Yerel Haberler
Kocaeli
Kocaelispor’da Recep Durul adaylıktan çekildi 21 Mayıs 2026 Perşembe - 23:27:56 Kocaelispor’da pazar günü yapılacak olağan seçimli genel kurul mevcut başkan Recep Durul, kendi iradesiyle aday olmayacağını ve dinleneceğini belirterek, "Bu bir bayrak değişimi olsun" dedi. Kocaelispor’da pazar günü olağan seçimli mali genel kurulun ikinci birleşimi yapılacak. Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda çoğunluk aranmayacak. Son üç güne girilirken, mevcut başkan Recep Durul’un adaylığının yanı sıra Bilal Cem Acar’ın aday olacağı kent kamuoyunda tartışma konusu oldu. Dün Acar’ın net dille kulüp başkanlığına aday olmayacağını ve liste çalışması yapmadığını ilan etmesinin ardından, birlikte hareket ettiği isimlerden Mehmet Yaşar’ın aday olacağı, seçimlere müdahil olmayacağını belirten Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın da onayını aldığı bilgisi kamuoyuna yansıdı. Bugün akşam saatlerinde ise mevcut başkan Recep Durul, kendi iradesiyle aday olmayacağını ve kulübe dışarıdan destek vereceğini açıkladı. "Kendi irademle aday olmuyorum" Bayrak değişimi yaşanacağını belirten Kocaelispor Başkanı Recep Durul, "Çekilmeye karar verdim. Hayırlısı inşallah. Kocaelispor’umuza elimizden geldiği kadar katkı vermeye çalıştık. Bu bir bayrak değişimi olsun. Ama hangi isim gelir, ne olur biter bilmiyorum. Şu an Mehmet Yaşar ismi var ama başka isimler olur mu, olmaz mı bilmiyorum. Başkası adına konuşamam ama kendi adıma ben aday olmayacağım. Bu iş yorucu bir iş. Dinleneceğim. Kendi irademle yapıyorum bunu. Kimsenin etkisi yok. Hiçbir sıkıntı yok. Gönlü burada olmak isteyen çok insan var ama bu iş meşakkatli, yorucu ve kutsal bir görev. En iyi şekilde temsil etmeye çalıştık. Şükürler olsun ki Kocaelispor bayrağını en yukarıya taşımaya çalıştık. Kocaelispor’umuz 1. Lig’den Süper Lig’e şampiyon olarak çıktı. Süper Lig’de de başarılı sezon geçirdi. Ben de dinlenme ihtiyacı hissediyorum" dedi. Maçlara gitmeye devam edeceğini ve camianın içinde olacağını vurgulayan Durul, "Yalnız bırakmayacağız. Yine elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Bırakıp gitmek yok, üstümüze düşeni yapmaya çalışacağız" şeklinde konuştu. Durul, son olarak yarın camiaya açıklama yapacağını söyledi.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 21:28 Sürgün gemilerinin yanaştığı son kıyıda buluşup atalarını andılar Çarlık Rusyası tarafından 1864 yılında yurtlarından koparılarak Osmanlı topraklarına göçe zorlanan Kafkas halkları, Çerkes Sürgünü’nün 162. yılında Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Babalı Sahili’nde anıldı. Atalarının karaya ilk ayak bastığı noktada buluşan vatandaşlar, Karadeniz’e karanfiller bırakıp Nart ateşi yakarak büyük acıyı bir kez daha paylaştı. Kocaeli Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle; Kocaeli Kafkas Kültür Derneği öncülüğünde kurulan "Anma Komitesi" tarafından organize edilen programa, Türkiye’nin dört bir yanından gelen vatandaşlar katıldı. Abaza, Adige, Çerkes ve Ubıh gibi Kafkas boylarının yaşadığı büyük acıyı hafızalarda taze tutmayı ve günümüzdeki zorunlu göçlere karşı vicdan çağrısı yapmayı hedefleyen etkinlikler gün boyu sürdü. Anma etkinlikleri ilk olarak İzmit Fevziye Parkı’ndaki Sürgün Anıtı’nda Kur’an-ı Kerim tilaveti ve anıta karanfil bırakılmasıyla başladı. Ardından Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği otobüslerle yola çıkan kortej, sürgün yıllarında hayatını kaybedenlerin defnedildiği Kandıra Karaağaç Mezarlığı’nda dualar okudu. "Yas tut ey Çerkes, onlar için" Etkinlikte konuşan Ketenciler Çerkes Kültür Derneği Başkanı Birgül Özkanlı, tarihin bu karanlık sayfalarının unutulmaması gerektiğini belirterek, "Denizlerde yok olup gidenleri aklına getir, tarihe ağır kara sayfa olarak geçenleri. Anaların toprağa dökülen gözyaşlarını, babaların düşman ordusuna siper olan göğüslerini... Yas tut ey Çerkes, onlar için" ifadesini kullandı. Kocaeli Kafkas Kültür Derneği Başkanı İbrahim Uygun da 162. yılına giren büyük felaketi anmak için toplandıklarını aktararak, "Bu sürgün yollarında ve savaşlarda canını kaybeden onurlu atalarımızın ruhlarını rahmetle yad ediyorum" diye konuştu. "Düşünün, o gün hayvanlar bile ne acılar çekmiş" Katılımcılardan Abdülkadir Özpehlivan, dedesinin sürgün sırasında yaşadığı bir anıyı paylaşarak, şunları kaydetti: "Atıyla limana gelmiş ancak atını bırakmak zorundaymış. Son anda atının yularını çıkarmış, kenara koyup onunla vedalaşarak gemiye binmiş. Gemi yaklaşık bir saat hareket etmeden beklemiş, at ise durmadan sahilde koşarak sahibini kaybetmenin paniğini yaşamış. Gemi hareket ettikten sonra da at denize dalıp arkalarından çırpınmış. Düşünün, o gün hayvanlar bile ne acılar çekmiş." Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Koordinatörü Abdullah Köktürk ise Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın selamlarını ilettiği konuşmasında, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak Çerkes sürgününü anmanın önemine değindi. "Her sene buradayız" Törene katılan vatandaşlardan Ömer Aydın, Babalı Sahili’nin Çerkes toplumu için çok anlamlı olduğuna dikkati çekerek, "Burası 1864 sürgününde atalarımızın karaya çıktığı ilk noktalardan bir tanesi. Burada her yerde bir gözyaşı, her yerde bir anı var. Aşağıdaki mağaraya sığınmışlar, orada atalarımızdan kalma yazılar var. Her sene buradayız. Ben Kafkasya’yı da görmüş biri olarak, aynı hüznün orada da olduğunu söyleyebilirim. Bu ağıtlar içimizdeki duyguları dışa vuruyor, duygulanıyoruz" ifadelerini kullandı. Programın en duygu yüklü anları ise Babalı Sahili’nde yaşandı. Katılımcılar, atalarının karaya çıktığı Karadeniz sularına karanfiller bıraktı. Tören, meşaleli yürüyüş ve Kafkas halklarının sönmeyen direnişini, dirilişini ve kültürel varlığını simgeleyen geleneksel Nart ateşinin yakılmasıyla sona erdi.
Kadın hukukçudan hadım yorumu: "Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de hadım cezasının uygulanması gerekiyor"
18 Ekim 2024 Cuma - 11:26 Kadın hukukçudan hadım yorumu: "Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de hadım cezasının uygulanması gerekiyor" Çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin önüne geçmek için 6284 sayılı kanun ve hadım meselesine değinen Avukat Buket Tekışık, "Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de hadım cezasının uygulanması gerekiyor" dedi. Buket Aydın’a konuk olan Avukat Buket Nurşah Tekışık, ’Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ ile hadım tartışmalarına değindi. 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması konusundaki eksikliğe değinen Tekışık, "6284 sayılı kanun, kadına şiddete dair alınan bir tedbirdir. Bir kadın takibe uğradığını ya da sosyal medyadan tehdit aldığını belirttiğinde, onun için koruma getiriliyor. Bu gibi durumlarda kişi mahkemeye başvururken veya kolluktan yardım isterken gizlilik kararı getirebiliyor. Yani TC kimlik numarasını gizleyebiliyor veya şiddet gören kadın kendi adresini belirtmek istemiyorsa Aile Mahkemesi’nden gizlilik kararı talep edebiliyor" diye konuştu. "Bazı kesimler idamın geri getirilmesini istiyor" Tekışık, "Ülkede idam cezası yok. İdam cezası 2004 yılında kaldırıldı. Bazı kesimler idamın geri getirilmesini istiyor. İdam neye göre geri gelsin? 2004 yılında idam kaldırıldı çünkü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun değildi ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş süreci vardı. İdam cezasının geri gelmesi demek, çok fazla açığın olması demek. Özellikle çocuklara karşı işlenen suçlar ve cinsel suçlar için idam istiyorlar ama bunun ne ölçüde genişleyeceğini ne siyasiler bilebilir ne de Türk halkı bilebilir. Bu yüzden idam cezasını geri getirmek, kontrol edilemez bir süreci başlatabilir. Hadım cezası, Amerika’da aktif olarak uygulanabilen bir yöntem. Cerrahi hadım ve kimyasal hadım olarak ikiye ayrılmış durumda. Cerrahi hadımda, kişinin cinsel organları alınıyor. Kimyasal hadımda ise belirli iğnelerle kişinin cinsel dürtüleri azaltılıyor. Bence Türkiye’de de kimyasal hadım aktif olarak kullanılabilir. Çünkü son dönemde cinsel suçların arttığını görüyoruz ve bu tür suçlar için çözüm olabileceğini düşünüyorum. Tabii ki cerrahi hadım yerine kimyasal hadım tercih edilmeli. Cerrahi hadım, birçok ülkede ciddi karışıklıklara yol açabilir ve daha geri kalmış bir yöntem olarak değerlendiriliyor. Amerika’da bile daha çok kimyasal hadım tercih ediliyor. Bence infaz kanunları bir an önce düzenlenmeli ve cinsel suçlar için hadım cezası uygulanmalıdır. Cinsel suçlara karşı en azından kimyasal hadımın uygulanması gerektiğini savunuyorum" diye konuştu. "Bu sıkıntılar yalnızca Türkiye’de yaşanıyormuş gibi görünüyor ancak dünya genelinde de benzer olaylar yaşanıyor" İstismarda sadece bir kişinin suçlu olmadığını, aile ortamının da bu sıkıntının parçası olduğunun altını çizen Tekışık, "Bu tür vakalarda anne rolü de sorgulanmalı. Nasıl bir anne böyle durumda sessiz kalır? Bu vakaları izlerken ben dehşete düşüyorum. Bu sorunlar yalnızca Türkiye’de yaşanıyormuş gibi görünüyor ancak dünya genelinde de benzer olaylar yaşanıyor. Türkiye’nin her bölgesinde bu tür vakalar meydana geliyor. Örneğin, Tekirdağ’da yaşanan olay, Karadeniz’de ya da Güneydoğu’da da yaşanabiliyor. Bu sorunlara çözüm bulmak için ne yapılabilir? Herkes sağcılar, solcular, iktidar ve muhalefet olarak ayrılıyor. Hayır, Türk toplumu olarak bu meseleye bakmalıyız. Ben anne değilim ama bir gün anne olursam, çocuğumu yalnızca mahalleye ya da adalet sistemine bırakmak istemem. Bugün babalar bile kız çocuklarını severken çekingen davranıyor. Çocuk farklı bir şey hisseder mi diye endişeleniyorlar. Türkiye’de herkesin kendi çekirdek ailesini savunması gerektiğini görüyoruz. Çocuklar, sosyal medya platformlarında pornografik içeriklerle tehdit ediliyor. Ancak hâlâ çaresiz kız çocukları görüyoruz, anne babalarından korkuyorlar. Anne babaların çocuklarına dostane şekilde yaklaşması, onlara arkadaşça davranmaları gerekiyor. Ne yazık ki toplumda şiddete karşı duyarsızlık artıyor" ifadelerini kullandı. "Cinayetlerin hepsi sistematiktir" Şiddet gören kadının yapması gerekenleri anlatan Buket, "Öncelikle bunu sevgi gösterisi olarak görmemek gerekiyor. Örneğin, eşim yapar gibi anlayışı bırakmaları gerekiyor. Cinayetlerin hepsi sistematiktir. Normal cinayetlerde ya bir ilişki ya da bir boşanma davası vardır. Tokatla başlayan ilişkiyi kesinlikle devam ettirmesinler. Kadın sığınma evlerine sığınabilirler. Kesinlikle telefonlarında KADES uygulamasının olması gerekiyor. Uygulamada o tuşa basıldığı anda konumunuz tespit edilerek en yakın ekip size yönlendiriliyor. Çalışmama gibi ihtimali kesinlikle yok. Muhakkak her kadının, her kız çocuğunun telefonunda KADES uygulamasının olması gerekiyor. Daha sonrasında küçük tokatta ’dur’ dediğinizde orada o adam şiddet göstermekten vazgeçecek. Sen ’dur’ diyerek orada onu sensizlikle cezalandırdın, şikayetçi olmasanız bile lütfen darp raporlarınızı muhakkak alın. ’Kocam cezaevine girer, ekonomik olarak özgürlüğüm gider’ diye asla düşünmeyin. Darp raporunuz elinizde olduğu sürece daha sonrasında da şikayet edebilirsiniz. Şikayetinizden sakın vazgeçmeyin çünkü o adam size bir kere şiddet uyguladığında onun arkası kesinlikle gelecek" sözlerini kullandı.
72 yaşındaki annesinin ilişkisi olduğunu düşünerek, içinde bulunduğu evi yakmış
18 Ekim 2024 Cuma - 10:56 72 yaşındaki annesinin ilişkisi olduğunu düşünerek, içinde bulunduğu evi yakmış Kocaeli’de alkollü olduğu sırada annesinin içinde bulunduğu eve benzin dökerek yakan sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık alkollü olması sebebiyle hiçbir şey hatırlamadığını söylerken, anne ise oğlundan şikayetçi olmadı. Hazırlanan iddianamede sanığın alkol problemi olduğu, annesinin başkası ile ilişkisi olduğunu düşünerek alkolün etkisi ile evi yaktığı belirtildi. Yangın, 14 Mayıs saat 22.30 sıralarında Arslanbey Mahallesi İzmit Caddesi’ndeki tek katlı evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, alkollü olan Selim Y. (45), annesi Kerime Y.’nin de (72) içinde bulunduğu evi ve bitişiğindeki kendi evini ateşe verdi. Alevleri fak eden vatandaşlar Kerime Y’yi evden çıkardı. 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunulmasıyla bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Anne Kerime Y. ise kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı. Polis ekiplerince Selim Y. gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Annesinin başkası ile ilişkisinin olduğunu düşünerek alkolün etkisi ile evi yaktığı iddianamede yer aldı Şüphelinin sık sık alkol kullandığı, alkol aldığı zamanlar saldırgan tavırlar sergilediği iddianamede yer aldı. İddianamede annesi ile B.K. arasında ilişki olduğunu düşünen şüphelinin, alkollü olmasının etkisiyle ablası Selime B’yi arayarak, "Gelin alın annenizi buradan yoksa onu geberteceğim" dediği, şüphelinin aynı gün saat 22.15 sıralarında annesinin evde olduğunu bildiği halde kendinin ve annesinin evini benzin dökerek yaktığı, itfaiyenin yangını söndürmeye çalıştığı esnada şüphelinin elinde sopa ile müdahaleye engel olduğu, müdahaleye engel olmak için girişte bulunan motosikleti de yaktığı, Fedai Y.’nin mağdurun içerde olduğunu öğrenmesi üzerine Kerime’yi alarak evden çıkardığı, Selim Y.’nin saat 00.03 itibari ile 1.75 promil alkollü olduğu tespit edildiği belirtildiği yer aldı. "Alkollüydüm, hatırlamıyorum" "Anneye karşı öldürmeye teşebbüs" suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Selim Y., avukatı ve mağdur Kerime Y. katıldı. Olaya ilişkin savunması alınan tutuklu sanık Selim Y., "Olay tarihinde alkollüydüm bu sebeple hiçbir şey hatırlamıyorum. Yangının nasıl çıktığını bilmiyorum. Anneme kötü davranmışlığım ve vurmuşluğum yoktur. Öncesinde herhangi psikolojik tedavi görmedim. Cezai ehliyetim tamdır. Tahliyemi istiyorum" diye konuştu. "Oğlumun evi tutuşunca benim evimde tutuştu" Oğlundan şikayetçi olmadığını söyleyen Kerime Y., "Olay saatinde televizyon izliyordum. Bağırış sesleri duyunca balkona çıktım, evin yandığını görmedim. Oğlumla evimiz bitişikti. Onun evi tutuşunca benim evimde tutuştu. Yaralanmadım, ancak kaldırıldığım hastanede kalp krizi geçirdim. Senelerden beri kalp hastasıyım. Oğlum bana zarar vermedi" şeklinde konuştu. "Sanığın annesine öldüreceğine dair sözlerini kale almadık çünkü kendinde değildi, sarhoştu" Tanık olarak dinlenen Fedai Y. ise "Selim kuzenim olur. Olay anında uyuyordum. Kuzenimin evinin yandığını söyleyerek ev halkı beni uyandırdı. Sanık kendi oturduğu evi yakmış. Alevler çatıdan annesinin evine sıçramış. Sanığın annesine öldüreceğini dair sözlerini kale almadık çünkü kendinde değildi, sarhoştu. Yengem Kerime kapıdaydı, ben onu dışarı çıkardım. Sanığın annesi için bana ’Çıkartma, bırak yansın’ dediğini duymadım. Sanık yangını söndürmeye gelen itfaiyeyi engellemiş" ifadelerini kullandı. "Kardeşim olay günü beni arayarak anneme ilişkin bir şeyler söyledi. ’İyi değilim’ dedi, yardım istedi" Kardeşinin alkollü olduğunu söyleyen tanık Selime B. "Kardeşim alkollü olduğu için kendinde değildi. Kardeşimin bize hiç zararı olmadı ama kendisine oldu. Alkolü bırakmasını, buna ilişkin tedavi görmesini istiyorduk. Bunalımdaydı, evladından ayrıydı, iş bulamıyordu. Ben İstanbul’da yaşıyordum. Kardeşim olay günü beni arayarak anneme ilişkin bir şeyler söyledi. ’İyi değilim’ dedi, yardım istedi. Alkolün etkisi ile farklı konuşunca Kocaeli’ye geldim ancak ev yanmıştı. Annem ile kardeşim arasında husumet yoktur" dedi. "Sanık annesine değil, kendisine yönelik bir zarar verme çabası içinde" Olaya ilişkin savunma yapan sanık avukatı, "Sanığın evinde yangın başlıyor. Sanık annesine değil, kendisine yönelik bir zarar verme çabası içinde. Kendisi yangından çıkmak istemiyor. Annesine öldürme kastı yoktur. Müvekkil içinde bulunduğu durum sebebiyle kendine zarar vermek istemiş, annesine karşı yaptığı herhangi eylem yoktur. Annenin maruz kaldığı kalp krizi durumu ile sanığın illiyet bağı yoktur, bu sebeple müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum" diye konuştu. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.
72 yaşındaki annesinin ilişkisi olduğunu düşünerek, içinde bulunduğu evi yakmış
18 Ekim 2024 Cuma - 10:53 72 yaşındaki annesinin ilişkisi olduğunu düşünerek, içinde bulunduğu evi yakmış Kocaeli’de alkollü olduğu sırada annesinin içinde bulunduğu eve benzin dökerek yakan sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık alkollü olması sebebiyle hiçbir şey hatırlamadığını söylerken, anne ise oğlundan şikayetçi olmadı. Hazırlanan iddianamede sanığın alkol problemi olduğu, annesinin başkası ile ilişkisi olduğunu düşünerek alkolün etkisi ile evi yaktığı belirtildi. Yangın, 14 Mayıs saat 22.30 sıralarında Arslanbey Mahallesi İzmit Caddesi’ndeki tek katlı evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, alkollü olan Selim Y. (45), annesi Kerime Y’nin de (72) içinde bulunduğu evi ve bitişiğindeki kendi evini ateşe verdi. Alevleri fak eden vatandaşlar Kerime Y’yi evden çıkardı. 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunulmasıyla bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Anne Kerime Y. ise kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı. Polis ekiplerince Selim Y. gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Annesinin başkası ile ilişkisinin olduğunu düşünerek alkolün etkisi ile evi yaktığı iddianamede yer aldı Şüphelinin sık sık alkol kullandığı, alkol aldığı zamanlar saldırgan tavırlar sergilediği iddianamede yer aldı. İddianamede annesi ile B.K. arasında ilişki olduğunu düşünen şüphelinin, alkollü olmasının etkisiyle ablası Selime B’yi arayarak, "Gelin alın annenizi buradan yoksa onu geberteceğim" dediği, şüphelinin aynı gün saat 22.15 sıralarında annesinin evde olduğunu bildiği halde kendinin ve annesinin evini benzin dökerek yaktığı, itfaiyenin yangını söndürmeye çalıştığı esnada şüphelinin elinde sopa ile müdahaleye engel olduğu, müdahaleye engel olmak için girişte bulunan motosikleti de yaktığı, Fedai Y’nin mağdurun içerde olduğunu öğrenmesi üzerine Kerime’yi alarak evden çıkardığı, Selim Y’nin saat 00.03 itibari ile 1.75 promil alkollü olduğu tespit edildiği belirtildiği yer aldı. "Alkollüydüm, hatırlamıyorum" "Anneye karşı öldürmeye teşebbüs" suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Selim Y., avukatı ve mağdur Kerime Y. katıldı. Olaya ilişkin savunması alınan tutuklu sanık Selim Y., "Olay tarihinde alkollüydüm bu sebeple hiçbir şey hatırlamıyorum. Yangının nasıl çıktığını bilmiyorum. Anneme kötü davranmışlığım ve vurmuşluğum yoktur. Öncesinde herhangi psikolojik tedavi görmedim. Cezai ehliyetim tamdır. Tahliyemi istiyorum" diye konuştu. "Oğlumun evi tutuşunca benim evimde tutuştu" Oğlundan şikayetçi olmadığını söyleyen Kerime Y., "Olay saatinde televizyon izliyordum. Bağırış sesleri duyunca balkona çıktım, evin yandığını görmedim. Oğlumla evimiz bitişikti. Onun evi tutuşunca benim evimde tutuştu. Yaralanmadım, ancak kaldırıldığım hastanede kalp krizi geçirdim. Senelerden beri kalp hastasıyım. Oğlum bana zarar vermedi" şeklinde konuştu. "Sanığın annesine öldüreceğine dair sözlerini kaale almadık çünkü kendinde değildi, sarhoştu" Tanık olarak dinlenen Fedai Y. ise "Selim kuzenim olur. Olay anında uyuyordum. Kuzenimin evinin yandığını söyleyerek ev halkı beni uyandırdı. Sanık kendi oturduğu evi yakmış. Alevler çatıdan annesinin evine sıçramış. Sanığın annesine öldüreceğini dair sözlerini kaale almadık çünkü kendinde değildi, sarhoştu. Yengem Kerime kapıdaydı, ben onu dışarı çıkardım. Sanığın annesi için bana ’Çıkartma, bırak yansın’ dediğini duymadım. Sanık yangını söndürmeye gelen itfaiyeyi engellemiş" ifadelerini kullandı. "Kardeşim olay günü beni arayarak anneme ilişkin bir şeyler söyledi. ’İyi değilim’ dedi, yardım istedi" Kardeşinin alkollü olduğunu söyleyen tanık Selime B. "Kardeşim alkollü olduğu için kendinde değildi. Kardeşimin bize hiç zararı olmadı ama kendisine oldu. Alkolü bırakmasını, buna ilişkin tedavi görmesini istiyorduk. Bunalımdaydı, evladından ayrıydı, iş bulamıyordu. Ben İstanbul’da yaşıyordum. Kardeşim olay günü beni arayarak anneme ilişkin bir şeyler söyledi. ’İyi değilim’ dedi, yardım istedi. Alkolün etkisi ile farklı konuşunca Kocaeli’ye geldim ancak ev yanmıştı. Annem ile kardeşim arasında husumet yoktur" dedi. "Sanık annesine değil, kendisine yönelik bir zarar verme çabası içinde" Olaya ilişkin savunma yapan sanık avukatı, "Sanığın evinde yangın başlıyor. Sanık annesine değil, kendisine yönelik bir zarar verme çabası içinde. Kendisi yangından çıkmak istemiyor. Annesine öldürme kastı yoktur. Müvekkil içinde bulunduğu durum sebebiyle kendine zarar vermek istemiş, annesine karşı yaptığı herhangi eylem yoktur. Annenin maruz kaldığı kalp krizi durumu ile sanığın illiyet bağı yoktur, bu sebeple müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum" diye konuştu. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.
Berberi öldürüp beşikte saklanırken yakalanmıştı, hakkında istenen ceza belli oldu
17 Ekim 2024 Perşembe - 15:17 Berberi öldürüp beşikte saklanırken yakalanmıştı, hakkında istenen ceza belli oldu Kocaeli’nin Derince ilçesinde berber Rüstem Duman’ın tabanca ile 5 kez sırtından vurarak öldüren ve arkadaşının evinde beşikte saklanırken yakalanan sanık tekrardan mahkemeye çıktı. Sanıktan şikayetçi olan Duman’ın eşi, "Olayın kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Eşimin uyuşturucu kullandığını bilmiyordum. Belki de eşime uyuşturucu madde taşımayı teklif ettiler. Eşim bunu kabul etmeyince bu sebeple öldürülmüş olabilir. Eşimin susturulduğunu düşünüyorum" dedi. Cumhuriyet savcısı, sanığın müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Sırrıpaşa Mahallesi’nde 5 Nisan 2023’te meydana gelen olayda berber Rüstem Duman (45), aralarında tartışma çıkan Levent Ç. tarafından tabanca ile ateş edilerek öldürülmüş, cinayetin ardından Levent Ç. ile olaya karıştığı iddia edilen Fatih G. gözaltına alınmıştı. Levent Ç. tutuklanarak cezaevine gönderilmiş, Fatih G. ise serbest bırakılmıştı. "Tanımadığım biri Levent’e ’Gel lan’ diye seslendi" Olaya ilişkin açılan davanın duruşması Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık Levent Ç., taraf avukatları ve Rüstem Duman’ın yakınları katıldı, tutuksuz sanık Fatih G. ise katılmadı. Söz hakkı verilen sanık önceki beyanlarını tekrar ettiğini söyledi. Olaya ilişkin tanık olarak dinlenen Yiğit A., "Olay günü ben işteydim. Olay sabahı Levent beni aradı iftara davet etti. Akşam Levent’e giderken pide almak istedim. Levent’i arayarak kaç pide lazım olduğunu sordum. Nerde olduğumu sorunca fırında olduğumu söyledim. Levent yanıma geleceğini söyledi ve geldi. Bu esnada tanımadığım biri Levent’e ’Gel lan’ diye seslendi. Levent, ’Bana mı diyor?’ diyerek bana sordu. Tanımadığımı söyledim, devamında şahıs ’Gel lan, sana diyorum’ dedi. Ben ve Levent, ismini sonradan öğrendiğim Rüstem Duman’ın yanına gittik. Yanına gittiğimizde Rüstem beni itekledi. Bana, ’Bununla işim var, sen karışma uzaklaş buradan, bekleme’ dedi. Levent, Rüstem’e; ’Çocuğa karışma, senin benimle ne sıkıntın var. Ben seni tanımam, sen beni tanımazsın’ dedi. Rüstem bu sefer bağırarak ’Git lan buradan’ dedi" diye konuştu. "Rüstem; Levent ve ailesine sinkaflı küfürler ediyordu, ’Seni öldürürüm, seni yaşatmam’ şeklinde sözlerle tehdit ediyordu" "Levent bana ’Sen az ileride bekle’ deyince ben 6 -7 adım kadar uzaklaştım" diyen Yiğit A., "Daha sonra Levent, Rüstem ile beraber iş yerine girdi. Ben Rüstem’in Levent’i, ’Gir lan’ diyerek dükkana soktuğunu gördüm. Rüstem kapıyı kapattı ve kilitledi. Rüstem, Levent ve ailesine sinkaflı küfürler ediyordu, ’Seni öldürürüm, seni yaşatmam’ şeklinde sözlerle tehdit ediyordu. Levent bir anda ’Ne diyorsun lan sen bana’ şeklinde bağırdı. Bu esnada Rüstem’in çekmecelerde bir şey aradığını gördüm. Levent dükkandan koşarak yanıma geldi. Levent bana; ’Koş adam çekmecede bir şey arıyor, beni öldürecek’ dedi. Biz Levent ile eve doğru koşmaya başladık. Bu esnada Rüstem’in arkamızdan ’Geliyorum bekle’ şeklinde bağırdığını duydum. Ben Levent’e yetişemedim. Evin önüne geldiğimde Levent, Rüstem’in yanında doğru geri dönüyordu. Ben de arkasından gitmeye başladım" şeklinde konuştu. "Rüstem, Levent’e elindeki zincirle saldırdı" Rüstem’in elinde zincir ile kendilerine doğru geldiğini iddia eden tanık Yiğit A., "Levent, aralarında 100-150 metre kala Rüstem korksun diye havaya 1 el ateş etti ancak Rüstem korkmadı. Ben Levent’te silah olduğunu ilk defa o anda gördüm. Rüstem, Levent’e; ’Bunu çeken ateş etmesini de bilir, havaya değil bana atacaksın’ şeklinde sözler söyleyerek küfür etti. Bunun üzerine Levent yere doğru bir el daha ateş etti. Bunun üzerine Rüstem, Levent’e elindeki zincirle saldırdı. Devamında bir el ateş sesi duydum, sanırım Rüstem bacağından vurulmuştu ancak Rüstem saldırmayı bırakmadı. Rüstem, Levent’in elindeki silahı almaya çalışıyordu. Levent, ’Silahı bırak’ diye bağırıyor ve boğuşuyorlardı. Tekrar bir el silah sesi duydum. Rüstem yere düştü, Levent’le şok içerisindeydik. Olay tarihinde ilk defa cinayete tanık oldum. Olayın şoku ile karakolda bu sebeple detayları anlatmamış olabilirim. Levent, Rüstem’e selam vermedi, ilk ifademde neden selam verdiği yazılmış bilmiyorum, şu anki beyanlarım daha doğrudur. Rüstem Duman’ı tanımam, Levent’in de tanıdığını düşünmüyorum, zira aynı semtte otururuz. Ben Rüstem ve Levent’i bir arada hiç görmedim. Rüstem olay anında kendini kaybetmiş gibiydi. Hatta Levent, Rüstem’e; ’Sen hasta mısın, iyi misin’ şeklinde sözler de söylemişti" ifadelerini kullandı. "Yanından geçen bir şahıs, ’Bana mı diyorsun?’ diyerek Levent’e sataştı" Sanığın kız arkadaşı olduğunu söyleyen ve tanık olarak dinlenen Çiğdem A., "Rüstem Duman isimli şahsı tanımam, Levent’in de tanıdığını zannetmiyorum. Olay günü Levent beni aradı, birini vurduğunu, beni gördükten sonra teslim olacağını söyledi. Vurduğunu biliyordu ancak şahsın öldüğünü bilmiyordu, ben de bilmiyordum. Olaydan birkaç gün öncesinde Levent ile görüntülü konuşuyorduk, Levent bu esnada sokakta yürüyordu. Yanından geçen bir şahıs, ’Bana mı diyorsun?’ diyerek Levent’e sataştı. Levent de ’Sana demiyorum, telefon ile konuşuyorum’ demişti. Ben Levent’e, ’O kim?’ diye sorduğumda Levent bana, ’Kafası güzel herhalde, sana söyledim o kendi üzerine alındı’ şeklinde ifade de bulunmuştu. Bu olaylar olduktan sonra bu şahsın ölen kişi olduğunu öğrendim. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir" dedi. "Eşimin susturulduğunu düşünüyorum" Sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyen maktulün eşi Melek Duman, "Çiğdem ve Yiğit’in yalan söylediklerini düşünüyorum, ifadeleri çelişkilidir. Görüntülü görüşmenin olduğunu iddia ettikleri tarihte söz konusu muhitte pazar kurulmaktadır. Eşim onca insanın içinde sanığı mı bulmuştur. Olay olmadan 5 dakika önce eşim ile konuştum. Eşim gayet sakindi. Olayın kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Eşimin uyuşturucu kullandığını bilmiyordum. Belki de eşime uyuşturucu madde taşımayı teklif ettiler. Eşim bunu kabul etmeyince bu sebeple öldürülmüş olabilir. Eşimin susturulduğunu düşünüyorum. Eşimden uyuşturucu madde çıktığı için bunu düşünüyorum" diye konuştu. "Anlatımlar çelişkilidir" Katılan Melek Duman vekili Avukat Nagehan Nazlı ise "Yiğit’in anlatımları çelişkilidir. Levent’in selam verdiğini, ayrıca Rüstem’in dükkanında 1,2 dakika kaldığını söylüyor. Ayrıca dükkanda herhangi bir bağırış çağırış olmadığını söylüyor. Ancak tanık burada farklı ifade veriyor. Maktulün kanında bulunan maddenin kandan ne zaman temizlediği noktasında değerlendirme yapılarak rapor alınmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Olay sonrasında arkadaşının evine giderek beşikte saklanmış Olaya ilişkin mütalaada sanık Levent’in; maktul ile aralarında bilinmeyen nedenle çıkan tartışma sonrası maktulün kendisine hakaretler edip tel veya şiş benzeri cisimle saldıracağını düşünmesi sebebiyle maktulü öldürmek amacıyla ikametine giderek silah alıp olay yerine geldiği, ruhsatız tabanca ile maktulü 5 defa ölümcül olacak şekilde sırtından vurduğu, maktulün yere düşmesine rağmen maktule ateş etmeye devam ettiği, bu eylemi ile üzerine atılı kasten öldürme ve 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçlarını işlediği belirtildi. Sanık Fatih G’nin ise evine gelen Levent’i sakladığı, polis ekiplerinin evine geldiğinde sanık Levent’in beşik içerisinde saklanır vaziyette bulunduğu belirtildi. Müebbet hapis talebi Cumhuriyet savcısı, Levent Ç’nin kasten öldürme suçundan müebbet hapis, ruhsatsız silah bulundurmadan se 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Ayrıca tutuksuz sanık Fatih G’nin ise suçluyu kayırmadan 6 aydan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Mahkeme heyeti, sanık avukatının savunma için süre talep etmesi üzerine duruşmayı erteledi.
Bu merkez bağımlılıkla mücadelede öncü rol üstleniyor
17 Ekim 2024 Perşembe - 14:51 Bu merkez bağımlılıkla mücadelede öncü rol üstleniyor Çayırova Belediyesi ve Yeşilay’ın arasında gerçekleştirilen protokolle hizmete giren Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM), bağımlılıkla mücadelede birçok vatandaşa umut ışığı oluyor. Kocaeli’de ilçe bazında ilk kez Çayırova’da açılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telekonferans bağlantısıyla kurdelesini kestiği YEDAM Çayırova, o günden bu yana bağımlılıkla mücadele çerçevesinde birçok vatandaşa ve ailesine yardım ediyor. Alkol, tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığıyla mücadele eden 12 yaş üzerindeki kişilere ve yakınlarına ücretsiz psikolojik ve sosyal hizmet desteği sağlayan YEDAM Çayırova, önemli bir hizmeti hayata geçiriyor. Açıldığı günden bu yana 800’ün üzerinde başvuru yapılan YEDAM’da, 4 binin üzerinde görüşme gerçekleştirildi. YEDAM Çayırova’nın çalışmaları hakkında bilgi veren Psikolog Kübra Yaşar, "YEDAM Çayırova Kocaeli’deki ilk merkezdir. Bunun yanı sıra İzmit’te de bir merkezimiz daha bulunmaktadır. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinde (YEDAM) bağımlılık alanında uzman psikologlardan oluşan bir ekip; Alkol, tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığıyla mücadele eden 12 yaş üzerindeki kişilere ve yakınlarına ücretsiz psikolojik ve sosyal hizmet desteği sağlıyor. Bununla birlikte kişilerin yeniden hayata kazandırılması ve bozulan yaşam düzeninin onarılmasına katkı sunuluyor. Sosyal beceri kazanımını amaçlayan atölye çalışmaları ve Yeni Yaşam Etkinlikleri yapılan YEDAM’da aynı zamanda aile ve gençlere grup terapileri hizmeti de veriliyor. Merkezlerde yalnızca ayaktan tedavi hizmeti veriliyor ancak yatarak tedavi hizmeti sunulmuyor. Açıldığı tarihten bu yana merkezimize 800’ün üzerinde başvuru yapılmıştır. Bu zamana kadar 4 binin üzerinde görüşme gerçekleştirilmiştir. Hâlihazırda danışanlarımıza hizmet vermeye devam ediyoruz" dedi.
Rümeysa’yı nasıl öldürdüğünü emniyette anlattı, savcılıkta itirafından vazgeçti
17 Ekim 2024 Perşembe - 11:22 Rümeysa’yı nasıl öldürdüğünü emniyette anlattı, savcılıkta itirafından vazgeçti Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde cinsel birliktelik teklifini geri çeviren 18 yaşındaki Rümeysa Meriç Özcan’ı boynuna ip bağlayarak bayılttığı ve kamyonetle birlikte uçurumdan attığı gerekçesiyle tutuklanan sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, sanığın emniyetteki ifadesinde cinayeti nasıl işlediğini soğuk kanlılıkla anlattığı, savcılık ifadesinde ise itirafını kabul etmediği yer aldı. Olay, 19 Mayıs tarihinde saat 02.30 sıralarında Halıdere Eski Köy Yolu Caddesi’nde meydana geldi. Kamyonetin uçuruma düştüğü ihbarı üzerine bölgeye giden polis ve sağlık ekipleri, kamyonetin 15 metre ilerisinde 18 yaşındaki Rümeysa Meriç Özcan’ın boynuna ip bağlı haldeki cansız bedeniyle karşılaştı. Özcan’ın cansız bedeni, olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi için morga kaldırılırken, polis ekipleri Tunay A. (22), Eşref K. (20), Yaser A.A. (20) isimli erkekler ile Ceylan Ç. (20) ve Kibar N.K. (17) isimli kızları gözaltına aldı. Olaya ilişkin gözaltına alınan 5 şüpheliden Tunay A. tutuklanırken, Eşref K., Yaser A.A., Ceylan Ç. ve Kibar N.K. ise serbest bırakıldı. Öte yandan, otopsi raporunun hala çıkmadığı öğrenildi. İddianame kabul edildi Tuncay A. hakkında "Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme" "Kadına karşı kasten öldürme" suçlarından hazırlanan iddianame, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Tunay A.’nın olay günü 0.47 promil alkollü olduğunun belirtildiği iddianamede, sanığın emniyette alınan ifadesine yer verilerek, "18 Mayıs tarihinde saat 15.00-15.30 sıralarında arkadaşlarım aracılığıyla 2-3 haftadır tanıdığım Rümeysa Meriç Özcan’ı amcamın aracıyla evinin sokağından aldım. Önce Şirinköy’e gittik. Alkol aldıktan sonra Yuvacık’a gittik. 1-2 saat oturduk, alkol içtik, daha sonra Rümeysa’nın arkadaşlarını almak için saat 22.00 sıralarında Değirmendere’ye geldik. Rümeysa’nın 2 kız arkadaşını alarak birlikte Karamürsel’de eğlence mekanına gittik. Yer olmadığı için içeriye girmedik ve Değirmendere’ye döndük. Kızları aldığım yere bıraktım ve Rümeysa ile birlikte Değirmendere Yalı Evlerinin inşaatın olduğu yerde araç içerisinde 1-2 saat oturduk" dedi. "Aracın dereden aşağı doğru düştüğünü gördüm" Rümeysa’nın kendisini güzel bir yere götüreceğini söylediğini dile getiren Tunay A., "Rümeysa bana yolu tarif etti. Halıdere eski yolda kapalı bir arsanın içerisine gittik. Aracı manzara kenarına çektim. Orada da alkol içtik. Daha arsanın kapısını açıp gitmek için araçtan indim. İhtiyacımı gidermek için aracın sağ arka kısmına gittim. Aracın el freninin indirilme sesini duydum. Dönüp baktığında Rümeysa’nın şoför koltuğunda oturduğunu, aracın dereden aşağı doğru düştüğünü gördüm. Rümeysa’ya seslendim ancak hiçbir ses ve cevap gelmedi. Telefonunun şarjı bittiği için kimseye haber veremedim çevreden yardım istedim. Daha sonra olay yerine polis ekipleri geldi. Gerekli işlemler için doktor raporu akabinde polis merkezine götürüldüm. Benim bu olay ile ilgili hiçbir kastı veya kusurum yoktur" diye konuştu. "Rümeysa ona tecavüz etmeye çalıştığımı söyleyerek beni tehdit etmeye başladı" Meydana gelen olay ile ilgili yapılan olay yeri incelemesi esnasında, Rümeysa Meriç Özcan’ın boyun altında ip olduğu, bu ipin ise araca bağlı olduğu görülmesi üzerine Tunay A’nın alınan ifadesinde, "Olay günü Ceylan Ç., Eşref K., Yaser A.A. ve Kibar N.K’den ayrıldıktan sonra Rümeysa ile araçta kalan biraları içtik ve öpüştük. Biraz öpüştükten sonra Rümeysa beni itekledi ve uzaklaştı. Daha sonra Rümeysa ile yeniden öpüşmeye başladık. Birlikte olmak için ona yakınlaştım ancak Rümeysa birlikte olmak istemediğini söyledi. Daha sonra Rümeysa araçtan inerek tuvaletini yaptı. Rümeysa araca bindikten sonra ona tecavüz etmeye çalıştığımı söyleyerek beni tehdit etmeye başladı" ifadelerini kullandı. "Rümeysa’nın boynuna ip doladım, diğer ucunu da aracı bağladım" Halat tarzı ipi alıp Rümeysa’nın boynuna bir tur doladığını söyleyen Tunay A., "Rümeysa’nın yakasından tutup onu sarsmaya başladım. Bu şekilde sarsarken Rümeysa’nın kafasının aracın sırt kısmında bulunan koltuğun başlık demirine çarptı. Başlık olmadığı için demirin açıkta duruyordu. Bu şekilde biraz sarstıktan sonra Rümeysa beni tutup itti. Rümeysa’nın yakasından tutup onu demirin olduğu yöne doğru ittirdim. Rümeysa bunun üzerine bayılarak kucağına doğru düştü. Rümeysa’nın yaşayıp yaşamadığını kontrol etmedim ama kan aktığını da görmedim. Rümeysa’nın boğazına doladığım ipin diğer ucunu aracın kapının üst kısmına doladım. İpi bağlamamdaki amaç Rümeysa’nın ayılıp bana saldırmasını engellemekti" şeklinde konuştu. "Kaza süsü vermek için aracı çeşme ile elektrik direğine vurmak istedim" Olayın gerçekleştiği yerden araçla 50 metre ilerlediğini dile getiren Tunay A., "Kaza süsü vermek için aracı çeşme ile elektrik direğine vurmak istedim. Bunun için aracı hizaladıktan sonra el frenini indirdim. Kamyonet harekete geçince araçtan atladım. Ancak araç hizaladığı direğe değil de onun az gerisinde bulunan sol taraftaki uçuruma doğru gitti. Daha sonra bir şahıstan kız arkadaşımın kaza yaptığını söyleyerek yardım istedim. Özel avukatım bana hiç bir şey görmediğimi, araç dışında olduğumu, Rümeysa’nın intihar ettiğini söylememi istedi. İşin çıkmaza gittiğini anladığım için olayı olduğu gibi anlattım. Yaşanan olaydan dolayı çok pişmanım. Böyle olmasını istemezdim. Rümeysa beni tehdit ettiği için onu ittirdim" ifadelerini kullandı. "Emniyetteki ifademi kabul etmiyorum" Savcılıkta alınan ifadesinde ise Tunay A. emniyetteki itirafını kabul etmeyerek, "Emniyette bana baskı uygulandı, darp edildim. Ben ifade öncesi emniyetteki polis memurlarının yönlendirmesiyle özel avukatımı değiştirmek zorunda kaldım. İfademi verirken de önceden bana uygulanan şiddet ve baskı nedeniyle korkarak beyanda bulundum. Bu nedenle emniyetteki aleyhime olan ifademi kabul etmiyorum. Savcılık makamındaki ifademin dikkate alınmasını talep ediyorum. Olay günü öğlen saat 15.00 sıralarında Rümeysa ile buluştuk. Sonrasında tekel bayiine giderek alkol aldık. Şirinköy’deki bir parkta oturarak yaklaşık 1 saat süreyle Rümeysa ile alkol içmeye başladık. Sonrasında araçla Rümeysa ile dolaşmaya çıktık. Bu şekilde akşam saatlerine kadar vakit geçirdik. Biz saat 20.00-22.00 aralarında Rümeysa’nın planladığı ancak benim sonradan dahil olduğum eğlence mekanına gittik. Ben, Rümeysa, Kibar ve Ceylan ile birlikteydik" şeklinde konuştu. "Rümeysa’nın tarif ettiği yere baş başa kalmak amacıyla gittik" Eğlence mekanına alınmadıklarını anlatan Tunay A., "Eşref ve yanındaki diğer 3 kişi eğlence mekanına geldi. Biz mekana giremeyince hep birlikte başka bir eğlence mekanına gittik. Sonrasında Eşref bana, ’Sen kızları al evlerine bırak’ diyerek bizim yanımızdan ayrıldı. Ben onların nereye gittiklerini bilmiyorum. Kızları Değirmendere’de bıraktıktan sonra Rümeysa ile yaklaşık 1 saate yakın oturup alkol içtik. Rümeysa bana, ’Seni çok güzel bir yere götüreceğim’ dedi. Rümeysa’nın tarifi doğrultusunda aracı sürmeye başladım. Halıdere’ye doğru gittik. Halıdere’de Rümeysa’nın tarif ettiği yere baş başa kalmak amacıyla gittik. Burada iken öpüştük ancak daha fazla ileri gitmedik" dedi. "Tuvalet ihtiyacımı gidereceğim esnada aracın çalışma sesini duydum" Alkolün de etkisiyle tuvalet ihtiyacını gidermek amacıyla araçtan indiğini belirten Tunay A., "Tuvalet ihtiyacımı gidereceğim esnada aracın çalışma sesini duydum ve tuvaletimi yapamadan aracın hareket ederek şarampolden aşağı yuvarlandığına şahit oldum. Sonrasında yardım getirmek amacıyla koşturmaya başladım. Olayın yaşandığı yerde ben ve Rümeysa’dan başka kimse yoktu, yalnızdık. Herkes evlerine dağılmıştı. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Aleyhime olan beyanları özel avukatım olmadığı bir zamanda baskı altında verdim. Ben kesinlikle özel avukatım hakkında beni yönlendirdiği ve Rümeysa’nın intihar ettiğini söylediğim doğru değildir. Avukatım kesinlikle beni bu şekilde yönlendirmemiştir. Bu nedenle o ifademi kabul etmiyorum, savunmam bundan ibarettir" dedi. Sanık suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğu belirtildi İddianamede; yapılan soruşturma neticesinde, elde edilen bilgi, belge ve tüm soruşturma kapsamında şüphelinin alınan savunmasında suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğu, bu itibarla şüphelinin maktul Rümeysa Meriç Özcan’ı cebir kullanmak suretiyle ve cinsel bir gaye ile hürriyetinden yoksun kıldığı, akabinde maktulün kendisine karşı koyması üzerine olay yerinde de maktulün boynuna dolanmış vaziyette bulunan halat tarzı ip marifetiyle maktulün boynuna doladığı, maktulün kafasını aracın içinde bulunan koltuk başlığı kısmına defaten vurduğu, maktulün öldüğünü varsayarak trafik kazası süsü vermeye çalıştığı belirtildi. Sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor Sanığın, hem kadına karşı hem de cinsel saldırı suçunu işleyememekten dolayı duyduğu infialle kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, "Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan ise 2 yıldan 7 yıla kadar cezalandırılmasına yönelik iddianame hazırlandı. Ayrıca şüpheliler Kibar N.K. ve Yaser A.A’nın "Kadına karşı kasten öldürme" suçundan, Eşref K. ve Ceylan Ç’nin, "Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildi.