Yerel Haberler
Kilis
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:18 Kilis zeytinyağı dünyaya açıldı: 3 ülkede raflarda Kilis markalı organik zeytinyağı Hollanda, Amerika ve Katar’da raflara girdi. Almanya’daki Biofach Fuarı’nda 50’den fazla firmayla temas kurularak yeni ihracat bağlantılarının temeli atıldı. Kilis’te üretilen organik zeytinyağı, markalı ihracat hamlesiyle dünya pazarına açıldı. Hollanda, Amerika ve Katar’da satışa sunulan Kilis markalı zeytinyağı, Almanya’daki Biofach Fuarı’nda kurulan uluslararası bağlantılarla ihracat ağını genişletmesi hedeflendi. Kilis markalı organik zeytinyağının Hollanda, Amerika ve Katar’da satışa sunulduğunu belirten Kilis Organik Zeytin Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Polat "Amacımız Kilis zeytinyağını dünyaya tanıtmak" dedi. Kilis’te ilk kez dünyaya markalı ihracat yaptıklarını ifade eden Polat, yılda yaklaşık 200 ton organik zeytin ihracatı gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu ihracatın 20-30 tonluk kısmının doğrudan Kilis markasıyla yapıldığını kaydeden Polat, "Şu anda Hollanda’da, Amerika’da ve Katar’da Kilis markalı zeytinyağımızın satışı başladı. Ayrıca Kilis’te de bazı zincir marketlerde ürünlerimiz raflardaki yerini aldı. Kilis medyasına ve çiftçilerimize desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Polat, Kilis Valiliği koordinasyonunda organik fuara katıldıklarını belirterek, bu tür organizasyonların devam etmesini temenni etti. Biofach Fuarı’nda 50’den fazla firma ile temas Kilis İl Tarım ve Orman Müdürü Levent Küçük ise Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen Biofach Fuarı’nın 1990 yılından bu yana dünyanın en büyük organik ürünler ve organik tarım sektörü fuarı olarak kabul edildiğini söyledi. Fuarın her yıl uluslararası organik topluluğunu bir araya getirdiğini aktaran Küçük, yaklaşık 2 bin 200’den fazla firmanın katılım sağladığını, 90 farklı ülkeden profesyonel ziyaretçilerin yer aldığını ve 35 binden fazla ziyaretçinin fuara yoğun ilgi gösterdiğini ifade etti. Avrupa, Asya, Kuzey Amerika ve diğer bölgelerden alıcılar, perakendeciler ve araştırmacıların fuarda yer aldığını belirten Küçük, organizasyonun küresel pazar trendleri ve ticari bağlantılar açısından önemli bir platform olduğunu kaydetti. Türkiye markalarının görünürlüğünün arttı Türk organik gıda sektörünün 41 firmayla fuarda yer aldığını dile getiren Küçük, kuru meyveden hububata, bakliyattan işlenmiş ürünlere kadar geniş ürün yelpazesiyle uluslararası alıcılara temas kurulduğunu söyledi. Tadım etkinlikleri, iş birliği görüşmeleri ve tanıtım faaliyetleriyle Türkiye markalarının görünürlüğünün arttığını ifade eden Küçük, fuarın organik ürün sektörünün geleceğini şekillendiren dinamik bir organizasyon olduğunu vurguladı. "Organik Zeytin Birliğimiz stant açtı" Küçük, "İlimizin en önemli tarımsal ürünü olan zeytin ve zeytinyağının tanıtımı için Organik Zeytin Birliğimiz stant açtı. Kilis Valisi Ömer Kalaylı ve Vali Yardımcısı Okan Dağlı ile birlikte fuara katılım sağladık. Birliğimiz standında yurt dışından 50’den fazla firmayla temas kuruldu, Kilis organik zeytinyağının tanıtımı yapıldı" diye konuştu.
Oylum Höyük’te 2025 kazı sezonu başladı
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 16:10 Oylum Höyük’te 2025 kazı sezonu başladı Kilis’teki Oylum Höyük kazılarında 2025 sezonu başladı. Prof. Dr. Atilla Engin, Hitit dönemine ait yeni saray yapıları, mühürler ve çivi yazılı belgeler bulmayı hedeflediklerini belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gaziantep Üniversitesi adına yürütülen Oylum Höyük kazılarında 2025 yılı sezonu başladı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Atilla Engin, bu yılki kazılarda Hitit dönemine ait yeni bulgulara ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Prof. Dr. Atilla Engin, yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu yılki kazılarda özellikle Geç Tunç Çağı II evresine odaklandık. Önceki yıllarda bu tabakalarda saray yapıları, idari yapılar ve mühür baskıları bulmuştuk. Bu yıl da benzer nitelikte buluntulara ulaşmayı bekliyoruz" dedi "Yerleşimin Tunç Çağları boyunca kesintisiz iskan gördüğünü biliyoruz’’ Oylum Höyük’ün bölgedeki en büyük yerleşimlerden biri olduğuna dikkat çeken Engin, "Yerleşimin Tunç Çağları boyunca kesintisiz iskan gördüğünü biliyoruz. Hitit metinlerinde adı geçen Kuilzila veya Ukulzat şehirlerinden birinin burası olabileceğini düşünüyoruz. Mezopotamya kaynaklarında ise Ulisum, Ullis ya da İllis adıyla geçiyor. Hatta buranın, yerini henüz tam olarak bilmediğimiz Nuhaşşe Krallığı’nın başkenti olması da olasılıklar arasında" ifadelerini kullandı. ‘’Oylum’un sadece tarıma dayalı bir köy yerleşimi olmadığı ortaya çıktı’’ Elde edilen verilerin höyüğün bir tarım köyü değil, aynı zamanda önemli bir ticaret ve üretim merkezi olduğunu gösterdiğini belirten kazı başkanı Engin, "Geçmişte yapılan kazılarda, Oylum’un sadece tarıma dayalı bir köy yerleşimi olmadığı ortaya çıktı. Burası aynı zamanda üretim yapıp dış bölgelere ürün gönderen bir merkezdi. Kıbrıs, Mısır ve Ege gibi bölgelerle bağlantılar kurulduğunu arkeolojik veriler bize söylüyor" şeklinde konuştu "Okul gibi hizmet veriyor’’ Kazı çalışmalarının eğitim yönüne de dikkat çeken Engin, "Oylum Höyük yıllardır arkeoloji öğrencileri için bir uygulama sahası, bir okul gibi hizmet veriyor. Burada hem bilimsel araştırmalar yapılıyor hem de genç araştırmacılar sahada deneyim kazanıyor" dedi "Genç araştırmacıların deneyim kazandığı bir eğitim alanı olma özelliği de taşıyor" Kazı Başkanı Prof. Dr. Atilla Engin, Oylum Höyük’ün yalnızca bir kazı alanı değil, aynı zamanda bir arkeoloji okulu olduğunu belirtti. Engin, "Bugüne kadar birçok öğrenci ve akademisyen burada yetişti. Bu yönüyle Oylum Höyük, bölgenin kültür tarihine ışık tutan bilimsel bir merkez olmanın yanı sıra, genç araştırmacıların deneyim kazandığı bir eğitim alanı olma özelliği de taşıyor" diye konuştu
Hem sıcakla hem teknolojiyle mücadele ediyor
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 10:16 Hem sıcakla hem teknolojiyle mücadele ediyor Kilis’te 28 yıldır sıcak demircilik yapan Mehmet Kemal Etçi, 40 dereceyi aşan sıcağa ve gelişen teknolojiye rağmen mesleğini yaşatmaya çalışıyor. Kilis’te 28 yıldır sıcak demircilik yapan Mehmet Kemal Etçi, mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Etçi, sıcak demirciliğin hem fiziksel olarak son derece zorlayıcı olduğunu hem de bu işin tek başına yapılamayacak kadar ekip gerektirdiğini belirtti. "İkindi vaktinden sonra çalışabiliyoruz, gündüz sıcağında çalışmak imkansız" Etçi, sıcak demircilikte dövme işleminin ortalama 900-1200 derece arasında gerçekleştiğini ve özellikle yaz aylarında 40 dereceyi aşan hava sıcaklığının işi daha da zorlaştırdığını vurguladı. Etçi "Sabah serinliğinde ya da ikindi vaktinden sonra çalışabiliyoruz. Gündüz sıcağında çalışmak imkansız. Acil işler dışında mecbur kalmadıkça başlamıyoruz" dedi. "Tek başına bu işler olmuyor" Sıcak demirciliğin yalnız yapılmasının neredeyse imkansız olduğunu belirten Etçi, "Demiri kızarttın diyelim, döveceksin, keseceksin, birinin de karşıdan çekiçle vurması lazım. Tek başına bu işler olmuyor. Şu anda Kilis’te bu mesleği yapan sadece iki kişiyiz. Bizden sonra da kimse kalmaz" ifadelerini kullandı. "Gençler sahip çıkmazsa bu meslek tamamen bitecek" Teknolojinin el emeği meslekleri gölgede bıraktığını söyleyen Etçi, "Benim 1 saatte yaptığım işi makine 10 dakikada yapıyor. Ama makinelerin yapamadığı işleri biz hala el emeğiyle yapmaya çalışıyoruz. Gençler sahip çıkmazsa bu meslek tamamen bitecek" şeklinde konuştu. "Aç bırakmaz ama tam da doyurmaz’’ Etçi, hem geçimlik hem de kültürel açıdan önemli olan bu mesleğin korunması gerektiğini belirterek, "Aç bırakmaz ama tam da doyurmaz. Yine de alın teriyle kazanılan helal bir iştir. Gençler çocuklarının geleceği için bu gibi meslekleri unutmamalı" diye konuştu.
Glikozsuz baklavaya yoğun talep
24 Temmuz 2025 Perşembe - 12:22 Glikozsuz baklavaya yoğun talep Kilis’te 19 yıldır tatlıcılık yapan Mehmet Ayoğlu, hiçbir katkı maddesi kullanmadan ürettiği glikozsuz ve kaymaksız baklavalarıyla hem yurt içinden hem de yurt dışından yoğun talep görüyor. Kilis’te otogar yanında kendi dükkanında 19 yıldır tatlıcılık yapan Mehmet Ayoğlu, glikoz ve katkı maddesi kullanmadan ürettiği kuru baklavalarıyla müşterilerin beğenisini topluyor. Mesleğe abisinin yanında başlayan, ardından İstanbul’da ustalığını geliştiren Ayoğlu, yıllardır Kilis’te kendi işletmesinde baklava üretimine devam ediyor. Hiçbir katkı maddesi kullanmadığının altını çizen Ayoğlu, "Baklavalarımda kesinlikle glikoz kullanmam. Şekeri kaynatırken sadece biraz limon ya da limon tuzu ekliyorum. Bu da şekerin kesilmesini önlemek için. Ayrıca kaymak da kullanmıyorum. Fıstığın alt tabanına kaymak koyanlar var ama bizde kesinlikle olmaz. 15 gün garantilidir baklavalarımız" dedi. ‘’Her şey tek elden çıksın diye çalışıyorum’’ Üretimin tüm aşamalarını tek başına yaptığını vurgulayan Ayoğlu, "Hamurunu da ben açıyorum, yapımını da ben yapıyorum, servisini de ben yapıyorum. Her şey tek elden çıksın diye çalışıyorum. Ne olursa olsun kaliteden taviz vermem. Talep ne kadar artarsa artsın, hepsine aynı özeni gösteririm" ifadelerini kullandı. Yurt dışından da müdavimleri var Baklavasının Almanya, Amerika ve Kıbrıs’a kadar ulaştığını belirten Ayoğlu, "Kargo ücretleri yüksek olduğu için genelde müşterilerimiz buradan alıp götürüyor. Difrize atıldığında bile 2 ay dayanır. Mikrodalgada 10-15 saniye ısıttığınızda yine çıtır çıtır olur" şeklinde konuştu. ’’Bu baklavayı Gaziantep’te bulamazsınız" Yıllardır Mehmet Ayoğlu’nun müdavimi olduğunu söyleyen Mehmet Kuvvet isimli bir müşteri ise, "Glikozsuz olması çok önemli. Bu tatlıya kuru baklava deriz biz. İçinde kaymak yok, şeker oranı çok düşük. Elle açılıyor, katkısız. Çatalla yenmez zaten, elle tutulup alt damakta hissedilecek şekilde yenmeli. Gaziantep baklavada meşhur derler ama bu baklavayı Gaziantep’te bulamazsınız" diye konuştu.
Terzilikle geçen 65 yıl
22 Temmuz 2025 Salı - 09:54 Terzilikle geçen 65 yıl Kilis’te 65 yıldır terzilik yapan, 53 yıldır da usta olarak mesleğini sürdüren Ökkeş İbişoğulları, gelişen teknoloji ve hazır giyim karşısında yok olma noktasına gelen mesleğini her şeye rağmen severek yapmaya devam ediyor. Kilis’te yarım asrı aşkın süredir terzilik yapan 77 yaşındaki Ökkeş İbişoğulları, mesleğe olan sevgisiyle çalıştığını fakat işlerin eskisi gibi olmadığını söyledi. 1972 yılından bu yana ustalık yapan İbişoğulları, konfeksiyonun yaygınlaşmasıyla mesleğin neredeyse yok olma noktasına geldiğini belirtti. "’Eti senin, kemiği benim’ derlerdi" 53 yıldır terzilik yapan Ökkeş İbişoğulları, mesleğe 12-13 yaşlarında başladığını ifade ederek, "Askerden 1970’te geldim. 1972 yılında bu dükkanı açtık. O günden bu yana ustayım. Büyüklerimiz elimizden tutar, ustanın yanına götürürdü. ‘’Eti senin, kemiği benim’’ derlerdi. Biz de severek çalıştık, zorluklarına katlandık ve mesleği öğrendik" dedi. "Ramazan’da sahura kadar çalıştığımız olurdu, uykusuz geçerdi geceler" Eskiden işlerin çok yoğun olduğunu, şimdi ise günde birkaç tamirat işiyle günü geçirdiklerini belirten İbişoğulları, "Zamanında bu dükkandan daha küçük dükkanda 6 kalfam, 4-5 çırağım vardı. Gece gündüz çalışırdık. Ramazanda sahura kadar çalıştığımız olurdu, uykusuz geçerdi geceler. Ama bugün gündüz yapacak iş bulamıyoruz. Sadece pantolon paçası, ufak tefek tamirat işleriyle uğraşıyoruz" şeklinde konuştu. "Altın bileziğini koluna taksın" Gençlere de tavsiyelerde bulunan Ökkeş İbişoğulları, "Gençler bir meslek öğrensin, altın bileziklerini koluna taksın. Gene de okusunlar, bir yere gelsinler. Ama atamaları olmazsa mesleklerine döner, ayakta kalırlar" diye konuştu.
Terzilikle geçen bir ömür
22 Temmuz 2025 Salı - 09:49 Terzilikle geçen bir ömür Kilis’te 65 yıldır terzilik yapan, 53 yıldır da usta olarak mesleğini sürdüren 77 yaşındaki Ökkeş İbişoğulları, gelişen teknoloji ve hazır giyim karşısında yok olma noktasına gelen mesleğini her şeye rağmen severek yapmaya devam ediyor. Kilis’te yarım asrı aşkın süredir terzilik yapan 77 yaşındaki Ökkeş İbişoğulları, mesleğe olan sevgisiyle çalıştığını fakat işlerin eskisi gibi olmadığını söyledi. 1972 yılından bu yana ustalık yapan İbişoğulları, konfeksiyonun yaygınlaşmasıyla mesleğin neredeyse yok olma noktasına geldiğini belirtti. ‘’Eti senin, kemiği benim’’ derlerdi 53 yıldır terzilik yapan Ökkeş İbişoğulları, mesleğe 12-13 yaşlarında başladığını ifade ederek, "Askerden 1970’te geldim. 1972 yılında bu dükkanı açtık. O günden bu yana ustayım. Büyüklerimiz elimizden tutar, ustanın yanına götürürdü. ‘’Eti senin, kemiği benim’’ derlerdi. Biz de severek çalıştık, zorluklarına katlandık ve mesleği öğrendik" dedi. ‘’Ramazanda sahura kadar çalıştığımız olurdu, uykusuz geçerdi geceler’’ Eskiden işlerin çok yoğun olduğunu, şimdi ise günde birkaç tamirat işiyle günü geçirdiklerini belirten İbişoğulları, "Zamanında bu dükkandan daha küçük dükkanda 6 kalfam, 4-5 çırağım vardı. Gece gündüz çalışırdık. Ramazanda sahura kadar çalıştığımız olurdu, uykusuz geçerdi geceler. Ama bugün gündüz yapacak iş bulamıyoruz. Sadece pantolon paçası, ufak tefek tamirat işleriyle uğraşıyoruz" şeklinde konuştu. "Altın bileziğini koluna taksın" Gençlere de tavsiyelerde bulunan Ökkeş İbişoğulları, "Gençler bir meslek öğrensin, altın bileziklerini koluna taksın. Gene de okusunlar, bir yere gelsinler. Ama atamaları olmazsa mesleklerine döner, ayakta kalırlar" diye konuştu.