Yerel Haberler
Kastamonu
Ailesinin asırlık sanatını evinin kilerinde yaşatıyor: Ayetleri ahşaba ilmek ilmek işliyor 11 Mart 2026 Çarşamba - 10:26:48 KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da Mustafa Özeflanili atadan yadigar bir asırlık naht sanatını atölyesinde yaşatıyor. Kastamonu’da yaşayan 68 yaşındaki Mustafa Özeflanili, dedesinden talaş süpürerek öğrendiği naht (oymacılık) sanatını, yaşatmaya devam ediyor. 100 yılı aşkın süredir ailesinin sürdürdüğü naht sanatını dedesinden öğrenen Özeflanili, evinin kiler kısmında kurduğu atölyede ayet-i kelimeleri ceviz ağaçlarına işleyerek tablolar yapıyor. 40 yıldır mesleğine devam eden Özeflanili, bir tabloyu yapabilmek için 3 gün boyunca emek veriyor. Ayet-i kerimeleri nakış nakış ahşaba işleyen Özeflanili, abdest almadan tezgahın başına geçmiyor. Mesleği yaşatmak için ölene kadar çalışmaya devam edeceğini söyleyen Özeflanili, yıllardır ahşabı oyarak camiler için minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili ve kapılar yaptığını ifade etti. "Bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım" Dedesinin atölyesinde talaş süpürerek mesleğe başladığını belirten Mustafa Özeflanili, "Evimizin giriş katında dedem oymacılık yapardı, babam da marangozluk yapardı. Babam daha sonra atölyesini sanayi çarşısına taşıdı. Ben de ilkokul dönemimde bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım. Okulun tatil olduğu zamanlarda sürekli babamın yanında marangozluk yaptım. Askere gidene kadar devam ettim. Askerden dönünce babamla beraber mobilya imhalatına başladık. 1984 yılında da dedemin yanında oymacılığa başladım. 40 yılı aşkın süredir bu mesleği deva ettiriyorum" dedi. Dedesi sayesinde oymacılıkta kendini geliştirdiğini kaydeden Özeflanili, "Dedem 1960 yılların başında bu işe başladı. İlk işi Sarıömer köyüne mimber ve vaaz kürsü yaptı. Ben de son olarak aynı caminin mihrap ile kapısını yaptım" diye konuştu. Ölene kadar bu mesleği sürdüreceğim" Sağlık sorunları sebebiyle ara vermek zorunda kaldığı mesleğinde pandemi döneminde tekrar başladığını dile getiren Özeflanili, "1995 yılında dedem rahmetli oldu. Eski evimiz yıpranmıştı, bu binayı yaptık. Pandemi döneminden önce sağlık sorunlarından dolayı bir süre mesleğe ara verdim. Burası kilerdi, pandemi döneminde tekrar işe başlayınca burayı düzenleyerek burada devam ediyorum. Ölene kadar da bu mesleği sürdüreceğim. Daha önceki imalatlarımızda cami işleri vardı, mimber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili gibi işler yaptık. Şimdi sadece ayet-i kerime yazılı tablolar üretiyorum. Mimber yaptığım zamanlarda yaklaşık 10 tane çırağım vardı ama şimdi sadece 1 tanesi bu iş üzerinde çalışıyor" şeklinde konuştu. "Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2-3 gün berabersiniz" Naht sanatının sabır istediğini ifade eden Mustafa Özeflanili, "Bu iş benim için verilmiş bir nimet. Bunu bırakma imkanım yok. Bu işi severek yapıyorum. İşimi yaparken mutlaka abdestli oluyoruz, abdestsiz elimizi sürmüyoruz. Sabır isteyen bir iş. Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2-3 gün berabersiniz. Sabretmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
11 Mart 2026 Çarşamba - 10:24 Ailesinin asırlık sanatını evinin kilerinde yaşatıyor: Ayet-i kelimeleri ahşaba ilmek ilmek işliyor Kastamonu’da ailesinin bir asırdır yaptığı naht sanatını evinin kiler kısmına kurduğu atölyede yaşatan Mustafa Özeflanili, ayet-i kelimeleri ağaçlara ilmek ilmek işleyerek tablolar yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 68 yaşındaki Mustafa Özeflanili, dedesinden talaş süpürerek öğrendiği naht (oymacılık) sanatını, yaşatmaya devam ediyor. 100 yılı aşkın süredir ailesinin sürdürdüğü naht sanatını dedesinden öğrenen Özeflanili, evinin kiler kısmında kurduğu atölyede ayet-i kelimeleri ceviz ağaçlarına işleyerek tablolar yapıyor. 40 yıldır mesleğine devam eden Özeflanili, bir tabloyu yapabilmek için 3 gün boyunca emek veriyor. Ayet-i kelimeleri nakış nakış ahşaba işleyen Özeflanili, abdest almadan tezgahın başına geçmiyor. Mesleği yaşatmak için ölene kadar çalışmaya devam edeceğini söyleyen Özeflanili, uzun yıllar ahşabı oyarak camiler için minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili ve kapılar yaptıklarını ifade etti. "Bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım" Mesleğe başladığı dönemi anlatan Özeflanili, dedesinin atölyesinde talaş süpürerek mesleğe başladığını belirterek, "Evimizin giriş katında dedem oymacılık yapardı, babam da marangozluk yapardı. Babam daha sonra atölyesini sanayi çarşısına taşıdı. Ben de ilkokul dönemimde bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım. Okulun tatil olduğu zamanlarda sürekli babamın yanında marangozluk yaptım. Askere gidene kadar devam ettim. Askerden dönünce babamla beraber mobilya imalatına başladık. 1984 yılında da dedemin yanında oymacılığa başladım. 40 yılı aşkın süredir bu mesleği deva ettiriyorum" dedi. Dedesi sayesinde oymacılıkta kendini geliştirdiğini kaydeden Özeflanili, "Dedem 1960 yılların başında bu işe başladı. İlk işi Sarıömer köyüne mimber ve vaaz kürsü yaptı. Ben de son olarak aynı caminin mihrap ile kapısını yaptım" diye konuştu. Ölene kadar bu mesleği sürdüreceğim" Sağlık sorunları sebebiyle ara vermek zorunda kaldığı mesleğinde pandemi döneminde tekrar başladığını dile getiren Özeflanili, "1995 yılında dedem rahmetli oldu. Eski evimiz yıpranmıştı, bu binayı yaptık. Pandemi döneminden önce sağlık sorunlarından dolayı bir süre mesleğe ara verdim. Burası kilerdi, pandemi döneminde tekrar işe başlayınca burayı düzenleyerek burada devam ediyorum. Ölene kadar da bu mesleği sürdüreceğim. Daha önceki imalatlarımızda cami işleri vardı, minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili gibi işler yaptık. Şimdi sadece Ayet-i Kelime yazılı tablolar üretiyorum. Minber yaptığım zamanlarda yaklaşık 10 tane çırağım vardı ama şimdi sadece 1 tanesi bu iş üzerinde çalışıyor" şeklinde konuştu. "Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2, 3 gün berabersiniz" Naht sanatının sabır istediğini ifade eden Mustafa Özeflanili, "Bu iş benim için verilmiş bir nimet. Bunu bırakma imkanım yok. BU işi severek yapıyorum. İşimi yaparken mutlaka abdestli oluyoruz, abdestsiz elimizi sürmüyoruz. Sabır isteyen bir iş. Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2, 3 gün berabersiniz. Sabretmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Kastamonu Üniversitesi’nde iki programa daha "TYÇ" logosu
17 Haziran 2025 Salı - 15:18 Kastamonu Üniversitesi’nde iki programa daha "TYÇ" logosu Kastamonu Üniversitesi’nde iki program daha "Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi" logosu aldı. Kastamonu Üniversitesi’ne bağlı iki program daha, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosunu mezuniyet belgelerinde kullanma hakkı kazandı. Geçtiğimiz günlerde 50’nci Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi Kurulu toplantısında alınan kararla Kastamonu Üniversitesi’nin kalite odaklı eğitim anlayışını yansıtan iki program daha uluslararası düzeyde tanınma imkanına kavuştu. TYÇ logosu kullanma hakkı kazanan programlar arasında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden bünyesinde Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile İletişim Fakültesi’nin Gazetecilik lisans programları yer alıyor. Söz konusu programlar, mezuniyet belgelerinde TYÇ logosunu kullanarak uluslararası düzeyde tanınma fırsatı elde etmiş olup, mezunlarına daha geniş kariyer ve eğitim imkanları sunacak. Geçtiğimiz aylarda TYÇ logosu alan Spor Bilimleri, Fen Fakültesi, Turizm Fakültesi ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi bölümleriyle birlikte 2025 yılının ilk altı ayında TYÇ logosu kullanma hakkına sahip olan program sayısı 10’a yükseldi. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin uluslararası alanda tanınırlığını artırmayı ve öğrencilerin küresel ölçekte rekabetçi alanında uzman nitelikli bireyler olarak yetişmesini amaçladıklarını belirterek, bunun için de eğitim kalitesini her geçen yıl artırdıklarını kaydetti. Rektör Topal, TYÇ logosunun, mezunların diplomalarına uluslararası geçerlilik kazandırarak eğitim ve kariyer hayatlarına katkı sağlayacağını ifade etti.
Kastamonu Üniversitesi’nde 5 ayda 334 hayvan tedavi edildi
17 Haziran 2025 Salı - 14:45 Kastamonu Üniversitesi’nde 5 ayda 334 hayvan tedavi edildi Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nde 2025 yılının ilk 5 ayında toplam 334 hayvanın tedavisini yapıldı. Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi, 2025 yılının ilk beş ayında gösterdiği performansla dikkat çekti. Ocak-Mayıs döneminde toplam 334 hayvana şifa kapılarını açan hastane, bölge hayvancılığına destek sağladı. Veteriner Fakültesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Hayvan Hastanesi, sadece Kastamonu’dan değil, çevre illerden de gelen vakalarla yoğun bir tempoda çalıştı. En çok başvuru, 178 hasta ile iç hastalıkları birimine olurken, cerrahi bölümü 119 vaka ve doğum-jinekoloji bölümü ise 54 başvuru ile takip etti. Hastanede en fazla tedavi gören türler arasında 178 kedi ve 79 köpek yer aldı. Kırsal kesimde ise 67 sığırla yetiştiriciler sıkça hastaneye başvurdu. Modern veteriner tıbbının tüm imkânlarıyla donatılan hastane, sadece tedavi değil, koruyucu hekimlik ve hayvan refahı ilkelerine uygun hizmetleriyle de fark oluşturuyor. Alanında uzman akademik kadro, hasta takip sistemleri ve etik değerleri ön planda tutan yapısıyla Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi, örnek bir model olmaya devam ediyor. Hastaneden faydalanan vatandaşlarla yapılan memnuniyet anketinde ise katılımcıların yüzde 77’si hizmeti 10 puanla değerlendirirken, yüzde 14’ü 9 puan verdi. Yüzde 2,3’ü 8 puan, yüzde 5,7’si ise 7 puan verdi. Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Tarık Şafak, anket sonuçlarının kendileri için memnuniyet verici olduğunu vurgulayarak, "Hastanemizin hizmetlerinden faydalanan vatandaşlarımızın yüksek düzeyde memnuniyet göstermesi ve elde edilen bu sonuçlar bizleri motive ediyor. İlk beş ayda ulaştığımız hasta sayısı, halkımızın hastanemize duyduğu güvenin en somut göstergesidir" diye konuştu. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise, "Hayvan Hastanemizin bölge hayvancılığına ve evcil hayvan sağlığına sağladığı katkılar bizleri memnun ediyor. Alanında yetkin akademik kadromuzun özverili çalışmaları sayesinde hastanemiz hem sağlık hizmetlerinde hem de eğitim-öğretim faaliyetlerinde önemli bir merkez hâline geldi. Bu başarının önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Hayvan Hastanesi, klinik başarılarının yanı sıra eğitim-öğretim faaliyetleriyle de bölgesel veteriner hizmetlerinin bir merkezi haline geldi. Önümüzdeki dönemlerde daha fazla sayıda hayvana ulaşmayı hedefliyor.
Muhtarlık kavgası cinayetinde 4 sanığa ceza yağdı
17 Haziran 2025 Salı - 13:40 Muhtarlık kavgası cinayetinde 4 sanığa ceza yağdı Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde muhtarlık seçimi sebebiyle çıkan ve 1 kişinin öldüğü, 1 kişinin de yaralandığı olayla ilgili 4 sanık hapis cezasına çarptırıldı. Olay, 3 Nisan 2024 tarihinde Taşköprü ilçesi Atatürk Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde ilçeye bağlı Donalar köyünde muhtar seçilen Cengiz Sürer ile muhtar adayı Galip Alkaşı (42) arasında muhtarlık seçimleri sebebiyle tartışma çıktı. Çevredeki vatandaşların araya girmesiyle, kavga büyümeden önlendi. Bir süre sonra kavgayı duyan Donalar köyü muhtarı Cengiz Sürer’in ailesi, köyden Taşköprü ilçesine geldi. Cengiz Sürer’in ailesi, muhtar adayı Galip Alkaşı’nın bulunduğu kahveye gitti. Burada Donalar Köyü Muhtarı Cengiz Sürer ile çocukları Hüseyin ve Barış Sürer ile kayınbiraderi Şenol Can ve seçimlerde muhtar adayı Galip Alkaşı ile akrabası Mehmet Atasoy arasında tekrar tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan silahlı kavgada muhtar adayı Galip Alkaşı hayatını kaybetti, Mehmet Atasoy ise yaralandı. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan Donalar Köyü Muhtarı Cengiz Sürer ile oğulları Hüseyin ve Barış Sürer ile kayınbiraderi Şenol Can tutuklandı. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde 4 sanık hakkında "kasten öldürme" ve "kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından açılan davada karar verildi. Duruşmada sanıklar, avukatlar ve Alkaşı’nın ailesi hazır bulundu. Duruşmada kendilerini savunan tutuklu sanık Cengiz Sürer, oğulları Hüseyin ve Barış Sürer pişman olduklarını söyleyerek, beraatlarını talep etti. Sanık Şenol Can ise kendisinin Galip Alkaşı ile bir husumetinin olmadığını ifade ederek, "Ben olay yerine gelince havaya ateş ettim. Asıl olayların sebebi olan Zeynel ismindeki arkadaş elini beline attığını gördüm. Uyarı mahiyetinde ben de ateş ettim. Bu sırada Galip bana saldırdı, birlikte yere düştük. Boğuşurken silah patladı ve kendim yaralandım. Yaşanan olaydan ötürü pişmanım, tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi. Olayda yaralanan Mehmet A. ise mütalaada aleyhe hususları kabul etmediğini belirterek, sanıkların en üst seviyeden cezalandırılmalarını istedi. Olayda hayatını kaybeden Galip Alkaşı’nın eşi ve kızı ise sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep etti. Mahkeme heyeti kararını açıkladı Taraf avukatlarının da savunmalarının dinlenmesinin ardından sanıklar hakkındaki kararı açıklayan mahkeme heyeti, ’kasten öldürme’ suçundan, Cengiz Sürer ile çocukları Barış ve Hüseyin Sürer’e tahrik hükümleri ve sabıkasız olmalarından ötürü iyi hal indirimi uygulayarak 20 yıl hapis cezası, Mehmet Atasoy’a yönelik ’kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Şenol Can ise ’kasten öldürme’ suçundan ’sabıkasız’ olmasından ötürü iyi hal indirimi uygulanarak 25 yıl, Mehmet Atasoy’a yönelik ’kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan da 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Ayrıca sanıklara ruhsatsız silah kullanmalarından ötürü 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Sanıklar tehdit ve mala zarar verme suçlarından da beraat etti.
Kastamonu Üniversitesi ile Türkiye Badminton Federasyonu arasında iş birliği protokolü
17 Haziran 2025 Salı - 13:36 Kastamonu Üniversitesi ile Türkiye Badminton Federasyonu arasında iş birliği protokolü Kastamonu Üniversitesi ile Türkiye Badminton Federasyonu arasında iş birliği protokolü imzalandı. Kastamonu Üniversitesi ile Türkiye Badminton Federasyonu arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, badmintonun akademik ve sportif gelişimini desteklemeyi, ortak projelerle spora katkı sunmayı hedefliyor. Protokol, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ve Türkiye Badminton Federasyonu Başkanı Ercan Yıldız tarafından imzalandı. Anlaşma ile Kastamonu Üniversitesi ve federasyon, antrenör ve sporcu eğitimi, atletik performans testleri, bilimsel araştırmalar ve badmintonun yaygınlaştırılmasına yönelik ortak faaliyetler yürütecek. İmzalanan protokol kapsamında Kastamonu Üniversitesi, badminton antrenörlüğü eğitimi ve seçmeli dersler açacak, öğrenci ve personel turnuvalarında badmintona yer verecek. Federasyon ise malzeme desteği sunacak, öğrencilerin uygulamalı derslerinde görev alacak ve ortak bilimsel yayınlara destek olacak. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Spor Bilimleri Fakültesi aracılığıyla, sadece akademik değil aynı zamanda sportif alanda da ülkemize katkı sunmayı önemsediklerini ifade ederek, "Ayrıca Türkiye Badminton Federasyonu ile bu iş birliği, bilimsel çalışmalardan malzeme desteğine kadar geniş bir yelpazede yürütülecek. Bu iş birliğiyle Üniversitemiz spor alanında daha aktif ve üretken bir rol üstlenecek" diye konuştu. Türkiye Badminton Federasyonu Başkanı Ercan Yıldız ise federasyon olarak badminton sporunun ülke genelinde yaygınlaşmasına büyük önem verdiklerini belirterek, "Kastamonu Üniversitesi ile imzaladığımız bu protokol sayesinde hem genç sporcuların eğitimine katkıda bulunacak hem de antrenör yetiştirme süreçlerini güçlendireceğiz. Aynı zamanda bilimsel araştırmalarla spor biliminin badminton branşına sağlayacağı katkılardan da yararlanmayı hedefliyoruz. Bu iş birliği ile hem üniversite hem de federasyon önemli kazanımlar elde edecek" ifadelerini kullandı.
Başkan Altıkulaç’tan CHP İl Başkanı Karabacak’a cevap
17 Haziran 2025 Salı - 10:42 Başkan Altıkulaç’tan CHP İl Başkanı Karabacak’a cevap Devrekani Belediye Başkan Engin Altıkulaç, CHP Kastamonu İl Başkanı İlke Karabacak’ın eleştirilerine cevap vererek, "İlke Karabacak’ı, ilçemize kazandırdığımız hizmetleri yerinde görmek ve yapılan yatırımlar hakkında doğrudan bilgi sahibi olmak üzere Devrekanimize davet ediyorum" dedi. CHP Kastamonu İl Başkanı İlke Karabacak, Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde düzenlenen halk toplantısında Devrekani Belediyesi ile Devrekani Belediye Başkanı Engin Altıkulaç’a yönelik eleştirilerde bulundu. Karabacak’ın, Devrekani’nin hak etiği yatırımları yeteri kadar alamadığı yönündeki eleştirilerine cevap veren Devrekani Belediye Başkanı Altıkulaç, Karabacak’ı yapılan yatırımlarla ilgili doğru bilgi sahibi olması için ilçeye davet ettiğini dile getirdi. Su Arıtma Tesisiyle ilgili eleştirilere yanıt veren Başkan Altıkulaç, "Sayın Karabacak’ın dile getirdiği ‘verimsiz ve eksik çalıştığı’ iddiasının aksine Devrekani Su Arıtma Tesisimiz, bugün itibariyle kesintisiz şekilde hizmet vermektedir. Bu yatırım sayesinde ilçemiz, önümüzdeki 50 yıl boyunca sağlıklı ve sürdürülebilir içme suyuna kavuşmuştur. Bu proje, yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerimizin yaşam kalitesini güvence altına alma amacı taşımaktadır. Projede yaşanan teknik düzenlemeler zamanında yapılmış ve tesisin tüm performansı başarıyla optimize edilmiştir" dedi. İlçede sosyal aktivitelere yönelik çeşitli yatırımlar yapıldığını kaydeden Altıkulaç, "Halı saha ve spor altyapımız için de yatırımlarımız mevcut. Sayın Karabacak’ın dört yıl önceki halı saha konusundaki ifadeleri de gerçeği yansıtmamaktadır. Eski halı sahanın yerine geçecek şekilde, Devrekani’de gençlerimize modern bir spor alanı sunmak amacıyla 9 milyon TL ihale bedeliyle yepyeni bir halı saha inşa ediyoruz. Söz konusu proje tamamlandığında ilçemiz, çağdaş standartlara uygun bir spor tesisine kavuşacaktır. Bu, gençliğe verdiğimiz önemin ve geleceğe yaptığımız yatırımın somut bir göstergesidir" diye konuştu. Şahsına yönelik yapılan eleştirilere tepki gösteren Altıkulaç, "Şahsım hakkında yapılan, ilçeye sabah gelip akşam döndüğüm yönündeki iddialar maksatlı ve gerçeği yansıtmayan söylemlerdir. Eşim Kastamonu merkezde öğretmen olarak görev yapmakta, çocuklarım ise orada eğitimine devam etmektedir. Bu nedenle hem Kastamonu’da hem Devrekani’de ikamet etmek durumundayım. Ancak bu durum, ne belediye hizmetlerimizin etkinliğine ne de halkımızla olan gönül bağımıza en ufak bir zarar vermemiştir. İlçemizi bir an olsun ihmal etmeden, gecemizi gündüzümüze katarak çalıştığımızın en büyük şahidi yine Devrekanili hemşehrilerimizdir" şeklinde konuştu. CHP İl Başkanı Karabacak’ı Devrekani ilçesine davet eden Başkan Altıkulaç, "Sayın İlke Karabacak’ı, ilçemize kazandırdığımız hizmetleri yerinde görmek ve yapılan yatırımlar hakkında doğrudan bilgi sahibi olmak üzere Devrekanimize davet ediyorum. Kendisine bizzat eşlik etmekten ve ilçemizin gelişimine dair her projeyi, her kalemi yerinde göstermekten onur duyarım. Kamuoyunu yanıltan değil, bilgilendiren bir siyasetin hepimizin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyorum. Halkımızdan aldığımız güç ve destekle Devrekanimizi geleceğe taşımaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Lübnan merkezli seyahat acentelerinden Kastamonu çıkarması
16 Haziran 2025 Pazartesi - 14:43 Lübnan merkezli seyahat acentelerinden Kastamonu çıkarması Kastamonu’nun yurtdışı hedef pazar tanıtım çalışmaları çerçevesinde Lübnan merkezli seyahat acentelerinin temsilcileri ve sektör profesyonelleri, doğa gezisinde bulundu. Kastamonu Valiliği koordinasyonunda, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA), Kastamonu Turizm Altyapı ve Hizmet Birliği (KASTAB), Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, THY Kastamonu Bölge Müdürlüğü, THY Lübnan Satış Müdürlüğü ve özel sektör iş birliğiyle düzenlenen Tanıtım Turu Programı çerçevesinde ağırlanan Lübnanlı heyet, şehrin doğal, kültürel ve gastronomi değerlerini tanıma fırsatı buldu. İlk olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Kasaba köyü Mahmutbey Camisine giden heyet, daha sonra sakin şehir (cittaslow) unvanına sahip Daday’ın doğal yaşam alanlarını ve at çiftliklerini gezdi. Ardından Küre Dağları Milli Parkı’nda yer alan Horma Kanyonu ve Ilıca Şelalesi ile Azdavay’da Çatak Kanyonu üzerindeki cam seyir terasını gezen misafirler, buradaki gezilerinden sonra Ilgaz Dağı Milli Parkı’nı da ziyaret etti. Lübnanlı heyet, program süresince Kastamonu’nun yöresel lezzetlerini de tatma fırsatı buldu. Kastamonu’nun turizm potansiyeline hayran kalan acente temsilcileri, KUZKA tarafından uygulanan Batı Karadeniz’i Keşfet Alternatif Destek Programı kapsamında Kastamonu’ya özel sunulan teşvik imkanlarının önemine vurgu yaparak, bölgeye yönelik tur paketi oluşturmaları noktasında kendilerini motive ettiğini vurguladı. "Kadim şehir Kastamonu’nun turizm potansiyelini ulusal ve uluslararası alanda tanıtmayı sürdüreceğiz" Vali Meftun Dallı, Lübnan heyetiyle bir araya gelerek şehrin turizmini geliştirmek için neler yapılabileceği konusunda istişarelerde bulundu. Heyetin iki gün boyunca Kastamonu’nun tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini yerinde gezerek incelemeler yaptığını ifade eden Vali Dallı, "Turizmi Kastamonu için önemli bir gelir kapısı görüyor, bu konu üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Lübnanlı turizmciler heyeti, KUZKA’nın Batı Karadeniz’i Keşfet Alternatif Destek Programı kapsamında Kastamonu’ya özel sunulan teşviklerin bölgemize yönelik tur paketi oluşturmaları noktasında kendilerini motive ettiğini ifade ettiler. Kadim şehir Kastamonu’nun sahip olduğu turizm potansiyelini ulusal ve uluslararası alanlarda tanıtmak amacıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu.
Kastamonu’da sanayi sitesindeki cinayetin sanıkları hakim karşısına çıktı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 13:07 Kastamonu’da sanayi sitesindeki cinayetin sanıkları hakim karşısına çıktı Kastamonu’da kaporta tamiri ve araç boyaması sebebiyle çıkan kavgada tartıştığı şahsı öldüren şahıs hakim karşısına çıktı. Kendisini savunan sanık, "Sürekli bize ateş ediyordu, yapacak hiçbir şeyimiz kalmamıştı, ben ailemi ve kendimi korudum" dedi. Olay, 13 Temmuz 2024 tarihinde Kastamonu Eski Sanayi Sitesi 6. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sanayi sitesinde kaporta ustası olarak çalışan İbrahim Aslan ile Ümit B. ve kardeşi Fatih B. arasında kaporta tamiri ve araç boyaması sebebiyle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan kavgada taraflar birbirlerine bıçak ve silahla saldırdı. Taraflar arasında çıkan silahlı kavgada kaporta ustası İbrahim Aslan, kurşunların isabet etmesi sonucu olay yerinde hayatını kaybetti. Polis ekipleri tarafından başlatılan çalışma neticesinde, cinayet olayına karıştığı belirlenen aynı aileden Yaşar B., Ümit B., Fatih B., Kazım B. ve Sevinç B. gözaltına alındı. Kastamonu Adliyesine sevk edilen şüphelilerden Ümit B. ve Fatih B. tutuklanırken, Yaşar B., Sevinç B. ve Kazım B. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olayın ardından sanıklar hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "kasten öldürme" suçundan dava açıldı. "Ben, bu olayın yaşanmasını istemezdim" Davanın görülen ilk duruşmasında kendisini savunan Ümit B., kardeşi Fatih B.’nin kavga ettiğini ve maktulün aracını gasp ettiğini söylemesi üzerine olay yerine gittiğini belirterek, "Maktulden aracın anahtarını istedim Bana küfür etti ve belinden silahı çekip ateş etti. Aramızda 1 metre mesafe vardı. Belinden çıkartırken direk silah patladı, o sırada elinden tuttum. Elinden silahı almaya çalıştım, boğuşurken tekrar silah ateş aldı. 6-7 kere silah patladı. Güçlükle silahı yere düşürdüm. Silahı kim aldı, dükkanda kimler vardı, bilmiyorum. Silahı düşürünce omuzlarından tutup kafasını duvara vurdum. Burnundan kan geldi, ’dur, ne oluyor, sakinleş’ dedim, bu sırada üzerinden bir silah daha çıkarttı. O sırada ağabeyim dükkana girdi, omuzundan tuttum, maktulü bırakmadım. Nefes nefese kaldım. Maktul ile mücadele verdim. Ağabeyime ’elini tut, silahı al’ dedim. Silahı elinden düşürmeye çalışırken silah patladı ve yere düştü. Silahı ayağımla itip uzaklaştırdım. Ağabeyim silahı alıp dışarı çıktı, maktulü ben bırakmadım. Tezgahın üzerinden maket bıçağını alıp savurmaya başladı, benim de gücüm kalmadı. Omzundan ısırdım ve bu sırada içeriye maktulün ağabeyi geldi, bıçağı aldı. Ben de maktulü itip araca koştum. Araca binerken arkamdan silahla ateş etti. Ben de bagajdaki tüfeği alıp ’bırakın, bizi gidelim’ dedim, ısrarla bize saldırmaya devam edince tekrar ateş etmek isterken ben de bir el hedef gözetmeden ateş ettim. Korkmuşum, panik yapmışım, aramızda 10 metre mesafe vardı. Bir el ateş ettim, korktuğumdan. Yanımızda annem, babam da vardı. Sürekli bize ateş ediyordu, yapacak hiçbir şeyimiz kalmamıştı. Ailemi ve kendimi korudum. Benim maktul ile bir husumetim yok" dedi. "Ben ölümden döndüm iki defa" Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık Fatih B. ise, "Dükkanda sunta keserken maktul, elinde uzun bir demirle dükkana girdi. Aramızda tartışma çıktı. Bana hitaben küfürler etti, keser fırlattı. Ne olduğunu anlayamadım. Elini beline attı. ’Ağabey sen ne yapıyorsun’ dememe kalmadan korkup dükkandan kaçtım. Yüksel durdurdu, ’ne yapıyorsun’ dedi. Maktulü tuttular. Sonra İbrahim, arkamdan gelmeye başladı. Keseri kaçarken yanıma almıştım, döşemecinin dükkanına kaçtım. Döşemeci, ’ne oldu’ diye sordu. Ben de durumu anlattım. Araç dükkanın önünde kaldı, keseri döşemeci arkadaşa verip aracı getirmesini rica ettim. Döşemeci arkadaş aracı olmaya gidince aracı vermemiş, ’kendileri alsın’ demiş. Döşemecide bir bıçak vardı, yerimi öğrenip dükkana gelir diye bıçağı elime aldım. Döşemeci aracı vermediğini söyleyince ben de polisi aradım. Bu sırada da kardeşimi aradım, durumu anlattım. Yaklaşık 10 dakika civarında bir zaman geçince tekrar 112’yi aradım. Bu sırada da kardeşim geldi, araçta annem ile babam da vardı. Ümit, ’sen gelme, ben konuşurum’ dedi. Ekipleri beklerken aradan 2-3 dakika geçti, bu sırada bir el silah sesi geldi. Ardından 5-6 el silah sesi daha duyuldu. ’Oğlumu vurdular’ diye annem feryat etmeye başladı. Aramızda 250 metre mesafe vardı. Babamla birlikte koşarak dükkana gittik, kardeşim ile maktul boğuşuyordu. Maktulün elinde silah vardı, benim de elimde bıçak vardı. Dükkana girdiğimde maktulün burnu kanıyordu. Kardeşim de maktule ‘sakin ol’ diyerek arkasından tutuyordu. Bu sırada silah patladı, ben de korkup kendimi kendimi geri attım. Bu sırada silahı düşürdü, tekrar silahı almak isterken ben silahı alıp araca yöneldim. Silahı polislere teslim etmek için aldım ve aracın konsoluna bıraktım. Kardeşim de bu sırada hala maktul ile boğuşuyordu. Maktul araca doğru ateş etti, ben de’ aracın içine yatın’ diye bağırdım. 112’yi tekrar aradım, ’ekip gönderin, ateş ediyor’ dedim. Silahı elinden alıp yardım istedim, ama ağabeyim tüfeği nereden aldı bilmiyorum. Ben ölümden döndüm. Maktülün üzerinden iki tane silah çıktı. Ben, aracın içine yattım ve saklandım. İddianamede ateş ettiğim söyleniyor. Ateş etsem maktulü öldürürdüm ya da yaralardım. ’Darp ettiler’ diyorlar, maktule annem, babam, kardeşim vurdu. Ben ateş etsem sadece maktule mi gelirdi" şeklinde konuştu. Tutuksuz yargılanan sanık Sevinç B. de, "Bir el tüfek sesi duyduk, sonra eve kaçtık. Polisler gelip İbrahim öldü deyince şok olduk. Bu olayda suçumuz yok, canımızı kurtardık. Bu olay olmasaydı iyiydi ama biz de mağduruz" şeklinde konuştu. Tutuksuz yargılanan sanık Kazım B. ise, "Benim olaylarla bir ilgim yoktur. Kapıda bekliyordum. Boğuşma olunca ardından da silah patlayınca ben korkup araca geri bindim ve saklandım. Yanlış zamanda yanlış yerde bulundum ben" ifadelerini kullandı. Maktul İbrahim Aslan’ın eşi M.A. ve oğlu S.A. sanıklardan şikayetçi olduğunu ve cezalandırılmalarını istedi. Yaklaşık 10 saat süren yargılamada avukatlar ile diğer tanıkları da dinleyen mahkeme heyeti, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.