Yerel Haberler
İzmir
17 Mayıs 2026 Pazar - 16:51 EFES 2026 Tatbikatı ’Savunma Sanayi Sergisi’ kapılarını vatandaşlara açtı EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında düzenlenen Savunma Sanayi Sergisi, halk günü etkinliğiyle kapılarını vatandaşlara açtı. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayi teknolojilerinin sergilendiği etkinlikte, vatandaşlar Türkiye’nin askeri ve teknolojik alanda ulaştığı gücü yakından görme fırsatı buldu. Sergi alanını ziyaret eden vatandaşlar, ilk olarak EFES 2026 Tatbikatı’nın son hazırlık ve uygulama aşamalarına dair yürütülen çalışmaları ilgiyle takip etti. Ardından teknoloji stantlarını gezen ziyaretçiler, insansız hava araçlarından roket sistemlerine, robot köpeklerden tanklara, hava savunma sistemlerinden kamikaze dronlara kadar çok sayıda modern askeri teçhizatı ve yerli üretim silah çeşidini yakından inceledi. Türk savunma sanayisinin küresel ölçekteki gelişimini gözler önüne seren sergide, milli imkanlarla üretilen her sınıftan teknolojik ürün yoğun ilgi gördü. Alanda sergilenen ürünler hakkında yetkililerden teknik kabiliyetler dalında detaylı bilgiler alan vatandaşlar, yerli savunma sanayisinin ne kadar ileri bir seviyeye geldiğini yerinde gözlemleme imkanı yakaladı. Vatandaşlardan yoğun ilgi Duygularının son derece yüksek ve gurur verici olduğunu belirten Emine Demirel, "Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Savunma sanayimiz o kadar üst seviyelere çıktı ki artık dünya karşımızda titriyor. ’Artık bir Türkiye var, onların sanayisi güçlü’ diyorlar. Bizlerden korkuyorlar. Biz bunlarla; KAAN’larla, tanklarımızla, uçaklarımızla ve insansız hava araçlarımızın hepsiyle gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Gurbetçilerin gururu Almanya’dan geldiğini ve yurt dışından gelen biri olarak Savunma Sanayii Sergisi’nde gördüklerinin kendileri için çok daha farklı ve gurur verici olduğunu belirten Mehtap Tanrısever, "Türk vatandaşı olmak bizim için başlı başına ayrı bir özellik ve gurur kaynağı. Yurt dışında bildiğiniz üzere biraz zorluk çekiyoruz, çünkü orada hala ırkçılık var. Buraya geldiğimizde ve bu eserleri gördüğümüz zaman bir Türk olarak gerçekten daha da gururlanıyoruz. Alana henüz yeni geldik ama gözümüzü alamıyoruz. O kadar kaliteli ve büyük eserler var ki hayranlıktan adeta ağzım açık kaldı. Büyük bir heyecan doluyuz" şeklinde konuştu. Yerli silahlar ilgi gördü Tankların ve silahların oldukça etkileyici olduğunu, ülkenin yerli mühimmatlarını yakından görmenin kendisine büyük heyecan verdiğini belirten Samet Kuran, "Silahları gördük, çok güzellerdi. Ülkenin o güzel mühimmatlarını ve araçlarını görmek, onlara dokunabilmek ve ayrıntılarını öğrenmek insanı ister istemez heyecanlandırıyor. Hedefim Hava Harp Okulu’na girip pilot olmak. Burada anlatılacak ve övülecek çok fazla şey var. Hepsini teker teker gezmek, farklı teknolojileri tanımak ve askerlerin yaşadığı duyguların bir neticesini hissetmek çok güzel bir duygu. Bence herkes buraya gelmeli ve bu atmosferi görmeli" ifadelerini kullandı. Ülke teknolojisinin ne kadar iyi olduğunu gördüğünü söyleyen Ata Görmenoğlu ise, "Sarsılmaz gibi ünlü markalarımızı deneyimleme şansım oldu. Ne kadar gelişmiş olduğumuzu görme fırsatı bulduk. Özellikle tanklarımız, askeri teknolojide ne kadar üstün olduğumuzu gösteriyor. Buraya geldiğinizde gururlanmamak mümkün değil. Hem silah teknolojisi hem de araçlar olarak çok gelişmişiz ve bunu buraya gelince rahatlıkla görebiliyoruz. Burayla ilgili söyleyecek çok şey var, anlatarak bitiremeyiz. İmkanı olan herkesin gelip deneyimlemesi lazım. Beni zırhlı araçlar ve tabanca gibi silah teknolojileri daha çok heyecanlandırdı. Onların daha gelişmiş olduğunu düşünüyorum. Tanklarımız da oldukça gelişmiş ve birçok sistematiği var ama zırhlı araçların ve silahların hissi çok ayrı" diye konuştu.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29 Aliağa’da ’Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’ açıldı Aliağa’da faaliyetlerine başlayan Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin açılış ve tanışma konferansı, Aliağa Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansa Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Sonay Vural ve yönetim kurulu üyeleri, özel eğitim öğretmenleri ile aileler katıldı. Programda otizmli bireylerin eğitim, spor ve sosyal yaşamda daha görünür olması gerektiği vurgulanırken, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Başkan Acar: "O çocuklar benim de çocuklarım" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa’nın özel eğitim alanında önemli imkanlara sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aliağa olarak çok nitelikli rehabilitasyon merkezlerine ve alanında başarılı eğitimcilere sahibiz. Belediyemizin Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde de eğitimci arkadaşlarımız çocuklarımızın gelişimine çok önemli katkılar sunuyor. Ne mutlu ki bugün Kaanlarımız, Erenlerimiz, Doruklarımız, Tolgalarımız ve Keremlerimiz var; inanıyorum ki başarı hikâyelerimiz her geçen gün daha da artacak. Siz değerli ailelerimiz çocuklarınız için her şeyinizi ortaya koyuyorsunuz ama şunu bilmenizi isterim ki o çocuklar benim de çocuklarım. Biz büyük bir aileyiz ve her zaman birlikteyiz. Çocuklarımız için en iyisini yapacak, onları en güzel yerlere hep birlikte taşıyacağız. Bugün artık yeni bir paydaşımız daha var. Derneğimiz, belediyemiz, ailelerimiz ve eğitimcilerimizle çocuklarımız için omuz omuza çalışacağız. Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin Aliağa’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum." Sonay Vural: "Çocuklarımız her yerde dimdik ayakta duracak" Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Kaan Vural’ın annesi Sonay Vural, yaşadıkları zorlu süreci anlatarak şunları söyledi: "Çok emek verdik, çok mücadele ettik. Pek çok yere gittik, birçok kapı yüzümüze kapandı ama o kapıları açan güzel yürekli insanlar da vardı. Çocuklarımız istenseler de istenmeseler de hayatın içinde olacak ve her yerde dimdik duracaklar. Hocalarımız bize her zaman destek oldu, Başkanımız Serkan Acar ise önümüze çıkan pek çok engeli aşmamızda yanımızda durdu. Çocuklarımız çok güzel gelişimler gösterdi. Kaan, milli sporcu olma yolunda ilerliyor. Bu yıl Aliağa Belediyemizin desteğiyle yüzmede Ege Birinciliği elde ettik. Çocuklarımızı hayatın içine katalım, sosyal yaşamın her alanında var olmalarını sağlayalım." Mazlum Yılmaz: "Küçük bir adım büyük başarılara dönüştü" Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Öğretmeni Mazlum Yılmaz, öğrencisi Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Eren Yüzbaşıoğlu’nun spor alanındaki başarılarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bizim umut ışığı olarak gördüğümüz bu çalışmaya katkı sunan herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Eren ile birlikte Konya’daki Masa Tenisi Müsabakaları’ndan geldik. Eren, okul sporlarında Türkiye üçüncüsü olmayı başardı. Kursumuzda temel eğitim süreciyle başladık. Daha sonra çocuklarımızı nasıl daha ileri taşıyabileceğimizi düşündük ve masa tenisine yöneldik. O gün atılan küçük bir adım bugün Aliağa Belediyemizin takımında önemli başarılara dönüştü. Destek veren herkese teşekkür ediyorum." "Çocuklarımızın hayata karışmaya ihtiyacı var" Özel Eğitim Öğretmenleri ve Artı Çocuk Gelişim Merkezi Kurucuları Şeyma Çelikkaya ve Abdurrahman Altunkaynak ise konuşmalarında toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak şunları söylediler: "Bu derneğin en önemli amacı hiçbir ailenin kendisini yalnız hissetmemesidir. Biz, hiçbir çocuğun yalnızca farklı gelişim gösterdiği için eğitim hakkından mahrum kalmasını, ailelerin çaresizlik içinde kaybolmasını istemedik. Çocuklarımızın yalnızca terapi odalarıyla sınırlı bir yaşam sürmesini değil, hayatın içinde aktif bireyler olarak yer almasını istiyoruz. Çünkü bizim çocuklarımızın yalnızca eğitim almaya değil, topluma karışmaya ve sosyal yaşamın içinde var olmaya ihtiyacı var. Bugün burada bulunan kıymetli yöneticilerimizin desteği bizim için son derece değerli. Çünkü bu mücadele yalnızca ailelerin omzuna bırakılabilecek bir mücadele değil; eğitimin, yerel yönetimlerin, uzmanların, öğretmenlerin ve toplumun hep birlikte sahip çıkması gereken ortak bir sorumluluktur."
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:59 İzmir’de genç beyinlerin uzay yarışı: ’Ay ve Mars Köyü Projesi’ final yaptı İzmir’de Radikal Okulları tarafından hayata geçirilen ve öğrencilerin uzayda yaşam alanları tasarladığı ’Ay ve Mars Köyü Projesi’, Radikal Konak Okulları’nda düzenlenen görkemli finalle sona erdi. Radikal Okulları bünyesinde yürütülen ve İzmir genelindeki 15 farklı okuldan öğrencileri bir araya getiren ’Ay ve Mars Köyü Projesi’nin final heyecanı, Radikal Konak Okulları ev sahipliğinde yaşandı. Okul yönetimi, öğretmenler, veliler, yarışmacı öğrenciler ve üniversiteli mentörlerin katılımıyla gerçekleştirilen final etkinliğinde, 7 ayrı grup podyuma çıktı. Geleceğin bilim insanı adayı olan öğrencilerin, geri dönüşüm materyallerini kullanarak uzayda bir yaşam fikriyle geliştirdikleri projeler katılımcılardan büyük ilgi gördü. Jüri değerlendirmesinin ardından ilk üç sırayı paylaşan öğrencilere para ödülü ve burs hediyesi takdim edildi. "Geleceğin bilim insanlarını yetiştiriyoruz" Yaklaşık 8 aydır sürdürülebilir bir vizyonla hareket ettiklerini ve projenin final aşamasına gelmesinden gurur duyduklarını belirten Radikal Okulları ARGE Koordinatörü Şule Baş, "Ekim ayında aslında bir hayalimizi gerçekleştirmeye başladık. İzmir’in farklı ortaokul ve liselerindeki öğrencilerden bilim toplulukları oluşturmak gibi bir hayalimiz vardı. Bu çocuklara her ay yeni bilim seminerleri, bilim atölyeleri düzenleyerek süreç boyunca birer bilim insanı olarak yetişmelerini amaçladık. Yaklaşık 8 aydır bu vizyonu devam ettirmeyi başardık. Çocukları astronomi alanında ve dünyanın, geleceğin şekillendirilmesi konularında bilinçlendirmeye özen gösterdik" dedi. "Geri dönüşüm materyalleriyle gelecek inşa ettiler" Yarışma gününün büyük bir heyecana sahne olduğunu kaydeden Baş, "Şimdi de bu sürecin meyvelerini topladığımız bir yarışma düzenliyoruz. 15 farklı okuldan öğrencimiz burada yarışıyor. Herkes kendi Ay ve Mars yaşam üssünü tasarlıyor. ’Orada bir gelecek yaşam alanı tasarlasaydık nasıl bir şey yapardık?’ diye yarışmaya başladılar. Biz öğrencilerimize geri dönüşüm materyalleri verdik ve bu materyallerden yola çıkarak kendi yaşam üslerini tasarladılar. Sabah 10.00’da başladık ve 15.00’e kadar alanda canlı bir şekilde projelerini gerçekleştirdiler" ifadelerini kullandı. Üniversiteli mentörler ve uzman jüri eşlik etti Projelerin çok yönlü bir süzgeçten geçirildiğini aktaran Şule Baş, "Sürdürülebilirliğe, tasarımın güzelliğine, mühendisliğe ve bilim ayağına bakıyoruz. Böyle beş-alt kategoride değerlendirdiğimiz; Prof. Dr. Serdar Evren ve Mimar Rafet hocamızın bizlerle olduğu kıymetli bir jürimiz var. Ayrıca her grubumuzda bir tane mentör öğrenci desteği sağladık. Ege Üniversitesi Astronomi Bölümü öğrencilerimiz de yarışma boyunca kardeşlerinin başında durarak onlara mentörlük yaptı" şeklinde konuştu. Sıra dünya sahnesinde: Hedef NASA Projelerin yerel bir yarışmayla sınırlı kalmayacağını, başarılı fikirleri uluslararası boyuta taşıyacaklarını müjdeleyen Baş, "Bu yarışmanın sonrasında dereceye giren ya da dereceye girmese de fikri çok başarılı olan öğrencilerimizi NASA’nın kendi projelerinin yapıldığı, öğrencilerden başvuruların toplandığı diğer ayaklara da taşımayı düşünüyoruz. Astronom Duygu ve Murat hocalarımızın desteğiyle birlikte öğrencilerimizi, kısmetse NASA’nın bir araya getirdiği projelere göndereceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
Göztepe’nin yeni gözdesi Janderson
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 12:22 Göztepe’nin yeni gözdesi Janderson Göztepe’nin, Brezilya ekiplerinden Vitoria’dan kadrosuna kattığı 26 yaşındaki forvet Janderson de Carvalho Costa, antrenmanlardaki ve hazırlık maçlarındaki performansıyla hem teknik heyeti hem de taraftarı memnun etti. Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe’de Janderson sevinci yaşanıyor. Romulo’nun ayrılma ihtimaline karşı transfer edilen Brezilyalı golcü, sezon öncesinde gösterdiği performansla adından söz ettirmeye başladı. Oynadığı iki hazırlık maçında rakip fileleri 3 kez havalandıran Janderson, hem teknik heyetten hem de taraftardan tam not aldı. Antalyaspor karşısında galibiyeti getiren tek golü atan Brezilyalı oyuncu, geçtiğimiz günlerde oynanan Manisa FK karşısında da 2 kez rakip fileleri havalandırmayı başardı. Yeni sezonun ilk haftasında 10 Ağustos Pazar günü Çaykur Rizespor ile karşılaşacak Göztepe’de, en önemli gol silahının 26 yaşındaki yeni transferinin olması bekleniyor. Stoilov’un elini rahatlattı Göztepe’nin yeni golcüsü Janderson, hücum hattındaki performansıyla Teknik Direktör Stanimir Stoilov’un güvenini kazandı. Romulo’nun ayrılık ihtimali sarı-kırmızılı teknik heyeti tedirgin etse de Janderson’un ortaya koyduğu oyun ve skorer yapısı camiayı memnun etti. Romulo’nun ayrılması durumunda Göztepe’deki forvet ikilisinin Juan ve Janderson olması bekleniyor. Öte yandan Romulo’nun da, Bundesliga ekibi Leipzig ile imza aşamasında olduğu öğrenildi. Sarı-kırmızılıların Romulo transferinden 20 milyon Euro’nun üzerinde rekor bir bonservis bedeli elde etmesi bekleniyor.
Alevler doğayı, dumanı ciğerlerimizi mahvediyor
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 12:09 Alevler doğayı, dumanı ciğerlerimizi mahvediyor Orman yangın olduğu bölgelerinde yoğun dumana maruz kalan kişilerde nefes darlığı, öksürük, astım atakları ve KOAH alevlenmeleri gibi ciddi solunum sorunları görülüyor. Yangın dumanının solum yolu hastalıklarını tetiklediğini vurgulayan Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Jülide Çeldir Emre, "Dumanın içindeki zehirli gazlar, örneğin karbon monoksit, ve özellikle bazı partiküller, doğrudan akciğerleri etkileyebilir" dedi. Son dönemde artan orman yangınları, yalnızca doğal kaynaklarımızı yok etmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlığımızı da tehdit ediyor. Yangınların yoğun olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlar, ciddi solunum problemleriyle karşı karşıya kalabiliyor. Nefes darlığı, öksürük, astım atakları ve KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) gibi hastalıkların alevlenmesi, bu durumdan etkilenenlerin yaşadığı en büyük sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yangın dumanının yaydığı zararlı maddelerden korunmak, özellikle yangın bölgelerinde yaşayanlar için büyük önem taşıyor. Dumanın etkisi, özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik akciğer hastalığı bulunan kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirten Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Jülide Çeldir Emre, "Astım, KOAH gibi hastalıkları olan bireyler, acil başvurulara kadar gidebilecek rahatsızlıklar yaşayabilir. Yangın esnasında dumanı soluyup herhangi bir tepki göstermemiş olsanız dahi, ilerleyen süreçte vücudunuzun bu dumanla temasının etkileri ortaya çıkabilir. Bu süreçte, hava yolu hassasiyeti artabilir ve akciğer enfeksiyonları riski yükselir. Ayrıca, 3 ay sonra yapılan bazı çalışmalarda solunum fonksiyonlarının düşüklüğü ve yeni tanı konmuş astım ya da KOAH hastalarının olduğu gözlemlenmiştir. Tanı konmuş hastalar ise daha fazla ilaç kullanımı ve oksijen desteği ihtiyaç duyabilmektedir" ifadelerini kullandı. Dumandan korunmanın yolları Orman yangınları son yıllarda ülkemizde sıklıkla görülen ve yerleşim yerlerine yakın bölgelerde etkili olan felaketlerden biri haline geldiğini vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Emre, "Bu yangınların meydana getirdiği duman, yoğun bir şekilde yerleşim alanlarına da sirayet etmektedir. Dumanın içindeki zehirli gazlar, örneğin karbon monoksit, ve özellikle 2.5 mikrogramın altındaki bazı partiküller, doğrudan akciğerleri etkileyebilir. Yangın anında, insanların evlerini, parklarını ya da bahçelerini kaybettikleri için bazen terk etmekte zorlanıyorlar. Bunun yerine dumanın etkisini azaltmaya yönelik çeşitli yöntemlere başvuruyorlar, ancak bu tür basit çözümler yeterli olmamaktadır. İnsanlar, dumanın etkisinden korunabilmek için ilk olarak evlerinde kapı ve pencereleri kapatarak, dışarıdan gelen havayı engellemeye çalışmalıdır. Eğer klima kullanılıyorsa, yalnızca iç ortam havasını döndürecek şekilde ayarlanmalıdır. Ayrıca, pencere ya da kapı kenarlıklarına ıslak havlular yerleştirilmesi, dışarıdan gelen dumanın içeri girmesini engellemeye yardımcı olabilir" diye ekledi. Bu belirtiler gözlemlendiğinde bir uzmana başvurulmalı Normal cerrahi maskeler, bu tür bir dumanın etkilerine karşı yeterli olmadığını ifade eden Emre sözlerini şu şekilde noktaladı: "Bu durumda, özel filtreli maskeler veya en azından ıslak maskeler kullanılması gerekmektedir. Özellikle kronik akciğer hastalığı olan kişilerin, dumanın etkisini azaltmak için mümkünse o bölgeden ayrılmaları ve ilaçlarını yanlarında taşımaları önemlidir. Duman maruziyeti sonrası öksürük gibi normal belirtiler görülebilir. Ancak bu belirtiler uzun sürerse veya şiddetlenirse, kişi bir sağlık profesyoneline başvurmalıdır. Öksürük, hırıltı, nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma gibi şikayetler devam ederse, mutlaka bir hekime danışılmalıdır. Akut dönemde geçmeyen belirtiler, daha ciddi bir sorunun habercisi olabilir."
Tekerlekli sandalye ile geldi, annesinin elinden tutup çıktı
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:25 Tekerlekli sandalye ile geldi, annesinin elinden tutup çıktı Serebral palsi (SP) hastası Hasan Emrem, annesi ve doktorlarının çabalarını boşa çıkarmadı. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur’dan aldığı iki yıllık tedavi sayesinde bugün rahatça yürüyebiliyor ve kendi ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyor. Hasan Emrem’in annesi Canan Emrem, tedavi sürecinin sonunda oğlundaki ilerlemeye dikkat çekerek, "Bu kadar yol almışken yarıda bırakmayacağım. Hasan tamamen yürüyene kadar devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Henüz 6 aylıkken oğlu Hasan Emrem’deki gelişim geriliğini fark eden Canan Erdem, oğluna serebral palsi (SP) teşhisi konulduğu günden beri mücadele veriyor. Beynin; hareket, duruş ve dengeyi sağlayan kısmının hasar alması ya da gelişmemesi durumunda ortaya çıkan SP hastalığı nedeniyle yıllardır oğluna fizik tedavi aldıran Canan Emrem, sonunda oğlunun yürüdüğünü gördü. Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur’dan 2 yıldır fizik tedavi alan 7 yaşındaki Hasan Emrem, bugün annesinin elinden tutarak yürüyebiliyor. Hastaneye tekerlekli sandalyeyle gelen, hiçbir ihtiyacını tek başına karşılayamayan Hasan Emrem’in bugün geldiği noktadan çok mutlu olduğunu belirten annesi Canan Emrem, "Biz buraya geldiğimizde Hasan elimden tutup yürüyemiyordu, emekleyemiyordu. Şu anda emekliyor, yürüyor hatta koşturuyor. Sadece tek elle elimden tutup yürüyebiliyor. Bağımsız bir şekilde ayağa kalkıp 20 adım atabiliyor. Çok güzel ilerledik" sözlerini kaydetti. "Buradan iyi sonuç bekleyerek geldim" Hasan Emrem’in 2 yaşından beri fizik tedavi ve rehabilitasyon aldığını dile getiren Canan Emrem, oğlunun geldiği aşamadan memnun olduğunu ancak bu sürecin kolay olmadığını dile getirdi. Çevresinin tavsiyesi üzerine Medicana’yı tercih ettiklerini aktaran Canan Emrem, "Çok zorlandım, çok yoruldum. Evladımla sürekli dışarıdayım, fizik tedaviye gelmediğimiz zaman dışarıda aktif bir şekilde hareket etmesi için uğraşıyorum. Haftada 3 gün fizik tedaviye geliyoruz. Burada bir saat fizik tedavi alıyor. Dışarıda da yürüyüş yapıyoruz, yüzmeye gidiyoruz. Özel eğitimde de bir saat fizik tedavi veriliyor. Yüzme haftada bir gün. Neredeyse her gün fizik tedaviyi destekleyecek bir şey yapıyoruz" diye konuştu. "Tek başına yürüyene kadar pes etmek yok" Hasan Emrem’in 6 aylıkken kaslarını kontrol edememesinden kaynaklı bir sorun olduğunu fark ettiğini ve yapılan tetkikler sonucu evladına serebral palsi tanısı konulduğunu aktaran Canan Emrem, "Buraya geldikten sonra Hasan’da yürümenin dışında da ilerlemeler oldu. Örneğin artık kendisi yemeğini yiyebiliyor, saçını tarayabiliyor. Kendi ihtiyaçlarını karşılamaya başladı. 11 yaşındaki kızıma da yetişmeye çalışıyorum. Bazen onu ihmal ediyor olabileceğimin vicdan azabını yaşıyorum. Ancak neyse ki çok olgun bir çocuk. Kardeşinin yürümesini o da çok istiyor. Hasan tamamen yürüyene kadar devam edeceğiz. Bu kadar yol almışken yarıda bırakmak istemiyorum. Bu zamana kadar pes etmedik, şimdi hiçbir şekilde pes etmek yok" mesajını verdi. Şendur: "Aile ve hekim iş birliği hayati önem taşıyor" Fizik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde hasta için aile ve hekim işbirliğinin önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hasan ilk geldiğinde destekle yürüyebiliyordu, kendi başına yiyemiyordu, tuvaletini tutamıyordu. Diz ayak ve kalçalarında kas gücü kaybı, denge koordinasyonu son derece zayıftı. Destek ve cihazla yürüyordu. Şu anda denge ve koordinasyonu daha iyi; yürümesinde gelişme var. Hafif bir destekle, annesinin elini tutarak yürüyebiliyor. Hasan geldiği günden daha iyi bir durumda. Ancak hayatının her döneminde fizik tedavi alanında gelişiminin desteklenmesi için yapılabilecek şeyler var. İleride belki bir cihazlama ya da cerrahi işlem gerekebilir. Özellikle düzelmeyen bazı bacak ve kol problemlerinde düzeltmeler de yapılabiliyor. Ama asıl amaç, mümkün olduğu kadar yaşamını sürdüreceği konuma getirmeye çalışmaktır. O nedenle biraz daha kendi çabasıyla yürümesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. Adım adım ilerlediler Fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin görüldüğü kadar basit olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Emek isteyen bir süreç. Rehabilitasyon süreci ilmek ilmek ilerler. Ailenin katılımı olmadan hiçbir şey yapamayız. Hastanın ailesi çok önemli. Rehabilitasyon dışında bir de ev programları veriyoruz. Hastaya ve hasta sahibine ödev veriyoruz. Onları iyi yapanlar da sonuca ulaşıyor" dedi. Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur ayrıca, Hasan’daki anormalliği oldukça erken bir dönemde fark eden anne Canan Emrem’i de takdir etti.
İzmir’in bacasız fabrikası: ’Model Fabrika’
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:22 İzmir’in bacasız fabrikası: ’Model Fabrika’ İzmirli firmalar "Model Fabrika" ile dönüştü, verimliliklerini artırdı. Türkiye’deki 10 Model Fabrika’dan biri olan İzmir Model Fabrika, 2025 yılının ilk yarısında (Ocak-Haziran) 121 firmaya verimlilik ve dönüşüm desteği verdi. Firmalarla 269 günlük saha faaliyeti yürütüldü. Firmaların en çok talep ettiği hizmet Yalın Olgunluk Değerlendirme Analizi oldu. Bu kapsamda 110 firmaya birebir saha desteği sunuldu. İzmir Model Fabrika’nın uygulamalı eğitim modeli olan "Öğren & Dönüş" programı kapsamında 5 firmada uygulama yapıldı. Bu programda firmalar, yalın üretim tekniklerini teoride öğrenmenin ötesine geçerek, doğrudan kendi üretim hatlarında uygulama fırsatı buldu. 3 firmada yürütülen proje bazlı uygulamalar sayesinde, daha kapsamlı dönüşüm süreçleri başlatıldı. Bu projelerde toplam 94 günlük saha desteği sunuldu. Süreçlerde yalın üretimin yanı sıra dijitalleşme konuları da ele alındı. İzmir Model Fabrika tarafından yürütülen DDX (Dijital Dönüşüm Teşhisleri) kapsamında 2 firmada dijital olgunluk seviyesi değerlendirildi. Bu firmalar için özel dijital yol haritaları oluşturularak Endüstri 4.0’a geçiş süreçleri başlatıldı. Elmasoğlu: "Dijitalleşmede hız, sürdürülebilirlikte kalıcılık" İzmir’de, başta imalat sektöründe faaliyet gösteren firmalar olmak üzere, KOBİ’lerin verimliliğini geliştirerek, rekabet güçlerini artırmak için yoğun bir çaba gösterdiklerinin altını çizen İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İzmir Model Fabrika Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Elmasoğlu, "İzmir Model Fabrika olarak 2025 vizyonumuzu; dijitalleşmede hız, sürdürülebilirlikte kalıcılık olarak belirledik. İlk 6 aylık süreci İzmirli firmaların yoğun ilgisiyle tamamladık. Yılsonuna kadar daha çok firmanın dönüşüm yolculuğuna eşlik etmek en büyük temennimiz" dedi. Model Fabrika sayısı 15’e çıkacak Bugüne kadar Adana, Ankara, Bursa, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin ve Samsun’da 10 model fabrikanın kurulumunun tamamlandığını ifade eden Elmasoğlu sözlerine şöyle devam etti: "T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız Denizli, Kocaeli, Malatya, Tekirdağ ve Trabzon’daki model fabrikaların da 2026 yılı sonuna kadar tamamlanacağını duyurdu. İzmir’in pek çok konuda olduğu gibi, Ege Bölgesi’nde öncü olmasından dolayı memnuniyet duyuyoruz. Bölgemizde ilk model fabrika, kentimizde faaliyete geçti. Denizli’de de hazırlıklar devam ediyor. Ülke genelinde, ‘Model Fabrika’ların çoğalması, daha çok firmanın bu hizmetlerden yararlanması, ekonomimizin büyümesine ciddi katkılar sağlayacaktır."
Kronik ağrıda tedavi başarısı doğru ağrı kesici kullanımına bağlı
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:49 Kronik ağrıda tedavi başarısı doğru ağrı kesici kullanımına bağlı Algolog Prof. Dr. Emine Nur Tozan, ağrı kesicilerin doğru kullanımının tedavi başarısını artırdığını söyledi. Kronik ağrı tedavisi gören pek çok hastanın sadece ağrıları olduğu zaman ağrı kesici kullandığına dikkat çeken Prof. Dr. Tozan, "Kronik ağrı tedavisinde ağrı kesiciler; ‘ağrım oldukça alırım’ şeklinde değil, belli bir süre; ‘ağrı olsa da olmasa da’ kuralı ile devamlı ve belli bir sürede alınmalıdır" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Algoloji (Ağrı) Uzmanı Prof. Dr. Emine Nur Tozan, ağrı kesici (analjezik) ilaçların etkili ve güvenli kullanımının bazı ilkelere bağlı olduğunu ifade etti. Bu ilkelerin, hem kısa süreli hem de kronik ağrıların tedavisinde komplikasyonları önlemek ve en iyi sonucu almak için kritik öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Tozan, "Özellikle 3 aydan daha uzun süre devam eden ağrılar; ‘kronik ağrı’ olarak tanımlanır. Kronik ağrı tek başına bir ağrı olmaktan öte; hastanın yaşam kalitesini de bozan multifaktöriyel bir süreçtir. Bu nedenle bu süreci yönetirken ağrıya eşlik eden diğer semptomlar da tedavi edilmeli ve yönetilmelidir. Kronik ağrıda kullanılan analjezikler, ağrıyı baskılamazlar, ‘ağrının temel mekanizmasını tedavi’ etmek amacı ile kullanılırlar." diye konuştu. Ağrının kaynağı net belirlenmeli Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) en hafif etkili ilaçla başlayan üç basamaklı ağrı tedavi şeması önerdiğini hatırlatan Prof. Dr. Tozan, başarılı tedavi için ağrının kaynağının örneğin: kas-iskelet sistemi, sinirsel, nosiseptif (doku hasarına neden olan bir yaralanmadan sonra hissedilen ağrı), nöropatik (sinir hasarı ya da sinir sisteminde bir problem nedeni ile oluşan bir ağrı tipi), viseral ağrı (genellikle yaralanma, iltihaplanma veya işlev bozukluğunun sonucu olan iç organlardan kaynaklanan bir ağrı türü) gibi net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini söyledi. Tanıya (kanser ağrısı, bel ağrısı, diyabetik nöropatik ağrı gibi) uygun analjezik seçilmesinin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Tozan sözlerini şöyle sürdürdü: "Kronik ağrı tedavisinde; ağrı kesiciler; ‘ağrım oldukça alırım’ şeklinde değil, belli bir süre; ‘ağrı olsa da olmasa da’ kuralı ile devamlı ve belli bir sürede alınmalıdır. En düşük dozda başlayıp etkili olan doza kadar titrasyon (yavaş yavaş doz artışı) yapılmalıdır. Gereksiz uzun süreli kullanımdan kaçınılmalıdır. Özellikle opioid (beyin hücreleriyle etkileşime giren geniş bir ağrı kesici ilaç grubu) analjeziklerin, kabızlık, bulantı-kusma, bilişsel fonksiyonlarda yavaşlama, uykuya eğilim gibi yan etkileri olabilir. Ateş ve hafif / orta şiddette ağrı tedavisinde kullanılan parasetamol özellikle uzun süreli ve yüksek dozlarda ‘karaciğer toksisitesi’ne neden olabilir. Ağrı kesici kullanımında yan etkilerine, diğer ilaçlarla etkileşimine ve kontrendikasyonlarına karşı dikkatli olunmalıdır. Hekim, hastasına ilacı nasıl, ne zaman ve ne kadar süreyle kullanacağı, yan etkileri konusunda bilgi vermelidir. Hastalar da hekimin verdiği bilgi ve uyarılarını dikkate almalıdır." Öte yandan Algoloji Profesörü Tozan, hastanın ağrı skoru ve yaşam kalitesinin düzenli aralıklarla değerlendirilmesi gerektiğini, gerekiyorsa doz veya ilaç değişikliği yapılması gerektiğini kaydetti. Kronik ağrıda multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken Tozan, "Uzun süreli ağrıda sadece ilaç değil, fizik tedavi, psikolojik destek, egzersiz, beslenme gibi destekleyici yöntemler de uygulanmalıdır." dedi.
Çeşme’de eğlence mekanındaki silahlı kavgayla ilgili 2 kişi tutuklandı
03 Ağustos 2025 Pazar - 15:02 Çeşme’de eğlence mekanındaki silahlı kavgayla ilgili 2 kişi tutuklandı İzmir’in Çeşme ilçesinde bir eğlence mekanında çıkan silahlı kavgada 7 kişi yaralanırken, olayla ilgili 2 kişi tutuklandı. Olay, dün gece saat 01.00 sıralarında Hacımemiş Mahallesi’nde bulunan bir eğlence mekanında meydana geldi. İddiaya göre, Melik Efe A. (19) ve Hüseyin Kerem A. (19), alkol aldıktan sonra mekanda taşkınlık çıkardı. İşletme sahibi, oyuncu Ezgi Mola’nın eski eşi Mustafa Aksakallı (39), şahıslara müdahale etmek istedi. Bu sırada şüphelilerden biri yanında bulundurduğu tabancayla Aksakallı’ya ateş açtı. Silahlı saldırı sonucu Mustafa Aksakallı sağ bacağından 2 kurşunla yaralandı. Olay sırasında mekanda bulunan Zeynep G. (25) ise seken kurşunun isabet etmesiyle hafif şekilde yaralandı. Yaşanan panik sırasında kaçmaya çalışan Kubilay Ege E. (20), Ahsen İrem T. (20), Elifnaz Y. (20), Dila B. (21) ve Rabia Merve C. (33) ise kırılan cam parçalarından yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan 7 kişi, daha sonra taburcu edildi. Şüpheliler tutuklandı Olayla ilgili çalışma başlatan Çeşme İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kısa sürede şüpheliler Melik Efe A. ve Hüseyin Kerem A.’yı gözaltına aldı. Şüphelilerin ilk ifadelerinde, olayın masalarına yeterince ilgi gösterilmediği gerekçesiyle başladığını söyledikleri öğrenildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 2 şüpheli, adliyeye sevk edildikten sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Çeşme’deki bir eğlence mekanında çıkan silahlı kavgada 2 kişi tutuklandı
03 Ağustos 2025 Pazar - 14:57 Çeşme’deki bir eğlence mekanında çıkan silahlı kavgada 2 kişi tutuklandı İzmir’in Çeşme ilçesinde bir eğlence mekanında çıkan silahlı kavgada 7 kişi yaralanırken olayla ilgili 2 kişi tutuklandı. Olay, dün gece saat 01.00 sıralarında Hacımemiş Mahallesi’nde bulunan bir eğlence mekanında meydana geldi. İddiaya göre, Melik Efe A. (19) ve Hüseyin Kerem A. (19) isimli iki kişi, alkol aldıktan sonra mekânda taşkınlık çıkardı. İşletme sahibi, oyuncu Ezgi Mola’nın eski eşi Mustafa Aksakallı (39), şahıslara müdahale etmek istedi. Bu sırada şüphelilerden biri yanında bulundurduğu tabancayla Aksakallı’ya ateş açtı. Silahlı saldırı sonucu Mustafa Aksakallı sağ bacağından 2 kurşunla yaralandı. Olay sırasında mekânda bulunan Zeynep G. (25) ise seken kurşunun isabet etmesiyle hafif şekilde yaralandı. Yaşanan panik sırasında kaçmaya çalışan Kubilay Ege E. (20), Ahsen İrem T. (20), Elifnaz Y. (20), Dila B. (21) ve Rabia Merve C. (33) ise kırılan cam parçalarından yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan 7 kişi, daha sonra taburcu edildi. Şüpheliler tutuklandı Olayla ilgili çalışma başlatan Çeşme İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kısa sürede şüpheliler Melik Efe A. ve Hüseyin Kerem A.’yı gözaltına aldı. Şüphelilerin ilk ifadelerinde, olayın masalarına yeterince ilgi gösterilmediği gerekçesiyle başladığını söyledikleri öğrenildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan iki şüpheli, adliyeye sevk edildikten sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.