Yerel Haberler
Kocaeli
"Prostat büyümesinde HoLEP ile kesi olmadan iyileşmek mümkün" 26 Mart 2026 Perşembe - 10:35:54 Prostat büyümesinde uygulanan HoLEP yönteminin, kapalı teknikle kesi gerektirmeden etkili ve kalıcı tedavi imkanı sunduğunu söyleyen Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bulut, "HoLEP, prostatın idrar kanalını tıkayan kısmının lazer yardımıyla kapsülünden ayrılarak tamamen çıkarılması işlemidir" dedi. Erkeklerde özellikle 50 yaş sonrası sık görülen prostat büyümesi (BPH), zamanla idrar yapmayı zorlaştırarak yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. VM Medical Park Gebze Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bulut, prostat büyümesinin çoğu zaman yaşlanma sürecinin bir parçası olarak ortaya çıktığını belirterek, erken dönemde fark edilmesinin ve doğru tedavi planının önemine dikkat çekti. "Prostat büyümesi yaşlanmayla ortaya çıkan yaygın bir durumdur" Prostatın erkeklerde mesanenin hemen altında yer alan ve idrar kanalını çevreleyen bir bez olduğunu belirten Op. Dr. Bulut, "Benign Prostat Hiperplazisi (BPH), bu bezin iyi huylu şekilde büyümesidir. Yaş ilerledikçe erkeklik hormonlarının etkisiyle prostat yavaş yavaş büyümeye başlar. Bu durum oldukça yaygındır ve çoğu erkekte 50 yaş sonrası görülür. Aslında bir hastalıktan çok, vücudun zamanla geçirdiği bir değişim olarak da değerlendirilebilir" dedi. "İdrar alışkanlıklarındaki değişim önemli bir uyarı olabilir" Prostat büyümesinin idrar kanalına baskı yaparak çeşitli şikayetlere yol açtığını ifade eden Op. Dr. Bulut, "Sık idrara çıkma, özellikle gece idrara kalkma, idrarı başlatmakta zorlanma, akımın zayıf olması, kesik kesik idrar yapma ve tam boşalamama hissi en sık görülen belirtiler arasındadır. İleri durumlarda ise idrar yapamama ya da damla damla kaçırma gibi daha ciddi tablolar ortaya çıkabilir. Prostat büyümesi çoğu zaman sessiz ilerler ancak tuvalet alışkanlıkları değişmeye başladıysa vücut sinyal veriyor olabilir" diye konuştu. "Belirtileri ’yaşlılık normalidir’ diyerek ertelemeyin" Hastaların şikayetlerini çoğu zaman normal kabul ederek doktora başvurmayı geciktirdiğini belirten Bulut, "Gece ikiden fazla idrara kalkma, idrar akımında belirgin zayıflama, idrarı başlatmakta zorlanma, sık idrara çıkma ve ani sıkışma hissi gibi belirtiler erken uyarı sinyalleridir. Bu şikâyetler hafif bile olsa ilerleyici olma eğilimindedir. Özellikle hiç idrar yapamama, idrarda kan görülmesi, ateş ve yanma gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" şeklinde konuştu. "İhmal edilirse mesaneden böbreğe kadar tüm sistemi etkileyebilir" Prostat büyümesinin yalnızca sık tuvalete gitmekten ibaret olmadığını vurgulayan Op. Dr. Bulut, "Tedavi edilmediğinde idrar yapamama (akut retansiyon), mesanenin zarar görmesi, sık idrar yolu enfeksiyonları, mesane taşı oluşumu ve ileri durumlarda böbrek fonksiyonlarının bozulması gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. "Tedavi hastaya özel planlanıyor" Prostat büyümesinde tek bir tedavi yönteminin olmadığını belirten Op. Dr. Bulut, şu bilgileri paylaştı: "Tedavi, hastanın şikayetlerinin derecesine ve yaşam kalitesine etkisine göre planlanır. Hafif şikayetlerde yaşam tarzı düzenlemeleri ve düzenli takip yeterli olabilir. Sıvı tüketiminin düzenlenmesi ve özellikle akşam saatlerinde çay-kahve gibi mesaneyi uyaran içeceklerin azaltılması bile ciddi rahatlama sağlayabilir. Şikayetlerin artması durumunda ilaç tedavisine geçilir. İdrar kanalını gevşeten ve akımı rahatlatan ilaçlar ile prostatın küçülmesini sağlayan tedaviler kullanılabilir. Bazı hastalarda bu tedavilerin birlikte uygulanması gerekebilir." "Minimal invaziv yöntemler de önemli bir seçenek" Günümüzde ilaç tedavisi ile cerrahi arasında yer alan minimal invaziv yöntemlerin de uygulanabildiğini belirten Op. Dr. Bulut, "Lazer uygulamaları ve farklı teknikler, daha az kanama ve daha hızlı iyileşme gibi faydalar sunabilir. Ancak her yöntem her hasta için uygun olmayabilir, bu nedenle bireysel değerlendirme şarttır" dedi. "HoLEP yöntemi modern ve kalıcı bir çözüm sunuyor" Cerrahi tedavi gerektiren hastalarda HoLEP yönteminin öne çıktığını dile getiren Op. Dr. Bulut, şunları söyledi: "HoLEP, prostatın idrar kanalını tıkayan kısmının lazer yardımıyla kapsülünden ayrılarak tamamen çıkarılması işlemidir. Bu yöntem kapalı olarak uygulanır ve dışarıdan kesi gerektirmez. Prostat dokusunun bütüncül şekilde çıkarılması, hem daha etkili bir rahatlama sağlar hem de tekrar etme ihtimalini azaltır." "Daha az kanama, büyük prostatlarda da etkili" HoLEP’in sağladığı faydalara değinen Bulut, "Lazer teknolojisi sayesinde kanama riski düşüktür. Bu durum özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalar için önemli bir kolaylık getirir. Ayrıca büyük prostatlarda da güvenle uygulanabilmesi, yöntemin tercih edilme nedenlerinden biridir" ifadelerini kullandı. "Ameliyat süreci ve sonrası konforlu ilerliyor" Ameliyatın kapalı yöntemle, idrar kanalından girilerek gerçekleştirildiğini kaydeden Op. Dr. Bulut, "İşlem sırasında prostat dokusu lazer ile ayrılır ve mesane içinde parçalanarak dışarı alınır. Ameliyat süresi prostatın büyüklüğüne göre değişmekle birlikte genellikle 1-2 saat civarındadır. Ameliyat sonrası süreç çoğu hasta için konforlu geçmektedir. Hastalar genellikle 1 gün içinde ayağa kalkar ve kısa sürede taburcu edilir. Sonda çoğunlukla 1-2 gün içinde alınır. İlk günlerde hafif yanma ve sık idrara çıkma görülebilir ancak bu şikayetler geçicidir" dedi. "Kısa sürede günlük hayata dönüş mümkün" İyileşme sürecine ilişkin önerilerde bulunan Op. Dr. Bulut, "Hastaların bol sıvı tüketmesi, ağır kaldırmaktan ve zorlayıcı aktivitelerden bir süre kaçınması gerekir. Çoğu hasta birkaç hafta içinde günlük yaşamına tamamen dönebilir" diye konuştu.
26 Mart 2026 Perşembe - 10:23 Kocaeli’de 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangını davasında üçüncü gün Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde parfüm dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin 16 sanığın yargılandığı davanın üçüncü gün oturumu başladı. Taraf sayısının fazlalığı nedeniyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki 250 kişi kapasiteli salonda görülen davada, önceki celsede sanık savunmalarının alınmasına başlanmıştı. Kaldığı yerden devam eden üçüncü gün oturumunda sanıkların savunmaları ile müşteki beyanlarının alınmasına devam ediliyor. Ne olmuştu Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize edilerek kabul edilmişti. İstenen cezalar İddianamede; kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca; fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 23:30 Dilovası davasında sanığın "Şov yapmayın" sözleri tansiyonu yükseltti Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davanın ikinci gününde, Oransal kardeşlerin dayısı sanık Ali Osman A.’nın sözleri gerginliğe sebep oldu. Kimlik tespitinde mesleğini "basiretli iş adamı" olarak tanımlayan sanığın duruşma sırasında müştekilere dönerek "Sesim basiretli geliyor mu?" demesi ve tepkiler üzerine "Şov yapmayın" çıkışında bulunması salonda tansiyonu yükseltti. Çapraz sorgudaki soruları "Sadece külodumun rengini bilmiyorsunuz" ifadeleriyle geçiştiren sanığın tavırları üzerine mahkeme salonunda güvenlik koridoru oluşturuldu. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde 2. gün görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan sorumlu müdür Ünal A., fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiklerini söyleyerek, "2016 yılından bu yana Küresel OSGB’de sorumlu müdür olarak çalışmaktayım. Ağustos 2025 yılı itibarıyla SGK tarafından gönderilen sigorta sicil numaraları içerisinde Ravive isimli iş yeri için görevlendirme geldi. Ağustos ayında görevlendirme gelince Seyfullah arkadaşımız belirtilen adrese gitti ancak Ravive yerine başka bir iş yeri olduğunu fark etti. Bize belirtilen adres Asalet Caddesi 28 numaraydı. Ben de İstanbul’dan Kocaeli’ye gelerek bu durumu teyitledim. İsmail Oransal’ı aradım ancak dönüş alamadım. İnternetten bulduğum Ataşehir’deki adresine gittim, fabrika bekledim ancak ofis olduğunu gördüm" dedi. "Siz kimsiniz, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok" İsmail Oransal ile görüşmek istediğini belirten Ünal A., "Aramalarıma rağmen İsmail Bey telefonlarıma dönmedi. En sonunda mesaj attım, o da beni muhasebeci Mustafa Ç.’ye yönlendirdi. Mustafa Bey’e de Ravive’nin adresini mesaj atarak sordum ancak cevap vermedi. Aradım ve konuştuk ancak bu konuşma tartışma havasındaydı. Bana, ‘Siz kimsiniz kardeşim, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok’ dedi. ’Bir şey olursa hesap bizden sorulacak’ dedim. Görüşmelerin üstlerimiz tarafından yapıldığını ve onay alındığını söyledim. İş yerini sordum, bana oraya giremeyeceğimi, iş yeri sahibinin asabi olduğunu söyledi. ‘Sözleşmeyi feshederiz, o iş yerine giremezsin’ dedi. Ofisime gittiğimde sözleşmenin feshedileceğini bildirdim. Biz de o tarihten itibaren Ravive Kozmetik’i aklımızdan sildik. Hizmet verdiğimiz 450 firma var" diye konuştu. "Ravive tarafından hizmet kabul edilmeyerek engellendi" Yangını haberlerden öğrendiklerini belirten sorumlu müdür Ünal A., "3 gün sonra Çalışma Bakanlığı müfettişi tarafından arandık. Ravive Kozmetik ile ilişkimizin olduğunu söylediler. Sisteme baktığımızda sözleşme olan adresin bulunmadığını söyledik. Bilirkişi de ilişkilerimizi tespit etmiş, anlattığım olaylar bunlardır. Görevlendirmemiz olan adres Asalet Caddesi No:28’dir. Ancak belirtilen adreste bu isimle bir firma yoktu. Ravive Kozmetik tehlikeli sınıfta olan bir firmadır. Kabul etselerdi hizmet vermeye devam edecektik. Ravive tarafından engellenmiş ve kabul edilmemiş bir hizmet vardır. Hiçbir sorumluluğum yok. Hatta sınırlarımı zorlayarak Esenyurt’tan Kocaeli’ye geldim. Çok büyük mağduriyet yaşamaktayım. Yangın çıkan adreste görevlendirmemiz yok" ifadelerini kullandı. "Denetimi yapar, eksikleri bildirirdik" Savunmasının ardından müşteki avukatlarının çapraz sorgusunda Ünal A.’ya ödeme alıp almadığı soruldu. Ünal A., "Hizmet verilmediği için fatura kesilmedi ve ödeme alınmadı. Muhasebeci Mustafa başka firmadan hizmet aldığını söyledi" dedi. Ravive Kozmetik’in tehlikeli sınıfta yer aldığı, neden bakanlığa bildirim yapılmadığı sorusu üzerine ise Ünal A., "Bizim böyle bir işleyişimiz yoktur. Zaten Ravive Kozmetik’in ne iş yaptığını bilmiyorduk" yanıtını verdi. Avukatın adres verilseydi denetim yapılması halinde olayın önlenip önlenemeyeceğine ilişkin sorusu üzerine Ünal A., "Denetimi yapar ve eksikleri bildirirdik. Eksiklerin giderilmesini söylerdik" cevabını verdi. "Şov yapmayın" sözleri salonda gerginliğe neden oldu Ünal A.’nın ardından "suçluyu kayırma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Ali Osman A. kürsüye çıktı. İlk gün kimlik tespitinde mesleği sorulunca kendisini "basiretli iş adamı" olarak tanıtan Ali Osman A.’nın bugün kürsüye çıkınca müşteki tarafına dönerek "Sesim basiretli geliyor mu?" demesi üzerine salonda gerginlik yaşandı. Müşteki vekillerinin tepki göstermesi üzerine sanık Ali Osman A., "Şov yapmayın" dedi. Bunun üzerine yangında çocuğunu kaybeden bir baba, "Şov yapan sensin. 7 can cayır cayır yandı. Adam gibi iş yapsaydınız böyle olmazdı. Hiç mi vicdanınız yanmadı?" diyerek tepki gösterdi. Yaşananların ardından müşteki ve avukatlarının bulunduğu bölgede güvenlik koridoru oluşturuldu. Bir avukat, salonda taşkınlık olmadığını belirterek, güvenlik koridorunun kaldırılmasını talep etti. Talep yerine getirildi. "Tek yaptığım budur" İsmail ve Altay Ali Oransal’ın dayısı olan sanık Ali Osman A. savunmasında, "Sanıklar benimle iletişime geçtiğinde suçlu değillerdi. Sütlüce’de bulunan iş yerinde güvenlik amiri Ali D. ile birlikte oturduğum esnada Çorlu’da bulunan iş yerindeki fabrikama yeğenlerimin girmek istediği bilgisini aldım. Küs olmam sebebiyle onları içeri almamalarını söyledim. Daha sonra Ravive’nin yandığını öğrendim. İsmail ve Altay fabrikamdan çıkmayınca Onay Y.’ye yeğenlerimi fabrikadan uzaklaştırmasını ve polise teslim etmesini söyledim. Tek yaptığım budur. İsmail Oransal ile 5 aydır, Altay Ali Oransal ile de 2 yıl gibi küsüm. Babalarıyla ise ara sıra konuşuyordum. Ravive’deki imalatın nasıl yapıldığını bilmiyorum" ifadelerini kullandı. Birçok iddiayı reddederek sorulara cevap vermedi İddianamede yer alan "Canlarını sıkmasınlar, rahat olsunlar. Onları çok sağlam bir şekilde karşıya geçireceğiz. Maddi imkanımız ve gücümüz var. En kötü ihtimalle biz avukatları devreye sokacağız, suçu babaları üstlenecek, onlara bir şey olmayacak. Bu konuşmalarımı yeğenlerime ilet" şeklindeki ifadeleri reddeden sanık, çapraz sorguda sorulan birçok soruyu ise "Her şeyimi biliyorsunuz, sadece külodumun rengini bilmiyorsunuz" diyerek cevapsız bıraktı. "O saatte aranmıyorlardı" dedi, babanın ölümüyle ilgili iddiada bulundu Olayın ardından emniyetten kimi aradığı sorulan sanık Ali Osman A., "İsmini vermeyeceğim. Yangınla ilgili bilgi almak için aradım, şahısların teslim olması için tavsiyelerde bulundu" dedi. Avukatların "Neden yeğenlerinizi ihbar etmediniz?" sorusuna ise sanık, "O saatte yeğenlerim henüz aranmıyordu" yanıtını verdi. "Siyasi bağlantılarınıza güvenerek mi bu kadar cesur davranıyorsunuz?" sorusu üzerine Ali Osman A., "Siyasi bağlantılarım olsaydı burada olmazdım" cevabını verdi. Sanık Ali Osman A., soruşturma sürecinde cezaevinde hayatını kaybeden fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ile ilgili, "Kurtuluş Oransal kalp krizinden ölmedi" şeklinde bir iddiada bulunarak, "Acil tahliyemi talep ediyorum" dedi. Savunmanın ardından duruşma yarına ertelendi. Ne olmuştu Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik’te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edildi. Fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise, tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Oransal kardeşlerin dayısı sanık Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında da ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
"Prostat büyümesinde HoLEP ile kesi olmadan iyileşmek mümkün"
26 Mart 2026 Perşembe - 10:35 "Prostat büyümesinde HoLEP ile kesi olmadan iyileşmek mümkün" Prostat büyümesinde uygulanan HoLEP yönteminin, kapalı teknikle kesi gerektirmeden etkili ve kalıcı tedavi imkanı sunduğunu söyleyen Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bulut, "HoLEP, prostatın idrar kanalını tıkayan kısmının lazer yardımıyla kapsülünden ayrılarak tamamen çıkarılması işlemidir" dedi. Erkeklerde özellikle 50 yaş sonrası sık görülen prostat büyümesi (BPH), zamanla idrar yapmayı zorlaştırarak yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. VM Medical Park Gebze Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bulut, prostat büyümesinin çoğu zaman yaşlanma sürecinin bir parçası olarak ortaya çıktığını belirterek, erken dönemde fark edilmesinin ve doğru tedavi planının önemine dikkat çekti. "Prostat büyümesi yaşlanmayla ortaya çıkan yaygın bir durumdur" Prostatın erkeklerde mesanenin hemen altında yer alan ve idrar kanalını çevreleyen bir bez olduğunu belirten Op. Dr. Bulut, "Benign Prostat Hiperplazisi (BPH), bu bezin iyi huylu şekilde büyümesidir. Yaş ilerledikçe erkeklik hormonlarının etkisiyle prostat yavaş yavaş büyümeye başlar. Bu durum oldukça yaygındır ve çoğu erkekte 50 yaş sonrası görülür. Aslında bir hastalıktan çok, vücudun zamanla geçirdiği bir değişim olarak da değerlendirilebilir" dedi. "İdrar alışkanlıklarındaki değişim önemli bir uyarı olabilir" Prostat büyümesinin idrar kanalına baskı yaparak çeşitli şikayetlere yol açtığını ifade eden Op. Dr. Bulut, "Sık idrara çıkma, özellikle gece idrara kalkma, idrarı başlatmakta zorlanma, akımın zayıf olması, kesik kesik idrar yapma ve tam boşalamama hissi en sık görülen belirtiler arasındadır. İleri durumlarda ise idrar yapamama ya da damla damla kaçırma gibi daha ciddi tablolar ortaya çıkabilir. Prostat büyümesi çoğu zaman sessiz ilerler ancak tuvalet alışkanlıkları değişmeye başladıysa vücut sinyal veriyor olabilir" diye konuştu. "Belirtileri ’yaşlılık normalidir’ diyerek ertelemeyin" Hastaların şikayetlerini çoğu zaman normal kabul ederek doktora başvurmayı geciktirdiğini belirten Bulut, "Gece ikiden fazla idrara kalkma, idrar akımında belirgin zayıflama, idrarı başlatmakta zorlanma, sık idrara çıkma ve ani sıkışma hissi gibi belirtiler erken uyarı sinyalleridir. Bu şikâyetler hafif bile olsa ilerleyici olma eğilimindedir. Özellikle hiç idrar yapamama, idrarda kan görülmesi, ateş ve yanma gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" şeklinde konuştu. "İhmal edilirse mesaneden böbreğe kadar tüm sistemi etkileyebilir" Prostat büyümesinin yalnızca sık tuvalete gitmekten ibaret olmadığını vurgulayan Op. Dr. Bulut, "Tedavi edilmediğinde idrar yapamama (akut retansiyon), mesanenin zarar görmesi, sık idrar yolu enfeksiyonları, mesane taşı oluşumu ve ileri durumlarda böbrek fonksiyonlarının bozulması gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. "Tedavi hastaya özel planlanıyor" Prostat büyümesinde tek bir tedavi yönteminin olmadığını belirten Op. Dr. Bulut, şu bilgileri paylaştı: "Tedavi, hastanın şikayetlerinin derecesine ve yaşam kalitesine etkisine göre planlanır. Hafif şikayetlerde yaşam tarzı düzenlemeleri ve düzenli takip yeterli olabilir. Sıvı tüketiminin düzenlenmesi ve özellikle akşam saatlerinde çay-kahve gibi mesaneyi uyaran içeceklerin azaltılması bile ciddi rahatlama sağlayabilir. Şikayetlerin artması durumunda ilaç tedavisine geçilir. İdrar kanalını gevşeten ve akımı rahatlatan ilaçlar ile prostatın küçülmesini sağlayan tedaviler kullanılabilir. Bazı hastalarda bu tedavilerin birlikte uygulanması gerekebilir." "Minimal invaziv yöntemler de önemli bir seçenek" Günümüzde ilaç tedavisi ile cerrahi arasında yer alan minimal invaziv yöntemlerin de uygulanabildiğini belirten Op. Dr. Bulut, "Lazer uygulamaları ve farklı teknikler, daha az kanama ve daha hızlı iyileşme gibi faydalar sunabilir. Ancak her yöntem her hasta için uygun olmayabilir, bu nedenle bireysel değerlendirme şarttır" dedi. "HoLEP yöntemi modern ve kalıcı bir çözüm sunuyor" Cerrahi tedavi gerektiren hastalarda HoLEP yönteminin öne çıktığını dile getiren Op. Dr. Bulut, şunları söyledi: "HoLEP, prostatın idrar kanalını tıkayan kısmının lazer yardımıyla kapsülünden ayrılarak tamamen çıkarılması işlemidir. Bu yöntem kapalı olarak uygulanır ve dışarıdan kesi gerektirmez. Prostat dokusunun bütüncül şekilde çıkarılması, hem daha etkili bir rahatlama sağlar hem de tekrar etme ihtimalini azaltır." "Daha az kanama, büyük prostatlarda da etkili" HoLEP’in sağladığı faydalara değinen Bulut, "Lazer teknolojisi sayesinde kanama riski düşüktür. Bu durum özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalar için önemli bir kolaylık getirir. Ayrıca büyük prostatlarda da güvenle uygulanabilmesi, yöntemin tercih edilme nedenlerinden biridir" ifadelerini kullandı. "Ameliyat süreci ve sonrası konforlu ilerliyor" Ameliyatın kapalı yöntemle, idrar kanalından girilerek gerçekleştirildiğini kaydeden Op. Dr. Bulut, "İşlem sırasında prostat dokusu lazer ile ayrılır ve mesane içinde parçalanarak dışarı alınır. Ameliyat süresi prostatın büyüklüğüne göre değişmekle birlikte genellikle 1-2 saat civarındadır. Ameliyat sonrası süreç çoğu hasta için konforlu geçmektedir. Hastalar genellikle 1 gün içinde ayağa kalkar ve kısa sürede taburcu edilir. Sonda çoğunlukla 1-2 gün içinde alınır. İlk günlerde hafif yanma ve sık idrara çıkma görülebilir ancak bu şikayetler geçicidir" dedi. "Kısa sürede günlük hayata dönüş mümkün" İyileşme sürecine ilişkin önerilerde bulunan Op. Dr. Bulut, "Hastaların bol sıvı tüketmesi, ağır kaldırmaktan ve zorlayıcı aktivitelerden bir süre kaçınması gerekir. Çoğu hasta birkaç hafta içinde günlük yaşamına tamamen dönebilir" diye konuştu.
Kocaeli’de 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangını davasında üçüncü gün
26 Mart 2026 Perşembe - 10:23 Kocaeli’de 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangını davasında üçüncü gün Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde parfüm dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin 16 sanığın yargılandığı davanın üçüncü gün oturumu başladı. Taraf sayısının fazlalığı nedeniyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki 250 kişi kapasiteli salonda görülen davada, önceki celsede sanık savunmalarının alınmasına başlanmıştı. Kaldığı yerden devam eden üçüncü gün oturumunda sanıkların savunmaları ile müşteki beyanlarının alınmasına devam ediliyor. Ne olmuştu Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize edilerek kabul edilmişti. İstenen cezalar İddianamede; kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca; fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Dilovası davasında sanığın "Şov yapmayın" sözleri tansiyonu yükseltti
25 Mart 2026 Çarşamba - 23:30 Dilovası davasında sanığın "Şov yapmayın" sözleri tansiyonu yükseltti Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davanın ikinci gününde, Oransal kardeşlerin dayısı sanık Ali Osman A.’nın sözleri gerginliğe sebep oldu. Kimlik tespitinde mesleğini "basiretli iş adamı" olarak tanımlayan sanığın duruşma sırasında müştekilere dönerek "Sesim basiretli geliyor mu?" demesi ve tepkiler üzerine "Şov yapmayın" çıkışında bulunması salonda tansiyonu yükseltti. Çapraz sorgudaki soruları "Sadece külodumun rengini bilmiyorsunuz" ifadeleriyle geçiştiren sanığın tavırları üzerine mahkeme salonunda güvenlik koridoru oluşturuldu. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde 2. gün görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan sorumlu müdür Ünal A., fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiklerini söyleyerek, "2016 yılından bu yana Küresel OSGB’de sorumlu müdür olarak çalışmaktayım. Ağustos 2025 yılı itibarıyla SGK tarafından gönderilen sigorta sicil numaraları içerisinde Ravive isimli iş yeri için görevlendirme geldi. Ağustos ayında görevlendirme gelince Seyfullah arkadaşımız belirtilen adrese gitti ancak Ravive yerine başka bir iş yeri olduğunu fark etti. Bize belirtilen adres Asalet Caddesi 28 numaraydı. Ben de İstanbul’dan Kocaeli’ye gelerek bu durumu teyitledim. İsmail Oransal’ı aradım ancak dönüş alamadım. İnternetten bulduğum Ataşehir’deki adresine gittim, fabrika bekledim ancak ofis olduğunu gördüm" dedi. "Siz kimsiniz, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok" İsmail Oransal ile görüşmek istediğini belirten Ünal A., "Aramalarıma rağmen İsmail Bey telefonlarıma dönmedi. En sonunda mesaj attım, o da beni muhasebeci Mustafa Ç.’ye yönlendirdi. Mustafa Bey’e de Ravive’nin adresini mesaj atarak sordum ancak cevap vermedi. Aradım ve konuştuk ancak bu konuşma tartışma havasındaydı. Bana, ‘Siz kimsiniz kardeşim, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok’ dedi. ’Bir şey olursa hesap bizden sorulacak’ dedim. Görüşmelerin üstlerimiz tarafından yapıldığını ve onay alındığını söyledim. İş yerini sordum, bana oraya giremeyeceğimi, iş yeri sahibinin asabi olduğunu söyledi. ‘Sözleşmeyi feshederiz, o iş yerine giremezsin’ dedi. Ofisime gittiğimde sözleşmenin feshedileceğini bildirdim. Biz de o tarihten itibaren Ravive Kozmetik’i aklımızdan sildik. Hizmet verdiğimiz 450 firma var" diye konuştu. "Ravive tarafından hizmet kabul edilmeyerek engellendi" Yangını haberlerden öğrendiklerini belirten sorumlu müdür Ünal A., "3 gün sonra Çalışma Bakanlığı müfettişi tarafından arandık. Ravive Kozmetik ile ilişkimizin olduğunu söylediler. Sisteme baktığımızda sözleşme olan adresin bulunmadığını söyledik. Bilirkişi de ilişkilerimizi tespit etmiş, anlattığım olaylar bunlardır. Görevlendirmemiz olan adres Asalet Caddesi No:28’dir. Ancak belirtilen adreste bu isimle bir firma yoktu. Ravive Kozmetik tehlikeli sınıfta olan bir firmadır. Kabul etselerdi hizmet vermeye devam edecektik. Ravive tarafından engellenmiş ve kabul edilmemiş bir hizmet vardır. Hiçbir sorumluluğum yok. Hatta sınırlarımı zorlayarak Esenyurt’tan Kocaeli’ye geldim. Çok büyük mağduriyet yaşamaktayım. Yangın çıkan adreste görevlendirmemiz yok" ifadelerini kullandı. "Denetimi yapar, eksikleri bildirirdik" Savunmasının ardından müşteki avukatlarının çapraz sorgusunda Ünal A.’ya ödeme alıp almadığı soruldu. Ünal A., "Hizmet verilmediği için fatura kesilmedi ve ödeme alınmadı. Muhasebeci Mustafa başka firmadan hizmet aldığını söyledi" dedi. Ravive Kozmetik’in tehlikeli sınıfta yer aldığı, neden bakanlığa bildirim yapılmadığı sorusu üzerine ise Ünal A., "Bizim böyle bir işleyişimiz yoktur. Zaten Ravive Kozmetik’in ne iş yaptığını bilmiyorduk" yanıtını verdi. Avukatın adres verilseydi denetim yapılması halinde olayın önlenip önlenemeyeceğine ilişkin sorusu üzerine Ünal A., "Denetimi yapar ve eksikleri bildirirdik. Eksiklerin giderilmesini söylerdik" cevabını verdi. "Şov yapmayın" sözleri salonda gerginliğe neden oldu Ünal A.’nın ardından "suçluyu kayırma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Ali Osman A. kürsüye çıktı. İlk gün kimlik tespitinde mesleği sorulunca kendisini "basiretli iş adamı" olarak tanıtan Ali Osman A.’nın bugün kürsüye çıkınca müşteki tarafına dönerek "Sesim basiretli geliyor mu?" demesi üzerine salonda gerginlik yaşandı. Müşteki vekillerinin tepki göstermesi üzerine sanık Ali Osman A., "Şov yapmayın" dedi. Bunun üzerine yangında çocuğunu kaybeden bir baba, "Şov yapan sensin. 7 can cayır cayır yandı. Adam gibi iş yapsaydınız böyle olmazdı. Hiç mi vicdanınız yanmadı?" diyerek tepki gösterdi. Yaşananların ardından müşteki ve avukatlarının bulunduğu bölgede güvenlik koridoru oluşturuldu. Bir avukat, salonda taşkınlık olmadığını belirterek, güvenlik koridorunun kaldırılmasını talep etti. Talep yerine getirildi. "Tek yaptığım budur" İsmail ve Altay Ali Oransal’ın dayısı olan sanık Ali Osman A. savunmasında, "Sanıklar benimle iletişime geçtiğinde suçlu değillerdi. Sütlüce’de bulunan iş yerinde güvenlik amiri Ali D. ile birlikte oturduğum esnada Çorlu’da bulunan iş yerindeki fabrikama yeğenlerimin girmek istediği bilgisini aldım. Küs olmam sebebiyle onları içeri almamalarını söyledim. Daha sonra Ravive’nin yandığını öğrendim. İsmail ve Altay fabrikamdan çıkmayınca Onay Y.’ye yeğenlerimi fabrikadan uzaklaştırmasını ve polise teslim etmesini söyledim. Tek yaptığım budur. İsmail Oransal ile 5 aydır, Altay Ali Oransal ile de 2 yıl gibi küsüm. Babalarıyla ise ara sıra konuşuyordum. Ravive’deki imalatın nasıl yapıldığını bilmiyorum" ifadelerini kullandı. Birçok iddiayı reddederek sorulara cevap vermedi İddianamede yer alan "Canlarını sıkmasınlar, rahat olsunlar. Onları çok sağlam bir şekilde karşıya geçireceğiz. Maddi imkanımız ve gücümüz var. En kötü ihtimalle biz avukatları devreye sokacağız, suçu babaları üstlenecek, onlara bir şey olmayacak. Bu konuşmalarımı yeğenlerime ilet" şeklindeki ifadeleri reddeden sanık, çapraz sorguda sorulan birçok soruyu ise "Her şeyimi biliyorsunuz, sadece külodumun rengini bilmiyorsunuz" diyerek cevapsız bıraktı. "O saatte aranmıyorlardı" dedi, babanın ölümüyle ilgili iddiada bulundu Olayın ardından emniyetten kimi aradığı sorulan sanık Ali Osman A., "İsmini vermeyeceğim. Yangınla ilgili bilgi almak için aradım, şahısların teslim olması için tavsiyelerde bulundu" dedi. Avukatların "Neden yeğenlerinizi ihbar etmediniz?" sorusuna ise sanık, "O saatte yeğenlerim henüz aranmıyordu" yanıtını verdi. "Siyasi bağlantılarınıza güvenerek mi bu kadar cesur davranıyorsunuz?" sorusu üzerine Ali Osman A., "Siyasi bağlantılarım olsaydı burada olmazdım" cevabını verdi. Sanık Ali Osman A., soruşturma sürecinde cezaevinde hayatını kaybeden fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ile ilgili, "Kurtuluş Oransal kalp krizinden ölmedi" şeklinde bir iddiada bulunarak, "Acil tahliyemi talep ediyorum" dedi. Savunmanın ardından duruşma yarına ertelendi. Ne olmuştu Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik’te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edildi. Fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise, tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Oransal kardeşlerin dayısı sanık Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında da ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Yangın faciası davasında binanın eski sahibi konuştu: "Ben imalathane değil, depo olarak kiraya verdim"
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:54 Yangın faciası davasında binanın eski sahibi konuştu: "Ben imalathane değil, depo olarak kiraya verdim" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davanın ikinci gününde, tutuklu sanık İsmail Oransal’ın eşi Aleyna Oransal ile ortağı Gökberk Güngör ve binanın eski sahibi Güven D.’nin savunmaları alındı. Güven D., "Kurtuluş Bey burayı görünce kiralamak istedi. Ben eksiklikleri olduğunu, bunlar tamamlanınca kiraya vereceğimi söyledim. Kendisi yangın merdivenini, elektrik tertibatını ve rafları yapacağını söyledi. Sonrasında burayı imalathane olarak değil, depo ve ofis olarak kiraya verdim. Zaten kira kontratında da ’depo’ olarak kullanılacağı açıkça belirtilmiştir" dedi. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan fabrikanın sahibi Kurtuluş Oransal’ın gelini Aleyna Oransal, "Acı kazadan ölenlere rahmet, ailelere başsağlığı diliyorum" diyerek sözlerine başladı. Oransal, peyzaj mimarı olduğunu ancak 3,5 yıllık evliliği boyunca çalışmadığını ve eşinin imkanlarıyla geçindiğini belirtti. "Sadece kağıt üzerinde ortağım, bebeğimle bu zor süreci geçiriyorum" Davanın diğer sanıklarından Gökberk Güngör ile liseden arkadaş olduklarını ve LYKEE isimli şirkette kağıt üzerinde ortak göründüğünü savunan Oransal, "Sorumluluğum olduğu bir yer değil. LYKEE ile Gökberk ile ortaklığım gözükmekte. Gökberk bana hayalini söyledi. Ben de ona tasarım konusunda destek oldum. Daha sonra bir ortaklığım başladı. Ben ürünlerin etiketlerini, görsel çalışmaları yaptım. 3-4 ay sürdürdüm. İsim hakkı olmayınca ürünlerin satışını durdurduk. Böylece iş hayatından uzaklaşmış oldum. Sonra Gökberk ile iş anlamında ilişkim olmadı. Bir kazanç sağlamadım. LYKEE şirketinde gelir elde etmedim. Tek hatam imzamın LYKEE’de kalması. Gökberk ile bu süreç sonrasında arabadaydık. Sonrasında bir ilişkim olmadı. Normal hayatımı sürdürdüm. Arada eşimi ofiste ziyaret ederdim. 5 aydır bir imza yüzünden geçirdiğim süreç var. Bebeğimle bu zor süreci geçiriyorum ve böyle bir süreç geçirmek istemezdim. LYKEE’ye ortak olduğumu biliyordum. Tasarım konusunda yardımcı olabileceğimi söyledim ve süreç başladı. Etiket tasarımı ve Instagram’a görsel hazırladım sadece" dedi. Şirket işlerinin eşinin ofisindeki bir odadan yürütüldüğünü ve tüm süreci Gökberk Güngör’ün yönettiğini belirten Aleyna Oransal, kayınpederi Kurtuluş Oransal’a ait Ravive firmasıyla veya oradaki üretimlerle hiçbir ilgisi olmadığını savundu. "Sigortalı olduğumu bilmiyordum" Çapraz sorgu sırasında müşteki avukatlarının "Neden Ravive firmasından sigortalı görünüyorsunuz?" sorusuna Oransal, "Sigortam olduğunu bilmiyordum. Eşim hastaneden yararlanmam için yapmış olabilir" yanıtını verdi. Sanık Gökberk Güngör’ün başka bir şahısla yaptığı mesajlaşmalarda "Fabrikam Dilovası’nda" diyerek Ravive’yi kastetmesi sorulan Oransal, "Güç gösterisi yapmış olabilir, orayı sahiplendiğinden değildir" dedi. Kendisine ait olan "Fazla para kazanalım da kendimize güzel bir ofis tutalım. İsmail ile iş arkadaşı olmak istemiyorum" şeklindeki mesajı da sorulan Oransal, bu mesajı sadece kendi ofislerine çıkmak amacıyla attığını söyledi. "Tekirdağ’a gittiklerinden haberim yoktu" Olay gününe dair de konuşan Oransal, "Eşim telefonda Dilovası’nda yangın çıktığını duyduğunda şoka girdi. Daha sonra İsmail hayatını kaybedenlerin olduğunu söyledi. Gökberk, evin bahçesinde bilgisayarı eşime getirdi. Eşim abisinin yanına gideceğini söyleyerek çıktı. Tekirdağ’a gittiklerinden haberim yoktu" diye konuştu. Üye hakimin, "Eşiniz Tekirdağ’a gidince neden size haber vermedi?" sorusuna ise sanık, "Eşim zaten çoğu şeyi bana haber vermez. Belki o gün son yazacağı insan bendim, bilmiyorum" şeklinde karşılık verdi. Sanık Güngör: "Arkadaşımın babası diye sipariş veriyordum" Aynı duruşmada savunması alınan tutuklu sanık Gökberk Güngör ise, Aleyna ve İsmail Oransal ile liseden tanıştıklarını belirterek, şirketin kuruluş aşamasını anlattı. Güngör, "Ölenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. İsmail ve Aleyna ile de aynı lisede olmamız sebebiyle tanışırız ve arkadaşız. 2021’de Aleyna ile fikrimi paylaştım. O da yardımcı olacağını söyledi. O zaman İsmail ve Aleyna evlenmemişlerdi. Aleyna bana etiket ve sosyal medyadan destekte bulundu. Aleyna’ya hiçbir zaman ödeme yapmadım. Kağıt üzerinde ortaklığı bitirmek de aklıma gelmedi" şeklinde konuştu. Güngör, savunmasına şöyle devam etti: "İsmail’in ofisinde LYKEE için bir oda kiraladım. Topluca iş alıp, ekonomik durumumu düzeltip ödemeyi düşünüyordum çünkü bazen ödeyebiliyordum, bazen ödeyemiyordum. Kurtuluş Oransal’a fason üretim ile ilgili sipariş veriyordum. Arkadaşımın babası olması ve bana uygun fiyat vereceği düşüncesiyle Kurtuluş amcaya sipariş veriyordum. Sonuçta İsmail’in ofisini çok uygun şekilde kiralamıştım." "Kaçmak, saklanmak gibi bir durumum olmadı" Ravive’nin işleyişi hakkında bilgisi olmadığını savunan Güngör, "Olay günü Aleyna arayarak fabrikada yangın çıktığını söyledi. Bir süre sonra İsmail aradı ve bilgisayar ve telefonu istedi. Ofiste bilgisayarı buldum aldım ve evinin bahçesinde kendisine verdim. Orada İsmail, eşi ve kayınpederi vardı. Ardından ben ofise döndüm. Kaçmak, saklanmak gibi bir durumum olmadı" ifadelerini kullandı. Evinde bulunan 21 adet evraka "Bilmiyorum" yanıtı Güngör, operasyon sırasında kendi evinde ele geçirilen ve İsmail Oransal’a ait olduğu belirlenen kopyalanmış 21 adet evraka ilişkin soruya ise, "Benim evime nasıl geldiler bilmiyorum" yanıtını verdi. "Şirketi devralırken para ödemedim, arkadaş olduğumuz için 100 lira kira veriyordum" Sanık Güngör’e, "Neden yeni bir şirket kurmak yerine Altay Ali Oransal’a ait şirketi devraldınız?" sorusu yöneltildi. İsmail Oransal’ın, ağabeyine ait kapatılacak bir şirket olduğunu söylemesi üzerine burayı devraldığını anlatan Güngör, "Şirketi devralırken ne Altay’a ne de İsmail’e herhangi bir ödeme yapmadım. Arkadaş olduğumuz için İsmail’in ofisinde kullandığım odaya aylık 100 lira kira veriyordum" dedi. Dilovası’ndaki fabrikanın işleyişi ve güvenliğiyle ilgili suçlamaları da reddeden sanık Güngör, "Fabrikadaki denetimler benim sorumluluğumda olan bir konu değildir. Kendi ürünlerimin dolum aşaması için Ravive firmasında sadece 1-2 kez bulundum" şeklinde savunma yaptı. Binanın eski sahibi: "Tapu benim adıma olduğu için kaçak inşaattan dolayı ceza aldım ve yargılandım" Duruşmada yangının meydana geldiği fabrika binasının eski sahibi tutuklu sanık Güven D.’nin de savunması alındı. Suçlamaları reddeden ve binayı imalathane olarak değil, depo olarak kiraya verdiğini savunan Güven D., binanın yapım ve kiralama sürecine dair detayları paylaştı. Söz konusu arsayı 2018-2019 yıllarında satın aldıklarını ve babasının kendi firmasını kiradan kurtarmak amacıyla buraya inşaat yaptığını anlatan Güven D., "Tapu benim adıma olduğu için kaçak inşaattan dolayı ceza aldım ve yargılandım. İmar barışından faydalanmak için başvuru yapıp bedelin yüzde 25’ini ödedim ancak kalan tutarı ödeyemediğim için bu haktan yararlanamadım. 2023 yılında babam vefat edince firmamızı alt kata taşıdık" dedi. "Yangın merdiveni ve elektrik tertibatını Kurtuluş Oransal yapacaktı" Hayatını kaybeden fabrika sahibi Kurtuluş Oransal’ın önceki iş yerinin bir alt sokakta olduğunu ve depolama işi yaptığını belirterek kendi binalarını kiralamak istediğini söyleyen Güven D., savunmasına şöyle devam etti: "Kurtuluş Bey burayı görünce kiralamak istedi. Ben eksiklikleri olduğunu, bunlar tamamlanınca kiraya vereceğimi söyledim. Kendisi yangın merdivenini, elektrik tertibatını ve rafları yapacağını söyledi. Sonrasında burayı imalathane olarak değil, depo ve ofis olarak kiraya verdim. Zaten kira kontratında da ’depo’ olarak kullanılacağı açıkça belirtilmiştir." Bilirkişi raporunda yer alan topraklama hattının olmadığı yönündeki tespite de itiraz eden sanık, binada topraklama hattının bulunduğunu iddia etti. "1 yıl önce sattığım yeri denetleme yetkim olamaz" Babasının vefatının ardından işlerinin bozulduğunu ve binayı sattığını belirten Güven D, "2025 yılının kirasını peşin aldığım için bu bedeli satış fiyatından düşerek yeri sattım. Ben burayı olaydan 1 yıl önce sattım. Sattığım bir yeri denetleme yetkim olamaz. Kaçma teşebbüsüm de olmadı, suçsuz olduğumu biliyorum" ifadelerini kullandı. "O zaman Dilovası’nda kimse yerini kiraya vermesin" Sorgu sırasında müşteki avukatlarının "Binanın kaçak olduğu, hakkında yıkım kararı bulunduğu ve sizin de bundan dolayı ceza aldığınız bilindiği halde burayı neden kiraya verdiniz?" şeklindeki sorusuna sanık Güven D., "Dilovası’nda yüzde 80 oranında iş yerleri ve ikametler kaçak yapıdır. Eğer durum böyleyse, o zaman Dilovası’nda kimsenin yerini kiraya vermemesi gerekir" şeklinde karşılık verdi. Ne olmuştu Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik’te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti. İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y. hakkında ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.’nin ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapsi istenmişti.
Selçuk İnan: "Hayallerim burada Kocaelispor ile Avrupa kupalarına katılabilmek"
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:28 Selçuk İnan: "Hayallerim burada Kocaelispor ile Avrupa kupalarına katılabilmek" Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Başakşehir maçı öncesinde yaptığı açıklamada, Kocaelispor’da devam edip etmeyeceği sorusunu yanıtlayarak, "Henüz tam net bir görüşmemiz olmadı ama hedeflerim, hayallerim burada Kocaelispor ile Avrupa kupalarına katılabilmek" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Kocaeli Stadyumu’nda Başakşehir’i konuk edecek olan Kocaelispor’da hazırlıklar sürüyor. Körfez ekibinde teknik direktör Selçuk İnan, antrenman öncesinde değerlendirmelerde bulundu. "Çok güçlü bir kadrosu olan takım, bunun farkındayız" Başakşehir maçında seyircileri önünde avantajlı olacaklarını söyleyen Selçuk İnan, "Uzun bir ara oldu. Tabii bayram sonuçta çok bizim için şeker tadında geçmedi ama biraz hüzünlü bir bayram oldu aldığımız mağlubiyetten dolayı. Ancak bizim hayatımız bu. Bu şekilde devam ediyor. Kazandığımız zaman hep bayram, kaybettiğimiz zaman da hep sıkıntılı. Ama o süreç geride kaldı. Böyle mağlubiyetler, böyle anlar var. Bunu geride bırakmayı öğrenmeliyiz çıkaracağımız derslerle beraber. Başakşehir maçı bizim için çok önemli bir maç olacak. Uzun bir aradan sonra tekrar sahamızda avantajlı bir konumda olacağız, öyle düşünüyorum. Çok güçlü bir kadrosu olan takım, bunun farkındayız. Önemli oyuncuları var. Ancak bizim de özellikle iç sahada oynamış olduğumuz bir oyun var, bir oyun gücü var. Böyle baktığınızda çok zorlu bir mücadele olacak ama inşallah kazanan taraf biz olacağız" diye konuştu. "Özellikle Kocaelispor’la bir şeyler başarmak istiyorum" İnan, Kocaelispor’da olmaktan dolayı çok mutlu ve gururlu olduğunu vurgulayarak, "Sezon başından beri neredeyse bütün röportajlarımda camianın büyüklüğünden, taraftarın büyüklüğünden hep bahsettim. Bunları hiçbir zaman laf olsun diye söylemedim. Çünkü gerçekten öyle ki bunu da fazlasıyla buradaki camia, taraftar, hem bana gösterdi hem Türk futboluna, 16 yıl aradan sonra gelmemize rağmen fazlasıyla gösterdi. Dolayısıyla da burada çalışmaktan dolayı çok mutluyum, onur duyuyorum. Ne zaman ne şartta olursa da olsun burada bu takımla beraber başarıları yakalamak istiyorum. Hep hayallerim var, hedeflerim var. Hatta bazen fazla agresif olduğum söylendiği anda bile ben maç kazanmak istiyorum, yukarılara oynamak istiyorum ve özellikle Kocaelispor’la bir şeyler başarmak istiyorum. Bunların bir şekilde gerçekleşmediği zaman, nedenlerinden bağımsız bir şekilde ne olursa olsun zorlanıyorum, agresif oluyorum, huysuz oluyorum. Ama bir şeyler başarmak istiyorum. Çok zor bir süreçten buralara geldik. Sıkıntı yaşadım. Sezon başından, devre arasında birçok problem yaşadık ki neredeyse bir tanesini bile sizinle paylaşmadım, yansıtmamaya çalıştım. Ama bu iş çok kolay olmadı bizim için. Ligin bu zamanında bu durumdayız. O yüzden kendimle, ekibimle ve oyuncularımla gurur duyuyorum. Önemli işler başardık. Taraftarın beklentisini karşılamaya çalıştık. Elimizden geldiğince bunu yaptığımızı düşünüyorum şimdiye kadar. Bu sene Allah’ın izniyle güzel bir şekilde bitirdikten sonra devam edeceğiz, öyle umuyorum" ifadelerini kullandı. "Hayallerim burada Kocaelispor’la Avrupa kupalarına katılabilmek" Kocaelispor’da devam edip etmeyeceği sorusunu da yanıtlayan Selçuk İnan, "Henüz tam net bir görüşmemiz olmadı. Hedeflerim, hayallerim burada Kocaelispor’la Avrupa kupalarına katılabilmek, önemli bir takım haline gelebilmek... Bunların hepsini böyle ele aldığınızda dediğim gibi uzun bir süreç bu. Süreç isteyen bir an. Zorluklara değindim. Hedeflerimiz olacak eğer burada devam edersek. Bunlar için çok çabalayacağım, çok sarf çaba sarf edeceğim. Buna kimsenin şüphesi olmasın. Tesislerimizi belki de değiştireceğiz, yenileyeceğiz. Yani eksik olduğumuz ne varsa aslında bütün problemleri bir ele almak lazım. Biz bunlar için mücadele ediyoruz, savaşıyoruz. İnşallah bunları gerçekleştiririz" diye konuştu. "7 oyuncumuz gitti milli takıma, bu bizim için önemli bir olay" Takımdaki sakatlıklardan bahseden Selçuk İnan, "Petkovic bireysel antrenmanlara başladı. Bizimle beraber önümüzdeki hafta pazartesi ya da salı günü son bir değerlendirme olacak. Bir sıkıntısı olmazsa çarşambayla beraber bizimle antrenmana çıkabilir diye öngörüyoruz. İnşallah bakalım. Hadara da yine aynı şekilde, onun da bir kasığında problemi var. Şu an tedavi oluyor. Önümüzdeki hafta muhtemelen bizimle antrenmanlara çıkmasını bekliyoruz ama yine de süreç. Onun dışında Jovanovi’ı zaten biliyorsunuz. Onun dışında da şu an için sakatımız yok. Milli takımdaki oyuncularımız var. Onlara da sözü açılmışken buradan başarı dileyeyim. 7 oyuncumuz gitti milli takıma, bu bizim için önemli bir olay. O yüzden onları da tebrik ediyorum" şeklinde konuştu.
7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"
25 Mart 2026 Çarşamba - 14:06 7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin yargılanan sanıklardan, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal’ın oğlu Altay Ali Oransal da, fabrikanın asıl yöneticisinin ölen babası Kurtuluş Oransal olduğunu, şirketin sadece kağıt üzerinde kendilerine ait olduğunu öne sürdü. Avukatların, fabrikadaki iş güvenliği eksikliklerini hatırlatarak, "Makine mühendisisiniz, çıplak gözle görülebilecek bu eksiklikleri görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Makine mühendisiyim ancak o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi. Yine avukatların 7 işçinin acı ölümünü hatırlatıp vicdan azabı çekip çekmediğini sorduğu sanık Altay Ali Oransal, kendisinin de acılı olduğunu söyleyerek, "Ben de babamı kaybettim, tabii ki kalbim ağrıyor" ifadelerini kullandı. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde yapılan duruşmanın ikinci gün oturumunda savunması alınan tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik’in resmi yetkilisi Altay Ali Oransal (35), hayatını kaybedenlerin yakınlarına Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek savunmasına başladı. Babası Kurtuluş Oransal’ın tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini hatırlatan Oransal, "Ben de sorumluların cezalandırılmasını istiyorum" dedi. Makine mühendisliği bölümü mezunu olduğunu söyleyen Oransal, "Annem ve babam boşandıktan sonra kardeşimle annemle kalmaya başladık. Web sitesi üzerinden e-ticarete atıldık. Babam borçları olduğunu söyledi. Kendine ufak bir yer açmak istedi ve borç para istedi. Borcu sebebiyle adına şirket kuramıyordu. Pandemide yaşanan kolonyaya olan ihtiyaç sebebiyle kârlı olacağını düşündük ve borç para verdik. Adımıza şirketi açtı" dedi. "Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive’den gelir elde etmedim" Patlamanın yaşandığı Ravive isimli fabrikayı çok az ziyaret ettiğini ve söz konusu işletmeden para almadığını iddia eden eden Altay Ali Oransal, "Geçimimizi krem markamızdan sağlıyorduk. Kadınlar tarafından çok tercih edilen markamızdır. Shauran da Fransa’da üretilen markamızdır. Biz gelirimizi bu iki markadan sağlıyorduk. Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive’den gelir elde etmedim. Yöneticilik veya başka bir ilişkim yoktur. Fabrikaya son 6 ayda 1veya 2 kez gitmişimdir. Buranın denetlenmesini veya üretimini yapmış değilim" diye konuştu. "Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim" Sanık Oransal, savunmasına şöyle devam etti: "Tuncay Yıldız’ı (fabrikanın vefat eden çalışanı) hayatımda birkaç kez aradım. Babamdan sonra fabrikada en etkili kişidir. Gülhan Bendi’yi (çalışan) simaen bilirim. Kendisine hiç talimat vermedim. Talimat verdiğim iddiası yalandır. Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim? Gülhan Bendi, WhatsApp gruplarında talimat veriyormuş, fabrikadaki sorumlu kişilerden biridir. İfadesi ile sorumluluğu üzerinden atmaktadır." "Yanımda pasaportum varken kaçmadım" Olay günü yaşananları da anlatan Oransal, "Olay günü kardeşim beni aradı ve patlama olduğunu söyledi. İkinci arayışında can güvenliğimizin olmadığını, avukatın da il dışına çıkmamız gerektiğini söylediğini aktardı. Ravive’de hiçbir yetkim yoktur. Fiili yöneticisi Kurtuluş Oransal’dır. 5 aydır tutukluyum, hiçbir kusurum ve kastım yoktur. O gün kaçabilecek şansım varken, sınıra 1,5 kilometre uzaklıktayken ve yanımda pasaportum varken kaçmadım. Çünkü olayda sorumluluğum olmadığını düşünüyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Olay günü kardeşim beni aldı ve dayımın fabrikasına gittik. Oradan da eve geçtik. Güvenli bir eve gittik. Tekirdağ’a gitmeden önce Gökberk kardeşimin dizüstü bilgisayarını ofisten alıp kendisine getirmiş." "Biz hammaddeyi veriyorduk" Markalarına ait jel kremin Ravive’de üretildiğini söyleyen Oransal, "Markamız, Ravive dışında başka yerde de üretiliyordu. Sadece markamıza ait jel krem Ravive’de üretiliyordu. Ravive’de üretilen markamızın denetimini kim yapıyordu bilmiyorum. Biz hammaddeyi veriyorduk" şeklinde konuştu. "Ravive’deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok" Sanık Altay Ali Oransal, Ravive’deki tüm işleyişin babasına ait olduğunu öne sürerek, "Ravive’deki tüm gelir ve giderler babama aitti. Ravive’nin hem eski hem de yeni yeriyle ilgili bilgim yok. Taşınma olayıyla ilgili bilgim yok. Üretim kısmıyla ilgili de söz sahibi ve müdahale hakkına sahip değilim. Ravive’deki depoda kardeşimle olan markamıza ait patlama anında stoklanmış olan ürün olup olmadığını bilmiyorum. Bir yazılım şirketim vardı. Yazılım bilgimden dolayı açtık ancak beceremedik. Sonra Gökberk’e ve Aleyna’ya devrettik. Başakşehir’deki ofisimizde Gökberk göstermelik kiraladı. Gökberk’in ürünleri nereden temin ettiğini bilmiyorum ancak Ravive’de fason üretim yapıyordu. Ravive’ye müşteri bulma gibi bir durumum ve çabam olmadı. Hayatımın büyük bir kısmını markam olan Shauran’a adadım. Ravive’deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok. Ravive’de denetim, üretim veya yönetici pozisyonum yoktur. Fabrika ve üretimde olan her şey babama aitti, o ilgileniyordu. Benim veya kardeşimin ilgisi yoktur" ifadelerini kullandı. "İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır" Yakalandıkları sırada üzerlerinde ele geçirilen 530 avro, 4 bin 350 dolar, 20 bin lira ve 2 pasaporta ilişkin mahkeme heyetinin sorusunu yanıtlayan sanık Oransal, söz konusu meblağın kardeşiyle kendisine ait toplam para olduğunu ifade etti. İşleri gereği sık sık yurt dışına çıktıkları için yanlarında sürekli döviz taşıdıklarını ve güvenlik sebebiyle banka kartlarının kapatıldığını öne süren Oransal, "Kaçma eylemi firari olan, kaçma ihtimali olan kişidir. Beni polis de aramadı. İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır" şeklinde savunma yaptı. "Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi" Ayrıca, şirketin uzun yıllar neden kendi adlarına kayıtlı kaldığına yeniden açıklık getiren Oransal, babasının borç batağında olduğunu savunarak, "Babam borç batağındaydı. Ona yardımcı olmak sebebiyle şirketin kurulumunu kabul ettik. Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi. Babamın borçlarının bitmemesi sebebiyle uzun yıllar firmayı devredemedik. Ravive’den gelecek gelire ihtiyacım yok. Zaten iki markamızdan da gelirim vardı" dedi. "Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum" Savunmasının ardından müşteki avukatlarının çapraz sorgusuna geçilen sanık Altay Ali Oransal’a, babası Kurtuluş Oransal’ın soruşturma aşamasında verdiği "Şirket oğullarımın yönetimindeydi" şeklindeki ifadesi hatırlatıldı. Bu beyana karşı çıkan sanık, "Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum. Sadece kağıt üzerinde yönetim kurulunda göründüğüm için yargılanıyorum ancak olayda hiçbir sorumluluğum yoktur" diye konuştu. "Kör müydünüz?" tepkisi Müşteki avukatlarının fabrikadaki iş güvenliği ihlallerini hatırlatarak, "Bu risklerden haberdarsınız. Hem şirkette yetkilisiniz hem de kendi markanız Ravive firmasında üretiliyor. Neden denetlemediniz?" sorusunu yöneltmesi üzerine Oransal, "Benim üretim tecrübem yoktu. 25 yıldır bu sektörde olan babam orayı işletiyordu" savunmasını yaptı. Bir avukatın, "Makine mühendisi olarak oradaki eksiklikleri çıplak gözle görebilecekken bunları görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sert tepkisine ise sanık, "Ben sadece makine mühendisliği bölümünden mezunum, o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi. Sanığa, savunmasında sıkça dile getirdiği "babasının borç batağında olduğu" yönündeki ifadeleri üzerinden borcun miktarı ve neden kendi markalarından elde ettikleri gelirle bu borcu kapatmadıkları da soruldu. Babasının ne kadar borcu olduğunu tam olarak bilmediğini ancak ortada ciddi bir rakam olduğunu öne süren sanık, babasının gelir-gider dengesinin sürekli inişli çıkışlı olduğunu belirtti. Müşteki avukatlarının, vergi denetimi raporlarına yansıyan ve "kişisel borç" açıklamasıyla şahsına gönderilen 1 milyon 800 bin liralık para transferini sorması üzerine ise Oransal, "Bu gelen para ile ilgili hiçbir bilgim yok. Muhasebecinin yaptığı bir işlemdir" dedi. "Ben de babamı kaybettim, kalbim ağrıyor" Fabrikadaki yangın merdiveni eksikliği ve yangın denetimlerine ilişkin sorular üzerine de bilgisi olmadığını savunan sanık, "Babamın fason kolonya dolumu yaptığından haberim vardı ancak babam kolonya üretimi yapmadı. Sadece fason dolum hizmeti veriyordu" ifadelerini kullandı. Son olarak müşteki avukatlarının, "Olayda 7 kişi hayatını kaybetti. Hiç vicdan azabı duymuyor musunuz?" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Ben de babamı kaybettim. Tabii ki kalbim ağrıyor" şeklinde karşılık verdi. Altay Ali Oransal’ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi. Ne olmuştu Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik’te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Ayrıca, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. İstenen cezalar İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti. İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.’nin ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapsi istenmişti.
Yangında evleri küle dönmüştü: Aktekin çiftinin sıcak yuvası yeniden kuruldu
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:48 Yangında evleri küle dönmüştü: Aktekin çiftinin sıcak yuvası yeniden kuruldu Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde 17 yapının zarar gördüğü yangında evleri küle dönen yaşlı çifte, inşaat malzemesi, nakdi yardım ve temel ev eşyası desteği sağlandı. Akçat Mahallesi’nde 2025 yılının yaz aylarında 17 yapının zarar gördüğü yangında evlerini tamamen kaybeden Melahat ve Kemal Aktekin (69) çifti için Büyükşehir Belediyesi ekiplerince çalışma başlatıldı. Bölgede inşaat teknikeri ve sosyologlardan oluşan ekiplerin yaptığı incelemelerin ardından hazırlanan rapor doğrultusunda, mağdur aileye nakdi yardım ile inşaat malzemesi desteği sağlandı. Ailenin yeniden düzen kurabilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında ayrıca beyaz eşya, oturma grubu, halı ve televizyon gibi temel ev eşyaları temin edilerek çifte teslim edildi. "Bize yardım edenleri kalbime yazdım" Yangın sırasında İzmit’te olduklarını ve acı haberi yolda aldıklarını anlatan Kemal Aktekin, yaşadıkları şoku atlatmaya çalıştıklarını belirtti. İlerleyen yaşları nedeniyle kendi imkanlarıyla yeni bir düzen kurmalarının zor olduğunu vurgulayan Aktekin, "Büyükşehir desteği olmasaydı bunun altından kalkamazdım. Yapılan yardımlarla evimizi yeniden kurduk. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum, Allah kimsenin başına böyle bir olay vermesin" ifadelerini kullandı. Melahat Aktekin ise sağlanan destek sayesinde hayatlarının yeniden düzene girdiğini ifade ederek, "Koltuklarımız, beyaz eşyalarımız, halılarımız ve televizyonumuz geldi. Bize yardım edenleri kalbime yazdım, Allah da onları cennet kapısına yazsın. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi personeline teşekkür ediyorum. İşleri güçleri rast gitsin" dedi.