Yerel Haberler
Kırıkkale
06 Nisan 2026 Pazartesi - 09:58 Baraj doldu, tarım arazileri suya doydu: Çiftçi verimli sezon bekliyor Kırıkkale’de son yağışlarla birlikte barajdaki doluluk oranı artarken, tarihi Çeşnigir Köprüsü’nün bir kısmı da suyla kaplandı. Yağışların tarım arazilerine de olumlu yansıdığını belirten çiftçiler, toprağın yeniden nem kazanmasının ürün verimi açısından önemli olduğunu ifade etti. Kırıkkale’de son haftalarda etkili olan yağışlarla birlikte Kızılırmak Nehri’nin beslediği Kapulukaya Barajı’nda su seviyesi yükseldi. Selçuklu döneminde inşa edilen tarihi Çeşnigir Köprüsü’nün bir kısmı da suyla kaplandı. Kuvvetli yağış sebebiyle derelerden taşınan çamurlu su ise barajın bazı kıyılarında renk değişimine sebep oldu. Tarım arazileri de yağışlardan olumlu etkilendi. Uzun süredir yağmur bekleyen çiftçiler, toprağın yeniden nem kazanmasının ekili alanlar açısından önemli olduğunu ifade etti. Üreticiler, özellikle ilkbahar döneminde alınan yağışın ürün gelişimi ve verim üzerinde belirleyici olduğunu belirtti. Köprüköy köyü muhtarı Fırat Erdem, İHA muhabirine yaptığı açıklamada son yağışların hem baraj hem de tarım arazileri açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu söyledi. Barajdaki su seviyesinin ciddi şekilde yükseldiğini ifade eden Erdem, Kızılırmak üzerinde yer alan tarihi Çeşnigir Köprüsü’nün bir kısmının da suyla kaplandığını belirtti. Ortaya çıkan görüntünün dikkat çekici olduğunu dile getiren Erdem, "Ama işin bir de tarım tarafı var. Yağışlar toprağa can verdi, tarlalar açısından da oldukça faydalı oldu. Özellikle çiftçi için bu su çok kıymetli. Hem kuruyan alanlar yeniden nefes aldı hem de üretim açısından umut veren bir tablo ortaya çıktı" dedi. Köyde çiftçilik yapan Ahmet Doğan da yağışların üreticiye moral verdiğini söyledi. Doğan, "Çok güzel, bol bol rahmet yağdı. Ekinlerimiz de mahsullerimiz de inşallah bu sene çok güzel olacak. Topraklarımız suya doydu. Nisan ve mayıs ayında da verimin yüksek olmasını bekliyoruz. Kar fazla yağmadı ama yağmur beklediğimizden daha fazla yağdı. Toprak nemini aldı, bu da bizim için çok önemli" diye konuştu.
"İrtikap" davasında eski belediye başkanı ve 10 sanık yeniden hakim karşısına çıktı
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:36 "İrtikap" davasında eski belediye başkanı ve 10 sanık yeniden hakim karşısına çıktı Kırıkkale’de Yahşihan Belediyesi’ne yönelik "icbar suretiyle irtikap" davasında aralarında eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur’un da bulunduğu 11 sanığın yargılanmasına devam edildi. Yahşihan Belediyesi’ne yönelik yürütülen "icbar suretiyle irtikap" soruşturma kapsamında, aralarında eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur’un da bulunduğu 11 sanığın yargılanması, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. Duruşmaya tutuksuz sanıklar Ahmet Sungur, C.Y., O.U., U.B., S.A., Y.N.Y., M.S. ve D.A. ile avukatları katıldı. Sanıklar Ö.B., E.Y. ve Z.Ç. ise duruşmada hazır bulunmadı. Duruşmada tanık olarak dinlenen N.Ö., sanık O.U.’nun talebi üzerine yaklaşık 200 milyon liralık çeki Y.N.Y. emrine, Yahşihan Belediyesi’ne verdiğini iddia etti. Ticari açıdan zor durumda olduğunu belirten N.Ö., ödemesi yapılmayan 90 milyon liralık çek borcu bulunduğunu söyledi. Sanık Ahmet Sungur ise savunmasında, hatır çekleriyle ilgili O.U.’yu aradığını, ancak onun da konudan haberi olmadığını söylediğini dile getirdi. Eski belediye başkan yardımcısı O.U. ise tanık N.Ö. ile herhangi bir görüşmesinin olmadığını, yalnızca seçim çalışmaları sırasında karşılaştıklarını belirtti. N.Ö.’yü arayarak belediye adına borç talep etmediğini öne süren O.U., Y.N.Y. ile N.Ö.’nün ortak olduğunu düşündüğünü savundu. Sanık Y.N.Y. de N.Ö.’den aldığı çeklerin bir kısmından Sungur’un bilgisinin bulunduğunu iddia etti. Hatır çeklerini iş insanı ve eski imar müdürü U.B. ile O.U.’nun şahsi borçları için verdiğini ileri süren Y.N.Y., Sungur’un ödemesini yaptığını, ancak diğerlerine kıyasla daha az olduğunu söyledi. Diğer sanıklar ve avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verdi. Eksik hususların giderilmesi için duruşma 2 Nisan’a ertelendi. Olayın geçmişi Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Yahşihan Belediyesi’ne yönelik yürütülen irtikap soruşturması kapsamında 19 Eylül 2025’te Belediye Başkanı Ahmet Sungur ile C.Y., O.U., S.A., U.B., Y.N.Y., D.A., E.Y., M.S., Ö.B. ve Z.Ç. gözaltına alındı. Soruşturma sürecinde Sungur ile C.Y., O.U., S.A. ve U.B. tutuklandı, diğer şüpheliler ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tutuklu sanıklar, 2 Şubat’ta görülen ilk duruşmada tahliye edildi. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede Ahmet Sungur, O.U., Y.N.Y., C.Y., S.A., M.S., D.A., Ö.B. ve U.B. hakkında "icbar suretiyle irtikap" suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası talep edildi. E.S. ile Z.Ç. hakkında ise suça yardım ettikleri gerekçesiyle 2 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis istendi.
Bir eğitimcinin unutamadığı 28 Şubat gerçeği: "Kütüphanede ‘Allah’ yazan kitap bile yasaktı"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 09:29 Bir eğitimcinin unutamadığı 28 Şubat gerçeği: "Kütüphanede ‘Allah’ yazan kitap bile yasaktı" Kırıkkale’de okul müdürü olarak görev yapan Nurcan Şarlayan, 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle hem üniversite yıllarında hem de meslek hayatında baskı gördüğünü söyledi. O dönemde kütüphanelerde Allah’ın isminin geçtiği kitaplar nedeniyle soruşturma açıldığını belirten Şarlayan, bugün o yıllarla kıyaslandığında "çağ atladık" diyerek çocukların daha özgür bir ortamda eğitim gördüğünü ifade etti. "Postmodern darbe" olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecinde Kırıkkale’de okul öncesi öğretmeni olarak görev yapan Şehit Emre Güngör Anaokulu Müdürü Nurcan Şarlayan(57), başörtüsü nedeniyle baskı gördüğünü söyledi. Şarlayan, o dönemde yaşadığı zorlu süreci İHA muhabirine anlattı. 2 çocuk annesi Şarlayan, hem üniversite yıllarında hem de meslek hayatında çeşitli engellerle karşılaştığını söyledi. Üniversitede bazı derslere başörtüsü nedeniyle alınmadığını, yok yazıldığını ve başarısız gösterildiğini ifade eden Şarlayan, o dönemde eğitim hakkının kısıtlandığını dile getirdi. Göreve başladığı dönemde de benzer baskılarla karşı karşıya kaldığını aktaran Şarlayan, başörtüsü ile mesleği arasında tercih yapmaya mecbur bırakıldığını ifade etti. "Müslüman ülkede olarak ve böyle bir hakkımızın da olduğunu düşünüyorduk" O dönem zorlu bir süreç yaşadığını anlatan Şarlayan, "Bu süreci hala hatırladığımızda içimiz sızlıyor. Hiç olmaması gereken bir acıyı hissettik. Bu sürecin iki ayağı var diye yorumluyorum. Öğrencilik kısmında bir de meslek hayatında. Öğrencilik zamanında da yaşadık. Ankara’nın güzel bir üniversitesinde bazı hocalarımız özellikle sınıfa, derse almak istememeleri, derse giremediğimiz için yok yazıldığımız ve başarısız görünmemiz. Sonuçta okulu bu şartlarda bitirdik. Ama önümüzde başka bir zorlu süreç vardı. Mesleğimizi ya başörtülü olarak sürdürmek isteyip bunun mücadelesini vermek ya da geri çekilip evde oturmak. Biz başörtülü olarak çalışabildiğimizi umduk, bir Müslüman ülkede olarak ve böyle bir hakkımızın da olduğunu düşünüyorduk. Ama meslek hayatına başladığımızda bunun mümkün olmadığı çok acı gerçeklerle bizim önümüze serildi" dedi. "Müfettişe, ’inancım gereği bu şekilde bulunuyorum’ dedim" Okulu bu şartlarda tamamladığını belirten Şarlayan, meslek hayatında ise daha ağır baskılarla karşılaştığını kaydetti. Şarlayan, "Nelerdi bunlar; okulun kapısından içeriye bu şekilde giremezsin. Bir dönem yaşadığım, hala unutamadığım, müdür beyin okulun bahçe kapısında ’başını açacaksın’ demesi. Bize görevden alınma ya da istifa edeceksin seçeneği sunuldu. Görevden alınma yazısını yazmak için müfettiş geldiğinde ’bu görevden alınma yazınız, son kararınız bu mu?’ dedi. Ben de başka bir çarem olmadığını söyledim. ’inancım gereği bu şekilde bulunuyorum’ dedim. İfadelerini aynen söylüyorum, ’iki haftaya kadar da görevden alınırsınız’ şeklinde söyledi. Dosyam bakanlığa gittikten sonra nasıl bir şeyse kaybolmuş. Ben bir ay bekledim, dosyam gelmedi" ifadelerini kullandı. "Nihayetinde ’Dünya sizin olsun, Allah’ın rızası bize yeter’ diyerek istifa ettim" Yaşanan sürecin ailesini de derinden etkilediğini ifade eden Şarlayan, "Bebeğimiz dünyaya geldi. Sonra tabii yaşanan sıkıntıların etkisi var mı yok mu onu Allah bilir. Biz bebeğimiz doğduktan 3 ay sonra kaybettik bebeğimizi. Birçok arkadaşımız da inanır mısınız, benim bildiğim 3 arkadaşımız vefat etti bu süreci yaşamış olan. Muhakkak bedenen, ruhen etkilenmiş bir hayat yaşadık. İstifa etmek zorunda kaldım, görevden alınma yazısı da yazılmadığı için. İstifa dilekçeme de ’ailevi nedenler’ denildi. Sanki bina üzerinize yıkılmış gibi hissediyorsunuz. Nihayetinde ’Dünya sizin olsun, Allah’ın rızası bize yeter’ diyerek görevimden istifa ettim bir 5 yıl kadar" diye konuştu. "O kitapları kütüphanede tutamıyordum" O dönem Allah’ın isminin geçtiği kitapların dahi soruşturma konusu yapıldığını ifade eden Şarlayan, "Şu anda o dönemle kıyaslarsak çağ atlamış durumdayız. Çocuklarımıza bakıyoruz gördüğünüz gibi. Güzel bir Ramazan ortamı. O dönem de benim birkaç tane kitabım vardı. Mesela Allah’ın esmalarını anlatan cümleler vardı. İnanır mısınız, o kitapları kütüphanede tutamıyordum. Çocuklarla o kitapları anlatıyorduk, konuşuyorduk, sohbet ediyorduk. Bunda da cezai işlem uygulanan arkadaşlarımız vardı. Allah’ın isminin geçtiği ifadeler bulunduğu için soruşturma açılmıştı" şeklinde konuştu.
Evlerde yemek pişmiyor, köy halkı ortak sofrada iftar yapıyor
21 Şubat 2026 Cumartesi - 21:16 Evlerde yemek pişmiyor, köy halkı ortak sofrada iftar yapıyor Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine bağlı Hacıbalı köyünde Ramazan ayı dolayısıyla evlerde ocak yanmıyor, hayırseverlerin desteğiyle hazırlanan iftar yemekleri köy konağında kurulan ortak sofralarda paylaşılıyor. Köy halkı her akşam aynı sofrada buluşarak orucunu birlikte açıyor, komşuluk ve akrabalık bağlarını güçlendiriyor. Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine bağlı Hacıbalı köyünde ramazan ayı, kurulan ortak iftar sofralarıyla birlik ve beraberlik içinde yaşanıyor. Ramazan ayında evlerde yemek pişmezken, maddi durumu iyi olan hayırseverlerin katkısıyla dört çeşit yemek hazırlatılıyor. Vatandaşlar, iftar vakti köy konağında bir araya gelerek orucunu birlikte açıyor. İftara yakın saatlerde köyün gençleri yemekleri masalara taşıyarak servis ediyor, özellikle yaşlı vatandaşlarla yakından ilgileniyor. Ezanın okunmasıyla birlikte aynı sofrada buluşan her yaştan köy sakini, ramazanın manevi atmosferini hep birlikte paylaşıyor. Ortak iftar sofraları hem komşuluk bağlarını güçlendiriyor, hem de uzun süredir görüşemeyen akraba ve dostları bir araya getiriyor. Vatandaşlar, bu buluşmaların kendilerini daha da yakınlaştırdığını ve dayanışmayı artırdığını ifade ediyor. Köy muhtarlığı tarafından 2024 yılında başlatılan bu uygulama geleneksel hale getirildi. Ramazan ayı boyunca devam eden iftar buluşmaları Hacıbalı köyünde paylaşma ve kardeşliğin en güzel örneklerinden biri olarak yaşatılıyor. Hacıbalı Köyü Muhtarı İbrahim Sağkol, uygulamanın geleneksel hale getirildiğini belirterek, "Geçen sene de 30 gün boyunca iftarlarımızda bir araya geldik. Bu sene de aynı şekilde devam ettik. Geleneksel hale getirdik. Her yıl durumu iyi olan iki üç vatandaşımız Allah rızası için yemek veriyor. Herkes burada iftarını yapıyor. Ramazan ayı boyunca evlerde yemek pişmiyor. Bundan sonra da birlik ve beraberlik içinde devam edeceğiz" dedi. Köy sakinlerinden Arif Karakuş (70) ise ortak sofraların komşuluk bağlarını güçlendirdiğini ifade ederek, "Bu ortam çok iyi. Evde iki kişiyle yemek oluyor ama burada birlik ve beraberlik var. Görmediğimiz komşularımızı, akrabalarımızı görüyoruz" diye konuştu. Mehmet Karakuş da eski gelenek ve göreneklerin yaşatıldığını vurgulayarak, köylüler arasındaki dayanışmanın güzel bir örneğinin sergilendiğini ve etkinliğin uzun yıllar sürmesini dilediğini söyledi. Dursun Uçar (73) ise uygulamadan memnuniyet duyduğunu belirterek, "Burası çok iyi oluyor, millet kaynaşıyor. Görmediğimiz arkadaşlarımızı görüyoruz. Eskiden bir kap yemek zor bulunurdu. Şimdi dört çeşit yemek var" ifadelerini kullandı.
Köy halkı evde değil, ortak sofrada iftar yapıyor
21 Şubat 2026 Cumartesi - 21:13 Köy halkı evde değil, ortak sofrada iftar yapıyor Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine bağlı Hacıbalı köyünde ramazan ayı dolayısıyla evlerde ocak yanmıyor, hayırseverlerin desteğiyle hazırlanan iftar yemekleri köy konağında kurulan ortak sofralarda paylaşılıyor. Köy halkı her akşam aynı sofrada buluşarak orucunu birlikte açıyor, komşuluk ve akrabalık bağlarını güçlendiriyor. Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine bağlı Hacıbalı köyünde ramazan ayı, kurulan ortak iftar sofralarıyla birlik ve beraberlik içinde yaşanıyor. Ramazan ayında evlerde yemek pişmezken, maddi durumu iyi olan hayırseverlerin katkısıyla dört çeşit yemek hazırlatılıyor. Vatandaşlar, iftar vakti köy konağında bir araya gelerek orucunu birlikte açıyor. İftara yakın saatlerde köyün gençleri yemekleri masalara taşıyarak servis ediyor, özellikle yaşlı vatandaşlarla yakından ilgileniyor. Ezanın okunmasıyla birlikte aynı sofrada buluşan her yaştan köy sakini, ramazanın manevi atmosferini hep birlikte paylaşıyor. Ortak iftar sofraları hem komşuluk bağlarını güçlendiriyor, hem de uzun süredir görüşemeyen akraba ve dostları bir araya getiriyor. Vatandaşlar, bu buluşmaların kendilerini daha da yakınlaştırdığını ve dayanışmayı artırdığını ifade ediyor. Köy muhtarlığı tarafından 2024 yılında başlatılan bu uygulama geleneksel hale getirildi. Ramazan ayı boyunca devam eden iftar buluşmaları Hacıbalı köyünde paylaşma ve kardeşliğin en güzel örneklerinden biri olarak yaşatılıyor. Hacıbalı Köyü Muhtarı İbrahim Sağkol, uygulamanın geleneksel hale getirildiğini belirterek, "Geçen sene de 30 gün boyunca iftarlarımızda bir araya geldik. Bu sene de aynı şekilde devam ettik. Geleneksel hale getirdik. Her yıl durumu iyi olan iki üç vatandaşımız Allah rızası için yemek veriyor. Herkes burada iftarını yapıyor. Ramazan ayı boyunca evlerde yemek pişmiyor. Bundan sonra da birlik ve beraberlik içinde devam edeceğiz" dedi. Köy sakinlerinden Arif Karakuş (70) ise ortak sofraların komşuluk bağlarını güçlendirdiğini ifade ederek, "Bu ortam çok iyi. Evde iki kişiyle yemek oluyor ama burada birlik ve beraberlik var. Görmediğimiz komşularımızı, akrabalarımızı görüyoruz" diye konuştu. Mehmet Karakuş da eski gelenek ve göreneklerin yaşatıldığını vurgulayarak, köylüler arasındaki dayanışmanın güzel bir örneğinin sergilendiğini ve etkinliğin uzun yıllar sürmesini dilediğini söyledi. Dursun Uçar (73) ise uygulamadan memnuniyet duyduğunu belirterek, "Burası çok iyi oluyor, millet kaynaşıyor. Görmediğimiz arkadaşlarımızı görüyoruz. Eskiden bir kap yemek zor bulunurdu. Şimdi dört çeşit yemek var" ifadelerini kullandı.