Yerel Haberler
İzmir
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:08 AGM Spor Kulübü’nden taekwondoda Türkiye derecesi Aliağa Gençlik Merkezi Spor Kulübü sporcusu Merve Nisa Mızrak, Erzurum’da devam eden Okul Sporları Yıldızlar Türkiye Şampiyonası’nda 55 kilo Yıldız Bayanlar kategorisinde Türkiye ikincisi olarak önemli bir başarıya imza attı. 2026 yılı Milli Eğitim Bakanlığı Okul Sporları faaliyetleri kapsamında İzmir’de gerçekleştirilen seçme müsabakalarında şampiyon olan başarılı sporcu, ardından Uşak’ta düzenlenen Türkiye yarı final müsabakalarını da zirvede tamamlayarak Erzurum’daki finallere katılma hakkı elde etmişti. Erzurum’da gösterdiği üstün performansla Türkiye ikinciliğine ulaşan Merve Nisa Mızrak, hem Aliağa’nın hem de kulübünün gururu oldu. Sıradaki hedef; Avrupa Taekwondo Şampiyonası Aliağa Gençlik Merkezi Spor Kulübü taekwondo sporcuları ise şimdi gözlerini Haziran ayında Bosna Hersek’te düzenlenecek Kulüpler Avrupa Taekwondo Şampiyonası ile milli takım seçme müsabakalarına çevirdi. Sporcular, bu önemli organizasyonlar için hazırlıklarını yoğun tempoda sürdürüyor. Aliağalı Genç Sporcular Aralıksız Çalışıyor Aliağa Gençlik Merkezi Spor Kulübü ve Milli Takım Antrenörü Ziya Cönge, elde edilen başarıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Başarısından dolayı sporcumuz Merve’yi gönülden kutluyorum. Mart ayında düzenlenen Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda ortaya koyduğu başarılı performansın ardından milli takım seçmelerine davet edilmişti. Şimdi ise önümüzdeki milli takım seçme müsabakaları için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Sporcumuzun gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum. Genç sporcularımızın ülkemizi en iyi şekilde temsil edebilmesi adına çalışmalarımızı büyük bir özveriyle sürdürüyoruz. Sporcularımıza her zaman destek veren Aliağa Belediye Başkanımız Serkan Acar’a teşekkür ediyorum."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:53 EFES 2026 Savunma Sanayi Sergisi halk günü etkinliğiyle ziyaretçilerini ağırladı EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında kurulan Savunma Sanayi Sergisi, düzenlenen halk günü etkinliğiyle kapılarını vatandaşlara açtı. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayi teknolojilerinin yer aldığı sergiyi, her yaştan vatandaşın yanı sıra çevre okullardan gelen öğrenciler ve tatbikatta görevli yabancı askerler ziyaret etti. Milli Savunma Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında açılan Savunma Sanayi Sergisi, halk günü etkinliğiyle ziyaretçilerine kapılarını açtı. Seferihisar ilçesinde yer alan Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’ndeki etkinlikte, vatandaşlar ve öğrenciler yerli üretim savunma teknolojilerini yakından inceleme fırsatı buldu. Dost ve müttefik ülke unsurlarının da katılımıyla yapılan tatbikatın son hazırlık çalışmalarını izlemek için alana gelen ziyaretçiler, etkinlik alanında kurulan teknoloji stantlarına büyük ilgi gösterdi. Savunma Sanayi Sergisi’ni gezen vatandaşlar, öğrenciler ve görevli yabancı askerler yerli üretim silahları detaylıca inceledi. Ziyaretçiler alanda sergilenen insansız hava araçları, roket sistemleri, robot köpekler, tanklar, hava savunma sistemleri ve kamikaze dronları yakından gördü. Modern askeri teçhizatlar hakkında stant görevlilerinden teknik bilgi alan katılımcılar, yerli savunma sanayisinin ulaştığı seviyeyi yerinde gözlemledi.
Aliağalı sporculardan yüzmede büyük başarı
22 Temmuz 2025 Salı - 11:33 Aliağalı sporculardan yüzmede büyük başarı Aliağa Belediyesi’nin destekleriyle çalışmalarını sürdüren Aliağalı yüzücüler, Ankara’da düzenlenen Ulusal Gelişim Ligi 2. Etap Müsabakalarına damga vurdu. Türkiye Yüzme Federasyonu tarafından 18-20 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen müsabakalara, Aliağa Gençlik Merkezi (AGM) Spor Kulübü’nden 11 sporcu katıldı. 10 yaş kategorisinde final niteliği taşıyan, 11-12 yaş kategorisinde ise yarı final özelliği bulunan müsabakalarda Aliağalı sporcular önemli başarılara imza attı. 10 yaş grubunda Alperen Öztürk, Eymen Beker, Derin Akalın ve Hira Dağlı finali başarıyla tamamlarken; 11 yaş grubunda Haktan Beker, Ali Özdemir, Burak Aksoy ve Ela Akman yarı finali geçti. 12 yaş kategorisinde mücadele eden Cafer Taha Berber, Hasan Kağan Uyanık ve Ahmet Melih Binali ise yarı finali tamamladı. Başarılı performanslarıyla dikkat çeken Aliağalı yüzücüler, Trabzon’da yapılacak 11-12 yaş Final Müsabakalarına katılabilmek için İzmir’de düzenlenecek Final Vizesi Yarışlarına hazırlanıyor. "Hedefimiz Aliağa’yı yüzmede zirveye taşımak" Aliağa Belediyesi yüzme antrenörü Muhammed Ali Duman, elde edilen başarıların disiplinli bir çalışmanın ürünü olduğunu belirterek, "Bizim başarımızın sırrı; adım adım ilerlemek, her seferinde daha iyisini hedeflemek ve doğru bir çalışma programı uygulamaktır. En önemlisi ise çocuklarımızla severek çalışmak. Bu mantaliteyle altyapımızı ve performansımızı geliştirerek yolumuza devam ediyoruz. En büyük hedefimiz, Aliağa’yı yüzmede hem İzmir’de hem de Türkiye genelinde zirveye taşımaktır. Bizlere bu imkânları sunan Belediye Başkanımız Sayın Serkan Acar’a ve emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi.
İzmir Ekonomi’ye ‘YÖKAK’ gururu
22 Temmuz 2025 Salı - 11:21 İzmir Ekonomi’ye ‘YÖKAK’ gururu İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından eğitim-öğretim, toplumsal katkı, liderlik, yönetim sistemi ve araştırma gibi birçok alanda yapılan incelemeleri başarıyla geçerek ‘tam akreditasyonun’ sahibi oldu. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), 11 bin 500 öğrencisi, 980 akademisyeni ve 25 bin mezunuyla Türkiye’nin en önemli yükseköğretim kurumlarından biri olduğunu ve eğitim kalitesini bir kez daha tescilledi. İEÜ, 2025 yılında ülke genelinde, en üst limit olan 5 yıl süreyle ‘tam akreditasyon’ almaya hak kazanan 28 üniversiteden biri oldu. İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, eğitim kalitesini artırmaya yönelik adımları atmaya kararlılıkla devam edeceklerini belirterek, "Bu başarı; üniversitemizin eğitim-öğretim kalitesi, araştırma faaliyetleri, toplumsal katkı projeleri ve yönetim sistemleri açısından yüksek standartlara ulaştığının tescili. Aynı zamanda eğitim anlayışımız ve akademisyen kadromuzla ülkemizin en saygın yükseköğretim kurumlarından biri olduğumuzun da göstergesi. Üniversitemizin stratejik planlama süreçlerinden akademik performans ölçümlerine, iç kalite güvence sisteminden öğrenci katılımı ve memnuniyetine kadar pek çok alanda güçlü yönlerimizle ön plana çıktık. Kurumsal hedeflerimiz ile uygulamalarımız arasındaki uyum, kalite güvence sistemlerimizin işlerliği ve stratejik planlamaya dayalı yönetim yaklaşımımız da akreditasyon sürecinde belirleyici oldu" diye konuştu. "Kaliteyi sürdürülebilir kılacağız" Üniversite-toplum iş birliği, araştırma odaklı yaklaşım ve yenilikçi eğitim modelleriyle fark oluşturduklarını söyleyen Prof. Dr. Abacıoğlu, "Kurumsal akreditasyon, bizim için bir son değil, kaliteyi sürdürülebilir kılma yolculuğunda önemli bir adım. Önümüzdeki dönemde de sürekli iyileştirme anlayışıyla hareket ederek ulusal ve uluslararası düzeyde örnek gösterilen bir yükseköğretim kurumu olma hedefimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Sürekli gelişimi esas alan yönetim anlayışımızı güçlendirmeye ve öğrencilerimize dünya standartlarında bir yükseköğretim deneyimi sunmaya devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen tüm akademik ve idari personelimize, öğrencilerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Sürecin işleyişi 2015 yılında kurulan, üniversitelerin ulusal ve uluslararası kalite standartlarına göre değerlendirmelerini yapan YÖKAK, İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne yönelik de titiz bir inceleme gerçekleştirdi. YÖKAK’tan bir heyet, İEÜ’ye gelip saha ziyaretleri yaparken, üniversitenin iç ve dış paydaşlarının da görüşlerini aldı. YÖKAK, tüm detayları göz önünde bulundurarak yaptığı incelemeler sonunda, İEÜ’ye ‘tam akreditasyon’ verilmesini uygun buldu.
Yaşar Üniversitesi’nden yeni nesil eğitim modeli: "4YU: Senin İçin Üniversite"
22 Temmuz 2025 Salı - 10:40 Yaşar Üniversitesi’nden yeni nesil eğitim modeli: "4YU: Senin İçin Üniversite" Yaşar Üniversitesi yeni eğitim modeliyle öğrencilerine modern, esnek ve bireysel gelişime odaklı bir üniversite deneyimi sunmayı hedefliyor. Rektör Prof. Dr. Levent Kandiller’in tanıttığı model "4YU Senin İçin Üniversite" bireysel gelişim, esneklik, uygulama ve teknoloji odaklı yapısıyla dikkat çekiyor. Yaşar Üniversitesi, yükseköğretimde dönüşümün yolunu çizen özgün bir model geliştirdi: 4YU Senin İçin Üniversite. Üniversitenin stratejik planlama sürecinde ortaya çıkan bu yaklaşım, öğrencilerin akademik olduğu kadar kişisel ve mesleki gelişimlerini de kapsayan bütünsel bir yapı sunuyor. Bu yeni modelin; öğrenci merkezli öğrenme yaklaşımı, uygulama ağırlıklı ders içerikleri, esnek müfredat yapısı ve teknoloji destekli eğitim yöntemleri olmak üzere 4 temel ayakta yükselen bir model olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Levent Kandiller, 4YU’nun felsefesini şu sözlerle özetledi: "Yaşar Üniversitesi’nin öğrenci odaklı yenilikçi bir modeli olan 4YU ( For You) Türkçeye çevrildiğinde ‘Senin İçin’ anlamına geldiği için "Senin İçin Üniversite" sloganı olarak üniversitemizin 4’ncü stratejik planını yaparken ortaya çıktı, bu planda çok önemli paradigma değişikliği yaptık, öğretmeden öğrenmeye geçiyoruz, eğitim öğrenim alanındaki temel felsefemiz bu, araştırma yapıyoruz, dünya sıralamalarında hızlıca yükseliyoruz am bizim için topluma katkıda bulunma, yakın sosyal çevremizi de güçlendirmek üniversitemizin en önemli misyonları arasında, ayrıca Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin 4’ncüsü de eğitim, tüm bunları çalışırken bu slogan kendiliğinden ortaya çıktı. 4YU’dan kast ettiğimiz şey şu; ne yapıyorsak sizin için yapıyoruz. Bu yapı, öğrencilerin yalnızca bilgiyi almakla kalmayıp aynı zamanda deneyimleyerek öğrenmesini, kişiselleştirilmiş eğitim almasını ve dijitalleşen dünyaya ayak uydurmasını amaçlıyor. "Öğretmeden öğrenmeye geçiyoruz" Üniversitelerin gelecekte birer "yaşam boyu öğrenme kulübü" haline geleceğini belirten Prof.Dr. Kandiller, klasik modelin ötesine geçilmesi gerektiğine dikkat çekti ve "Yükseköğrenim değişiyor. 10 yıl sonra klasik 4 yıl okuyup diploma alınan bir sistem kalmayabilir. Kişiye özel, hayallerine ve yetkinliklerine göre kurgulanmış eğitim sistemleri kaçınılmaz olacak. İşte biz bu modele geçiyoruz" dedi. Yeni nesil öğrenciler için mikro dereceler ve co-op 4YU modeli kapsamında Yaşar Üniversitesi; öğrencilerin küçük ama etkili kazanımlar elde etmesini sağlayacak mikro dereceler sistemini ve sektörel deneyime dayalı İş Yerinde Mesleki Eğitim (CO-OP) programını da hayata geçirdi. CO-OP kapsamında öğrenciler, mezuniyet öncesinde gerçek projelerde sektörün içinde yer alarak profesyonel deneyim kazanıyor. "Gönül bağı" 4YU’nun sadece eğitim dönemine değil, mezuniyet sonrasına da dokunduğunu belirten Prof.Dr. Kandiller, bu yaklaşımla yeni bir slogan daha benimsediklerini söyledi ve şunları ekledi: "Mezunlarımızı sistemin içinde tutuyoruz. Sürekli gelişmelerine ve yaşam boyu öğrenmeye destek veriyoruz. Bu nedenle ‘Mezunlar İyi Yaşar’ diyoruz. Yaşar Üniversitesi’ne gelen öğrenci, aslında yaşam boyu değerli bir üyelik kazanıyor. Mezun olduktan sonra da gelişim, iletişim ve aidiyet sürüyor. Kampüs altyapısından sosyal yaşam alanlarına, müfredattan mesleki uygulamalara kadar her detayın yeniden tasarlandığı 4YU modeli, öğrencileri hem bugüne hem geleceğe hazırlıyor."
Karın zarı kanserleri tedavisi eğitim programı İzmir’de gerçekleştirildi
22 Temmuz 2025 Salı - 10:00 Karın zarı kanserleri tedavisi eğitim programı İzmir’de gerçekleştirildi Karın zarı kanserlerinin tedavisinde uygulanan en ileri cerrahi yöntemlerden biri olan "Sugarbaker Prosedürü", İzmir’de Acıbadem Kent Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası eğitim programında Türk doktorlara anlatıldı. Kolon, rektum ve jinekolojik kanserlere bağlı karın zarı yayılımı olan hastalara uygulanan bu ameliyatlar, canlı yayınla toplantı salonuna aktarıldı. Katılımcı doktorlar, ameliyatları anbean takip ederken, hangi hastaya hangi yöntemin uygulandığına dair ayrıntılı bilgi alma ve tartışma fırsatı buldu. İkinci gün ise video destekli teorik eğitimler ve vaka tartışmaları ile hekimlerin bilgileri pekiştirildi. İki gün süren "Peritoneal Yüzey Tümörlerinde Canlı Cerrahi & HİPEK Kursu bu alanının öncü bilim insanları ile kolon/ rektum- jinekolojik cerrahlar ile onkologları buluşturdu. Kursa karın zarı kanseri hastalarında sağkalım oranlarını artırma ve nüksleri azaltma konusunda çalışmalar yapan, bulduğu yöntem 5 kıtada uygulanan Amerikalı bilim adamı Prof. Dr. Paul H.Sugarbaker ile peritoneal yüzey malignitelerinde uluslararası deneyime sahip uzman Avustralya’dan Assoc. Prof. CherryKoh Türk hekimlere tecrübelerini aktardı. İki gün süren kursun ilk gününde 5 hasta ameliyat edildi. Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği ile PSOGI (Peritoneal Surface Oncology Group International) iş birliğinde düzenlenen kursa, kendi adıyla bilinen yöntemi geliştiren dünyaca ünlü Amerikalı cerrah Prof. Dr. Paul H. Sugarbaker ve Avustralya’dan Prof. Cherry Koh da katıldı. Donanım ve dikkat cerrahi başarıyı yükseltiyor Kursun açılışında konuşan Prof. Dr. Sugarbaker, erken tanının ve doğru cerrahinin önemine dikkat çekti. Sugarbaker, "Bazı kanser türleri, gözle görülmeyecek kadar küçük yayılımlar gösterebilir. Cerrahın fark edemediği bu hastalık odakları, ileride ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle cerrahlar, hem teknik olarak donanımlı hem de dikkatli olduklarında tedavi başarıları yükselir" diye konuştu. Program sonunda da Türk meslektaşlarının ilgisini memnuniyetle karşıladığını belirten Prof. Sugarbaker, "Burada öğrendikleriniz, gelecekte birçok hastanın hayatında fark oluşruracak" dedi. Hasta seçimi kadar doğru teknik de hayati önem taşıyor Kursun eş başkanlığını yürüten Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı, Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aras Emre Canda ise şunları söyledi: "Karın zarı (periton), karın boşluğunu ve iç organları örten zar yapısıdır. Bazı ileri evre kanserlerde (örneğin kolon, rektum ya da yumurtalık kanseri), tümör hücreleri bu zar üzerine yayılabilir. Bu duruma ‘karın zarı metastazı’ denir. Klasik yöntemlerle tedavisi zor olan bu tabloya yönelik özel cerrahi yaklaşımlar geliştirildi. ‘Sugarbaker Prosedürü’ olarak bilinen yöntemde, önce karın zarındaki tümörlü dokular temizleniyor (sitoredüktif cerrahi), ardından karın içine ısıtılmış kemoterapi ilacı veriliyor (HİPEK). Bu yöntem, hastaların yaşam süresini uzatma ve hastalığın tekrar etme riskini azaltma açısından büyük önem taşıyor. Dünyanın birçok ülkesinde 20 yılı aşkın süredir uygulanan bu tedavi, Türkiye’de de deneyimli merkezlerde yapılabiliyor. Karın zarı kanserleri için uygulanan bu özel tedavinin başarısı, hastaların doğru seçilmesine ve cerrahların teknik bilgiye hakim olmasına bağlı. Canlı cerrahiler ve video destekli eğitimlerle meslektaşlarımız bu yöntemleri doğrudan yerinde gözlemledi ve tartışma şansı buldu. Bu eğitim, ileri cerrahinin hasta yaşamına nasıl katkı sunduğunu gösteren çok değerli bir deneyimdi."
Çeşme’nin tarihi yapıları resim ve fotoğraf karelerinde hayat buldu
22 Temmuz 2025 Salı - 09:50 Çeşme’nin tarihi yapıları resim ve fotoğraf karelerinde hayat buldu Çeşme Kalesi’nde açılan sergide Çeşme’nin tarihi yapılar, resim ve fotoğraflarla yeniden hayat buldu. Çeşme Müze Müdürlüğü ve Çeşme Halk Eğitim Merkezi işbirliğiyle düzenlenen "Çeşme’nin Tarihi Yapıları" temalı resim ve fotoğraf sergisi, Çeşme Kalesi Ceneviz Kulesi Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışı, Çeşme Müze Müdürü Seher Hoşgör ve Çeşme Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ali Rıza Doğruyol’un kurdele kesimiyle gerçekleşti. Açılışta keman sanatçısı Handan Gürkan De Souza’nın müzik dinletisi de davetlilere unutulmaz anlar yaşattı. Kurs eğitmeni Deniz Deviren koordinasyonunda hazırlanan sergide; Yasemin Uraz, Firdevs Coşkun, Figen Marabutoğlu, Öner Eroğlu, İsa Atagöz, Kadir Polatgil, Karen Lucinda Anderson ve Tuğçe Özer’in fotoğrafları ile Emine Ertuğrul, İsa Atagöz, Mürüvet Öncü, Nurdan Ergun, Nurşen Ülgen, Özlem Tezcan, Rasim Özgül, Ulviye Ayyıldız, Zarife Büyüksomalı ve Zuhal Yelbey’in resimleri yer aldı. Açılışta konuşan Çeşme Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ali Rıza Doğruyol, etkinliğin anlamına dikkat çekerek şunları söyledi: "Gerçekten çok güzel bir atmosfer var. Tarihi binaların içinde olmak bu sergiye ayrı bir derinlik katıyor. Çeşme’nin önemli yapılarının çoğu kişi tarafından bilinmediğini düşünüyorum. Bu yapıların gün yüzüne çıkarılması sanatçılar sayesinde mümkün oluyor. Bu sergi, adeta Çeşme’yi Çeşmelilere tanıtmak için gözün ortasında açılmış bir pencere gibi. Emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum." Temmuz sıcağında gerçekleşmesine rağmen yoğun ilgi gören sergi, hem sanata hem de kentin tarihi değerlerine dikkat çekmesi açısından büyük takdir topladı. Sergi 27 Temmuz Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek.
İnciraltı dünya ölçeğinde termal turizm ve sağlık merkezi olabilir"
22 Temmuz 2025 Salı - 09:35 İnciraltı dünya ölçeğinde termal turizm ve sağlık merkezi olabilir" Jeotermal enerjide Türkiye’nin önde gelen kentleri arasında yer alan İzmir, İnciraltı bölgesinde tamamlanma aşamasına gelen 1/100 bin ölçekli imar planı değişikliği ile dünyanın önde gelen termal turizm ve sağlık merkezi olmaya hazırlanıyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, İzmir’in tam merkezinde yer alan ve yarım yüzyıla yakın süredir devam eden planlama sorunu aşılan İnciraltı bölgesinin, kentin termal sağlık turizmi alanında şansını değiştirecek potansiyel taşıdığını söyledi. "Sihirli kelime: Planlama" Balçova ve Narlıdere ilçelerinin jeotermal konut ısıtmasında Türkiye’nin ilk kapsamlı uygulama alanları olduğu bilgisini veren Kındap, İnciraltı’nın da içinde bulunduğu bölgenin, çevreye saygılı planlama ilkeleri ve doğru altyapı yatırımları ile örnekleri dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde bulunan termal sağlık merkezi olarak değer oluşturabileceğini belirtti. Ali Kındap, Türkiye’de sayıları artan termal tesislerin büyük bölümünün kaplıca turizmine odaklanan altyapı ile inşa edilmesine rağmen, fizik tedavi rehabilitasyon ve termal kür merkezi standartlarından uzak ve sayıca yetersiz olduğuna işaret etti. İzmir’in termal tedavi uygulamalarında 3 bin 200 yıllık geçmişe sahip olduğunu kaydeden Kındap, bugün Balçova ilçesi sınırlarında bulunan ve adı hâlâ "Agamemnon Kaplıcaları" olan bölgenin, milattan önce 1200 yıllarında Truva Savaşı’nın ünlü komutanı Agamemnon’dan adını aldığını hatırlattı. "Birer hastane gibi tasarlanmalı" Türkiye’deki jeotermal kaynakların; sıcaklık, debi, fiziksel ve kimyasal özellikleri ile Avrupa’daki örneklerinden çok daha üstün nitelikler taşıdığını vurgulayan Kındap, bu alanda hizmet verecek turizm tesislerinin birer hastane gibi tasarlanarak sağlık hizmeti sunan kuruluşlar olması gerektiğinin altını çizdi. JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "İnciraltı, termal sağlık turizmi alanında İzmir’in şansını değiştirecek potansiyele sahip. Dünya üzerinde kentin bu kadar içinde ve bu kadar yüksek bir jeotermal potansiyele sahip bir bölge bulunmuyor. Bugün dünyada isim yapmış termal sağlık bölgelerine bakıldığında hepsinin kentlerden kilometrelerce uzakta ve çok yüksek maliyetlerle ziyaretçi kabul ettiği görülüyor. İzmir’in 2015 ve 2020 EXPO adaylıklarının da ana temasını oluşturan bu bölge, kenti bu alanda dünya markası yapabilecek potansiyel taşıyor. İnciraltı bölgesi yatay mimariye sahip, doğa ile dost inşa edilmiş, uluslararası akreditasyonu olan fizik tedavi ve rehabilitasyon, balneoterapi ve termal kür tedavisi merkezleri ile birlikte planlanmalı. Bu tesisleşme hamlesini yapılırsa, İzmir’e milyarlarca dolar döviz geliri sağlanabilir. Başta en önemli ticaret partnerimiz olan Avrupa’da kür merkezlerindeki termal tedaviye ilgisi giderek artıyor. Türkiye bu noktada büyük potansiyel vaat etse de, hizmete giren ve yatırım aşamasında olan tesislerimiz daha çok kaplıca turizmine odaklanan altyapılara sahip. On milyonlarca dolar yatırım yaptığımız bu tesislerimiz, kaplıca turizmine odaklanan altyapılara sahip. Oysa bu alanda yüksek katma değer, birer hastane işlevi gören termal turizm merkezleri ile sağlanıyor." "Termal turizmde varlık içinde yokluk çekiyoruz" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin jeotermal enerjide Avrupa’nın lider ülkesi olmasına rağmen sadece 70 bin termal yatak kapasitesine sahip olduğunu hatırlattı. Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar az kaynağı Almanya’nın 750 bin termal yatak kapasitesi ile her yıl 10 milyondan fazla turiste ev sahipliği yaptığını belirten Kındap, "Rekorlarla kapattığımız 2024 yılında 62,2 milyon turisti misafir ettik ve toplamda 61,1 milyar dolar gelir elde ettik. Turist başına gelirimiz ise 1000 dolar seviyesinde kaldı. Ülkemizde termal turizmden yararlananların sayısı ise sadece 3 milyon seviyesinde. Bu sayının hemen tümü yerli turistlerden oluşuyor. Termal tedavi merkezleri ile kişi başına elde ettiğimiz turizm gelirimizi en az iki katına çıkarmamız mümkün. Adeta varlık içerisinde yokluk çekmekteyiz" dedi. İzmir’de 200 bin konut jeotermal ile ısınabilir Türkiye’de ilk kentsel jeotermal ısıtma projesinin İzmir’de başladığını hatırlatan JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap; halen Balçova, Narlıdere, Bergama ve Dikili ilçelerinde yaklaşık 42 bin konutun jeotermal ile ısıtıldığını; kentin merkez ve çevre ilçeleri ile birlikte en az 200 bin konutun sonsuz ve temiz enerji kaynağı jeotermal ile ısıtılabileceğine dikkat çekti. Türk jeotermal enerji sektörünün, jeotermalin tüm entegre kullanım alanlarında İzmir’e değer oluşturmaya hazır olduğunu sözlerine ekleyen Kındap, şöyle devam etti: "İzmir gibi jeotermali iyi bilen bir kentin, bu alandaki potansiyelini çok daha yüksek seviyede kullanması gerektiğini düşünüyoruz. Ülkemiz, jeotermal kaynaklardan çevreye, insana ve doğaya uyumlu enerji üretiminde en ileri teknolojilerini kullanan, dünyaya bu anlamda örnek olan bir ülke. Kentin hemen hemen tüm ilçelerinde bu kaynak var. Tamamıyla bizim olan, yerli, temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir olan bu kaynak ayaklarımızın altında kullanılmayı bekliyor."