Yerel Haberler
Konya
09 Nisan 2026 Perşembe - 09:27 Fibromiyaljide tedavi süreci çok yönlü Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 5’ini etkileyen kronik bir ağrı sendromu olan fibromiyaljinin kesin nedeninin tam olarak anlaşılamadığını ancak merkezi sinir sistemindeki ağrı işleme süreçlerindeki anormalliklerin temel sebep olarak görüldüğünü belirten Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, tedavinin çok yönlü olduğunu ve hastanın ihtiyaçlarına göre şekillendiğini söyledi. Yaygın vücut ağrısı, uyku bozuklukları ve kronik yorgunluk ile karakterize karmaşık bir hastalık olan fibromiyaljiye baş ağrısı, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklar da eşlik edebiliyor. Çoğunlukla orta yaşlarda görülmekle birlikte çocukluk döneminde ve ileri yaşlarda da görülebilen fibromiyaljinin en sık görülme yaşının 40-50 yaş arasında olduğunu ifade eden Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, fibromiyaljinin sadece bir ağrı hastalığı olmadığını, belirtilerin de kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini belirtti. Fibromiyalji semptomları çeşitlilik gösterebilir Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, vücudun hem sağ hem sol tarafında hem de bel üstü ve altında en az 3 aydır devam eden ağrıların, yaygın kas eklem ağrısı olarak bilindiğini belirterek, "Kronik yorgunluk belirtilerinden birisi olan kişinin sabahları hiç uyumamış gibi yorgun uyanmasıdır. Beyin sisi, dikkati toplamada, işe konsantre olmakta zorlanma belirtileri de bilişsel fonksiyon bozukluğu olarak görülür. Psikolojik yakınmalar yani depresyon ve anksiyete sıklığı bu hasta grubunda yaklaşık yüzde 30-50 oranında artmıştır. Kollarda bacaklarda karıncalanma, uyuşukluk, yanma hissi görülebilir. Migren ve baş ağrıları da bu bulgulara eşlik edebilir. Bunların yanı sıra bağırsak fonksiyonlarında değişim, çarpıntı, idrar yaparken yanma ve huzursuz bacak sendromu gibi birçok farklı yakınmalar da hastalar tarafından tanımlanmaktadır" dedi. Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, fibromiyalji sendromu tanısının uzman bir hekim tarafından konulduğunu, tanının klinik muayene ve hastanın şikayetlerinin değerlendirilmesi ile belirlendiğini söyledi. Tekkurt, fibromiyalji için en önemli risk faktörlerini şöyle sıraladı: "Kadın olmak, yaşın ilerlemesi, omurgaya yönelik fiziksel travmalar, geçirilmiş viral enfeksiyonlar, çocukluk döneminde, psikolojik veya fiziksel şiddet, cinsel istismar, boşanma, terk edilme, işle ilgili sorunlar, aşırı aktif ve mükemmeliyetçi yaşam tarzı, kişilik yapısı etkilidir. Ayrıca yapılan çalışmalar hastalıkta genetik geçişin de önemli rol oynadığını göstermektedir. Tanı koymak için genellikle American College of Rheumatology (ACR) tarafından belirlenen güncel kriterler kullanılır. Belirli hassas noktaların varlığı ve semptomların süresi doktorun değerlendirmesinde kilit rol oynar." Fibromiyaljide tedavi süreci çok yönlü Fibromiyaljinin tek bir ilacı olmadığını, tedavinin çok yönlü ve hastanın ihtiyaçlarına göre şekillendiğini ifade eden Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, "Tedavi yöntemleri ilaç tedavisi ve ilaç dışı tedaviler olmak üzere iki başlık altında toplanır. İlaç dışı tedaviler hasta eğitimi, fizik tedavi, egzersiz tedavileri, beslenme önerileri, yaşam tarzı önerileri olarak sayılabilir. Stres yönetimi ve düzenli uyku rutini oluşturmak hayati önem taşır. Psikolojik destek olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) hastalıkla başa çıkma becerilerini geliştirir. Meditasyon gibi gevşeme tekniklerini uygulamak sinir sistemini yatıştırabilir. İlaç tedavisi olarak ağrı eşiğini yükseltmek ve uyku kalitesini arttırmak için antidepresanlar veya nöropatik ağrı kesiciler kullanılır. Unutulmamalıdır ki fibromiyalji tehlikeli veya sakat bırakıcı bir hastalık değildir ancak doğru yönetimle kontrol altına alınması gereken kronik bir durumdur’’ diye konuştu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 09:16 Uzmanlardan sınav kaygısı uyarısı: "Dengeli kaygı, başarıyı artırır" Milyonlarca öğrencinin hazırlandığı YKS ve LGS öncesi artan sınav kaygısına dikkat çeken uzmanlar, kaygının tamamen yok edilemeyeceğini, sınav anını yakından etkileyen bu duygunun doğru yöntemlerle kontrol altına alınabileceği uyarısında bulundu. YKS ve LGS sınavlarının yaklaşmasıyla birlikte öğrencilerde sınav kaygısının arttığına dikkat çeken uzmanlar, kaygının sınav anında öğrencilerin öğrendikleri bilgileri kullanmasını zorlaştıran bir stres ve endişe durumu olduğunu söyledi. Sınav kaygısının nedenleri arasında aile ve öğrencilerdeki yüksek başarı beklentisi, mükemmeliyetçilik duygusu olduğuna değinen Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, kaygının doğal duygularından biri olduğunu belirtti. Aladağ, "YKS ve LGS sınavlarının yaklaştığı bu dönemlerde, öğrencilerde sınav kaygısının üst seviyelere ulaştığını görebiliyoruz. Kaygı, öğrencilerin öğrendiği bilgilerin sınav anında kullanmasını engelleyen endişe ve stres durumudur. Kaygının nedenlerine baktığımız zaman öğrencilerdeki ve ailelerdeki yüksek başarı beklentisi, öğrenciler arasındaki rekabet, mükemmel olma duygusu, sınavlara olan yetersiz hazırlandım duygusu ve bunun yanında sınavı hayatın merkezine koyma ve sınavla kişiliği özdeş olma durumlarını söyleyebiliriz. Ama sınav kaygısı, kaygı durumu insanlardaki normal olan duygulardan biridir. Sevinç, öfke, nefret, aşk duygulardan biridir. Bu nedenle kaygının sıfıra indirilmesi söz konusu değildir. Dengeli bir kaygı öğrencilerdeki sınav başarısını, akademik başarıyı artırabilecektir" dedi. "Öğrenciler ve veliler olumlu düşünce şeklinde bu kaygıyı yenebilirler" Öğrencilerdeki kaygı belirtilerini sıralayan Özcan Aladağ, "Karın ağrısı, terleme, titreme, mide bulantısı gibi etkenlerin kaygı belirtisi olduğunu görebiliriz. Bunun yanında başaramama duygusu öğrencilerdeki kaygının en büyük belirtilerinden biridir. Kaygının ortadan kaldırılması mümkün olmadığına göre öğrencilerin bu kaygıyı dengede tutması gerekmektedir. Bu nedenle öğrenciler ve veliler olumlu düşünce şeklinde bu kaygıyı yenebilir. Bütün öğrencilerin sınavda kaygısı olacaktır. Her öğrenci nasıl kaygı durumu varsa ‘bende de bu duygu normaldir, çalışarak bu duyguyu normal hale getirebilirim’ düşüncesi, kaygı yenmedeki en büyük etkendir. Uyku ve beslenme alışkanlıkları öğrencilerdeki kaygıyı normale düşürecektir. Bunun yanında baharın gelmesiyle beraber öğrenciler sportif faaliyetler, hafif egzersizler buradaki kaygıyı normal düzeye getirecektir. Bununla beraber nefes egzersizleri, kaygı ile baş etmedeki en büyük yardımcı elemanlarımızdan biridir" şeklinde konuştu. "Başarı beklentisi kaygıyı son derece yükseltmektedir" Sınava giren öğrenci ile beraber anne ve babaların da bu soruna ortak olduğuna aktaran Aladağ, "Anne ve babalardaki çocuklarındaki başarı beklentisi bu kaygıyı son derece yükseltmektedir. Bu nedenle anne ve babalar öğrencilerin potansiyellerine göre bir başarı beklentisi, çocuklarını etrafındaki çocuklarla kıyaslamayarak bu kaygıyı normal hale getirebilirler. Sınava girerken nasıl bir duygu varsa sınav anında aynı duygu devam edecek ve sınav sonunda da anne ve babalar çocuklarında şu duyguyu oluşturmak durumundalar; Türkiye birincisi olsalar da, sonuncusu olsalar da anne ve babalık ve çocukluk duyguları, bağlar değişmeyecektir. Bu nedenle velilerin o aradaki bağı zedelememek adına normal bir beklenti seviyesinde olmaları öğrencilerin akademik başarısını artıracaktır" diye konuştu. Bazı öğrenciler ise sınav kaygısının olduğunu ve bunu çözebileceklerini söylerken, bazıları aile destekleriyle bu sorunun kendilerinde olmadığını ifade etti.
Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli
07 Nisan 2026 Salı - 15:13 Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, kadınlarda en sık meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanserinin görüldüğünü söyledi. 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında uzmanlar, erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekerek vatandaşları düzenli tarama ve kontrollerini ihmal etmemeleri konusunda uyardı. Kanser hastalarında özellikle tanı anında, metastatik anda genetik yol haritası bilinirse uygulanacak tedavinin temelini oluşturacağını belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, "Geç kalmadan erken tanı, erken tümörün tanısını ve erken tümörün genetik yol haritasını bilmek hastaya şifa olma açısından önem kazanmaktadır. Kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanseri çok sık görülmekte. Ama baktığınız zaman mesela kolorektal (kolon) kanseri her iki grupta da hem sık görülmekte hem de önemli bir kanser türü olarak bilinmekte" dedi. Kanser tedavisinde yol haritası önemli Ailede büyüklerde değil gençlerde kanser varsa endişe duyulması gerektiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Petekkaya, "Aile içerisinde özellikle gençlerde varsa bundan endişelenmeliyiz. Ya da bu hastalarımızda birkaç kanser birden varsa endişelenmeliyiz. Mesela çok yaşlı büyük annenizde var, bu sizin için endişelendirici ya da korkutucu olmamalı" ifadelerini kullandı. Kanserde doğru tedavi sürecinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, "Tecrübeli genetikle çalışan bir genetik merkezinin tanısıyla verilecek bir tedavi var, bir de klasik merkezlerimizde verilecek bir tedavi var. Bir kere kanserin yol haritasını çizmek zorundasınız. Arabaya bindiniz, Ankara’ya, İstanbul’a yola çıkacaksınız. Siz yolu bilirseniz hedefe ulaşabilirsiniz. O yüzden bu çok önemli. Neden çok önemli? Herkesin parmak izi nasıl farklıysa her kanserin de parmak izi, genetik yolu çok farklıdır. Metastatik dönemde ne kadar erken bunu keşfeder, buna yönelik tedavi verirsek o kadar başarılı oluruz. Çok sayıda hastanın bilgi birikimi ve bu genetik çalışmalarla meme kanseri, akciğer kanseri, kolorektal kanser, prostat kanser, pankreas kanseri ve üst kist yani aklımıza gelecek tüm kanser çeşitlerinde birikmiş bir tecrübe ve genetik altyapımız var. Bu altyapıyla tespit ettiğimiz DNA ve RNA mutasyonlarına yönelik akıllı ilaçları hastalarımıza verip şifa olmaya çalışıyoruz. Hastaların hangi mutasyonun DNA ya da RNA’da tümörün çoğalmasına katkı sağladığını görürsek ve erken yakaladığımız bu mutasyonda ona iyi bir akıllı ilaç, hedefli bir tedavi verirsek şansımızın normal klasik kemoterapilerden neredeyse üç ya da dört kat daha fazla faydalı olacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu.
Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli
07 Nisan 2026 Salı - 15:08 Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, kadınlarda en sık meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanserinin görüldüğünü söyledi. 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında uzmanlar, erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekerek vatandaşları düzenli tarama ve kontrollerini ihmal etmemeleri konusunda uyardı. Kanser hastalarında özellikle tanı anında, metastatik anda genetik yol haritası bilinirse uygulanacak tedavinin temelini oluşturacağını belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, "Geç kalmadan erken tanı, erken tümörün tanısını ve erken tümörün genetik yol haritasını bilmek hastaya şifa olma açısından önem kazanmaktadır. Kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanseri çok sık görülmekte. Ama baktığınız zaman mesela kolorektal (kolon) kanseri her iki grupta da hem sık görülmekte hem de önemli bir kanser türü olarak bilinmekte" dedi. Kanser tedavisinde yol haritası önemli Ailede büyüklerde değil gençlerde kanser varsa endişe duyulması gerektiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Petekkaya, "Aile içerisinde özellikle gençlerde var varsa bundan endişelenmeliyiz. Veyahut da bu hastalarımızda birkaç kanser birden varsa endişelenmeliyiz. Mesela çok yaşlı büyük annenizde var, bu sizin için endişelendirici ya da korkutucu olmamalı" ifadelerini kullandı. Kanserde doğru tedavi sürecinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, "Tecrübeli genetikle çalışan bir genetik merkezinin tanısıyla verilecek bir tedavi var, bir de klasik merkezlerimizde verilecek bir tedavi var. Bir kere kanserin yol haritasını çizmek zorundasınız. Arabaya bindiniz, Ankara’ya, İstanbul’a yola çıkacaksınız. Siz yolu bilirseniz hedefe ulaşabilirsiniz. O yüzden bu çok önemli. Neden çok önemli? Herkesin parmak izi nasıl farklıysa her kanserin de parmak izi, genetik yolu çok farklıdır. Metastatik dönemde ne kadar erken bunu keşfeder, buna yönelik tedavi verirsek o kadar başarılı oluruz. Çok sayıda hastanın bilgi birikimi ve bu genetik çalışmalarla meme kanseri, akciğer kanseri, kolorektal kanser, prostat kanser, pankreas kanseri ve üst kist yani aklımıza gelecek tüm kanser çeşitlerinde birikmiş bir tecrübe ve genetik altyapımız var. Bu altyapıyla tespit ettiğimiz DNA ve RNA mutasyonlarına yönelik akıllı ilaçları hastalarımıza verip şifa olmaya çalışıyoruz. Hastaların hangi mutasyonun DNA ya da RNA’da tümörün çoğalmasına katkı sağladığını görürsek ve erken yakaladığımız bu mutasyonda ona iyi bir akıllı ilaç, hedefli bir tedavi verirsek şansımızın normal klasik kemoterapilerden neredeyse üç ya da dört kat daha fazla faydalı olacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu. (TH-FM-
Selçuklu’nun yıldızları ödüllendirildi
07 Nisan 2026 Salı - 10:33 Selçuklu’nun yıldızları ödüllendirildi Konya Selçuklu İlçe Belediyesi, 2025 yılında ulusal ve uluslararası şampiyonalarda Konya’yı ve Türkiye’yi gururla temsil eden Selçuklu Belediyespor Kulübü sporcuları ve antrenörleri için ’Selçuklu’nun Yıldızları Ödül Töreni’ programı gerçekleştirdi. Türkiye’nin en büyük amatör spor kulüplerinden biri olan Selçuklu Belediyespor Kulübü, sporcu sayısı, branş çeşitliliği ve güçlü altyapısıyla adından söz ettirerek önemli başarılara imza atıyor. Konya’da spor alanındaki başarılarıyla dikkat çeken kulübün sporcuları, 2025 yılında katıldıkları ulusal ve uluslararası organizasyonlarda dereceler elde ederek hem şehri hem de Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Sporcular yıl boyunca farklı branşlarda gösterdikleri performanslarla 70 altın, 55 gümüş ve 53 bronz olmak üzere toplamda 178 madalya kazandı. Selçuklu’nun başarılı sporcu ve antrenörleri için ’Selçuklu’nun Yıldızları Ödül Töreni’ düzenlendi. Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleşen programda 12 farklı branşta mücadele eden 100 sporcu ödüllerini aldı. Törene Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya Milletvekilleri Mustafa Hakan Özer, Mehmet Baykan, Latif Selvi ve Hasan Ekici, Bölge İdare Mahkeme Başkanı Nazım Taha Koçak, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürü Tuncay Karabulut, İl Gençlik ve Spor Müdürü Muzaffer Çintimar, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit, Selçuklu Belediyespor Kulübü Başkanı Mustafa Yavuz Tezcan ve yönetimi, AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı, Taekwondo Federasyonu Başkanı Bahri Tanrıkulu, Halter Federasyonu Başkanı Talat Ünlü, Kick Boks Federasyonu Başkanı Salim Kayıcı, Judo Federasyonu Başkanı Sezer Huysuz, Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, yıldız sporcular, aileleri ve antrenörleri katıldı. Ahmet Pekyatırmacı: "Hedefimiz olimpiyatlar" Bu günün kendileri için gurur gecesi olduğunu ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Elhamdülillah gurur duyuyorum, övünüyorum. Gençlerimiz için ne yapsak az. Gençlerimize, biz bir adım gittiğimiz zaman onlar bize yüz adım geliyor ve yüz adımlık başarılar elde ediyor. O yüzden inşallah gençlerimize, sporcularımıza en güçlü desteği vermeye devam edeceğiz. Bu zamana kadar Selçuklu’muzda spor kültürünün oluşmasına, ailelerimizin bize güven duymasına, sporcu gençlerimizin spora bu kadar yoğun ilgi göstermesine vesile olan tüm önceki dönem belediye başkanlarımıza, spor kulübü başkanlarımıza, yöneticilerimize, idarecilerimize, antrenörlerimize, herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Çünkü bu başarı tesadüf değil. Bu başarı büyük bir emeğin, gayretin, fedakarlığın neticesi. Burada gördüğünüz onlarca sporcumuza ödüllerini verdik ve bunların içerisinde olimpiyat ikincimiz, Dünya şampiyonumuz, Avrupa şampiyonumuz, Dünya ikincimiz, üçüncümüz, Balkan şampiyonlarımız, Türkiye şampiyonlarımız var. Gençlerimiz bu ödülleri bileklerin hakkıyla alıyor. İnşallah artık bundan sonraki hedefimiz olimpiyatlar. Yeni sporcu merkezimizle birlikte sporcularımızı çok daha nitelikli bir şekilde onların özellikle ilgi, yetenek, kabiliyetleri doğrultusunda yönlendireceğimiz bir planla, programla olimpiyatlara hazırlamak istiyoruz. Bu anlamda Gençlik ve Spor Bakanlığımızın bize verdiği çok büyük bir destek var. Onlarla yaptığımız işbirliği sayesinde inşallah sporcu merkezimizde gençlerimizi temelden itibaren hazırlayacağız ve Gençlik ve Spor Bakanlığımızın olimpiyat hazırlık merkezlerine yetiştireceğiz. Oradan da inşallah Türkiye’mizi, ülkemizi, şehrimizi, ilçemizi gururla temsil edecek olimpiyat sporcularımızı, şampiyonlarımızı yetiştireceğiz" diye konuştu. Başarılı sporcuların ödülleri protokol üyeleri tarafından takdim edilirken, program sporcular ile çekilen aile fotoğrafı ile sona erdi.
Başkan Pekyatırmacı: "Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’miz, milli sporcularımızın sayısının artmasına vesile olacak"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 17:57 Başkan Pekyatırmacı: "Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’miz, milli sporcularımızın sayısının artmasına vesile olacak" Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Konya’ya kazandıracakları Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’nin tamamlanmak üzere olduğunu belirterek, merkezin faaliyete geçmesiyle olimpiyatlara sporcu yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Spora ve gençliğe yatırımı her zaman önceleyen Selçuklu Belediyesi’nin bu alandaki en büyük yatırımlarından bir tanesi olan Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’ndeki çalışmalarda sona gelindi. Selçuklu Vizyonuyla hayata geçirilen ve birçok ilki bünyesinde barındıran tesisin tamamlanması ile spor camiasına çok önemli bir altyapı kaynağı sağlanmış olacak. "En önemli hedefimiz olimpiyatlara sporcu yetiştirmek" Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’ndeki çalışmalarda sona doğru yaklaştıklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Binamızdaki inşaat faaliyetleri tamamlanmak üzere. Çim sahamız, atletizm pistimiz ve cimnastikle alakalı alanlarımızda çalışmalarımız tamamlandı. Çevreyle ilgili çalışmaları da inşallah en kısa sürede tamamlayarak merkezimizin artık açılışa hazır hale gelmesi için çaba sarf ediyoruz. Merkezimiz Konya’mızda özellikle spor kültürünün gelişmesinde ve spor okullarımızdaki öğrenci sayımızın artmasında çok önemli katkılar sağlayacak. Şu anda 15 bin üzerinde lisanslı sporcumuz, 200’ün üzerindeki milli sporcumuzla sadece Konya’mızı değil ülkemizi temsil ediyoruz. Bu merkezimizin tamamlanmasıyla birlikte hem lisanslı sporcu sayımızı hem spor okullarında eğitim gören çocuklarımızın, gençlerimizin sayısını hem de milli sporcularımızın sayısını artırmayı ve özellikle de olimpiyatlara sporcu göndermeyi hedefliyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığımızla, İl Müdürlüğümüzle, İlçe Müdürlüğümüzle çok ciddi bir işbirliği yapıyoruz. Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezimiz, spor kültürünün gelişmesine, hem spor okullarında eğitim gören çocuklarımızın sayısının artmasına, hem lisanslı sporcu sayımızın artmasına, hem de milli sporcularımızın sayısının artmasına vesile olacak. Ama en önemli hedefimiz olimpiyatlara sporcu yetiştirmek. Bu anlamda da Gençlik ve Spor Bakanlığımızla çok önemli bir işbirliğini yürütüyoruz. Buradaki hedeflediğimiz çalışmaları yaptıktan sonra inşallah olimpiyat hazırlık merkezlerine çocuklarımızı göndererek çok farklı branşlarda Konya’mızdan, Selçuklu’muzdan olimpiyatlara sporcu yetiştirme hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Tabii binamızın LEED sertifikalı olması aslında sporcu merkezi olarak da Türkiye’ye örnek bir bina niteliğinde ortaya çıkıyor. Binamız çatısında bulunan güneş enerjisi sistemleriyle enerji ihtiyacının yüzde 80’ini kendi sisteminden karşılıyor. Yine gri su sistemiyle birlikte binamız atık üretmeyen bir bina. Lavabolardan ve duşlardan kullanılan suların arıtma sistemiyle, gri su sistemiyle geri dönüştürülmesi sayesinde hem yeşil alanların sulanmasında hem de rezervuarlarda kullanarak atık üretmeyen, kendi enerjisini kendisi üreten, çevreci, yeşil bir binayı üretiyoruz. Bu anlamda da örnek olduğumuzu düşünüyorum" diye konuştu. 23 bin 514 metrekare bina alanı ve 15 bin 630 metrekare açık saha alanı bulunan Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’nde, 2 adet yüzme havuzu, hentbol ölçeğinde kapalı spor salonu, karate, judo, cimnastik, masa tenisi, güreş, satranç, tekvando, wushu, kickboks ve okçuluk branşlarına uygun spor salonları, fitness salonu, FİFA standartlarına uygun futbol sahası, Dünya Atletizm Birliği standartlarına uygun atletizm pisti, spor müzesi, spor mağazası, seminer salonu, VIP odası, kafeterya, idari birimler ve diğer ihtiyaç alanları yer alacak. Merkezde, 18 farklı spor branşında aynı anda 680, 1 günde ise toplam 3 bin 360 sporcunun spor yapma imkanı olacak. Türkiye’nin ilk Yeşil Sertifikalı (LEED) Sporcu Yetiştirme Merkezi olma özelliğini de taşıyacak olan merkez kendi enerjisinin yüzde 80’ini çatısında kurulacak olan güneş enerjisi panellerinden elde edecek.
Konya’da MEVKA’dan tohumculuğa 135 milyon liralık destek
06 Nisan 2026 Pazartesi - 17:11 Konya’da MEVKA’dan tohumculuğa 135 milyon liralık destek Konya’da Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) tarafından 135 milyon TL bütçe ile ilan edilen "2026 Yılı Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısını Güçlendirme Faizsiz Kredi Desteği programı’nın tanıtımı yapıldı. "Tohumun Geleceği: TR52 Bölgesi Teknoloji ve İnovasyon Buluşması" etkinliği Konya Ticaret Borsasında geçekleştirildi. Toplantıda konuşan MEVKA Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı, sertifikalı tohum üretiminin son 20 yılda yaklaşık 9 kat arttığına dikkat çekti. Bostancı, "Ajansımız tarafından yürütülecek yeni bir mali destek programı olan ve 135 milyon lira bütçe ile ilan edilen ‘2026 Yılı Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısını Güçlendirme Faizsiz Kredi Desteği Programı’nın tanıtımını gerçekleştiriceğiz. Hızla artan dünya nüfusu karşısında gıda güvenliğinin sağlanması her geçen gün daha kritik hale gelmektedir. Bu çerçevede tohumculuk sektörü, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez ve stratejik öneme sahip temel sektörlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Küresel tohum pazarı verilerine baktığımızda 2025 yılı sonunda pazarın yaklaşık 75 milyar dolar bandında bir büyüklüğe ulaştığını, 2030’lu yılların başında ise pazarın yaklaşık 1,5-2 katı büyüklüğü ulaşarak 130-150 milyar dolarlık bir hacme ulaşacağı öngörülmektedir. Türkiye’de ise Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) verilerine göre sertifikalı tohum üretimi son 20 yılda yaklaşık 9 kat artarak 2025 yılında 1,36 milyon tona ulaşmıştır. Bu üretimin illere göre dağılımı incelendiğinde ise sertifikalı tohumluk üretimin de ilk sıranın yaklaşık 370 bin ton ve yüzde 27.5’luk pay ile Konya’ya ait olduğu, ajansımızın sorumluluk alanında yer alan diğer ilimiz olan Karaman’ın ise yıllara göre değişmekle birlikte genelde sıralamada ilk 10 il içerisinde yer aldığı gözlemlenmektedir. Global ölçekte yaklaşık iki katına çıkması beklenen bir pazar hacmi, ulusal güvenlik açısından önemi ve bölgemizin bu konudaki stratejik avantajları, tohumculuğu ajansımızın da öncelikli alanları arasına girmesine neden olmuştur" dedi. 135 milyon liralık destekte iki öncelik yer alıyor Genel Sekreter Bostancı şöyle devam etti: "Bölge olarak üretimde lider olduğumuz bir sektörde Ar-Ge tarafındaki durumumuza baktığımızda ise, maalesef üretimdeki rakamsal liderliğimizi Ar-Ge belgesine sahip firma sayısına aynı ölçüde yansıtamadığımızı görüyoruz. Ülkemizde Ar-Ge belgesine sahip tohum firmalarının toplam tohumculuk firmalarına oranı yaklaşık yüzde 33 seviyesindedir. Antalya ve İzmir gibi illerde bu oran yüzde 68 düzeyine kadar çıkarken, Konya’da yaklaşık yüzde 26 seviyesinde kalmakta; yani ilimiz Ar-Ge konusunda oransal olarak Türkiye ortalamasının altında bulunmaktadır. Gerek bu rakamlar gerekse de ajansımız tarafından hazırlanan 2024-2026 TR52 bölge planımızda yer alan ‘işletmelerde verimlilik ve katma değer artışı sağlayacak Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin desteklenmesine’ yönelik tedbirler doğrultusunda bugün tanıtımını yapacağımız ‘2026 Yılı Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısını Güçlendirme Faizsiz Kredi Desteği Programı’ geliştirilmiştir. Mart ayı içerisinde 135 milyon lira bütçe ile ilan ettiğimiz bu destek programı kapsamında; halihazırda Ar-Ge yapmayan firmalara yönelik olarak ‘ıslah alanında Ar-Ge yapmaya yetkin tohumculuk firmalarının artırılması’ ile mevcutta Ar-Ge yapan ancak yetkinliklerini artırmak isteyen firmalara yönelik ‘tohumculuk sektöründe Ar-Ge ve inovasyon altyapısının geliştirilmesi’ olmak üzere 2 öncelik yer almaktadır. Program kapsamında birinci öncelik için 15 milyon lira bütçe ayrılmış olup, proje başı azami 1 milyon lira destek sağlanacaktır. İkinci öncelik için ise 120 milyon lira bütçe ayrılmış olup, proje başı sağlanacak destek asgari 7 milyon lira azami 50 milyon liradır. Proje kapsamında destek almaya hak kazanacak başvuru sahipleri 8 aylık geri ödemesiz dönem içerisinde ajans tarafından sağlanacak finansman ile projelerini hayata geçirecekler ve bu finansmanı geri ödemesiz dönemin sona ermesini müteakiben taksitler halinde ve faizsiz olarak 18 ay içerisinde yani toplamda 26 ay içerisinde geri ödeyeceklerdir" şeklinde konuştu. Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik de tohumun; toprağın hafızası, üretimin başlangıcı, bereketin anahtarı, aynı zamanda stratejik bir güç olduğunu belirterek, "Konya, Türkiye’nin tarımsal üretiminde tartışmasız bir merkez, sertifikalı tohum üretiminde de ülkemizin lokomotifidir"dedi. Türkiye Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yekta Tezel de, "Güçlü bir tohumculuk sektörü olmadan sürdürülebilir bir tarımsal üretiminden bahsedilmesi mümkün değildir. Bugün dünyada gelişmiş ülkelere baktığımızda tamamının güçlü bir tohumculuk altyapısının bulunduğunu görüyoruz. Çünkü tohum sadece ürün değil, aynı zamanda bilgi, teknoloji ve ARGE’nin somut bir çıktısıdır" ifadelerini kullandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu da, "Bizim için tohumculuk tarımın en stratejik, en önemli noktalarından bir tanesi. Tohumculuğa önem, değer veriyoruz. Yerli ve milli tohumculuğa, yerel firmalarımıza önem veriyoruz. Firmalarınızın ulusal ve uluslararası rekabetçiliğine önem veriyoruz. Bu noktada yapılacak her türlü programa, her türlü çalışmaya önemli destek olarak hem maddi hem de yanlarında olarak, birlik olarak destek verdiğimizi belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. "Tohumculuk sektöründe faaliyet gösteren firmalarımızı cazibe merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz" Kalkınma Ajansları Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Caner Meydan ise, "Tarım artık sadece üretim değil, teknoloji, Ar-Ge ve inovasyonla şekillenen stratejik bir güç alanıdır. Bu dönüşümün merkezinde ise hiç şüphesiz tohum yer almaktadır. Tohum; sadece bir üretim girdisi değil, aynı zamanda verimliliğin, sürdürülebilirliğin ve gıda güvenliğinin temelidir. Dolayısıyla tohumculuk sektöründe atılacak her adım, doğrudan ülkemizin kalkınma hedeflerine hizmet etmektedir. Bugün lansmanını gerçekleştirdiğimiz ’Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısının Güçlendirilmesi Faizsiz Kredi Desteği Programı’ tam da bu stratejik bakış açısının bir ürünüdür. Bu program ile tohumculuk sektöründe faaliyet gösteren firmalarımızın Ar-Ge altyapılarını güçlendirmeyi, yeni çeşit geliştirme kapasitesini artırmayı, üniversite-sanayi-kamu iş birliklerini derinleştirmeyi ve bölgemizi tohum teknolojilerinde bir cazibe merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz. Konya ve Karaman illerimiz, Türkiye’nin tarımsal üretiminde lokomotif bir konumdadır. Bu güçlü üretim altyapısının; kamu kurumlarımızın bilgi birikimiyle, üniversitelerimizin bilimsel katkılarıyla ve sektörümüzün dinamizmiyle birleşmesi; bölgemizi küresel ölçekte rekabetçi hale getirecektir" diye konuştu. Konuşmaların ardından "Tohum Teknolojilerinde Dönüşüm ve Küresel Rekabet" konulu panelde projenin detayları katılımcılara anlatıldı.
Başkan Altay: "Konya’mızın bereketli topraklarını hep birlikte daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:41 Başkan Altay: "Konya’mızın bereketli topraklarını hep birlikte daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği tarım projeleri ve destekleri anlattı. Başkan Altay, "Konya’mızın bereketli topraklarını hep birlikte daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz" dedi. Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Altay, dünya nüfusundaki hızlı artışın, gıdaya olan ihtiyacı her geçen gün daha da artırdığını hatırlatarak, "Bu ihtiyacı karşılarken doğal kaynakları tüketen, toprağı yoran ve suyu dikkatsizce kullanan üretim anlayışları; uzun vadede tarımı da hayatı da sürdürülemez hale getirmektedir. Bu nedenle tarımda artık daha bilinçli, daha planlı ve daha sorumlu adımlar atmak zorundayız" dedi. "Verimli ve sürdürülebilir üretim, ancak planlı ve bilinçli adımlarla mümkündür" Başkan Altay, Konya’nın Çatalhöyük’ten bu yana süregelen binlerce yıllık tarımsal birikiminin, bilinçli üretim anlayışının temeline dayandığını belirterek, "Konya Modeli Belediyecilik vizyonumuz doğrultusunda Büyükşehir Belediyesi olarak; kuralığa dayanaklı ürünleri ve organik üretimi destekleyen, yerel üreticiyi güçlendiren, atıl arazileri üretime kazandıran, su kaynaklarının verimli kullanımını esas alan bir tarım politikası izliyoruz. Çünkü verimli ve sürdürülebilir üretim, ancak planlı ve bilinçli adımlarla mümkündür. Anadolu’nun tahıl ambarı olarak bilinen bu bereketli topraklar, sadece ülkemizin değil, dünyanın gıda güvenliğine katkı sağlayan önemli üretim merkezlerinden biri olmuştur. Bu topraklarda tarım, ekonomik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir medeniyet birikimidir" ifadelerini kullandı. "Konya, Türkiye’nin tarım başkenti konumunda" Konya’nın; tarımsal üretim değeri, tarımsal ticaret ve tarımsal istihdam açısından Türkiye’nin tarım başkenti konumunda olduğunu ifade eden Başkan Altay, şunları kaydetti: "Geniş tarım arazileri, verimli üretim havzaları ve gelişmiş tarımsal sanayi altyapısı ile Konya, ülkemizin üretim gücünü belirleyen merkezlerden biridir. Bizler de AgriCities Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği Başkanı olarak edindiğimiz tecrübelerle; tarımın artık yerelden başlayarak küresel ölçekte ele alınması gereken bir mesele olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Konya’mızın bu alandaki birikimini uluslararası platformlara taşımaya ve şehrimizi hem ülkemizde hem de dünyada marka şehir haline getirmeyi hedefliyoruz." "Suyu korumadan tarımı korumak mümkün değildir" Başkan Altay, sürdürülebilir tarım çalışmalarında eğitime büyük önem verdiklerini vurgulayarak, "Çünkü tarımsal üretimde bilgi, hem maliyetleri düşüren hem de verimi artıran en temel unsurdur. Bu kapsamda; tarla ve bahçe bitkilerinden hayvancılığa, arıcılıktan modern sulama tekniklerine kadar birçok alanda üreticilerimize yönelik eğitim programlarını hayata geçirdik. Eğitimlerimizde özellikle kuraklıkla mücadele, su tasarrufu ve modern sulama yöntemleri üzerinde duruyoruz. Çünkü suyu korumadan tarımı korumak mümkün değildir. Bu bilinçle, üreticilerimizle birlikte aynı sorumluluk anlayışıyla hareket ediyoruz" dedi. Konya modeli tarım faaliyetlerini detaylı olarak anlattı Başkan Altay konuşmasının devamında "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışıyla yürütülen tarımsal faaliyetlerden bahsederek, çiftçilere sağlanan eğitim ve teknik destekten fidan, fide ve tohum desteklerine tarım kooperatiflerinin desteklenmesinden Ar-Ge çalışmalarına tarımsal sulama, tarımsal tesisler ve altyapı yatırımlarından hayvancılık desteklerine atıl arazilerin üretime kazandırılmasından gençlere, kadınlara ve dezavantajlı gruplara yönelik olarak yürütülen tarımsal faaliyetlere kadar pek çok başlıkta bilgiler paylaştı. 2018’den bugüne 23 milyon 226 bin adet fide ve fidan desteği 31 ilçedeki çiftçiye ve üreticiye sadece geçtiğimiz yıl, 138 bin 184 adet fide ve fidan desteği sağlandığını dile getiren Başkan Altay, 2018 yılından bu yana ise çiftçiye sağlanan fidan ve fide desteği sayısının ise tamı tamına 23 milyon 226 bin adete ulaştığı bilgisini aktardı. 2018’den itibaren tarımsal kalkınma için harcanan miktar 965 milyon TL’yi aştı 2025 yılında toplam tarımsal destekleme rakamının 24 milyon 575 bin lira olarak gerçekleştiğini de açıklayan Başkan Altay, "2018 yılından bu yana Konya Ovası Projesi (KOP) desteğiyle 66 adet küçük ölçekli sulama yatırımı yaptık. Bu süreçte sulama yatırımlarının tutarı, güncel bedelle 596 milyon lira oldu. 2018 yılından bu yana tarımsal kalkınma için yaptığımız fidan, fide, tohum, tarımsal ekipman desteği ve küçük ölçekli sulama yatırımı tutarı 965 milyon lirayı aştı. Çiftçimize, üreticimize hayırlı olsun" değerlendirmesinde bulundu. "Şehrimizin tarımsal üretimine, su konusuna ve tasarrufa dikkat çekeceğiz" Başkan Altay, geleneksel olarak düzenlenen Konya Tarım Fuarı’nın bu yıl da titizlikle gerçekleştirileceğine değinerek, "Bildiğiniz gibi, ülkemizin en önemli tarım fuarlarından biri olan Konya Tarım Fuarı yarın açılıyor. Ülkemizden ve tüm dünyadan çiftçilerimizi ve sektör temsilcilerini bir araya getirecek fuarın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bizler de bu süreçte şehrimizin farklı noktalarında yaptığımız uygulamalarla; şehrimizin tarımsal üretimine, su konusuna ve tasarrufa dikkat çekeceğiz" şekline konuştu. "Kendi gıdasını üreten ülkeler güçlü, üretmeyen ülkeler ise bağımlı hale gelmektedir" Bugün dünyada yaşanan savaşlar, krizler ve iklim değişikliğinin çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattığını belirten Başkan Altay, konuşmasına şöyle devam etti: "Tarım artık sadece bir üretim meselesi değil; gıda güvenliği, ekonomi, diplomasi ve milli güvenlik meselesidir. Kendi gıdasını üreten ülkeler güçlü, üretmeyen ülkeler ise bağımlı hale gelmektedir. Bu noktada Türkiye, son yıllarda tarım alanında çok önemli bir gelişim süreci yaşamıştır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarım; stratejik bir sektör olarak, ekonomik bağımsızlığın teminatı ve geleceğimizi güvence altına alan önemli bir alan haline gelmiştir. Bu süreçte çiftçiyi merkeze alan, teknolojiyle desteklenen ve yerli-milli üretimi esas alan büyük yatırımlar yapılmıştır." "Tarım güçlü olursa şehir güçlü olur; şehir güçlü olursa ülkemiz güçlü olur" Başkan Altay, Konya’nın, sadece üretim yapan bir şehir değil; tarımı planlayan, yöneten, geliştiren ve dünyaya anlatan bir tarım başkenti olduğunu vurgulayarak, "Bugün Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise ilk yedi ülke arasında yer alıyorsa; bu başarı, bu vizyonun bir sonucudur. Bu güçlü tarım vizyonunun en önemli merkezlerinden biri de hiç şüphesiz ki memleketimiz Konya’dır. 42 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip şehrimizde yaklaşık 1 milyon 890 bin hektar tarım arazisi bulunmaktadır. Bu büyüklük Konya’nın tarımdaki gücünü ve potansiyelini açıkça göstermektedir. Biz şuna inanıyoruz; tarım güçlü olursa şehir güçlü olur; şehir güçlü olursa ülkemiz güçlü olur. Nitekim tarım; gıda güvenliğidir, istihdamdır, kalkınmadır, çevredir ve gelecek nesillere bırakacağımız en değerli mirastır. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Daha gidecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Bol yağışlı geçen kış mevsiminin ardından, alın teriyle üretim yapan tüm çiftçilerimize bereketli bir yıl diliyorum. İnşallah Konya’mızın bereketli topraklarını hep birlikte daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz. Hayata geçirdiğimiz tüm projelerimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Basın toplantısının son bölümünde Başkan Altay, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Şehit evlatlarını, eşlerinin hatıralarını 3 boyutlu rölyeflerde yaşatıyorlar
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:05 Şehit evlatlarını, eşlerinin hatıralarını 3 boyutlu rölyeflerde yaşatıyorlar Konya’nın Akşehir ilçesinde şehitlerin hatırasını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla başlatılan anlamlı çalışmada şehit yakınları şehit verdikleri evlatlarının, eşlerinin fotoğraflarını özenle çalışarak 3 boyutlu rölyef haline getiriyor. Akşehir Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği tarafından düzenlenen kurs kapsamında, şehitlerin fotoğrafları üç boyutlu kağıt rölyef tekniğiyle hazırlanıyor. Dernek Başkanı İsmail İnce’nin öncülüğünde, Akşehir Halk Eğitim Merkezi ile Akşehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen kurs; şehit aileleri ve gazileri bir araya getirerek hem sanatsal hem de duygusal bir ortam oluşturuyor. Şehit anneleri, babaları, eşleri ve kardeşleri, şehitlerin fotoğraflarını katmanlı kağıt teknikleriyle üç boyutlu hale getirerek anlamlı eserler ortaya çıkarıyor. Şehit Pilot Teğmen Murat Orbay’ın babası Musa Orbay, dernekte düzenlenen kursta Kayseri Sarımsaklı’da uçağın kaza kırıma uğraması sonucu şehit verdiği evladının fotoğrafını özenle düzenlerken, kardeşi İbrahim Geçer’in 2011 yılında Hakkari Çukurca’da şehit düştüğünü ifade eden şehit ablası Dursiye Ceylan çalışmadan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Şehit Murat Ateş’in eşi Meral Ateş de acılarını sanatla ifade ettiklerini belirtti. Kıbrıs Gazisi Muammer Becerik, çalışmalarından memnun olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Üç boyutlu rölyeflerin yapımı için tüm şehit yakınları ve gaziler ile yakından ilgilenen kurs öğretmeni Funda Fırat Yavaş, amaçlarının kalıcı hatıralar bırakmak olduğuna değinerek "Akşehir Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Akşehir Halk Eğitim Merkezi ve Şehit ve Gaziler Derneği iş birliğiyle halk eğitim merkezi tarafından bu kursa görevlendirildim. Akşehir’de şehit ve gazi ailelerimizin hatıralarını yaşatmak, onlardan bir anı bırakmak için bu kursu açtık. Kursumuz 3 boyutlu kağıt rölyef olarak geçiyor. Kağıtların bir araya gelmesiyle üç boyutlandırılarak yapılıyor. Bu çalışmalarımızın sonucunda şehit ve gazi ailelerimize kalıcı bir hatıra olarak kalmasını temenni ediyoruz" dedi. Akşehir Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı İsmail İnce de, şehit ve gazileri unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını belirterek, şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, vefat eden gazilere de Allah’tan rahmet diledi.