Yerel Haberler
Kilis
27 Şubat 2026 Cuma - 10:21 Makine üretimine karşı el dökümü kadayıf Kilis’te 36 yıldır kadayıf ustalığı yapan Mehmet Bekan, fabrikasyon üretime karşı el dökümü yöntemini sürdürüyor. Bekan, sabır ve ustalıkla hazırlanan kadayıfın makine üretimine göre daha lezzetli olduğunu ifade etti. Kilis’te Odun Pazarı’nda 36 yıldır kadayıf ustalığı yapan Mehmet Bekan, çocukluğundan bu yana sürdürdüğü ata mesleğini severek yaptığını söyledi. Ailesinin tatlıcılık sektöründe olduğunu belirten Bekan, mesleğin babadan oğula geçtiğini ifade etti. Artan makineleşmeye rağmen el dökümü üretimden vazgeçmediklerini dile getirdi. ‘’İnsan sevmediği işi yaparsa yorulur" Kadayıfçı mesleği kendileri için bir geçim kaynağından öte miras olduğunu dile getiren Bekan, "Babamdan sonra ben devraldım. Benden sonra da oğlum devralacak. Severek yaptığın sürece her iş güzeldir. Sevmezsen o işten ne para kazanırsın ne de zevk alırsın. İnsan sevmediği işi yaparsa yorulur" dedi. ‘’Bu makine kadayıfı değil. Fabrikasyon üretimle aradaki farkı anlatan Kadayıf ustası Bekan, "Hamur yoğrulup kıvama geldikten sonra el dökümüyle hazırlanır. Bu makine kadayıfı değil. El dökümü olduğu için teli biraz daha kalın, daha yumuşak ve daha lezzetli olur" ifadelerini kullandı. ‘’Sabır ister. Sabırsız hiçbir şey olmaz’’ Mesleğin sabır gerektirdiğini belirten Bekan, kadayıfın pişirme aşamasının önemine dikkat çekerek, "Pişmeye 3-5 saniye kala toplarsanız hamur olur. Hamur olursa ne lezzeti kalır ne de görüntüsü. Bu iş sabır ister. Sabırsız hiçbir şey olmaz’’ şeklinde konuştu. Para için değil, dedemizden kalan mirası sürdürmek için bu meslekteyim Babasının yanında küçük yaşlardan itibaren mesleğin içinde olduğunu belirten 18 yaşındaki İbrahim Bekan, "Para için değil, dedemizden kalan mirası sürdürmek için bu meslekteyim. Aynı zamanda çıraklık eğitimimi de alıyorum. Keyif alarak yaptığın iş her zaman güzeldir" diye konuştu.
Kilisli şehit aileleri Suriye’ye istikrar ve barışın gelmesini istiyor
14 Aralık 2024 Cumartesi - 15:51 Kilisli şehit aileleri Suriye’ye istikrar ve barışın gelmesini istiyor Suriye’deki iç savaşın en fazla etkilediği illerden biri olan Kilis’te roketlerin düşmesi sonucu 26 sivil vatandaş şehit oldu. Şehit aileleri, Suriye’de rejimin devrilmesi ile yeni dönemin başlamasını memnuniyetle karşılayarak sınır komşularının biran önce huzur ve istikrara kavuşmasını istiyor.2011 yılında Suriye’de patlak veren iç savaşta en çok bedel ödeyen il olan Kilis’te sivil şehit aileleri Esad’ın gidişini memnuniyetle karşıladı. Kimisi çocuğunu, kimisi eşini, kimisi annesini kaybetti Suriye’den atılan roketler nedeniyle. 26 sivil şehidin verildiği Kilis’te şehit aileleri sınır komşularında artık barış ve huzurun hakim olmasını istiyor.Kilis Sivil Şehit ve Gazi Aileleri Dernek Başkanı olan ve aynı zamanda roketli saldırılarda annesi Hatice Evran’ı şehit veren Veysel Evran, 2016 yılında Kilis merkezine toplamda 125 roketin düştüğünü ve bu saldırılarda 26 şehit verdiklerini belirterek, "Bu düşen 125 roketten 26 şehidimiz var Kilis merkezde. Bunların bir tanesi de benim annem" dedi.Evran, bu roket saldırılarında 96 kişinin de yaralandığını ve bunların arasında bazı ağır yaralıların yıllar içinde hayatını kaybettiğini vurguladı. Evran, “Bizim burada rahat yaşamamız için, evimizde güvenli olmamız için, Suriye’deki güvenli bölge oluşumu önemli. Suriye bitişik sınır komşumuz. Bizim şehit ve gazi aileleri olarak desteğimiz bu yöndedir” ifadelerini kullandı.“Bizim burada güvende yaşamamız için bitişik sınır komşularımızın da güvende olması gerekiyor"Türk askerinin Suriye’deki varlığının önemine dikkat çeken Evran, “Türk askerinin Suriye’de ne işi var dediklerinde, benim rahmetli annem 66 yaşındaydı vefat ettiğinde. Evinin bahçesinde roket düşmesi sonucu şehit oldu. Bunların içerisinde 5 yaşında kız çocuğumuz vardı, Döne Nisa Sezer. 5 yaşındaki kız çocuğunun ne gibi bir suçu olabilir, elinde nasıl bir silah olabilir. Bizim şehitlerimizin hiç suçu yokken, evlerinin bahçesinde iken vefat ettiler. Yani bizim burada güvende yaşamamız için bitişik sınır komşularımızın da güvende olması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.Suriye’deki iç savaş nedeniyle zorlu bir süreç yaşadıklarını anlatan Evran, “Rabbim bayrağımızı indirmesin, ezanımızı dindirmesin. Rabbim ülkemize dirlik düzen versin. Bir an önce de Suriye tarafı düzelsin. Tabii buradaki Suriyeli kardeşlerimiz de kendi topraklarında yaşasınlar. Biz ülkemizde emniyetli ve güvenli bir şekilde yaşamak istiyoruz. Bizim tek derdimiz bu” şeklinde konuştu.“Esad’ın gitmesi bizi sevindirdi”Zalim Esad’ın yıllarca halkına yaptığı zulmün ortaya çıktığını anlatan Evran, “Oraların sükûnete kavuşması, oraların itidalli olması, oraların savaştan uzak olması en çok bizi sevindirir. Esad’ın yaptığı zalimlikleri duyuyoruz, televizyondan görüyoruz. O hapishanedeki olan işkenceleri görüyoruz. İnsan olarak üzülüyoruz. Esad’ın gitmesi bizi sevindirdi. İnşallah bir an önce orası düzene girer, rahata kavuşur. Buradaki Suriyeli kardeşlerimiz de, herkes de kendi evine gider rahatça yaşar” diye konuştu.Başkan Evran, Kilis’te şehit olan 26 sivil vatandaşın resmi olarak da şehitlik unvanına kavuşturulmasını isteyerek, “26 tane şehidimiz için devletimizden biz resmi olarak şehitlik unvanı talep ediyoruz. Bakın bize maddi anlamda bütün devletimiz destekleri verdi. Şehitlikte alakalı istihdam hakkı bir kişi her aileden aldı. Primsiz aylıklardan maaş bağlattı. Ama 8 yıldan beri biz gitmediğimiz mercii, gitmediğimiz nokta kalmadı. Bizim devletimizden bir an önce bütün şehitlerin ve gazi ailelerin adına şehitliğimizi talep ediyoruz” dedi.“Suriye’de ne işimiz var diye sorulduğunda ben evladımı kaybettim”2016 yılında Suriye topraklarında atılan roketin düşmesi sonucu 14 yaşındaki oğlu Mahmut Emre Arslan’ı kaybeden baba Selahattin Arslan ise Esad’ın gitmesi ile Suriye’de artık savaşların bitmesini beklediklerini söyledi. 22 Nisan 2016 tarihinde akşam saatlerinde Suriye tarafından atılan bir füze sonucu ekmek almaya giden oğlunu kaybettiğini belirten Arslan, “23 Nisan’da da şehidimizi gömdük. Tabii çok psikolojik sorunlar yaşadık. Çok kötü günler geçirdik, kendimizi toparlamaya çalışıyoruz. Ama devletimiz Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları ile yaralarımızı sarma çabası içine girdi. Suriye’de ne işimiz var diye sorulduğunda ben evladımı kaybettim, 14 yaşında, yani nasıl ne işimiz var. Suriye’de artık istikrarın gelmesi lazım. Suriye’nin biran önce toparlanması lazım. Suriyeli kardeşlerimin de kendi vatanlarına dönmesi lazım. Onlar da yuvalarını evlerini mallarını kaybettiler. Bir an önce bir huzur gelirse mutlu oluruz. Esad’ın devrilmesini biz sevinçle karşıladık. O bir diktatördü, halkına çok zalimlik etti. Çok zulüm yaptığını televizyon ekranlarında da ne kadar zalim ve zulüm yaptığını herkes dünya gördü. İnşallah Esad’ın yerine gelecek yeni iktidar yeni hükümet bir an önce Suriye’yi toparlar bir anca oradaki halk da huzura ve refaha kavuşur” ifadelerini kullandı.“Esad zalim bir adamdı”2016 yılında yine Dünya Kadınlar Günü olan 8 Mart’ta atılan roket sonucu şehit olan 54 yaşındaki Sıdıka Mavzer’in eşi Yaşar Mavzer de, “2016 dünya kadınlar gününde eşimi kaybettim. Suriye’den atılan roketle. O günden belli psikolojimi düzelmeye çalışıyorum. Devletimiz sağ olsun, var olsun. Vatan, milleti uğruna binlerce şehit de verebiliriz seve seve” şeklinde konuştu.Suriye’de Esad rejiminin düşmesini olumlu karşıladıklarını belirten Mavzer, “Esad zalim bir adamdı. Yerine gelen adamlar hiç olmazsa güzel bir rota çizer. 60 yıl sürdü ama sonuçta bitti. Bizler de Kilis’te halk olarak hedefin tam ağzında olan insanlarız. Şimdi devletimizin yaptığı operasyonlar bizi refaha kavuşturacak, vatan millet sağ olsun” diye konuştu.
Kilisli şehit aileleri Suriye’ye istikrar ve barışın gelmesini istiyor
14 Aralık 2024 Cumartesi - 15:05 Kilisli şehit aileleri Suriye’ye istikrar ve barışın gelmesini istiyor Suriye’deki iç savaşın en fazla etkilediği illerden biri olan Kilis’te roketlerin düşmesi sonucu 26 sivil vatandaş şehit oldu. Şehit aileleri, Suriye’de rejimin devrilmesi ile yeni dönemin başlamasını memnuniyetle karşılayarak sınır komşularının bir an önce huzur ve istikrara kavuşmasını istiyor. 2011 yılında Suriye’de patlak veren iç savaşta en çok bedel ödeyen il olan Kilis’te sivil şehit aileleri Esad’ın gidişini memnuniyetle karşıladı. Kimisi çocuğunu kimisi eşini kimisi annesini kaybetti Suriye’den atılan roketler nedeniyle. 26 sivil şehidin verildiği Kilis’te şehit aileleri sınır komşularında artık barış ve huzurun hakim olmasını istiyor. Kilis Sivil Şehit ve Gazi Aileleri Dernek Başkanı olan ve aynı zamanda roketli saldırılarda annesi Hatice Evran’ı şehit veren Veysel Evran, 2016 yılında Kilis merkezine toplamda 125 roketin düştüğünü ve bu saldırılarda 26 şehit verdiklerini belirterek, "Bu düşen 125 roketten 26 şehidimiz var Kilis merkezde. Bunların bir tanesi de benim annem" dedi. Evran, bu roket saldırılarında 96 kişinin de yaralandığını ve bunların arasında bazı ağır yaralıların yıllar içinde hayatını kaybettiğini vurguladı. Evran, “Bizim burada rahat yaşamamız için, evimizde güvenli olmamız için, Suriye’deki güvenli bölge oluşumu önemli. Suriye bitişik sınır komşumuz. Bizim şehit ve gazi aileleri olarak desteğimiz bu yöndedir” ifadelerini kullandı. “Bizim burada güvende yaşamamız için bitişik sınır komşularımızın da güvende olması gerekiyor" Türk askerinin Suriye’deki varlığının önemine dikkat çeken Evran, “Türk askerinin Suriye’de ne işi var dediklerinde, benim rahmetli annem 66 yaşındaydı vefat ettiğinde. Evinin bahçesinde roket düşmesi sonucu şehit oldu. Bunların içerisinde 5 yaşında kız çocuğumuz vardı, Döne Nisa Sezer. 5 yaşındaki kız çocuğunun ne gibi bir suçu olabilir, elinde nasıl bir silah olabilir. Bizim şehitlerimizin hiç suçu yokken, evlerinin bahçesinde iken vefat ettiler. Yani bizim burada güvende yaşamamız için bitişik sınır komşularımızın da güvende olması gerekiyor” ifadelerine yer verdi. Suriye’deki iç savaş nedeniyle zorlu bir süreç yaşadıklarını anlatan Evran, “Rabbim bayrağımızı indirmesin, ezanımızı dindirmesin. Rabbim ülkemize dirlik düzen versin. Bir an önce de Suriye tarafı düzelsin. Tabii buradaki Suriyeli kardeşlerimiz de kendi topraklarında yaşasınlar. Biz ülkemizde emniyetli ve güvenli bir şekilde yaşamak istiyoruz. Bizim tek derdimiz bu” şeklinde konuştu. “Esad’ın gitmesi bizi sevindirdi” Zalim Esad’ın yıllarca halkına yaptığı zulmün ortaya çıktığını anlatan Evran, “Oraların sükûnete kavuşması, oraların itidalli olması, oraların savaştan uzak olması en çok bizi sevindirir. Esad’ın yaptığı zalimlikleri duyuyoruz, televizyondan görüyoruz. O hapishanedeki olan işkenceleri görüyoruz. İnsan olarak üzülüyoruz. Esad’ın gitmesi bizi sevindirdi. İnşallah bir an önce orası düzene girer, rahata kavuşur. Buradaki Suriyeli kardeşlerimiz de, herkes de kendi evine gider rahatça yaşar” diye konuştu. Başkan Evran, Kilis’te şehit olan 26 sivil vatandaşın resmi olarak da şehitlik unvanına kavuşturulmasını isteyerek, “26 tane şehidimiz için devletimizden biz resmi olarak şehitlik unvanı talep ediyoruz. Bakın bize maddi anlamda bütün devletimiz destekleri verdi. Şehitlikte alakalı istihdam hakkı bir kişi her aileden aldı. Primsiz aylıklardan maaş bağlattı. Ama 8 yıldan beri biz gitmediğimiz mercii, gitmediğimiz nokta kalmadı. Bizim devletimizden bir an önce bütün şehitlerin ve gazi ailelerin adına şehitliğimizi talep ediyoruz” dedi. “Suriye’de ne işimiz var diye sorulduğunda ben evladımı kaybettim” 2016 yılında Suriye topraklarında atılan roketin düşmesi sonucu 14 yaşındaki oğlu Mahmut Emre Arslan’ı kaybeden baba Selahattin Arslan ise Esad’ın gitmesi ile Suriye’de artık savaşların bitmesini beklediklerini söyledi. 22 Nisan 2016 tarihinde akşam saatlerinde Suriye tarafından atılan bir füze sonucu ekmek almaya giden oğlunu kaybettiğini belirten Arslan, “23 Nisan’da da şehidimizi gömdük. Tabii çok psikolojik sorunlar yaşadık. Çok kötü günler geçirdik, kendimizi toparlamaya çalışıyoruz. Ama devletimiz Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları ile yaralarımızı sarma çabası içine girdi. Suriye’de ne işimiz var diye sorulduğunda ben evladımı kaybettim, 14 yaşında, yani nasıl ne işimiz var. Suriye’de artık istikrarın gelmesi lazım. Suriye’nin bir an önce toparlanması lazım. Suriyeli kardeşlerimin de kendi vatanlarına dönmesi lazım. Onlar da yuvalarını evlerini mallarını kaybettiler. Bir an önce bir huzur gelirse mutlu oluruz. Esad’ın devrilmesini biz sevinçle karşıladık. O bir diktatördü, halkına çok zalimlik etti. Çok zulüm yaptığını televizyon ekranlarında da ne kadar zalim ve zulüm yaptığını herkes dünya gördü. İnşallah Esad’ın yerine gelecek yeni iktidar yeni hükümet bir an önce Suriye’yi toparlar bir anca oradaki halk da huzura ve refaha kavuşur” ifadelerini kullandı. “Esad zalim bir adamdı” 2016 yılında yine Dünya Kadınlar Günü olan 8 Mart’ta atılan roket sonucu şehit olan 54 yaşındaki Sıdıka Mavzer’in eşi Yaşar Mavzer de, “2016 Dünya Kadınlar Günü’nde eşimi kaybettim. Suriye’den atılan roketle. O günden belli psikolojimi düzelmeye çalışıyorum. Devletimiz sağ olsun, var olsun. Vatan, milleti uğruna binlerce şehit de verebiliriz seve seve” şeklinde konuştu. Suriye’de Esad rejiminin düşmesini olumlu karşıladıklarını belirten Mavzer, “Esad zalim bir adamdı. Yerine gelen adamlar hiç olmazsa güzel bir rota çizer. 60 yıl sürdü ama sonuçta bitti. Bizler de Kilis’te halk olarak hedefin tam ağzında olan insanlarız. Şimdi devletimizin yaptığı operasyonlar bizi refaha kavuşturacak, vatan millet sağ olsun” diye konuştu.
Suriye’deki yeni dönem sonrası mültecilerin dönüşü devam ediyor
13 Aralık 2024 Cuma - 12:51 Suriye’deki yeni dönem sonrası mültecilerin dönüşü devam ediyor Suriye’deki 13 yıllık iç savaşın ardından Esad rejiminin çökmesiyle Türkiye’ye sığınan Suriyeliler memleketlerine dönmeye başladı. Kilis Öncüpınar Gümrük Kapısı’nda yoğunluk oluşturan Suriyeliler, Geri Gönderme Merkezi’ndeki işlemlerinin ardından Suriye’ye geçiş yapıyor. Türkiye’ye sığınan Suriyeliler memleketlerine dönmeye devam ediyor. 13 yıl önce Türkiye’ye sığınan ve Ankara’nın Polatlı ilçesinde yaşayan Mustafa Serhan da eşi ve Türkiye’de doğan 4 çocuğu ile birlikte memleketi Halep’e kesin dönüş yapanlardan biri. Uzun süre önce geldiği Türkiye’de hep merhamet ve yardım gördüğünü belirten Serhan, “Ankara Polatlı’da gayet çok güzel yaşadık. Polatlı halkına buradan çok teşekkür ediyorum. Bu süre zarfında çok güzel arkadaşlıklar ve dostluklarımız oldu. 4 çocuğum da burada doğdu. Bizlere destek veren herkese teşekkürler. Bize sahip çıktılar, bunu asla unutmayız. Suriye de sizlerin ikinci bir ülkesi. Bunu unutmayın” dedi. Halep’te iş yerlerinin olduğunu ve akrabalarının bulunduğunu belirten Serhan, kesin dönüş yaptığını ancak Türkiye ile ilişkilerini kesmeyip ticarete devam edeceğini de söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da teşekkür eden Serhan, “Bizlere sahip çıktı. Hiçbir şey eksik etmedi, Allah razı olsun” diye konuştu. Diğer mülteciler de artık memleketlerine dönme vaktinin geldiğini söyleyerek Türkiye’ye teşekkür etti.
Suriye’de 21 yıl işkencelerle dolu hapis yatan Mehmet Ertürk, o günleri unutmak istiyor
13 Aralık 2024 Cuma - 08:59 Suriye’de 21 yıl işkencelerle dolu hapis yatan Mehmet Ertürk, o günleri unutmak istiyor Suriye’de Esed rejiminin devrilmesinin ardından Şam’daki Far Falastin hapishanesinden özgürlüğüne kavuşan 53 yaşındaki Mehmet Ertürk, Kilis’te ailesinin yanında 21 yıllık hasreti gideriyor. O kötü günleri unutmaya çalışan Ertürk, hapishanede yaşadığı zulmü anlattı.Muhaliflerin Suriye’de Esad rejimini devirmesinden sonra hapishanelerdeki binlerce kişi de serbest bırakıldı. Bu hapishanelerden biri olan ve Suriye Muhaberatının işkence merkezi olarak da bilinen Far Falastin Hapishanesi’nde 21 yıl zulüm gören Kilisli Mehmet Ertürk özgürlüğüne kavuşmanın sevincini yaşıyor. Kilis’e bağlı Mağaracık köyünde ailesine 21 yıllık esaretin ardından kavuşan 53 yaşındaki Mehmet Ertürk, yaşadığı kötü günleri unutmaya çalışıyor. Far Falastin hapishanesinde hayatının en zor günlerini geçiren Ertürk, bir ömür boyu unutamayacağı işkence dolu günlerini İhlas Haber Ajansı’na anlattı.Adeta bir bayram havasının yaşandığı evinde her gün yakınlarının ziyaret ettiği Ertürk, umutlarını artık yitirdiklerini ve asla kurtulamayacaklarını düşündüğünü söyledi.Hapishanede yaşadığı zulmü anlattıYerin metrelerce altında yer alan zindanlarda çok kötü koşullarda yıllarca yaşamak zorunda kaldığını anlatan Ertürk, bu süre zarfında birçok kez işkenceye maruz kaldığını ifade etti. Suriye Muhaberatına bağlı askerlerin her gün buradaki mahkumlara işkence yaptığını belirten Mehmet Ertürk, gündüzleri kesinlikle kimsenin konuşmadığını en ufak bir konuşmada askerlerin dışarı çıkartıp falakaya yatırdıklarını söyledi.Vücudunda halen gördükleri işkencelere ait yara izlerinin bulunduğunu ifade eden Ertürk, 3 ay betonda yattığını ve hasta olduğunu anlattı. Düzenli beslenemediklerini de ifade eden Ertürk, “Her bir insana akşam yemeğinde çok az yemek verirlerdi. Bunu da verirken bizlere hakaret ve küfür ederlerdi" dedi.Yaşadıklarını anlatan Ertürk şöyle devam etti:“Sabah 1 yumurtayı iki mahkuma verirlerdi. Yanında 2-3 tane zeytin de verirler ve bunla birlikte hakaret ederlerdi. Bu süreçte çektiğimiz işkenceyi bir Allah bilir. Şuanda kendimi burada hissetmiyorum halen cezaevindeyim gibi düşünüyorum bazen. O günleri unutamıyorum. Bir zamanlar hastalandım 45 kilograma kadar düştüm. Revire çıktım doktor beni dövdü. Ben ilaç istedim, o da bana ‘Ne zaman ölürsen ilaç veririz sonra da seni dışarıda aç bekleyen köpeklerin önüne atarız’ dedi. Koğuşta bir çok mahkumun öldüğüne şahit oldum. Birisi öldüğünde yakasından tutarak sürükleyip götürüyorlardı. Her gün böyle 4-5 kişinin götürüldüğünü görürdüm.”95 kişilik koğuşta kaldıklarını ve yatacak yer bulamadıklarını belirten Ertürk, 21 yıllık esaretin ardından muhaliflerin Esad rejimini devirmesi ile hapishanelerdeki mahkumların özgürlüklerine kavuştuğunu söyledi. Şam’ın düştüğü gün sabah erken namaza kalktığını ve o sırada dışarıdan silah sesleri duyduklarını da söyleyen Ertürk, “Yanımdaki arkadaşa kalk dedim kesin bizi kurşuna dizecekler dedim. Bir süre sonra kapılar açıldı ve muhalifler bize çıkmamızı söyledi. Önce kadınlar çıktı sonra en son ben çıktığımda ne olduğunu sordum. Milli Suriye Ordusundan bir asker benim Türk olduğumu öğrenince bana özel ilgi gösterdi. Dışarı çıktığımıza inanamadım. Dizlerim halen titriyordu. Ben bizi öldürecekler diye düşünüyordum. Sonra özgülüğümüze kavuşunca dualar ettik, her yerde sevinç gösterileri vardı” diye konuştu.Hapishanede özellikle Türk mahkumlara daha fazla işkence yapıldığını da ifade eden Ertürk, artık umutlarını kestikleri bir süreçte özgürlüklerine yeniden kavuştukları için mutlu olduğunu söyledi. Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da teşekkür eden Ertürk, kendisi ile görüşmek istediğini de sözlerine ekledi.“Öleceksem de Türk topraklarında Türk Bayrağına sarılarak ölmek istiyorum” diyerek memleketine gelmenin sevincini yaşayan Ertürk, Suriye’ye gittiğinde çocuklarının küçük olduğunu şimdi ise hepsinin büyümüş ve 3’ünün evlenmiş olduğunu söyledi. Ertürk, kendisinin olmadığı süreçte köydeki komşularının da ailesine destek verdiğini ve bundan dolayı herkese teşekkür etti.Babalarına kavuşan çocuklarının mutluluğuBabası Suriye’de tutuklandığında 11 yaşında olan Mustafa Ertürk ise yıllar sonra babasına kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek, “Bu duygular tarif edilemez. Siz hiç gördünüz mü bir ölünün mezardan kalkıp geldiğini, biz bunu gördük. Babam ilk geldiğinde beni tanıdı ancak diğer kardeşlerimizi tanımadı” diye konuştu.Mehmet Ertürk’ün en son 9 yaşındayken gördüğü kızı Aynur Ertürk’te babasının sesi ve hayal meyal hatırladığı yüzünü hiç aklından çıkarmadığını söyleyerek “Çok güzel bir duygu bu. Biz artık umudumuzu kesmiştik. Bizim için sürpriz oldu babamın gelişi” şeklinde konuştu.Babasının 6 aylık iken gittiği Merve Ertürk de, "Ben hiç görmedim babamı, farkı bir duygu bu. Bunda yıldan sonra babama kavuşmam benim için güzel bir duygu oldu” dedi.Ertürk’ün eşi Hatice Ertürk de, 13 yıldan fazladır kendisinden haber alamadıkları eşinin yeniden aralarına dönmesine çok sevindiklerini söyleyerek, "Çok mutluyuz Allah buna vesile olandan razı olsun” diye konuştu.
Suriyeliler memleketlerine dönmeye devam ediyor
09 Aralık 2024 Pazartesi - 14:24 Suriyeliler memleketlerine dönmeye devam ediyor Suriye’de muhaliflerin rejim güçlerini yenilgiye uğratarak kontrolü ele geçirmesi, Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin memlekete dönüş heyecanını arttırdı. Uzun yıllardır vatan hasreti çeken Suriyeliler, özlemini duydukları topraklara geri dönmeye devam ediyor. Son gelişmelerin ardından Türkiye’de yaşayan birçok Halepli, yanlarına alabildikleri eşyalarıyla Öncüpınar Sınır Kapısı’na geldi. Resmi işlemlerini tamamlayan Suriyeliler, Türkiye’ye teşekkür ederek ve el sallayarak Halep’e doğru yola çıktı. "Türklerle kardeş gibi olduk, onlara çok teşekkür ediyorum" Yıllar sonra ülkesine dönen Taha Ariri,”Yaklaşık olarak 10 yıldır Türkiye’deyim çok güzel günlerimiz geçti ve Türklerle kardeş gibi olduk onlara çok teşekkür ediyorum. Esad’ın Suriye’ye terk etmesinin ardından Halep’e ailemle geçiş yapıyoruz. Türk kardeşlerimize çok teşekkür ederim. Çünkü bizim zor günlerimizde bize el uzattılar ve her zaman yanımızda oldular’’ dedi. ’’Türklerden Allah razı olsun, bizlere çok güzel baktılar’’ Suriye’deki savaştan dolayı Türkiye’ye geldiklerini ve şimdi ise memleketlerine dönüş yaptıkları için çok mutlu olduklarını söyleyen Ali Hariri, ’’Suriye’de savaş olduğu için mecbur kalarak Türkiye’ye gelmek zorunda kaldık. Türklerden Allah razı olsun. Bizim zor günlerimizde bize el uzattılar ve kapılarını açtılar. Türkiye’de 10 yıldan fazla kalarak güzel vakit geçirdik. Ailemize baktık, çocuklarımızı büyüttük ve şimdi memleketimize dönüş yapıyoruz. Halep’teki evimiz yıkıldı ama çalışarak tekrar evimizi yapacağız ve hayata tutunarak yaşamımıza devam edeceğiz’’ diye konuştu.