Yerel Haberler
İzmir
Sergen Piçinciol: "Her maç final niteliğinde" 26 Şubat 2026 Perşembe - 16:28:58 TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta mücadele eden Aliağa FK’da, 1461 Trabzon FK maçı öncesi deneyimli savunma oyuncusu Sergen Piçinciol açıklamalarda bulundu. Ligde 50 puanla 4. sırada yer alan Aliağa temsilcisinde Piçinciol, kalan haftalarda her karşılaşmaya final niteliğinde baktıklarını söyledi. Takımdaki çalışmaların yoğun tempoda sürdüğünü belirten Piçinciol, hem mental hem de fiziksel açıdan güçlü bir şekilde hazırlandıklarını ifade etti. Önlerinde oynayacakları 1461 Trabzon FK karşılaşmasına dikkat çeken tecrübeli savunmacı, maç öncesi tüm hazırlıkların titizlikle yapıldığını kaydetti. Geçtiğimiz hafta Muşspor karşısında alınan galibiyetin önemli olduğunu vurgulayan Piçinciol, "Kazanmamız gereken bir maçı, oyunu domine ederek kazandık. Bu galibiyet hem moral hem de özgüven açısından bize büyük katkı sağladı. Devamı da gelecek" dedi. Şampiyonluk hedefini yineleyen deneyimli oyuncu, ligin boyunun kısaldığını ve her maçın final niteliği taşıdığını belirterek, "Her maça tek tek bakıyoruz. Rakiplerimizin aldığı sonuçlar bizim için belirleyici değil. Sahada kendi oyunumuzu ortaya koyup kazanmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Sezon başında Bandırmaspor’dan transfer olduğunu hatırlatan Piçinciol, kulübün vizyonundan etkilendiğini dile getirdi. Piçinciol, "Aliağa FK’nın bir proje takımı olduğunu gördüm. Buraya gelmemdeki en önemli sebeplerden biri buydu. Böyle bir vizyona sahip kulübün parçası olmaktan gurur duyuyorum" şeklinde konuştu. Taraftarlara da mesaj gönderen Piçinciol, desteklerinin kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, sezon sonunda şampiyonluk kupasını birlikte kaldırmak istediklerini sözlerine ekledi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:07 İzmir’de 800 kişinin 57 yıllık tapu davası sürüyor İzmir’de arsa satın alan 800 kişi, 57 yıldır devam eden davalar nedeniyle tapularına kavuşamıyor. Hayatını kaybeden üyelerin yerine davalara ikinci kuşak müdahil olurken, mahkeme heyeti son duruşmada eksiklerin giderilmesi için duruşmayı bir kez daha erteledi. Urla Teos Yapı Kooperatifi üyesi 800 hissedar, yıllardır süren tapu iptalleri nedeniyle mağduriyet yaşıyor. Yağcılar Köyü’nden 1969 yılında arsa satın alan vatandaşlar, mülkiyet haklarını korumak için kooperatif kurdu. Geçen 57 yıllık sürede kooperatifin tapuları çeşitli idari ve hukuki gerekçelerle defalarca iptal edildi. Haklarını aramak için yargıya başvuran ve bugün çoğu 80 yaşın üzerinde olan üyeler, yakınlarıyla birlikte farklı illerden gelerek duruşmalara katılıyor. Birçok üyenin vefat etmesiyle yargı sürecini ikinci kuşak devraldı. Üyeler, sorunun kalıcı olarak çözülmesini istiyor. Duruşma ertelendi Urla 3. Asliye Mahkemesi’nde görülen son duruşmada mahkeme heyeti, Urla Tapu Müdürlüğüne yeniden müzekkere yazılmasına karar vererek dava konusu kök tapunun tüm geçmiş kayıtlarının ve güncel parsel numaralarının bildirilmesini talep etti. Ayrıca Kadastro Müdürlüğüne de yazı yazılarak, önceki bilirkişi raporunda koordinatları belirlenen alanların güncel parsel bilgileriyle çakıştırılarak mahkemeye sunulması istendi. Mahkeme heyeti, istenen bilgi ve belgelerin toplanması, kurumlar arası yazışmaların tamamlanması ve denetime elverişli detaylı bilirkişi raporunun mahkemeye sunulabilmesi amacıyla duruşmayı 20 Mayıs tarihine erteledi. Mağduriyetlerin giderilmesi için çağrı Mülkiyet hakları fiilen engellenen ve yıllardır hukuk mücadelesi veren tapu sahipleri, mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililere çağrıda bulundu. Grup adına basın açıklamasını okuyan Avukat Makbule Gülşahin Erbay, "Davayı başlatan ilk kuşak hak sahiplerinin çoğu adaletin tecelli ettiğini göremeden vefat etti. Bugün 80-90 yaşlarına ulaşan üyelerimiz, her duruşmaya tekerlekli sandalyeleriyle katılarak hak arayışlarını sürdürüyor. Üniversite raporları ve bilirkişi incelemeleri, söz konusu arazinin orman vasfı taşımadığını tescil etmiş olmasına rağmen mülkiyet hakkımız fiilen engellenmektedir" dedi. Hukuki mücadele çocuklara kaldı Söz konusu taşınmazı 1969 yılında asistan olarak görev yaptığı dönemde 110 Reşat altını bedeliyle satın aldığını belirten bir tapu sahibi "Elimde devlet tarafından verilmiş kırmızı tapu senedi bulunuyor. Yıllarca kendimi bu taşınmazın yasal maliki olarak kabul ettim. Bu yatırımı, gelecekte çocuklarıma bir güvence bırakmak ve emeklilik dönemimde yılın birkaç ayını geçirebileceğim bir yaşam alanı oluşturmak gayesiyle yapmıştım. Gelinen aşamada nasıl bir yol izleyeceğimizi bilemiyoruz. İlerleyen süreçte duruşmalara iştirak edip edemeyeceğim dahi belirsiz. Hukuki mücadeleyi şu an 55 ve 56 yaşlarında olan çocuklarım devralacak. Tek temennimiz, onlar da 80-90 yaşlarına gelmeden bu yargı sürecinin nihayete ermesidir" ifadelerini kullandı. Hak arayışı sürüyor Tapu sahiplerinden Gürsel Hancı, mülkü oldukça genç yaşlarında büyük fedakârlıklarla elde ettikleri maddi birikimlerle satın aldıklarını belirterek, "O tarihten bugüne tasarruf haklarımızı kullanamadık. Arazimiz vasıfsız bir nitelikte değildir. Elimizde, üzerinde açıkça ’imarlı arsa’ ibaresi bulunan resmi tapumuz mevcut. Tüm bu resmi belgelere rağmen mülkiyet hakkımız halen tesis edilebilmiş değildir" şeklinde konuştu. Yetkililerinden çözüm beklentisi Kooperatife gençlik yıllarında, arkadaşlarıyla birlikte ev sahibi olma heyecanıyla dahil olduklarını anlatan 92 yaşındaki bir diğer tapu sahibi ise "Yıllardır süregelen bekleyişimiz sonucunda hiçbir mülkiyete sahip olamadık. Mağduriyetimiz sürüyor ve halen hakkımıza kavuşmayı bekliyoruz. Elimizdeki geçerli tapulara istinaden, devlet yetkililerinden hukuka ve hakkaniyete uygun olanı yerine getirmelerini talep ediyoruz" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:58 Türk kalp cerrahı Doç Dr. Yakut ve ekibinden uluslararası başarı Şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıkların tedavisinde, İzmirli kalp damar cerrahı uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni yöntem, istenmeyen komplikasyonları önemli ölçüden azalttı. Bu başarı, uluslararası tıp camisında büyük ilgi gördü. Halk arasında "şah damarı" olarak bilinen karotis (carotis) arter tıkanıklıkları; felç ve ölüm riski taşıyan, hayati derecede tehlikeli damar hastalıkları arasında yer alıyor. Sağ ve sol olmak üzere iki adet bulunan şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıklar, beyin dolaşımını doğrudan etkilediği için sonuçları kalp krizinden bile ağır olabiliyor. Dünya genelinde uzun yıllardır uygulanan klasik şah damarı ameliyatlarında belirli bir başarı oranının üzerine çıkılamaması ve komplikasyonların önemli bölümünün iç şah damarına yapılan cerrahi kesiden kaynaklanması, yeni teknik arayışlarını beraberinde getirdi. Bunun sonucunda, yaklaşık 25 yıl önce Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni bir cerrahi teknik geliştirildi. Günümüz teknolojisiyle daha da ileri taşınan bu yöntem, bugüne kadar 3 bin 300’ün üzerinde hastaya uygulanarak dünyada sayılı hastanelerin ulaştığı önemli bir deneyim seviyesine erişti. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Hastanemizde ekip arkadaşlarımızla birlikte yeni meslektaşlarımızı da ekip içinde tutarak, kalp damar cerrahisinde ve hastalıklarında daima ileri teknikler geliştirme içindeyiz. Hastanemizin kuruluşundan bu yana daima "Araştırma Hastanesi" anlayışı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Komplikasyon oranlarında düşüş Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Uygulanan yeni teknikle, ameliyat sırasında istenmeyen olayların görülme oranının üç ila dört kat azaldığı gözlemlendi. Ayrıca beyin dolaşımının durdurulma süresinde ciddi oranda kısalma sağlanarak hasta güvenliği önemli ölçüde artırıldı. Hastanemizde uygulanan yeni teknikler ve çalışmalar yurt içinde birçok ulusal kongrede sunuldu; zamanla uluslararası bilimsel platformlarda da dikkat çekmeye başladı. Şimdi ise uluslararası kongrelere sıkça davetler alıyoruz" şeklinde konuştu. Charing Cross’ta sertifikalandırıldı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yöntem, dünyanın seçkin ve prestijli vasküler cerrahi toplantılarından biri olarak kabul edilen Charing Cross International Symposium tarafından düzenlenen Nisan 2024 tarihindeki toplantıda kabul edilerek sertifikalandırıldı. Charing Cross International Symposium, vasküler alanda alınan kararların referans niteliği taşıdığı, uzun soluklu ve yenilikçi çalışmaların değerlendirildiği en üst düzey damarsal hastalıklar bilimsel toplantıların en önemlisi olarak biliniyor. LINC 2026’da yoğun ilgi Dr. Yakut konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa’nın önemli iki vasküler toplantılarından biri olan Leipzig Interventional Course (LINC) 2026 Ocak ayında Almanya’da düzenlendi. Devam eden çalışma, "Original Research / Innovations" kategorisinde kabul edilerek kongrenin ilk gününde sunuldu ve uluslararası camiada büyük ilgi gördü" dedi. Doç .Dr. Yakut, ayrıca LINC grubu tarafından yayımlanan "LINC Today 2026" gazetesinde çalışmaya tam sayfa yer ayrılmasının, hem hastane hem de ülkemiz adına ayrı bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. "Ülkemizi üst düzeyde temsil ettik" Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, uluslararası vasküler camiada Türkiye’yi üst düzeyde temsil etmeye çalıştıklarını belirterek, hem yurt içinde hem de yurt dışında hastalar için daha güvenli ve etkili tedavi yöntemleri geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. Bu başarı, Türk tıbbının uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Bilal Kısa: "Şampiyonluk yarışında Galatasaray’ı önde görüyorum"
23 Ocak 2026 Cuma - 10:28 Bilal Kısa: "Şampiyonluk yarışında Galatasaray’ı önde görüyorum" Menemen FK Teknik Direktörü Bilal Kısa, futbolculuk döneminde formasını da giydiği Galatasaray’ı, Süper Lig’deki şampiyonluk yarışında bir adım önde gördüğünü söyledi. Futbolculuk döneminde Galatasaray forması da giymiş olan ve şu an TFF 2. Lig takımlarından Menemen FK’da teknik direktörlük görevini üstlenen Bilal Kısa, sarı-kırmızılı takımdaki kariyerinden Süper Lig’deki şampiyonluk yarışına, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi performansına ve görev yaptığı Menemen FK’nın mevcut durumuna ilişkin İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundu. "Temennim Galatasaray’ı çeyrek ya da yarı finalde görmek" Galatasaray’ı ’Osimhen’li’ ve ‘Osimhen’siz’ olarak iki farklı şekilde değerlendirmenin mümkün olduğunu belirten Bilal Kısa, "Yaklaşık 1 aydır Avrupa kupalarından uzak kalan ve Osimhen’in sahada olmadığı bir Galatasaray’ın temposuna kıyasla, Atletico Madrid maçında motivasyon çok daha farklıydı. Şampiyonlar Ligi atmosferi oyuncuları farklı etkiliyor. Geçtiğimiz akşam ortaya konan oyun, gelecek adına umut verdi. 3 sezondur Süper Lig’de şampiyon olmasına rağmen Avrupa’da hedeflerine tam olarak ulaşamayan bir takım izliyorduk. Ancak Atletico karşısında alınan 1 puan ve sergilenen performans oldukça değerliydi. İyi bir kadroya sahipler ve beklenti de bu yönde olduğu için takımın ilk 24 içerisinde yer alacağına inanıyorum. Temennimiz çeyrek final veya yarı final gibi seviyeleri görmeleri yönünde" ifadelerini kullandı. "Galatasaray’ın güçlü bir orta sahası var" Galatasaray’ın şu andaki orta sahasının kendi dönemindeki orta sahadan daha güçlü olduğunu dile getiren Kısa, "Bizim dönemimize döndüğümüzde, Şampiyonlar Ligi’nde Atletico Madrid ile aynı gruptaydık. O zamanlar Koke ve Oblak gibi isimlere karşı mücadele etmiştik. Geçmişle bugünü kıyasladığımda, Galatasaray’ın şu an çok kaliteli bir orta sahası olduğunu düşünüyorum. Torreira ve Gabriel Sara gibi isimler pas bağlantılarını çok iyi yönetiyor. Mevcut kadronun Şampiyonlar Ligi için fazlasıyla yeterli olduğu kanaatindeyim. Bu lig kolay değil; ancak orta sahada güçlü bir yapı mevcut" şeklinde konuştu. "Astana’ya attığım gol unutulmaz bir andı" Bilal Kısa, Galatasaray formasıyla Astana’ya attığı golü ve o dönemki atmosferi de anlatarak, "O maç, benim Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk deneyimimdi. Bu organizasyon, kulüp futbolunun zirvesi ve atmosferi her oyuncu için çok özeldir. Benim için de unutulmaz bir andı. Bugün hala Galatasaray taraftarlarıyla karşılaştığımda bana o golü hatırlatırlar. Hem benim için özel hem de estetik açıdan güzel bir goldü. Bir futbolcunun kariyerinde yaşayabileceği en değerli anlardan birini yaşadım" dedi. "İki kupa kazansak da ligde istikrarı yakalayamadık" Galatasaray’daki kariyeri ve yaşadığı zorluklara da değinen 42 yaşındaki teknik direktör, sarı-kırmızılı takıma 32 yaşında kariyerinin olgunluk döneminde transfer olduğunu hatırlatarak, "Hamza Hamzaoğlu hoca ile 4. yıldızın takıldığı şampiyonluk sezonunun ardından anlaştık. Kendi adıma 8 gol ve 5 asistle tamamladığım, hem ligde hem de kupada skor katkısı verdiğim iyi bir sezon geçirdim. Belki kulüpte daha uzun yıllar kalabilirdim ancak Hamza hocanın ayrılıp Bursaspor’a gitmesi ve benim de oraya transfer olmam süreci değiştirdi. Büyük başarılardan sonraki sezonlar genelde zor geçer. Melo ve Telles’in ayrılığı, Hamit’in sakatlığı ve teknik direktör değişiklikleri gibi faktörler bizi etkiledi. O süreçte Türkiye Kupası ve Süper Kupa’yı kazansak da ligde istediğimiz istikrarı yakalayamadık" cümlelerine yer verdi. "Şampiyonluk iki takım arasında geçecek" Süper Lig’deki şampiyonluk yarışını yorumlayan ve Fenerbahçe’nin iyi bir hava yakaladığını vurgulayan Bilal Kısa, "Galatasaray sezona çok iyi bir başlangıç yaptı ancak son dönemde Osimhen’in yokluğu ve Icardi’nin sakatlıktan tam hazır dönememesi nedeniyle zor bir süreç oldu. Şu an Fenerbahçe’nin de bir ivme yakaladığını ve havaya girdiğini söyleyebilirim. Son yıllarda olduğu gibi yarışın yine bu iki takım arasında geçeceğini düşünüyorum ancak Galatasaray’ı bir adım daha önde görüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "İkinci devreye iyi bir başlangıç yaptık" Son olarak Menemen FK’deki teknik direktörlük süreci ve takımın son durumu hakkında bilgi veren Kısa, göreve geldiklerinde sezon başı kampı geçirmemiş, yeni toplanan bir takımla karşılaştıklarını ve imzadan sadece 1 hafta sonra maça çıktıklarını belirtti. Bilal Kısa, "Hazırlık süreci kısıtlı olsa da hem geçen sezondan kalan hem de yeni katılan oyuncularımız çok çabuk reaksiyon gösterdi. Sezon ortasında tempomuz düşse de, ilk yarıyı hem oyun hem de skor anlamında play-off hattı içinde, hedeflediğimiz noktada tamamladık. İkinci yarılar her zaman daha zor geçer. Mersin maçı ve zorlu hava şartlarında oynanan Arnavutköy deplasmanından aldığımız 3 puan, ikinci yarıya güzel bir başlangıç yapmamızı sağladı" diyerek sözlerini noktaladı.
İzmir’de dekoratif kemer faciasında 15 yıl hapis talebi
23 Ocak 2026 Cuma - 09:49 İzmir’de dekoratif kemer faciasında 15 yıl hapis talebi İzmir’in Menemen ilçesinde, düğün salonu girişindeki dekoratif kemerin devrilmesi sonucu doktor Mehmet Fatih Baltacı ve eşi Güler Baltacı’nın hayatını kaybettiği davada mütalaa açıklandı. Savcı, kemerin devrilmesinde kusurlu bulunan işletmeci hakkında 15 yıla kadar hapis cezası talep etti. Olay, 25 Mayıs’ta Yahşelli Mahallesi’ndeki düğün salonunda meydana geldi. Bir anaokulu, velilere yönelik kahvaltı organizasyonu düzenledi. İzmir Şehir Hastanesi Çocuk Acil Tıp Kliniği’nde pratisyen Mehmet Fatih Baltacı ile eşi Güler Baltacı da kızlarının gittiği anaokulunun etkinliğine katıldı. Program sonrası salondan çıkmak üzere kapıya yönelen çiftin üzerine, bahçe giriş kapısındaki dekoratif kemer devrildi. Çiftin yanındaki kızı olaydan yara almadan kurtuldu. Baltacı çifti, olay yerine gelen ambulanslarla Menemen Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralılardan Doktor Mehmet Baltacı ile İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edilen Güler Baltacı yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Hayatını kaybeden çift, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde toprağa verildi. Karşıyaka 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık İsmet Ceylan, tutuksuz sanık G.C. ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada esas hakkında mütalaasını sunan savcı, devrilen kemerin altında kalarak can veren çiftin ölümünden sorumlu tutulan işletmeci İsmet Ceylan hakkında "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 15 yıla kadar hapis cezası isterken, baba G.C. hakkında beraat talep edildi. "Vicdanen kendimi rahatsız hissediyorum" Duruşmada söz hakkı verilen tutuklu sanık Ceylan, yaşanan olaydan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Ceylan, "Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm. Vicdanen kendimi rahatsız hissediyorum." ifadelerini kullandı. Taraf avukatlarının savunma için süre talep etmesi üzerine mahkeme heyeti, Ceylan’ın tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı 19 Şubat tarihine erteledi.
Kanser tedavisinde doğru beslenme tedavi başarısını yüzde 25 artırıyor
23 Ocak 2026 Cuma - 09:48 Kanser tedavisinde doğru beslenme tedavi başarısını yüzde 25 artırıyor Medikal Onkolog Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanser tedavisinin yalnızca ilaçtan ibaret olmadığını belirterek, beslenme ve psikolojik desteğin tedavi başarısında kritik rol oynadığını kaydetti. Kişiye özel ve uygulanabilir beslenme planlarının komplikasyon riskini azalttığını ifade eden Prof. Dr. Karabulut, "Doğru beslenme tedavi başarısını yüzde 25 artırıyor." dedi. Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanser hastalarının yönetiminde beslenme ve psikolojinin en az ilaç tedavisi kadar önemli olduğunu söyledi, bütüncül onkoloji yaklaşımına dikkat çekti. Kanser algısının toplumda hâlâ olumsuz olduğunu ifade eden Karabulut, "Algı çok kötü; kanser iyileşmez, iyileşse de süründürür. Aslında bunların hiçbiri değil. Artık günümüzde modern tıpta birçok hasta iyileşiyor." diye konuştu. Onkolojinin yalnızca kemoterapi uygulamak anlamına gelmediğini vurgulayan Prof. Dr. Karabulut, "Doğru ilacı vermek tek başına yeterli değil. Hastanın yaşadığı çevre, ekonomik durumu, aile yapısı, psikolojisi ve beslenme durumu birlikte değerlendirilmeden başarılı bir yönetimden söz edemeyiz" dedi. Karabulut, bu yaklaşımı "doğru hasta, doğru zaman, doğru tedavi" olarak özetledi. Beslenmenin tedaviye etkisi Prof. Dr. Karabulut, kanser tedavisinde beslenmenin etkisine dikkat çekti. Beslenmenin tedavi sürecine doğrudan etki ettiğini belirten Karabulut, sözlerini "Doğru beslenme uygulandığında tedavi başarısı yaklaşık yüzde 25 artıyor, komplikasyon riski de aynı oranda azalıyor. Beslenmesi iyi yönetilemeyen hastalar, tedavilerini aksatmak zorunda kalabiliyor." diye sürdürdü. Prof. Dr. Karabulut, Acıbadem Kent Hastanesi’nde beslenme ve psikolojik desteğin tedavi planlarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. İlaç tedavisi konseylerine diyetisyenlerin de dahil edildiğini belirten Karabulut, kişiye özel beslenme planlarının öneminin altını çizdi. Karabulut, standart diyet listelerinin hastalar ve hasta yakınları için evde uygulanabilir olmadığını, bunun da stres ve çatışmaya yol açtığını ifade etti. Hasta, hasta yakını ve sağlık ekibinin bir bütün olduğunu vurgulayan Karabulut, "Bu üçlü yapıdan biri eksik olursa tedavi süreci sağlıklı ilerlemez. Bu nedenle hastanın evde de uygulanabilecek alternatif beslenme çözümlerine ihtiyacı var." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi’nde bu ihtiyaca yönelik yeni bir projeyi hayata geçirdiklerini belirten Prof. Dr. Karabulut, kişiselleştirilmiş beslenme planlarına alternatifler sunan bu yaklaşımın Türkiye’de ilk olduğunu söyledi. Karabulut, "Amacımız bu modeli yaygınlaştırmak ve kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmak" ifadelerini kullandı.
Eski gasilhane binaları, İzmir’in sağlık tarihine ışık tutuyor
23 Ocak 2026 Cuma - 09:34 Eski gasilhane binaları, İzmir’in sağlık tarihine ışık tutuyor İzmir’de 1900’lü yıllarda bulaşıcı hastalıklarla mücadele amacıyla tebhirhane olarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından ise uzun yıllar gasilhane olarak kullanılan tarihi yapılar, İzmir’de yaşanabilecek afetlere karşı kritik bir rol üstleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından rezerv morg alanı olarak korunan alanın çevresi ise ambulans ve Evde Bakım hizmetleri araçlarının her gün yola çıktığı önemli bir sağlık durağı olma özelliğini sürdürüyor. Konak Tepecik Mahallesi’nde yer alan tarihi gasilhane binaları, kentin sağlık tarihine ışık tutuyor. 1900’lü yıllarda tebhirhane olarak kullanılan yapılar, o dönem bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek amacıyla giysilerin dezenfekte edildiği alanlar olarak hizmet veriyordu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı tarafından gasilhaneye dönüştürülerek 40 yıldan uzun süre İzmir’in en büyük gasilhanesi olarak çalışan yapılar, günümüzde olası bir afet durumunda ihtiyacı karşılaması için rezerv bir morg alanı olarak kullanmak üzere hazır tutuluyor. Binaların çevresindeki alan ise Eşrefpaşa Hastanesi’nin ambulansları ve Evde Bakım Birimi araçlarının her gün kentin dört bir noktasına hizmet ulaştırmak için yola çıktığı bir "sağlık durağı" olma özelliğini taşıyor. Tarihi binaların bitişiğinde bulunan Eşrefpaşa Hastanesi’ne ait bir diğer yapı ise hem ambulans servisi hizmetinin çağrı merkezi hem de personelin malzemelerini koyduğu ve dinlendiği bir alan olarak kullanılıyor. Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, "Burası, İzmir’in sağlık tarihi için çok önemli olan, korunması ve yaşatılması gereken bir alan" diyor. "Rezerv alanı olarak koruma altında tutuyoruz" 1900’lü yıllarda tebhirhane olarak kullanıldığı bilinen yapılara ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Başak Bayram, "İzmir bir liman kenti ve özellikle 1900’lü yıllarda bulaşıcı hastalıklar önemli bir sorundu. Bu binalar, bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında, halk sağlığı açısından önemli bir görev almış mimari yapılardır. Bu alanlar giysilerin dezenfeksiyonu gibi amaçlar için kullanılırdı. Sonraki yıllarda Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı tarafından gasilhaneye dönüştürüldü ve 40 yıldan uzun süre İzmir’in en büyük gasilhanesi olarak hizmet verdi. Yapı içinde iki adet de morg bulunuyor. Ülkemizde yaşanan büyük afetler, morgların çok önemli bir ihtiyaç olduğunu gösterdi. Gasilhane ve morglar, hastanemiz tarafından sürekli hazır tutuluyor. Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı, Zeytinlik hizmet binamızda yeni gasilhaneler açtı ve aktif olarak hizmet veriyor. Biz de Eşrefpaşa Hastanesi olarak bu alanı bir rezerv alanı olarak koruma altında tutuyoruz" bilgisini verdi. Ambulans ve Evde Bakım araçları, her gün bu bölgeden yola çıkıyor Binaları çevreleyen dış alan ise birden fazla alanda hizmet veriyor. Bunlardan biri de geçen yıl Eşrefpaşa Hastanesi tarafından kurulan Ambulans Birimi. Dördü Acil Yardım Ambulansı, dördü Nakil Ambulansı olmak üzere toplam sekiz ambulans ile halka 24 saat hizmet veriliyor. Ambulans servisi ile bir yıldan kısa bir süre içinde 1600’den fazla müdahalede bulunulduğuna dikkat çeken Bayram, "Ayrıca Evde Bakım Birimi olarak Tire’den Dikili’ye kadar şehrimizin dört bir yanında hizmet veriyoruz. 28 ile 32 arasında aracımız, her gün hem gasilhane binalarının bulunduğu bu bahçeden hem de hastanemizin bir diğer noktası olan otoparkından yola çıkarak hizmet ulaştırıyor" ifadelerini kullandı. Ambulans çağrı merkezi hizmet veriyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı ile düzenlediği proje kapsamında kadın üreme sağlığı konusunda halka bilgilendirici faaliyetlerini gasilhane binalarında yaptığını kaydeden Bayram, "Gasilhane binalarımızın yer aldığı alanda bulunan bir diğer yapımızda ise ambulans ihtiyacı için çağrı merkezimiz yer alıyor. Bu alanda personelin dinlenme ve malzeme bulundurma bölümleri de bulunuyor. Binada halkımıza eğitim faaliyetleri düzenlemeyi ve bazı idari birimlerimiz için alanlar oluşturmayı planlıyoruz" dedi.