Yerel Haberler
Kocaeli
Kurban kesmenin tüm inceliklerini öğrendiler 03 Mayıs 2026 Pazar - 12:22:47 Kocaeli’de yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde muhtemel kazaların önüne geçmek ve kesimlerin sağlıklı ortamlarda yapılmasını sağlamak amacıyla düzenlenen eğitim programını tamamlayan 160 kişiye sertifika verildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitim Kursları (KO-MEK) ile Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü işbirliğinde, bayramda yaşanabilecek kazaları önlemek ve bilinçli kesim yapılmasını sağlamak amacıyla İzmit Mezbahası’nda kurs düzenlendi. Yaklaşık 6 hafta süren programda kursiyerlere; iş sağlığı ve güvenliği, kurban ibadetinin dini boyutu, kesim teknikleri, hijyen kuralları ve çevre sağlığı konularında eğitim verildi. Veteriner hekimlerin teorik bilgilendirmesinin ardından kursiyerler, uzman personel eşliğinde uygulamalı çalışma yaptı. Teorik ve uygulamalı eğitim bir arada verildi Veteriner hekimler tarafından verilen teorik bilgilendirmelerin ardından kursiyerler, İzmit Mezbahası’nda uzman personel gözetiminde uygulamalı kesim çalışması yaptı. Eğitimlerde; kurban kesiminin İslami usullere uygun şekilde gerçekleştirilmesi, vekalet alınması ve okunacak duaların yanı sıra, kesim alanlarında hijyenin sağlanması, kurban atıklarının doğru bertaraf edilmesi ve bulaşıcı hastalık risklerinin azaltılması konuları detaylıca ele alındı. Kurban Bayramı’nda kesim işlemlerinin daha sağlıklı, bilinçli ve güvenli ortamlarda yapılmasının hedeflendiği programı başarıyla tamamlayan 160 kursiyere, "Kurban Kesim Elemanı Sertifikası" takdim edildi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 11:00 51 yıllık bıçak bileyicisi Kurban Bayramı mesaisine başladı Kocaeli’de 12 metrekarelik dükkanında kaybolmaya yüz tutan bıçakçılık zanaatını yaşatmaya çalışan 80 yaşındaki Abdullah Kaya, mesleği devredecek çırak bulamamaktan şikayetçi. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi tezgahının başında yoğun mesai harcayan Kaya, "Zincirin halkası koptu, geriden kimse gelmiyor" diyerek endişesini dile getirdi. Meslek hayatının 25 yılını mobilya atölyesinde makine bıçakları bileyerek geçiren, son 26 yıldır ise 12 metrekarelik dükkanında vatandaşlara hizmet veren Abdullah Kaya, ilerleyen yaşına rağmen tezgahının başından ayrılmıyor. Doğal yöntemlerle yaptığı üç aşamalı bileme işlemiyle terzilerden berberlere, lokantalardan çevre ilçelerden gelen vatandaşlara kadar geniş bir müşteri kitlesine hitap eden Kaya, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi artan iş yüküne hazırlanıyor. "Kurban Bayramı öncesinde yoğunluk çok artıyor" Bugün itibarıyla 27 Mayıs’taki Kurban Bayramı’na çok az bir zaman kaldığını hatırlatan Kaya, vatandaşların hazırlıklarını erkenden yapması gerektiğini vurguladı. Bayram dönemlerinin kendisi için çok ağır geçtiğini belirten Kaya, "Özellikle Kurban Bayramı öncesinde yoğunluk çok artıyor. 26 senedir müşterileri erken gelmeye alıştıramadım. ’Erken gelin, erken gelin’ diyorum ama herkes işi son bir haftaya sıkıştırıyor. O dönemde yapabileceğim kadarını alıyorum, yetiştiremeyeceğime de ’güle güle’ diyorum. Sabah 07.30’da dükkana geliyorum, gece 23.00’te çıkıyorum. Buna rağmen yine de yetiştiremiyorum. Müşterilerden tek isteğim, Kurban Bayramı yaklaşınca biraz daha erken gelmeleri" dedi. "Üç aşamalı doğal bileme yapıyorum" İşin sırrının yetenek ve emekte saklı olduğunu dile getiren yarım asırlık usta, hızlı bileme yapan makineleri tercih etmediğini söyledi. Kaya, "Bıçak bilemenin çok aşaması var. Çok hızlı bileme yapan makineler de var ama müşteriler onları tercih etmiyor. Ben üç aşamalı, doğal bileme yapıyorum. Müşteriler de çok memnun kalıyor, bu yüzden müşterim hiç eksik olmuyor. Önce zımparayla bıçağın yanaklarını iyice açıyorum. Ardından keçeli zımparadan geçiriyorum. En son sıfır keçeli zımparayla işlemi tamamlıyorum. Yağ taşından çıkmış gibi oluyor. Terziler, berberler, lokantalar benim daimi müşterim. Kandıra’dan, Dilovası’ndan, Gölcük’ten ve köylerden gelen müşterilerim var. Müşterim hiç eksik olmuyor" diye konuştu. "Zincirin halkası koptu, geriden kimse gelmiyor" Kaybolmaya yüz tutan mesleğini devredecek kimse bulamadığı için bıçakçılığın geleceğinden endişe eden Kaya, şöyle konuştu: "Bıçak işleri güzel ama geriden gelen yok. Zincirin halkası koptu, artık kimse gelmiyor. Çırak yetiştirme konusunda kimse ilgi göstermiyor. Mesela Büyükşehir Belediyesi, ’gel şurada iki saat ders ver’ dese para istemem. Yeter ki bu sanat devam etsin, geriden birileri yetişsin. Ama bunlarla ilgilenen yok. 3 kız evladım var, onlar da bu meslekle alakalı değil. Okudular, mesleklerini yaptılar. Bende de hiç çırak olmadı. Torunlarım daha küçük; biri 4 yaşında, biri 2 aylık. Bu yüzden mesleğin geride devamı yok. Meslekler artık sönmeye başladı. Terzilik bitti, bıçakçılık bitti, kalaycılık bitti. Sayamadığım birçok meslek bitme aşamasına geldi. Çünkü geriden kimse gelmiyor. Buna birilerinin el atması lazım, yetkililerin bu konuda çalışma yapması gerekiyor. Belediyeler bu işe destek verse en azından gençler için bir kapı olur. İşsiz kalmaktansa bir haneyi geçindirecek meslek öğrenmek daha iyi. Bıçakçılık, terzilik, kalaycılık eskiden gelen meslekler. Bunların desteklenmesi lazım. Ben genç olsam imalatına da girerim, işi daha büyük çapta yaparım ama yaş olmuş 80. Bundan sonra sadece bilemeyle uğraşıyorum." "Bu zanaat beceri isteyen bir iş" Kaya, meslekte yarım asrı geride bıraktığını da hatırlatarak, "Ben 25 sene mobilya atölyesi çalıştırdım. Bileme işi de oradan geliyor. Mobilya makinelerinin bıçaklarını kendim bileyordum. Sadece bu 26 senelik süreç değil, ondan önce de 25 yıl makine bıçakları biledim. Toplamda 51 senedir bıçak işleriyle uğraşıyorum. Hem makine bıçaklarından hem normal bıçak bilemeden anlıyorum. Bu biraz da yetenek meselesi. Allah’ın bana verdiği bir yetenek. Bazı insanlara 10 sene eğitim göstersen yine de bu işi beceremez çünkü bu zanaat, beceri isteyen bir iş" ifadelerini kullandı.
03 Mayıs 2026 Pazar - 10:56 Örgün eğitime devam edemeyen gençlerin altın bileziği oldu Kocaeli’de örgün eğitime devam edemeyen 14-18 yaş aralığındaki gençlerin meslek edinmesi ve sosyal hayata uyum sağlaması amacıyla kurulan Beyaz Kalpler Eğitim ve Gelişim Merkezi’nde eğitimlerini tamamlayan öğrenciler sertifikalarını aldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren merkezde, örgün eğitime devam edemeyen 14-18 yaş aralığındaki gençlerin sosyal hayata uyum sağlamaları ve istihdama katılmaları amacıyla yürütülen çalışmalar sürüyor. Proje kapsamında gençlere mesleki eğitimin yanı sıra psiko-sosyal destek de sunuluyor. Gençler, merkezde güzellik ve saç bakım hizmetlerinin yanı sıra barista, kuaförlük, pastacılık, aşçılık ve grafik tasarım gibi alanlarda haftanın 5 günü eğitim görüyor. Müzik ve cam boncuk gibi hobi atölyelerine de katılan kursiyerler, kendilerini geliştirme fırsatı buluyor. Gençler sertifikalarını aldı Merkezde gerçekleştirilen eğitim programını başarıyla tamamlayan "güzellik ve saç bakım hizmetleri" alanı öğrencileri için mezuniyet töreni düzenlendi. Öğrenci aileleri ve eğitmenlerin katıldığı tören, müzik atölyesi öğrencilerinin performansıyla başladı. Programda mezun olan gençlere sertifikaları, Sosyal Hizmetler Şube Müdürü İrfan Türkmen tarafından takdim edildi. Hediyelerin verilmesi ve mezuniyet pastasının kesilmesinin ardından tören, pastacılık atölyesi öğrencilerinin hazırladığı ikramların sunulması ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Diş çürüğü ve dişeti sorunu olanlar dikkat: O hastalığı tetikliyor
16 Mart 2025 Pazar - 17:27 Diş çürüğü ve dişeti sorunu olanlar dikkat: O hastalığı tetikliyor Diş çürüğü, diş eti iltihabı ve ileri evre dişeti hastalığının ağız bölgesinin ötesinde, bağırsaklarda ciddi iltihabi süreçlere sebep olabileceğini aktaran Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, bu konuda alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Ağız hijyeni, yalnızca güzel bir gülüşten öte insan sağlığını etkileyen birçok etkeni de içinde barındırıyor. Ağızdaki birçok kötü bakteri, diş çürüğü bakterisi ileri evre dişeti hastalığı bakterisi, bağırsaklara yerleşerek Crohn gibi ciddi hastalıkları tetikleyebiliyor. Yapılan araştırmalara göre ise kronik dişeti hastalığı olan bireylerde Crohn hastalığının oluşma riskinin diğer sağlıklı bireylere göre üç kat daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Diş çürüğü, diş eti iltihabı ve ileri evre dişeti hastalığının ağız bölgesinin ötesinde, bağırsaklarda ciddi iltihabi süreçlere yol açabilmekte olduğunu belirten Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, bu konuda alınması gereken önlemleri anlattı. "Diş çürüğü ve dişeti hastalığı bağırsaktaki Crohn hastalığının tetikçisi" Ağızdaki bakterilerin, adeta bağırsakta yangın çıkardığını ifade eden Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Ağzımızdaki birçok kötü bakteriler, diş çürüğü bakterisi ve Kronik Periodontitis (İleri evre Dişeti Hastalığı) bakterisi, bağırsaklara yerleşerek Crohn gibi ciddi hastalıkları tetikleyebiliyor. Bu durum, ağız, diş, çene kemik ve bağırsak sağlığı arasında görünmez bir köprü olduğunu gösteriyor. Özellikle diş eti kanaması, dişeti çekilmesi, çene kemik erimesi yaşayan bireylerde risk çok daha yüksek; ağızdaki bakteriler, bağırsakta adeta yangın çıkarıyor" dedi. "Diş çürüğünden Crohn hastalığına giden zincir" Diş çürüğü ve kronik dişeti hastalığı iltihabından Crohn hastalığına uzanan sürecin dört aşamada gerçekleştiğini belirten Özkan, "Şekerli gıdaların sık tüketilmesi ve yetersiz ağız hijyeni, diş çürüğü ağrısına bağlı bilinçsiz antibiyotik kullanımı, Diş Hekimi kontrolünden kaçış, diş minesini eriten Streptococcus mutans gibi bakterilerin çoğalmasına sebep olur. Bu durum, diş çürüğünün ilk adımıdır. 2’nci aşama Gingivitten Periodontitise Dönüşüm olarak geçiyor. Tedavi edilmeyen diş çürükleri, diş eti iltihabına (gingivitis) yol açar; zamanla bu iltihap kronikleşerek diş çevresindeki dişeti dokularının ve çene kemik kaybına ve diş kaybına neden olan Periodontitise (Kronik Dişeti Hastalığı) evrilir. Periodontitis (Kronik Dişeti Hastalığı), sadece dişeti çekilmesine, çene kemik erimesine ve diş kaybına sebep olmakla kalmaz, aynı zamanda sistemik inflamasyonun da kapısını aralar. 3’üncü aşamada ise bakterilerin bağırsaklara yayılımı. Periodontitis (Kronik Dişeti Hastalığı) geliştiğinde, ağızdaki zararlı bakterilerden (Fusobacterium nucleatum gibi) bazıları, kan veya tükürük yoluyla bağırsaklara ulaşır. Bu noktada ağız mikrobiyomunun karmaşıklığı ön plana çıkıyor. Ağız, bağırsaklardan sonra en yüksek bakteri yoğunluğuna sahip ikinci bölgedir. Her gün milyonlarca bakteriyi tükürüğümüzde yutuyoruz. Son aşama ise; bağırsakta iltihap ve Crohn hastalığı. Bağırsak duvarına yerleşen bu bakteriler, iltihap yapıcı proteinlerin salınmasını tetikleyerek Crohn hastalığının gelişimine zemin hazırlar. Bakterilerin etkisiyle bağırsakta iltihap artar; Crohn gibi inflamatuar hastalıklar devreye girer" diye konuştu. "Araştırmalar çarpıcı sonuçları ortaya koydu" Konuya ilişkin yapılan araştırmalara da değinerek, ağız ve bağırsak mikrobiyomlarıarasındaki etkileşime de dikkat çeken Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Harvard’ın 2024’te gerçekleştirdiği çalışmalarda, Crohn hastalığı tanısı almış bireylerin yüzden 65’inin ağızlarında Fusobacterium nucleatum bakterisinin tespit edildiğini gözlemlenmiştir. Ayrıca, Türkiye’de elde edilen veriler, Periodontitisli (Kronik Dişeti Hastalığı) bireylerde Crohn hastalığı geliştirme riskinin sağlıklı bireylere göre üç kat daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Anne karnındayken bağırsaklarımız kısırdır; doğumla birlikte önce vajinal bakterilerle ilk temas sağlanır ve sonra anne sütü, cilt gibi diğer metarnal kaynaklardan ve çevremizden ve ağızdan geçen bakteriler, bağırsak mikrobiyomunungelişiminde önemli rol oynar. Oral mikrobiyom, diş plağı gibi biyofilm yapıları oluşturarak bağışıklık sistemimizle etkileşime girer. Ayrıca, Crohn hastalığı olan bireylerde ağızda Veillonellaparvula gibi bakteriler daha yaygın oluyor. Bu durum hem Periodontitis (Kronik Dişeti Hastalığı) hem de diğer ciddi enfeksiyonlarla ilişkili olabiliyor" şeklinde konuştu. "Şekeri azaltın, lifli gıdaları artırın" Prof. Dr. Özkan son olarak sağlıklı bir ağız ve vücut için önerilerde bulundu. Şekerin azaltılarak, lifli gıdaların artırılması, diş ipi kullanılması ve probiyotik destek alınarak düzenli diş hekimi muayenesine gidilmesini öneren Özkan, "Şeker, hem diş çürüğünü hem de bağırsaktaki kötü bakterileri besler. Lifli gıdalar ise dost bakterilerin gelişimini destekler. Günde bir kez diş ipi kullanmak, diş eti iltihabını yüzde 50 oranında azaltabilir. Bu, bağırsak sağlığınız için de önemli bir koruyucu etkidir. Fermente ürünler, ağız ve bağırsak florasını dengeleyerek zararlı bakterilerin çoğalmasını engeller. En az 6 ayda bir diş muayenesi yaptırmaları, ailesinde Crohn veya benzeri hastalık öyküsü olan bireylerin, diş çürükleri ve Periodontitis hastalıkları erken teşhis ve müdahale açısından hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.
Engelleri kalemiyle aştı
16 Mart 2025 Pazar - 10:56 Engelleri kalemiyle aştı Kocaeli’de yaşayan yüzde 93 görme engelli Hacı Yılmaz, hayata yazarak tutundu. 2009 yılında görme duyusunu kaybettikten sonra zor günler yaşayan Yılmaz, ilerleyen yıllarda ise kas hastalığı olarak bilinen distoniye yakalandı. Ancak hiçbir engel Yılmaz’ın yazma tutkusunun önüne geçemedi. Hacı Yılmaz (66), 2009 yılında geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görme duyusunu kaybetti. Bu olaydan sonra hayatı değişen evli ve 3 çocuk babası Yılmaz, dışarı çıkamaz hale geldi. Çok zor günler yaşayan Yılmaz, ilerleyen yıllarda ise kas hastalığı olarak bilinen distoniye yakalandı. Yaşadığı bu zorluklar, zamanla onu yazı yazmaya yönlendirdi. Öyküler ve şiirler yazmaya başlayan Yılmaz’a kelimeler adeta bir ilaç oldu. Yazdıkça konuşma güçlüğü çeken Hacı Yılmaz’ın zamanla ifadesi daha akıcı hale geldi. Bu zamana kadar iki kitabı basılan Yılmaz, yazmayı hiç bırakmayacağını söyledi. "Karanlık içinde yaşıyorum" Yaşadığı zor günleri anlatan Yılmaz, görme duyusunu kaybettikten sonra hayata adapte olmanın çok zor olduğunu belirterek, "15-16 yıl önce gözlerime bir hastalık geldi. Doktorlar çaresi olmadığını söyledi. Retinam yandı, kimseyi tanıyamıyorum. Herkesi aynı görüyorum, tamamen karanlık içinde yaşıyorum. Bu yüzden dışarı çıkmam çok zor oluyor" dedi. "Hastanede yatarken bile yazıyordum" Sadece görme engelli olmadığını, ayrıca parkinson grubu hastalıklardan biri olan distoniye de yakalandığını anlatan Hacı Yılmaz, bu süreçte yazının kendisi için bir tutunma noktası olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, "Konuşmakta zorluk çekiyordum ama şimdi daha iyiyim. Hastanede yatarken bile yazıyordum. Çünkü şiir yazma isteği ne zaman gelir bilemezsiniz. Gece saat 00.00’da da gelir, sabah 07.00’de de gelir. Şiir yazmanın kolay bir iş olmadığını gördüm. Öyküler, şiirler yapmaya çalışıyorum" diye konuştu. "Şairlerden özür dilerim, ben sadece hayata bağlanmaya çalışıyorum" Yaşadığı tüm zorluklara rağmen pes etmediğini söyleyen Hacı Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Şairlerden özür dilerim. Ben onlar gibi şair değilim, hayata bağlanmaya çalışıyorum. Amerika ve Kanada’da hastalığımın ilacı var ama satılmıyor. Avrupa’da pek görülmeyen bir hastalıkmış. Ama ben pes etmiyorum, inancımı kaybetmiyorum. Allah’a şükürler olsun inanıyorum. Kendime ’İnancını kaybetmeyeceksin hiçbir zaman, sen yapacaksın’ diyorum. Zorluklara rağmen yazarak hayata bağlandığımı hissediyorum. Tüm insanlara da bunu tavsiye ediyorum. İnsanlar da ‘Benim işim bitti’ demesin, dört satır da olsa bir şeyler yazsınlar. Benim şiirlerimi okuyan biri olduğunda çok mutlu oluyorum, duygulanıyorum. Bunlarla hayata bağlanıyorum" "Kalem insanı, insana baktıran nesnedir" Yılmaz, yazının ve kalemin gücüne inandığını da vurgulayarak, "Kalem benim için bir silah değil, insanları birbirine yaklaştıran bir araç. Kalem insanı, insana baktıran nesnedir. Toplumla bağlantımı kalem sayesinde kuruyorum. İçimizdeki kalem sevgisini eksik etmeyeceğiz. Sevgimizi herkese göstereceğiz. Hayatımın sonuna kadar yazmaya devam edeceğim. Eğer birileri destek olursa çok daha güzel şeyler üretebilirim. Hatta hiçbir şey yapamıyorsanız, annenizin babanızın günlük yaşantısını yazın, onların verdiği emeği kaleme alın. azmak beni hayata bağlayan tek şey" şeklinde konuştu.
Engelleri kalemiyle aştı
16 Mart 2025 Pazar - 10:43 Engelleri kalemiyle aştı Kocaeli’de yaşayan yüzde 93 görme engelli Hacı Yılmaz, hayata yazarak tutundu. 2009 yılında görme duyusunu kaybettikten sonra zor günler yaşayan Yılmaz, ilerleyen yıllarda ise kas hastalığı olarak bilinen distoniye yakalandı. Ancak hiçbir engel Yılmaz’ın yazma tutkusunun önüne geçemedi. Hacı Yılmaz (66), 2009 yılında geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görme duyusunu kaybetti. Bu olaydan sonra hayatı değişen evli ve 3 çocuk babası Yılmaz, dışarı çıkamaz hale geldi. Çok zor günler yaşayan Yılmaz, ilerleyen yıllarda ise kas hastalığı olarak bilinen distoniye yakalandı. Yaşadığı bu zorluklar, zamanla onu yazı yazmaya yönlendirdi. Öyküler ve şiirler yazmaya başlayan Yılmaz’a kelimeler adeta bir ilaç oldu. Yazdıkça konuşma güçlüğü çeken Hacı Yılmaz’ın zamanla ifadesi daha akıcı hale geldi. Bu zamana kadar iki kitabı basılan Yılmaz, yazmayı hiç bırakmayacağını söyledi. "Karanlık içinde yaşıyorum" Yaşadığı zor günleri anlatan Yılmaz, görme duyusunu kaybettikten sonra hayata adapte olmanın çok zor olduğunu belirterek, "15-16 yıl önce gözlerime bir hastalık geldi. Doktorlar çaresi olmadığını söyledi. Retinam yandı, kimseyi tanıyamıyorum. Herkesi aynı görüyorum, tamamen karanlık içinde yaşıyorum. Bu yüzden dışarı çıkmam çok zor oluyor" dedi. "Hastanede yatarken bile yazıyordum" Sadece görme engelli olmadığını, ayrıca parkinson grubu hastalıklardan biri olan distoniye de yakalandığını anlatan Hacı Yılmaz, bu süreçte yazının kendisi için bir tutunma noktası olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, "Konuşmakta zorluk çekiyordum ama şimdi daha iyiyim. Hastanede yatarken bile yazıyordum. Çünkü şiir yazma isteği ne zaman gelir bilemezsiniz. Gece saat 00.00’da da gelir, sabah 07.00’de de gelir. Şiir yazmanın kolay bir iş olmadığını gördüm. Öyküler, şiirler yapmaya çalışıyorum" diye konuştu. "Şairlerden özür dilerim, ben sadece hayata bağlanmaya çalışıyorum" Yaşadığı tüm zorluklara rağmen pes etmediğini söyleyen Hacı Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Şairlerden özür dilerim. Ben onlar gibi şair değilim, hayata bağlanmaya çalışıyorum. Amerika ve Kanada’da hastalığımın ilacı var ama satılmıyor. Avrupa’da pek görülmeyen bir hastalıkmış. Ama ben pes etmiyorum, inancımı kaybetmiyorum. Allah’a şükürler olsun inanıyorum. Kendime ’İnancını kaybetmeyeceksin hiçbir zaman, sen yapacaksın’ diyorum. Zorluklara rağmen yazarak hayata bağlandığımı hissediyorum. Tüm insanlara da bunu tavsiye ediyorum. İnsanlar da ‘Benim işim bitti’ demesin, dört satır da olsa bir şeyler yazsınlar. Benim şiirlerimi okuyan biri olduğunda çok mutlu oluyorum, duygulanıyorum. Bunlarla hayata bağlanıyorum" "Kalem insanı, insana baktıran nesnedir" Yılmaz, yazının ve kalemin gücüne inandığını da vurgulayarak, "Kalem benim için bir silah değil, insanları birbirine yaklaştıran bir araç. Kalem insanı, insana baktıran nesnedir. Toplumla bağlantımı kalem sayesinde kuruyorum. İçimizdeki kalem sevgisini eksik etmeyeceğiz. Sevgimizi herkese göstereceğiz. Hayatımın sonuna kadar yazmaya devam edeceğim. Eğer birileri destek olursa çok daha güzel şeyler üretebilirim. Hatta hiçbir şey yapamıyorsanız, annenizin babanızın günlük yaşantısını yazın, onların verdiği emeği kaleme alın. azmak beni hayata bağlayan tek şey" şeklinde konuştu.