Yerel Haberler
Kocaeli
05 Mart 2026 Perşembe - 13:41 Eski eşini bıçaklayan sanık: "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi" Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde olaydan bir hafta önce boşandığı eski eşini sokak ortasında 15 yerinden bıçaklayan sanık, aldatıldığını iddia ederek, "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi. Olay günü sinir krizindeydim" dedi. Müşteki eski eşi ise, "Onu aldatmadım. ’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek evlilik sürecinde ona hediye ettiğim bıçakla beni bıçakladı" ifadelerini kullandı. Olay, 1 Şubat’ta Şirinköy Mahallesi Halide Edip Adıvar Caddesi’nde meydana geldi. Tuba Y. (30), yeni boşandığı eski eşi Tuncay H. (38) tarafından sokak ortasında çeşitli yerlerinden defalarca bıçaklandı. O anları gören mahalleli, sopalarla şahsı linç etmeye çalıştı. Yerden kalkarak eski kocasını linç etmeye çalışan vatandaşları uzaklaştırmaya çalışan kadın, "O benim çocuklarımın babası" dedi. Olay yerine gelen polis ekipleri, havaya ateş açarak kalabalığın elinden kurtardığı Tuncay H.’yi gözaltına aldı. Emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Tuncay H., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olayla ilgili hazırlanan iddianamede, tarafların 24 Ocak’ta anlaşmalı şekilde boşandıkları, olay sebebiyle Tuba Y.’nin vücudunda 15 bıçak yarası ve kemik kırığı olduğu bilgisine yer verildi. "Olayda kullandığı bıçağı evlilik sürecinde kendisine ben hediye etmiştim" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın 3. duruşmasına "kadına ve boşandığı eşe yönelik kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan yargılanan tutuklu sanık Tuncay H., müşteki Tuba Y. ve taraf avukatları katıldı. Sanıktan şikayetçi olan Tuba Y., "Tuncay kıskanç biridir, onu aldattığımı iddia ediyordu. Ancak evlilik birliği içerisinde kendisini hiç aldatmadım. Olaydan bir hafta kadar önce boşandık. Çocukların velayetini Tuncay aldı. Olay günü çocuklarım ile görüş günümdü. Onları almak için yola çıktım. Tuncay, beni arayarak, ’Çocukları almaya gelmeyecek misin?’ dedi. Ardından akıllı saatlerinin şarjı olmadığını ve bu şekilde onları gönderemeyeceğini söyledi. Tuncay ile yolda karşılaştık. İlk bıçak darbesini elime vurdu. Bu bıçağı evlilik sürecinde kendisine ben hediye etmiştim. Tır şoförlüğü yaptığı için meyve sebze doğraması için almıştım. Açılır kapanır bir bıçaktı. ’Motordan in, konuşacağız’ dedi. Elime bıçak darbesini vurduktan sonra cebine koydu. Daha sonra evin tam tersi istikametine, ıssız yere beni götürmek istedi ancak gitmek istemedim" dedi. "’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek beni bıçakladı" Birçok yerinden bıçaklandığını söyleyen Tuba Y., "Daha sonra sırtıma, böbreğime ve bacaklarım olmak üzere birçok yere bıçağı sapladı. Ben de tekmeleyerek onu engellemeye çalıştım. ’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek beni bıçakladı. Bıçağı kalbime saplayacakken avucumu açtım ve onu engellemeye çalıştım ancak avucumdan bıçaklandım. Yerde yatar vaziyetteyken bıçağı boğazıma dayadı, o esnada insanlar beni kurtardı. Hatta insanlar onu linç etmeye çalıştığı esnada, ’Yapmayın, o çocuklarımın babası’ dedim. Onun, ’Beni bırakın, ambulans çağırın’ dediğini duymadım. Kendisini aldatmadım. ’Adam olsaydın sen yapsaydın’ gibi cümleler kurmadım. Evlilik birliği içinde aldatmak söz konusu değildir. Buna dair telefonumun incelenmesine, HTS baz istasyonundan kayıtların alınmasına rızam vardır. Elimde kalıcı hasar oluştu, şikayetçiyim" diye konuştu. "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi" Savunması için söz verilen Tuncay H. ise, "Tuba beni aldattığı için kendisinden boşandım. Olay anında kendimde değildim. Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi. Olay günü sinir krizindeydim. Ben kendime yeni rota çizdim. Bundan sonra onun yüzünü görmeyeceğim" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. "Bana ’Adam olsaydın’ dedi" Öte yandan, sanık ilk duruşmadaki savunmasında olay gününe ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı: "Olay günü eski eşim çocukları görmek için bana gelecekti. Çocuğum epilepsi hastası, o yüzden ben GPS özellikli kol saati almıştım, gerektiğinde çocuklarımı takip edebilmem için. Oğlum kol saatini bulamayınca bulana kadar çocuğu göndermeyi düşünmedim. Bunun üzerine kızım da bunu annesine haber vermiş. Annesi de bu duruma sinirlenmiş olacak ki bana, ’Çocukları senden alacağım o zaman, sen göreceksin çocuk nasıl gösterilmiyormuş’ şeklinde sözler söyledi. Bu sırada evin önüne gelmiş miydi hatırlamıyorum. Ben de çocuklar bunları duymasın diye dışarıya çıktım, neden böyle yaptığını sordum. ’Çocuk hasta GPS cihazı olmazsa çocuğu nasıl takip edeceğiz’ dedim. Tartıştık. ’Sen yaptıklarından utanmıyorsun, bir de beni tehdit ediyorsun. Madem alacaktın mahkemede neden çocukları verdin?’ dedim. Bu şekilde tartıştık. ’Ben seni aldatmadım’ diyordu. ’Hani bana kendini ispatlayacaktın’ dedim, o da bana ’Adam olsaydın’ dedi. Bu lafın üzerine sinirlendim, o andan sonrasını hatırlamıyorum. Cebimde eşimin bana hediye olarak aldığı cep çakısı vardı. Onu hep yanımda taşırdım, çünkü tornavida ve pense özelliği vardı. O an özel olarak yanıma almamıştım, o an nasıl bıçakladığımı hatırlamıyorum. Olay esnasında bir an kendime geldim. Ellerimdeki kanı görünce elimdeki bıçağı yere attım. Etraftaki insanlar bana saldırdıklarında, ’Beni bırakın, ona yardım edin, ambulans çağırın’ diye bağırdım. Pişmanım, beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum."
05 Mart 2026 Perşembe - 13:18 Eski eşini bıçaklayan sanık: "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi" Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde olaydan bir hafta önce boşandığı eski eşini sokak ortasında 15 yerinden bıçaklayan sanık savunmasında, aldatıldığını iddia ederek, "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi. Olay günü sinir krizindeydim" dedi. Müşteki eski eşi ise "Onu aldatmadım. ’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek evlilik sürecinde ona hediye ettiğim bıçakla beni bıçakladı" ifadesini kullandı. Olay, 1 Şubat’ta Şirinköy Mahallesi Halide Edip Adıvar Caddesi’nde meydana geldi. Tuba Y. (30), yeni boşandığı eski eşi Tuncay H. (38) tarafından sokak ortasında çeşitli yerlerinden defalarca bıçaklandı. O anları gören mahalleli sopalarla şahsı linç etmeye çalıştı. Kadın ise yerden kalkarak eski kocasını linç etmeye çalışan vatandaşları uzaklaştırmaya çalıştı ve "O benim çocuklarımın babası" dedi. Olay yerine gelen polis ekipleri, havaya ateş açarak kalabalığın elinden kurtardığı Tuncay H.’yi gözaltına aldı. Emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Tuncay H., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. İddianamede, tarafların 24 Ocak’ta anlaşmalı şekilde boşandıkları, olay sebebiyle Tuba Y.’nin vücudunda 15 bıçak yarası ve kemik kırığı olduğu bilgisine yer verildi. "Olayda kullandığı bıçağı evlilik sürecinde kendisine ben hediye etmiştim" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın 3. duruşmasına, "kadına ve boşandığı eşe yönelik kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan yargılanan tutuklu sanık Tuncay H., müşteki Tuba Y. ve taraf avukatları katıldı. Sanıktan şikayetçi olan Tuba Y., "Tuncay kıskanç biridir, onu aldattığımı iddia ediyordu. Ancak evlilik birliği içerisinde kendisini hiç aldatmadım. Olaydan bir hafta kadar önce boşandık. Çocukların velayetini Tuncay aldı. Olay günü çocuklarım ile görüş günümdü. Onları almak için yola çıktım. Tuncay, beni arayarak, ’Çocukları almaya gelmeyecek misin?’ dedi. Ardından ise akıllı saatlerinin şarjı olmadığını ve bu şekilde onları gönderemeyeceğini söyledi. Tuncay ile yolda karşılaştık. İlk bıçak darbesini elime vurdu. Bu bıçağı evlilik sürecinde kendisine ben hediye etmiştim. Tır şoförlüğü yaptığı için meyve sebze doğraması için almıştım. Açılır kapanır bir bıçaktı. ’Motordan in, konuşacağız’ dedi. Elime bıçak darbesini vurduktan sonra cebine koydu. Daha sonra evin tam tersi istikametine, ıssız yere beni götürmek istedi ancak gitmek istemedim" dedi. "’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek beni bıçakladı" Birçok yerden bıçaklandığını söyleyen Tuba Y., "Daha sonra sırtıma, böbreğime ve bacaklarım olmak üzere bir çok yere bıçağı sapladı. Ben de tekmeleyerek onu engellemeye çalıştım. ’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek beni bıçakladı. Bıçağı kalbime saplayacakken avucumu açtım ve onu engellemeye çalıştım ancak avucumdan bıçaklandım. Yerde yatar vaziyetteyken bıçağı boğazıma dayadı, o esnada insanlar beni kurtardı. Hatta insanlar onu linç etmeye çalıştığı esnada, ’Yapmayın, o çocuklarımın babası’ dedim. Onun, ’Beni bırakın, ambulans çağırın’ dediğini duymadım. Kendisini aldatmadım. ’Adam olsaydın sen yapsaydın’ gibi cümleler kurmadım. Evlilik birliği içinde aldatmak söz konusu değildir. Buna dair telefonumun incelenmesine, HTS baz istasyonundan kayıtların alınmasına rızam vardır. Elimde kalıcı hasar oluştu, şikayetçiyim" diye konuştu. "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi" Savunması için söz verilen Tuncay H. ise "Tuba beni aldattığı için kendisinden boşandım. Olay anında kendimde değildim. Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi. Olay günü sinir krizindeydim. Ben kendime yeni rota çizdim. Bundan sonra onun yüzünü görmeyeceğim" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. "Bana ’Adam olsaydın’ dedi" Öte yandan, sanık ilk duruşmadaki savunmasında olay gününe ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı: "Olay günü eski eşim çocukları görmek için bana gelecekti. Çocuğum epilepsi hastası, o yüzden ben GPS özellikli kol saati almıştım, gerektiğinde çocuklarımı takip edebilmem için. Oğlum kol saatini bulamayınca bulana kadar çocuğu göndermeyi düşünmedim. Bunun üzerine kızım da bunu annesine haber vermiş. Annesi de bu duruma sinirlenmiş olacak ki bana, ’Çocukları senden alacağım o zaman, sen göreceksin çocuk nasıl gösterilmiyormuş’ şeklinde sözler söyledi. Bu sırada evin önüne gelmiş miydi hatırlamıyorum. Ben de çocuklar bunları duymasın diye dışarıya çıktım, neden böyle yaptığını sordum, ’Çocuk hasta GPS cihazı olmazsa çocuğu nasıl takip edeceğiz’ dedim. Tartıştık. ’Sen yaptıklarından utanmıyorsun bir de beni tehdit ediyorsun. Madem alacaktın mahkeme de neden çocukları verdin?’ dedim. Bu şekilde tartıştık, ’Ben seni aldatmadım’ diyordu, ’Hani bana kendini ispatlayacaktın’ dedim, o da bana ’Adam olsaydın’ dedi. Bu lafın üzerine sinirlendim, o andan sonrasını hatırlamıyorum. Cebimde eşimin bana hediye olarak aldığı cep çakısı vardı. Onu hep yanımda taşırdım, çünkü tornavida ve pense özelliği vardı. O an özel olarak yanıma almamıştım, o an nasıl bıçakladığımı hatırlamıyorum. Olay esnasında bir an kendime geldim. Ellerimdeki kanı görünce elimdeki bıçağı yere attım. Etraftaki insanlar bana saldırdıklarında, ’Beni bırakın, ona yardım edin, ambulans çağırın’ diye bağırdım. Pişmanım, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum."
Sanayi tesisi değil belediye atölyesi
22 Aralık 2025 Pazartesi - 10:38 Sanayi tesisi değil belediye atölyesi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bünyesindeki "Makine İkmal Atölyesi" sayesinde iş makineleri ve araç filosunun bakım onarımını büyük ölçüde kendi imkanlarıyla gerçekleştirerek tasarruf sağlıyor. Makine İkmal Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren atölye; motor, elektrik, şase, fren, kaynak, boya, kaporta ve lastik gibi 9 farklı bölümde hizmet veriyor. Müdürlük bünyesindeki 301 araç ve iş makinesinin bakım ve onarım işlemlerinin yüzde 80’i atölyede yapılarak kamu kaynaklarının verimli kullanılması hedefleniyor. Makine İkmal Şube Müdürü Cemil Gürgen, atölyenin sanayi tesisi gibi çalıştığını belirterek, talaşlı imalat bölümünde mil, saplama, pim ve burç gibi yedek parçaların üretimini de kendi bünyelerinde gerçekleştirdiklerini kaydetti. Kış döneminde vardiya sistemi, diğer zamanlarda normal mesai ile çalışıldığını ifade eden Gürgen, "Makine ikmal bölümünün en büyük avantajlarından biri de gece çalışmasının olması. Özellikle karla mücadelede gece vardiyası olduğu için araçlarımızın arızası gece de yapılabiliyor. Böylelikle araçlara arazide de müdahale edilebiliyor" dedi. "Makinelerin arıza ve bakım gibi işlerinin yaklaşık yüzde 80’ini burada gerçekleştiriyoruz" Müdürlükte yapılan işlerle Büyükşehir Belediyesi’nin büyük tasarruf sağladığına dikkati çeken Cemil Gürgen, şöyle konuştu: "Burada yaptığımız işleri piyasadan çok daha kısa zamanda ve uygun maliyetle gerçekleştiriyoruz. Örneğin talaşlı imalat bölümümüzde torna ustalarımızın marifetiyle mil, saplama, pim, burç gibi bazı basit yedek parçaları kendimiz imal edebiliyoruz. Tüm araç ve iş makinelerinin yağ bakımı ve filtre değişimlerini atölyelerimizde yapıyoruz. Tabii bazı hizmetleri de dışarıdan alıyoruz ancak makinelerin arıza ve bakım gibi işlerinin yaklaşık yüzde 80’ini burada gerçekleştiriyoruz." Gürgen, atölyedeki iş akışı ve yedek parça stok kontrolünün bulut tabanlı yazılımla takip edildiğini, ekonomik ömrünü tamamlayan araçların ise sistem üzerinden tespit edilerek hurdaya ayrıldığını bildirdi. Personel ve araç sayısına da değinen Gürgen, "Müdürlüğümüzde 43 personel bulunuyor. 33’ü fiilen atölyede usta olarak çalışan arkadaşlarımızdan oluşuyor. 10 kişi de satın alma, idari ve yönetim kadrosunda bulunuyor. Muayene istasyonunda araçlarımızda tespit edilen eksikler de yine atölyemizde gideriliyor. Daire Başkanlığımızın makine parkında toplamda 301 araç ve iş makinesi bulunuyor. Bunların 117 tanesi iş makinesi, 284 tanesi kamyon, kamyonet ve üst yapılı araçlardan (arazöz, yakıt tankeri, asfalt yama robotları, vinç vb.) oluşuyor" ifadelerini kullandı.
Çöp evlerin altındaki gizli tehlike
22 Aralık 2025 Pazartesi - 09:45 Çöp evlerin altındaki gizli tehlike Kişinin ’atarsa başına kötü bir şey geleceği’ korkusuyla eşyalardan kopamadığı istifçilik hastalığı, tedavi edilmediği takdirde yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşabiliyor. Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan, özellikle çöp ev vakalarının patolojik bir tablo olduğuna dikkati çekerek, "Sadece istiflenen eşyaları ortadan kaldırmak ya da üzerine gitmek yeterli olmaz. Altta yatan psikolojik süreçlerin ele alınması gerekir" dedi. Toplumda genellikle ’biriktirme merakı’ olarak algılanan ancak ilerleyen evrelerde yaşam alanlarını çöp eve dönüştüren istifçilik davranışının, Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) bir yansıması olduğu değerlendiriliyor. Uzmanlar, nesnelere aşırı anlam yüklenmesiyle başlayan bu sürecin, profesyonel destek alınmadan sadece temizlik çalışmalarıyla çözülemeyecek patolojik bir sorun olduğuna dikkati çekiyor. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan, istifçilik davranışının psikolojik temelleri ve bu durumun bireyin yaşamına etkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çalışkan, istifçiliğin kişinin nesnelere aşırı anlam yüklemesiyle ortaya çıktığını ifade etti. "Attığında başına bir şey geleceğini düşünebiliyor" İstifçilik davranışının genellikle OKB ile ilişkili olduğunu belirten Çalışkan, "İstifçilik davranışı, OKB’nin bir davranış şekli olarak karşımıza çıkar. Kişi, anlam yüklediği nesneleri ya da batıl ve büyüsel inançlarla saklayabilir. Attığında başına bir şey geleceği ya da o nesneyle ilgili bir sorumluluk duygusu oluşacağı düşüncesiyle bu davranışı sürdürebilir" dedi. "Çöp evler patolojik düzeyi gösteriyor" İstifçiliğin her zaman aynı düzeyde görülmediğini dile getiren Çalışkan, "İstifçilik patolojik bir bulgu olarak kabul edilir. Çöp evler, istifçilikte en sık rastladığımız ve artık çok ileri düzeyde patolojik olan durumlardır. Daha makul ve kişinin işlevselliğini bozmayacak koleksiyonlar ise her zaman patolojik kabul edilmez. Ancak çöp evler, istifçilik davranışının ciddi ve tedavi gerektiren sonucudur" diye konuştu. "Mutlaka profesyonel ruhsal destek alınması gerekir" Patolojik düzeydeki istifçiliğin mutlaka ruhsal destekle ele alınması gerektiğini vurgulayan Ece Çalışkan, "Eğer bu durum OKB ile uyumlu bir istifçilikse, mutlaka profesyonel ruhsal destek alınması gerekir. Sadece istiflenen eşyaları ortadan kaldırmak ya da üzerine gitmek yeterli olmaz. Altta yatan psikolojik süreçlerin ele alınması gerekir" şeklinde konuştu. "Yakınları mutlaka destek için başvurmalı" Çalışkan, istifçiliğin kişinin günlük yaşam işlevselliğini ciddi şekilde bozduğunu da ifade ederek, "OKB, dünyada kişinin işlevselliğini bozan temel ruhsal hastalıklar arasında yer alıyor. Eğer bir kişi, yakınının böyle bir durumda olduğunu gözlemliyorsa, mutlaka ruhsal yardım için başvurmasını öneririm" ifadelerini kullandı.
7 kez üst üste Türkiye şampiyonu olmuştu, bugün sporu bıraktı
21 Aralık 2025 Pazar - 19:33 7 kez üst üste Türkiye şampiyonu olmuştu, bugün sporu bıraktı Artistik Buz Pateni’nde üst üste elde ettiği başarılarla piste imzasını atan ve uluslararası organizasyonlarda Türkiye’yi başarıyla temsil eden milli sporcu Burak Demirboğa kariyerini noktaladı. Alkışlar arasında son kez piste çıkan başarılı sporcu, "25 yılın ardından sporculuğumu sonlandırdığım için mutlu, huzurlu ve hüzünlüyüm. Geriye bakınca pişman olmayacağım. Başardıklarım için mutluyum" dedi. 18-21 Aralık tarihleri arasında Kocaeli’de düzenlenen Artistik Buz Pateni Türkiye Şampiyonası son günkü büyükler kategorisi performanslarıyla tamamlandı. Kocaeli Olimpik Buz Sporları Salonu’ndaki şampiyonanın son gününde Buz Pateni Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Derya Aksoy, Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürü Gökhan Yavaşer de takip etti. Şampiyonanın son gününe, 7 yıl üst üste Türkiye şampiyonu olan ve 235 puanlık rekoru elinde tutan milli sporcu Burak Demirboğa’nın son kez piste çıkarak veda etti. Son şampiyonada sporculuk kariyerini 186.77 puanla ikinci olarak noktalayan başarılı milli sporcuya gösterilen yoğun ilgi, sevgi ve saygı zaman zaman duygusal anların yaşanmasına neden oldu. "25 yılın ardından sonlandırdığım için mutlu ve hüzünlüyüm" Kariyerine antrenör olarak devam etmeyi planlayan başarılı sporcu Burak Demirboğa, duygularını İHA mikrofonuna paylaştı. Demirboğa, "Ağabeyimin başlamasının ardından onu takip ederek buz sporculuğuna başladım. Burada başladık. 25 yılın ardından bu buzda sporculuğumu sonlandırdığım için hem mutluyum, huzurluyum, biraz da hüzünlüyüm. Ama başardıklarım ve yaptıklarım için mutluyum. Geçmişe baktığımda pişman da olmayacağım. Emekleri ve destekleri için aileme, hocalarıma, federasyonumuza, herkese teşekkür ederim" dedi. "Olimpiyat kotası için beklemiştim. Bu sene sonlandırmam planlanan bir şeydi" Burak Demirboğa, sporu bırakma kararını ve kariyerinin devamıyla ilgili şunları söyledi: "Uzun yıllardır bu seneye göre kendimi planlamıştım. Olimpiyat kotası almak için beklemiştim. Onu da kaçırdık, alamadık. Bu sene sonlandırmam planlanan bir şeydi. Bundan sonra antrenörlük kısmında devam edeceğim. Kendi antrenörümün yanında yeni sporcular yetiştirmek için mücadelemize devam edeceğiz. Bundan sonra buzdan kopamam. Doğduğumdan, gözümü açtığımdan beri buzun içindeyim. Yine buz pistinde bu sefer pistin dışında devam edeceğim." "Benden iyi sporcular yetiştirmeyi hedefliyorum" Başarılı sporcular yetiştirmeyi hedeflediğini sözlerine ekleyen Demirboğa, "7 kere Türkiye şampiyonu oldum. 6 kere Avrupa ve Dünya Şampiyonası’nda ülkemizi temsil ettim. Avrupa Şampiyonası’na finallere kalmayı 4 kere başardım. Bir de challenger seride tek madalya sahibiyim. Bu şekilde kariyerimi sonlandırmış oldum. Benim yaptığımın daha iyisini yapacak sporcular yetiştirmek hedefindeyim. İnşallah gelecek sporcular çok daha üstünü başarabilir" temennisinde bulundu. "Antrenörüm şansımdı. İlk Avrupa şampiyonamda finallere kaldığım anı hiç unutamıyorum" 25 yıllık süreçte unutamayacağı olay ve kişileri de paylaşan Demirboğa, "Kişi kesinlikle antrenörüm. Çok şanslıyım o konuda. Allah bana böyle bir antrenör nasip etti. Onun sayesinde, buz içinde ve buz dışında, her yerde yanımdaydı. Sürekli beni motive etti. Bu konuda çok şanslıydım. Unutmadığım olaylar ise; ilk Avrupa şampiyonasında finallere kaldığım anı hiç unutamıyorum. Benim için de, Türkiye için de çok mutluluk vericiydi. Bir de challenger seride tek madalya olduğum ilk yarışmada da çok farklı duygular hissetmiştim. Bu iki anım mutluluk ve gurur vericiydi" diye konuştu. "Aileler çocuklarını güvenle buz pistine gönderebilir. Korkuları olmasın" Son olarak çocuklarını buz sporlarına göndermek isteyen ailelere mesaj veren milli sporcu Burak Demirboğa, "İnsanlar buzu duyunca tedirgin olabiliyor. Ayaklarını kırarım ya da kafamı vururum korkusu falan oluyor. Ama diğer sporlara göre çok daha az riskli bir spor. Çünkü sakatlık oranına baktığınızda hiç korkulacak düzeyde değil. Tabii ki sakatlık da oluyor. En bilindik spor olan futbolda çok daha fazla sakatlık yaşayabiliyorlar. Buz pistine çok rahat bir şekilde, güvenle gönderebilirler. Akıllarında soru işaretleri olmasın" ifadelerini kaydetti. Antrenör Rana Belkıs Göçmen: "Birlikte bir devri kapattık" 25 yıl boyunca Burak Demirboğa’yı çalıştıran, önemli müsabakalarda kürsüye taşıyan antrenör Rana Belkıs Göçmen, "Burak ile beraber bir çeyrek asrı, bir devri kapattık. 6 yaşında teknik olarak çalışmaya başladık ama ben onu 4 yaşından beri tanıyorum. Çalıştırmak için çok peşinden koştum. ‘Asla bir kadın hoca ile çalışmam’ diyerek ağladığı günlerden bugünlere diyebilirim. 25 senedir hiç ayrılmadan; iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla büyük bir savaşın içinden geçerek 25 seneyi tamamladık. Hala çok formda. Çok formda ama zamanı gelmişti, tatlı bitirmek istedik. Bundan sonra Burak ile beraber çok daha iyi sporcular yetiştirip olimpiyatlara hazırlanmaya çalışacağız. Çok büyük ihtimalle beraber çalışacağız. Kocaeli’de çok yetenekli sporcular var. Bugünün junior şampiyonu keza yine Kocaeli’den. Bundan sonra yola beraber devam edeceğiz" şeklinde duygularını paylaştı. Gökhan Yavaşer: "Türk sporuna verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ederim" Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürü Gökhan Yavaşer, ise başarılı kariyere sahip sporcu hakkında şöyle konuştu: "Burak Demirboğa güzel bir kariyerin ardından sporu bıraktı. Türk sporuna ve özellikle Kocaeli’mize ve milli takıma verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Kocaeli birçok branşta şampiyon sporcular yetiştiriyor. Olimpiyat ve Avrupa şampiyonları yetiştiriyor. Bu sporculardan biri de Burak. İnşallah Burak teknik adam olarak ülkemize hizmet edeceğini düşünüyorum. Daha birçok şampiyon sporcular yetiştirecek. Emeği geçen anne ve babasına, ailesine, antrenörüne, tüm ekibe, gençlik ve spor ekibine, bakanlığımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kocaeli’nin ve ülkemizin sporcu için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Yeni Türkiye şampiyonu en güçlü rakibine duygusal veda etti Son olarak bu yıl kürsünün en tepesine çıkan ve ikinci kez Türkiye şampiyonluğunu elde eden Alp Eren Özkan, buza veda eden güçlü rakibiyle ilgili değerlendirmede bulundu. Alp Eren Özkan, "Burak abiyi çok uzun zamandır tanıyorum. 10-12 yaşındayken onun ilk Türkiye şampiyonluğunda bende minikler kategorisindeydim ve ailesiyle birlikte onun şampiyonluğunu kutlamıştım. Kendisiyle çok iyi bir ilişkimiz var. Bana çok iyi rol model oldu. Onunla mükemmel zamanlar geçirdik. Buz patenini bana çok iyi anlattı, tanıttı. Onunla buzu paylaşmak benim için gurur verici. Sporu inanılmaz derecede ilerleten, bir önceki nesil için imkansız görünen şeyleri norm haline çeviren ve çocuklar için çok güzel yol açan bir sporcumuz. Burak ağabey onu ne kadar çok sevdiğimi biliyor. Onunla son kez buzu paylaşmak benim için de gurur vericiydi. Onu çok seviyorum" ifadelerini kaydetti. "Umarım benim yaptığımın çok üstünde başarılar elde edecektir" Türkiye şampiyonluğunda birincilik kürsüsünü devrettiği Alp Eren Özkan’ın kendisiyle ilgili değerlendirmesi üzerine Burak Demirboğa, "Geçen sene de Türkiye şampiyonu o olmuştu. Ben ondan önceki 7 yılın şampiyonu oldum. Onun için çok gururlu ve mutluyum. Umarım benim yaptığımın çok daha üstünde başarılar elde edecektir. Yolu açık olsun. Hep destekçisiyiz ve bundan sonra takipçiyiz. Elimizden ne geliyorsa ona yardımcı olacağız" diye karşılık verdi.
Darko Churlinov: "Son 2-3 maçta kendimi buldum"
21 Aralık 2025 Pazar - 16:27 Darko Churlinov: "Son 2-3 maçta kendimi buldum" Kocaelisporlu futbolcu Churlinov, Türkiye’de futbol kalitesinin oynadığı diğer ülkelerden çok da farklı olmadığını, asıl farkın yaşam tarzında olduğunu söyledi. Adaptasyon sürecinin zaman aldığını vurgulayan Churlinov, "Son 2-3 maçta kendimi buldum" dedi. Trendyol Süper Lig’de ilk 17 haftalık bölümü 6 galibiyet, 5 beraberlik ve 6 mağlubiyet alarak 23 puanla tamamlayan Kocaelispor’da Ziraat Türkiye Kupası müsabakanın hazırlıkları başladı. Antalyaspor maçının ardından bir gün dinlenen takım bugün kupa mesaisine rejenerasyon (yenileme) antrenmanıyla başladı. Milli maçları nedeniyle ülkesinde olan Cafumana Show, dinlendirilen Serdar Dursun ve izinli olan Tarkan Serbest antrenmana katılmadı. Tayfur Bingöl ise takımdan ayrı çalıştı. Kocaelispor’da antrenmandan önce Darko Churlinov basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Son 2-3 maçta kendimi buldum ve performansım arttı" Kanat oyuncusu Churlinov, "Sezonla alakalı yani genel şunu söyleyebilirim; ilk 7 8 maç aslında birbirimizi tanımak için biraz zamana ihtiyacımız vardı. Birbirimize alıştıktan, birbirimizi tanıdıktan sonra da futbolumuzun geliştiğini, oyunumuzun geliştiğini söyleyebilirim. 2. yarıda bunun daha da iyiye gideceğini düşünüyorum. Kişisel olarak da; geldiğim zaman adapte olmak için süreye ihtiyacım vardı. Burası benim için farklı bir ligdi. Ben İngiltere ve Almanya’da oynadım. Adaptasyon süreci geçirmem gerekti. Orada farklı futbol anlayışı var. Son 2-3 maçta kendimi buldum. Performansım da arttı. Sezonun ilk yarısı iyi bir performans sergilemediğimin ben de farkındayım. Tabii ki hedefim ikinci yarı daha iyi bir performans sergilemek. Çünkü buraya gelirken benim hedefim Kocaelispor için her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaktı" dedi. "Futbol ve kalitede çok büyük farklılık yok. Farklılık yaşamda" Türkiye’ye geldikten sonra kendisini en çok zorlayan konulara dair de Churlinov yaşamın farklılığına dikkat çekti. Churlinov, "Oynadığım ülkelerle karşılaştırırsak; aslında kalite ve futbol anlamında çok büyük farklılık olmadığını söyleyebilirim. Ancak burada yaşam farklı. Tabii ki bunlara alışmak için biraz süreye ihtiyacım vardı ama ben ama ben bu zamanı iyi kullanıp alıştığımı düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Maç maçtır. Herkes her maçta yüzde 100’ünü vermek zorunda" Kupa maçlarının önemiyle ilgili ise Darko Churlinov, "Aslına baktığımızda söyleyecek çok farklı bir şey yok. Çünkü maç maçtır ve yakın bir maç, hemen oynayacağız. Bugün iyi bir yenileme yapıp hocamızın direktifleri doğrultusunda maçı hazırlanacağız. Bu sezonun ilk maçı ya da son maç olsun ya da kupa maçı olsun fark etmez, herkes her zaman yüzde 100’ünü verip elinden geleni iyisini yapmak zorunda" değerlendirmesinde bulundu. "İstatistikler maalesef bazı şeyleri göstermiyor" Antalyaspor maçına, camialar arası dostluğa ve ön bölgedeki bitiricilik sorununa dair soruları da yanıtlayan Darko Churlinov, "Oynadığım takımlardan aslında Schalke ve Nürnberg arasında bu tarz bir dostluğa şahit olmuştum. Bu çok hoş bir olay. Yani iki takımın taraftarlarının böyle bu şekilde bir dostluk kurup bu şekilde maçı izlemesi bence çok önemli bir önemli ve keyifli bir olay. Maçla alakalı; en iyi maçımız olduğunu söyleyemem. Özellikle önde bitiricilikle alakalı bazı sorunlar yaşadık. Bizim için aslında katkıyı kimin yaptığı önemli değil. Belki de taraftarımız için önemli ama bizim için katkının kimden geldiği önemli değil. Çünkü futbolun da bizler alan açarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ve bu alanı kimlerin açtığı aslında çok da önemli değil. Mesela maçta Tayfur’a asist yaptığım yani yardımcı olduğum için ve puanı 3 puan aldığımız için çok mutluyum. Ama istatistikler maalesef bazı şeyleri göstermiyor" sözlerini kaydetti.