Yerel Haberler
Kocaeli
103 kilodan 76’ya düştü: Sadece kilosunu değil, hayatını da değiştirdi 11 Nisan 2026 Cumartesi - 15:14:13 Kocaeli’de 38 yaşındaki kadın, kadınlara yönelik yaşam merkezinde düzenli spor ve beslenme desteğiyle 103 kilodan 76 kiloya düşerek hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük dönüşüm yaşadı. Kilo kaybının ötesine geçen bu süreçte eğitimine devam eden ve yeni bir meslek alanına yönelen kadın, kazandığı özgüvenle hayatını yeniden şekillendirdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların yaşam kalitesini artırmak amacıyla hayata geçirdiği Anne Şehir Merkezleri, sağlıklı yaşamdan spora, psikolojik destekten kişisel gelişime kadar birçok alanda sunduğu hizmetlerle dikkat çekiyor. Bu merkezlerden faydalanan 38 yaşındaki Nurdan Tem, pandemi döneminde başladığı değişim sürecinde sadece kilo vermekle kalmayıp, hayatını baştan aşağı değiştirdi. Nurdan’ın azmi ve kararlılığıyla ortaya koyduğu dönüşüm, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kadınlara ilham veriyor. "Sağlıklı yaşamı burada öğrendim" Pandemi sürecinde Anne Şehir ile tanıştığını belirten Nurdan Tem, bu sürecin hayatında dönüm noktası olduğunu söyledi. Tem, "Pandemi döneminde çok hareketsiz kalmıştık. Spor yapmaya karar verdik ve Anne Şehir ile tanıştım. Hem beslenme hem hareket anlamında hayatım tamamen değişti. Bu süreç bana sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da çok iyi geldi. İlk geldiğimde kendimi hem görüntü olarak hem de psikolojik olarak çok iyi hissetmiyordum. İnsan bir noktadan sonra özgüvenini kaybediyor. Ama burada tekrar sosyalleştim, kendimi toparladım. Kendimi iyi hissetmeye başladıkça özgüvenim de yerine geldi" diye konuştu. 103 kilodan 76 kiloya uzanan değişim Spor ve beslenme desteğiyle önemli bir değişim yaşayan Tem, "Bu sürece 103 kiloyla başladım. Sonrasında 97’ye düştüm, şu an 76 kilodayım. Ama bu sadece kilo vermek değil; nasıl beslenmem gerektiğini ve neyi neyle dengeleyebileceğimi öğrendim. Artık kendimi kontrol edebiliyorum. Artık 6,5 kilometre yürüyüp geri gelebiliyorum. Toplu taşıma yerine yürümeyi tercih ediyorum. Spor hayatımın bir parçası oldu. Eskiden zor gelen şeyler şimdi çok normal" şeklinde konuştu. "Bu süreçte kendime yatırım yaptım" Anne Şehir’in kişisel gelişimine de katkı sağladığını vurgulayan Tem, "Eğitim hayatıma tekrar başladım. Liseyi bitirdim, direksiyon eğitmenliği belgesi aldım. Hem çocuklarıma örnek oldum hem de kendime olan güvenimi yeniden kazandım. Bu değişim sadece dış görünüş değil, içsel dönüşümdü. Kadınlar önce kendilerini ihmal etmemeli. İnsan kendine iyi bakmadığında ne ailesine ne de çocuklarına yeterli olabiliyor. Önce kendimiz, sonra sevdiklerimiz için gelmeli" ifadelerini kullandı.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 15:06 27 kilo veren kadının sadece kilosu değil hayatı da değişti Kocaeli’de kadınlara yönelik yaşam merkezinde başlayan süreçte 38 yaşındaki kadın, düzenli spor ve beslenme desteğiyle 103 kilodan 76 kiloya düşerek hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük dönüşüm yaşadı. Kilo kaybının ötesine geçen bu süreçte eğitimine devam eden ve yeni bir meslek alanına yönelen kadın, kazandığı özgüvenle hayatını yeniden şekillendirdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların yaşam kalitesini artırmak amacıyla hayata geçirdiği Anne Şehir Merkezleri, sağlıklı yaşamdan spora, psikolojik destekten kişisel gelişime kadar birçok alanda sunduğu hizmetlerle dikkat çekiyor. Bu merkezlerden faydalanan 38 yaşındaki Nurdan Tem, pandemi döneminde başladığı değişim sürecinde sadece kilo vermekle kalmayıp, hayatını baştan aşağı değiştirdi. Nurdan’ın azmi ve kararlılığıyla ortaya koyduğu dönüşüm, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kadınlara ilham veriyor. "Sağlıklı yaşamı burada öğrendim" Pandemi sürecinde Anne Şehir ile tanıştığını belirten Nurdan Tem, bu sürecin hayatında dönüm noktası olduğunu söyledi. Tem, "Pandemi döneminde çok hareketsiz kalmıştık. Spor yapmaya karar verdik ve Anne Şehir ile tanıştım. Hem beslenme hem hareket anlamında hayatım tamamen değişti. Bu süreç bana sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da çok iyi geldi. İlk geldiğimde kendimi hem görüntü olarak hem de psikolojik olarak çok iyi hissetmiyordum. İnsan bir noktadan sonra özgüvenini kaybediyor. Ama burada tekrar sosyalleştim, kendimi toparladım. Kendimi iyi hissetmeye başladıkça özgüvenim de yerine geldi" diye konuştu. 103 kilodan 76 kiloya uzanan değişim Spor ve beslenme desteğiyle önemli bir değişim yaşayan Tem, "Bu sürece 103 kiloyla başladım. Sonrasında 97’ye düştüm, şu an 76 kilodayım. Ama bu sadece kilo vermek değil; nasıl beslenmem gerektiğini ve neyi neyle dengeleyebileceğimi öğrendim. Artık kendimi kontrol edebiliyorum. Artık 6,5 kilometre yürüyüp geri gelebiliyorum. Toplu taşıma yerine yürümeyi tercih ediyorum. Spor hayatımın bir parçası oldu. Eskiden zor gelen şeyler şimdi çok normal" şeklinde konuştu. "Bu süreçte kendime yatırım yaptım" Anne Şehir’in kişisel gelişimine de katkı sağladığını vurgulayan Tem, "Eğitim hayatıma tekrar başladım. Liseyi bitirdim, direksiyon eğitmenliği belgesi aldım. Hem çocuklarıma örnek oldum hem de kendime olan güvenimi yeniden kazandım. Bu değişim sadece dış görünüş değil, içsel dönüşümdü. Kadınlar önce kendilerini ihmal etmemeli. İnsan kendine iyi bakmadığında ne ailesine ne de çocuklarına yeterli olabiliyor. Önce kendimiz, sonra sevdiklerimiz için gelmeli" ifadelerini kullandı. (RBA-FK-
11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:33 Feci şekilde darp edilmişti, yaşadığı dehşeti unutamıyor Kocaeli’de bayram günü gittikleri eğlence mekanında feci şekilde darp edilen anne ve oğlu taburcu edildi. 15 gün hastane süreci olan kadın, yaşadığı zorluğu, tehditleri ve travmalarını anlattı. Geçirdiği ameliyatla saçları kazınan Meryem Yıldırım, duygu dolu anlar yaşarken, mama ile beslendiğini, gözünde görme kaybı olduğunu, asla eskisi gibi olamayacağını söyledi. Olay, Ramazan Bayramı’nın birinci günü İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için eğlence mekanına gitti. Mekanda, gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık, oğlunun ise kaburgasında çatlak tespit edildi. Kadın, 15 günlük tedavisinin ardından taburcu oldu. Olay sebebiyle Kürşat G. tutuklanırken, diğer 2 şüpheli ise serbest bırakıldı. "Küfür uyarısıyla saldırdılar" Yüz ve kafatasındaki kırıklardan kaynaklı ameliyata alınan ve bu sebeple kafasında 30 zımba bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı zor süreci anlattı. Hastane sürecinden sonra evine gelen Meryem Yıldırım, "Bayramın birinci günü oğlumla dışarıda yemekteydik. Sonra eğlenmek için gittiğimiz mekanda tanımadığımız kişiler tarafından darp edildik. Orada başka bir kavga vardı. Bizi darp eden şahıslar önce mekandaki garsonu tartakladılar. Garson içeri kaçınca bunlar da içeri girdi. İçeri girdiklerinde de küfür ediyorlardı. Oğlum da ’Beyler küfür etmesek mi’? dedi. Bunun üzerine oğluma yumruk attılar. Tekmeyle yumrukla saldırmaya başladılar. Mekan sahibi herkesi dışarı çıkarttı. Sadece bölüm bölüm dayak yediğimi hatırlıyorum. Yani durup durup vurmuşlar. Ben kaçtıkça gelip vurmuşlar. Sürekli kafama darbe aldım. Kurtulmak için başka bir mekana girdim. Bunlar mekan sahibi değil. Saldıranlar 3 kişiydiler, biri kadın, 2’si erkekti" diye konuştu. "Bedenen ve ruhen aldığım şiddetin yanı sıra hala tehditler devem ediliyor" Beyin ve iç kanama ihtimali ile hastanede uzun süre kaldığını söyleyen Yıldırım, "Ağır ameliyat geçirdim. Yüzümdeki kemiklerim kırıktı. Çenemde kayma oldu. Bu süreçte mama ile besleniyorum. Yürürken denge problemi yaşıyorum. Konuşma zorluğu çekiyorum. Gözümde görme kaybı var. Sürekli hastanedeyim. Bedenen ve ruhen aldığım şiddetin yanı sıra hala tehditler devem ediliyor. Şikayetimi çekmem için para teklif edildi, ancak kabul etmedim. Şikayetim devam ediyor. Bu şahıslar mekan dışında birisini bıçakladı, sonra garsonu darp ettiler. Garsonun arkasından bu şahıslar içeri girince olay yaşandı" ifadelerini kullandı. "Saçlarım kazındı, onları çok seviyordum" 15 gün hastanede tedavi altında kaldığını söyleyen Yıldırım, "Hastanede ilaçlarla ayakta kalabildim. Göz kafesimin etrafı, kaşı üstüm, elmacık kemiklerim, elmacık kemiğimde kırık var ve hepsi platinle desteklendi. Burun kırığım var. Dişlerim kırık. Saçlarım kazındı, onları seviyordum. Ama görsellik artık ikinci planda kaldı. Canım çok acıyor. Ağrılı kesicilerle ayakta duruyorum. Konuşma bozukluğum var. Sadece ağrılarımın geçmesi için dua ediyorum. Hayattan soğuttular. Psikiyatrik tedavi görüyorum. Travmaya dayalı şizofrenik atak geçiriyorum" dedi. Olay sonrası 3 şüphelinin yakalandığını ve bunlardan birinin tutuklandığını söyleyen Meryem Yıldırım, "Adalete güveniyorum. İyi değilim. Eskisi gibi olmayacak hiçbir şey ama biraz daha rahat hissetmem için asla vazgeçmeyeceğim" diye konuştu. Yıldırım, saçının kazındığı anları da paylaşarak duygu dolu anlar yaşadı. Ayrıca tutuklu sanığın ailesi, cezaevinden görüşme esnasından çektiği fotoğrafı sosyal medya hesabından şu notla paylaştı; "Az kaldı aslan abim, üstümüze oynayan altımızda kalacak. Azıcık sabır." Yıldırım, avukatı aracılığı ile bu fotoğrafı da dosyaya eklediğini belirtti.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 10:38 Yeni tramvayların sonuncusu raylara indirildi Kocaeli’de artan yolcu talebine yanıt vermek amacıyla filoya katılan 5 yeni tramvayın sonuncusu da raylara indirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir ve modern ulaşım hedefleri doğrultusunda raylı sistem yatırımlarını sürdürüyor. Artan yolcu talebine yanıt vermek ve şehir içi ulaşımda konfor, hız ve erişilebilirliği daha da artırmak amacıyla yeni tramvaylar filoya kazandırılıyor. Bu kapsamda ihalesi tamamlanan ve aralık 2025’ten itibaren kademeli olarak teslim edilen 5 tramvayın sonuncusu raylara indirildi. Yerli üretim gücü ile yüksek teknoloji Güncel teknolojinin en ileri donanımlarıyla üretilen ve kentin kültürel dokusunu yansıtan özgün tasarımıyla dikkat çeken tramvaylar, yüzde 70 yerlilik oranıyla öne çıkıyor. 33 metre uzunluğu, 12 kapılı yapısı ve 296 yolcu kapasitesiyle tasarlanan araçlar, yolcu akışını hızlı ve verimli bir şekilde sağlayacak. Özellikle yoğun saatlerde dahi yüksek konfor sunacak olan yeni tramvaylar, kesintisiz ulaşım imkanıyla Kocaeli’nin toplu taşımadaki kalite standartlarını daha da yukarı taşıyacak. Kapasiteyi ikiye katlayan entegre sistem Otomatik kuplör sistemi sayesinde çiftli setler halinde işletilebilen araçlar, istasyonlarda devam eden genişletme çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte entegre şekilde hizmet verecek. Böylece Kocaeli’nin artan yolcu talebine yönelik kapasite önemli ölçüde artırılarak, tramvay hattının taşıma gücü iki katına çıkarılacak. Büyükşehir tarafından planlı şekilde hayata geçirilen projeler sayesinde şehirde toplu taşıma altyapısı her geçen gün daha da güçlenirken, ulaşım planı da daha hızlı, konforlu ve çevreci bir yapıya kavuşuyor.
"Şiddetli sırt veya bel ağrısı omurga kırığı işareti olabilir"
20 Haziran 2025 Cuma - 10:26 "Şiddetli sırt veya bel ağrısı omurga kırığı işareti olabilir" Omurga kırıklarında en sık rastlanan belirtinin şiddetli sırt veya bel ağrısı olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, "Bunların dışında hareketle artan ağrı, bacaklarda uyuşma, kuvvet kaybı, idrar-kontrol problemleri, boy kısalması ve kamburlaşma gibi başka belirtiler de görülebilir. Bu durumda vakit kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır" dedi. Omurga kırıklarının, omurganın (vücudun hem yapısal desteğini sağlayan hem de omurilik gibi hayati bir yapıyı koruyan kemik doku) travma, osteoporoz veya patolojik süreçler sonucunda bütünlüğünü kaybetmesiyle oluştuğunu belirten VM Medical Park Gebze Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu. "Yüksekten düşme, trafik kazaları ve spor travmaları neden olabilir" Omurga kırıklarının en sık nedenlerinin yüksekten düşme, trafik kazaları, spor travmaları, ileri yaştaki yaşlı bireylerde basit ev kazaları ve metastazlar olduğunun altını çizen Op. Dr. Kaya, hastalığın daha sık görüldüğünü ifade ederek, "Genç ve orta yaşlı bireyler, yüksek enerjili travmalara (düşme, kaza) bağlı kırıklar, 65 yaş üstü bireyler, osteoporoza bağlı çökme kırıkları. Metastatik tümörü olan hastalar ve uzun süreli steroid kullanan bireyler" dedi. Omurga kırıklarında belirtilerin kırığın bulunduğu yere ve omurilik/sinir dokusuyla ilişkisine göre değişmekle birlikte, en sık belirtinin şiddetli sırt veya bel ağrısı olduğunu ifade eden Op. Dr. Kaya, aynı zamanda hareketle artan ağrı, bacaklarda uyuşma, kuvvet kaybı (omurilik etkilenmişse), idrar-kontrol problemleri (omurilik etkilenmişse), boy kısalması ve kamburlaşma (osteoporotik kırıklarda) gibi bazı başka belirtilerin de görülebileceğini kaydetti. Op. Dr. Kaya, travma sonrası bu bulgular varsa, mutlaka hastaneye başvurularak acil değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti. "Cerrahi gerektiren durumlar" Omurga kırıklarının bir kısmının korse ve istirahatle tedavi edilebilirken, bazılarının cerrahi gerektirdiğini söyleyen Op. Dr. Kaya, "Omurilik veya sinir basısı ve buna bağlı kuvvet kaybı varsa, omurgada ciddi instabilite (omurganın bel, sırt ya da boyunda normal hizasını koruyamaması ve omurların birbirine göre anormal hareket etmesi durumu) varsa, deformite riski yüksek çökme kırıkları varsa, tümöre veya enfeksiyona bağlı patolojik kırıklar görüldüyse cerrahi işlem gerektirir" diye konuştu. "Amaç, omurgaya stabilite kazandırmak ve ağrıyı azaltmak" Cerrahi tedavi yöntemlerinden bahseden Ercan Kaya, sözlerine şöyle devam etti: "Omurga kırıklarının cerrahisinde amaç, omurilik ve sinir yapılarını korumak, omurgaya stabilite kazandırmak ve ağrıyı azaltmaktır. Bunu uygun hastalarda (özellikle osteoporoza bağlı kırıklarda) kifoplasti veya vertebroplasti omurilik ve sinir yapılarını korumak, omurgaya stabilite kazandırmak ve ağrıyı azaltmaktır dediğimiz kapalı yöntemle omurların içine kemik çimentosu enjekte ederek sağlayabilirken, bu işleme uygun olmayanlarda ise omurgaya enstrüman sistemi (vida- halk arasında platin) yerleştirerek sağlayabiliyoruz" "Kapalı cerrahi sonrası günlük yaşama dönme süresi daha kısa" Op. Dr. Kaya, omurga ameliyatları sonrası iyileşme süreci hakkında şu bilgileri paylaştı: "İyileşme süreci kırığın özelliklerine, yapılan cerrahiye ve nörolojik hasarın derecesine göre geniş bir yelpazede değişir. Örneğin kapalı cerrahi yapılabilen ve kuvvet kaybı olmayan hastalarda, hasta çok kısa sürede günlük yaşamına dönebilirken, ameliyat öncesinde ciddi nörolojik hasarı olan hastaları ameliyat sonrasında uzun bir fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci beklemektedir" "Omurga kırıklarından korunmak için öneriler" Son olarak omurga sağlığını korumak ve kırıklardan korunmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğine değinen Kaya, "Düzenli egzersiz ve kas gücünü artırıcı fiziksel aktivite önerilmelidir. D vitamin düzeyi ve kemik yoğunluğu düzenli takip edilmelidir. Osteoporoz varsa tedavi edilmelidir. Yaşlı bireylerde düşme önleyici ev düzenlemeleri yapılmalı. Ağırlık taşıma teknikleri doğru uygulanmalı. Travma riski olan mesleklerde koruyucu ekipman kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı.
Toplanma alanları için kritik toplantı
20 Haziran 2025 Cuma - 10:00 Toplanma alanları için kritik toplantı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Darıca’da düzenlediği Afet Koordinasyon Toplantısı’nda, toplanma alanlarının durumu ve iyileştirme çalışmaları ele alındı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından her ay düzenli olarak gerçekleştirilen İlçe Afet Koordinasyon Toplantısı bu ay Darıca ilçesinde yapıldı. Toplantıya; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Şemsettin Yıldırım, Kocaeli Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Kıvanç Kutluca, Darıca Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Ramazanoğlu ve ilçe belediyelerinin Afet İşleri Müdürleri katıldı. Toplantının açılışında konuşan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Kıvanç Kutluca, toplanma alanlarının yalnızca afet anlarında değil, afet öncesi planlama süreçlerinde de büyük önem taşıdığını ifade etti. Öğrencileriyle birlikte sahada yapılan gözlemleri paylaşan Kutluca, "Alanları yerinde inceledik ve uygulamaya dönük çözüm önerileri geliştirdik. Bu süreç, akademik katkının yanı sıra kamu-üniversite iş birliği açısından da oldukça değerli" dedi. "Hedefimiz, afete hazır bir şehir oluşturmak" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Şemsettin Yıldırım ise toplanma alanlarının afet sonrası güvenli toplanma açısından hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekti. Yıldırım, "Bu alanların erişilebilir, güncel ve doğru planlanmış olması gerekiyor. İlçe belediyeleri ve Jandarma Komutanlığı ile koordineli bir şekilde bu süreci yürütüyoruz. Hedefimiz, afete hazır bir şehir oluşturmak" ifadelerini kullandı. Toplantıda, toplanma alanlarının tespiti, güncellenmesi ve sisteme entegrasyonu sürecinde Jandarma Komutanlığı ile yürütülen koordinasyonun önemi vurgulandı. Yeni belirlenen alanların veri sistemlerine işlenmesi ve mevcut alanlardaki güncellemeler toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer aldı. Ayrıca veri paylaşımı ve sahadaki uygulamalar hakkında da detaylı değerlendirmeler yapıldı. Toplantıda, Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Fakültesi iş birliğiyle yürütülen "Darıca İlçesi Toplanma Alanları Çalışması" projesine de değinildi. Proje kapsamında, yaklaşık 110 mimarlık fakültesi 3. sınıf öğrencisi, Darıca’daki 50 adet toplanma alanında değerlendirme ve tasarım çalışmaları gerçekleştiriyor. Öğrenciler, alanların belirlenen kriterlere uygunluğunu incelerken aynı zamanda işlevsel ve sürdürülebilir tasarım önerileri de geliştiriyor. Proje ile toplanma alanı kriterlerinin geliştirilmesi ve sahada uygulanabilirliğinin artırılması hedefleniyor.
Eski eş dehşet saçmıştı, cinayeti oğlunun işlediğini iddia etti
19 Haziran 2025 Perşembe - 17:48 Eski eş dehşet saçmıştı, cinayeti oğlunun işlediğini iddia etti Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde eski eşi Sözen Tutci’yi öldürdüğü, öz olmadığını düşündüğü oğlunu yaraladığı gerekçesiyle yargılanan sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, cinayeti oğlunun işlediğini ve kendisinin üzerine attığını iddia etti. Olay, 27 Temmuz 2024 tarihinde Yeni Mahallesi Kazım Karabekir Caddesi’ndeki apartmanda meydana geldi. Eski eşi Sözen Tutci’nin (55) evine gelen Mustafa Y. (49), tabancayla ateş etti. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yerde kalırken, Mustafa Y. müdahale etmeye çalışan oğlu Vedat Y.’yi (33) de bacağından vurdu. Vedat Y. de babasına silahla ateş ederek yaraladı. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Sözen Tutci’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Vedat Y., tekerlekli sandalye ile sevk edildiği adliyede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ağır yaralanan Mustafa Y., Kocaeli Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 1 ay süren tedavisinin ardından taburcu edildi. Gözaltına alınan Mustafa Y., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Baba ve oğlu hakkında dava açıldı Mustafa Y. hakkında, "Tasarlayarak kadına karşı ve boşandığı eşe yönelik kasten öldürme", Tasarlayarak altsoya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs", "Konut dokunulmazlığını ihlal", "Ruhsatsız ateşli silah ve mermi bulundurma ve taşıma suretiyle 6136 sayılı yasaya muhalefet" suçlarından; oğlu Vedat Y. hakkında ise babasına yönelik eylemi için "Üstsoya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan dava açıldı. "Eşim 1 aylık hamileyken benimle evlendi, Vedat benim oğlum değil" Olaya ilgili açılan davanın ilk duruşması, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Mustafa Y., tutuksuz sanık Vedat Y., müştekiler, tanık ve taraf avukatları katıldı. Sözen Tutci’yi öldürme suçunu kabul etmeyen Mustafa Y., "Vedat benim öz oğlum değil. Evlendiğimde 15 yaşındaydım. Eşim benden 8 yaş büyüktü ve 1 aylık hamileyken yanıma geldi. Vedat üniversiteden mezun olunca evde sorunlar çıkarmaya başladı. Ancak benim sorun çıkardığımı söyleyerek evden ayrılmamı istedi. Kabul ettim ve Mersin’e gittim, orada evlendim. Uzun süre sonra oğlum Eyüp’ü aradım. Vedat telefonu oğlumun elinden alarak bana sinkaflı küfürler etti. En son annesini tuzağa düşürmüş. Annesini başka biriyle yatak odasında kameraya çekmiş. Bu olaylar nedeniyle hatta birinci kattan atladım, intihar etmeye kalkıştım, ayaklarım kırıldı" dedi. "Vedat işlediği cinayeti benim üstüme yıkmaya çalışıyor" Olay günü hesap sormak için Mersin’den Kocaeli’ye geldiğini söyleyen Mustafa Y., "İnternette eski karımın müstehcen videolarını izledim. 648 müstehcen videosu var. Geçen sene trafik kazasında ölen oğlum Sinan bana silah hediye etmişti. O silahı da kenedimi korumak amacıyla yanıma aldım ve Kocaeli’ye geldim. Silah almamın sebebi daha önce Vedat’ın beni ölümle tehdit etmesinden dolayıdır. Kimseyi öldürmek amacında değildim. Eve gelince Vedat beni darp etti. Kendimi onun elinden kurtarmak amacıyla Vedat’a sadece 5 kez ateş ettim. Eşim silahı alarak balkondan attı. Ne yaptığını sorduğumda, silahı balkondan attığını söyledi. Daha sonra yanında bulunan silahla beni ve annesini vurdu. Kesinlikle Sözen’i ben vurmadım. Vedat’ın kullandığı silah bana ait değildir. Silaha bakılsaydı parmak izim bulunmaz. Boş kovanlardan neden parmak izi alınmadı. Alınsaydı Vedat’ın parmak izi olduğu görünürdü. Vedat işlediği cinayeti benim üstüme yıkmaya çalışıyor. Ben içeri girdiğimde Vedat boğazıma dayandı, kendimi korumak için ateş ettim. Beni tahliye etmeniz lazım" diye konuştu. "Annemi ben vurmadım" "Üstsoya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuksuz yargılanan Vedat Y., "Olay günü annemle beraber oturup çay içiyorduk. Kapı çaldı, kapının deliğinden bakınca kimseyi göremedim. Kapıyı açınca Mustafa Y’yi elinde silahla gördüm. 4-5 el ateş etti. Ben de içeri girip kapıyı kilitledim. Ateş etmeye devam ettiğini duyunca çıktım, beni ve annemi diz üstü çöktürdü. Annemi göğsünden yaraladı. Ben de üstüne atladım, annemse balkona kaçtı. O da annemin peşinden koştu. Ondan düşen silahı alarak rastgele ateş açtım. Annemi ben vurmadım. Annem görüş açımda değildi. Kendisi uyuşturucu bağımlısı olduğu için evham yapıyor ve onun oğlu olmadığımı söylüyor. Mustafa Y’yi öldürme kastım yoktu. Annemi ve kendi canımı korumak istedim. Birçok kez bize tehdit etti. Biz bir türlü ondan kurtulamadık" şeklinde konuştu. "Otelde 3 gün kalmış, evin yanında çimenlerde saklanmış" Olayı görmediğini söyleyen müşteki Eyüp Y., "İnsanlıktan nasibini almamış olan şahıs deliye yatıyor. Keşke hiçbirimiz onun çocuğu olmasaydık ancak maalesef ki öyleyiz. Küçüklükten beri bunu planladığını söylüyordu. Annem namusu, şerefiyle yaşamış bir insan. Babamın annem hakkında söyledikleri yalan. Tek hatamız onu öldürmememizdir. Onun sonucunda annem öldü. Otelde 3 gün kalmış, evin yanında çimenlerde saklanmış. Cinayeti planlayarak yapmış" ifadelerini kullandı. "Uzaklaştırma kararı aldırmıştık" Babasının tüm iddialarını yalanlayan müşteki Hasan Y., "Babam, annemi defalarca arayarak tehdit etti. Anneme iftiralarda bulundu. Babam bize çok fazla şiddet eyleminde bulunmuştur. Söyledikleri yalandır. Daha önce hakkında uzaklaştırma kararı da aldırıştık" diye konuştu. Tanık olarak dinlenen maktulün abisi Feyzettin Tutci, "Mustafa ile 12 yıldır konuşmuyorum. Sanık Mustafa’ya silah verdiğim ve kız kardeşimi öldürmesine dair bir şey söylediğim iddiası yalandır" şeklinde konuştu. Sanığın abisi Mahmut Y. ise tanıklık etmek istemedi. Mahkeme heyeti, Mustafa Y’nin tutukluluk halinin devamına, Vedat Y’nin yurt yurt dışı çıkış yasağının devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.
TMO silolarındaki patlama davasında sanıklar yeniden dinlendi
19 Haziran 2025 Perşembe - 13:29 TMO silolarındaki patlama davasında sanıklar yeniden dinlendi Kocaeli’de Toprak Mahsulleri Ofisi silolarında 2 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin sanıklar yeniden dinlendi. Şef vekili olarak görev yapan sanık Bahri B., "Patlamadan korunma dokümanı 2021 yılında hazırlanmıştı. Kurum çalışanları tarafından hazırlanan bu doküman hatalı ve eksikti, aynı zamanda tesisin şartlarına da uygun değildi. Kuruma eksiklikleri bildirmemize rağmen bu dokümanda yazılı olan hususlar yerine getirilmemiştir" dedi. Kocaeli’nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023’de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 10 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO’nun 60 silosundan 13’ü zarar görmüştü. Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. "Patlamadan korunma dokumanı 2021 yılında hazırlanmıştı, hatalı ve eksikti" Olaya ilişkin açılan davanın 4. duruşması, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu, tutuksuz sanıklar Osman T., Bahri B., İsmail Ç., Ahmet S., Kenan D. ve taraf avukatları katıldı. Müşteki Ahmet Özcan yönünden açılan dava dolayısıyla dosya birleşti ve sanıkların tekrardan beyanları alındı. Elektrik mühendisi olan ve olayın meydana geldiği tarihte geçici olarak şef vekili olarak görev yapan Bahri B., "Patlamadan sonra şef vekilliği görevime devam ettim. Kurum patlamadan sonra patlamadan korunma dokümanına göre İSG uzmanlığı alarak siloda tamire başladım. Yenilenen tasarım şu an tamamen farklıdır. Bizim daha önce bildirdiğimiz eksiklikler şu anda tamamen giderilmektedir. Patlamadan korunma dokümanı 2021 yılında hazırlanmıştı. Kurum çalışanları tarafından hazırlanan bu doküman hatalı ve eksikti, aynı zamanda tesisin şartlarına da uygun değildi. Kuruma eksiklikleri bildirmemize rağmen bu dokümanda yazılı olan hususlar yerine getirilmemiştir" dedi. "Bu kadar tozlu ortamda ölümcül kaza riski her zaman mevcuttur" Daha önce verdiği ifadeyi tekrar ettiğini söyleyen sanık İsmail Ç., "Taşeron firma alan yetkilisi olmadığıma dair tanıklarım mevcuttur. İşe başlarken bize sağlık taraması bile yapılmamıştır. Benim beden işçisi olarak görüldüğüm kayıtlarda mevcuttur. Ben bu olay ile ilgili üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ömer K. isimli kişi patlamadan 5 gün sonra yanıma geldi ve bana bir kağıt imzalattı. Suçsuzum, beraatimi talep ederim. Bize yapılacak işi gösteriyorlardı, biz de gerektiği işi yapıyorduk. İş yaparken kurum tarafından kimse bize refakatçi olmuyordu. Elavatör kapağını açtığımızda bembeyaz toz olduğunu görüyorduk. Bu kadar tozlu ortamda ölümcül kaza riski her zaman mevcuttur. Kaynak çalışması yaptığımız esnada tesis faaliyete devam ediyor muydu bilmiyorum. Ben olay günü kaynak yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Biz çalışma yaptığımız da ortamın çok fazla tozlu olduğunu gördüğümüzde Bahri B., Ahmet S. ve Yavuz D’ye bu hususu bildiriyorduk. Sağlık açısından ortamın uygun olmadığını görüyorduk" diye konuştu. "Kaynak çalışması yaptığımızda bize koruma amaçlı verilen ekipmanlar yeterli kalmıyordu" Koruyucu ekipman olarak kendilerine sadece yangın tüpü ve yangın battaniyesi verildiğini söyleyen İsmail Ç., "Biz çalışmak zorunda olduğumuz için bu ortamda işimizi yapmaya devam ediyorduk. Olay günü biz tesisin 7. katında kaynak çalışması yapacaktık. Bu çalışmadan yarım saat önce Ahmet S’nin yanına giderek, tesisin çalışmasını ne zaman durduracaklarını sordum. Zira çok fazla toz çıkıyordu. Ahmet S. bana, ’Yarım saat içerisinde durduracağım, size haber vereceğim’ dedi. Bize bu esnada beklememizi ve çalışma yapmamamızı söylemişti. Akabinde de patlama olayı gerçekleşti. Aynı zamanda patlamadan 4-5 gün kadar önce de çalışma yaptığımız esnada elavatör kapaklarından birisi açıldığında üzerime yoğun miktarda buğday tozu döküldü. Kaynak çalışması yaptığımızda bize koruma amaçlı verilen ekipmanlar yeterli kalmıyordu. Kaynak yaptığımız alanla genelde ızgaralı olduğu için aşağı kısımlara kaynak çalışması esnasında kıvılcım düşmemesi mümkün değildir. Biz kaynak çalışması yaptığımız esnada sadece çalıştığımız bölüm dururdu. Tüm tesisin faaliyetinin durdurulup durdurulmadığını bilmiyorum, ancak çalıştığına yönelik sesler duyuyordum" diye konuştu. "O tarihlerde risk analizi yapılmış olsaydı böyle bir olay gerçekleşmezdi" Mühendis olan sanık Ahmet S., "Olay tarihinden önce İSG risk analizi yapılması amacıyla kurumun ilgili birimlerine gerekli yazışmaları yapmıştık. O tarihlerde risk analizi yapılmış olsaydı böyle bir olay gerçekleşmezdi. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "Olaydan 3-4 gün kadar önce de sistemde yangın çıkmıştı" Mersin Hidrolik firmasının sahibi olan ve TMO ile taşeronluk sözleşmesini yapan sanık Osman T., "Patlamanın tamamen sistemin hatalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Sistemin verimli çalışmadığını bildirmiştim. Patlama anında kaynak yapmayız. Patlama anının toz bulutu içerisinde olduğuna dair video kaydı da mevcuttur. Bizler kurumun yönlendirmesiyle elemanlarımıza iş yaptırıyorduk. Tesisteki patlamanın sistemin hataları nedeniyle meydana geldiğini düşünüyorum. Zaman zaman Ahmet S. ve Bahri B.’ye tesisteki filtrelerin çalışmadığını söylemiştim. Aynı zaman da olaydan 3-4 gün kadar önce de sistemde bir yangın çıkmıştı. Bu yangında buğdayın içten içe andığını ve patlamaya bu yangının sebep olduğunu düşünüyorum" dedi. "Tesiste yapılan geçici görevlendirmeler iş yoğunluğu sebebiyle azami şekilde yapılıyordu" Olay tarihinde TMO’nun başmüdürü olan Kenan D. de, "İş güvenliğinin alınmasına yönelik yazmış olduğumuz yazı cevaplarına kurum içerisinden değil, genel müdürlük tarafından ret cevapları gelmiştir. Tesiste toz çalışmasından teknik işler servis müdürlüğü organize ederdi. Bu müdürlüğü özel olarak kimin yetkilendirdiğini bilmiyorum, zira tesis vardiya usulü çalışırdı. Tesiste yapılan geçici görevlendirmeler iş yoğunluğu sebebiyle azami şekilde yapılıyordu. Dış göreve gidecek çalışanların isimleri genel müdürlük tarafından bildiriliyordu. Biz dış görevlendirmelere karşı genel müdürlüğe telefon ile itiraz da bulunuyorduk" diye konuştu. Katılan Arif Dayıoğlu da, sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Mahkeme heyeti, sanıkların yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.
Darıca 1934 Gençlerbirliği, Bal Ligi’nde mücadele edecek
19 Haziran 2025 Perşembe - 13:12 Darıca 1934 Gençlerbirliği, Bal Ligi’nde mücadele edecek Yeni sezonda Gebze Birlik FK’nın yarışma hakkını devralarak Bölgesel Amatör Lig’de (BAL) mücadele edecek olan Darıca 1934 Gençlerbirliği’nde, devir teslim imza töreni kulüp tesislerinde gerçekleştirildi. Darıca 1934 Gençlerbirliği ile Gebze Birlik FK arasında gerçekleşen devir teslim törenine Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, Darıca 1934 Gençlerbirliği Kulüp Başkanı Abdullah Poyraz, Belediye Başkan Yardımcıları İsmail Ramazanoğlu ve Volkan Akbaş, Gebze FK Başkanı Şener Yılmaz, AK Parti Kocaeli İl Yöneticisi Bahattin Demircan, Darıca 1934 yöneticileri ile DARGET Başkanı Hasan Zengin, Darıca Esnaf Odası Başkanı Aşkın Çolak ve çok sayıda STK temsilcisi ile esnaf katıldı. "Hedefimiz bu sezon şampiyonluk ve 3. Lig" Törende konuşan Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, kulübün son dönemde kötü yönetildiğini ancak geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında önemli bir çıkış yakalandığını belirterek, "Kulübümüzün yeri amatör lig değil. Hedefimiz bu sezon şampiyonluk ve 3. Lig. Böyle güzel tesislere sahip bir kulübümüz var, bu bir markadır. Yeni yönetime ve Başkan Abdullah Poyraz’a başarılar diliyorum. Her zaman yanlarında olacağız" dedi. "Yeni bir sayfa açtık" Darıca 1934 Gençlerbirliği Başkanı Abdullah Poyraz ise "Muzaffer Başkanımıza desteği için teşekkür ediyorum. Darıca’nın takımını tekrar halkımıza kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. BAL Ligi’nde mücadele etmek için yarışma hakkını devraldığımız Gebze FK Başkanı Şener Yılmaz’a da teşekkür ediyorum. Artık sıfır borçla, dernek statüsünde yeni ve güçlü bir sayfa açtık. Hedefimiz, Darıca halkıyla kenetlenerek şampiyonluk olacak" ifadelerini kullandı. Gebze FK Başkanı Şener Yılmaz da konuşmasında, yarışma haklarını Darıca gibi köklü bir camiaya devretmenin gururunu yaşadıklarını belirterek, "Artık ben de Darıca 1934 Gençlerbirliği’nin bir taraftarıyım. Yeni sezonda başarılar diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından atılan imzalarla devir süreci resmiyet kazandı.
Bu radar çok farklı
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:06 Bu radar çok farklı Kocaeli’nin Darıca ilçesinde "Vatandaş Radarı" adlı uygulama hayata geçirildi. Bu uygulama ile vatandaşlar, şehrin farklı noktalarına yerleştirilen QR kodlar sayesinde belediye anketine cep telefonlarından kolayca ulaşarak görüşlerini paylaşabiliyor. Darıca Belediyesi, vatandaşların görüş ve önerilerini dinlemek için örnek bir uygulamayı hayata geçirdi. "Vatandaş Radarı" uygulamasıyla ilçenin farklı noktalarına QR kodlu trafik levhaları asıldı. Duraklar, işlek caddeler ve Çınaraltı Meydanı gibi vatandaşların sık sık uğradığı noktalardaki QR Kodlu uyarı levhalarını gören ve ankete katılmak isteyen vatandaşlar, QR kodları telefon kameralarıyla okutarak anket ekranına ulaşabiliyor. Türkiye’de örnek gösterilebilecek bu uygulama sayesinde vatandaşlara klasik yöntemlerle değil, trafik levhası, billboard ve yönlendirme tabelaları üzerinden anket erişimi sağlanıyor. Yüz yüze anketler yerine dijital kolaylıkla tüm şehre yayılan bu sistem, hem hızlı veri topluyor hem de modern şehir yönetimi anlayışını yansıtıyor. "Vatandaş Radarı projesiyle de hem bugünü değerlendiriyor hem de geleceği planlıyoruz" Katılımcı belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerini ve vatandaşların taleplerini önemsediklerini belirten Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, Vatandaş Radarı uygulamasıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Göreve geldiğimiz günden beri her zaman vatandaşlarımızın taleplerini, beklentilerini önemsedik. Mahalle buluşmalarıyla, halk meclisleriyle sürekli vatandaşlarımızın içinde olduk ve birebir talepleri dinledik. Vatandaş Radarı projesiyle de hem bugünü değerlendiriyor hem de geleceği planlıyoruz. Hizmet kalitemizi vatandaşımızın beklentilerine göre şekillendirmek istiyoruz. Bu nedenle yüz yüze anket yerine bu kez Vatandaş Radarı uygulamasıyla QR kodlar ile her vatandaşımızın kolayca erişebileceği, teknolojik bir yöntemi tercih ettik. Her bir fikir, her bir öneri bizim için değerli. Bu nedenle herkesin ankete katılmasını önemsiyoruz" dedi.
"Yaz ayları sünnet için daha elverişli"
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:04 "Yaz ayları sünnet için daha elverişli" Sünnetin her mevsimde yapılabileceğini ancak yaz aylarında bazı şartların çocuklar için daha elverişli olabileceğini işaret eden Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Köse, "Aileler tarafından sünnet işlemi için yazın daha sık tercih edilmesinin nedeni okulların tatil olması, çocuğun daha rahat kıyafetler giyebilmesi gibi pratik nedenlerdir. Ayrıca, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi soğuk havalarda daha sık görülen hastalıklar da yaz aylarında daha az görüldüğünden bu mevsim tercih edilmektedir" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi’nden Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Köse, sünnet operasyonları öncesi ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler paylaştı. Sünnetin özellikle sünnet derisi darlığı, sünnet derisi iltihabı gibi durumlarda tedavi edici bir işlem olduğunun altını çizen Op. Dr. Coşkun Köse, ayrıca erkeklerin erişkin yaşamında çeşitli hastalıklar ve durumlara karşı koruyucu olduğu gösterildiğini vurguladı. Op. Dr. Coşkun Köse, "Sünnet işlemi yenidoğan döneminden başlayarak her yaşta yapılabilir ancak 2 ila 5.5 yaş aralığında yapılması, çocuğun psikolojik gelişim süreçleri nedeniyle önerilmez" diye konuştu. "Yazın üst yolunum enfeksiyonları daha az görülüyor" Aslında sünnetin ideal bir mevsimi olmadığını, her mevsim yapılabileceğini işaret eden Op. Dr. Köse, "Yazın tercih edilmesinin nedeni okulların tatil olması, çocuğun daha rahat kıyafetler giyebilmesi gibi pratik nedenlerdir. Ayrıca, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi soğuk havalarda daha sık görülen hastalıklar da yaz aylarında daha az görüldüğünden, bu mevsim tercih edilmektedir" şeklinde konuştu. "Yazın daha ince kıyafetler ve çamaşırlar giyilebilmesi bir avantaj" Yaz tatilinin sünnetin iyileşme süreci açısından da bazı avantajları olduğunu vurgulayan Op. Dr. Köse, "Sünnet sonrası bakım açısından daha ince kıyafetler ve çamaşırlar giyilebilmesi, sünnet bölgesine daha az baskının olması ve bu bölgenin daha fazla hava alabilmesi bir avantajdır. Ayrıca, okul çocuklarının okuldan geri kalmaması ve sürekli ebeveynin yanında olabilmesi dolayısıyla daha yakın bakım sağlanabilmesi de önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. Her şeye rağmen, yaz aylarında da hijyen açısından dikkat edilmesi gereken bazı özel durumlar olduğuna dikkat çeken Köse, "Yaz aylarında havanın sıcaklığına bağlı olarak terleme daha fazla olacağından, sünnet bölgesi nemli kalabilir. Dolayısıyla, çocukların hafif kıyafetler giymesi, aşırı terlemeden kaçınması, sık sık o bölgenin açık bırakılarak kuru kalması ve hava almasını sağlayarak genel hijyen kurallarına uyulması yeterlidir" dedi. "Yöntem çocuğa özel belirlenmeli" Klasik cerrahi sünnetin, günümüzde en çok tercih edilen sünnet yöntemleri arasında ilk sırada geldiğini vurgulayan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Köse, "Bu teknik uzun yıllardır uygulandığından uzun vadede sonuçları en iyi bilinen yöntemdir. Damar ve sinirlerin korunması, estetik görünüm, komplikasyon oranları açısından özellikle yaygın şekilde tercih edilmektedir. Yenidoğan sünnetinde genellikle lokal anestezi tercih edilmektedir. Daha büyük çocuklarda ise her iki yöntem de tercih edilebilir. Her ikisinin de kendine göre avantajları dezavantajları vardır. En uygun yöntem, çocuğa özel olarak aile ile birlikte belirlenmelidir" diye konuştu. "Enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonlara dikkat edilmeli" Sünnet sonrası bakımın da önemli olduğuna değinen Coşkun Köse, "Sünnet sonrası bakım oldukça kolaydır. En önemlisi, genel hijyen kurallarına uyulmasıdır. Bakım genel olarak ılık oturma banyoları ve yara bakım kremleri kullanılarak yapılmaktadır. Sünnet sonrası önerilere tam uyulduğu takdirde süreç sorunsuz ve zahmetsiz atlatılabilmektedir. Dikiş alınması ya da pansuman gerekmemektedir. Aileler, enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonlara dikkat etmelidir. Bu komplikasyonlar son derece nadirdir. Enfeksiyon riski genel hijyen kurallarına ve hekim önerilerine uyulduğu takdirde neredeyse hiç görülmez. Kanama ise nispeten daha fazla görülen bir komplikasyondur. Travmadan kaçınılması, hekimin önerdiği dışındaki ağrı kesicilerin kullanılmaması yara bakım kremlerinin doğru ve düzgün kullanımı gibi koruyucu yöntemlerle bunun önüne geçmek mümkündür" dedi. "Abartılı ifadelerden kaçınılmalı" Ailelerin çocuklarına sünnet sürecini doğru bilgilerle ve yaşına uygun şekilde anlatması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Köse, şunları söyledi: "Sünnet öncesinde çocuğun özellikle kaygı duymasına neden olacak abartılı ifadelerden kaçınılmalı, ailenin sünnetin sağlık gerekçeleri ile inanç meyanında gerekliliğini sade ve sakin bir şekilde aktarması önemlidir. ‘Kesilecek, ucundan azıcık alınacak’ gibi abartılı ifadeler ile ‘hiç canın yanmayacak’ gibi gerçek dışı ifadeler kullanılmamalı, baskı ya da zorlama yapılmamalıdır. Sürecin tamamının uygun şekilde anlatılması, hem aile hem de çocukta kaygıyı azaltmaktadır. Ayrıca, oluşabilecek küçük aksiliklerde de kaygı duyulmamasını sağlamaktadır" "Ameliyathanede ve steril şartlarda yapılmalı" Sünnetin cerrahi bir işlem olması nedeniyle mutlaka her cerrahi işlem gibi bir cerrah hekim tarafından steril şartlarda ameliyathanede yapılması gerektiğini belirten Op. Dr. Köse, "Uzman tarafından yapılmayan ya da gerekli sterilite şartları sağlanmadan yapılan sünnetlerde düzeltilmesi zor hatta imkansız komplikasyonlar gelişebilir. Genel kanının aksine, oldukça incelikli ve teknik olarak uzmanlık gerektiren karmaşık bir işlemdir" dedi.