Yerel Haberler
İzmir
Karşıyaka, deplasmanda kazanmakta zorlanıyor
13 Ocak 2026 Salı - 11:26 Karşıyaka, deplasmanda kazanmakta zorlanıyor Karşıyaka, ligde oynadığı son 5 deplasman karşılaşmasında 1 kez kazanırken, 3 kez berabere kaldı ve 1 kez de mağlup oldu. TFF 3. Lig 4. Grup’ta şampiyonluk mücadelesi veren Karşıyaka, iç saha ve deplasmanda farklı performanslar ortaya koyuyor. Taraftarının önünde çıktığı 8 karşılaşmada mağlubiyet yaşamayan İzmir temsilcisi, bu maçların yalnızca birinde berabere kalırken, toplayabileceği 24 puanın 22’sini hanesine yazdırdı. Yeşil-kırmızılı ekip, sezonun ilk döneminde deplasman maçlarında da başarılı sonuçlar alsa da, ilerleyen haftalarda dış sahada galibiyet almakta zorlanmaya başladı. Bu sezon ilk 3 deplasman karşılaşmasını kazanan Kaf-Kaf, ardından oynadığı 5 maçta istediği sonuçları elde edemedi. Karşıyaka, bu süreçte 3 kez berabere kalırken 1 kez de mağlup oldu. Böylece Burhanettin Basatemür ve öğrencileri, deplasmanda istikrarlı bir grafik çizemedi. Son 5 deplasman maçında 2 gol atıldı Ligin ilk 3 deplasman maçını kazanarak bu süreçte 8 gol atan Karşıyaka, ilerleyen haftalarda dış sahada hem sonuç hem de skor üretme konusunda düşüş yaşadı. İzmir temsilcisi, daha sonra oynadığı 5 deplasman karşılaşmasında 1 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet elde ederken, bu maçlarda yalnızca 2 gol kaydedebildi. Böylece Kaf-Kaf, deplasmanda istediği sonuçların yanı sıra gol yollarında da önemli sıkıntılar yaşamaya başladı.
Çeşme’de öğrencilerden hem öğretici ve hem lezzetli etkinlik
13 Ocak 2026 Salı - 10:13 Çeşme’de öğrencilerden hem öğretici ve hem lezzetli etkinlik Çeşme’de 15 Eylül Mustafa Çapkan İlkokulu 2-B sınıfı öğrencileri, velileriyle birlikte Namık Kemal İlkokulu Gastronomi Atölyesi’nde mantı yapma etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlik, öğrencilerin hem yöresel mutfak kültürünü tanımasına hem de aileleriyle birlikte uygulamalı öğrenme deneyimi yaşamasına olanak sundu. Ayrıca her iki okulun 4. sınıf öğrencileri de, velileri ile birlikte Namık Kemal İlkokulu’nun konferans salonunda film izleyerek eğlenceli vakit geçirdiler. Çeşme’de ilkokullar arasında bir ilke imza atan Namık Kemal İlkokulu, okul bünyesinde açtığı Gastronomi Atölyesi ile öğrencilere çeşitli yemekleri uygulamalı olarak öğrenme imkânı sağlıyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinliğe 15 Eylül Mustafa Çapkan İlkokulu Müdürü Züleyha Can, 2-B sınıfı öğretmeni Bengü Doğruyol, öğrenciler ve veliler katıldı. Programa ayrıca Çeşme Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ali Rıza Doğruyol da eşlik etti. "Aile-toplum iş birliğini güçlendiren etkinlik" Etkinlikle ilgili bilgi veren Okul Müdürü Züleyha Can, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin aile-toplum etkinliği kapsamında velilerimizle birlikte Namık Kemal İlkokulu’nun Gastronomi Atölyesi’nde Kayseri mantısı yapma etkinliği düzenledik. Çocuklarımız hem yöresel bir yiyeceği tanıyor hem de aileleriyle birlikte keyifli ve öğretici bir etkinlikte yer alıyor" dedi. "Çocuklar mutlu, bizler mutluyuz" 2-B sınıfı öğretmeni Bengü Doğruyol ise etkinliğin amacını şu sözlerle anlattı: "Velilerimizle çocuklarımızı farklı bir ortamda, farklı bir okulda bir araya getirmek istedik. Böylece çocuklarımızın başka bir okulda nasıl davranmaları gerektiğini de gözlemleme fırsatı doğdu. Okulların son haftalarının faaliyet haftası olarak düzenlenmesi genelgesi doğrultusunda anne-çocuk etkinliği yapmayı planladık. Namık Kemal İlkokulu Müdürü Ali Can’a gastronomi atölyesini bizlere açtığı için teşekkür ediyoruz. Çocuklar mutlu, bizler mutluyuz. Gerçekten çok güzel bir etkinlik oldu." Etkinlik, öğrencilerin sosyalleşmesini ve mutfak becerilerini geliştirmesinin yanı sıra okul-aile iş birliğine de katkı sundu.
Asansör yönetmeliği değişti, kabin daraldı: ALS hastası doktor evine hapsoldu
13 Ocak 2026 Salı - 10:09 Asansör yönetmeliği değişti, kabin daraldı: ALS hastası doktor evine hapsoldu İzmir’de 35 yıldır ALS hastalığı ile mücadele eden emekli göz doktoru, kendi gibi engelli birçok kişi gibi asansör yönetmeliğindeki değişiklik sonrası evine hapsoldu. Güvenlik gerekçesiyle eski tip asansörlere "iç kapı" zorunluluğu getirilmesi kabin kullanım alanını daraltınca, hastanın yaşam destek üniteli tekerlekli sandalyesi asansöre sığmaz hale geldi. Türkiye genelinde son yıllarda asansör kazalarının önüne geçilmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından asansör yönetmeliğinde yapılan güncellemeler, güvenlik standartlarını yükseltirken, eski binalarda yaşayan engelli bireyler için beklenmedik mağduriyetleri de beraberinde getirdi. İzmir’de yaşayan 65 yaşındaki emekli göz doktoru Alper Kaya, 2023 yılında yürürlüğe giren ve eski tip asansörlere iç güvenlik kapısı takılmasını zorunlu kılan düzenleme nedeniyle dış dünyayla bağlantısının kesildiğini belirtti. Henüz 30 yaşındayken kas erimesine ve güç kaybına neden olan Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına yakalanan Dr. Alper Kaya, hastalığın ilk evrelerinde baston yardımıyla yürüyebilirken, zamanla kas yetilerini tamamen kaybederek tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geldi. 2000’li yılların başında İzmir’de satın aldığı apartman dairesine yerleşen Kaya, o dönemde binanın mevcut asansörünü kullanarak sosyal hayatına devam edebiliyordu. Güvenlik standardı arttı, yaşam alanı daraldı Hastalığının ilerlemesiyle birlikte, solunum desteği ve özel pozisyonlama sağlayan, dünya standartlarında üretilmiş tam donanımlı bir tekerlekli sandalye kullanmaya başlayan Kaya, apartmandaki eski tip asansörün genişliğinin yeterli olması sayesinde sorunsuz bir şekilde evinden çıkabiliyordu. Ancak 2023 yılında asansör periyodik kontrollerine ilişkin yönetmelikte yapılan değişiklikler, Kaya’nın hayatını zorlaştırdı. Eski binalardaki asansörlerde kabin içi kapı bulunmaması "kırmızı etiket" (güvensiz) sebebi sayılınca, apartman yönetimi yönetmelik gereği asansöre iç kapı sistemi entegre ettirdi. Eski binalardaki asansör kuyularının dar olması nedeniyle, kabin içine eklenen katlanır kapı mekanizması, asansörün kullanım alanını önemli ölçüde daralttı. Santimetrelerle ölçülen bu daralma, Kaya’nın büyük ebatlı medikal tekerlekli sandalyesinin asansöre sığmasını imkansız hale getirdi. Önce yürüme kabiliyetini, sonra özgürlüğünü kaybetti Emekli Göz Doktoru Alper Kaya, ALS hastalığının aniden ortaya çıkan bir rahatsızlık olmadığını, yavaş yavaş kas güçsüzlüğüyle ilerlediğini belirterek, yaşadığı apartmana ilk taşındığında bastonla ve hatta zaman zaman desteksiz yürüyebildiğini anlattı. Hastalığı ilerledikçe yürüme kabiliyetini kaybettiğini, önce tekerlekli sandalye sonra ise akülü sandalye kullanmaya başladığını dile getiren Kaya, "O dönemde ellerimi kullanabildiğim için akülü sandalyemle apartmanın asansörüne tek başıma girip çıkabiliyor, evimden dışarıya özgürce gidebiliyordum. Apartman eski, 90’lı yıllarda yapılmış ve asansörü küçük olmasına rağmen bu şekilde ihtiyaçlarımı karşılayabiliyordum" dedi. Zamanla ellerini kullanamaz hale geldiğini ve bu süreçte 2023 yılında yürürlüğe giren asansör yönetmeliği gereği güvenlik amacıyla asansörlere iç kapı takılmasının zorunlu kılındığını ifade eden Kaya, kontrol mühendislerinin asansörü kapattığını ve iç kapı takılmak zorunda kalındığını söyledi. Yapılan işlem sonrası asansörün tekrar çalışmaya başladığını ancak kendisi için durumun imkansız hale geldiğini vurgulayan Kaya, "Daha önce rahatça girip kapatabildiğim asansörde, artık iç kapı nedeniyle kapı kapanmıyor ve bu yüzden asansör çalışmıyor. Sonuç olarak evimden dışarı çıkamaz hale geldim. Çevremdeki diğer tekerlekli sandalye kullanıcılarının da benzer şekilde bu asansörleri kullanamadığını fark ettik" ifadelerini kullandı. Yetkililere ’esnek çözüm’ çağrısı Yaşanan sorunun sadece kendisine özgü olmadığını, eski apartmanlarda yaşayan pek çok engelli bireyin aynı mağduriyeti yaşadığını ve konuyu hasta topluluklarıyla paylaştığında çok sayıda şikayet aldığını belirten Kaya, eski binalarda asansör boşluğu ve yapı ölçüleri belli olduğu için genişletmenin mümkün olmadığına dikkat çekti. Yönetmelikteki iç kapı zorunluluğunun ciddi bir erişim sorunu oluşturduğunun altını çizen Kaya, "Bu noktada, eski binalar için daha esnek ve modern çözümler geliştirilebilir. Uzaktan kumanda sistemleri, özel düğmeler veya farklı teknik uygulamalar gibi çözümler mümkündür. Bu konuda bürokratların ve teknokratların bir çalışma yapmasını arzu ediyorum, çünkü gerçekten çok sayıda mağdur insan var" şeklinde konuştu.
Çağın hastalığı dijital amnezi
13 Ocak 2026 Salı - 09:42 Çağın hastalığı dijital amnezi Nörolog Nigar Ahmadova, teknolojinin hayatımızdaki yeri arttıkça beraberinde yeni sorunlar getirdiğini söyledi. Uzm. Dr. Ahmadova, "Dijital amnezi" denilen bu sorunun kişinin bilgiyi kendi zihninde tutmak yerine akıllı telefon, bilgisayar ve diğer dijital cihazlara emanet etmesi sonucu ortaya çıktığını kaydetti; "Bilgiyi öğrenmek ve hatırlamak yerine ‘nasıl olsa gerektiğinde bulurum’ yaklaşımının benimsenmesi uzun süreli bellek oluşumunu zayıflatıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nigar Ahmadov, bilgiyi hatırlamak yerine sürekli dijital cihazlara kaydetmenin, beyin fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, uyarılarda bulundu. Dijital amnezinin bilimsel literatürde "Google etkisi" olarak da tanımlandığını ifade eden Uzm. Dr. Ahmadov, şöyle konuştu: "Akıllı telefonlara uzun süreli maruz kalma ve bilgisayar başında yoğun çalışma nedeniyle birçok kişi not alma uygulamalarına ve dijital dosyalara bağımlı hale geliyor. Bu alışkanlık dikkat dağınıklığını artırıyor ve bilgilerin bağlamıyla birlikte (nerede, kiminle öğrenildiği gibi) hatırlanmasını zorlaştırıyor. Buna bağlı olarak da kişilerde unutkanlık, öğrenme ve ezberleme yeteneğinin azalmasına yol açıyor, uzun vadede de bilişsel tembellik oluşuyor. Ancak bu durumun şu an için demans gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açtığını söyleyemeyiz. Üstelik doğru alışkanlıklarla bu süreç tersine çevrilebilir." Beyin kullanıldıkça güçleniyor Uzm. Dr. Ahmadova, insan beyninin yeni bir bilgiyi öğrenirken öncelikle hipokampusta epizodik belleği kodladığını ve bu bilginin uzun süreli belleğe aktarıldığını söyledi. Bilgi ne kadar sık kullanılırsa, hafızanın o kadar güçleneceğini belirten Ahmadova, "Bir bilgiyi ne kadar sık hatırlayıp kullanırsak, beynimiz o bilgiyi o kadar sağlam şekilde kaydeder. Ancak sürekli hatırlatıcılar ve dijital notlar kullanmak bu süreci zayıflatır." dedi. Yapay zekâ ve dijital araçlara aşırı güvenin, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini de köreltebildiğini vurgulayan Ahmadova, öğrenmenin yalnızca kaydetme aşamasında yüzeysel kaldığını söyledi. Dijital amneziden korunmak için öneriler Öte yandan nörolog Ahmadova dijital amneziden kaçınmak için önerilerini de şöyle sıraladı: "Okuduğunuz veya dinlediğiniz bilgileri yardım almadan hatırlamaya çalışın, kendinize sorular sorun. Alışveriş listesi gibi basit günlük işleri not almadan yapmayı deneyin. Düzenli ve kaliteli uyku alışkanlığı edinin. Haftada en az 3 gün yürüyüş yapın veya başka bir fiziksel aktiviteyle ilgilenin. Daha önce yapmadığınız, zor ve farklı bir beceri öğrenmeye çalışın (müzik aleti çalmak, yeni bir dil öğrenmek gibi)."
EGİAD ve PMI Türkiye’den proje yönetiminde güç birliği
13 Ocak 2026 Salı - 09:34 EGİAD ve PMI Türkiye’den proje yönetiminde güç birliği Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) ve Project Management Institute-PMI Türkiye iş birliğiyle düzenlenen "Projeler Neden Başarısız Olur? Yapay Zekâ ile Başarılı Proje Yönetimi" başlıklı seminerde, günümüz iş dünyasında proje yönetiminin karşı karşıya olduğu temel riskler ve yapay zekâ temelli yeni nesil yönetim yaklaşımları ele alındı. Seminer sonunda EGİAD ile PMI Türkiye arasında iş birliği protokolü de imzalandı. EGİAD merkezinde gerçekleştirilen etkinliğe EGİAD üyeleri, üye şirketlerin proje yönetimi profesyonelleri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Seminerin açılış konuşmasını yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, proje yönetiminin günümüzde yalnızca zaman ve bütçe planlamasından ibaret olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Artan belirsizlikler, hızla değişen iş modelleri, çok disiplinli ekip yapıları ve dijital dönüşüm süreçleri, projeleri her zamankinden daha karmaşık hale getirmiştir. Pek çok proje doğru hedeflerle başlasa da planlama eksiklikleri, iletişim kopuklukları, risklerin yeterince öngörülememesi ve veriye dayalı karar alma süreçlerinin etkin kullanılamaması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmaktadır." Yapay zekânın proje yönetimindeki dönüştürücü rolüne de dikkat çeken EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, "Yapay zekâ destekli yeni nesil proje yönetimi yaklaşımları; projeleri daha öngörülebilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir hale getirmektedir. Yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji değil, yöneticilerin karar alma reflekslerini güçlendiren stratejik bir yol arkadaşıdır." dedi. Proje başarısızlıklarının nedenleri ve yapay zekâ çözümleri masaya yatırıldı PMI Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Göktuğ Aydın ile PMI Türkiye İzmir Etkinlikler Direktörü Yiğit Göldeli’nin konuşmacı olarak yer aldığı seminerde; projelerin en sık karşılaşılan başarısızlık nedenleri, strateji ile uygulama arasındaki kritik kırılma noktaları, yapay zekânın risk yönetimi, karar alma süreçleri ve performans takibine sunduğu somut katkılar başlıkları kapsamlı biçimde ele alındı. EGİAD - PMI Türkiye iş birliği protokolü imzalandı Etkinliğin sonunda EGİAD ile PMI Türkiye arasında iş birliği protokolü de imzalandı. Proje yönetimi kültürünün ve uluslararası standartların EGİAD üyeleri arasında yaygınlaştırılması, ortak eğitim programları, seminerler ve bilgi paylaşım platformlarının hayata geçirilmesi, genç iş insanlarının ve üye şirketlerin uluslararası düzeyde proje yönetimi yetkinlikleri kazanmasının desteklenmesi, şirketlerin verimlilik ve rekabet gücünün artırılması hedeflendi. Protokolün imzalanmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı; proje yönetimi kültürünün, uluslararası proje standartlarının EGİAD üyeleri arasında daha da yaygınlaştırılmasını önemsediklerini belirterek, "Bu iş birliğiyle iki güçlü kurumun bilgi birikimini bir araya getirerek üyelerimizin ve şirketlerimizin geleceğe daha sağlam adımlarla hazırlanmasına katkı sağlayacağız. Ortak etkinlikler, eğitimler ve bilgi paylaşımı mekanizmaları oluşturulmasını; genç iş insanlarımızın ve şirketlerinin uluslararası standartlarda proje yönetimi yetkinlikleri kazanmasını hedefliyoruz. Bu iş birliğiyle, iki derneğin deneyim ve vizyonlarını birleştirerek şirketlerimizin verimliliğini artıracak çalışmalar yapmayı amaçlıyoruz. PMI Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Göktuğ Aydın’a ve İzmir Etkinlikler Direktörü Yiğit Göldeli’ye değerli katkıları için teşekkür ediyorum." diye konuştu.
İZAZDER, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İzmir-Bakü kardeşliğini masaya yatırdı
12 Ocak 2026 Pazartesi - 15:55 İZAZDER, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İzmir-Bakü kardeşliğini masaya yatırdı İzmir-Bakü kardeş şehir ilişkilerinin 40. yılı dolayısıyla İZAZDER Başkanı Perviz Altay ve beraberindeki heyet, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile bir araya gelerek iki şehir arasında kültürel, eğitim ve ekonomik iş birliğini güçlendirecek adımları değerlendirdi. İzmir-Bakü kardeş şehir ilişkilerinin 40. yılı kapsamında İzmir Azerbaycan Derneği (İZAZDER) Başkanı Perviz Altay ve yönetim kurulu üyeleri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı makamında ziyaret etti. Görüşmede, iki şehir arasındaki tarihi dostluğun daha kurumsal ve sürdürülebilir bir iş birliğine dönüştürülmesi başlığı öne çıktı. Ziyarette, kardeş şehir ilişkilerinin yalnızca kültürel temaslarla sınırlı kalmaması; eğitim, ticaret ve ekonomik alanlarda somut projelerle desteklenmesi gerektiği vurgulandı. İZAZDER tarafından hazırlanan ve İzmir ile Bakü arasında ticari, kültürel ve kurumsal iş birliklerini artırmayı hedefleyen proje önerileri Başkan Tugay’a sunuldu. Görüşmede konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir ile Bakü arasındaki kardeşlik bağlarının güçlü bir tarihi zemine dayandığını belirterek, bu ilişkinin daha görünür ve üretken bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti. İzmir’in limanları, sanayi bölgeleri, üretim altyapısı ve ticaret potansiyeliyle önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Tugay, Azerbaycanlı iş insanlarını kente davet etti. Tugay, sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte üstlendiği role de dikkat çekerek, İZAZDER’in iki şehir arasında köprü görevi gören çalışmalarını önemsediklerini ve İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak, kardeş şehir ilişkilerini güçlendirmeye yönelik projelere destek vermeye hazır olduklarını dile getirdi. Görüşmede ayrıca İzmir’de eğitim gören Azerbaycanlı öğrencilerin durumu da ele alındı. Öğrencilerin sosyal, kültürel ve akademik yaşamlarını destekleyecek ortak çalışmaların geliştirilmesine yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. Karşılıklı ziyaretlerin, kültürel etkinliklerin ve gençlik projelerinin artırılmasının, şehirler arası ilişkileri daha da güçlendireceği ifade edildi. İZAZDER Başkanı Perviz Altay, 1986 yılında imzalanan İzmir-Bakü kardeş şehir protokolünün 2026 yılında 40. yılını dolduracağını hatırlatarak, bu yılın İZAZDER tarafından "İzmir-Bakü Kardeşliğinin 40. Yılı" ilan edileceğini açıkladı. Altay, yıl boyunca kültürel festivaller, gençlik ve gönüllülük programları, iş forumları, B2B buluşmalar, ticaret heyetleri ile dijital platformlarda yayınlanacak podcast serilerinin planlandığını aktardı. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlı iş insanlarını bir araya getiren İş Geliştirme Komitesi aracılığıyla ekonomik iş birliklerinin güçlendirildiğini belirten Altay, düzenlenen business tour programları ve B2B etkinlikleriyle somut ticari adımlar atıldığını kaydetti. İzmir-Bakü kardeşliğinin Sovyetler Birliği döneminde tesis edilmiş olmasının ayrıca tarihi bir anlam taşıdığına dikkat çeken Altay, bu ilişkinin baskı ve sınırların belirleyici olduğu bir dönemde dahi Türk dünyasının ortak hafızası ve iradesiyle ayakta kaldığını vurguladı. Altay, bu kardeşliğin bugün hâlâ canlı olmasının, Türk dünyasının dayanıklılığını ve sürekliliğini gösteren güçlü bir örnek olduğunu ifade etti. Gençliğin rolüne de değinen Altay, aynı köklere ve değerlere sahip bir milletin mensupları olarak gençlerin kültürlerini, dillerini ve tarihlerini öğrenmelerinin büyük önem taşıdığını belirterek, bu bilincin kardeşlik bağlarını geleceğe taşıyacak en güçlü unsur olduğunu dile getirdi. Toplantı, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve ilgili kurumlar arasında ortak projelerin artırılması ve İzmir-Bakü kardeş şehir ilişkisinin sürdürülebilir çalışmalarla desteklenmesi yönündeki karşılıklı iyi niyet mesajlarıyla tamamlandı. Ziyaretin sonunda İZAZDER Başkanı Perviz Altay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a Azerbaycan Cumhuriyeti bayraklı rozet takdim etti.
İzmir’in 2025 sağlık karnesi açıklandı
12 Ocak 2026 Pazartesi - 12:55 İzmir’in 2025 sağlık karnesi açıklandı İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, İzmir’in sağlık vizyonunu ve 2025 yılı verilerini paylaştı. Kentte sağlık hizmetlerinin yüzde 85’inden fazlasının kamu tesislerinde verildiğini belirten Kul, "Sağlık personelimiz büyük bir iş yükü altında, kapasitesinin üzerinde bir özveriyle çalışıyor" dedi. İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda İzmir’in sağlık altyapısı, 2025 yılı çalışmaları ve 2026 hedefleri detaylı bir şekilde ele alındı. Göreve geldiği günden bu yana saha çalışmalarına ağırlık verdiklerini ifade eden Doç. Dr. Ayhan Kul, 2026 yılını İzmir’de "Saha Ziyaretleri Yılı" ilan ettiklerini açıkladı. Kul, "Haftanın her günü ben ve ekibim sahada olacağız. Aile Sağlığı Merkezlerinden hastanelere kadar her noktayı ziyaret ederek çalışanlarımızın ve vatandaşlarımızın taleplerini yerinde tespit edeceğiz" dedi. "Yükün yüzde 85’i kamunun sırtında" İzmir’deki sağlık hizmeti dağılımındaki dengesizliğe dikkat çeken Kul, uzman hekimlerin yüzde 61’inin kamuda görev yapmasına rağmen, toplam hizmetin yüzde 85’inden fazlasının Sağlık Bakanlığı tesislerince üretildiğini vurguladı. Kul, "Üniversite ve özel sektörün toplam yükü yüzde 12-15 civarındayken, kamu hastanelerimiz devasa bir iş yükünü göğüslüyor. Personelimiz büyük bir sorumlulukla kapasitesinin üzerinde hizmet veriyor" ifadelerini kullandı. Aşı kararsızlığına sosyal medya uyarısı Sosyal medya üzerinden yayılan dezenformasyonun aşı kararsızlığını tetiklediğini belirten İl Sağlık Müdürü Kul, şu uyarılarda bulundu: "Aşıların otizm yaptığı, kısırlığa yol açtığı veya genetiği bozduğu gibi iddiaların tamamı bilimsel olarak çürütülmüştür. İzmir’de aşılama oranlarımız yüksek ancak sosyal medyadaki yanlış bilgiler ebeveynleri etkileyebiliyor. Bakanlığımızın hedefi tek bir çocuğumuzun dahi aşısız kalmamasıdır." İzmir’in nüfusu yaşlanıyor, doğum oranı düşüyor İzmir’in demografik yapısına ilişkin veriler paylaşan Kul, kentin nüfus artış hızının (3.1), Türkiye ortalamasının (3.4) gerisinde kaldığını söyledi. Yaşlı nüfus oranının yüksek olmasının sağlık hizmetine olan ihtiyacı artırdığını kaydeden Kul, 2025 yılında kentte 36 bin 503 doğum gerçekleştiğini, sezaryenin bir doğum şekli değil tıbbi zorunluluk olduğunu hatırlattı. Acil müdahalede Türkiye ortalamasının üzerinde başarı İzmir’in geniş yüz ölçümü ve trafiğine rağmen acil vakalara ulaşma sürelerinde başarı sağlandığını ifade eden Kul, "0-10 dakika arasında vakaya ulaşma oranımız yüzde 92,85 ile Türkiye ortalamasının üzerindedir. 2025 yılında 273 vatandaşımız helikopter ambulansla, 25 vatandaşımız ise uçak ambulansla nakledilmiştir" dedi. MHRS sorunu çözülüyor Merkezi Hekim Randevu Sistemi’ndeki (MHRS) iyileşmelere de değinen Kul, "2025 Ocak ayında günlük 42 bin olan randevu talep sırası, 2026’nın ilk haftasında 15 bine kadar geriledi. Günlük yaklaşık 65 bin MHRS kapasitesi açıyoruz" bilgisini paylaştı. "50 yıllık sağlık sorununu çözeceğiz" Yatırımlar hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Ayhan Kul, Dikili Devlet Hastanesi’nin bir ay içinde açılacağını, Bergama Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin hizmete girdiğini belirtti. Kul, "Atatürk Eğitim ve Araştırma, Suat Seren gibi birçok hastanemizin yenileme süreçleri yatırım programındadır. Hedefimiz İzmir’in önümüzdeki 50 yıllık sağlık sorununu ortadan kaldırmaktır" diyerek sözlerini noktaladı.
İzmir’de yeni bitki türü keşfedildi
12 Ocak 2026 Pazartesi - 12:41 İzmir’de yeni bitki türü keşfedildi Gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok yeni bitki türünün keşfedilmesinde rol oynayan Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni bir tür olan "İzmir Göbekotu"nu literatüre kazandıran araştırmacıların arasında yer aldı. İzmir’in Ödemiş ilçesinde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda, Batı Anadolu’ya özgü yeni bir bitki türü keşfedildi. Ege Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinden araştırmacıların ortak çalışmasıyla tanımlanan, bilimsel ismi "Umbilicus choripetalus" ve Türkçe ismi de "İzmir göbekotu" olarak önerilen bitki, uluslararası bilimsel taksonomi dergi Phytotaxa’da yayımlanan makaleyle bilim dünyasına duyuruldu. Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni türün göbekotu cinsi içinde bugüne kadar bilinen tüm türlerden belirgin biçimde ayrıldığını belirtti. Türü farklı kılan en önemli özelliğin çiçek yapısı olduğu ifade Prof. Dr. Yıldırım, Umbilicus choripetalus’un taç yapraklarının tabana kadar tamamen ayrıldığını, yıldız biçimli bir çiçeğe sahip olduğunu vurgulayarak bu özelliğin, göbekotu cinsi içinde ilk kez gözlemlendiğini söyledi. Türün yetişme alanı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hasan Yıldırım, "Yeni tür, yalnızca İzmir’in Ödemiş ilçesinde, Ovacık Platosu’nda yaklaşık 1300-1400 metre rakımda, volkanik kaya çatlaklarında yetişiyor. En yakın akrabaları yalnızca kireçtaşı kayaçlarda yaşıyor. İzmir Göbekotu’nun volkanik zeminlere bağlı olması, türü ekolojik açıdan da özgün kılıyor. Bu türün en yakın akrabaları olan Umbilicus tropaeolifolius ve Umbilicus paniculiformis’in yayılış alanları ise İzmir Göbekotu’ndan tamamen farklı. Umbilicus tropaeolifolius, Türkiye’nin güneydoğusu ile İran ve Irak başta olmak üzere Orta Doğu’ya uzanan bölgelerde yayılış gösteriyor. Umbilicus paniculiformis ise Sudan’da lokal olmak üzere Kuzeydoğu Afrika’da bulunuyor. Her iki tür de yalnızca kireçtaşı kayaçlara bağlı habitatlarda yaşıyor" diye konuştu. "Türkiye’de Göbekotu cinsi içinde ilk endemik tür" Çalışma kapsamında bitkinin morfolojik özelliklerinin yanı sıra genetik yapısının da incelendiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, "Yapılan DNA analizleri sonucunda, Umbilicus choripetalus’un yakın türleriyle akraba olmakla birlikte, genetik olarak ayrı ve izole bir soy oluşturduğu tespit edildi. Bu bulgular, türün yeni bir bilimsel takson olarak tanımlanmasını güçlü biçimde destekledi. Göbekotu cinsi, dünya genelinde 16 türle temsil ediliyor. Bu türler; Avrupa, Akdeniz Havzası, Yakın Doğu Asya, Afrika ve Hindistan’a kadar uzanan geniş ancak parçalı bir yayılışa sahip. Türkiye’de ise bu cins bugüne kadar yedi türle biliniyor ve bu türlerin tamamı Türkiye dışında da yayılış gösteriyordu. İzmir Göbekotu’nun tanımlanmasıyla birlikte, göbekotu cinsi içinde Türkiye’ye özgü ilk endemik tür bilimsel olarak ortaya konmuş oldu" dedi. "Anadolu’nun doğal mirası korunmalı" Türün korunmasının önemine değinen Prof. Dr. Yıldırım, "Bugüne kadar yalnızca tek bir lokaliteden bilinen ve yaklaşık 550 bireylik bir popülasyona sahip olan türün korunması büyük önem taşıyor. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre İzmir Göbekotu için "Hassas (Vulnerable)" koruma statüsü öneriliyor. Bu keşif, Batı Anadolu’nun hâlâ yeterince bilinmeyen biyolojik çeşitliliğine de dikkat çekiyor. Özellikle jeolojik olarak farklı alanların, beklenmedik biçimde özgün ve dar yayılışlı bitki türlerine ev sahipliği yapabildiği bir kez daha ortaya kondu. Bu yeni tür, yalnızca botanik literatürüne eklenen bir isim olmanın ötesinde, Anadolu’nun doğal mirasının korunmasının neden hayati olduğunu gösteren güçlü bir bilimsel kanıt niteliği taşıyor" diye konuştu. Çalışma; Ege Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve farklı kurumlardan bilim insanlarının katkısıyla yürütüldü. Arazi çalışmaları, türün morfolojik incelemeleri ve bilimsel tanımı Ege Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve Dr. Tuğkan Özdöl tarafından gerçekleştirildi. Türün genetik ve filogenetik analizleri Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden Dr. Barış Özüdoğru ve Dr. Ilgın Deniz Can tarafından yapıldı. Çalışmanın laboratuvar süreçleri ve ölçümlerine Dr. Ademi Fahri Pirhan ve Dr. Şükrü Arasan katkı sundu. Arazi çalışmalarına ve makalenin değerlendirme sürecine Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos destek verirken, Musa Geçit de saha çalışmaları ve türün yayılışına ilişkin gözlemleriyle çalışmaya katkı sağladı. Yeni türün bilimsel çizimleri ise bitki ressamı ve Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Hazelnas Varol tarafından hazırlandı.