Yerel Haberler
Kastamonu
Tarlada kavga ettiği husumetlisini öldüren sanık hakim karşısına çıktı 25 Şubat 2026 Çarşamba - 11:02:16 Kastamonu’da bir kişinin öldüğü, bir kişinin de yaralandığı olayla ilgili yargılanan sanık, hakim karşısına çıktı. Kendini savunan tutuklu sanık, "Beni öldürecekti, korunma amaçlı bıçağı salladım" dedi. Olay, 8 Temmuz 2025 tarihinde Kastamonu’nun merkez ilçesi Esenli köyü Merkez Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aralarında daha önceden husumet bulunan S.Ç. (43) ile İmdat Yılmaz (51) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Kavgada İmdat Yılmaz, S.Ç.’ye demir sopayla saldırırken, S.Ç. ise yanında bulundurduğu bıçakla karşılık verdi. Kavgada aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Yılmaz, kaldırıldığı Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Tedavisi tamamlandıktan sonra gözaltına alınan S.Ç. tutuklandı. S.Ç. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’kasten öldürme’ suçundan açılan dava görülmeye başladı. Duruşmada tutuklu sanık S.Ç. ile maktulün yakınları, tanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu. "Bizim, İmdat ile aramızda tarla satışından kaynaklı geçmişte sorunlar oldu" Duruşmada kendisini savunan S.Ç., "Bizim, İmdat ile aramızda geçmişte sorunlar vardı. Bizim ona karşı bir husumetimiz yoktu, ancak o bize karşı husumet besliyordu. İlk olarak 2019 yılında bir tarla almıştı, o tarlaya benim de alıcı olduğumu birisi ona söylemiş. Bunun üzerine bana ’sen benim aldığım tarlaya nasıl alıcı çıkarsın’ diye küsmüştü. 2020 yılında başka bir olay neticesinde babama demir küskü ile saldırmıştı. Bu olaydan 1 hafta sonra da traktörle giderken yolumuzu kesti, sırıkla bize saldırdı. Daha sonra biz uzaklaştık. Bunun için karakolu aradım, ancak o dönem benim evden covid nedeniyle çıkış yasağım olduğu için ceza yazılacaktı, bundan dolayı şikayetçi olmadım. Bir yıl önce de N.A., ’oğlun yüksek sesle müzik dinleyerek İmdat’ın evinin önünden geçiyormuş, İmdat oğlunu öldürüp atacakmış, haberin olsun’ dedi. En son geçen yıl kasım-aralık aylarında ise cami minaresi yapımıyla ilgili emeği geçenlere teşekkür, karşı gelenlere ise sitem mesajı paylaştım. Kimlerin karşı geldiğini bilmiyorum, özel olarak kimseyi kastetmedim, genel bir mesajdı. Aramızdaki anlaşmazlıklar bunlardan kaynaklıdır" diye konuştu. "İmdat, saman balyası atmaya giderken önümü kesti" Olay anında tarlaya gittiğini söyleyen S.Ç., "İmdat tarlasının en üst köşesindeydi, eşi ise yaklaşık 500 metre aşağıdaydı. Ben yoluma devam ettim. Bana 5 metre kala tekrar İmdat’ı fark ettim, bana doğru koşup yolumu kesti ve ‘sen niye beni kastederek paylaşım yapıyorsun’ dedi. Onu kastetmediğimi söyledim. ’C.A. da beni kastediyor, benim için yazdığını söylüyor’ dedi. Ben de ‘çağır, gelsin, burada söylesin" dedim. Bunun üzerine ‘seni öldürmeden olmayacak’ dedi, bana küfürler ederek elindeki kancayla saldırdı. Başıma ve göğsüme vurdu, hala vurmaya devam ediyordu. Elinde iki kanca vardı, her yerim kan oldu, kandan dolayı gözlerimi açamıyordum. Kancanın biri yere düştü, diğeriyle vurmaya devam ediyordu, beni öldürecekti. Bıçağı çıkardım, kendimi korumak için salladım. Sağ bileğimi tuttuğu için kendimi kurtaramadım. Bıçağı kaç defa salladığımı hatırlamıyorum. Sonra elimi ondan kurtardım, bana vurmayı bıraktı, ben de oradan uzaklaşmaya başladım. Yaklaşık 50 metre gittikten sonra arkama dönüp baktım, eşinin yanına geldiğini, İmdat’ın ‘sen ne yaptın’ diye ona kızdığını gördüm. İmdat hala ayaktaydı. Yaralı bir şekilde eve gittim, oğluma beni hastaneye götürmesini söyledim, öleceğimi düşündüm. Jandarma komutanını arayıp merada olanı, aileme zarar vereceklerinden korktuğumu söyledim" ifadelerini kullandı. "Sanık, eşimin önüne çıktı, elinde bıçakla üzerine yürüdü" İmdat Yılmaz’ın eşi N.Y. ise, "Sanık eşimin önüne çıktı, elinde bıçakla üzerine yürüdü. Eşim geri geri giderken birden bıçağı sapladı. Onlara doğru koşunca düştüm, kendimi toparlayıp kalktığımda her şey bitmişti. Sanık da oradan ayrılmıştı. İlk karşılaştıklarında sadece sanığın sesini duydum, ancak ne dediğini duymadım. Aralarında bir şey konuştularsa duymadım. Sanığın küfür ettiğini duydum, ancak şikayet konusuyla ilgili konuşmasını duymadım. Kulaklarım ağır işitir, Şikayetçiyim. Sanığı hiç oradan geçerken görmedim. Eşimin elinde iki tane kanca vardı. Kancalarla işimiz bitince onları eve götürüyorduk, sonraki gün tekrar yanımızda götürüyorduk" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:56 Tarlada kavga ettiği husumetlisini öldüren sanık hakim karşısına çıktı Kastamonu’da bir kişinin öldüğü, bir kişinin de yaralandığı olayla ilgili yargılanan sanık, hakim karşısına çıktı. Kendini savunanan tutuklu sanık, "Beni öldürecekti, bende korunma amaçlı bıçağı salladım" dedi. Olay, 8 Temmuz 2025 tarihinde Kastamonu’nun Merkez ilçesi Esenli köyü Merkez Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aralarında daha önceden husumet bulunan S.Ç. (43) ile İmdat Yılmaz (51) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Kavgada İmdat Yılmaz, S.Ç.’ye demir sopayla saldırırken, S.Ç. ise yanında bulundurduğu bıçakla karşılık verdi. Kavgada aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Yılmaz, kaldırıldığı Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybetti. Tedavisi tamamlandıktan sonra gözaltına alınan S.Ç. tutuklandı. S.Ç. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "kasten öldürme" suçundan açılan dava görülmeye başladı. Duruşmada tutuklu sanık S.Ç. ile maktulün yakınları, tanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu. "Bizim, İmdat ile aramızda tarla satışından kaynaklı geçmişte sorunlar oldu" Duruşmada kendisini savunan S.Ç., "Bizim, İmdat ile aramızda geçmişte sorunlar vardı. Bizim ona karşı bir husumetimiz yoktu, ancak o bize karşı husumet besliyordu. İlk olarak 2019 yılında bir tarla almıştı, o tarlaya benim de alıcı olduğumu birisi ona söylemiş. Bunun üzerine bana ‘sen benim aldığım tarlaya nasıl alıcı çıkarsın’ diye küsmüştü. 2020 yılında başka bir olay neticesinde babama demir küskü ile saldırmıştı. Bu olaydan 1 hafta sonra da traktörle giderken yolumuzu kesti, sırıkla bize saldırdı. Daha sonra biz uzaklaştık. Bunun için karakolu aradım, ancak o dönem benim evden Kovid nedeniyle çıkış yasağım olduğu için ceza yazılacaktı, bundan dolayı şikayetçi olmadım. Bir yıl önce de N.A., ‘oğlun yüksek sesle müzik dinleyerek İmdat’ın evinin önünden geçiyormuş, İmdat oğlunu öldürüp atacakmış, haberin olsun’ dedi. En son geçen yıl Kasım-Aralık aylarında ise cami minaresi yapımıyla ilgili emeği geçenlere teşekkür, karşı gelenlere ise sitem mesajı paylaştım. Kimlerin karşı geldiğini bilmiyorum, özel olarak kimseyi kastetmedim, genel bir mesajdı. Aramızdaki anlaşmazlıklar bunlardan kaynaklıdır" diye konuştu. "İmdat, saman balyası atmaya giderken önümü kesti" Olay anında tarlaya gittiğini söyleyen S.Ç., "İmdat tarlasının en üst köşesindeydi, eşi ise yaklaşık 500 metre aşağıdaydı. Ben yoluma devam ettim. Bana 5 metre kala tekrar İmdat’ı fark ettim, bana doğru koşup yolumu kesti ve ‘sen niye beni kastederek paylaşım yapıyorsun’ dedi. Onu kastetmediğimi söyledim. ’C.A. da beni kastediyor, benim için yazdığını söylüyor’ dedi. Ben de ‘çağır, gelsin, burada söylesin" dedim. Bunun üzerine ‘seni öldürmeden olmayacak’ dedi, bana küfürler ederek elindeki kancayla saldırdı. Başıma ve göğsüme vurdu, hala vurmaya devam ediyordu. Elinde iki kanca vardı, her yerim kan oldu, kandan dolayı gözlerimi açamıyordum. Kancanın biri yere düştü, diğeriyle vurmaya devam ediyordu, beni öldürecekti. Bıçağı çıkardım, kendimi korumak için salladım. Sağ bileğimi tuttuğu için kendimi kurtaramadım. Bıçağı kaç defa salladığımı hatırlamıyorum. Sonra elimi ondan kurtardım, bana vurmayı bıraktı, ben de oradan uzaklaşmaya başladım. Yaklaşık 50 metre gittikten sonra arkama dönüp baktım, eşinin yanına geldiğini, İmdat’ın ‘sen ne yaptın’ diye ona kızdığını gördüm. İmdat hala ayaktaydı. Yaralı bir şekilde eve gittim, oğluma beni hastaneye götürmesini söyledim, öleceğimi düşündüm. Jandarma komutanını arayıp merada olanı, aileme zarar vereceklerinden korktuğumu söyledim" ifadelerini kullandı. "Sanık, eşimin önüne çıktı, elinde bıçakla üzerine yürüdü" İmdat Yılmaz’ın eşi N.Y. ise, "Sanık eşimin önüne çıktı, elinde bıçakla üzerine yürüdü. Eşim geri geri giderken birden bıçağı sapladı. Onlara doğru koşunca düştüm, kendimi toparlayıp kalktığımda her şey bitmişti. Sanık da oradan ayrılmıştı. İlk karşılaştıklarında sadece sanığın sesini duydum, ancak ne dediğini duymadım. Aralarında bir şey konuştularsa duymadım. Sanığın küfür ettiğini duydum, ancak şikayet konusuyla ilgili konuşmasını duymadım. Kulaklarım ağır işitir, Şikayetçiyim. Sanığı hiç oradan geçerken görmedim. Eşimin elinde iki tane kanca vardı. Kancalarla işimiz bitince onları eve götürüyorduk, sonraki gün tekrar yanımızda götürüyorduk" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. (Vİ-MK-
24 Şubat 2026 Salı - 15:39 Kastamonu’da musluk suyunun sürekli bulanık akmasına tepki Kastamonu’da il merkezinde isale hattında yaşanan arızadan sonra, 2 aydır yaşanan su kesintileri ve musluklardan bulanık su akmasına vatandaşlar tepki gösterdi. Kastamonu il merkezine içme suyu sağlayan Karaçomak Barajı’ndaki isale hattında 3 Ocak tarihinde yaşanan arıza sebebiyle yaklaşık 10 gün boyunca şehrin birçok noktasında içme suyu problemi yaşandı. İsale hattındaki arızanın onarılmasının üzerinden yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen şehir merkezinde zaman zaman yaşanan su kesintileri ve musluklardan bulanık su akması vatandaşları mağdur ediyor. "Halkı bilgilendirecek ya da tedbir alması için uyaracak herhangi bir açıklama olmamasının mahcubiyetini ve üzüntüsünü yaşıyoruz" Kuzeykent Mahallesi Muhtarı Hakan Çölez, "3 Ocak itibariyle Kastamonu’nun tamamını etkileyen ciddi bir arıza ile karşı karşıya kalmıştık. Yaklaşık 10 gün düşük basınçla ya da ara ara gelip gitse de bir su kesintisi yaşandı. Kesintiler bir şekilde giderilmiştir. Fakat bugün üzerinden iki ay geçmesine rağmen hala sularımızda, ne yazık ki muhtemel arızanın etkisi altında olduğunu düşündüğümüz bir kirlilik ve yosunlu koku mevcut. Kuzeykent, şu anda 55 bin nüfuslu bir mahalle. Tabii şehrin geri kalan kısımlarından da bize ulaşanlar oluyor. Arayanlar, ’muhtarım aynı sıkıntıyı biz de yaşıyoruz’ diyenler var. Bu kirli ve bulanık suyla mübarek Ramazan ayında imtihan oluyoruz. İnsanlarımız hastaneye gittiklerinde de bize dönüş sağlıyorlar. Fakat ne İl Sağlık Müdürlüğümüzden ne de Kastamonu Belediyemizden bu konuyu gündeme taşıyacak ya da süreci bizlere anlatacak herhangi bir açıklama olmamasının mahcubiyetini ve üzüntüsünü yaşıyoruz. Muhtar olduğumuz için mahallemizin içinde bulunduğumuz için her ne kadar son zamanlarda maaşıyla ön plana çıkan bir kurum dahi olmuş olsak da insanların ilk kapısını çaldığı ya da ilgililere ulaşamadığın da ‘aman muhtarım’ dediği bir yerdeyiz. Amacımız kamuoyu baskısı ile birlikte Kastamonu Belediyesinden bir açıklama, bir sonuç alabilmek" dedi. "Bulanık akan sular nedeniyle apartman sakinlerinden yoğun şikayetler alıyoruz" Kendilerine çok fazla şikayet geldiğini söyleyen Çölez, "Bunun için zaten bir müddet bekledik. Bugün düzelir, yarın düzelir dedik, fakat insanlar hastaneye gittikçe, doktorlar ’sudan olabilir’ dedikçe, insanlar ’neden bir sağlık arayışı yok’ noktasında oldu. Bizlere ulaştılar, ilgili kurumu, belediyeyi aradıklarında geri dönüş olmadığına dair sosyal medyadan yazılar paylaştılar. Daha sonra da bizleri aradılar. Bizde ne yapalım? Vatandaşa dönmeyen belediye, bize döner mi? Apartmanlardan, kooperatiflerden, mahallemizden her bir yerden numuneler istedik. Gelen şikayetler üzerine mahallemizin tamamında bununla alakalı bir sıkıntının olduğunu da görmüş olduk" diye konuştu. "Sorunun tez zamanda çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz" Muhtar Çölez, "Boğaz ağrısı, ishal, mide bulantısı gibi şikayetler de yoğunlaştı. Gelen telefonlar ve atılan mesajlarda da sabit. İnsanlar kendi aralarında da konuşuyor. İnsanlar boğaz ağrısı, ishal, yüksek ateşte hastaneye gidiyorlar. ’Suyun şekli ve içindeki atık bakterilerden dolayı oldu’ deniliyor. İnsanlar da haliyle bu konuda ulaşacak bir kanal arıyorlar. Ümidimiz odur ki bu sorun tez zamanda çözüme kavuşur. Yetkililer de bu çözüm sürecinde kurum birlikteliği sağlayarak ilk başta halkı bilinçlendirme noktasında hareket ederler" şeklinde konuştu.
Sanayi sitesinde işlenen cinayetin sanığı iki kardeşe hapis cezası
15 Ocak 2026 Perşembe - 15:35 Sanayi sitesinde işlenen cinayetin sanığı iki kardeşe hapis cezası Kastamonu’da kaporta tamiri ve araç boyama sebebiyle çıkan kavgada kaporta ustasının öldürülmesiyle ilgili davada yargılanan kardeşlerden birine 16 yıl, diğerine 23 yıl hapis cezası verildi. Olay, 13 Temmuz 2024 yılında Kastamonu Eski Sanayi Sitesi 6. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sanayi sitesinde kaporta ustası olarak çalışan İbrahim Aslan ile Ümit B. ve kardeşi Fatih B. arasında kaporta tamiri ve araç boyaması sebebiyle tartışma çıktı. İbrahim Aslan, kurşunların isabet etmesi sonucu olay yerinde hayatını kaybetti.Olayla ilgili aynı aileden Yaşar B., Ümit B., Fatih B., Kazım B. ve Sevinç B. gözaltına alındı. Ümit B. ve Fatih B. tutuklanırken, Yaşar B., Sevinç B. ve Kazım B. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olayın ardından sanıklar hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "kasten öldürme" suçundan dava açıldı. Davanın görülen karar duruşmasında sanıklar, İbrahim Aslan’ın ailesi ve taraf avukatları hazır bulundu. İbrahim Aslan’ın eşi ve oğlu sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Aslan ilesinin avukatı mütalaayı kabul etmediklerini belirterek, "Beraatları istenilen sanıkların cezalandırılmasını talep ederiz. İlk hareket ağır küfürler eden Fatih ile başlamıştır. Tahrik olarak savunma yaptıkları hiçbir husus tanık ifadeleriyle örtüşmemektedir. İştirak halinde hareket ederek hepsi bu olaya müdahil olmuşlardır. Sanıklar, araçta tüfek olduğunu bilerek hareket etmişlerdir, birlikte kaçmışlardır. Bu yüzden iştirak halinde öldürme suçundan hepsinin sorumlu tutulmasını talep ederiz" dedi. "Üzerime kayıp ikinci bir silah suçu yıkılmaya çalışılıyor" Savunma yapan tutuklu sanık Ümit B. ise, "Bilirkişi raporunda üç el ateş edildiği yazıyor ama ben bir el ateş ettim. Olay anında üzerindeki gömlekte atış artığı çıktı. Ben üç el ateş etmedim, kayıp olan silah için evim ve iş yerim arandı ama kayıp silah bulunamadı. Ben bu konuya anlam veremedim, üzerime atılan cinayet dosyasının harici bir de silah suçlaması atılmak isteniyor. Ben bunları kabul etmiyorum. Ağabeyim, maktulün elinden düşürdüğüm silahı dükkandan alıp arabaya koymuştur. Silahın şarjörü de dükkanda kalmıştı. Bu kurşunlardan parmak izi çıkmıyor mu? Benim üzerime kayıp ikinci bir silah suçu yıkılmaya çalışılıyor. Ben yoldan geçerken maktule ateş etmiş değilim, karşımda uzi diye tabir edilen silah görünce ben de korktum, bir el ateş ettim. Böyle bir olay olmasından ötürü gerçekten istemedim, üzgünüm. Maktulü öldürmek ya da yaralamak istesem maktulü etkisiz hale getirerek amacıma ulaşırdım" diye konuştu. "Bilirkişi raporunun düzeltilip dosyanın karara bağlanmasını istiyorum" Tutuklu sanık Fatih B. de, "Bilirkişinin yaptığı adaletsizliğin, hukuksuzluğun düzeltilmeden bu dosyanın da karara bağlanmasını istemiyorum. Ben hakkımı sonuna kadar savunmak istiyorum. Burada üzerime yıkılmak istenen bir silah var. Bunu kabul etmiyorum. 2 seneden beridir suçsuz bir şekilde yatıyorum. Bilirkişi raporunun düzeltilmeden karar verilmesin. Benim ismim nasıl yazıldıysa diğer şahısların da isminin de rapora yazılmasını istiyorum. Tutanakta diğer şahısların da isminin rapora eklenip bilirkişi raporunun düzeltilip bu dosyanın bu şekilde karara bağlanmasını istiyorum. Bu olayın bir tarafında yokum" şeklinde konuştu. Sevinç B. ise beraatımı talep ederek oğullarının üzerine suç atıldığını, silahların maktule ait olduğunu söyledi. Yaşar B. ile Kazım B. de mütalaa doğrultusunda beraatlarını talep etti. Mahkeme heyeti, Ümit B.’yi haksız tahrik indirimi uygulayarak 18 yıl, ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 5 yıl hapis ve 60 bin TL adli para cezasına çarptırdı. Fatih B. ise haksiz tahrik hükümleri uygulanarak 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yaşar B., Sevinç B. ve Kazım B.’nin de beraatlarına karar verildi.
Kastamonu Teknokent, bölgesel Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemine dönüştü
14 Ocak 2026 Çarşamba - 14:14 Kastamonu Teknokent, bölgesel Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemine dönüştü Kastamonu Üniversitesi bünyesinde kurulan Kastamonu Teknokent, 2025 yılı itibarıyla bölgesel ölçekte bir teknoloji ve Ar-Ge ekosistemine dönüştürdü. Bakanlar Kurulu’nun 2018 tarihli kararıyla kurulan ve 2019 yılı sonunda şirketleşerek faaliyete geçen Kastamonu Teknokent, 2020 yılı Mayıs ayında ilk firmalarını bünyesine kattı. Takip eden süreçte özellikle altyapı yatırımlarıyla büyümesini sürdüren Kastamonu Teknokent, Ocak 2022’de faaliyete geçen 5 bin 834 metrekarelik idare binası ve kuluçka merkezi ile kurumsal kapasitesini önemli ölçüde arttırdı. 2021 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile teknoloji geliştirme bölgesi alanının yaklaşık 110 bin metrekareye çıkarılması ise uzun vadeli büyüme hedeflerinin önünü açtı. Genişleme alanına ilişkin imar çalışmaları 2022 yılında tamamlanırken, 2023’te yapı kullanma izni alındı. 2025 yılı itibarıyla Kastamonu Teknokent’te faaliyet gösteren firma sayısı 43’e ulaştı. Firmaların sektörel dağılımında yazılım ve bilişim alanı yüzde 42,5’lik oranla öne çıkarken, orman ürünleri, imalat, mühendislik, mimarlık ve bilgisayar teknolojileri gibi alanlar da bölgenin üretim ve araştırma potansiyelini yansıtan başlıklar arasında yer aldı. Teknokent bünyesinde 25 akademisyen girişimci ile 153 Ar-Ge personeli görev yaparken, toplam 186 kişilik nitelikli insan kaynağı istihdam ediliyor. Ar-Ge çalışmalarının ticarileşmesi konusunda da çıktılar üreten Kastamonu Teknokent firmaları 2020-2025 yılları arasında, fikri sınai mülkiyet hakları alanında 1 endüstriyel tasarım, 12 marka tescili ve 3 yazılım tescili gerçekleştirdi. Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren firmaların fikri ve sınai mülkiyet hakları alanındaki çalışmalarını desteklemek amacıyla da 2025 yılında bir uygulama hayata geçirildi. Bu kapsamda firmalara ücretsiz danışmanlık ve başvuru hizmeti sunulmaya başlanırken, yürütülen desteklerle firmaların yatırımcılarla buluşturulmasına da katkı sağlandı. Girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla faaliyet gösteren Fikir ve İş Geliştirme Destek Ofisi (FİDE) ise ön kuluçka ve kuluçka programlarıyla genç girişimcilere destek sağladı. 2021-2025 döneminde yürütülen eğitim, mentorluk ve söyleşi programlarıyla yüzlerce katılımcıya ulaşıldı. Bu süreçte 10 farklı ürün ticarileşme aşamasına geçerken, Teknokent bünyesindeki girişimler TEKNOFEST ve çeşitli ulusal yarışmalarda dereceler ve şampiyonluklar elde etti. Teknolojik üretimi toplumsal faydayla buluşturmayı hedefleyen Sosyal Sorumluluk Projeleri Ofisi de Teknokent ve Teknoloji Transfer Ofisi iş birliğiyle hayata geçirildi. Sosyal Ofis kapsamında alınan 187 proje başvurusu arasından kabul edilen 160 çalışma, 96 akademisyen ve 64 öğrencinin katkısıyla yürütülerek teknoloji temelli sosyal etki projelerine zemin hazırladı. 2025 yılı itibarıyla 43 Ar-Ge ofisi, 11 kuluçka ofisi ve aktif sosyal alanlarıyla faaliyetlerini sürdüren Kastamonu Teknokent, üniversite ile sanayi arasında kurduğu iş birliği modeliyle bölgesel kalkınmaya katkı sunmaya devam ediyor.