Yerel Haberler
Kastamonu
10 Mart 2026 Salı - 12:41 Roma dönemine ait kalıntıların bulunduğu bölge defineciler tarafından tahrip edildi Kastamonu’nun Araç ilçesinde Roma dönemine ait kalıntıların bulunduğu ve 2014 yılında sit alanı ilan edilen bölge, defineciler tarafından yapılan kaçak kazılarla tahrip ediliyor. Kastamonu’nun Araç ilçesi Yukarı Güney köyü Kadimi mevkiinde bulunan ve Roma dönemine ait olduğu düşünülen kalıntıların yer aldığı bölge, Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 24 Temmuz 2014 tarihli kararıyla arkeolojik sit alanı ilan edildi. Henüz kazı çalışmalarının başlamadığı bölge defineciler tarafından yapılan kaçak kazılarla tahrip ediliyor. Bölgede birçok alanda defineciler tarafından kaçak kazıların yapıldığı gözlemlendi. Bölgede yaşayan vatandaşlar defineciler tarafından tahrip edile yerleşim yerindeki kalıntıların gün yüzüne çıkartılmasını talep etti. "İnanılmaz şekilde kazmışlar" Bölgede Kastamonu Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekipleri ve vatandaşlarla birlikte incelemelerde bulunan Kastamonu Üniversitesi Araç Rafet Vergili Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, "Buraya ben 2022 yılının Aralık ayında gelmiştim. O tarihte de koruma altına alınması için ilgili kurumlara seslenmiştim. Aradan 4 yıl geçti, fakat bir gelişme olmadı. Bugün tekrar bölgeyi ziyaret etme imkanı bulduk. Alan önceki ziyaret ettiğimiz zaman göre daha fazla kazılmış, tahrip edilmiş. Şu anda bulunduğumuz alanda sütun parçaları var. Arkamda görülen alanda mozaikler, burada parçalar vardı. Hemen arkamızdaki büyük sütunlarda haç işareti vardı. Geldiğimiz güzergahımız da 4 tane daha haç işareti olan yapılar vardı. Sütunlar ve odalar vardı, bölmeler vardı. Bulunduğumuz bölgede yine aynı şekilde ortaya çıkarılmış sütunlar var, üzerinde yazılar var. Tabii ben arkeolog, sanat tarihçisi değilim. Özellikle arkeologların, ilgili kurumların bu bölgeye sahip çıkmaları lazım. İnanılmaz şekilde kazmışlar, bir yerden girmişler, öbür taraftan çıkmışlar. Adeta bir tünel yapmışlar" dedi. "Kazılan alanlara bakınca yepyeni kazılmış, ayak izleri bile var" Bölgenin korunması gerektiğini ifade eden Haberal, "Adeta sit alanı talan alanı olmuş. Gördüğümüz her yer, geçtiğimiz her yer kazılmış. 4 sene önce biz bu bölgeyi tekrar ziyaret etmiştik. Burada inanılmaz güzel görüntüler vardı. Daha yeni kazılmış, ayak izleri bile var. Kazı için kesilmiş ağaçlar var, inanılmaz derecede tahrip edilmiş. Artık buraya sahip çıkılması lazım, ortaya çıkarılması lazım" şeklinde konuştu. Bölgenin sit alanı ilan edilmesine rağmen korunamadığını söyleyen Haberal, bölgenin 2 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, "Kazı çalışmalarıyla bu alanın gün yüzüne çıkarılması ve ülke turizmine kazandırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Kestane ağaçlarını kurutan gal arısıyla mücadele sürüyor: Kestane balında verimin artması bekleniyor
27 Haziran 2025 Cuma - 13:57 Kestane ağaçlarını kurutan gal arısıyla mücadele sürüyor: Kestane balında verimin artması bekleniyor Karadeniz Bölgesi’nde kestane ağaçlarını kurutan gal arısına karşı mücadele sürüyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Talip Çeter, mücadelenin etkilerini göstermeye başladığını ve kestane balında rekoltenin tekrar artmasını beklediklerini ifade etti. Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez 2021 yılında görülen ve kestane ağaçlarının kurumasına sebep olan kestane gal arısıyla mücadele devam ediyor. Halk arasında ‘katil arı’ olarak bilinen kestane gal arısına karşı Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü laboratuvarında çoğaltılan 3 bin adet ‘Torymus Sinensis’ böceği, kestane ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu ormanlık alanlara bırakıldı. Gal arılarının yumurtalarıyla beslenen böcekler ile ağaçların kurumasının ve yüzde 80 civarında meyve kaybına sebep olan gal arılarının azaltılması hedefleniyor. Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü, kestane ağaçlarının tomurcuklarına yumurta bırakarak çiçek açmasını engelleyen ve zamanla ağaçları tamamen kurutan gal arısıyla mücadele için ilk olarak Cide, İnebolu, Bozkurt ve Çatalzeytin ilçelerinde 12 farklı noktaya laboratuvarda üretilen "Torymus Sinensis" salımı gerçekleştirdi. Mücadele çerçevesinde şu ana kadar da İnebolu, Cide, Bozkurt ve Çatalzeytin ilçelerine 4 bin 200 adet tuzaklar asıldı. Yüzde 80 oranında verimi düşen kestane balı üretiminde rekoltenin de yapılan mücadele neticesinde sayesinde bu yıl artması hedefleniyor. Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talip Çeter, Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi doktora öğrencisi Serhat Karabıcak ve Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Oktay Bıyıklıoğlu, İnebolu ve Bozkurt ilçelerinde kestane ağaçlarında incelemelerde bulundu. Çeter, Karabıcak ve Bıyıklıoğlu, kestane ormanlarında yaptıkları incelemeler sonrasında kestane ağaçlarında çiçeklenmede artış olduğu ve bu yıl kestane balında da rekoltede artış beklediklerini söyledi. Kestane balının Karadeniz Bölgesi için oldukça önemli bir arı ürünü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Talip Çeter, "Kestane balı, Karadeniz Bölgesi için oldukça önemli bir arı ürünü. Hem katma değeri yüksek hem de şifa kaynağı olarak kullanılan bir arı ürünü. Kestane balı, kestane bitkisinin polen ve nektarından arı tarafından alınarak üretiliyor ama son zamanlarda özellikle yurtdışı kaynaklı olarak ülkemize giren ve Kastamonu bölgesini de yoğun olarak etkileyen kestane gal arısı, önemli derecede verimde düşüşe sebep oldu. Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan hem fiziksel hem de biyolojik mücadeleyle bunun bu yıl gerilediğini görüyoruz. Gal arısının yayılışının ve salgınının kestane ormanlarında gerilediğini görüyoruz. Kestane bitkisinin özellikle yıllık filizlerine yumurta bırakmak suretiyle burada oluşturduğu gal, hem fotosentetik üretimini engelliyor ve bitkinin gelişimini engellemek suretiyle de çiçeklenmesini dolayısıyla polen ve nektar üretimini olumsuz yönde etkilemek suretiyle bundan bir yan ürünü olarak elde edilen bal üretimini de çok olumsuz etkiliyor" dedi. "Gal arısıyla ilgili daha çok araştırmaların yapılması gerekiyor" Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi doktora öğrencisi Serhat Karabıcak ise, "Şu anda maalesef ki rekoltenin düşük olmasının sebeplerinden biri olarak gal hastalığını görebiliyoruz. Hem çiçeklenmeyi engellemesi hem de ağacı neredeyse kurutacak düzeye kadar getirmesi sebebiyle gal arısı büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Gal arısının ülkemize Bursa bölgesinden yaklaşık 7-8 yıl önce giriş yaptığı bilinmektedir. Bundan dolayı kestane balı üretimi ve kestane ürünleri özellikle büyük rekolte kaybına neden olmaktadır. Gal hastalığıyla ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Ormancılarla görüştüğümüz zaman predatörü olan bir böceği saldıkları ve bunun ne kadar yeterli olduğunu yıllar bunu bize gösterecek. Bu konuda daha çok araştırmaların yapılması gerekiyor. Türkiye burada kestane balı üretiminde öncü ülke" şeklinde konuştu. "Gal arısında bu yıl düşüş görülmektedir" Ballarla ilgili tez araştırması yapan Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Oktay Bıyıklıoğlu da, "Bunu önlemek için hem biz, Biyoloji Bölümü olarak hem de Tarım ve Orman Bakanlığının birçok çalışması mevcuttur. Bazen fermon tuzaklarıyla çalışmalar yürütülürken kimi zamanda çalışalar biyolojik mücadele yöntemi ile yapılmaktadır. Biyolojik mücadele yönetimi oldukça etkili ve dünyanın genelinde sonuç alınmış bir yöntemdir. Ancak bu mücadele ortalama 7-8 yıl sürmektedir. Bakanlığımızın çalışmalarıyla birlikte gal arısında bu yıl düşüş görülmektedir. Aynı zamanda bizim yine önemli bir çıktığımız olan kestane balı üretiminde de iyileşmeler görülmektedir. Bu yıl Karadeniz Bölgesinde mücadelede dördüncü yıldayız. Yaklaşık 5-6 yıl içinde muhtemel kestane ormanlarında ciddi düzelmeler olacaktır" ifadelerini kullandı.
Kestane ağaçlarını kurutan gal arısıyla mücadele sürüyor: Kestane balında verimin artması bekleniyor
27 Haziran 2025 Cuma - 13:51 Kestane ağaçlarını kurutan gal arısıyla mücadele sürüyor: Kestane balında verimin artması bekleniyor Karadeniz Bölgesi’nde kestane ağaçlarını kurutan gal arısına karşı mücadele sürüyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Talip Çeter, mücadelenin etkilerini göstermeye başladığını ve kestane balında rekoltenin tekrar artmasını beklediklerini ifade etti. Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez 2021 yılında görülen ve kestane ağaçlarının kurumasına sebep olan kestane gal arısıyla mücadele devam ediyor. Halk arasında ‘katil arı’ olarak bilinen kestane gal arısına karşı Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü laboratuvarında çoğaltılan 3 bin adet ‘Torymus Sinensis’ böceği, kestane ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu ormanlık alanlara bırakıldı. Gal arılarının yumurtalarıyla beslenen böcekler ile ağaçların kurumasının ve yüzde 80 civarında meyve kaybına sebep olan gal arılarının azaltılması hedefleniyor. Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü, kestane ağaçlarının tomurcuklarına yumurta bırakarak çiçek açmasını engelleyen ve zamanla ağaçları tamamen kurutan gal arısıyla mücadele için ilk olarak Cide, İnebolu, Bozkurt ve Çatalzeytin ilçelerinde 12 farklı noktaya laboratuvarda üretilen "Torymus Sinensis" salımı gerçekleştirdi. Mücadele çerçevesinde şu ana kadar da İnebolu, Cide, Bozkurt ve Çatalzeytin ilçelerine 4 bin 200 adet tuzaklar asıldı. Yüzde 80 oranında verimi düşen kestane balı üretiminde rekoltenin de yapılan mücadele neticesinde sayesinde bu yıl artması hedefleniyor. Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talip Çeter, Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi doktora öğrencisi Serhat Karabıcak ve Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Oktay Bıyıklıoğlu, İnebolu ve Bozkurt ilçelerinde kestane ağaçlarında incelemelerde bulundu. Çeter, Karabıcak ve Bıyıklıoğlu, kestane ormanlarında yaptıkları incelemeler sonrasında kestane ağaçlarında çiçeklenmede artış olduğu ve bu yıl kestane balında da rekoltede artış beklediklerini söyledi. Kestane balının Karadeniz Bölgesi için oldukça önemli bir arı ürünü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Talip Çeter, "Kestane balı, Karadeniz Bölgesi için oldukça önemli bir arı ürünü. Hem katma değeri yüksek hem de şifa kaynağı olarak kullanılan bir arı ürünü. Kestane balı, kestane bitkisinin polen ve nektarından arı tarafından alınarak üretiliyor ama son zamanlarda özellikle yurtdışı kaynaklı olarak ülkemize giren ve Kastamonu bölgesini de yoğun olarak etkileyen kestane gal arısı, önemli derecede verimde düşüşe sebep oldu. Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan hem fiziksel hem de biyolojik mücadeleyle bunun bu yıl gerilediğini görüyoruz. Gal arısının yayılışının ve salgınının kestane ormanlarında gerilediğini görüyoruz. Kestane bitkisinin özellikle yıllık filizlerine yumurta bırakmak suretiyle burada oluşturduğu gal, hem fotosentetik üretimini engelliyor ve bitkinin gelişimini engellemek suretiyle de çiçeklenmesini dolayısıyla polen ve nektar üretimini olumsuz yönde etkilemek suretiyle bundan bir yan ürünü olarak elde edilen bal üretimini de çok olumsuz etkiliyor" dedi. "Gal arısıyla ilgili daha çok araştırmaların yapılması gerekiyor" Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi doktora öğrencisi Serhat Karabıcak ise, "Şu anda maalesef ki rekoltenin düşük olmasının sebeplerinden biri olarak gal hastalığını görebiliyoruz. Hem çiçeklenmeyi engellemesi hem de ağacı neredeyse kurutacak düzeye kadar getirmesi sebebiyle gal arısı büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Gal arısının ülkemize Bursa bölgesinden yaklaşık 7-8 yıl önce giriş yaptığı bilinmektedir. Bundan dolayı kestane balı üretimi ve kestane ürünleri özellikle büyük rekolte kaybına neden olmaktadır. Gal hastalığıyla ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Ormancılarla görüştüğümüz zaman predatörü olan bir böceği saldıkları ve bunun ne kadar yeterli olduğunu yıllar bunu bize gösterecek. Bu konuda daha çok araştırmaların yapılması gerekiyor. Türkiye burada kestane balı üretiminde öncü ülke" şeklinde konuştu. "Gal arısında bu yıl düşüş görülmektedir" Ballarla ilgili tez araştırması yapan Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Oktay Bıyıklıoğlu da, "Bunu önlemek için hem biz, Biyoloji Bölümü olarak hem de Tarım ve Orman Bakanlığının birçok çalışması mevcuttur. Bazen fermon tuzaklarıyla çalışmalar yürütülürken kimi zamanda çalışalar biyolojik mücadele yöntemi ile yapılmaktadır. Biyolojik mücadele yönetimi oldukça etkili ve dünyanın genelinde sonuç alınmış bir yöntemdir. Ancak bu mücadele ortalama 7-8 yıl sürmektedir. Bakanlığımızın çalışmalarıyla birlikte gal arısında bu yıl düşüş görülmektedir. Aynı zamanda bizim yine önemli bir çıktığımız olan kestane balı üretiminde de iyileşmeler görülmektedir. Bu yıl Karadeniz Bölgesinde mücadelede dördüncü yıldayız. Yaklaşık 5-6 yıl içinde muhtemel kestane ormanlarında ciddi düzelmeler olacaktır" ifadelerini kullandı. (Vİ-MK-
Kastamonu Üniversitesi’nden yapay zekâ destekli yeni hizmet
27 Haziran 2025 Cuma - 13:47 Kastamonu Üniversitesi’nden yapay zekâ destekli yeni hizmet Kastamonu Üniversitesi, yapay zeka destekli yeni hizmeti olan "KÜ-Alim" ile bilgiye hızlı, kolay ve güvenilir erişim imkanı sunuyor. Kastamonu Üniversitesi, dijitalleşme alanındaki çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek öğrencileri, akademik ve idari personeli ile dış paydaşlara yönelik bilgi erişim platformunu devreye aldı. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından geliştirilen ve Kastamonu Üniversitesi’nin internet sitesine entegre edilen yapay zeka destekli "chatbot" sistemi "KÜ-Alim", bilgiye hızlı, kolay ve güvenilir erişim imkânı sunuyor. KÜ-Alim, öğrencilerin başta olmak üzere akademik ve idari personel ile dış paydaşların sıkça sorduğu sorulara anında yanıt vermek amacıyla tasarlandı. Akademik takvim, bölüm bilgileri, kayıt işlemleri, burs imkanları, yurt imkanları ve başvuru süreçleri gibi birçok konuda doğru ve güncel bilgiye saniyeler içinde erişim sağlıyor. Böylece özellikle yoğun dönemlerde yaşanan bilgiye ulaşım sorunlarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Sistem, derin öğrenme tabanlı yapay sinir ağı modeliyle çalışıyor. Gelişmiş metin anlama ve analiz teknolojileri sayesinde kullanıcıların doğal dilde sordukları soruları anlayarak en uygun yanıtı üretiyor. Bu sayede insan benzeri bir sohbet deneyimi sunuyor. KÜ-Alim, sadece Türkçe değil, farklı dillerde gelen soruları da yanıtlayabiliyor. Bu özellik, Kastamonu Üniversitesi’ni tercih eden uluslararası öğrencilerin bilgiye erişimini kolaylaştırırken Kastamonu Üniversitesi’nin küresel iletişim gücünü de artırıyor. Kastamonu Üniversitesi, KÜ-Alim ile birlikte Kastamonu Üniversitesi yönetiminde akıllı sistemlerin aktif kullanımına öncülük ediyor. Yapay zeka destekli çözümler sayesinde bilgi akışı hızlanırken, akademik ve idari süreçlerde de verimlilik artması hedefleniyor.
Kastamonu’da 56 arı kovanı zehirlendi: 1 milyona yakın arı telef oldu
26 Haziran 2025 Perşembe - 14:21 Kastamonu’da 56 arı kovanı zehirlendi: 1 milyona yakın arı telef oldu Kastamonu’nun Doğanyurt ilçesinde kestane balı üretimi yapan bir üreticinin kovanlarının zehirlenmesi ve girişlerinin kapatılması sebebiyle 1 milyona yakın arası telef oldu. Kastamonu’da 15 yıldır kestane balı üretimi yapan Hüsnü Şinoforoğlu, kestane balı üretimi yapmak için 225 arı kovanını Doğanyurt ilçesinde kiraladığı araziye yerleştirdi. Hüsnü Şinoforoğlu, ayı ve diğer yaban hayvanları için tel örgü, ışıklandırmayla tedbirler aldı. Bir süre sonra arılığa giden Şinoforoğlu, kovanlarının önünde binlerce arının telef olduğunu gördü. Şinoforoğlu, 6 arı kovanının girişinin de teneke ile kapatıldığını fark etti. Tek tek kovanları açıp arılarını kontrol eden Hüsnü Şinoforoğlu, 50 arı kovanının zehirlendiğini gördü. Yaklaşık 1 milyona yakın arının telef olduğunu iddia eden Hüsnü Şinoforoğlu, Doğanyurt İlçe Jandarma Komutanlığına giderek şikayette bulundu. "1 milyona yakın arım öldü" Yaşanan olayı anlatan Hüsnü Şinoforoğlu, "Doğanyurt’ta kestane balı üretimi yapıyorum. Bu sene yeni yönetmeliğin değişmesi nedeniyle Doğanyurt’a gittiğimizde kota belirlemesi yapmışlar. Ancak bu kota belirlemesinde çok yanlış yapmışlar. Çünkü dağdaki bir araziye göre kota koymuşlar. Hayır, floraya göre kota koymaları gerekiyor. Doğanyurt’taki ekipler, nesli tükenen ağaçları ceviz olduğu gibi kestane ağacı sayısını da belirleyecek. Bu sayıya göre kota koyacak. Biz, Doğanyurt’ta vatandaşın arazisini kiralıyoruz. Cumayanı denilen yerde bin 600 arı kovanı belirlemişler. Ben iddia ediyorum 5 bin kovan bile yetmeyecektir oraya ama belirlerken tapuya göre belirlemişler. Bu çok yanlış, floraya göre belirlenmesi gerekiyor. Burada kaç tane ceviz ağacı var, kaç tane kestane ağacı var, bilmiyorlar. Buna göre kota konulması gerekiyor. Netice itibarıyla biz bir yere gittik ve 225 arı kovanı getirdik. ’Buraya 100 taneden fazla arı koyamazsın’ dediler. Ancak o arada bir arkadaş bana geldi, ’şu kadar para ver, bütün arılarını getir’ dedi, ben de ’olmaz’ dedim. Kurban Bayramı’nın üçüncü günü arılarımın yanına gittim. Arılarım sapasağlam, bir şey yoktu. Eşim ile birlikte Kastamonu’ya geri geldim. Bayramdan sonra tekrar Doğanyurt’a gittiğimde kovanların önünde ölüler gördüm. Arkadaşımı aradım ’kovanların önünde çok ölü var, neden olmuş’ diye sordum. O da bana avucuna arıları al, horgucu dışarıda mı’ dedi. Dediği gibi olduğunu söyleyince, ’arılar zehirlenmiş’ dedi. 50 tane arı kovanım zehirlendi. Onların videosunu çekerken 6 tane arı kovanının ağzının kapatıldığını gördüm. Her kovanda yüz bine yakın arı var, canlı var ve 600 binden fazla arı katledildi. 200-300 binden fazla arı da zehirlendi. Her kovanda 3-4 çıta arı öldü. 1 milyona yakın arım öldü" dedi. "Dört ayaklı ayılar için önlem aldık ama iki ayaklılar için önlem almamıştık" Arılarını ayılardan koruyabildiğini, ancak insanlardan koruyamadığını belirten Hüsnü Şinoforoğlu, "Gerekirse yolda giderken bir köpeği, bir kediyi ezmemek için kaza yapıyorsunuz. Yani 600 yüz bin canlı ölür mü? Doğanyurt’un bir geliri yok, bizim gibi insanlar gidip Doğanyurt’tan arazi kiralıyor. Oranın maliyeti her ay 200 bin lira. Benim gibi 500 kişi gitse Doğanyurt’a bir girdi olacak. Biz jandarmaya başvurduk ama elimde bir belge yok. Ben şüphelendiğim insanları söyledim. Biz, dört ayaklı ayılar için önlem aldık. Yani ayı tuzağı kurduk, ışıklandırmalar yaptık ama iki ayaklılar için önlem almadık. Ben kamera koymadım, şimdiye kadar gerek de duymadım. Ben arabamın içinde yatıyorum, kovanlarımı kolluyorum, bakıyorum. Elbette ki bir şeyin karşılığı var. Emeğin karşılığı mutlaka olmalı. Ben şu anda 1 milyon 500 bin liralık bir yatırım yaptım" diye konuştu.
3 ildeki yaşlıların refahı panelde ele alındı
25 Haziran 2025 Çarşamba - 21:47 3 ildeki yaşlıların refahı panelde ele alındı Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen panelde, Kastamonu, Çankırı ve Sinop’taki yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik hizmet ve politikalar ele alındı. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ev sahipliğinde gerçekleştirilen Yaşlı Refahı Paneli’nde aktif ve sağlıklı yaşlanma, hayat boyu öğrenme ve kuşaklar arası dayanışma gibi kritik konular masaya yatırıldı. Kastamonu’da KUZKA Merkez Bina Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen Yaşlı Refahı Paneline, Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Yaşlı Politikaları Daire Başkanı Doç. Dr. Fatih Elibol, KUZKA Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç ve ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri ile yaşlı bireyler katıldı. İki oturum halinde gerçekleştirilen panelde, ilk olarak kurumsal hizmetler ve politikalar ele alındı. Sağlık Bakanlığı, TÜİK ve KUZKA’dan uzman isimlerin sunum yaptığı oturumda, yaşlılara yönelik sağlık, sosyal ve demografik hizmetler ile ilgili bilgiler paylaşıldı. İkinci oturumda ise aktif yaşlanma, kuşaklar arası etkileşim ve yaşam boyu öğrenme başlıkları konuşuldu. Kastamonu, Çankırı ve Sinop’taki üniversitelerin akademisyenlerin de katkı sunduğu oturumda, bölgesel sosyal politika önerileri ve iyi uygulama örnekleri ele alındı. "TR82 bölgesinin yaşlı refahı sorunlarını ele alıyoruz" Panelde konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, "Yaşlı bireyler, sadece birer aile büyüğü değil; aynı zamanda geçmişle geleceği birbirine bağlayan köprülerdir. Tecrübeleriyle yol gösteren, değerleriyle toplumu besleyen yaşlılarımız; kültürel sürekliliğin teminatı, kuşaklar arası bağların canlı hafızasıdır. Aile içinde saygı ve sevgiye dayalı ilişkilerin güçlenmesinde, geleneklerin aktarılmasında ve toplumsal dayanışmanın sürdürülmesinde yaşlıların rolü hayati önemdedir. Günümüzde, dijitalleşme, bireyselleşme, boşanma oranlarındaki artış, doğurganlık oranının düşmesi ve yaşlı nüfusun hızla artması gibi sosyal ve demografik değişimler yalnızca aile kurumunu değil, aynı zamanda yaşlı bireylerin toplumsal hayattaki konumunu da etkilemektedir. Bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesi, aile yapısının güçlendirilmesi ve yaşlı bireylerin bu yapı içindeki yerine vurgu yapılması açısından büyük anlam taşımaktadır" dedi. Kastamonu, Çankırı ve Sinop illerini kapsayan TR82 bölgesinin yaşlı refahına değinen Vali Dallı, "Türkiye genelinde 65 yaş ve üzeri nüfus oranı 2019 yılında yüzde 9,1’ken 2024 yılında yüzde 10,6’ya, yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 13,4’ten, yüzde 15,5’e çıkmıştır. 2030 yılında bu oranın yüzde 19,5’e yükselmesi beklenmektedir. Ülkemizde en yaşlı bölge, yüzde 19,6 oranıyla TR82 bölgesi olup yaşlı nüfus oranı ülke ortalamasının oldukça üzerinde seyretmektedir. Yüzde 20,8 ile Türkiye’de yaşlı nüfus oranında ilk sırada Sinop, yüzde 20,2 oranıyla ikinci sırada Kastamonu bulunmaktadır. Çankırı ise yüzde 17,7 oranıyla beşinci sıradadır. Bu veriler, yaşlı bireylerin ihtiyaç duyduğu sosyal, sağlık ve ekonomik destek mekanizmalarına bölgemizdeki ihtiyacın ne kadar fazla olduğunu açıkça göstermektedir. Toplumumuzun hafızasını ve kültürel mirasını taşıyan yaşlı bireylerimizin yaşam kalitesini artırmak sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal gelişimimizin teminatıdır" diye konuştu. "Bölgemizde yaşlanmanın en temel nedenlerinden biri göçtür" Panelde konuşan Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç ise, "65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ülkemiz genelinde yüzde 10,6’dır. Avrupa Birliği ülkelerinde ise bu oran yüzde 20’nin üzerindedir. Bu durum, ülkemizin hala genç bir nüfus yapısına sahip olduğunu göstermektedir. Ancak TR82 bölgemize baktığımızda tablo biraz farklıdır. Kastamonu, Çankırı ve Sinop illerimizi kapsayan bölgemizde yaşlı nüfus oranı yaklaşık yüzde 20 seviyesindedir ve bu oran, Avrupa ortalamasına oldukça yakındır. Bu nedenle, yaşlı nüfusun refahına yönelik hizmetlerin değerlendirilmesi ve geleceğe dönük politikaların konuluşması, bölgemiz açısından son derece önem arz etmektedir. Bölgemizde yaşlanmanın en temel nedenlerinden biri olarak göç olgusunu görmekteyiz. Genel nüfus sayısında büyük değişiklikler olmamakla birlikte, yaş gruplarına göre önemli bir farklılaşma gözlenmektedir. Özellikle 20-30 yaş arası nüfus bölgemizden ayrılmakta, buna karşılık 45 yaş üzeri nüfusun bölgeye dönüş yaptığı görülmektedir. Bu durum, her yıl yaşlı nüfus oranının artmasına neden olmaktadır. Tam da bu gerçeklerden yola çıkarak, bölgemizde yaşlı nüfusun refahını artırmaya, aktif ve sağlıklı yaşlanmayı desteklemeye ve kuşaklar arası dayanışmayı güçlendirmeye yönelik politikaları konuşmak amacıyla bu paneli düzenledik" şeklinde konuştu. "Bakanlık olarak yaşlı bireylerimizin sadece bakım hizmetlerine değil, aynı zamanda sağlıklı yaş almalarını da önemsiyoruz" Türkiye’nin nüfus yapısının giderek yaşlandığını söyleyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Yaşlı Politikaları Daire Başkanı Doç. Dr. Fatih Elibol da, "Avrupa’nın son 100-150 yıl içerisinde kat ettiği yolu biz çok hızlı bir şekilde kat etmeye başladık. Son rakamlarda bunları gösteriyor. Bu noktada bu hızlı dönüşüm sadece bir istisnadan ibaret değil, toplumsal yapımızı, hizmet anlayışımızı ve kalkınma politikalarımızı yeniden düşündürmemizi gerektiren bir süreci de beraberinde getiriyor. Biz, bakanlık olarak yaşlı bireylerimizin sadece bakım hizmetlerine değil, aynı zamanda aktif de sağlıklı yaş almalarına, toplumsal hayata katılımlarına, üretime ve öğrenmeye de dahil olmalarını önemsiyoruz. Bu anlamda siz değerli uzmanların ve kurumların katkısı ve bu süreçte çok önemli. TR82 bölgesi Türkiye’de yaşlı oranının en çok olduğu 5 ilden üçü olmuş oluyor. Bu noktada da mutlaka önem arz ediyor" ifadelerini kullandı. Panelde, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Kronik Hastalıklar ve Yaşlı Sağlığı Daire Başkanı Dr. Kanuni Keklik, "Türkiye ve TR82 Bölgesi (Kastamonu, Çankırı ve Sinop İlleri) Yaşlılara Yönelik Sağlık Hizmetlerinin Değerlendirilmesi", TÜİK Demografi İstatistikleri Daire Başkanlığı Uzmanı Neslihan Öncül, "Yaşlı İstatistikleri Açısından Türkiye ve TR82 Bölgesi Demografi Değerlendirmesi", KUZKA Uluslararası Proje ve Fonlar Birim Başkanı Emine Merve Topçuoğlu, "TR82 Bölgesi Kırsal Yaşlılık Raporunun Sunumu", Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü Uzmanı Dr. Damla Yazar, "Bölgesel Kalkınma ve Yaşlanma Politikaları", Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Canan Kaş, "Yaşlılarda Kırılganlık, Önlenmesi ve Yönetimi", Çankırı Karatekin Üniversitesi Gerontoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Tahsin Barış Değer, "Çankırı’nın Yaşlılık Profili ve Sosyal Politika Önerileri" ve Sinop Üniversitesi Üçüncü Yaş Üniversitesi Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Abdullah Işık, "Üçüncü Yaş Üniversitesi Uygulamaları" konularında açıklamalarda bulundular.