni takımında görmek istiyordu, ben de onunla çalışmayı çok istiyordum. Teklifini duyunca çok mutlu oldum. Hani büyükler sahip çıkar ya, Polat hoca da benim için öyle biri" dedi. Aliağa’daki ortamdan çok etkilendiğini belirten Özek, "Anlaşma sürecinde Aliağa’ya geldiğimde çok keyif aldım. Tesisler ve çalışma ortamı son derece profesyonel. Burada olmaktan dolayı çok mutluyum" ifadelerini kullandı. "Buraya çalışmaya geldik" Afyon kampının yoğun tempoda geçtiğini dile getiren deneyimli oyuncu, "Hazırlıklarımız çok güzel gidiyor. Uzun zamandır bu kadar yorulmamıştım ama bu da işin doğasında var. Buraya tatile değil, kondisyon yüklemeye geldik. Sezon başladığında sahada çok koşan ve etkili oyun sergileyen bir takım olacağız" şeklinde konuştu. Takım içindeki uyumdan da söz eden Özek, "Yeni transferlerin takıma hızlıca adapte olması çok önemliydi. Takıma katıldığımda arkadaşlarıma ilk olarak şunu söyledim: ’Siz bu başarıyı bu kulübe getirdiniz, sizleri tebrik ediyorum’ Buraya yapılan her transfer detaylı analizler sonucunda gerçekleşti. Başkanımız ve teknik heyetimizin bu süreçte büyük emeği var" dedi. "Bu takım şampiyonluğa inanıyor" Yeni sezondaki hedefin net olduğunu belirten Ahmet İlhan Özek, "Biz şampiyon olacağımıza yürekten inanıyoruz. Burada mükemmel bir oluşum var ve herkes iyi niyetli. Kalplerin düzgün olduğu yerde başarı zaten gelir. İyi bir takımız, iyi bir ekibiz. Taraftarlarımız şunu bilsin: Bu sene iyi bir Aliağa Futbol Kulübü izleyecekler" dedi. "Aliağa FK ile önümde iki yıl var" Kariyeriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Özek, "Ben anı yaşamayı seven biriyim. Aliağa FK ile önümde iki yıllık bir süreç var. Sonrasını düşünmedim. Kendimi iyi hissettiğim sürece futbol oynamaya ve takımıma katkı vermeye devam edeceğim" ifadelerini kullandı. Genç futbolculara tavsiye: "Sabredin ve çok çalışın" Takımın genç oyuncularına da seslenen Ahmet İlhan Özek, "Burada genç kardeşlerimle sürekli konuşuyorum. Onlara hep çalışmaları gerektiğini söylüyorum. Ben de gençken hep çalışıyordum ve sabrediyordum. Bir gün sıra onlara da gelecek. Şanslarını iyi kullanmaları" dedi.
Beynin derinliklerine uzanan umut: DBS
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:24 Beynin derinliklerine uzanan umut: DBS Beynin belirli bölgelerine yerleştirilen elektrotlarla uygulanan Derin Beyin Stimülasyonu (DBS), Parkinson’dan epilepsiye kadar birçok hastalıkta yaşam kalitesini artırıyor. Gelişmiş görüntüleme ve yapay zeka destekli teknikler sayesinde her hastaya özel tedavi planları yapılabiliyor. Her insan beyninde milyarlarca nöron bulunuyor ve bu hücreler elektriksel ve kimyasal sinyaller kullanarak birbirleriyle iletişim kuruyor. Çeşitli rahatsızlıklar, beynin farklı bölgelerindeki nöronların daha az aktif olmasına neden olabiliyor. Etkilenen beyin bölgesine bağlı olarak o bölgede kontrol edilen yeteneklerde bozulmalar yaşanabiliyor. Bu durumda önemli bir gelişme olarak kaydedilen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) ile Parkinson, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde umut olarak görülüyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, DBS yöntemi hakkında önemli bilgiler verdi. Parkinson hastalığı, distoni, epilepsi gibi hareket bozukluklarının yanı sıra tedaviye dirençli depresyon, takıntı hastalığı (OKB) ve bağımlılık gibi psikiyatrik hastalıklarda son yıllarda kullanılan Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) pek çok hasta için umut olabiliyor. 3. Avrupa Nöroloji ve Nöropsikiyatri Kongresi’nde Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) ile ilgili klinik sonuçlar ve güncel teknolojik gelişmelerle ilgili bilgi veren Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, bu yöntemin sadece motor semptomları değil, aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini de belirgin şekilde artırabildiğini vurguladı. Bilimsel olarak umut oluyor Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Artık beynin içindeki devreleri görüntüleme ve hedefe yönelik elektriksel uyarılarla yeniden dengeleme imkanına sahibiz. Bu, hem bilimsel hem insani anlamda büyük bir umut kaynağı" dedi. Ayrıca DBS’nin geleceği hakkında da bilgi veren Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve yapay zekâ destekli programlama sayesinde her hastaya özel tedavi planları yapılabiliyor. Özellikle Parkinson hastalarında kullanılan yeni nesil ‘yönlendirilmiş elektrot’ sistemlerinin, beyin içindeki hedef alanlara daha hassas uyarılar gönderebiliyor" ifadelerini kullandı. Her hastada aynı düzey yanıt olmayabilir Derin Beyin Stimülasyonu’nın, beyinde milimetrik düzeyde belirlenen hedeflere elektrot yerleştirilerek uygulanan cerrahi bir girişim olarak tanımlandığını söyleyen Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "DBS, yalnızca hareket bozukluklarında değil, bazı psikiyatrik tablolarda da umut verici sonuçlar verebiliyor ancak her hastada aynı düzeyde yanıt beklemek doğru olmaz. Bu yöntem dikkatli hasta seçimi, detaylı değerlendirme ve deneyimli merkezlerde uygulama gerektiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Detaylı değerlendirme şart "DBS tedavisi öncesinde hastalar detaylı nörolojik ve psikolojik değerlendirmelerden geçirilir. Doğru hasta seçimi, tedavinin başarısında kritik bir rol oynar" diyen Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Cerrahi işlem sonrası hastalar birkaç gün hastanede izlenir ve ardından evde iyileşme sürecine devam eder. Tedavi sonrası, hastaların büyük bir kısmı hareket kontrolünde ve yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler bildirmiştir. Araştırmalarda DBS tedavisi uygulanan hastalar, günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebildiklerini ve bağımsızlıklarını yeniden kazandıklarını ifade etmektedir. Parkinson hastaları, titreme ve kas sertliğinde azalmalar yaşarken, esansiyel tremor hastaları ise titremenin büyük ölçüde kontrol altına alındığını belirtmiştir" şeklinde görüş verdi.
Kendini anlatamayan çocuk, davranışıyla konuşur
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:05 Kendini anlatamayan çocuk, davranışıyla konuşur Çocuklarda erken yaşlarda yaşanan duygusal zorluklar, bazen sessiz bir içe kapanışla, bazen ise dışa dönük davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Tırnak yeme, alt ıslatma, öfke patlamaları, uyku sorunları gibi davranışlar çocuğun ruhsal dünyasında yaşadığı stresin ve baskının birer yansıması olabilir. Psikolog Eda Kalaycıoğlu, modern yaşamın getirdiği değişimlerin, aile yapısındaki dönüşümlerin, dijitalleşme ve akademik baskıların çocukların omuzlarına daha küçük yaşlarda ağır duygusal yükler bindirdiğini, bu yüklerin çocukların davranışlarında çeşitli bozulmalara, uyum sorunlarına yol açtığını söyledi. Kendini anlatamayan çocuğun davranışlarıyla konuştuğunu belirten Kalaycıoğlu, "Tırnak yeme, alt ıslatma, öfke patlamaları, uyku sorunları gibi davranışlar çoğu zaman "geçici bir dönem" olarak görülse de, bunlar çocuğun ruhsal dünyasında yaşadığı stresin ve baskının birer yansıması olabilir. İyileştirici güç ailenin elindedir" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi’nden Klinik Psikolog Eda Kalaycıoğlu çocukluğun, bireyin sosyal, duygusal ve bilişle ilgili gelişiminin temelinin atıldığı kritik bir dönem olduğunu söyledi. Bu dönemde ortaya çıkan bazı davranışların, gelişimin doğal bir parçası olmaktan öte, altta yatan psikolojik zorlanmaların işareti olabileceğine dikkat çeken Kalaycıoğlu, "Süreklilik gösteren ve işlevselliği bozan davranışlar genellikle kaygı, stres, travma ve güvensizlik gibi duygularla yakından ilişkilidir. Çocuklar her zaman duygularını kelimelerle ifade edemezler." diyerek şöyle konuştu: "Özellikle erken yaşlarda yaşanan duygusal zorluklar, bazen sessiz bir içe kapanışla, bazen ise dışa dönük davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Saldırganlık bu tepkilerden biridir. Vurma, bağırma, eşya fırlatma gibi fiziksel ya da sözel agresyonlar, genellikle bastırılmış öfkenin veya ev içi çatışmaların dışa vurumudur. Bu tür davranışlar çocuğun duygularını kontrol edemediği anlarda kendini gösterir. Bir diğeri içe kapanmadır. Sosyal ortamlardan uzak durmak, konuşmaktan kaçınmak ya da arkadaş edinmekte zorlanmak gibi durumlar, çoğu zaman özgüven eksikliği ve sosyal kaygıya işaret eder. Akran zorbalığı, aile içi ilgisizlik veya yüksek akademik beklentiler bu durumu tetikleyebilir. Bir diğer tepki olarak regresif davranışları (Çocukların yaşının gerisinde davranışlar sergilemesi) görürüz. Alt ıslatma (enürezis), parmak emme gibi yaşa uygun olmayan davranışlar; taşınma, boşanma, yeni kardeşin doğumu gibi yaşam olaylarına karşı verilen tepkilerdir. Tekrarlayıcı alışkanlıklar olarak tanımladığımız tırnak yeme, saç çekme, kalem ısırma gibi davranışlar, çoğu zaman gerginlik ve ruhsal huzursuzluğun dışavurumudur. Özellikle sınav dönemi gibi stresli zamanlarda artış gösterebilir." İyileştirici güç; aile Öte yandan, çocuğun psikolojik iyi oluşunu şekillendiren en temel unsurun, aile ortamı olduğunu ifade eden Kalaycıoğlu, "Sevgi dolu, tutarlı ve destekleyici bir aile yapısı, çocuğun kendini değerli hissetmesini sağlar." dedi. Ailenin çocuğun duygusal ihtiyaçlarını fark ederek işe başlaması gerektiğini kaydeden Kalaycıoğlu, ebeveynlere "tehditkar olmayın, pozitif disiplin" uygulayın önerisinde bulundu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çocuğun neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışmak, onunla açık ve empatik bir iletişim kurmak gerekir. Ceza odaklı yaklaşımlar yerine, olumlu pekiştirme ve problem çözme stratejileri çocukların davranışlarını düzenlemeyi öğrenmelerine yardımcı olur. Çocuğun verilen ödevi, görevi yapmayı sürekli ertelemesi durumunda ‘Bir daha yapmazsan tabletini alırım!’ gibi tehditkâr bir yaklaşım yerine, ‘Ödevini bitirdiğinde birlikte en sevdiğin oyunu oynayabiliriz.’ gibi olumlu bir pekiştirme yapılması, çocuğun motivasyonunu artırır. Pozitif disiplin, çocuklara hem sınırlar koyar hem de bu sınırların içinde nasıl hareket edeceklerini öğretir. Bu yaklaşım sayesinde çocuklar, davranışlarının sonuçlarını anlamayı, sorumluluk almayı ve duygularını sağlıklı şekilde ifade etmeyi öğrenirler."
Medical Point’te 72 saatte 6 hayat kurtaran operasyon
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:03 Medical Point’te 72 saatte 6 hayat kurtaran operasyon İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, sadece 72 saatte 3’ü böbrek, 3’ü karaciğer olmak üzere 6 başarılı organ nakline imza attı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi, gerçekleştirdiği yoğun nakil programıyla 72 saatte 6 organ nakli operasyonuna imza attı. Kadavradan karaciğer nakliyle başlayan süreç, çocuk bir hastaya gerçekleştirilen canlı vericili karaciğer nakliyle devam etti. Aynı gün içerisinde çapraz böbrek nakli yapılan iki hasta ve yine kadavradan bir karaciğer nakli başarıyla gerçekleştirildi. Kadavradan böbrek nakliyle haftanın altıncı nakli tamamlandı. Organ nakli ekibi her an hazır İEÜ Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi, multidisipliner yapısı, yüksek deneyime sahip cerrahi ve medikal kadrosu ile yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalara hayat veriyor. Hem kadavradan hem canlıdan nakil süreçlerinde etik ilkelere bağlı, bilimsel verilerle desteklenen yaklaşımıyla hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırmayı hedefliyor. ‘Bir sorumluluk’ İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi’nden şu açıklama yapıldı: "Her başarılı nakil, yalnızca bir hastanın değil, bir ailenin, bir hayatın yeniden başlaması demek. Organ nakli sadece bir cerrahi müdahale değil; umudu, sabrı ve bilimi içinde barındıran çok özel bir süreçtir. Biz bu sürecin her anında hastalarımızın yanındayız. Haftanın her günü, her saati; bir kalbi yeniden attırmak, bir çocuğa oyunlara dönme şansı vermek, bir genci yeniden hayata bağlamak için buradayız. Yaşamı yeniden inşa etmek bizim için bir görev değil, bir sorumluluktur."
Kemalpaşa yeni adalet sarayına kavuşuyor
08 Ağustos 2025 Cuma - 08:22 Kemalpaşa yeni adalet sarayına kavuşuyor AK Parti İzmir Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyon Üyesi Yaşar Kırkpınar İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde yapımı devam eden adalet sarayının hizmet binasında incelemelerde bulundu. Milletvekili Kırkpınar, eylül ayı içerisinde tamamlanacak olan binanın açılışına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un katılacağını söyledi. İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde yıllardan beri kaymakamlık binasında hizmet veren adliyenin yeterli gelmemesi ve şehrin ihtiyaçlarına cevap vermemesi dolayısıyla AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar’ın girişimleri sonucunda yapımına başlanan adliye sarayının eylül ayının sonlarına doğru tamamlanması planlanıyor. İlçe Kaymakamı Musa Sarı ve AK Parti İlçe Başkanı Dr. Metin Yaşar ile birlikte adliye sarayı hizmet binasında incelemelerde bulunan AK Parti İzmir Milletvekili Kırkpınar, "Nasip olursa yeni adliyemizi 1,5 ay içerisinde Adalet Bakanımızın katılımıyla hizmete açacağız. Kemalpaşa için büyük bir ihtiyaçtı. Özellikle tasarruf tedbirlerinin uygulandığı bir dönemde bu inşaatın başlaması, Kemalpaşa’ya özgü şekilde Sayın Bakanımızın katkılarıyla gerçekleşti. Binamızın yapım süreci çok hızlı ilerledi ve artık bitmek üzere" diye konuştu. Kemalpaşa’da ağır ceza mahkemesi olmadığına da dikkat çeken Kırkpınar, adliyenin açılması ile birlikte ağır ceza mahkemesinin de hizmet vereceğini belirtti. Kırkpınar, "Sayın Bakanımızdan ağır ceza mahkemesi talebinde bulunmuştuk, o da onaylandı. Artık Kemalpaşa Adliyesi içerisinde ağır ceza mahkemesi de yer alacak. Bu adliye binası uzun yıllar Kemalpaşa’ya ve bölgeye hizmet edecek. Buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza, vatandaşlarımıza verdiğimiz sözleri hizmet olarak hayata geçirmemiz için bizlere vermiş olduğu desteklerden dolayı teşekkür ediyorum. Aynı şekilde Adalet Bakanımıza ve emeği geçen herkese de teşekkür ederim" dedi. "AK Parti döneminde yapılan hizmetler anlatmakla bitmez" Ulucak Mahallesi’nde bulunan lojmanların yargı mensuplarına tahsis edildiğini vurgulayan Milletvekili Kırkpınar, ilçede hükümet yatırımlarının devam ettiğini ve her geçen gün bir yenisinin eklendiğini dile getirdi. Adliye binasının açılışını Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yapacağını belirten Kırkpınar, şunları söyledi: "Yeni adliye binamızı arkadaşlarla birlikte inceledik. İnşaat çalışmalarımız devam ediyor. Hükümet yatırımlarımız sadece adliye binası ile sınırlı değil. Bildiğiniz gibi 50 yataklı bir devlet hastanemiz vardı, o da yakında 100 yataklı olarak hizmet verecek. Sürecin uzamasındaki en büyük neden, önceki müteahhidin işi bitirmemesinden kaynaklanan dava süreciydi. O dava sonuçlandı ve hastanemiz 100 yataklı bir kapasiteye ulaşacak. Ayrıca Çambel Mahallemizde yeni karakol yapıldı ve hizmete açıldı. O bölgedeki mahallelerimize hizmet verecek olan jandarma karakolumuzu da ziyaret ettik ve arkadaşlarımıza kolaylıklar diledik. İlçemizde 5 adet ilk ve ortaokul yapımı tamamlandı. Bunlardan biri Damlacık’ta. Toplamda 4 okulumuz eğitim-öğretime başladı. Çambel TOKİ konutlarımızda eksiklikler vardı, tamamlandı. Yiğitler Barajımız ise önümüzdeki yıl su tutmaya başlayacak. AK Parti hükümetleri döneminde Kemalpaşa’da yapılan hizmetler anlatmakla bitmez. İzmir-İstanbul Otoyolu, Torbalı bağlantı yolları, lojistik köy, okullar, sağlık ocakları, hastane, adliye... İşte bütün bunlar AK Parti döneminde yapılmış eserlerdir. Biz bunları yaptıkça vatandaşımızın memnuniyetini görüyor, mutlu oluyoruz. Hizmet ve yatırımlarımıza devam edeceğiz." Gün boyu ilçedeki yatırımları gezen Kırkpınar, esnaf, vatandaş ve dernek ziyareti de yaparak programını sonlandırdı.