Yerel Haberler
Kastamonu
Tarlada kavga ettiği husumetlisini öldüren sanık hakim karşısına çıktı 25 Şubat 2026 Çarşamba - 11:02:16 Kastamonu’da bir kişinin öldüğü, bir kişinin de yaralandığı olayla ilgili yargılanan sanık, hakim karşısına çıktı. Kendini savunan tutuklu sanık, "Beni öldürecekti, korunma amaçlı bıçağı salladım" dedi. Olay, 8 Temmuz 2025 tarihinde Kastamonu’nun merkez ilçesi Esenli köyü Merkez Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aralarında daha önceden husumet bulunan S.Ç. (43) ile İmdat Yılmaz (51) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Kavgada İmdat Yılmaz, S.Ç.’ye demir sopayla saldırırken, S.Ç. ise yanında bulundurduğu bıçakla karşılık verdi. Kavgada aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Yılmaz, kaldırıldığı Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Tedavisi tamamlandıktan sonra gözaltına alınan S.Ç. tutuklandı. S.Ç. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’kasten öldürme’ suçundan açılan dava görülmeye başladı. Duruşmada tutuklu sanık S.Ç. ile maktulün yakınları, tanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu. "Bizim, İmdat ile aramızda tarla satışından kaynaklı geçmişte sorunlar oldu" Duruşmada kendisini savunan S.Ç., "Bizim, İmdat ile aramızda geçmişte sorunlar vardı. Bizim ona karşı bir husumetimiz yoktu, ancak o bize karşı husumet besliyordu. İlk olarak 2019 yılında bir tarla almıştı, o tarlaya benim de alıcı olduğumu birisi ona söylemiş. Bunun üzerine bana ’sen benim aldığım tarlaya nasıl alıcı çıkarsın’ diye küsmüştü. 2020 yılında başka bir olay neticesinde babama demir küskü ile saldırmıştı. Bu olaydan 1 hafta sonra da traktörle giderken yolumuzu kesti, sırıkla bize saldırdı. Daha sonra biz uzaklaştık. Bunun için karakolu aradım, ancak o dönem benim evden covid nedeniyle çıkış yasağım olduğu için ceza yazılacaktı, bundan dolayı şikayetçi olmadım. Bir yıl önce de N.A., ’oğlun yüksek sesle müzik dinleyerek İmdat’ın evinin önünden geçiyormuş, İmdat oğlunu öldürüp atacakmış, haberin olsun’ dedi. En son geçen yıl kasım-aralık aylarında ise cami minaresi yapımıyla ilgili emeği geçenlere teşekkür, karşı gelenlere ise sitem mesajı paylaştım. Kimlerin karşı geldiğini bilmiyorum, özel olarak kimseyi kastetmedim, genel bir mesajdı. Aramızdaki anlaşmazlıklar bunlardan kaynaklıdır" diye konuştu. "İmdat, saman balyası atmaya giderken önümü kesti" Olay anında tarlaya gittiğini söyleyen S.Ç., "İmdat tarlasının en üst köşesindeydi, eşi ise yaklaşık 500 metre aşağıdaydı. Ben yoluma devam ettim. Bana 5 metre kala tekrar İmdat’ı fark ettim, bana doğru koşup yolumu kesti ve ‘sen niye beni kastederek paylaşım yapıyorsun’ dedi. Onu kastetmediğimi söyledim. ’C.A. da beni kastediyor, benim için yazdığını söylüyor’ dedi. Ben de ‘çağır, gelsin, burada söylesin" dedim. Bunun üzerine ‘seni öldürmeden olmayacak’ dedi, bana küfürler ederek elindeki kancayla saldırdı. Başıma ve göğsüme vurdu, hala vurmaya devam ediyordu. Elinde iki kanca vardı, her yerim kan oldu, kandan dolayı gözlerimi açamıyordum. Kancanın biri yere düştü, diğeriyle vurmaya devam ediyordu, beni öldürecekti. Bıçağı çıkardım, kendimi korumak için salladım. Sağ bileğimi tuttuğu için kendimi kurtaramadım. Bıçağı kaç defa salladığımı hatırlamıyorum. Sonra elimi ondan kurtardım, bana vurmayı bıraktı, ben de oradan uzaklaşmaya başladım. Yaklaşık 50 metre gittikten sonra arkama dönüp baktım, eşinin yanına geldiğini, İmdat’ın ‘sen ne yaptın’ diye ona kızdığını gördüm. İmdat hala ayaktaydı. Yaralı bir şekilde eve gittim, oğluma beni hastaneye götürmesini söyledim, öleceğimi düşündüm. Jandarma komutanını arayıp merada olanı, aileme zarar vereceklerinden korktuğumu söyledim" ifadelerini kullandı. "Sanık, eşimin önüne çıktı, elinde bıçakla üzerine yürüdü" İmdat Yılmaz’ın eşi N.Y. ise, "Sanık eşimin önüne çıktı, elinde bıçakla üzerine yürüdü. Eşim geri geri giderken birden bıçağı sapladı. Onlara doğru koşunca düştüm, kendimi toparlayıp kalktığımda her şey bitmişti. Sanık da oradan ayrılmıştı. İlk karşılaştıklarında sadece sanığın sesini duydum, ancak ne dediğini duymadım. Aralarında bir şey konuştularsa duymadım. Sanığın küfür ettiğini duydum, ancak şikayet konusuyla ilgili konuşmasını duymadım. Kulaklarım ağır işitir, Şikayetçiyim. Sanığı hiç oradan geçerken görmedim. Eşimin elinde iki tane kanca vardı. Kancalarla işimiz bitince onları eve götürüyorduk, sonraki gün tekrar yanımızda götürüyorduk" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:56 Tarlada kavga ettiği husumetlisini öldüren sanık hakim karşısına çıktı Kastamonu’da bir kişinin öldüğü, bir kişinin de yaralandığı olayla ilgili yargılanan sanık, hakim karşısına çıktı. Kendini savunanan tutuklu sanık, "Beni öldürecekti, bende korunma amaçlı bıçağı salladım" dedi. Olay, 8 Temmuz 2025 tarihinde Kastamonu’nun Merkez ilçesi Esenli köyü Merkez Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aralarında daha önceden husumet bulunan S.Ç. (43) ile İmdat Yılmaz (51) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Kavgada İmdat Yılmaz, S.Ç.’ye demir sopayla saldırırken, S.Ç. ise yanında bulundurduğu bıçakla karşılık verdi. Kavgada aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Yılmaz, kaldırıldığı Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybetti. Tedavisi tamamlandıktan sonra gözaltına alınan S.Ç. tutuklandı. S.Ç. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "kasten öldürme" suçundan açılan dava görülmeye başladı. Duruşmada tutuklu sanık S.Ç. ile maktulün yakınları, tanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu. "Bizim, İmdat ile aramızda tarla satışından kaynaklı geçmişte sorunlar oldu" Duruşmada kendisini savunan S.Ç., "Bizim, İmdat ile aramızda geçmişte sorunlar vardı. Bizim ona karşı bir husumetimiz yoktu, ancak o bize karşı husumet besliyordu. İlk olarak 2019 yılında bir tarla almıştı, o tarlaya benim de alıcı olduğumu birisi ona söylemiş. Bunun üzerine bana ‘sen benim aldığım tarlaya nasıl alıcı çıkarsın’ diye küsmüştü. 2020 yılında başka bir olay neticesinde babama demir küskü ile saldırmıştı. Bu olaydan 1 hafta sonra da traktörle giderken yolumuzu kesti, sırıkla bize saldırdı. Daha sonra biz uzaklaştık. Bunun için karakolu aradım, ancak o dönem benim evden Kovid nedeniyle çıkış yasağım olduğu için ceza yazılacaktı, bundan dolayı şikayetçi olmadım. Bir yıl önce de N.A., ‘oğlun yüksek sesle müzik dinleyerek İmdat’ın evinin önünden geçiyormuş, İmdat oğlunu öldürüp atacakmış, haberin olsun’ dedi. En son geçen yıl Kasım-Aralık aylarında ise cami minaresi yapımıyla ilgili emeği geçenlere teşekkür, karşı gelenlere ise sitem mesajı paylaştım. Kimlerin karşı geldiğini bilmiyorum, özel olarak kimseyi kastetmedim, genel bir mesajdı. Aramızdaki anlaşmazlıklar bunlardan kaynaklıdır" diye konuştu. "İmdat, saman balyası atmaya giderken önümü kesti" Olay anında tarlaya gittiğini söyleyen S.Ç., "İmdat tarlasının en üst köşesindeydi, eşi ise yaklaşık 500 metre aşağıdaydı. Ben yoluma devam ettim. Bana 5 metre kala tekrar İmdat’ı fark ettim, bana doğru koşup yolumu kesti ve ‘sen niye beni kastederek paylaşım yapıyorsun’ dedi. Onu kastetmediğimi söyledim. ’C.A. da beni kastediyor, benim için yazdığını söylüyor’ dedi. Ben de ‘çağır, gelsin, burada söylesin" dedim. Bunun üzerine ‘seni öldürmeden olmayacak’ dedi, bana küfürler ederek elindeki kancayla saldırdı. Başıma ve göğsüme vurdu, hala vurmaya devam ediyordu. Elinde iki kanca vardı, her yerim kan oldu, kandan dolayı gözlerimi açamıyordum. Kancanın biri yere düştü, diğeriyle vurmaya devam ediyordu, beni öldürecekti. Bıçağı çıkardım, kendimi korumak için salladım. Sağ bileğimi tuttuğu için kendimi kurtaramadım. Bıçağı kaç defa salladığımı hatırlamıyorum. Sonra elimi ondan kurtardım, bana vurmayı bıraktı, ben de oradan uzaklaşmaya başladım. Yaklaşık 50 metre gittikten sonra arkama dönüp baktım, eşinin yanına geldiğini, İmdat’ın ‘sen ne yaptın’ diye ona kızdığını gördüm. İmdat hala ayaktaydı. Yaralı bir şekilde eve gittim, oğluma beni hastaneye götürmesini söyledim, öleceğimi düşündüm. Jandarma komutanını arayıp merada olanı, aileme zarar vereceklerinden korktuğumu söyledim" ifadelerini kullandı. "Sanık, eşimin önüne çıktı, elinde bıçakla üzerine yürüdü" İmdat Yılmaz’ın eşi N.Y. ise, "Sanık eşimin önüne çıktı, elinde bıçakla üzerine yürüdü. Eşim geri geri giderken birden bıçağı sapladı. Onlara doğru koşunca düştüm, kendimi toparlayıp kalktığımda her şey bitmişti. Sanık da oradan ayrılmıştı. İlk karşılaştıklarında sadece sanığın sesini duydum, ancak ne dediğini duymadım. Aralarında bir şey konuştularsa duymadım. Sanığın küfür ettiğini duydum, ancak şikayet konusuyla ilgili konuşmasını duymadım. Kulaklarım ağır işitir, Şikayetçiyim. Sanığı hiç oradan geçerken görmedim. Eşimin elinde iki tane kanca vardı. Kancalarla işimiz bitince onları eve götürüyorduk, sonraki gün tekrar yanımızda götürüyorduk" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. (Vİ-MK-
24 Şubat 2026 Salı - 15:39 Kastamonu’da musluk suyunun sürekli bulanık akmasına tepki Kastamonu’da il merkezinde isale hattında yaşanan arızadan sonra, 2 aydır yaşanan su kesintileri ve musluklardan bulanık su akmasına vatandaşlar tepki gösterdi. Kastamonu il merkezine içme suyu sağlayan Karaçomak Barajı’ndaki isale hattında 3 Ocak tarihinde yaşanan arıza sebebiyle yaklaşık 10 gün boyunca şehrin birçok noktasında içme suyu problemi yaşandı. İsale hattındaki arızanın onarılmasının üzerinden yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen şehir merkezinde zaman zaman yaşanan su kesintileri ve musluklardan bulanık su akması vatandaşları mağdur ediyor. "Halkı bilgilendirecek ya da tedbir alması için uyaracak herhangi bir açıklama olmamasının mahcubiyetini ve üzüntüsünü yaşıyoruz" Kuzeykent Mahallesi Muhtarı Hakan Çölez, "3 Ocak itibariyle Kastamonu’nun tamamını etkileyen ciddi bir arıza ile karşı karşıya kalmıştık. Yaklaşık 10 gün düşük basınçla ya da ara ara gelip gitse de bir su kesintisi yaşandı. Kesintiler bir şekilde giderilmiştir. Fakat bugün üzerinden iki ay geçmesine rağmen hala sularımızda, ne yazık ki muhtemel arızanın etkisi altında olduğunu düşündüğümüz bir kirlilik ve yosunlu koku mevcut. Kuzeykent, şu anda 55 bin nüfuslu bir mahalle. Tabii şehrin geri kalan kısımlarından da bize ulaşanlar oluyor. Arayanlar, ’muhtarım aynı sıkıntıyı biz de yaşıyoruz’ diyenler var. Bu kirli ve bulanık suyla mübarek Ramazan ayında imtihan oluyoruz. İnsanlarımız hastaneye gittiklerinde de bize dönüş sağlıyorlar. Fakat ne İl Sağlık Müdürlüğümüzden ne de Kastamonu Belediyemizden bu konuyu gündeme taşıyacak ya da süreci bizlere anlatacak herhangi bir açıklama olmamasının mahcubiyetini ve üzüntüsünü yaşıyoruz. Muhtar olduğumuz için mahallemizin içinde bulunduğumuz için her ne kadar son zamanlarda maaşıyla ön plana çıkan bir kurum dahi olmuş olsak da insanların ilk kapısını çaldığı ya da ilgililere ulaşamadığın da ‘aman muhtarım’ dediği bir yerdeyiz. Amacımız kamuoyu baskısı ile birlikte Kastamonu Belediyesinden bir açıklama, bir sonuç alabilmek" dedi. "Bulanık akan sular nedeniyle apartman sakinlerinden yoğun şikayetler alıyoruz" Kendilerine çok fazla şikayet geldiğini söyleyen Çölez, "Bunun için zaten bir müddet bekledik. Bugün düzelir, yarın düzelir dedik, fakat insanlar hastaneye gittikçe, doktorlar ’sudan olabilir’ dedikçe, insanlar ’neden bir sağlık arayışı yok’ noktasında oldu. Bizlere ulaştılar, ilgili kurumu, belediyeyi aradıklarında geri dönüş olmadığına dair sosyal medyadan yazılar paylaştılar. Daha sonra da bizleri aradılar. Bizde ne yapalım? Vatandaşa dönmeyen belediye, bize döner mi? Apartmanlardan, kooperatiflerden, mahallemizden her bir yerden numuneler istedik. Gelen şikayetler üzerine mahallemizin tamamında bununla alakalı bir sıkıntının olduğunu da görmüş olduk" diye konuştu. "Sorunun tez zamanda çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz" Muhtar Çölez, "Boğaz ağrısı, ishal, mide bulantısı gibi şikayetler de yoğunlaştı. Gelen telefonlar ve atılan mesajlarda da sabit. İnsanlar kendi aralarında da konuşuyor. İnsanlar boğaz ağrısı, ishal, yüksek ateşte hastaneye gidiyorlar. ’Suyun şekli ve içindeki atık bakterilerden dolayı oldu’ deniliyor. İnsanlar da haliyle bu konuda ulaşacak bir kanal arıyorlar. Ümidimiz odur ki bu sorun tez zamanda çözüme kavuşur. Yetkililer de bu çözüm sürecinde kurum birlikteliği sağlayarak ilk başta halkı bilinçlendirme noktasında hareket ederler" şeklinde konuştu.
Kargo paketiyle uyuşturucu sevkiyatı yapan sanıklara hapis cezası
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:50 Kargo paketiyle uyuşturucu sevkiyatı yapan sanıklara hapis cezası Kastamonu’da kargo paketiyle sentetik ecza sevkiyatı yaptıkları tespit edilen 3 sanık, 2 yıl ila 13 yıl arasında hapis cezasına çarptırıldı. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, 2021 yılında İstanbul’dan paketlenen sentetik eczalarını farklı bir ürün gibi göstererek kargo ile Kastamonu’ya getirten şahıslara yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda 2 bin 758 adet sentetik ecza ele geçirildi. Olayla ilgili H.S., Y.D.H. ve Ç.Y. gözaltına alındı. Tutuklanan H.S., Y.D.H. ve Ç.Y. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davada, H.S. ve Ç.Y.’ye 11 yıl, Y.D.H.’ye ise 2 yıl 9 ay hapis cezası verildi. İtiraz üzerine karar istinaf’da bozuldu. Kararın bozulmasının üzerine tekrar hakim karşısına çıkan sanıklardan Ç.Y., suçlamaları reddederek beraatını talep ederek, "Hakkımda parmak izi yok, kamera kaydı yok. Kargo üzerinde adım, soyadım ya da bana ait herhangi bir bilgi bulunmuyor. Üzerimden ya da bana ait herhangi bir yerde uyuşturucu madde de çıkmadı. Buna rağmen bu cezayı aldım" dedi. H.S. ise kendisinin sadece 10 adet sentetik uyuşturucu hap satın almak istediğini ifade ederek, ele geçirilen diğer hapların isteği dışında gönderildiğini söyledi. Y.D.H. de beraatını talep etti. Savunmaların ardından, mahkeme heyeti Ç.Y.’yi 13 yıl 9 ay hapis ve 37 bin 500 TL adli para cezası, H.S.’yi etkin pişmanlık hükümlerini uygulayarak 5 yıl 6 ay ve 15 bin TL adli para cezası, Y.H.D.’yi ise 2 yıl 9 ay hapis ve 7 bin 500 TL adli para cezasına çarptırdı.
Gazetelerle Kastamonu tarihine ışık tutan sergi kapılarını açtı
13 Ocak 2026 Salı - 17:03 Gazetelerle Kastamonu tarihine ışık tutan sergi kapılarını açtı Kastamonu’da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Kastamonu tarihine ışık tutan gazeteler sergilendi. Kastamonu Valiliği tarafından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla, emekli akademisyen Dr. Mustafa Eski’nin katkılarıyla sergi açıldı. Kastamonu basın tarihinin alatıldığı sergide, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı dönemi başta olmak üzere farklı tarihlerde yayımlanan gazeteler sergilendi. Sergi açılışında konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, "Kastamonu, Anadolu’da basının en erken geliştiği, gazetelerin ve dergilerin en erken yayımlandığı şehirlerden biridir. Bu yönüyle Kastamonu basın tarihi son derece kıymetli bir yere sahiptir. Basının en önemli görevi, kuşkusuz kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmektir. Ancak bunun yanında en az bu kadar önemli olan bir diğer görevi de tarihe not düşmektir. Kastamonu, özellikle İstiklal Savaşı döneminde bu anlamda çok önemli bir rol üstlenmiştir. O dönemde Kastamonu’da yayımlanan gazeteler ve dergiler, en zor şartlarda dahi kalemlerini bırakmamış, büyük bir cesaretle önemli hizmetler vermiştir. İstiklal Savaşı sürecinde bu istiklal yolunun Kastamonu üzerinden geçtiğini hepiniz biliyorsunuz. O dönemde çok sayıda yazar ve edebiyatçı burada görev almış, özellikle Abdurrahman Paşa Lisesi çevresinde şekillenen fikir ortamı büyük önem taşımıştır. İstiklal Savaşının başarıya ulaşmasında Kastamonu basınının çok ciddi katkıları olmuştur. Mehmet Akif Ersoy da bu isimlerden biridir. İstiklal Marşı, Kastamonu’da yayımlanan Açıksöz Gazetesi’nde ilk kez yayımlanmış, en azından bu niyetle buraya gönderilmiştir. Mustafa Eski hocamız, sayısını kendisinin bile tam olarak bilmediği, 30’un üzerinde eseriyle Kastamonu’ya adeta bir kütüphane kazandırmış, ilmi ve kültürel anlamda çok önemli hizmetler sunmuş bir hocamızdır. Son dönemde Kastamonu basın tarihi üzerine de kapsamlı bir çalışma yürütmektedir. İnşallah önümüzdeki bir ya da bir buçuk yıl içerisinde bu çalışmayı tamamladığında, sadece Kastamonu basın tarihine değil, Kastamonu’nun genel tarihine de çok önemli bir kapı aralamış olacaktır" dedi. Dr. Mustafa Eski ise 1869 yılında Kastamonu’da ilk matbaanın kurulmasından itibaren yayımlanan gazeteler ve gazetecilerle ilgili bilgiler verdi. Vali Meftun Dallı, beraberindeki heyet ile sergiyi gezdi. Kastamonu Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Hamdi Nalbant ve Mustafa Eski tarafından gazetelerle ilgili ziyaretçilere bilgi verildi. Kastamonu Valiliğinde açılan sergi, 15 Ocak Perşembe günü mesai bitimine kadar gezilebilecek.
23 farklı ülkeden 111 öğrenci Türkçe eğitimi alıyor
12 Ocak 2026 Pazartesi - 17:01 23 farklı ülkeden 111 öğrenci Türkçe eğitimi alıyor Kastamonu Üniversitesi, 23 farklı ülkeden toplam 111 uluslararası öğrenciye Türkçeyi ve Türk kültürünü öğrenmek üzere eğitimler verdi. Kastamonu Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER), 2025-2026 eğitim-öğretim yılında farklı ülkelerden gelen uluslararası öğrencilere eğitim veriyor. Güncel verilere göre, 23 farklı ülkeden toplam 111 uluslararası öğrenci, Türkçeyi ve Türk kültürünü öğrenmek üzere Kastamonu’da bir araya geldi. TÖMER bünyesinde eğitim alan öğrenciler arasında 26 kursiyer ile Endonezya ilk sırada yer alırken, Somali 25 öğrenciyle ikinci sırada bulunuyor. Bu iki ülkeyi 12 öğrenciyle Filipinler, 8 öğrenciyle Nijerya, 7 öğrenciyle Türkmenistan ve 6 öğrenciyle Kazakistan izliyor. Kalabalık öğrenci gruplarının yanı sıra bireysel katılımlar da TÖMER’de yürütülen eğitim faaliyetlerine çeşitlilik kazandırıyor. Bu kapsamda kampüsün çok kültürlü eğitim ortamını oluşturan ülkeler arasında Afganistan, Angola, Azerbaycan, Endonezya, Fas, Filipinler, Filistin başta olmak üzere 23 farklı ülkeden öğrencileryer alıyor. Farklı coğrafyalardan gelen bu öğrenciler, kampüs yaşamına kültürel zenginlik katıyor. "Türkçe, kültürler arasında kalıcı bağlar kuruyor" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, TÖMER’de yürütülen çalışmaların yalnızca dil öğretimiyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, "Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen öğrencilerimizin Kastamonu’da Türkçe öğrenmesi, Üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonunun önemli bir parçasıdır. Aynı sınıflarda eğitim alan bu öğrenciler, Türk kültürünü yakından tanıma fırsatı bulurken, kendi kültürlerini de kampüsümüze taşıyor. Mezuniyetlerinin ardından ülkelerine döndüklerinde Türkiye ile aralarında kalıcı bağlar kuracaklarına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.