Yerel Haberler
İzmir
21 Nisan 2026 Salı - 16:40 İzmir Adliyesi’nde şehit yakınları unutulmadı İzmir Adliyesi’nde, 14-22 Nisan Şehitler Haftası kapsamında düzenlenen programda adliyenin çeşitli birimlerinde görev yapan şehit yakınları ağırlandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başsavcılık toplantı salonunda organize edilen programa; İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Adli Yargı İlk Derece Komisyon Başkanı Onur Sert, Komisyon Üyesi İdris Arda Aygün ve Cumhuriyet Başsavcıvekili Mesuthan Özdemir katıldı. Programda konuşan Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Şehitler Haftası vesilesiyle ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak adına büyük fedakârlık gösteren tüm şehitleri saygıyla andıklarını ifade etti. Başta Türk polisi ve Mehmetçik olmak üzere terörle mücadelede kararlılıkla görev yapan tüm kahramanların, vatana sundukları eşsiz katkıların her zaman minnetle hatırlanacağını vurgulayan Yeldan, adliyede görev yaparken şehit olan Mübaşir Musa Can ve Polis Memuru Fethi Sekin başta olmak üzere tüm şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek aziz hatıraları önünde saygı ve şükranla eğildiklerini belirtti. Komisyon Başkanı Onur Sert ise konuşmasında, tüm aziz şehitlere Allah’tan rahmet dilediklerini ve onların kıymetli hatıraları önünde saygı ve minnetle eğildiklerini kaydetti. Düzenlenen anlamlı program, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
21 Nisan 2026 Salı - 16:06 Uluslararası Alaçatı Ot Festivali’nde "Küp" fotoğraf sergisi kapılarını açtı İzmir’in Çeşme ilçesinde düzenlenen 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali çerçevesinde, kenti farklı perspektiflerden ele alan "Küp" adlı fotoğraf sergisi sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Çeşme Belediyesi Alaçatı Ek Hizmet Binası Sergi Salonu’nda izleyiciyle buluşan serginin merkezinde yer alan ve üzerinde fotoğrafların bulunduğu büyük küp formu, ziyaretçilerin ilgisini çekerken ana temayı da görsel olarak yansıtıyor. İlk kişisel sergisini açmanın heyecanını yaşadığını dile getiren Fahri Bakırcı, yaklaşık iki yıldır yaşadığı Çeşme’de çektiği fotoğrafları sanatseverlerle buluşturmanın kendisi için anlamlı olduğunu ifade etti. Serginin çıkış noktasını "Kent, Üretim ve Perspektif" kavramları üzerinden şekillendirdiğini belirten Bakırcı, Çeşme’nin yalnızca bir coğrafya değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi ve üretim alanı olarak ele alındığını vurguladı. Sergi mekanının ortasında konumlandırılan küp formunun bu üç kavramın kesişimini simgelediğini aktaran sanatçı, izleyicilerin fotoğrafları farklı açılardan deneyimlemesinin amaçlandığını söyledi. Kenti tek bir açıdan değil, farklı perspektiflerden ele almayı hedeflediğinin altını çizen Bakırcı, "Bazen bir kenti görmek için durmak yetmez; etrafında dolaşmak gerekir" dedi. Kentin hafızasına farklı bir pencere Kentin gündelik yaşamından festivallere, sokak ilişkilerinden emeğin izlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan sergide; geçmiş yıllara ait festival görüntüleri, kortej fotoğrafları, çocuk portreleri, bölgede yaşayan insanların günlük yaşamından kesitler ve doğal afetlere dair kareler bulunuyor. Her yaştan ziyaretçiye hitap etmeyi hedefleyen serginin, kentin hafızasına farklı bir pencereden bakma imkanı sunduğu kaydedildi. Çocukluk yıllarında fotoğrafla tanışan ve siyaset, sokak, doğa, basın ve portre fotoğrafçılığı alanlarında üretim yapan Bakırcı’nın, eğitim hayatıyla birlikte görsel anlatım dilini geliştirmeyi sürdürdüğü belirtildi.
Ramazanda dilencilere yönelik denetimler artırıldı
20 Şubat 2026 Cuma - 13:05 Ramazanda dilencilere yönelik denetimler artırıldı İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı, Ramazan ayı süresince kent genelinde dilencilik faaliyetlerine yönelik denetimlerini artırdı. 2025 yılı içerisinde 891 kişi hakkında işlem yapılırken, 1 milyon 298 bin 928 TL idari para cezası uygulandığı bildirildi. Zabıta Dairesi Başkanlığı’na bağlı Zabıta Denetim Şube Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların dini ve insani duygularının istismar edilmesini önlemek, kamusal alan düzenini sağlamak ve kent huzurunu korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle cami çevreleri, meydanlar, ana arterler ve yaya yoğunluğunun bulunduğu alanlarda gerçekleştirilen kontrollerde, dilencilik yaptığı ve çevreyi rahatsız ettiği belirlenen kişiler hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 33. maddesi (Dilencilik) ve 37. maddesi (Rahatsız Etme) kapsamında idari yaptırım uygulanıyor. Tutanakla el konulan paralar kamuya aktarıldı Denetimlerde dilencilik faaliyetinden elde edildiği tespit edilen paralara da tutanakla el konularak kamuya aktarılıyor. Bu kapsamda son bir yılda 891 kişi hakkında işlem yapılırken, toplam 1 milyon 298 bin 928 TL idari para cezası uygulandı. 134 bin 399 TL’ye de el konularak kamuya aktarıldığı kaydedildi. Yetkililer, Ramazan ayının huzur ve güven ortamında geçirilmesi, dayanışma ve yardımlaşma duygularının istismar edilmemesi amacıyla denetimlerin günün farklı saatlerinde kesintisiz sürdürüleceğini belirtti.
Prof. Dr. Mercangöz, Kuşadası’nda tarihe ışık tutan kazıyı anlattı
20 Şubat 2026 Cuma - 11:08 Prof. Dr. Mercangöz, Kuşadası’nda tarihe ışık tutan kazıyı anlattı Kuşadası Kadıkalesi-Anaia bölgesinde gerçekleştirilen kazıyı yürüten Prof. Dr. Zeynep Mercangöz, ilk dönem kazı çalışmaları ve bu süreçte elde edilen verileri paylaştı. Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun moderatörlüğünde gerçekleşen "Kuşadası Kadıkalesi Anaia İlk Dönem Kazıları" başlıklı söyleşiye; akademisyenler, öğrenciler ve tarih meraklısı vatandaşlar katıldı. Kazı çalışmalarının başlangıç sürecini aktaran Prof. Dr. Zeynep Mercangöz, "Kazıya 2001 yılında müze kurtarma kazısı olarak başladık. İlk geldiğimizde buranın bu kadar çok katmanlı bir yerleşim olduğunu bilmiyorduk. Çalışmalar ilerledikçe Prehistorik dönemden Erken Tunç Çağı’na, Miken ve Helenistik dönemlerden Bizans ve Osmanlı dönemine kadar uzanan kültür katmanlarıyla karşılaştık. Bu süreçte genç arkeologlara eğitim ve deneyim kazandırdık; onları sahada yönlendirerek hem teknik bilgi hem de saha pratiği sağlamaya çalıştık. Kazı alanında yürütülen çalışmaların öğrenciler için eşsiz bir öğrenme ortamı oluşturduğunu vurguluyorum. Genç ekip, kazı alanında her buluntuya dokunarak ve her katmanı okuyarak tarihsel süreci öğrenme fırsatı buldu" diye konuştu. "Buluntular Anaia’nın tarihine ışık tutuyor" Kazılarda ortaya çıkan buluntulara değinen Prof. Dr. Mercangöz, "Özellikle Bizans dönemine ait yoğun buluntular, Anaia’nın Orta Çağ’daki önemini açık biçimde ortaya koyuyor. Kilise yapısında narteks, apsis ve synthronon gibi mimari unsurları açığa çıkardık. 5. yüzyıla tarihlenen ayazma ve vaftizhane yapısının altından çıkan 740 tarihli sikke, bize yapının deprem sonrası güçlendirildiğini gösterdi. Günlük yaşam buluntularında ise çok sayıda hayvan kemiği, ticari ortamda kullanılan kemikten cep terazileri ve Orta Çağ’a tarihlenen tuğlalar üzerinde pati izleri karşımıza çıktı. Bu buluntular, Anaia’nın tarihine ışık tutuyor ve kazının sahadaki her ayrıntıyı belgeleyerek geçmişi gün yüzüne çıkardığını görüyoruz" diye konuştu. Söyleşi sonunda Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, Prof. Dr. Zeynep Mercangöz’e "Teşekkür Belgesi" takdim etti.
Yaşar Üniversitesi küresel akademik ağını genişletiyor
20 Şubat 2026 Cuma - 11:00 Yaşar Üniversitesi küresel akademik ağını genişletiyor Yaşar Üniversitesi, doktora eğitiminde kaliteyi ve uluslararası standartları odağına alarak, Avrupa Üniversiteler Birliği Doktora Eğitimi Konseyi’ne (EUA-CDE) Türkiye’den üye kabul edilen ikinci üniversite oldu. Böylece akademik mükemmeliyet vizyonu doğrultusunda uluslararasılaşma stratejisine yeni bir halka eklenmiş oldu. Avrupa Yükseköğretim Alanı’ndaki en prestijli ağlardan biri olan ‘Avrupa Üniversiteler Birliği Doktora Eğitimi Konseyi ‘(EUA-CDE) üyeliği, Yaşar Üniversitesi’nin araştırma odaklı eğitim yapısını Avrupa standartlarıyla tescilledi. Küresel görünürlük Bu üyelik, sadece kurumsal bir statü kazanımının ötesinde, Yaşar Üniversitesi’nin doktora eğitimi ve araştırma kültüründe yeni bir dönemi başlatıyor. Üniversitenin doktora süreçlerinin Avrupa standartlarıyla tam uyumlu hale gelmesi, ‘Avrupa Yükseköğretim Alanı ‘ içindeki görünürlüğü artırırken, uluslararası doktora başvurularında da önemli artış beklentisi yaratıyor. Ayrıca, doktora sonrası genç araştırmacı hareketliliği destekleniyor; bu süreç aynı zamanda uluslararası sıralamalarda yükseklerde yer alan üniversitelerle de ortak doktora programları geliştirme noktasında güçlü zemin hazırlıyor. Stratejik iş birlikleri ve akademik ağlar Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, prestijli EUA-CDE üyeliğinin üniversitelerinin küresel akademik rekabetteki yerini sağlamlaştıracağını ve stratejik iş birliklerinin önünü açacağını belirtti. Kandiller, ayrıca üyeliğin, önemli Avrupa Birliği projelerinde güçlü akademik ağlara erişim kolaylığı sağlayacağını ve uluslararası konsorsiyum kurma süreçlerinde kurumsal güvenilirliği en üst seviyeye taşıyacağını ifade etti.
İzmir’de kavşaklar sanat eserine dönüşüyor
20 Şubat 2026 Cuma - 10:53 İzmir’de kavşaklar sanat eserine dönüşüyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, kavşak ve refüjler başta olmak üzere kamusal alanları özgün ve sürdürülebilir peyzaj tasarımlarıyla yeniliyor. Trafik güvenliği gözetilerek hazırlanan düzenlemeler, su tasarrufu sağlayan bitki seçimleriyle kente uzun ömürlü ve estetik bir görünüm kazandırıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, özgün peyzaj tasarımlarını kentin dört bir yanına kazandırmayı sürdürüyor. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, kent merkezinden çevre ilçelere kadar onlarca noktada düzenleme yapıldı. Büyükşehir Belediyesi mühendislerinin imzasını taşıyan tasarımlar; kavşaklar, refüj ve orta alanlar, yol kenarları ile atıl alanlarda hayata geçirildi. İzmir’in çehresini değiştiren bu uygulamalarda su tasarrufu sağlayan kurakçıl bitki türleri ve dekoratif peyzaj unsurları tercih edildi. Yeni nesil tasarımlar hem uzun ömürlü oluyor hem de kentin su kaynaklarının verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. "Tasarımda öncelik güvenlik" Tasarım sürecine ilişkin bilgi veren Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Ziraat Mühendisi Helin Topçu, kavşak düzenlemelerinde önceliğin her zaman güvenlik olduğunu belirterek, araç ve yaya sirkülasyonunu doğru analiz ettiklerini, sürücünün görüşünü engellemeyecek ve dikkatini dağıtmayacak tasarımlar oluşturduklarını söyledi. Bu doğrultuda bitki boyları, yerleşim düzeni ve sert zemin kullanımının büyük önem taşıdığını vurgulayan Topçu, ikinci temel başlığın ise sürdürülebilirlik olduğunu ifade etti. Su kıtlığına karşı kurakçıl ve çok yıllık bitki türlerini tercih ederek su tüketimini azalttıklarını ve uzun ömürlü peyzaj alanları oluşturduklarını dile getiren Topçu, "Böylece hem belediye kaynaklarını verimli kullanıyoruz hem de iklim koşullarına dayanıklı alanlar tasarlıyoruz. Estetik ve kent kimliği de tasarımın ayrılmaz bir parçası. Bölgenin karakterine uygun, modern ve sade çizgilere sahip, uzaktan algılanabilir kompozisyonlar oluşturuyoruz. Geometrik desenler, bitki dokusu kontrastları ve doğal taş gibi malzemelerle kavşakları birer odak noktasına dönüştürüyoruz" dedi. Kente değer katan tasarımlar İzmir’in her noktasını büyük bir heyecanla tasarladıklarını belirten Helin Topçu, amaçlarının yalnızca bir peyzaj uygulaması yapmak değil, kente değer katan ve uzun yıllar yaşayacak mekânlar oluşturmak olduğunu söyledi. Kavşak tasarımlarında İzmir halkının beğenisini kazanacak, kentin kimliğine ve dokusuna uygun motifler tercih ettiklerini ifade eden Topçu, "Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı olarak İzmir’in her köşesine dokunmayı hedefliyoruz. Kenti daha da güzelleştirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu. Çalışmalar hızla devam ediyor Çalışmalar kapsamında ekipler; Narlıdere Kaymakamlık Metro İstasyonu ve Çağdaş Metro İstasyonu çevresi, Bornova Otogar Kavşağı, Bayındır Cumhuriyet Meydanı, Kiraz ve Selçuk kavşakları, Kınık Şehit Balya Caddesi kavşakları, Ödemiş Kavşağı ile Ödemiş Atatürk Bulvarı, Buca Beyazıt Aykut Parkı refüjü, Çiğli otoyol kavşakları, Güzelbahçe 75. Yıl Bulvarı, Alija İzzetbegoviç Caddesi, Aşık Veysel Rekreasyon Alanı kavşağı, Bayraklı Sakarya Caddesi 100. Yıl Anıtı çevresi, Final Fen Lisesi önü, Bornova Topçu Tugayı Kavşağı, Cengizhan Caddesi 4. Sanayi Sitesi girişi, Çiğli Koçtaş önü ve Harmandalı Meydanı, Ege Üniversitesi Hastanesi önü, ENTO Köprülü Kavşağı, Haydar Aliyev ve Sakarya Caddesi kesişimi, Karşıyaka Erdoğan Özen Meydanı, Örnekköy Tenis Kortları önü, Şemikler Kavşağı, Çiğli Katip Çelebi Üniversitesi önü ve Manas Bulvarı Kavşağı başta olmak üzere onlarca noktada düzenlemeleri tamamladı.
İngilizce eğitiminde ‘yapay zekâ’ liderleri yetişiyor
20 Şubat 2026 Cuma - 10:48 İngilizce eğitiminde ‘yapay zekâ’ liderleri yetişiyor İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Yabancı Diller Yüksekokulu, İngilizce dil eğitiminde yapay zekânın pedagojik, etik ve etkili kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla özel bir program hayata geçirdi. ABD Ankara Büyükelçiliği İngilizce Eğitim Ataşeliği’nin (RELO) desteğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen İngilizce Dil Eğitiminde Yapay Zekâ Programı’na (AIETP 2026), 17 şehirden 20 İngilizce eğitmeni katıldı. İEÜ’deki programı başarıyla tamamlayan isimler, bölgelerine dönerek edindikleri bilgileri, kendilerine başvuruda bulunan 900’den fazla eğitmene aktaracak. İEÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Donald Staub’un proje direktörlüğünü, Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Özge Coşkun Aysal’ın da koordinatörlüğünü yürüttüğü AIETP 2026, kampüste gerçekleştirilen yoğun bir başlangıç eğitimiyle start aldı. Arizona State University Global Launch Programı’ndan gelen ABD Büyükelçiliği Uzmanı Alissa Nostas eşliğinde yapay zekâ destekli dil öğretimi, etik AI (yapay zekâ) kullanımı, eğitim tasarımı ve öğretmen eğitimi konularında uygulamalı çalışmalar yapıldı. Dijital rozet verilecek AIETP 2026’nın, Türkiye genelindeki İngilizce eğitmenlerinin mesleki gelişimini güçlendirdiğini söyleyen Dr. Staub, "Üniversitemizdeki programa, bu yıl 20 kişi katıldı. Onlar da eğitmen olarak, kendi bölgelerindeki eğitmenlere bilgi ve deneyimlerini aktaracak. Programımızı başarıyla tamamlayan isimlerden eğitim almak için Türkiye genelinde yaklaşık 900 kişi başvuruda bulundu. 2025 yılında ilk kez uygulanan AIETP kapsamında hayata geçirilen yaygınlaştırıcı eğitim modeli sayesinde, Türkiye genelinde yaklaşık 700 İngilizce eğitmeni yapay zekâ destekli dil öğretimi konusunda mesleki gelişim fırsatı elde etmişti. Bu yıl ise, 2025’e göre başvuru sayısında belirgin bir artış var. Bu sayede yapay zeka destekli İngilizce öğretimi uygulamaları, ülke genelinde yaygınlaşacak. Bölgesel eğitimlerini başarıyla tamamlayan eğitmenlerin bu katkıları, İzmir Ekonomi Üniversitesi Mikro-Yeterlilikler Ofisi tarafından verilecek dijital rozetle tanınarak uluslararası standartlarda belgelendirilecek" ifadelerini kullandı.
Bayındır Sadık Susamcıoğlu Anadolu Lisesinin Erasmus’a kabulü gurur kaynağı oldu
20 Şubat 2026 Cuma - 10:37 Bayındır Sadık Susamcıoğlu Anadolu Lisesinin Erasmus’a kabulü gurur kaynağı oldu Bayındır Sadık Susamcıoğlu Anadolu Lisesi, Erasmus+ Okul Eğitimi Akreditasyonu kapsamında yaptığı başvurunun kabul edilmesiyle ilçede gurur kaynağı oldu. Okulun hazırladığı Erasmus+ konsorsiyum projesi onay alırken, Avrupa’daki eğitim kurumlarıyla yürütülecek hareketlilik süreci resmen başlamış oldu. Aylar süren hazırlık çalışmaları, ihtiyaç analizleri ve proje geliştirme sürecinin ardından gelen kabulün; öğretmen kadrosunun özverili çalışması, öğrencilerin motivasyonu ve okulun uluslararası vizyonunun bir sonucu olduğu belirtildi. Proje kapsamında öğretmenler, Avrupa’daki çeşitli eğitim kurumlarında düzenlenecek hareketlilik programlarına katılarak yenilikçi öğretim yöntemlerini yerinde gözlemleme imkânı bulacak. Ayrıca dijital pedagoji alanında kendilerini geliştirecek olan öğretmenler, edindikleri uluslararası deneyimi okul ortamına taşıyarak eğitim kalitesinin artırılmasına katkı sağlayacak. Erasmus süreciyle birlikte öğrencilerin yabancı dil özgüveninin artırılması, dijital becerilerinin güçlendirilmesi ve küresel bakış açısı kazanmaları hedefleniyor. Okul yönetimi, elde edilecek kazanımların seminer, atölye ve çeşitli paylaşımlar aracılığıyla tüm öğretmen ve öğrencilere yaygınlaştırılacağını bildirdi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürü Serdar Ökay ise şunları kaydetti: "Bayındır’ımızda eğitim adına atılan her uluslararası adım bizler için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağıdır. Sadık Susamcıoğlu Anadolu Lisemizin Erasmus+ Okul Eğitimi Akreditasyonu kapsamında kabul edilen projesi, ilçemizin eğitim vizyonunun ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerimizin Avrupa’daki iyi uygulamaları yerinde görerek ilçemize taşıması, öğrencilerimizin ise daha donanımlı, özgüvenli ve küresel bakış açısına sahip bireyler olarak yetişmesi en büyük hedefimizdir. Bu başarıda emeği geçen okul yönetimimizi, öğretmenlerimizi ve katkı sunan herkesi tebrik ediyorum." dedi.
Jeotermal sektöründen "JEKA" talebi
20 Şubat 2026 Cuma - 10:33 Jeotermal sektöründen "JEKA" talebi Jeotermal enerji sektörü, rüzgâr ve güneş enerjisinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) mekanizmasının, jeotermalin tüm entegre kullanım alanlarını kapsayacak şekilde Jeotermal Enerji Kaynak Alanları (JEKA) modeli adıyla uygulanmasını talep ediyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin temiz enerji kaynaklarının sadece rüzgâr ve güneşten ibaret olmadığını, jeotermalin pek çok alanda değer zinciri oluşturabilen yapısıyla Türkiye’nin mukayeseli üstünlüğü en yüksek kaynakları arasında yer aldığını vurguladı. En az iki jeotermal kullanım alanı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından rüzgâr ve güneş enerjisinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan ve Türkiye’nin temiz enerji kurulu gücünün artışında çok önemli işlev yüklenen YEKA modelinin; jeotermal enerjinin entegre kullanım alanlarından iki ve daha fazla sektörü kapsayacak şekilde kurgulanması gerektiğine dikkat çeken Kındap, "Bir yatırım ve iş modeli olarak düşündüğümüz JEKA projesi, ilk aşamada Maden Tetkik Arama Kurumu’nun keşfini yaptığı, jeotermal potansiyeli belirlenen ya da bilinen alanlarda rahatlıkla gerçekleşebilir. JEKA yarışmaları yatırımcılara; Enerji, Jeotermal Seracılık, Konut Isıtma, Termal Turizm, Jeotermal Madencilik, Kurutma Tesisleri gibi entegre kullanım alanlarından ikisi ve daha fazlasını yatırım planına alacak şekilde konumlandırılabilir." dedi. Yerli ekipman şartı aranmalı Bu modelde daha fazla yatırımcı ve sektörün değer zincirine dahil olarak, sermaye gücü yüksek firma ve girişim gruplarının ilgisinin çekilebileceğine işaret eden Ali Kındap, rüzgâr ve güneş YEKA’larında olduğu gibi yerli üretim şartlarının korunması, ekipman üretiminde ise Türkiye’de konuşlu şirketlerin katma değer zincirinde yer alması gerektiğini belirtti. JEKA modeli ile jeotermalin tüm kullanım alanlarında ortak bir değer zinciri oluşturulmasının mümkün olduğunu sözlerine ekleyen JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: Öncelik keşfi tamamlanan alanlarda "Son derece pratik ve uygulanabilir olduğunu düşündüğümüz bu modelin detaylarını, yakın zamanda enerji bürokrasimiz ile paylaşacağız. JEKA’lar, keşfi henüz yapılmamış sahalarda tahsis edilecek arama lisanslarına, tıpkı petrol aramalarında olduğu gibi farklı finansman araçları ile destek sağlanabilir. Dünya Bankası gibi kredilendirme kurumlarının, örnekleri Türkiye’nin farklı illerinde yerel yönetimler eliyle yapılan temiz enerji değer zincirine teşvik sağlaması sağlanabilir; bu alanda koordinasyonu Valilikler bünyesindeki Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlıkları (YİKOB) yönetebilir. Bu durumda proje daha kapsayıcı olurken, saha keşiflerinin çoğalması; sermaye gücü olan yerli ve yabancı şirketlerin yeni sahalar geliştirebilmesi mümkün olacaktır. Elbette ve öncelikle halen keşfi tamamlanmış ve arama maliyeti düşük sahalara yatırımcı çekmek için bu modelin son derece uygulanabilir olduğunu düşünüyoruz. Mevsimsel faktörlerden etkilenmeden yüzde 80’in üzerinde kapasite faktörü ile 7/24 enerji üretebilen jeotermal santraller, ‘baz yük’ olma özellikleri ile tüm dünyada sürdürülebilir enerji üretiminin vazgeçilmez unsurları arasındadır." "OTB’ler ile entegre olmalı" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, son yıllarda sayıları hızla artan Organize Tarım Bölgeleri’nin de (OTB) JEKA modelinin ayrılmaz bir parçası olarak kurgulanması gerektiğinin altını çizdi. Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün itibarıyla 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip olan Türkiye’nin, potansiyelinin yüzde 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7’nci, Avrupa’da ilk sırada yer aldığı bilgisini veren Kındap, enerji üretimi için akışkan sıcaklığı verimli olmayan jeotermal sahalarda, enerji dışı kullanım alanlarına ilişkin destekler sağlanabilir. Bugün itibarıyla sayıları 43’e ulaşan OTB’lerin, jeotermal enerji kaynaklarının üzerinde konumlandırılması, kaynak ve üretim verimliliğini maksimize edecektir." Rakamlarla jeotermal sektörü Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip. Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW olarak açıklarken, bu potansiyelin ancak yüzde 11’i kullanılıyor. 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin % 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7’inci, Avrupa’da ise 1’inci sırada yer alıyor.
İzmir-Bremen hattında yoğun iş trafiği
20 Şubat 2026 Cuma - 10:09 İzmir-Bremen hattında yoğun iş trafiği İzmirli firmalar, Almanya’nın Bremen eyaletiyle geliştirilebilecek iş fırsatlarını Bremeninvest Türkiye Yatırım Ajansı’ndan öğrendi. Teknolojiden su ürünlerine, mobilyadan gümüş takı tasarımına kadar pek çok alanda faaliyet gösteren firmalar, Bremen’deki iş imkanlarını değerlendirerek yol haritası çizdi. İzmir ticaret odası ev sahipliği yaptı İzmir Ticaret Odası, Bremeninvest Türkiye Yatırım Ajansı ile iş birliği yaparak, "Almanya’da yatırım imkanlarına yönelik birebir danışmanlık görüşmeleri" organizasyonu düzenledi. İzmir Ticaret Odası’na üye 16 firma temsilcisinin katıldığı görüşmelerde, Bremeninvest Türkiye Koordinatörü Kolja Umland ve Türkiye Direktörü Erol Tüfekçi tarafından Almanya’da firma kurulum süreçleri, yurt dışına açılmanın getirdiği avantajlar ve teşviklerinden yararlanma yöntemleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Özgener: Görüşmelerin somut adımlara dönüşeceğine inanıyorum Almanya’nın, güçlü ekonomisi ve stratejik konumuyla yatırımcılar için çok yönlü ve güvenli fırsatlar sunan önemli bir merkez olduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Almanya, en büyük ticaret ortağımız olmasının yanı sıra, güçlü ekonomisi ve küresel pazarlara açılan stratejik konumuyla yatırım açısından çok yönlü fırsatlar sunan bir ülke olarak öne çıkıyor. Gelişmiş sanayi ekosistemi ve nitelikli iş gücü sayesinde yatırımcılar için güvenli ve sürdürülebilir bir büyüme zemini sağlayan ülke, yeni yatırım alanları keşfetmek isteyen kişiler için de güçlü bir potansiyel barındırıyor. Bu anlamda üyelerimizi birebir işin mutfağını bilen yetkililerle görüştürmeyi çok önemsiyoruz. 2 gün gün gibi kısa bir sürede önemli temaslarda bulunuldu. Bu görüşmelerin somut adımlara dönüşerek üyelerimize yeni iş imkanları geliştiriceğine inanıyorum" dedi. Kardeşlikten doğan ticaret Bremen ile İzmir’in kardeş şehir, İzmir Ticaret Odası ile Bremen Ticaret Odası’nın kardeş oda olduğuna dikkat çeken Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapılan bu anlaşmalar, kurulan sıcak ilişkiler kentler arasındaki ticareti doğrudan etkiliyor. İzmir Ticaret Odası olarak bu işbirliklerini çok önemsiyoruz. Üyelerimizin yeni pazarlara açılması hedefiyle, farklı kentlerle de iş birlikleri geliştirmek için çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü belirtmek istiyorum."
İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde lazer teknolojileri, etkili tedavi imkanı sunuyor
20 Şubat 2026 Cuma - 10:04 İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde lazer teknolojileri, etkili tedavi imkanı sunuyor Ürolog Prof. Dr. Burak Turna, lazer prostat ameliyatlarının günümüzde iyi huylu prostat büyümesi tedavisinde güncel ve etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi. Thulium lazerin dokuda kontrollü kesim ve minimal kanama özelliği olduğunu vurgulayan Turna, "Holmium lazerle ise güçlü doku buharlaştırma ve enükleasyon özelliği sayesinde özellikle büyük prostatlarda etkili sonuçlar elde edilebiliyor" dedi. İyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan lazer teknolojileri, hastalara rahat ve etkili tedavi imkanı sağladığını belirten Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Direktörü Prof. Dr. Burak Turna, thulium lazer ve holmiumi lazeri uzun yıllardır uygulandıklarını ama her hastaya özel tedavi planı oluşturduklarını ifade etti. Tedavi yöntemi hastaya göre belirleniyor Prof. Dr. Turna her hastanın prostat hacmi, eşlik eden hastalıkları ve genel sağlık durumunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu değerlendirme sonucunda hastaya en uygun lazer yönteminin seçildiğini belirten Prof. Dr. Turna, "Böylece tedaviden hastanın maksimum sonucu alması" diyerek lazer teknolojileri hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Turna, Thulium Fiber Lazer’in, prostatın iyi huylu büyümesi sonucu idrar yolunu tıkayan adenom dokusunun tamamen çıkarılmasında etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Turna, enükleasyon (bir organın ya da dokunun tamamen çıkarılması işlemi) işlemiyle çıkarılan dokunun mesaneye itildiğini ve morsellatör adı verilen cihazla parçalanarak vücuttan alındığını aktardı. Thulium lazerin aynı zamanda üst üriner sistem ve mesane tümörlerinin tedavisinde de kullanılabildiğini kaydeden Turna, bu yöntemin kanama riskini minimize ettiğini ve patolojik inceleme açısından dokuya zarar vermediğini söyledi. Holep yöntemiyle kesi olmadan ameliyat Holmium lazer ile prostat enükleasyonu olarak bilinen HoLEP yönteminin tamamen kapalı (endoskopik) olarak uygulandığını belirten Prof. Dr. Burak Turna, işlemin idrar kanalından girilerek gerçekleştirildiğini ifade etti. HoLEP ameliyatında prostatın büyüyen kısmının kapsülünden tamamen ayrılarak çıkarıldığını söyleyen Turna, "Bu işlem, portakalın içinin kabuğundan ayrılmasına benzetilebilir. Herhangi bir kesi yapılmaz ve hasta işlem sırasında ya da sonrasında ağrı hissetmez." diye konuştu. Hızlı taburculuk, hızlı iyileşme HoLEP sonrası hastaların genellikle 1-2 gün içinde taburcu edildiğini aktaran Turna, klasik yöntemlere kıyasla sondanın daha erken alındığını ve hastaların günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğini belirtti. Klasik kapalı ve açık prostat ameliyatlarıyla karşılaştırıldığında HoLEP’in birçok artı özelliğe sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Turna, "HoLEP’te prostat dokusu tamamen çıkarıldığı için hastalığın tekrar etme riski oldukça düşüktür. Ayrıca büyük prostatlarda da güvenle uygulanabilir ve kan kaybı minimum düzeydedir" ifadelerini kullandı. Lazer prostat ameliyatlarının, günümüzde prostat büyümesi tedavisinde modern cerrahinin ileri teknolojik yöntemlerinden biri olduğunu belirten Turna, uygun hasta seçimiyle son derece başarılı sonuçlar elde edildiğini sözlerine ekledi.
Ağız sağlığı, çocuklarda bağışıklığın savunma hattı
20 Şubat 2026 Cuma - 10:03 Ağız sağlığı, çocuklarda bağışıklığın savunma hattı Ağız sağlığı çoğu zaman yalnızca çürüklerle ilişkilendirilse de uzmanlara göre mesele bundan çok daha kapsamlı. "Ağız, milyarlarca mikroorganizmanın yaşadığı canlı ve dinamik bir ekosistemdir" diyen Medicana Sağlık Grubu Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Uzm. Dt. Betül Bostan, bağışıklık sisteminin ilk savunma hattını oluşturan ağızdaki mikrobiyal dengenin yalnızca lokal değil, sistemik etkiler de oluşturabildiğini vurguladı. Medicana International İzmir Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Uzm. Dt. Betül Bostan, ağız mikrobiyotasının önemine dikkat çekerek, "Ağız sağlığı denildiğinde çoğumuzun aklına çürükler gelir. Oysa ağız yalnızca dişlerden ibaret değildir. İçinde milyarlarca mikroorganizmanın yaşadığı, hassas dengeler üzerine kurulu bir ekosistemdir. Bu ekosisteme ağız mikrobiyotası ya da ağız florası diyoruz. Ağız, sindirim sisteminin başlangıcı ve bağışıklık sisteminin ilk savunma hattıdır. Bu nedenle burada oluşan mikrobiyal denge tüm vücudu etkileyebilir. Ağızda bulunan mikroorganizmaların büyük bölümü yararlıdır; zararlı bakterilerin çoğalmasını engeller ve bağışıklık sistemini adeta eğitir. Sağlıklı bir ağız florası, güçlü bir bağışıklık yanıtının temel taşlarından biridir" ifadelerini kullandı. Floradaki bozulma sadece çürükle sınırlı değil Ağız florasındaki dengenin bozulmasının yalnızca çürük ve diş eti hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Uzm. Dt. Betül Bostan, "Ağız florasındaki dengenin bozulması, çürükler ve diş eti hastalıklarıyla sonuçlanabilir. Ancak etkisi bununla sınırlı değildir. Bilimsel çalışmalar; ağız sağlığındaki bozulmaların kalp-damar hastalıkları, diyabet kontrolü, solunum yolu enfeksiyonları ve erken doğum riskiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Ağız içindeki kronik inflamasyon, tüm vücudu etkileyebilen bir inflamatuar yük oluşturabilir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün ağız sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlayan Uzm. Dt. Betül Bostan, "Ağız hastalıklarının dünya çapında en yaygın kronik hastalıklar arasında yer aldığı belirtilmektedir. Yani ağız, vücuttan bağımsız değildir; sistemik sağlığın bir parçasıdır" diye konuştu. Çocukluk dönemi mikrobiyota açısından oldukça kritik Çocuklarda ağız mikrobiyotasının daha hassas olduğuna dikkat çeken Uzm. Dt. Betül Bostan, erken dönemdeki alışkanlıkların uzun vadeli etkileri olabildiğine dikkat çekti. Uzm. Dt. Betül Bostan, sözlerine şöyle devam etti: "Çocukluk dönemi ağız mikrobiyotası açısından en hassas dönemdir. Doğumdan itibaren bakteriyel kolonizasyon başlar ve özellikle ilk yıllarda bu denge şekillenir. Bağışıklık sistemi henüz gelişim aşamasındadır; ağız florası daha kırılgandır. Bu dönemde sık ve kontrolsüz şeker tüketimi, gece beslenmesi sonrası temizlik yapılmaması, gereksiz antibiyotik kullanımı ve yetersiz ağız hijyeni mikrobiyal dengeyi bozabilir. Erken dönemde oluşan bu bozulmalar yalnızca süt dişlerini etkilemez. İlerleyen yaşlarda artmış çürük riski, kronik diş eti problemleri ve inflamatuar yatkınlıkla ilişkilendirilmektedir. Çocuklukta ağız sağlığına gösterilen özen, aslında gelecekteki genel sağlığa yapılan yatırımdır." Antibiyotik kullanımı flora dengesini bozabilir Antibiyotik kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve ağız hijyeninin ağız florası üzerindeki etkilerine de değinen Uzm. Dt. Betül Bostan şu açıklamalarda bulundu: "Antibiyotikler gerekli durumlarda hayat kurtarıcıdır; ancak gereksiz ve sık kullanım faydalı bakterileri de azaltarak ağız florasının dengesini bozabilir. Beslenmede özellikle şeker tüketiminin sıklığı, miktarından daha belirleyicidir. Gün içinde tekrarlayan şeker maruziyeti zararlı bakterilerin baskın hale gelmesine yol açar. Dengeli beslenme ve düzenli ağız bakımı ise koruyucu etki sağlar. Ailelerin ilk dişten itibaren düzenli fırçalama alışkanlığı kazandırması, yaşa uygun miktarda florürlü diş macunu kullanması, şeker tüketimini sıklık açısından azaltması, gece beslenmesi sonrası mutlaka temizlik yapması, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınması ve düzenli diş hekimi kontrollerini aksatmaması önemlidir. Burada amaç ağız içini steril hale getirmek değildir; sağlıklı mikrobiyal dengeyi korumaktır." Uzm. Dt. Betül Bostan, ağız sağlığının yalnızca estetik bir konu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Sağlıklı bir ağız florası; güçlü bir bağışıklığın, dengeli bir inflamasyon yanıtının ve sağlıklı bir bedenin temelidir. Ağız sağlığı, genel sağlığın başlangıç noktasıdır" dedi.
İzmir Büyükşehir ilk iftar sofrasını Gaziemir’de kurdu
19 Şubat 2026 Perşembe - 21:49 İzmir Büyükşehir ilk iftar sofrasını Gaziemir’de kurdu İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının ilk gününde Gaziemir’de kurduğu iftar sofrasında vatandaşları buluşturdu. Programda paylaşma, yardımlaşma ve toplumsal dayanışma çağrısı yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, ramazanın başlamasıyla birlikte ilk iftar sofrasını Gaziemir’de kurdu. Yurttaşlar birlikte oruç açtı. CHP İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Altan İnanç ile Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık ve ilçe sakinlerinin yoğun katılım gösterdiği programda birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu öne çıktı. "Yardımlaşmayı ilke edinmeliyiz" Programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Altan İnanç, Ramazan’ın birlik, kardeşlik ve iyilik ayı olduğunu belirtti. Ramazan’ın "11 ayın sultanı" olarak nitelendirildiğini hatırlatan İnanç, bu ayda yapılan iyiliklerin, paylaşılan lokmaların ve verilen selamların manevi karşılığı olduğuna inandıklarını belirterek, şunları söyledi: "Sadece Ramazan’da değil, yaşamımızın tamamında kendimizi iyilikle terbiye etmeliyiz. Yardımlaşmayı, kardeşçe kucaklamayı ilke edinmeliyiz. Ramazan ayımızın ilk iftarında sizlerle olduğumuz için mutluluğumu ifade etmek istiyorum." Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık da, Ramazan’ın hoşgörü, anlayış ve dayanışmayı pekiştiren bir dönem olduğunu belirterek, aynı sofrada buluşmanın toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ramazan boyunca kentin farklı noktalarında iftar programları düzenleyecek.