Yerel Haberler
İzmir
23 Nisan Aliağa’da etkinliklerle kutlanacak 20 Nisan 2026 Pazartesi - 23:26:10 İzmir’in Aliağa ilçesinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, düzenlenecek çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Aliağa Kaymakamlığı tarafından düzenlenecek olan törenin yanı sıra Aliağa Belediyesi tarafından 21 Nisan’da Helvacı’da, 22 Nisan’da Şakran’da ve 23 Nisan’da Avcı Ramadan’da şenlikler düzenlenecek. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı resmi programı, Aliağa Kaymakamlığı tarafından düzenlenecek törenle başlayacak. Törende saat 09.30’da öğrencilerin katılımıyla Cumhuriyet Meydanı’na kortej yürüyüşü gerçekleştirilecek. Meydandaki törenin ardından kutlamalar, Mehmet Saka İlkokulu bahçesinde devam edecek. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mesajının ve şiirlerin okunacağı etkinlikte, resim ve şiir yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verilerek, resim sergisi gezilecek. Aliağa Belediyesi tarafından organize edilen şenlikler üç gün boyunca Helvacı, Şakran ve Avcı Ramadan’da gerçekleştirilecek. 21 Nisan Salı günü Helvacı’da ve 22 Nisan Çarşamba günü Şakran’da düzenlenecek etkinlikler saat 16.00’da başlayacak ve 18.30’a kadar sürecek. 23 Nisan Perşembe günü Avcı Ramadan’da yapılacak program ise saat 12.00’de başlayıp, 17.00’de sona erecek. Etkinlikler, hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler anısına Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayacak. Helvacı ve Şakran’daki etkinliklerde maskot gösterileri, taş boyama, yüz boyama aktiviteleri, sosis balon dağıtımı ile pamuk şeker ve patlamış mısır ikramları yer alacak. Avcı Ramadan’daki programda ise bunlara ek olarak şişme oyun grupları, motosiklet eğitim parkuru, kaydırak, tırmanma duvarı ve çeşitli oyun parkurları da kurulacak. Öte yandan, her üç günde de Aliağa Belediyesi Sanatevi (ASEV) dans ekiplerinin halk oyunları ve modern dans grupları sahne alacak.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 15:59 Hayata tutunanlar ve şifa verenler aynı sahneyi paylaştı Kansere karşı verdikleri mücadeleyi kazanmış onkoloji hastaları, organ nakli ile ikinci hayatlarına kavuşmuş organ nakli hastaları, onları sağlıklarına kavuşturan hekimler ve sağlık çalışanları İEÜ Medical Point Hastanesi’nin geleneksel "Bir Şarkı Bir Hayat" adlı konserinde aynı sahneyi paylaştı. İEÜ Medical Point Hastanesi’nin kanser ve organ nakli konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği sosyal sorumluluk projesi "Bir Şarkı Bir Hayat" konserinin 3.sü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezinde düzenlendi. Pınar Seli Soydaş’ın yönetiminde hastalar, hekimler ve sağlık çalışanları aynı sahnede buluştu. Hastaların, hikayelerinin de anlatıldığı gecede, duygu dolu anlar da yaşandı. Konserin açılışında konuşan İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, ilki üç yıl önce yapılan konserin gelenekselleşmesinden dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kubba, "Büyük emeklerle hazırlanan konserimizin üçüncüsü hastanemizin 30. kuruluş yıl dönümüne bizim için ayrı bir önem taşıyor. Medical Point Hastanesi olarak en büyük amacımız sağlığına kavuşmak için bize gelen hastalarımıza en iyi hizmeti sunmak. En iyi hizmeti verebilmek ancak güncel gelişmeleri, yeni teknolojileri çok yakından takip etmekle, sürekli olarak araştırma yapmakla mümkün olur. Bu bilinçle çalışmaya devam ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Birazdan hep birlikte izleyeceğimiz konseri bir koronun belirli bir süre hazırlanıp sahnelediği bir etkinlikten çok, zorlu mücadeleleri atlatmış bu sürede koskoca bir aile halini almış bir grubun eseri olarak görmenizi dilerim" diye konuştu.
"İzmir Seninle" ile gençlere güçlü kariyer köprüsü
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:41 "İzmir Seninle" ile gençlere güçlü kariyer köprüsü İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ’İzmir Seninle’ programı kapsamında düzenlenen İş Ağı Geliştirme Buluşması’nda gençler, iş dünyasının liderleriyle bir araya gelerek profesyonel ağlarını güçlendirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen İzmir Seninle Programı kapsamında organize edilen "İş Ağı Geliştirme Buluşması" Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’ın katıldığı etkinlikte gençler ile İzmir’in iş insanları bir araya geldi. Gençlerin profesyonel ağlarını genişletmesini, kariyer hedeflerini netleştirmesini ve iş dünyasının deneyimli liderlerinden ilham almasını amaçlayan programa yoğun ilgi gösterildi. Gençlerin yalnızca "iş arayan" kimliğiyle değil, sahip oldukları potansiyel, yetkinlik ve üretme gücüyle iş dünyasının karşısına çıktığı buluşmada; karşılıklı etkileşimin daha nitelikli, daha sürdürülebilir ve daha anlamlı hale getirilmesi amaçlandı. Etkinliğe CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ve iş dünyasının temsilcileri katıldı. "Gençlerin dinamikliğinin üretkenliğe dönüşmesi boynumuzun borcu" Programın açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, sürdürülebilirlik kavramının yalnızca söylemde kalmaması gerektiğine dikkat çekerek "Sürdürülebilir bir yaşam, toplum ve dünya ancak insana yapılan yatırımla mümkün. İnsanın dünyayı algılamasını değiştirmekle mümkün. Bundan dolayı bu projeyi çok önemsiyorum. Katılımcılara, bu konuda katkı veren herkese, mentörlere, gençlerimize çok teşekkür ediyorum. Gençlerimiz toplumun en dinamik kesimini oluşturuyor. Bu dinamikliğin yaratıcılığa, üretkenliğe dönüşmesini sağlamak hepimizin boynunun borcu olmalı" dedi. Başkan Tugay’a teşekkür Program çerçevesinde "İş Dünyası Gençlerden Ne Bekliyor?" başlıklı panel de düzenlendi. Programın paydaşı olan Bilim Virüsü’nün Kurucusu Şule Yücebıyık’ın moderatörlüğünde yapılan panele; Ege Genç İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez ve TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin konuşmacı olarak katıldı. İzmir Seninle programının uygulama aşamalarından söz eden Şule Yücebıyık’ın sorularını yanıtlayan panelistler, sözlerine ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) gençler için yaratılan olanaklardan dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ederek başladı. Kaan Özhelvacı, iş dünyasında yapay zekânın etkisinden söz etti. Yapay zekâyı iş kolaylaştıran bir yol arkadaşı olarak görmek gerektiğini ifade eden Özhelvacı, kariyerinin başında olan gençlere çağa ayak uydurmak için güncel gelişmeleri çok iyi takip etmelerini tavsiye etti. Özhelvacı ayrıca gençlerin bilişsel olarak iş dünyasının gereksinimlerini karşıladığını ancak sosyal iletişim konusunda kendilerini geliştirmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Ece Elbirlik Ürkmez ise işverenler ile çalışanlar arasındaki bağın daha kuvvetli hâle getirilmesi gerektiğini söyledi. Ürkmez bunun yanı sıra teknolojik gelişmeler ne kadar hızlanırsa hızlansın asıl başarıyı daha fazla okumanın ve özgün üretimin getireceğini vurguladı. Gülfem Yorgancılar Perçin de iş yaşamında karşılıklı güvenin inşa edilmesinin önemli olduğunun altını çizerek gençlere, eleştirileri kişisel algılamamalarını ve asla vazgeçmemelerini önerdi. "Hepimizin Hikâyesi" Buluşmada etkileşimli ısınma, odaklı eşleşme-iş ağı görüşmeleri oturumları yapıldı. Bu kapsamda gençler ile iş dünyası temsilcileri arasında yapılandırılmış, kısa süreli ve odaklı birebir görüşmeler organize edildi. Gençler, ön hazırlıkla kendilerini tanıttı, iş insanlarıyla zaman yönetimi esaslı, verimli etkileşimler kurdu. Ayrıca katılımcıların aktif katılımıyla yürütülen, birlikte üretmeyi ve etkileşimi güçlendiren "Hepimizin Hikâyesi" adıyla kısa kapanış uygulamasıyla program sonlandı. İzmir Seninle Programı hakkında İzmir Seninle Programı; Bilim Virüsü ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) 22-28 yaş arası gençleri iş dünyasına hazırlamak, 21’inci yüzyıl becerileri konusunda güçlendirmek, profesyonel kimlik geliştirmelerini desteklemek ve bilinçli kariyer seçimleri yapmalarına rehberlik etmek amacıyla tasarlandı. Program aşamaları; Oryantasyon Buluşması, Öğrenme Programı, Mülakat Simülasyonu, Mentörlük Programı, İş Ağı Geliştirme Buluşması şeklinde planlandı ve kademeli olarak uygulandı.
"Sütüm fazla ama bebeğim huzursuz" diyorsanız nedeni hiperlaktasyon olabilir
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:21 "Sütüm fazla ama bebeğim huzursuz" diyorsanız nedeni hiperlaktasyon olabilir Süt üretiminin bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalması durumu olan hiperlaktasyon doğru yönetilmediğinde hem anne hem de bebek açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyonun çoğu zaman "süt bolluğu" olarak yorumlandığını ancak kontrol edilmediğinde emzirme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti. Anne sütü bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilir. Ancak fizyolojik sistemlerde esas olan dengedir. Doğum sonrası ilk haftalarda artan süt üretimi genellikle bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Bazı annelerde ise süt üretimi bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalabilir. Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, "Anne sütü fazlalığı ilk bakışta avantaj gibi algılansa da, fizyolojide denge esastır. Bebeğin ihtiyacının üzerinde üretim olduğunda annede ağrı, sızıntı ve tıkanıklık gibi problemler ortaya çıkabilir. Bebek ise hızlı akıma bağlı olarak huzursuz emebilir. Uygun teknikler ve doğru takip ile çoğu vakada ilaç gerekmeksizin denge yeniden sağlanabilir" dedi. Geçici dolgunluk ile hiperlaktasyon aynı değil Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen meme dolgunluğu ve gerginliğin (engorjman) genellikle 1-2 hafta içinde azaldığını belirten Uzm. Dr. Özge Yendur, "Hiperlaktasyon ise daha kalıcıdır ve çoğu zaman aşırı süt akımı (hiper-ejeksiyon refleksi) ile birlikte görülür. Bu tablo, yalnızca fazla süt üretimi değil, aynı zamanda hızlı ve basınçlı akım ile karakterizedir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu ayrımın önemine dikkat çekerek, "Her dolgunluk hiperlaktasyon değildir. Ancak dolgunluk, yoğun sızıntı ve sürekli tıkanıklık eğilimi uzun süre devam ediyorsa değerlendirme gerekir. Amaç emzirmeyi kesmek değil, üretimi bebeğin ihtiyacına yaklaştırmaktır" ifadelerini kullandı. En sık neden, farkında olmadan aşırı uyarı Hiperlaktasyonun en sık nedenlerinden birinin istemeden yapılan aşırı uyarı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerine şöyle devam etti: "Gereksiz pompa kullanımı, her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabası veya yanlış yönlendirmeler süt üretimini artırabilir. Bazı annelerde ise bireysel ya da genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Süt üreten doku kapasitesinin fazla olması ya da süt yapım yanıtının güçlü çalışması da bu tabloya neden olabilir. Öte yandan toplumda ‘Prolaktin yüksekse süt fazladır’ algısı yaygındır. Oysa süt üretimi yalnızca tek bir hormonla açıklanamaz. Her hiperlaktasyon vakasında rutin hormon testi yapmak yerine, eşlik eden klinik bulgular varsa hekim kontrolünde değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır." Anne ve bebekte görülen belirtiler Hiperlaktasyonun hem annede hem de bebekte kendini gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Özge Yendur, "Annede genellikle memede dolgunluk, baskı hissi, yoğun sızıntı ve sık tıkanıklık eğilimi görülür. Tekrarlayan tıkanıklıklar bazı durumlarda mastit riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık ve ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme önem taşır. Bebekte ise hızlı süt akımına bağlı olarak memede huzursuz emme, öksürme, memeyi bırakma, gaz artışı ve yeşil-köpüklü dışkı görülebilir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu tabloya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Hızlı akım sırasında bebek daha fazla hava yutabilir ve memeyi tam boşaltamadan bırakabilir. Bu durumda daha çok ön süt alınması laktoz yükünü artırarak gaz, karın gurultusu ve dışkı değişikliklerine yol açabilir. Bu tablo bazen reflü veya alerji ile karıştırılabildiği için klinik değerlendirme önemlidir." Emzirmeyi bırakmak değil, akışı yönetmek gerekir Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyon yönetiminde temel yaklaşımın emzirmeyi sonlandırmak değil, akışı kontrol altına almak ve üretimi dengeli hale getirmek olması gerektiğini ifade etti. "Geriye yaslanarak emzirme pozisyonu süt akımını yavaşlatabilir. Meme çok gerginse emzirmeden önce kısa süreli el sağımı ile basıncın azaltılması fayda sağlayabilir" diyen Uzm. Dr. Özge Yendur, özellikle pompa kullanımına dikkat çekerek, "Sık ve uzun süreli pompa kullanımı vücudu daha fazla üretmeye şartlandırabilir. Her dolgunluk hissinde memeyi tamamen boşaltmaya çalışmak üretimi artırabilir. Bu nedenle pompa kullanımı planlı ve kontrollü olmalıdır" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerini şöyle tamamladı: "Birinci basamak yöntemlerden biri olan blok emzirme ise belirli saat aralıklarında aynı memeden emzirip diğer memeyi yalnızca konfor için minimal düzeyde boşaltmayı içerir. Bu yöntem, üretimin zaman içinde bebeğin ihtiyacına uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Blok emzirme ve benzeri uygulamalar mutlaka çocuk hekimi ile birlikte yakın takipte yapılmalıdır. Her annenin fizyolojisi farklıdır. Doğru teknik ve düzenli izlemle çoğu annede üretim güvenli şekilde dengelenebilir. Emzirme sürecinde yaşanan sorunların çoğu doğru destekle yönetilebilir. Hiperlaktasyonda temel hedef, anne konforunu korurken bebeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaktır."
Karagöz ve Hacivat’ın 700 yıllık ışığı dijital çağa direniyor
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:00 Karagöz ve Hacivat’ın 700 yıllık ışığı dijital çağa direniyor Modern teknolojinin ve dijital eğlence dünyasının kuşatması altındaki geleneksel Karagöz ve Hacivat sanatı, İzmirli "Hayalbazlar"ın ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Karagöz ve Hacivat sanatı, 700 yıllık geçmişinden aldığı güçle dijital çağın ekranlarına karşı beyaz perdeyi savunuyor. Tarihi sahnelerden kültür merkezlerine, dijital platformlardan mahalle meydanlarına kadar her alanda sergilenen Karagöz ve Hacivat sanatı, özellikle Ramazan aylarında yoğunlaşsa da yılın her döneminde yeni nesille buluşturulmaya çalışılıyor. Dana veya deve derisinden sabırla işlenen tasvirler, kök boyalarla renklendirildikten sonra bir mum veya ampul ışığının yardımıyla beyaz perdeye yansıtılıyor. Tek bir sanatçının (Hayalbaz) onlarca farklı karakteri aynı anda seslendirmesi ve doğaçlama yeteneğiyle harmanlanan oyunlar, izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bu kadim sanatın yaşatılmasındaki temel amaç, sadece bir eğlence sunmak değil; toplumsal hoşgörüyü, kültürel kimliği ve usta-çırak ilişkisine dayanan zanaatkarlığı gelecek kuşaklara aktarabilmek. "Z kuşağına gölgeyle ulaşıyoruz" Son dönem hayalbazlarından olan Tuncer Savcı, Karagöz ve Hacivat sanatını yaşatmaya ve gelecek kuşaklara tanıtmaya gayret ediyor. Çocukların ekranlara hapsolmuş durumda olduğunu belirten Savcı, "Ancak perdenin bir başka büyüsü var. Karagöz’ün o saf patavatsızlığı ve Hacivat’ın bilgeliği, bugün sosyal medyadaki içeriklerden çok daha sahici bir aynalık yapıyor topluma. Biz sadece deri oynatmıyoruz, bir felsefeyi yaşatıyoruz." dedi. Tasvir yapımının zorluğu ve ekonomik kaygılar nedeniyle yeni çırakların yetişmemesi, bu 700 yıllık ışığın sönme riskini de beraberinde getiriyor. Tuncer Savcı, bu sanatın sadece "nostalji" olarak görülmemesi ve eğitim müfredatlarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguluyor.
Karagöz ve Hacivat’ın 700 yıllık ışığı dijital çağa direniyor
26 Şubat 2026 Perşembe - 09:56 Karagöz ve Hacivat’ın 700 yıllık ışığı dijital çağa direniyor Modern teknolojinin ve dijital eğlence dünyasının kuşatması altındaki geleneksel Karagöz ve Hacivat sanatı, İzmirli "Hayalbazlar"ın ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Karagöz ve Hacivat sanatı, 700 yıllık geçmişinden aldığı güçle dijital çağın ekranlarına karşı beyaz perdeyi savunuyor. Tarihi sahnelerden kültür merkezlerine, dijital platformlardan mahalle meydanlarına kadar her alanda sergilenen Karagöz ve Hacivat sanatı, özellikle Ramazan aylarında yoğunlaşsa da yılın her döneminde yeni nesille buluşturulmaya çalışılıyor. Dana veya deve derisinden sabırla işlenen tasvirler, kök boyalarla renklendirildikten sonra bir mum veya ampul ışığının yardımıyla beyaz perdeye yansıtılıyor. Tek bir sanatçının (Hayalbaz) onlarca farklı karakteri aynı anda seslendirmesi ve doğaçlama yeteneğiyle harmanlanan oyunlar, izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bu kadim sanatın yaşatılmasındaki temel amaç, sadece bir eğlence sunmak değil; toplumsal hoşgörüyü, kültürel kimliği ve usta-çırak ilişkisine dayanan zanaatkarlığı gelecek kuşaklara aktarabilmek. "Z kuşağına gölgeyle ulaşıyoruz" Son dönem hayalbazlarından olan Tuncer Savcı, Karagöz ve Hacivat sanatını yaşatmaya ve gelecek kuşaklara tanıtmaya gayret ediyor. Çocukların ekranlara hapsolmuş durumda olduğunu belirten Savcı, "Ancak perdenin bir başka büyüsü var. Karagöz’ün o saf patavatsızlığı ve Hacivat’ın bilgeliği, bugün sosyal medyadaki içeriklerden çok daha sahici bir aynalık yapıyor topluma. Biz sadece deri oynatmıyoruz, bir felsefeyi yaşatıyoruz" dedi. Tasvir yapımının zorluğu ve ekonomik kaygılar nedeniyle yeni çırakların yetişmemesi, bu 700 yıllık ışığın sönme riskini de beraberinde getiriyor. Tuncer Savcı, bu sanatın sadece "nostalji" olarak görülmemesi ve eğitim müfredatlarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguluyor.
İzmir Büyükşehir’den ’Meslek Fabrikası’ açıklaması
25 Şubat 2026 Çarşamba - 22:07 İzmir Büyükşehir’den ’Meslek Fabrikası’ açıklaması İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetinde bulunan Eski DGM binası (Meslek Fabrikası), Egemenlik Evi ve gasilhane binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesine tepki gösterdi. Belediyeden yapılan açıklamada, söz konusu işlemlerin ’hukuksuz bir el koyma girişimi’ olduğu savunularak yargı sürecinin devam ettiği belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetindeki üç stratejik taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle ilgili yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, taşınmazların 2025 yılının Ekim ayında belediyeye bilgi verilmeden tapu müdürlükleri üzerinden Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçirildiği iddia edildi. "Vakıf yoluyla meydana gelmediği belgelerle ortada" Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün söz konusu tescil işlemlerini Vakıflar Yasası’nın 30. maddesine dayandırdığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortadadır. Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek İzmir halkının malına el konulamaz. Bahsi geçen vakıf şerhleri, yıllar önce bedelleri ödenerek sicilden silinmişken, el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılmıştır." Meslek Fabrikası ve Egemenlik Evi’nin tarihi vurgulandı Açıklamada, taşınmazların tarihi önemine dikkat çekilerek, Meslek Fabrikası’nın 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile belediye mülkiyetine geçtiği hatırlatıldı. Yapının bugüne kadar 145 bin kursiyere hizmet verdiği ve ciddi bütçelerle restore edildiği ifade edildi. İzmir’in ilk belediye binası olan Egemenlik Evi’nin ise 1891 yılında halktan toplanan paralarla inşa edildiği, bir vakıf tarafından yapılmadığının delilleriyle mahkemeye sunulduğu kaydedildi. Yargı süreci devam ediyor Taşınmazların tahliye edilmek istendiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi, hukuki sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Meslek Fabrikası ile ilgili İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tapu iptal ve tescil davası açılmış, mülkiyetin üçüncü kişilere devrini engelleyen ihtiyati tedbir kararı alınmıştır. Tahliye işlemlerine karşı açılan davada İzmir 5. İdare Mahkemesi 24.02.2026 tarihinde yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Belediyemizce bu karara karşı aynı gün üst mahkemeye itiraz yapılmış olup süreç devam etmektedir." Belediye yönetimi, kamu kurumlarının önceliğinin kamu hizmeti olması gerektiğini vurgulayarak, yargılama süreci tamamlanana kadar tahliye çabalarından vazgeçilmesi çağrısında bulundu.
EGİAD ’Dönüşüm Sahnesi’ ile iş dünyasının liderlerini İzmir’de buluşturdu
25 Şubat 2026 Çarşamba - 15:55 EGİAD ’Dönüşüm Sahnesi’ ile iş dünyasının liderlerini İzmir’de buluşturdu Ege Genç İş İnsanları Derneğince (EGİAD) hayata geçirilen ’EGİAD Dönüşüm Sahnesi’ programının ilk etkinliği, Türkiye’nin önde gelen iş adamlarının katılımıyla İzmir’de gerçekleştirildi. Programda dijital, yeşil ve toplumsal dönüşümün iş dünyasındaki etkileri ve geleceğe dair öngörüler masaya yatırıldı. Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Türk iş dünyasının liderlerini üyeleriyle buluşturan yeni etkinlik konsepti ’EGİAD Dönüşüm Sahnesi’ni başlattı. EGİAD Sanayi ve Sürdürülebilirlik Komisyonu koordinasyonunda düzenlenen programın ilk konukları, Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ile n360 Teknoloji A.Ş. kurucu ortakları Emre Çubukçu ve Cem Leon Menase oldu. EGİAD Başkan Vekili Arda Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, liderlik süreçleri ve teknolojik dönüşüm ele alındı. "Dönüşüm bir tercih değil, zorunluluktur" Organizasyonun açılış konuşmasını yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, iş dünyasının tarihi bir kırılma noktasından geçtiğini vurgulayarak, "Dijitalleşme, yapay zekâ, iklim krizi ve yeni üretim modelleri bize tek bir gerçeği söylüyor. Artık dönüşüm bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bu nedenle EGİAD olarak stratejik merkezimize dijital, yeşil ve toplumsal dönüşümü kapsayan ’Üçüz Dönüşüm’ yaklaşımını yerleştirdik. Bizler bu dönüşümü yalnız takip eden değil, yön veren bir nesil olmak istiyoruz. Dayatılan kurallara uyum sağlayan değil, oyunu yeniden yazan bir iş dünyası vizyonunu savunuyoruz" dedi. İzmir’in gelecek haritası belirleniyor Ekonomik sistemlerin yeniden tasarlandığı bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Özhelvacı, "Yapay zekanın 2030 yılına kadar dünya ekonomisine 15,7 trilyon dolar katkı sağlaması bekleniyor. İzmir’in gelecekteki ekonomik ve insan kaynağı haritasını bugünden tasarlıyoruz. Bu dönüşümü bir tehdit değil, sıçrama fırsatı olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Deneyim yapay zekâ hızıyla birleşiyor" Etkinlikte bir sunum gerçekleştiren Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ise günümüzde başarının doğru ağları kurabilme kapasitesiyle ölçüldüğünü belirtti. Eczacıbaşı, n360 platformunun insan deneyimini yapay zeka hızıyla birleştirerek kurumların veri temelli ve stratejik kararlar almasına imkan tanıdığını ifade etti. Program, iş dünyasında liderlik boyutu, teknoloji ve insan odaklı dönüşümün kesişimi konularının ele alındığı soru-cevap bölümüyle devam etti.