Yerel Haberler
Kars
14 Mayıs 2026 Perşembe - 11:39 Kars’ta konut satışları Nisan ayında 328’e ulaştı Türkiye genelinde konut satışlarına ilişkin Nisan 2026 verileri açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan verilere göre, Kars’ta Nisan ayında toplam 328 konut satışı gerçekleştirildi. Açıklanan rakamlar, kentte gayrimenkul hareketliliğinin devam ettiğini ortaya koyarken; satışların büyük bölümünü ikinci el konut işlemleri oluşturdu. İlk el ve ikinci el satışların yanı sıra ipotekli ve diğer satış türlerinde de hareketlilik yaşandı. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde konut satışları Nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre artış gösterdi. Özellikle büyükşehirlerdeki hareketlilik sürerken, Anadolu şehirlerinde de konut piyasasında canlılık gözlendi. Kars’ta gerçekleşen 328 konut satışı; kentteki barınma ihtiyacı, yatırım amaçlı alımlar ve mevsimsel hareketlilikle ilişkilendirildi. Uzmanlar, yaz döneminin yaklaşmasıyla birlikte önümüzdeki aylarda satış rakamlarında artış yaşanabileceğini değerlendiriyor. Faiz oranları ve ekonomik gelişmelerin etkisiyle ipotekli konut satışlarında temkinli bir seyir izlenirken, ikinci el konut piyasasındaki hareketlilik dikkat çekti. Özellikle şehir merkezinde bulunan daireler yatırımcıların ilgisini çekmeye devam etti. Gayrimenkul sektör temsilcileri, konut fiyatlarındaki değişim ve kredi maliyetlerinin satış rakamlarını doğrudan etkilediğini belirterek, yaz aylarında piyasanın daha da hareketlenmesini beklediklerini ifade etti. Kars’ta son dönemde artan yapılaşma, kentsel dönüşüm çalışmaları ve yeni konut projeleri de satış rakamlarına yansıyor. Özellikle merkezi bölgelerdeki daireler ile yeni yapılan konut projelerine ilginin sürdüğü belirtildi. TÜİK’in açıkladığı veriler, Kars’ta gayrimenkul sektörünün canlılığını koruduğunu ortaya koyarken, önümüzdeki aylarda açıklanacak veriler de sektörün yönü açısından önem taşıyor.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:39 Oyuncak karavanı Kars’ta minik yürekleri ısıttı İş adamı Muhsin Şaşmaz tarafından hayata geçirilen, "Oyuncaksız çocuk kalmasın, oyuncaklar Muhsin abiden" Projesi kapsamında Kars’ın Ermenistan sınırında bulunan köy okuluna gelen oyuncak karavanı, çocuklara adeta bayram sevinci yaşattı. Kars’ın Akyaka ilçesine bağlı Kürekdere köyü okulunun bahçesine gelen rengarenk oyuncak karavanını gören öğrenciler büyük heyecan yaşarken, ilk kez bu kadar farklı oyuncakları bir arada gören çocukların mutluluğu yüzlerinden okundu. Minikler hem oyuncaklarla buluştu hem de unutamayacakları bir gün geçirdi. 2020 yılında başladığı sosyal sorumluluk yolculuğunu aralıksız sürdüren Muhsin Şaşmaz, bugüne kadar yaklaşık 60 bin çocuğa ulaştıklarını söyledi. Çocukların mutlu olmasının her şeye değer olduğunu ifade eden Şaşmaz, "Bugün de Kars’tayız, Buraya gelirken Kars Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kars Eğitim Vakfı ile bir protokol yaptık. Onun için buradayız. Binlerce oyuncak dağıttık. Bir şeyler yapmak istiyoruz, dokunmak istiyoruz, çocuklarla buluşuyoruz. Anne babalarınızı dinleyin, öğretmenlerinizi dinleyin. Çöplerinizi çöpe atın gibi ben eminim o çocuklar bu gibi güzellikleri gördüklerinde kendileri de bunlara yapmaya çalışacak. Hani iyilik bulaşıcıdır ya, inşallah iyiliği bulaştırırız. Elimizden geleni yapıyoruz. Şunu söyleyeyim. Gösterecek eşyalarım yok benim, anlatacak hikayelerim var. Onun için çocuklar biriktiriyorum yüreğimde" dedi. Oyuncaklarını aldığını belirten 4. Sınıf öğrencisi Ahmet Hamza Topkaya, "Bugün okulumuz çok büyük bir araba geldi, içinde bir sürü oyuncak vardı. İlk defe arabanın içerinde oyuncaklar gördüm. Okulumuz de ilk defa böyle bir etkinlik yapılıyor. Çok mutlu oldum. Tüm arkadaşlarımızla oyuncaklarımızı aldık. Çok sevindik" diye konuştu. Bursa’dan Kars’a oyuncak karavanıyla gelen Muhsin Şaşmaz, köy köy dolaşarak çocukların yüzünü güldürüyor. Kürekdere köyünde yaşanan bu anlamlı buluşma hem çocukların hem de ailelerin hafızasında uzun süre yer edecek gibi görünüyor. Şaşmaz, bugüne kadar yaklaşık 60 bin çocuğu oyuncaklarla buluşturdu.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 08:47 Kars’ta tefecilik operasyonu: 21 milyonluk çek-senet, tapular ve uyuşturucu ele geçirildi Kars’ta tefecilik suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda milyonlarca liralık çek ve senetle birlikte tapular, uyuşturucu madde ve fişekler ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Kars Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince il merkezinde yürütülen TCK-241 "Tefecilik" suçu soruşturması kapsamında bir iş yerine operasyon düzenlendi. Yapılan aramalarda toplam değeri 21 milyon 695 bin TL olan 15 adet çek ve senet, 10 adet adi sözleşme, 9 adet tapu, çok sayıda ajanda, defter ve not kağıdı ele geçirildi. Mali evrakların yanı sıra, suç unsuru kapsamında değerlendirilen belgelerin detaylı incelemeye alındığı öğrenildi. Operasyonda ayrıca 13 parça halinde toplam 8,26 gram metamfetamin ile 6 tabanca fişeği de bulundu. Ele geçirilen materyallere el konulurken, iş yerindeki dijital ve yazılı dokümanların da soruşturma dosyasına dahil edildiği belirtildi. Operasyon kapsamında gözaltına alınan S.B. (43), emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kars Emniyet Müdürlüğü’nce, kent genelinde tefecilik başta olmak üzere organize suçlarla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilerek, halkın huzur ve güvenliği için çalışmaların aralıksız devam edeceği ifade edildi.
Kars Barosu’ndan 5 Nisan Avukatlar Günü açıklaması
05 Nisan 2024 Cuma - 14:19 Kars Barosu’ndan 5 Nisan Avukatlar Günü açıklaması Kars Barosu 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle açıklama yaptı. Adliye Binası’nda Baro Başkanı Fettah Çapkurt Başkanlığında bir araya geldi. Avukatlar adına açıklama yapan Başkan Çapkurt, “Demokratik toplumun temel direği adalet; adalete erişimin güvencesi avukattır. Avukat yalnızca müvekkilinin değil, savunma hakkının temsilcisi ve hak savunucusudur. Avukat olmadan adil yargılanma olmaz. Adil yargılanma olmadan, toplumsal barış ve güven tesis edilemez, hukukun üstünlüğü korunamaz. Savunma hakkının güvencesi olarak avukat, hukuk devletinin hayata geçirilmesini sağlar. Bizler, yüklendiğimiz bu onurlu görevi, kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onurla yerine getirmenin çabası içerisindeyiz” dedi. Çapkurt, “Adalete erişim hakkı için güçlü avukat, güçlü avukat için güçlü Baro gerekir. Yurttaşın haklarının savunucusu avukat, avukatın savunucusu Baro’dur. Baro yalnızca meslek örgütü değil, yurttaşların başta adil yargılanma olmak üzere, hak ve özgürlüklerinin takipçisidir. Baro ve avukat zayıf düşerse, bundan en büyük zararı yurttaşlar ve hukuk düzeni görür. Bunu dile getirmek için bugüne kadar hep “Güçlü Baro Güçlü Avukat”, “Herkes için adalet, adalet için avukat” dedik. Ancak ülkemizde avukatların sosyoekonomik sorunları her geçen gün arttı. Mesleğimizin ve Baroların ekonomik sürdürülebilirliği tarihimizin en alt düzeyine inmiş durumdadır. Yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve fiziki şiddetle de karşı karşıyayız. Avukatlar, müvekkiliyle özdeşleştiriliyor, yargılanıyor, darp ediliyor, yaralanıyor ve öldürülüyor. Bugün “Avukat İçin de Adalet!” diye haykırmak zorunda kalıyoruz” diye konuştu. Başkan Çapkurt, “5 Nisan Avukatlar Günü’nde mesleğimizin sorunlarının çözümüne yönelik taleplerimizi bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Nitelikli bir hukuk eğitimiyle hem mesleğimizde hem de adalet hizmetlerinde niteliğin artırılmasını istiyoruz. Yalnızca Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı değil, staj sonrasında Avukatlık Meslek Sınavı istiyoruz. Avukata yönelik şiddetin son bulmasını, şiddet faillerinin en ağır yaptırımlarla cezalandırılmasını istiyoruz. Kamu avukatlarının özlük haklarının kanunla düzenlenmesini istiyoruz. CMK Ücret Tarifesi’nin avukatın emek ve mesaisini karşılayacak düzeyde olmasını istiyoruz. Mesleki faaliyetimizin temeli olarak yargı bağımsızlığının tesisini, hukukun üstünlüğü ilkesine uygun hareket edilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
Avukat Othan, "Hayvanlar insanlar için hayati önem taşıyan canlılardır"
04 Nisan 2024 Perşembe - 17:11 Avukat Othan, "Hayvanlar insanlar için hayati önem taşıyan canlılardır" Kars Barosu avukatlarından Eylem Othan, hayvanlara yönelik haksız muamelelere karşı yasaların daha etkin hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Othan, yüzlerce hayvan türünün neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Avukat Eylem Othan, "Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü, hayvanlar insanlar için hayati önem taşıyan canlılardır. Doğanın dengesi, insan yaşamının sürebilmesi için insanların hayvanlara ihtiyacı vardır ve hep olacaktır. Yaşadığımız coğrafyada, hayvanları korumak bir yana; türlerini yok edecek düzeyde hak ihlalleri ile hak ettiği değeri görmeyen ve hatta toplumun bir kesimi tarafından görülmek istenmeyen en savunmasız canlı türü olarak hayvanları ilk sıraya koyabiliriz. Her gün sayısız sahipli veya sahipsiz hayvana ‘vicdan’ ‘merhamet’ yoksunu insanlarca kanuni tanımı ile işkence edilmekte veya acımasız ve zalimce muamelede bulunulmaktadır” dedi. "Günümüzde yüzlerce tür, yüzlerce av hayvanı nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor" diyen Othan, “Avcılığın resmi makamlar nezdinde kabul görmesi neticesinde hayvanların yaşam hakkına devlet eliyle müdahale edilmektedir. Deneylerde kullanılarak öldürülen yunus parklarında, hayvanat bahçelerinde, pet shoplarda sömürülen canlılar insanlık adına affedilemez bir ayıptır. Temelde bu canların yaşam hakkı ihlal edilmektedir. Maalesef ki bu haksız muamelelerin tek kaynağı da insandır. Kendini her şeyin sahibi sanan, her şey insan için mantığıyla hareket eden insanoğlu, bu canlıların yaşam alanlarına müdahale ettiği yetmezmiş gibi doğanın da yalnız ve daimi sahibi gibi davranmakta ve merhametsiz, canice davranışlarla hayvanların yaşam hakkına haksızca müdahale etmektedir. Yıllardır değişmeyen bu gerçeklik son yıllarda devlet yetkilileri ve kurumların 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve 7332 Sayılı “Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu’na ve yönetmeliklere aykırı nefret söylemi denebilecek hayvan düşmanı açıklamaları ile daha vahim bir hal almıştır” diye konuştu. Othan, “Caydırıcı olmayan yasaların ve devlet kurumlarının hayvanları koruyamamasından güç alan vicdan merhamet duygusundan yoksun kişilerce sosyal medya üzerinden sahipsiz köpeklerin insanlara saldırdıklarına yönelik gerçek dışı video ve haber paylaşımları ile tüm topluma nefret aşılanmaktadır. Yasaya göre yaşam alanlarından alındıktan sonra hayvanların bakım evlerinde rehabilite edilip, aşılanıp, kısırlaştırılmaları sonrasında tekrar alındıkları yere bırakılmaları veya sahiplendirilmeleri düzenlenmişken, ömür boyu hapis olacakları ve haberlerde de gördüğümüz üzere kimi bakım evi çalışanlarınca işkenceye maruz kalmalarına göz yumularak, bilinmezliğe sürüklenmeleri, barınak adı altında ölüm kamplarına kapatılmaları istenilmektedir. Mevzuatımızda mevcut 5199 sayılı kanun ise hayvanların yaşam hakkına yönelik yalnızca sözde bir koruma sağlamaktadır. Adli makamlarca söz konusu hayvanlar olduğunda etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmemektedir. Caydırıcı olmayan yaptırımlar neticesinde hayvanların yaşam hakkına müdahale edenlerin bu eylemleri karşılıksız kalmaktadır. 5199 sayılı kanunun geliştirilmesi ve daha etkin hale getirilmesi için çalışmalar yapılması gerekliliği aşikardır. Ancak her ne kadar mevcut hali yetersiz kalıyor olsa da sonuç itibariyle mevzuatımızda hayvanların yaşam hakları güvence altına alınmıştır. Adli makamların hayvanların yaşam hakkına yönelik olaylarda 5199 sayılı kanunu mevzuattaki diğer kanunlardan ayırmadan en etkin ve işlevsel şekilde uygulaması gerekmektedir. İlgili makamların hayvanlarla ilgili olaylarda daha az duyarlı inceleme yapmaları kabul edilemez olup başlıca problemlerden biridir. Mevzuat kapsamında yerel yönetimlere yüklenen sorumluluklar yerine getirilmedikçe, kısırlaştırma seferberliği başlatılıp en etkin şekilde yürütülmedikçe, hayvanlar asılsız komplolarla hedef haline getirildikçe, popülasyon artmaya devam edecek ve hayvanlar açlık ve ölüme terk edilecektir. Yanlış politikalara son verilerek, işlevsel mekanizmalar geliştirilerek ve en nihayetinde hayvanlara bir canlı olarak değer verilmesi zihniyetinin topluma aşılanmasına yönelik faaliyetlerle günümüzde sorun olarak yansıtılan durumlar kalıcı çözüme kavuşabilecektir” şeklinde konuştu.
Uzman Doktor Şanal, “Kanserde erken teşhis hayat kurtarır”
04 Nisan 2024 Perşembe - 16:41 Uzman Doktor Şanal, “Kanserde erken teşhis hayat kurtarır” Kars İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Doktor Nilgün Şanal, yaklaşık her 6 ölümden birinin kansere bağlı olduğunu ve Türkiye’de 2019 yılında 223 bin 87 kişiye yeni kanser teşhisi konulduğunu belirtti. Kars İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Doktor Nilgün Şanal, 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Türkiye’de 2019 yılında 223 bin 87 kişiye yeni kanser teşhisi konulduğunu, dünyada ise 2040 yılında 29.9 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıktığını ifade eden Şanal, “Dünya da nüfusun yaşlanması ile birlikte 2040 yılında 29.9 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıkacağı ve 15.3 milyon kişinin ise bu hastalık nedeniyle hayatını kaybedeceği Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından öngörülmektedir. Dünya kanser istatistiklerine göre; 75 yaşa kadar her 5 kişiden 1’inde kanser gelişme riski, her 10 kişiden 1’inde ise kanser nedeniyle hayatını kaybetme riski mevcuttur. Ülkemizde ise kanser, yıllardır en sık izlenen ikinci ölüm sebebidir. Yaklaşık her 6 ölümden biri kanser nedeniyle gerçekleşmektedir. Türkiye’de 2019 yılında yaşa standardize kanser hızı erkeklerde yüz binde 264,9 kadınlarda ise yüz binde 193,4’tür. İlgili yılda Türkiye’de toplam 223 bin 87 kişiye yeni kanser teşhisi konulmuştur. Erkeklerde akciğer, kadınlarda ise meme kanseri en sık izlenen kanser olma özelliğini sürdürmektedir. Kolorektal kanserler de önceki yıllarda olduğu gibi üçüncü sıklıkta izlenmeye devam etmektedir” dedi. Kanserde erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çeken Şanal, “Kanser gelişiminde, yüzde 90 çevresel, yüzde 10 oranında ise genetik faktörler etkilidir. Çevresel faktörler arasında yer alan; tütün kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilolu ve/veya obez olma ve enfeksiyonlara maruziyet gibi risklerin engellenmesi yolu ile gelişmekte olan kanserlerin günümüzde yüzde 30-50 oranında önlenebileceği bilinmektedir. Özellikle tarama programları ve kanser belirtilerinin erken fark edilmesi, teşhis ve tedavi hizmetlerine erken dönemde erişilmesi yolu ile uygulanan tedavinin yaşam kalitesine çok şey katabildiği kanser türleri göz önüne alınırsa, korunmanın önemi daha da artmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kanser konusunda en önemli kontrol stratejisinin korunma ve erken teşhis olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda; kanserojen maddelerin tespiti, risk faktörlerinden kaçınma, önleme, korunma, tarama ve erken tanı en önemli kanser kontrol stratejileri arasında yer almaktadır” diye konuştu. Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM) bünyesinde faaliyet gösteren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’nde; 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir meme kanseri, 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir rahim ağzı kanseri ve 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir kolorektal kanser taramalarının da ücretsiz olarak yapılıyor.
Başkan Ödül’den Dünya Sokak Hayvanları Günü açıklaması
04 Nisan 2024 Perşembe - 14:31 Başkan Ödül’den Dünya Sokak Hayvanları Günü açıklaması Kars, Ardahan, Iğdır Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ercan Ödül, “Dünya Sokak Hayvanları Günü" dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Başkan Ödül, 2010 yılından itibaren 4 Nisan gününün "Dünya Sokak Hayvanları Günü" olarak belirlendiğini ve bu günde sokak hayvanlarının yaşadıkları sorunlara ve çözümlerine dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendiğini belirtti. Ödül, yerel yönetimler seçiminin tamamlanmasından hemen sonrasına denk gelen Dünya Sokak Hayvanları Günü’nün ülkede ve özellikle bölgede sahipsiz hayvan popülasyonu sorununu ortaya koymak için çok önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekti. Kars, Ardahan, Iğdır Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ercan Ödül, “2004 yılında yayınlanan 5199 sayılı "Hayvanları Koruma Kanunu" ile sahipsiz hayvanlar konusundaki uygulamaların sorumluluğu yerel yönetimlere ve il özel idarelerine verilmiştir. Ancak yasanın çıktığı tarihten bu yana bazen bütçe yetersizliği bazen de farklı sebepler nedeniyle yerel yönetimler görevlerini tam olarak yerine getirmemiştir. Türkiye’de ilçe, il ve büyükşehir olmak üzere toplam 983 belediye varken, sadece 300 civarında bakımevi bulunmaktadır. Oysa 5199 sayılı kanunda "Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu yetmiş beş bini aşan belediyeler 31.12.2022, diğer belediyeler ise 31.12.2024 tarihine kadar hayvan bakımevlerini kurmakla yükümlüdür." ve "Belediyeler hayvan bakımevleri kurmak ve rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde beşi oranında kaynak ayırır. Bu oran büyükşehir belediyelerinde binde üç olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamaz.” hükümleri yer almaktadır. Günümüz itibariyle sadece 300 kadar bakımevi bulunması, yerel yönetimlerin bu konuya yaklaşımındaki yetersizliğini göstermektedir ki 31 Mart 2024 günü yapılan seçimlerde belediyeleri kazanan başkanları sahipsiz hayvanlar konusunda önemli bir görev beklediği aşikardır” dedi. Ödül, “Sahipsiz hayvanı popülasyonunun kontrol altına alınması yönünde çalışmaların istenilen düzeyde gerçekleştirilmemesi rutin sağlık kontrolü ve gerekli aşıları yapılmamış, insan sağlığını da tehdit eden bir çok zoonoz nitelikli ciddi hastalığı taşıyan ya da bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden, sokaklarda hayvan refahına uygun olmayan bir biçimde hayatını sürdürmeye çalışan sahipsiz hayvan sayısında ciddi bir artışa neden olmuştur. Bölgemiz gibi hayvancılık faaliyetlerinin yoğun bir biçimde yapıldığı kırsal bölgelerde köylerde bulunan sahipsiz hayvanların da il/ilçe merkezlerine getirilip bırakılması ile yerleşim yerlerindeki sahipsiz hayvan sayısı daha da artmaktadır. Sahipsiz hayvanlar sorunu artık sadece hayvan sağlığı sorunu olmaktan çıkmış ve kamusal alanı etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Yerel yönetimler sahipsiz hayvanlarla alakalı sorunun çözümü için ilgili kanun ve yönetmeliklere uyumlu sahipsiz hayvan bakımevleri yapmalı, eksikler giderilmelidir. Bakımevlerinde sahipsiz hayvanlarının kısırlaştırılması, aşılanması, işaretlenmesi, hasta ve yaralıların tedavi edilmesi, beslenmesi, sahiplendirilmesi ve sahiplendirilemeyenlerin alındıkları yere geri bırakılması işlemleri aksatılmadan yapılmalıdır. Belediyelerde Veteriner İşleri Müdürlüğü, kurulması zorunlu müdürlükler içerisinde yer almalıdır. Yeterince veteriner hekim istihdam edilirken, aynı zamanda hayvan sağlığı yardımcı personeli de istihdam edilmeli, diğer personelin de özel eğitimli olmasına dikkat edilmelidir” diye konuştu. Başkan Ercan Ödül, “Sahipli hayvanların kimliklendirilmesi işlemini yaptırmayan vatandaşlarımız sahipli hayvanları için kimliklendirme süreçlerini ivedilikle bitirmeli, evcil hayvanını terk edenlere ağır yaptırımlar uygulanmalı, kaçak hayvan girişi ve üretiminin önüne geçilmelidir. Ve en önemli olarak tüm ülke çapında veteriner hekimler öncülüğünde bilimsel ve hayvan refahı normları göz önünde bulundurularak acilen "kısırlaştırma seferberliği" ne başlanmalıdır. Kars, Ardahan, Iğdır Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulunda bulunduğumuz son 6 yılda sahipsiz hayvanlarla alakalı birçok projeye öncü ve paydaş olduk. Bölgemizde bulunan Valiliklerimizle İl Özel İdareleri üzerinden protokoller ve belediyelerimiz ile olarak kısırlaştırma seferberlikleri düzenledik. Bu zamana kadar bölgemizin en önemli sorunlarından olan sahipsiz hayvanlar sorunu ile alakalı olarak yaptığımız tüm çalışmalara yeni seçilen belediyelerimiz ile de yapmaktan imtina etmeyeceğimizi beyan ve taahhüt eder ve sahipsiz hayvanlar ile ilgili mevcut sorunun çözüm merkezinin veteriner hekimliği olduğu gerçeğini tüm ülke kamuoyunun idrak etmesinin öneminin altını bir kez daha çizmek isteriz” şeklinde konuştu.