Yerel Haberler
Konya
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:24 Konya Sanayi Odası, 8. kez otomotiv paydaşlarını buluşturdu Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından otomotiv sektörüne kazandırılan marka konferans OSEG, 8. kez sektör paydaşlarını ve otomotiv sektörünün duayen isimlerini bir araya getirdi. Konferansın açılışında konuşan KSO Başkanı Mustafa Büyükeğen, otomotiv sektörünün yaşadığı dönüşüme dikkat çekerek, "Sektörde büyük başarılara imza atan Konyalı sanayicilerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlayacağına ve geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacağına yürekten inanıyorum" dedi. Konya Sanayi Odası tarafından 2010 yılından bu yana düzenlenen ve otomotiv sektöründe marka haline geline Uluslararası Otomotiv Sektörünün Geleceği (OSEG) Konferansı’nın 8.’si ‘Otomotiv Ekosisteminde Küresel Dönüşüm ve Yeni Dengeler’ teması ile gerçekleştirildi. Otomotiv sektör sanayicilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen konferansta, otomotiv sanayindeki dönüşüm dinamikleri ve sektörün geleceği kapsamlı şekilde ele alındı. Konya otomotivde Türkiye’nin 7’nci büyük ihracatçısı Konferansın açılışında konuşan Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın güçlü üretim altyapısı ve ihracat kapasitesiyle Türk sanayisinin önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Makine, savunma sanayi, plastik, metalürji, gıda ve kimya gibi birçok alanda güçlü üretim altyapısına sahip Konya için, otomotiv sektörünün ayrı bir stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Başkan Büyükeğen, şehrin otomotiv sektöründe 7. büyük ihracatçı konumunda olduğu bilgisini paylaşarak, "Yarım asır önce ustalarımızın alın teri ve bilek gücüyle, küçük atölyelerde başlayan otomotiv bakım ve onarım yolculuğu, bugün küresel ölçekte söz sahibi olan güçlü bir sanayi yapısına dönüştü. Şu anda, otomotiv sektöründe Türkiye’nin 7. büyük ihracatçısıyız. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 900 milyon dolar ihracat yapan Konyalı otomotivcilerimiz, bu yılın Ocak-Mart döneminde 208 milyon doları aşarak, Konya ihracatında lider olmayı başardı. 550’ye yakın firmamızın üretim yaptığı otomotiv sektöründe, 30 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyoruz. OEM-ana sanayi ile çalışma kabiliyetimiz her geçen gün gelişiyor" dedi. KSO, otomotiv sektörüne yön veren projeler geliştiriyor Ülkelerin üretim kabiliyeti, teknolojik derinliği ve rekabet gücünü ölçen stratejik gelişim endekslerine göre savunma ve otomotiv sektörlerinin öne çıkan iki kritik sektör olduğunu kaydeden Başkan Büyükeğen, her iki sektöründe teknoloji geliştiren, yüksek katma değer oluşturan birer ekosistem olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin hem savunma sanayi hem de otomotiv tarafında güçlü konumda olduğunu vurgulayan Büyükeğen, Konya’nın da bu dönüşümün sadece takipçisi değil, güçlü paydaşlarından biri olduğunun altını çizdi. Büyükeğen, sektörün gelişmesine yönelik Konya Sanayi Odası olarak yaptıkları çalışmaları anlatarak, "Oda olarak, otomotiv sektöründeki Türkiye’nin ilk kümelenmelerden biri olan Konya Otomotiv Yan Sanayi İş Kümesi’ni hayata geçirdik. Sektörün ihracat potansiyelini artırmak için yurtdışı fuar organizasyonlarına teknik inceleme gezileri düzenliyor, alım heyetleriyle sanayicilerimizi buluşturuyoruz. Sektörde bir Ur-Ge projemizi başarıyla tamamladık. Yine otomotiv sektöründe marka haline gelen Uluslararası Otomotiv Sektörünün Geleceği -OSEG Konferanslarımızı da 2010 yılından bu yana, iki yılda bir gerçekleştiriyoruz. Her konferansta belirlediğimiz temalarla sektöre adeta yön veriyoruz" şeklinde konuştu. Konya, geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacak Konuşmasında otomotiv sektöründe yaşanan dönüşüme ve Konyalı sanayicilerin bu dönüşüme adapte olabilmesinin önemine dikkat çeken Büyükeğen, OSEG Konferansları’nın bu kapsamda yol gösterici nitelikte olduğunu vurguladı. Büyükeğen, şöyle devam etti: "Otomotiv sektörü artık dönüşümün eşiğinde değil, dönüşümün tam merkezindedir. İçten yanmalı araçların yerini elektrikli, bağlantılı ve akıllı mobilite çözümleri alıyor. Bu durum, Konya gibi önemli tedarik merkezlerinde yeni üretim alanlarını ve yeni dönüşüm fırsatlarını beraberinde getiriyor. Sanayicilerimizin geleneksel üretim gücünü korurken, bu yeni trendlere uyum sağlayacak teknolojik yatırımları yapması artık kaçınılmaz hale geldi. Ben, büyük başarılara imza atan Konyalı sanayicilerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlayacağına ve geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacağına yürekten inanıyorum. Dünyada rekabetin yeniden şekillendiği, teknolojinin oyunun kurallarını değiştirdiği böylesi bir dönemde; otomotiv ekosistemindeki yeni dengeleri doğru okumak, sektörümüzün yarınlarına yön vermek açısından büyük önem taşıyor." Otomotiv sektöründeki dönüşüm, iki farklı panelde masaya yatırıldı 8. OSEG Konferansı’nın ilk oturumu, Otomotivde Küresel Rekabet: AB Politikaları ve "Made in EU", Çin Etkisi ve Türkiye’nin Stratejik Rolü teması ile gerçekleştirildi. İstanbul Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Eski Büyükelçi Prof. Dr. Kerem Alkin’in Moderatörlüğünde yapılan panelde, Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Çağrı Koray Öztopçu ve Aselsan Önceki Dönem UGES Sektör Başkanı ve KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik sunumlarını gerçekleştirdi. Mevlana Kalkınma Ajansı Uzmanı İsmail Ünver’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen Otomotiv Yan Sanayinin Geleceği: Elektrikli Dönüşüm, Finansman ve Tedarik Zinciri temalı ikinci oturumda da, Yıldız Teknik Üniversitesi Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ali Rıfat Boynueğri ile Ticaret Bakanlığı AB Tek Pazar ve Yeşil Mutabakatı Dairesi Uzmanı Yeşim Piri sunumlarını gerçekleştirerek, katılımcıların sorularını cevaplandırdı.
Çocukların dahi tükettiği kış çorbaları: "Kelle ve arabaşı"
20 Ekim 2025 Pazartesi - 11:16 Çocukların dahi tükettiği kış çorbaları: "Kelle ve arabaşı" Konya’da vatandaşların kış aylarında vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan ve Osmanlı mutfağında da ayrı bir yere sahip olan kelle ve arabaşı çorbaları, çocuklara da içiriliyor. Türk yemek kültüründe geçmişi Osmanlı dönemine kadar uzanan ve Yörük kültürünün bir lezzeti olan kelle çorbası ile arabaşı çorbası günümüzde de vazgeçilmez hale geldi. 16. yüzyılda Abdal Mehmet Külliyesi’nde okuyan öğrencilere ikram edilen ve Osmanlı mutfağında ayrı bir yere sahip olan bu lezzetler, günümüzde de yaklaşık 5 saat pişirilmesinin ardından hazırlanarak sunuma hazır ediliyor. Hazırlanan çorbaları günümüzde bebeklerden yaşlılara kadar tüm kesimler tercih ediyor. "Kremalı kelle paça içtiğimizin hiçbir anlamı kalmıyor" Kış aylarının gelmesiyle beraber çorba talebinin çok fazla olduğunu anlatan 30 yıllık çorbacı Ramazan Bademci, "Şu anda Konya’da arabaşı vazgeçilmez bir çorba. Hamuruyla beraber tüketilen bir çorbamız. Tabii havalar soğuyunca biraz daha acısına yüklenip arabaşı daha fazla tüketiliyor. Vazgeçilmez lezzetlerden birisi olan kelle paça çorbamızı hazırlarken ise kelle bize komple sökülmüş olarak gelir. Tabii bunlar temizlenme aşamasından geçtikten sonra biz bunları düdüklüde tam 4-5 saat civarında kaynatıp, kendi öz suyunu çıkartıp daha sonra servise kendi öz suyuyla sunuyoruz. Yani bizde kremalı bir ortam yok, çünkü kremalı kelle paça içtiğimizin hiçbir anlamı kalmıyor. İçerisi un ve yoğurtla sulandırılıyor. Bizdeki sistemde kendi kemiğin suyu, etin suyuyla beraber servis ediliyor" dedi. "Kendi suyundan yapılmıyorsa içmeye gerek yok" Kelle paça çorbasının öz suyuna dikkat çeken çorbacı Ramazan Bademci, "Tabii şu anda bizim aslında müşterilerimizin çoğu sabit müşteri olduğu için yani mercimek, arabaşı, bamya olarak ayırıyoruz. Şu anda hafif rahatsızlığı olanlara bile, kelle paçayı kendi elimizle yaptığımız zaman ‘ben şimdiye kadar bunu niye içmedim’ diye bunun tepkilerini alıyoruz. Kelle paça da zaten özellikle kendi suyundan yapılmıyorsa içmeye gerek yok. Tüketmeye de gerek yok. Çünkü hiçbir faydası yok. Bizim şu anda yaptığımız kelle paçanın içinde kolajen olarak kolajenini almış oluyor, bir vitamin katkısı almasına gerek kalmıyor" şeklinde konuştu. "Gençliğin hızlı bir şekilde tüketmesi gereken kelle paça" Gençlerin fast food ürünlerinin yanı sıra bu lezzetleri tercih etmeleri tavsiyesinde bulunan Bademci, "Arabaşında da zaten artık hava soğuyunca olmazsa olmazı hamur. Tabii şimdi havalar biraz daha soğuduğu zaman biz hamur çıkartmaya başlayacağız. Bunu ikram edeceğiz. Kelle paça da ister istemez biraz koku olduğu için ev hanımları genelde bunu tercih etmeyip bizde tüketmeyi tercih ediyor. Bu da bizim işimize yarıyor ama arabaşı konusunda şu var, yaparken yöre yöre değişiyor bu lezzet. Unu salçasını güzel kavurduktan sonra tavuk suyuna biraz verirse o lezzeti yakalarlar. Gençlerimiz şu anda en büyük hatalarından bir tanesi şu anda hep hazır yiyeceklere gittikleri için hamburger, makarna gibi değişik yiyecekler tüketiyorlar. Ama bence şu an gençliğin hızlı bir şekilde tüketmesi gereken kelle paça" diye konuştu. Vatandaşlar ise kış aylarında severek arabaşı ve kelle paça çorbası içtiklerini söyledi.
Geleceğin girişimcileri MEVKA ve Teknokent iş birliğinde yetişiyor
20 Ekim 2025 Pazartesi - 11:11 Geleceğin girişimcileri MEVKA ve Teknokent iş birliğinde yetişiyor Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA), Konya Teknokent Teknoloji ve İnovasyon Merkezi iş birliği ile Girişim Express 2025 Ön Kuluçka Programı kapsamında, hızlı büyüme potansiyeline sahip girişimciler ile yatırımcıların bir araya getirilmesi amacıyla Demoday Etkinliği gerçekleştirdi. Konya Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, sanayici ve işadamları dernekleri ile oda ve borsaların yöneticileri, akademisyenler, yatırımcılar ve girişimci adayları ile basın mensupları katılım sağladı. Etkinliğin açılışında konuşan Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı, "Literatürde çok farklı anlamlar yüklenen girişimcilik kavramı; kısaca, ekonomik, psikolojik ve sosyal riskler üstlenmeyi göze alıp, zaman ve çaba harcayarak yeni değerler oluşturma süreci olarak tanımlanmaktadır. Fikirlerin somut ürün ve hizmetlere dönüşmesi yönüyle ekonomiye canlılık katmakta, özellikle teknoloji odaklı girişimler, yenilikçi çözümleriyle hem bölgesel hem de ulusal kalkınmaya önemli katkılar sağlamaktadır. Diğer taraftan her geçen gün sayıları artan Unicorn, Decacorn ve hatta 100 milyar doların üzerinde değerlemeye ulaşan Hectocorn’lar girişimciliğin gücünü tüm dünyaya göstermektedir. Oluşturulan bu katma değer, girişimciliği, ülkelerin ekonomi politikalarının vazgeçilmez bir unsuru haline getirmekte bu nedenle, girişimcilik ruhunun topluma kazandırılması ve girişimci sayısının artırılması için ülkeler büyük emekler harcamaktadır. Tam da bu noktada, özellikle son yıllarda, ülkemiz tarafından da kalkınma ajansları KOSGEB, TÜBİTAK, TKDK ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri gibi kurumlar aracılığı ile girişimcilik alanında pek çok programın hayata geçirildiğini görüyoruz. Bu meyanda Mevlana Kalkınma Ajansı olarak, bizler de bölgemizdeki girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu doğrultuda, bölgemizdeki girişimci adaylarının iş fikirlerini hayata geçirebilecekleri altyapıların sağlanabilmesi adına İnnopark Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve Karaman İş Geliştirme Merkezi’nin ajansımızın güdümlü proje destekleri ile hayata geçirildiğini, diğer yandan bölgemizde girişimcilik alanında faaliyet gösteren kurumların kendi aralarındaki iş birliğinin güçlendirilmesi adına ajansımız öncülüğünde kurulan Konya ve Karaman İl Girişimcilik Komiteleri’nin faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade etmek istiyorum. Ayrıca, bölgemizde yer alan 6 üniversitemiz ile ajansımız arasında imzalanan iş birliği protokolü ile hazırlanan özel müfredat doğrultusunda yürütülen Teknogirişim Programı kapsamında, bölgemizde öğrenim gören yüzlerce öğrenciye seçmeli Teknogirişim dersleri verilmeye devam etmekte olup bu programa katılan öğrencilerimizden kendi işini kuran girişimcilerimizin de çıktığını memnuniyetle paylaşmak istiyorum. Son olarak da detaylarına web sitemizden ulaşabileceğiniz ajansımızın Teknoloji Girişimciliği ve Sosyal Girişimcilik Teknik Destek Programı kapsamında girişimcilerimizi desteklemeye devam ettiğimizi ve bu minvalde proje başvuruları beklediğimizi de sizlerin huzurunda bir kez daha dile getirmek istiyorum. Bugün de, girişimcilik konusunda birlikte çalışmaktan her daim mutluluk duyduğumuz Konya Teknokent Teknoloji ve İnovasyon Merkezi ile iş birliği içerisinde düzenlediğimiz Girişim Express 2025 Ön Kuluçka Programı Demoday Etkinliği için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Yüksek katma değer ve hızlı büyüme potansiyeline sahip girişimciler ve iş fikirleri ile bu çalışmalara erken aşamada yatırım yapmak isteyen iş insanlarımızı bir araya getirmeyi amaçladığımız Girişim Express 2025 Ön Kuluçka Programı’mıza Türkiye’nin 25 farklı ilinden aralarında akıllı tarım, biyoteknoloji, yazılım, yapay zeka, siber güvenlik, savunma sanayi gibi stratejik sektörlerde yoğunlaşan 150 başvuru gerçekleştirildi. Yapılan ön değerlendirmeler sonucunda başarılı bulunan girişimci adaylarına gerekli bilgi, beceri ve değerleri kazandırmaya yönelik olarak toplamda 21 saat süren; iş planlaması ve modeli oluşturma, dijital pazarlama fikri mülkiyet kavramları, iş geliştirme stratejileri, girişim sermayesi ve melek yatırımcılık, teknoloji ticarileştirme, sunum teknikleri ve etkili iletişim eğitimleri verildi. Akabinde, eğitim sürecini başarı ile tamamlayanlar arasından seçilen girişimci adaylarına, teknik danışman ve mentör ataması yapılarak girişimcilerin projelerini bir üst seviyeye taşımaları sağlandı. Bunun yanı sıra girişimcilerimiz, alanlarına göre sağlık ve medikal teknolojileri, gıda ve çevre teknolojileri ve elektronik-robotik sistemler olmak üzere üç tematik başlıkta sektör temsilcileri ile buluşturularak geri bildirim alma ve işbirlikleri oluşturma imkanı yakalamış oldular. Bugün de 10 girişimci adayımız bu süreçte olgunlaştırdıkları projelerini yapacakları sunumlarla tanıtarak, hem birbirinden değerli üyelerden oluşan jüri ve değerlendirme komitesi karşısında yarışacak hem de projelerine yatırım almaya çalışacaklar. Yapılacak değerlendirmeler sonucunda dereceye girecek olan 1. projeye 100 bin TL, 2. projeye 75 bin TL ve 3. projeye de 50 bin TL karşılığında ödül verilecek. Demoday etkinliğimiz sonucunda başlayacak iş birlikleri ve atılacak adımların, bölgemizde girişimcilik ekosisteminin gelişmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bugün burada sadece projeleri değil, hayalleri de dinleyecek ve bu hayallerin gerçeğe dönüşmesine hep beraber şahitlik edeceğiz. 2026 yılında da bu programa devam etmeyi, Teknik Desek Programlarımız ile prototip ve Ar-Ge Danışmanlığı desteklerine devam edeceğimizi belirtmek istiyorum. Girişimcilerimizin heyecanını, azmini ve potansiyelini görmenin bizleri geleceğe dair umutlandırdığını özellikle ifade ederek; bugün bizlere ev sahipliği yapan Konya Büyükşehir Belediyemize, programımızın yürütücülüğünü üstlenen Konya Teknokent Teknoloji ve İnovasyon Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Acarer nezdinde tüm ekibine, süreçte katkı sunan tüm danışman ve mentörlerimize, hepsi birbirinden kıymetli jüri ve değerlendirme komitesi üyelerimize, iş adamlarımıza, girişimcilerimize ve kıymetli vakitlerini ayırarak programımıza teşrif eden katılımcılarımıza teşekkür ediyor, programımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Ardından konuşan Konya Teknokent Teknoloji ve İnovasyon Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Acarer de, "Girişimcilik konusu özellikle son yıllarda dünya üzerinde önem kazanmış durumda. Ülkemizde de bu konuda gerek kamu kurum ve kuruluşları ve gerekse de sivil toplum kuruluşları tarafından girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi ve girişimcilerin çeşitli alanlarda desteklenmesi noktasında pek çok faaliyet yürütülüyor. Konya Teknokent olarak bizler de bu noktada üzerimize düşeni yapmaya paydaşlarımızla birlikte devam ediyoruz" dedi. Girişimci İşadamları Vakfı Konya Şube Başkanı Fatih Ceylan da "Ülkemiz, bir girişimciye sağlanan maddi destekler, eğitim ve mentörlükler bakımından dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir. O yüzden Türkiye’de girişimci olmak bir anlamda yolun yarısını kat emek demektir" şeklinde konuştu. Ardından kürsüye gelen "Konya Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Özarpa ise, "Anadolu’nun bereketli topraklarından filizlenen Konya sanayimiz, dünyanın dört bir yanına kök salmayı başarmış, güçlü bir sanayi şehrine dönüştü. Bugün 186 ülkeye, 3,5 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştiriyoruz. İhracatımızın yüzde 97’sini de sanayi mamulleri oluşturuyor. Konya Sanayi Odası olarak, Konya’mızın daha güçlü bir sanayi şehri haline gelebilmesi için, şehrimizdeki girişimcilik ekosistemini önemsiyor, bu ekosistemi güçlendirecek adımlar atmaya devam ediyoruz" ifadelerine yer verdi. Son olarak konuşan Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu da, "Girişimcilik, günümüzde yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; yenilikçi düşüncenin, üretim kültürünün ve toplumsal dönüşümün en güçlü aracıdır. Bir fikrin filizlenmesi için bilgi kadar vizyon, sabır ve cesaret de gerekir. İşte bu yüzden girişimcilik, geleceği sadece tahmin edenlerin değil; onu şekillendirmeye cesaret edenlerin yoludur" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından etkinlik kapsamında, aralarında sağlık, gıda, arama kurtarma faaliyetleri, özel eğitim, biyokimya, elektronik, insan kaynakları ve akıllı tarım gibi çeşitli alanlara yönelik teknoloji tabanlı 10 proje, dereceye girerek ödül kazanmak ve yatırımcı çekmek için birbiriyle yarıştı. Jüri tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde; Akıllı Bitki Takip Cihazı - ÇIBIK, İnsan Kaynakları Platformu - YEŞİL YAKA ve Özel Eğitim Teknolojileri - ART - I projesi ödül almaya hak kazandı. DEMODAY Etkinliği, yarışmaya katılan diğer proje takımlarına ve jüri üyelerine plaket takdimi ve günün anısına aile fotoğrafı çekimi ile son buldu.
Selçuklu Sanat ve Tasarım Atölyesi’nden dış mahallelerdeki öğrencilere sanat etkinliği
19 Ekim 2025 Pazar - 13:30 Selçuklu Sanat ve Tasarım Atölyesi’nden dış mahallelerdeki öğrencilere sanat etkinliği Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi’nin Sanat, Eğitim, Teknoloji ve Atölye Programları (SETAP) kapsamında faaliyet gösteren Sanat ve Tasarım Atölyesi "SETAP Mahallemde Sanat Ellerimde" projesi ile Sızma Mahallesi’nde öğrencilere atölye etkinlikleri gerçekleştirdi. Selçuklu Belediyesi, çocukların el becerilerini ve yeteneklerini geliştirerek onlara yeni ufuklar açmaya devam ediyor. Bu kapsamda eğitimlerine devam eden Selçuklu Sanat ve Tasarım Atölyesi, Sızma Mahallesi’nde bulunan İstanbul Ticaret Odası Şehit Muhterem Ak Ortaokulu öğrencilerine "SETAP Mahallemde Sanat Ellerimde" projesi ile atölye etkinlikleri gerçekleştirdi. Okul bahçesine kurulan etkinlik alanında öğrenciler, eğitmenler eşliğinde çeşitli sanatsal ve el becerisine yönelik çalışmalara katıldı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte öğrenciler hem eğlendi hem de yeni bilgiler öğrenme fırsatı buldu. Sanat ve Tasarım Atölyesi’nin "SETAP Mahallemde Sanat Ellerimde" projesi kapsamında dış mahallelerde yer alan farklı okullarda etkinlikler düzenlendi. Ekim ayında toplamda 4 farklı okulda gerçekleştirilen atölye çalışmalarıyla 544 öğrenciye ulaşıldı. Böylece kırsal mahallelerde eğitim gören çocuklara sanatı sevdirmek ve onların sosyal duygusal gelişimlerine katkı sağlamak amacı ile etkinlikler gerçekleştirildi. Etkinlikler mayıs ayında da devam edecek. "Her çocuğumuza eşit imkanlar sunmak istiyoruz" Selçuklu Belediyesi olarak çocukların gelişimi için her alanda fırsat eşitliğini sağlamayı önemsediklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "SETAP projemizle ilçemizin dört bir yanına, özellikle de kırsal mahallelerde eğitim gören evlatlarımıza dokunmayı sürdürüyoruz. Sanat ve Tasarım Atölyemizle çocuklarımızın el becerilerini geliştirmeyi, var olan kabiliyetlerini ortaya çıkarmayı ve sanata olan ilgilerini artırmayı amaçlıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki sanat, çocukların hem iç dünyasını zenginleştirir hem de düşünme, ifade etme ve problem çözme yeteneklerini güçlendirir. Her çocuğumuza eşit imkanlar sunmak, onları geleceğe en iyi şekilde hazırlamak en öncelikli görevlerimizden biri. SETAP Mahallemde Sanat Ellerimde projesiyle merkezdeki atölye etkinliklerini kırsal mahallelere taşımaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Çocuklarımızın yüzlerindeki mutluluk, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Her çocuğumuzun bu imkanlara ulaşabilmesi bizim için çok kıymetli. Geleceğe daha donanımlı, özgüveni yüksek ve üretken bireyler yetiştirmek istiyoruz. Bu hedefle çıktığımız yolda, eğitimin her alanını desteklemeye devam edeceğiz" dedi.
Uzmanı uyardı: Su vücudun vazgeçilmezi
19 Ekim 2025 Pazar - 11:51 Uzmanı uyardı: Su vücudun vazgeçilmezi Kış mevsiminde vücudun su ihtiyacı azalmış gibi görünse de, uzmanlar vücudun tüm sistemlerinin sağlıklı çalışabilmesi için bu dönemde de yeterli su tüketiminin hayati önem taşıdığı konusunda uyarıyor. Yaz aylarında terleme nedeniyle artan su ihtiyacının farkına daha kolay varılırken, kış aylarında bu ihtiyacı çoğu zaman göz ardı ediliyor. Uzmanlar, vücuttaki toksinlerin atılmasından beyin fonksiyonlarına, cilt sağlığından bağışıklık sistemine kadar birçok hayati süreçte suyun rolünün sürdüğünü belirterek, özellikle kışın da günlük en az 2 litre su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Vücudun erkeklerde yüzde 60’ı, kadınlarda ise yüzde 50’sinin sudan oluştuğunu belirten Medicana Konya Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Yazın terleme ve sıcak nedeniyle doğal olarak bir su içmeye karşı yatkınlığımız oluyor. Ama kış mevsiminde bu faktörler ortadan kalktığı için otomatikman sanki su içilmeyecekmiş gibi bir alışkanlık ya da düşüncemiz gelişiyor. Su vücudun vazgeçilmezi çünkü su sayesinde bizim vücudumuzda biriken toksinleri atmaya çalışıyoruz. Cildimizde de nemliliği sağlamaya çalışıyoruz. Yine bağırsaklarımızda emilime gerekli maddeler için su gerekiyor ve bu maddeler su sayesinde rahatlıkla emilebiliyor. Kabızlıkları önleyebiliyoruz. Yaz döneminde terleme arttığı için cildimizi nemlendirebiliyoruz. Ama kış döneminde terleme azaldığı için cildimizin hem sağlığı için hem dolgun olması, daha sağlıklı olması ve nemli olabilmesi için yeteri kadar su almalıyız" dedi. "Kışın yeteri kadar su alınmadığı dönemde gripler daha fazla olmakta ya da gribin şiddeti artabiliyor" Kış dönemlerinde ciltte pullanma tarzında susuzluğa bağlı olayların arttığını ifade eden Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Böbreklerimiz için, vücutta toksin atma için su gerekli ve su sayesinde böbreklerimiz düzgün bir şekilde çalışıyor ve bu toksinleri atabiliyoruz. Yeteri kadar su almadığımızda bu toksinler birikiyor ve vücudumuza zararlı etkiler oluşabiliyor. Beyin fonksiyonlarımızda baş ağrısı tarzında ya da odaklanmada problemler tarzında suyu yetersiz aldığımızda tablolar gelişebiliyor. Yine vücut direncimiz için aynı şekilde su almalıyız. Kışın yeteri kadar su alınmadığı dönemde gripler daha fazla olmakta ya da gribin şiddeti artabiliyor. Kalp damar sağlığı açısından da yeteri kadar volüm olmadığında dolaşım bozukluğu gelişiyor ve buna bağlı olarak yine aynı şekilde su yetersizliğine bağlı genel yorgunluk, halsizlikler gelişebiliyor. Yine spor yapma alışkanlıklarımız oluşmaya başladı. Spor yaptıktan sonra da yeteri kadar su almazsak hastalarımızda kas ağrıları gelişebiliyor. Genel yorgunluk şikayetlerinin daha fazla olması oluşabiliyor. Şöyle bir soru aklımıza gelebilir. Çay içiyorum, kahve içiyorum. Ben sıvı alıyorum. Evet, orada bir sıvı alınıyor ama vücutta yeteri kadar sıvı kalmıyor. Çünkü bunların idrar söktürücü etkileri var. Bu nedenle vücuda aldığınız o çay ve kahvedeki suyun büyük bir kısmını atabiliyoruz. Bu nedenle onlardan bağımsız olarak yine su içmeye devam etmeliyiz" ifadelerini kullandı. "Sadece saf suyu beğenmiyorsak suyun içerisine limon, salatalık, tarçın konulabilir" Kış aylarında bir günde ne kadar su içilmesi gerektiğini anlatan Deniz, "Kilogram başına 30-35 mililitre civarında ya da kabaca 2 litre civarında bir su almak vücudumuzun işlevleri için gereklidir ve bundan vazgeçmemeliyiz. Bu bir alışkanlık, evet alışkanlıklar kısa zamanda kazanılamayabilir ama bunu kazanmak için kendimiz de gayret göstermeliyiz. Yani sadece saf suyu beğenmiyorsak içerisine limon, salatalık, tarçın konulabilir. Onları tatlandırarak ya da tadında değişiklik yapılarak bu tarzda alışkanlıklar edinilebilir. Artık teknoloji her zaman yanımızda telefonumuza uyarılar koyarak bizi bu konuda uyarı sayesinde sıvı almaya gayret edebiliriz. Bu konuda da kendimizi destekleyebiliriz" şeklinde konuştu Yaş gruplarına ve özel hastalık durumlarına göre de su alımının değişebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Çocuk yaş gruplarımıza ortalama 1-1,5 arasında yeterken yetişkinlerde 1,5-2 litre civarına çıkmamız gerekiyor. Hastanın bir kalp yetmezliği durumu varsa ya da böbrekle ilgili bozuklukları varsa ya da elektrolitlerle ilgili bozuklukları varsa yine aşırı sıvı alımı tehlikeli olabiliyor. Genelde 4 litrenin üzerinde sıvı alımı vücudun böbrekleri düzgün çalışmıyor ise sıkıntıya sokabilir. Yani burada çok abartılı olmadan yeterli miktarda almak, dengeyi bulmak çok önemli" diye konuştu.
Uzmanı uyardı: "Su vücudun vazgeçilmezi"
19 Ekim 2025 Pazar - 11:33 Uzmanı uyardı: "Su vücudun vazgeçilmezi" Kış mevsiminde vücudun su ihtiyacı azalmış gibi görünse de, uzmanlar vücudun tüm sistemlerinin sağlıklı çalışabilmesi için bu dönemde de yeterli su tüketiminin hayati önem taşıdığı konusunda uyarıyor. Yaz aylarında terleme nedeniyle artan su ihtiyacının farkına daha kolay varılırken, kış aylarında bu ihtiyacı çoğu zaman göz ardı ediliyor. Uzmanlar, vücuttaki toksinlerin atılmasından beyin fonksiyonlarına, cilt sağlığından bağışıklık sistemine kadar birçok hayati süreçte suyun rolünün sürdüğünü belirterek, özellikle kışın da günlük en az 2 litre su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Vücudun erkeklerde yüzde 60’ı, kadınlarda ise yüzde 50’sinin sudan oluştuğunu belirten Medicana Konya Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Yazın terleme ve sıcak nedeniyle doğal olarak bir su içmeye karşı yatkınlığımız oluyor. Ama kış mevsiminde bu faktörler ortadan kalktığı için otomatikman sanki su içilmeyecekmiş gibi bir alışkanlık ya da düşüncemiz gelişiyor. Su vücudun vazgeçilmezi çünkü su sayesinde bizim vücudumuzda biriken toksinleri atmaya çalışıyoruz. Cildimizde de nemliliği sağlamaya çalışıyoruz. Yine bağırsaklarımızda emilime gerekli maddeler için su gerekiyor ve bu maddeler su sayesinde rahatlıkla emilebiliyor. Kabızlıkları önleyebiliyoruz. Yaz döneminde terleme arttığı için cildimizi nemlendirebiliyoruz. Ama kış döneminde terleme azaldığı için cildimizin hem sağlığı için hem dolgun olması, daha sağlıklı olması ve nemli olabilmesi için yeteri kadar su almalıyız" dedi. "Kışın yeteri kadar su alınmadığı dönemde gripler daha fazla olmakta ya da gribin şiddeti artabiliyor" Kış dönemlerinde ciltte pullanma tarzında susuzluğa bağlı olayların arttığını ifade eden Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Böbreklerimiz için, vücutta toksin atma için su gerekli ve su sayesinde böbreklerimiz düzgün bir şekilde çalışıyor ve bu toksinleri atabiliyoruz. Yeteri kadar su almadığımızda bu toksinler birikiyor ve vücudumuza zararlı etkiler oluşabiliyor. Beyin fonksiyonlarımızda baş ağrısı tarzında ya da odaklanmada problemler tarzında suyu yetersiz aldığımızda tablolar gelişebiliyor. Yine vücut direncimiz için aynı şekilde su almalıyız. Kışın yeteri kadar su alınmadığı dönemde gripler daha fazla olmakta ya da gribin şiddeti artabiliyor. Kalp damar sağlığı açısından da yeteri kadar volüm olmadığında dolaşım bozukluğu gelişiyor ve buna bağlı olarak yine aynı şekilde su yetersizliğine bağlı genel yorgunluk, halsizlikler gelişebiliyor. Yine spor yapma alışkanlıklarımız oluşmaya başladı. Spor yaptıktan sonra da yeteri kadar su almazsak hastalarımızda kas ağrıları gelişebiliyor. Genel yorgunluk şikayetlerinin daha fazla olması oluşabiliyor. Şöyle bir soru aklımıza gelebilir. Çay içiyorum, kahve içiyorum. Ben sıvı alıyorum. Evet, orada bir sıvı alınıyor ama vücutta yeteri kadar sıvı kalmıyor. Çünkü bunların idrar söktürücü etkileri var. Bu nedenle vücuda aldığınız o çay ve kahvedeki suyun büyük bir kısmını atabiliyoruz. Bu nedenle onlardan bağımsız olarak yine su içmeye devam etmeliyiz" ifadelerini kullandı. "Sadece saf suyu beğenmiyorsak suyun içerisine limon, salatalık, tarçın konulabilir" Kış aylarında bir günde ne kadar su içilmesi gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Kilogram başına 30-35 mililitre civarında ya da kabaca 2 litre civarında bir su almak vücudumuzun işlevleri için gereklidir ve bundan vazgeçmemeliyiz. Bu bir alışkanlık, evet alışkanlıklar kısa zamanda kazanılamayabilir ama bunu kazanmak için kendimiz de gayret göstermeliyiz. Yani sadece saf suyu beğenmiyorsak içerisine limon, salatalık, tarçın konulabilir. Onları tatlandırarak ya da tadında değişiklik yapılarak bu tarzda alışkanlıklar edinilebilir. Artık teknoloji her zaman yanımızda telefonumuza uyarılar koyarak bizi bu konuda uyarı sayesinde sıvı almaya gayret edebiliriz. Bu konuda da kendimizi destekleyebiliriz" şeklinde konuştu Yaş gruplarına ve özel hastalık durumlarına göre de su alımının değişebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Çocuk yaş gruplarımıza ortalama 1-1,5 arasında yeterken yetişkinlerde 1,5-2 litre civarına çıkmamız gerekiyor. Hastanın bir kalp yetmezliği durumu varsa ya da böbrekle ilgili bozuklukları varsa ya da elektrolitlerle ilgili bozuklukları varsa yine aşırı sıvı alımı tehlikeli olabiliyor. Genelde 4 litrenin üzerinde sıvı alımı vücudun böbrekleri düzgün çalışmıyor ise sıkıntıya sokabilir. Yani burada çok abartılı olmadan yeterli miktarda almak, dengeyi bulmak çok önemli" diye konuştu.