Yerel Haberler
Kocaeli
24 Mart 2026 Salı - 22:27 Elektrikli ısıtıcı evi alev alev yaktı: 3 kişi dumandan etkilendi Kocaeli’nin Derince ilçesinde bir evin çatısında çıkan yangın mahallede büyük paniğe yol açtı. Elektrikli ısıtıcıdan çıktığı öğrenilen yangında 3 kişi dumandan etkilenirken, 1’i hastaneye kaldırıldı. Yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alındı. Olay, saat 20.30 sıralarında Fatih Sultan Mahallesi Hamiyet Sokak’ta meydana geldi. Elektrikli ısıtıcıdan çıktığı öğrenilen yangında, evin içerisinde bulunan plastik malzemeler ve araç parçaları nedeniyle alevler kısa sürede büyüdü. Bir evin çatısından yükselen dumanları fark eden mahalle sakinleri kısa sürede sokağa dökülürken, alevler bir anda çatıyı sardı. Yangının büyümesiyle birlikte çevrede korku dolu anlar yaşandı. Vatandaşlar evlerinden çıkarak sokakta toplanırken, bazıları cep telefonlarıyla o anları kaydetti. Kimileri ise büyük bir endişe içinde ekiplerin çalışmalarını izledi. 3 kişi dumandan etkilendi İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, alevlere müdahale etmek için yoğun çaba sarf etti. Ekiplerin koordineli çalışmasıyla yangın kısa sürede kontrol altına alındı. Yangında dumandan etkilenen 3 kişiden 2’sine olay yerinde ayakta müdahale edilirken, 1 kişi ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yangının tamamen söndürülmesinin ardından ekipler bölgede soğutma çalışması gerçekleştirdi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İSU, su tasarrufunda çağ atlıyor
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:02 İSU, su tasarrufunda çağ atlıyor Kuraklıkla mücadele konusunda çalışmalarını ileri seviyeye taşıyan İSU, su tasarrufu kapsamında birçok projeyi tamamladı. Yeni içme suyu kaynaklarını devreye alan İSU, arıtma tesislerinde de kapasite artışına gitti. Mevsimsel kuraklık sonrası barajlardaki su miktarının azalmasıyla harekete geçen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSU), susuzluk yaşanmaması adına birçok projeyi hayata geçirirken bir yandan da vatandaşları tasarrufa davet ediyor. Bu kapsamda yeni içme suyu kaynakları devreye alınırken, arıtma tesislerinde de kapasite artışı yapıldı. Kayıp ve kaçakları da en aza indirmek için son teknolojiyi kullanan İSU, sanayi kuruluşlarında geri kazanım suyu kullanımını artıracak yatırımlarına da ağırlık verdi. 11 derin su kuyusu devreye alındı Derince’de bulunan Çınarlıdere’nin suyunu arıtmak amacıyla inşa edilen "Çınarlı Konmodüler İçme Suyu Arıtma Tesisi" günlük 12 bin metreküp kapasiteyle hizmet vermeye başladı. Yaz aylarında Çınarlıdere’nin debisinin azalması ihtimaline karşı ise aynı bölgede alternatif kaynak oluşturmak için 6’sı mevcut, 5’i yeni olmak üzere toplam 11 derin su kuyusu devreye alındı. Bu kuyulardan sağlanan ham su, tesis üzerinden arıtılarak şehre verilmeye başlandı. Böylece Yuvacık Barajı üzerindeki su baskısının da azaltılması hedefleniyor. Kandıra, Derince Ve Körfez’e ham su kaynağı temini Kandıra’da bulunan Dudutepe Konmodüler İçme Suyu Arıtma Tesisinin kapasitesi 30 bin metreküpten günlük 42 bin metreküpe yükseltildi. Kandıra, Derince ve Körfez ilçelerinde artan su ihtiyaçları bu kapasite artışı ile karşılanıyor. Bu sayede Namazgâh barajından daha fazla ham su temin edilerek şehir şebekesine dahil edildi. Eylül ayında devreye alınacak olan Avluburun Konmodüler İçme Suyu Arıtma Tesisinde kapasite artışı yapıldı. Kartepe’de bulunan ve 22 bin 500 metreküp kapasiteli olan mevcut içme suyu arıtma tesisinin kapasitesi, günlük 34 bin 500 metreküpe yükseltildi. Kandıra, Kartepe ve İzmit ilçelerinde artan su ihtiyaçları yine bu kapasite artışı ile karşılanacak. Bu sayede daha fazla ham suyun temini yapılarak şehir şebekesine dahil edilecek. Yeni kaynaklar ile su krizleri önleniyor Alternatif su kaynaklarını devreye almak için dere, kaynak ve yüzey suları üzerinde yeni içme suyu kaynakları devreye alındı. 2019-2025 yılları yapılan 357 kaptajla saniyede 384 litre, yıllık yaklaşık 12 milyon 110 bin metreküp doğal içme suyu kazanımı sağlandı. Bu miktar, Yuvacık Barajı kapasitesinin yüzde 24’üne eşdeğer. Bu çalışmalar sayesinde içme suyu şebekesine entegre edilen yeni kaynaklar, yaz aylarında yaşanabilecek su krizlerinin önüne geçmekte önemli rol oynuyor. Su kuyuları devreye alınıyor 2024 yılında yaşanan kuraklık döneminde devreye alınan 90 derin su kuyusundan geçtiğimiz yılda yaklaşık 9,1 milyon metreküp su temini sağlandı. 2025 yılında da devam eden kuraklık sebebiyle mevcut kuyulara ilave olarak 22 derin su kuyusu daha devreye alınarak aylık yaklaşık 570 bin metreküp su sisteme kazandırılarak kuyu suyu kapasitesi yüzde 15,5 artırıldı. Bu yıl Ağustos ayı itibarıyla toplamda 112 derin su kuyusundan yaklaşık 6,5 milyon metreküp su temin edilerek sisteme aktarıldı. 2 milyon 437 bin 720 metreküp su tasarrufu sağlandı Kent genelinde ömrünü dolduran 253 bin n74 metre içme suyu hattı yenilendi. 2024 yılında yüzde 23,89 olan kayıp-kaçak oranı, temmuz 2025 itibarıyla yüzde 23,27’e düşürülerek 2 milyon 437 bin 720 metreküp su tasarrufu sağlandı. SCADA, SUİS ve İKABİS gibi uygulamalar ile altyapı sistemleri, dijital ortamda izlenip yönetiliyor. SUİS programı sayesinde her bir depo ve alt izole bölgelerdeki fiziki kayıp kaçaklar su denge raporları hazırlanıp saha ekiplerince minimize ediliyor. İçme suyu şebekelerinde klor seviyesi, pH değeri ve debi ölçümleri SCADA sistemi ile anlık olarak izleniyor. Bu sayede hem su kalitesi hem de şebekedeki anlık değişimler kontrol altında tutuluyor. Geri kazanım suyu yatırımları hız kazandı 2015 yılından bu yana sanayiye yönelik yapılan geri kazanım suyu yatırımları ile bugüne kadar toplam 136 milyon 348 bin 812 metreküp su yeniden ekonomiye kazandırıldı. Bu miktar, Yuvacık Barajı’nın iki buçuk katı su hacmine eşit. 2025 yılı ilk 7 ayında sanayide kullanılan suyun 6 milyon 419 bin metreküpü geri kazanım suyu ile sağlanarak içme suyundan yüzde 28 tasarruf elde edildi. Toramanlar Tarımsal Sulama Suyu Hattı Tarımsal alanlara özel sulama hatları inşa edilerek şebeke suyunun bağ ve bahçelerde kullanılmasının önüne geçildi. Böylece yaz aylarında tarımsal faaliyet kaynaklı su baskısı azaltıldı. Yıllık 3 milyon metreküp suyun Toramanlar Gölet’e besleme havzasına temini sağlandı. İzmit ve Kandıra ilçelerinde tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticilere can suyu olan "Toramanlar Tarımsal Sulama Suyu Hattı" çalışmaları etaplar halinde sürdürülüyor. İzmit ve Kandıra ilçelerinde hayata geçirilen projeyle toplamda 2 bin 793 hektarlık alan sulama suyuna kavuşacak. Usulsüz su kullanımlarının önüne geçiliyor Toplumu bilinçlendirme ve kamuoyu duyuruları kapsamında vahşi sulamaya karşı cezai tedbirler uygulamaya konuldu. Kaçak su kullanımının önlenmesi için kurulan Kaçak Su Denetim Ekibi, düzenli saha kontrolleri yaparak tespit edilen usulsüz kullanımların önüne geçiyor. Bağ-bahçe-havuz-ortak yeşil alan (peyzaj) sulama gibi alanlarda yeni abonelik açılışları durduruldu. Mevcut olan abonelerin kontrol ve takibi yapılırken kamu kurumları ve şadırvanlara perlatör (su tasarruf aparatı) dağıtıldı.
Profesörden yapay zeka uyarısı: "Bu hızlı gelişmenin arkasında kalmamalıyız"
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:50 Profesörden yapay zeka uyarısı: "Bu hızlı gelişmenin arkasında kalmamalıyız" Prof. Dr. Yusuf Sinan Akgül, yapay zekanın ulaştığı noktanın artık ihmal edilemeyeceğini ve akademik dünyanın bu teknolojiyi tüm alanlara entegre ederek yeni fırsatlar oluşturması gerektiğini ifade ederek, "Yapay zeka genişleyecektir, başka başka alanlara uygulanacaktır. Bu hızlı gelişmenin arkasında kalmamamız lazım" dedi. Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Sinan Akgül, Kocaeli Üniversitesi Derbent Uygulama Oteli’nde gerçekleştirilen Uluslararası Enzim ve Biyoproses Günleri’nin açılış kongresinin ardından yapay zeka ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Akgül, yapay zekanın hızlı gelişiminin bilim dünyası için yeni ufuklar açtığını ifade etti. "İhmal edilemeyen bir yere geldiği kesin" Yapay zekanın geldiği noktanın önemine dikkat çeken Akgül, üniversite dünyasının bu gelişmenin arkasında kalmaması gerektiğini vurguladı. Akgül, "Yapay zekanın nereye yöneldiğini cümlelerle ifade etmek çok kolay olmuyor, yalnız ihmal edilemeyen bir yere geldiği kesin. Görsel tarafta, sosyal dünyada etkisi var. Biz üniversite dünyasından gelen insanlar olarak, tüm bilim alanlarında bunu nasıl kullanırız, bu fırsatı nasıl değerlendiririz tarafındayız. Yapay zeka genişleyecektir, başka başka alanlara uygulanacaktır. Bu hızlı gelişmenin arkasında kalmamamız lazım" dedi. "Sadece mühendislerin konusu olmamalı" Yapay zekanın disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akgül, bu teknolojinin farklı bilim dallarındaki yüzlerce yıllık birikimle entegre edilmesinin önemini anlattı. Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sadece bilgisayar mühendisinin, elektronik mühendisinin, matematikçinin ilgilendiği bir alan olmasın bu, tüm alanlara yaygınlaştıralım ve bunu ileriye doğru değil, geriye doğru yapalım. Bugün enzim ve biyoproses kongresindeyiz, burada yapılan çalışmaların arkasında yüzlerce yıllık birikim var. Yapay zeka teknolojisiyle bu birikimi nasıl birleştirebiliriz, bundan nasıl faydalanırız, esas meselemiz bu" "Yeni bir modelleme anlayışı getiriyor" Yapay zekanın klasik bilimsel metotlara yeni bir bakış açısı kazandırdığını ifade eden Akgül, "Bilim insanı deney yapar, model kurar, test eder ve yeni ürünler geliştirir. Yapay zekanın söylediği şey şu; ’Gözlemlerinizi ben modelleyeyim’ Daha önce kullanılan matematiksel, istatistiksel modellerin yanında öğrenmeye dayalı modelleri devreye sokuyor. Dünyaya o gözle bakanların daha önce görmedikleri şeyleri gördüklerini defalarca yaşadık. Biyoproses ve enzim alanında da bunun olacağına eminiz" diye konuştu.
Profesörden yapay zeka uyarısı: "Bu hızlı gelişmenin arkasında kalmamalıyız"
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:47 Profesörden yapay zeka uyarısı: "Bu hızlı gelişmenin arkasında kalmamalıyız" Prof. Dr. Yusuf Sinan Akgül, yapay zekanın ulaştığı noktanın artık ihmal edilemeyeceğini ve akademik dünyanın bu teknolojiyi tüm alanlara entegre ederek yeni fırsatlar oluşturması gerektiğini ifade ederek, "Yapay zeka genişleyecektir, başka başka alanlara uygulanacaktır. Bu hızlı gelişmenin arkasında kalmamamız lazım" dedi. Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Sinan Akgül, Kocaeli Üniversitesi Derbent Uygulama Oteli’nde gerçekleştirilen Uluslararası Enzim ve Biyoproses Günleri’nin açılış kongresinin ardından yapay zeka ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Akgül, yapay zekanın hızlı gelişiminin bilim dünyası için yeni ufuklar açtığını ifade etti. "İhmal edilemeyen bir yere geldiği kesin" Yapay zekanın geldiği noktanın önemine dikkat çeken Akgül, üniversite dünyasının bu gelişmenin arkasında kalmaması gerektiğini vurguladı. Akgül, "Yapay zekanın nereye yöneldiğini cümlelerle ifade etmek çok kolay olmuyor, yalnız ihmal edilemeyen bir yere geldiği kesin. Görsel tarafta, sosyal dünyada etkisi var. Biz üniversite dünyasından gelen insanlar olarak, tüm bilim alanlarında bunu nasıl kullanırız, bu fırsatı nasıl değerlendiririz tarafındayız. Yapay zeka genişleyecektir, başka başka alanlara uygulanacaktır. Bu hızlı gelişmenin arkasında kalmamamız lazım" dedi. "Sadece mühendislerin konusu olmamalı" Yapay zekanın disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akgül, bu teknolojinin farklı bilim dallarındaki yüzlerce yıllık birikimle entegre edilmesinin önemini anlattı. Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sadece bilgisayar mühendisinin, elektronik mühendisinin, matematikçinin ilgilendiği bir alan olmasın bu, tüm alanlara yaygınlaştıralım ve bunu ileriye doğru değil, geriye doğru yapalım. Bugün enzim ve biyoproses kongresindeyiz, burada yapılan çalışmaların arkasında yüzlerce yıllık birikim var. Yapay zeka teknolojisiyle bu birikimi nasıl birleştirebiliriz, bundan nasıl faydalanırız, esas meselemiz bu" "Yeni bir modelleme anlayışı getiriyor" Yapay zekanın klasik bilimsel metotlara yeni bir bakış açısı kazandırdığını ifade eden Akgül, "Bilim insanı deney yapar, model kurar, test eder ve yeni ürünler geliştirir. Yapay zekanın söylediği şey şu; ’Gözlemlerinizi ben modelleyeyim’ Daha önce kullanılan matematiksel, istatistiksel modellerin yanında öğrenmeye dayalı modelleri devreye sokuyor. Dünyaya o gözle bakanların daha önce görmedikleri şeyleri gördüklerini defalarca yaşadık. Biyoproses ve enzim alanında da bunun olacağına eminiz" diye konuştu.
"Gece çalışanlarda obezite riski daha yüksek"
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:42 "Gece çalışanlarda obezite riski daha yüksek" Obeziteden korunmada uykunun rolüne dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Güner Çakmak, "Gece çalışanlar veya uyku düzeni bozuk olanlar, hormon dengesindeki değişiklikler nedeniyle daha kilolu olabiliyor. Büyüme hormonu ve diğer metabolik hormonlar bu kişilerde yeterince salgılanmıyor. Ayrıca, gece tüketilen gıdalar genellikle düşük proteinli, yüksek şeker ve kalorili atıştırmalıklar oluyor. Bu durum obezite riskini artırıyor" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Güner Çakmak, obeziteye karşı dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Obeziteyi tanımlarken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine dikkat çeken Doç. Dr. Çakmak, "Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 25-30 arası olanlar kilolu, 30-40 arası obezdir. VKİ 40 ve üzeri morbid obez, 50-55 üzeri ise süper obez olarak adlandırılır" ifadelerine yer verdi. Çakmak, bu sınıflamanın hastaların sadece fazla kilolu olma durumunu belirlemediğini, aynı zamanda kişinin sağlık risklerinin de belirlediğini vurguladı. "Porsiyonlar büyüdü, yürüyüş azaldı" Günümüzde yaşam tarzının obeziteyi tetiklediğini belirten Doç. Dr. Çakmak, "Daha az hareket ediyoruz, oturduğumuz süre artıyor. Yeme alışkanlıklarımız değişti, porsiyonlar büyüdü. Paketli ve endüstriyel gıdaların tüketimi arttı. Ayrıca araba kullanımıyla günlük yürüyüş miktarımız azaldı. Tüm bu faktörler obezitenin temel sebeplerini oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de kadınların yüzde 23’ü, erkeklerin yüzde 16’sı obez" Ülkemizdeki obezite oranlarına dikkat çeken Doç. Dr. Çakmak, "TÜİK 2019 yılı verilerine göre, 15 yaş ve üzeri obezite oranı yüzde 21,2’dir. 2022 verilerine bakıldığında kadınların yüzde 23,6’sı obez, yüzde 30,9’u obez öncesi. Erkeklerde ise yüzde 16,8 obez, yüzde 40,4 obez öncesi grubunda yer alıyor. Bu veriler, yaşam tarzımızın değiştiğini ve obezitenin hızla arttığını gösteriyor" dedi. "Kronik hastalık riskini artırıyor" Obezitenin sadece kilo problemi olmadığını, kronik hastalık riskini de artırdığını belirten Doç. Dr. Çakmak, "Diyabet riski yaklaşık 4 kat artıyor. Hipertansiyon riski 2-2,5 kat, iskemi ve kalp hastalığı riski 1,5-2 kat artıyor. Beyin damar tıkanması riski de 1,5 kat yükseliyor. Ayrıca bazı kanser türleri için de obezite önemli bir risk faktörüdür" diye konuştu. "Cerrahi tedavi gerektiren durumlar" Obezite cerrahisinin yalnızca belirli kriterlere uyan hastalarda uygulandığını söyleyen Doç. Dr. Çakmak, "VKİ (Vücut Kitle İndeksi) 40 ve üzeri olanlar cerrahi adaydır. VKİ 35-40 arasında olup tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, hiperkolesterolemi veya KOAH gibi yandaş hastalıkları bulunanlarda da cerrahi tedavi uygulanabilir" açıklamasında bulundu. "Gece tüketilen yüksek kalorili gıdalar obezite riskini artırıyor" Uyku düzeninin kilo kontrolünde önemli rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Çakmak, "Gece çalışanlar veya uyku düzeni bozuk olanlar, hormon dengesindeki değişiklikler nedeniyle daha kilolu olabiliyor. Büyüme hormonu ve diğer metabolik hormonlar yeterince salgılanmıyor. Ayrıca, gece tüketilen gıdalar genellikle düşük proteinli, yüksek şeker ve kalorili atıştırmalıklar oluyor. Bu durum obezite riskini artırıyor" dedi. "Ameliyat sonrası gündelik hayatıma ne zaman dönebilirim" Obezite ameliyatı sonrası normal yaşamın kişiden kişiye değiştiğini belirten Çakmak, "Ameliyat sonrası birinci haftada hastaların sıvı alımı ve diyete uyumu takip edilir. Masa başı iş yapanlar 1. haftadan sonra işlerine dönebilir. Daha ağır işler için 2-3. haftadan sonra işbaşı mümkün olur. Bu süreçte hastaları yakından takip ediyoruz" şeklinde konuştu. "Sağlıklı yaşam tarzı benimsenmeli" Obezite ile mücadelede sağlıklı yaşamın önemini kaydeden Doç. Dr. Çakmak, şu bilgileri paylaştı: "Kilo sadece estetik değil, sağlık meselesidir. Sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve fiziksel aktiviteyi hayatınıza mutlaka dâhil edin. Obeziteyi önlemek ve kronik hastalık riskini azaltmak için yaşam tarzı değişiklikleri kritik önemdedir. Uyku düzenine dikkat etmek, özellikle gece atıştırmalarından kaçınmak, hem kilo kontrolü hem de metabolik sağlık için gereklidir." "Obeziteye karşı öneriler" Obeziteye karşı atılacak adımların hayat kalitesini artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Çakmak, son olarak şöyle dedi: "Öncelikle sağlığınızı kazanmayı hedefleyin. Unutmayın, cerrahi müdahale sadece gerekli durumlarda uygulanmalıdır. Bunun dışında, sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve düzenli uyku ile ciddi fark oluşturabilirsiniz."