Yerel Haberler
Kocaeli
Okan Bayülgen: "Kaç restoranda bu yüzden kavga ettim, kaçından kovuldum"
06 Ekim 2025 Pazartesi - 13:30 Okan Bayülgen: "Kaç restoranda bu yüzden kavga ettim, kaçından kovuldum" Kocaeli Kitap Fuarı’nda "Türkçemiz Evimiz" başlıklı özel söyleşiye katılan sanatçı Okan Bayülgen, dildeki yozlaşmanın mutfaktaki benzer haline dikkati çekerek, "Mercimek çorbasına un koyan insanlardan hayır gelmez. Kaç restoranda bu yüzden kavga ettim, kaçından kovuldum. Tıpkı dilimiz gibi, değerlerimizi de koruyamadık" dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından "Anadolu Mayası" temasıyla bu yıl 15’incisi düzenlenen fuar, söyleşi ve imza etkinlikleriyle devam ediyor. Bu çerçevede, Moderatör Orhan Karaağaç’ın yönettiği "Türkçemiz Evimiz" başlıklı özel söyleşiye katılan Okan Bayülgen, "Dil benim her şeyim, bir de evim" diyerek kelimelerle kurduğu derin ilişkiyi aktardı. Modern çağın dijital kaosunda insanın zihnini ayakta tutacak yegane çözümün "okuma eylemi" olduğuna dikkati çeken Bayülgen, "Yapay zeka, bilgiye ulaşmayı kolaylaştırabilir ama zihnimizi tembelleştirme riski var. Kitapla düşünmek, yapay zekanın sunduğuna teslim olmamak demektir. Sosyal medya bizi provoke ederek tahrik ediyor, bazen siyaset bile dijital bir gösteri halini alıyor. Zihin boş kalıyor" dedi. Okuma anının zihinde uyandırdığı sinematik görüntülerden bahseden Bayülgen, "Kitap sarmaya başladığında, harfleri gördüğün anları yitirirsin. Sayfalar gözün arkasında bir sinema gibi geçmeye başlar" diye konuştu. Dil savunusunun mutfakla bağını kuran Bayülgen, dildeki yozlaşmanın mutfaktaki benzer halini şu şekilde dile getirdi: "Mercimek çorbasına un koyan insanlardan hayır gelmez. Kaç restoranda bu yüzden kavga ettim, kaçından kovuldum. Tıpkı dilimiz gibi, değerlerimizi de koruyamadık." Kitap fuarlarının önemine de değinen Okan Bayülgen, "Kitap fuarları yalnızca kitapla değil, medeniyetle, kimlikle, dilimizle bir diriliş alanıdır. Türkçemiz evimizdir. O evin kapısını birlikte muhafaza edelim. Tek çare kitap okumak" ifadelerini kullandı. Söyleşinin ardından Bayülgen ve Karaağaç’a plaket takdim edildi.
Meme kanserinde zamanla yarış: Erken müdahale çok önemli
06 Ekim 2025 Pazartesi - 11:07 Meme kanserinde zamanla yarış: Erken müdahale çok önemli Meme kanseri, kadın sağlığını tehdit eden en önemli hastalıkların başında geliyor. Dünyada her sekiz kadından biri yaşamı boyunca meme kanseri riskiyle karşı karşıya kalıyor. Türkiye’de ise her yıl on binlerce yeni vaka tespit ediliyor. Uzmanlara göre, erken tanı ile tedavide başarı oranı yüzde 90’ların üzerine çıkıyor. Bilimsel çalışmalar, erken evrede saptanan meme kanserinde cerrahi tedavinin başarısının yüzde 90’ların üzerine çıktığını gösteriyor. Bu aşamada yapılan müdahaleler sadece hastalığı kontrol altına almakla kalmıyor; aynı zamanda kadınların yaşam kalitesini ve beden bütünlüğünü de koruyor. Samsun Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Bilgehan Poyrazoğlu, erken tanının cerrahi açıdan önemine dikkat çekerek, "Geç kalınan her gün, tedavi seçeneklerini daraltıyor. Oysa erken evrede yakalanan meme kanserinde, meme koruyucu cerrahilerle çok başarılı sonuçlar alıyoruz. Hastalar hem sağlıklarına kavuşuyor hem de yaşam standartlarını kaybetmeden yollarına devam edebiliyor" dedi. 20 yaşından itibaren her kadının ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapması gerektiğini belirten Dr. Poyrazoğlu, 40 yaşından sonra ise düzenli mamografi ve doktor kontrollerinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Dr. Poyrazoğlu, cerrahi alandaki gelişmelerden bahsederek, "Son zamanlarda uyguladığımız özel cerrahi tekniklerle başarı oranlarımız daha da yükseldi. Erken tanıyla birlikte bu teknikler sayesinde hem hastalıkla mücadelede güçlü sonuçlar elde ediyoruz, hem de hastalarımızın yaşam kalitesini koruyabiliyoruz" diye konuştu. Dr. Poyrazoğlu, farkındalık ayı kapsamında yapılan seminerler ve taramaların sadece sembolik etkinlikler olmadığını, toplumun bu konuda bilinçlenmesi için büyük fırsatlar sunduğunu ifade ederek, "Sonuç olarak, meme kanseriyle mücadelede en güçlü silah hâlâ aynı: Erken tanı ve zamanında, doğru cerrahi müdahale" şeklinde sözlerini tamamladı.
Görme engelli eğitmen öğrencilerine ’bağımsızlığı’ hediye ediyor
05 Ekim 2025 Pazar - 09:36 Görme engelli eğitmen öğrencilerine ’bağımsızlığı’ hediye ediyor Kocaeli’de görme engelli eğitmen Sinan Avcı, kendi tecrübelerinden yola çıkarak verdiği eğitimlerle görme engelli bireylerin sokağa tek başına çıkmasını sağlıyor. Ancak Avcı, kazanılan bu özgüvenin önündeki en büyük engelin yollardaki duyarsızlık olduğuna dikkati çekerek vatandaşlara "sarı çizgilere saygı" çağrısı yapıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit’teki eski Vinsan Kampüsü’nde hayata geçirdiği merkez, özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşama aktif katılımını sağlamak ve ailelerine destek olmak amacıyla uzman eğitmenlerle hizmet veriyor. Merkezde eğitmenlik yapan yüzde 90 görme engelli Sinan Avcı (27) da, kendisi gibi görme engelli bireylere baston kullanımı ve Braille alfabesi eğitimi vererek onların hayata bağımsızca katılmalarını sağlıyor. Merkezde eğitimlere katılan bireyler, Avcı’nın öncülüğünde aldıkları eğitimlerle hem özgüven kazanıyor hem de hayata daha güçlü tutunuyor. "Hayatlarını daha aktif hale getiriyoruz" Görme engellilere bastonun nasıl kullanılacağını dışarıda birebir uygulamalı olarak öğrettiğini belirten Avcı, "Ayrıca Braille alfabesi, Kur’an-ı Kerim eğitimi, golbol ve satranç gibi sosyal ve sportif faaliyetlerle hayatlarını daha aktif hale getiriyoruz. Onlara dışarıda yürürken, kaldırımda ya da karşıdan karşıya geçerken en ince detayları aktarmaya çalışıyorum" dedi. "Tavsiyem, mutlaka baston eğitimi almanızdır" Baston kullanmanın sanıldığı kadar zor olmadığını vurgulayan Avcı, şöyle devam etti: "Hayat devam ediyor. Bu süreçte dışarı çıkmak ve tek başına bir şeyler yapmak gerekir. Anne babamız ya da aile fertleri bir noktaya kadar yardımcı olabilir ama bireyin kendini geliştirmesi gerekir. Baston kullanmak ve özgürce dolaşmak sanıldığı kadar zor değildir. Tavsiyem, mutlaka baston eğitimi almanızdır." "İnsanların daha duyarlı olması gerekiyor" Avcı, günlük hayatta karşılaştıkları en büyük zorluklardan birinin ise yaya yollarının ve sarı çizgilerin işgal edilmesi olduğunu ifade etti. Toplumsal duyarlılık çağrısında bulunan Avcı, "Sarı çizgiler bizim için çok önemli. Ancak esnaf tezgahlarını ya da masalarını, sürücüler ise araçlarını bu çizgilerin üzerine koyunca ilerleyemiyoruz. Bu durum sadece görme engelliler için değil, tekerlekli sandalyeli bireyler için de sorun. İnsanların daha duyarlı olması gerekiyor" diye konuştu. "Azim ve istek olduktan sonra başarı geliyor" Merkezde eğitim alan öğrencilerden Eren Aladağ ise bağımsız hareketini geliştirdiğini belirterek, şunları söyledi: "Buraya başlamadan önce özgüvenim çok zayıftı, bastonum da eskiydi. Uzun yollarda ya da şehir içinde tek başıma dolaşmakta zorlanıyordum. Sinan Hocam sayesinde özgüven kazandım. Buradan bütün görme engellilere sesleniyorum. Azim ve istek olduktan sonra başarı geliyor." Aladağ, kaldırımların işgal edilmesinin kendilerini çok zorladığını yineleyerek, insanların bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini sözlerine ekledi.