Yerel Haberler
Konya
09 Nisan 2026 Perşembe - 09:27 Fibromiyaljide tedavi süreci çok yönlü Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 5’ini etkileyen kronik bir ağrı sendromu olan fibromiyaljinin kesin nedeninin tam olarak anlaşılamadığını ancak merkezi sinir sistemindeki ağrı işleme süreçlerindeki anormalliklerin temel sebep olarak görüldüğünü belirten Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, tedavinin çok yönlü olduğunu ve hastanın ihtiyaçlarına göre şekillendiğini söyledi. Yaygın vücut ağrısı, uyku bozuklukları ve kronik yorgunluk ile karakterize karmaşık bir hastalık olan fibromiyaljiye baş ağrısı, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklar da eşlik edebiliyor. Çoğunlukla orta yaşlarda görülmekle birlikte çocukluk döneminde ve ileri yaşlarda da görülebilen fibromiyaljinin en sık görülme yaşının 40-50 yaş arasında olduğunu ifade eden Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, fibromiyaljinin sadece bir ağrı hastalığı olmadığını, belirtilerin de kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini belirtti. Fibromiyalji semptomları çeşitlilik gösterebilir Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, vücudun hem sağ hem sol tarafında hem de bel üstü ve altında en az 3 aydır devam eden ağrıların, yaygın kas eklem ağrısı olarak bilindiğini belirterek, "Kronik yorgunluk belirtilerinden birisi olan kişinin sabahları hiç uyumamış gibi yorgun uyanmasıdır. Beyin sisi, dikkati toplamada, işe konsantre olmakta zorlanma belirtileri de bilişsel fonksiyon bozukluğu olarak görülür. Psikolojik yakınmalar yani depresyon ve anksiyete sıklığı bu hasta grubunda yaklaşık yüzde 30-50 oranında artmıştır. Kollarda bacaklarda karıncalanma, uyuşukluk, yanma hissi görülebilir. Migren ve baş ağrıları da bu bulgulara eşlik edebilir. Bunların yanı sıra bağırsak fonksiyonlarında değişim, çarpıntı, idrar yaparken yanma ve huzursuz bacak sendromu gibi birçok farklı yakınmalar da hastalar tarafından tanımlanmaktadır" dedi. Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, fibromiyalji sendromu tanısının uzman bir hekim tarafından konulduğunu, tanının klinik muayene ve hastanın şikayetlerinin değerlendirilmesi ile belirlendiğini söyledi. Tekkurt, fibromiyalji için en önemli risk faktörlerini şöyle sıraladı: "Kadın olmak, yaşın ilerlemesi, omurgaya yönelik fiziksel travmalar, geçirilmiş viral enfeksiyonlar, çocukluk döneminde, psikolojik veya fiziksel şiddet, cinsel istismar, boşanma, terk edilme, işle ilgili sorunlar, aşırı aktif ve mükemmeliyetçi yaşam tarzı, kişilik yapısı etkilidir. Ayrıca yapılan çalışmalar hastalıkta genetik geçişin de önemli rol oynadığını göstermektedir. Tanı koymak için genellikle American College of Rheumatology (ACR) tarafından belirlenen güncel kriterler kullanılır. Belirli hassas noktaların varlığı ve semptomların süresi doktorun değerlendirmesinde kilit rol oynar." Fibromiyaljide tedavi süreci çok yönlü Fibromiyaljinin tek bir ilacı olmadığını, tedavinin çok yönlü ve hastanın ihtiyaçlarına göre şekillendiğini ifade eden Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, "Tedavi yöntemleri ilaç tedavisi ve ilaç dışı tedaviler olmak üzere iki başlık altında toplanır. İlaç dışı tedaviler hasta eğitimi, fizik tedavi, egzersiz tedavileri, beslenme önerileri, yaşam tarzı önerileri olarak sayılabilir. Stres yönetimi ve düzenli uyku rutini oluşturmak hayati önem taşır. Psikolojik destek olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) hastalıkla başa çıkma becerilerini geliştirir. Meditasyon gibi gevşeme tekniklerini uygulamak sinir sistemini yatıştırabilir. İlaç tedavisi olarak ağrı eşiğini yükseltmek ve uyku kalitesini arttırmak için antidepresanlar veya nöropatik ağrı kesiciler kullanılır. Unutulmamalıdır ki fibromiyalji tehlikeli veya sakat bırakıcı bir hastalık değildir ancak doğru yönetimle kontrol altına alınması gereken kronik bir durumdur’’ diye konuştu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 09:16 Uzmanlardan sınav kaygısı uyarısı: "Dengeli kaygı, başarıyı artırır" Milyonlarca öğrencinin hazırlandığı YKS ve LGS öncesi artan sınav kaygısına dikkat çeken uzmanlar, kaygının tamamen yok edilemeyeceğini, sınav anını yakından etkileyen bu duygunun doğru yöntemlerle kontrol altına alınabileceği uyarısında bulundu. YKS ve LGS sınavlarının yaklaşmasıyla birlikte öğrencilerde sınav kaygısının arttığına dikkat çeken uzmanlar, kaygının sınav anında öğrencilerin öğrendikleri bilgileri kullanmasını zorlaştıran bir stres ve endişe durumu olduğunu söyledi. Sınav kaygısının nedenleri arasında aile ve öğrencilerdeki yüksek başarı beklentisi, mükemmeliyetçilik duygusu olduğuna değinen Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, kaygının doğal duygularından biri olduğunu belirtti. Aladağ, "YKS ve LGS sınavlarının yaklaştığı bu dönemlerde, öğrencilerde sınav kaygısının üst seviyelere ulaştığını görebiliyoruz. Kaygı, öğrencilerin öğrendiği bilgilerin sınav anında kullanmasını engelleyen endişe ve stres durumudur. Kaygının nedenlerine baktığımız zaman öğrencilerdeki ve ailelerdeki yüksek başarı beklentisi, öğrenciler arasındaki rekabet, mükemmel olma duygusu, sınavlara olan yetersiz hazırlandım duygusu ve bunun yanında sınavı hayatın merkezine koyma ve sınavla kişiliği özdeş olma durumlarını söyleyebiliriz. Ama sınav kaygısı, kaygı durumu insanlardaki normal olan duygulardan biridir. Sevinç, öfke, nefret, aşk duygulardan biridir. Bu nedenle kaygının sıfıra indirilmesi söz konusu değildir. Dengeli bir kaygı öğrencilerdeki sınav başarısını, akademik başarıyı artırabilecektir" dedi. "Öğrenciler ve veliler olumlu düşünce şeklinde bu kaygıyı yenebilirler" Öğrencilerdeki kaygı belirtilerini sıralayan Özcan Aladağ, "Karın ağrısı, terleme, titreme, mide bulantısı gibi etkenlerin kaygı belirtisi olduğunu görebiliriz. Bunun yanında başaramama duygusu öğrencilerdeki kaygının en büyük belirtilerinden biridir. Kaygının ortadan kaldırılması mümkün olmadığına göre öğrencilerin bu kaygıyı dengede tutması gerekmektedir. Bu nedenle öğrenciler ve veliler olumlu düşünce şeklinde bu kaygıyı yenebilir. Bütün öğrencilerin sınavda kaygısı olacaktır. Her öğrenci nasıl kaygı durumu varsa ‘bende de bu duygu normaldir, çalışarak bu duyguyu normal hale getirebilirim’ düşüncesi, kaygı yenmedeki en büyük etkendir. Uyku ve beslenme alışkanlıkları öğrencilerdeki kaygıyı normale düşürecektir. Bunun yanında baharın gelmesiyle beraber öğrenciler sportif faaliyetler, hafif egzersizler buradaki kaygıyı normal düzeye getirecektir. Bununla beraber nefes egzersizleri, kaygı ile baş etmedeki en büyük yardımcı elemanlarımızdan biridir" şeklinde konuştu. "Başarı beklentisi kaygıyı son derece yükseltmektedir" Sınava giren öğrenci ile beraber anne ve babaların da bu soruna ortak olduğuna aktaran Aladağ, "Anne ve babalardaki çocuklarındaki başarı beklentisi bu kaygıyı son derece yükseltmektedir. Bu nedenle anne ve babalar öğrencilerin potansiyellerine göre bir başarı beklentisi, çocuklarını etrafındaki çocuklarla kıyaslamayarak bu kaygıyı normal hale getirebilirler. Sınava girerken nasıl bir duygu varsa sınav anında aynı duygu devam edecek ve sınav sonunda da anne ve babalar çocuklarında şu duyguyu oluşturmak durumundalar; Türkiye birincisi olsalar da, sonuncusu olsalar da anne ve babalık ve çocukluk duyguları, bağlar değişmeyecektir. Bu nedenle velilerin o aradaki bağı zedelememek adına normal bir beklenti seviyesinde olmaları öğrencilerin akademik başarısını artıracaktır" diye konuştu. Bazı öğrenciler ise sınav kaygısının olduğunu ve bunu çözebileceklerini söylerken, bazıları aile destekleriyle bu sorunun kendilerinde olmadığını ifade etti.
Sanal bahisle mücadele ve aileyi bilinçlendirme seferberliği
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:02 Sanal bahisle mücadele ve aileyi bilinçlendirme seferberliği Resmi verilere göre sanal kumar ve yasa dışı bahis piyasasında dönen paranın Türkiye’de yaklaşık 50 milyar dolar, dünya genelinde ise yaklaşık 1 trilyon dolar civarında olduğu belirtilirken, sanal kumar ve yasa dışı bahisle mücadele için çalışmalar devam ediyor. Konya’da Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) tarafından düzenlenen ’Aileni Koru: Sanal Bahisle Mücadele ve Ailenin Bilinçlendirilmesi Projesi’nin tanıtımı, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin ev sahipliğinde yapıldı. "Yasa dışı bahis piyasasında dönen para Türkiye’de yaklaşık 50 milyar dolar" Programda konuşan HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak, sadece proje tanıtımı değil, farkındalık seferberliğinin ilk adımı için bir arada olduklarını belirterek, "Bugün burada sadece bir proje tanıtımı için değil, bir seferberlik için bir aradayız. Sanal bahisle mücadele ve aileyi bilinçlendirme projemizin bu çalışması bir etkinlikten daha fazlası bizim için bir insanlık meselesi, bir toplumsal sorumluluk. Son yıllarda dijital dünyanın sunduğu kolaylıkların ardında ne yazık ki, görünmeyen bir karanlık büyüyor. Ekranların arkasında, reklamlarda, uygulamalarda, sosyal medya içerikleri üzerinde gençlerimizi hedef alan, aileleri sarsan sanal kumar ve bahis tuzağı var. Bir tıkla, bir uygulamayla hatta sosyal medya üzerinden dahi gençlerimizin hedef alan, aileleri sarsan sanal kumar ve bahis tuzağıyla karşı karşıyayız. Artık bu mesele sadece bir bağımlılık değil, sessizce ilerleyen bir toplumsal erozyon haline geldi ve maalesef bu erozyona kapılan evlatlarımız umutlarını kaybediyor. Hayatlarının baharında adliye ile tanışıyor, aileler dağılma noktasına geliyor, hayatları kararıyor. Yine maalesef çoğu insan o uçurumun kenarına gelinceye kadar tehlikenin farkında bile olmuyor. Resmi verilere göre sanal kumar ve yasa dışı bahis piyasasında dönen para Türkiye’de yaklaşık 50 milyar dolar, dünya genelinde ise yaklaşık 1 trilyon dolar civarında. Bu piyasadan nemalanmak isteyen suç örgütleri bütün güçleriyle daha sazla kişiyi bu bataklığa çekmek için uğraş veriyorlar. Suç örgütlerinin hem dijital platformları hem de sanal torbacıları kullanarak yaptıkları bu çalışmalar ne yazık ki Türkiye’de 5 milyondan dünyada ise 300 milyondan fazla kişinin kumar bataklığına kapılmasına sebep olmuş durumda" dedi. "Ekranda beliren ’kazandın’ sözü gerçekte borç ve icra yüküne dönüşebiliyorsa burada hepimize görev düşmektedir" Programa ev sahipliği yapan Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, "Sanal dünya yeni bir sokak gibidir. Işıkları parlaktır, çağrısı güçlüdür ama köşeleri karanlıktır. Sanal vahşet de tam o karanlık köşelerde büyüyor. Bazen bir oyun gibi sunuluyor, bazen kolay kazanç vaadiyle pazarlanıyor, bazen de yalnızlığa, meraka ve zayıf anlara hitap ediyor. Oysa görünen heyecan kısa sürüyor, geride ise çoğu zaman borç ve keder kalıyor. Çaresizlik kalıyor, kırgınlık ve kalıyor, ekranda beliren ‘kazandın’ sözü gerçekte borç ve icra yüküne dönüşebiliyorsa burada hepimize görev düşmektedir. Uyarıcı olmak zorundayız, koruyucu olmak zorundayız. Birlikte hareket edip bu belanın karşısında durmak zorundayız. Bu meselenin bir diğer boyutu da suç ekonomisidir. Yasa dışı gelirler farklı ödeme yöntemleri ve dijital kanallar üzerinden dolaşıma sokulabiliyor. Burada konu yalnız asayiş değildir. Mesele aynı zamanda adaletin itibarıdır. Suçun kazancı kesilirse suç örgütleri zayıflayacaktır" ifadelerini kullandı. Konya Valisi İbrahim Akın ise, "Sanal bahis meselesi de bireysel bağımlılık, ekonomik kayıp ya da hukuki bir ihlal olmakla beraber aile yapımızı, gençlerimizi, çocuklarımızın istikbalini ve toplumsal huzurumuzu hedef alan çok boyutlu bir tehdittir. Bu yönüyle sanal bahiste mücadele bir güvenlik meselesi olduğu kadar aileyi koruma, nesli muhafaza etme ve toplumsal farkındalığı da büyütme meselesidir. Konya olarak bizler köklü medeniyet birikimiyle aileyi, toplumun çekirdeği, neslin emanetçisi ve değerlerimizin taşıyıcısı olarak gören bir şehiriz. Bu sebeple aileyi zedeleyen her tehdide karşı hem kolluk tedbirleriyle hem de eğitim, bilinçlendirme, hukuk, medya okur-yazarlığı ve toplumsal dayanışma araçlarıyla Güçlü bir mücadele ortaya koymak mecburiyetindeyiz" diye konuştu. HUDER tarafından İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle hazırlanan ’Aileni Koru: Sanal Bahisle Mücadele ve Ailenin Bilinçlendirilmesi Projesi’nin tanıtım programına, Konya Valisi İbrahim Akın, İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek, AK Parti Konya Milletvekilleri, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak ile çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcisi katıldı.
Sanal bahisle mücadele ve aileyi bilinçlendirme seferberliği
06 Nisan 2026 Pazartesi - 12:50 Sanal bahisle mücadele ve aileyi bilinçlendirme seferberliği Resmi verilere göre sanal kumar ve yasa dışı bahis piyasasında dönen paranın Türkiye’de yaklaşık 50 milyar dolar, dünya genelinde ise yaklaşık 1 trilyon dolar civarında olduğu belirtilirken, sanal kumar ve yasa dışı bahisle mücadele için çalışmalar devam ediyor. Konya’da Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) tarafından düzenlenen ’Aileni Koru: Sanal Bahisle Mücadele ve Ailenin Bilinçlendirilmesi Projesi’nin tanıtımı Necmettin Erbakan Üniversitesinin ev sahipliğinde yapıldı. HUDER tarafından İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle hazırlanan ’Aileni Koru: Sanal Bahisle Mücadele ve Ailenin Bilinçlendirilmesi Projesi’nin tanıtım programına, Konya Valisi İbrahim Akın, İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek, AK Parti Konya Milletvekilleri, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak ile çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcisi katıldı. "Yasa dışı bahis piyasasında dönen para Türkiye’de yaklaşık 50 milyar dolar" Programda konuşan HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak, sadece proje tanıtımı değil, farkındalık seferberliğinin ilk adımı için bir arada olduklarını belirterek, "Bugün burada sadece bir proje tanıtımı için değil, bir seferberlik için bir aradayız. Sanal bahisle mücadele ve aileyi bilinçlendirme projemizin bu çalışması bir etkinlikten daha fazlası bizim için bir insanlık meselesi, bir toplumsal sorumluluk. Son yıllarda dijital dünyanın sunduğu kolaylıkların ardında ne yazık ki, görünmeyen bir karanlık büyüyor. Ekranların arkasında, reklamlarda, uygulamalarda, sosyal medya içerikleri üzerinde gençlerimizi hedef alan, aileleri sarsan sanal kumar ve bahis tuzağı var. Bir tıkla, bir uygulamayla hatta sosyal medya üzerinden dahi gençlerimizin hedef alan, aileleri sarsan sanal kumar ve bahis tuzağıyla karşı karşıyayız. Artık bu mesele sadece bir bağımlılık değil, sessizce ilerleyen bir toplumsal erozyon haline geldi ve maalesef bu erozyona kapılan evlatlarımız umutlarını kaybediyor. Hayatlarının baharında adliye ile tanışıyor, aileler dağılma noktasına geliyor, hayatları kararıyor. Yine maalesef çoğu insan o uçurumun kenarına gelinceye kadar tehlikenin farkında bile olmuyor. Resmi verilere göre sanal kumar ve yasa dışı bahis piyasasında dönen para Türkiye’de yaklaşık 50 milyar dolar, dünya genelinde ise yaklaşık 1 trilyon dolar civarında. Bu piyasadan nemalanmak isteyen suç örgütleri bütün güçleriyle daha sazla kişiyi bu bataklığa çekmek için uğraş veriyorlar. Suç örgütlerinin hem dijital platformları hem de sanal torbacıları kullanarak yaptıkları bu çalışmalar ne yazık ki Türkiye’de 5 milyondan dünyada ise 300 milyondan fazla kişinin kumar bataklığına kapılmasına sebep olmuş durumda" dedi. "Ekranda beliren ‘kazandın’ sözü gerçekte borç ve icra yüküne dönüşebiliyorsa burada hepimize görev düşmektedir" Programa ev sahipliği yapan Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, "Sanal dünya yeni bir sokak gibidir. Işıkları parlaktır, çağrısı güçlüdür ama köşeleri karanlıktır. Sanal vahşet de tam o karanlık köşelerde büyüyor. Bazen bir oyun gibi sunuluyor, bazen kolay kazanç vaadiyle pazarlanıyor, bazen de yalnızlığa, meraka ve zayıf anlara hitap ediyor. Oysa görünen heyecan kısa sürüyor, geride ise çoğu zaman borç ve keder kalıyor. Çaresizlik kalıyor, kırgınlık ve kalıyor, ekranda beliren ‘kazandın’ sözü gerçekte borç ve icra yüküne dönüşebiliyorsa burada hepimize görev düşmektedir. Uyarıcı olmak zorundayız, koruyucu olmak zorundayız. Birlikte hareket edip bu belanın karşısında durmak zorundayız. Bu meselenin bir diğer boyutu da suç ekonomisidir. Yasa dışı gelirler farklı ödeme yöntemleri ve dijital kanallar üzerinden dolaşıma sokulabiliyor. Burada konu yalnız asayiş değildir. Mesele aynı zamanda adaletin itibarıdır. Suçun kazancı kesilirse suç örgütleri zayıflayacaktır" ifadelerini kullandı. Konya Valisi İbrahim Akın ise, "Sanal bahis meselesi de bireysel bağımlılık, ekonomik kayıp ya da hukuki bir ihlal olmakla beraber aile yapımızı, gençlerimizi, çocuklarımızın istikbalini ve toplumsal huzurumuzu hedef alan çok boyutlu bir tehdittir. Bu yönüyle sanal bahiste mücadele bir güvenlik meselesi olduğu kadar aileyi koruma, nesli muhafaza etme ve toplumsal farkındalığı da büyütme meselesidir. Konya olarak bizler köklü medeniyet birikimiyle aileyi, toplumun çekirdeği, neslin emanetçisi ve değerlerimizin taşıyıcısı olarak gören bir şehiriz. Bu sebeple aileyi zedeleyen her tehdide karşı hem kolluk tedbirleriyle hem de eğitim, bilinçlendirme, hukuk, medya okur-yazarlığı ve toplumsal dayanışma araçlarıyla Güçlü bir mücadele ortaya koymak mecburiyetindeyiz" diye konuştu.
MEVKA, 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nı Konya’da yatırımcılara tanıttı
05 Nisan 2026 Pazar - 11:17 MEVKA, 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nı Konya’da yatırımcılara tanıttı Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA), Konya Ticaret Odası işbirliği ile 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’na yönelik tanıtım toplantısı düzenledi. Çok sayıda KOBİ’nin katılımıyla Konya Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen toplantıda, Mevlana Kalkınma Ajansı yetkilileri tarafından 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’na yönelik olarak sunumlar gerçekleştirilerek katılımcılardan gelen sorular cevaplandırıldı. Toplantının açılışında konuşan Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı, "Kalkınma yerelden başlar’ anlayışıyla sorumlu oldukları bölgelerin her açıdan gelişmesine katkı sunmak amacıyla çalışmalarını sürdüren kalkınma ajansları, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren, destekleyici, koordinatör ve katalizör olarak faaliyet gösteren kalkınma birimleridir. Mevlana Kalkınma Ajansı olarak bizler de, bir yandan uyguladığımız çeşitli destek mekanizmaları ile bölgemizin her açıdan gelişimini hedeflerken, diğer yandan da ulusal ve uluslararası fon kaynaklarının bölgemize çekilerek bölge insanımızın ihtiyaçları doğrultusunda kullanılması için çalışmalarımızı paydaşlarımızla birlikte sürdürüyoruz. Ajansımız tarafından bu minvalde yürütülen çalışmalar neticesinde de ajansımız kurulduğu günden bugüne kadar uygulanan mali ve teknik destek programları ile bölgeye 2026 yılı rakamlarıyla 4,4 milyar TL kaynak aktarılmış, eş finansmanlarla birlikte 8,4 milyar TL’den fazla yatırım harekete geçirilmiştir. Kalkınma ajansları hibe ve kredi desteklerinin yanında yatırım destek ofisleri aracılığı ile de yerli ve yabancı yatırımcılara; bölgenin ekonomik potansiyeli, sektörel fırsatlar, mevzuat ve teşvikler hakkında bilgi sağlamak, yatırım sürecinde proje hazırlama, izinler, finansman vb. konularında danışmanlık yapmak gibi hizmetler sunmaktadır. Ajanslarımız bu faaliyetlerinin yanı sıra yeni teşvik sistemi ile gerek üst ölçekli kalkınma planlarında gerekse yine ajanslarımız tarafından hazırlanan bölge planlarında belirlenen stratejik konularda görev sahalarında yapılacak yatırımları hızlandırabilmek adına farklı bir teşvik programının da uygulanmasından sorumlu hale geldiler. Geçtiğimiz yıl 29 Mayıs 2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan yatırımlarda devlet yardımları hakkında karar ile ülkemizdeki yatırım teşvik sisteminde kapsamlı bir değişim gerçekleşmiş, daha seçici ve daha odaklı bir teşvik modeli ortaya konulmuştur. Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi ile sektörel ve bölgesel teşvikler başlıkları altında çeşitli destek unsurlarını içeren yeni teşvik sistemi; teknoloji, yenilikçilik, sürdürülebilirlik ve nitelikli insan kaynağı odağında; yüksek katma değerli yatırımların artırılmasını, ithalata bağımlılığın azaltılmasını, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesini, bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasını hedefleyen bir yapıya evrilmiştir. Yeni teşvik sisteminde en güçlü destekler ‘Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi’ programında yer almaktadır. Bu üst başlık altındaki Teknolojik Hamle Programı ile yüksek katma değerli yatırımlara, Stratejik Hamle Programı ile belirlenen dış ticaret dengesini iyileştirici yatırımlar ile dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarına ayrıştırıcı teşvikler verilmektedir. Bu saydığımız programlardan bölgesel kalkınma adına son derece stratejik ve yenilikçi bir model olarak gördüğümüz Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında ise; bölgesel potansiyellerin ve atıl kaynakların değerlendirilmesi, yerel ihtiyaçların karşılanması, illerde hiç üretimi olmayan ve başarı ihtimali yüksek sektörlerin geliştirilmesi, mevcut sektörlerin ileri-geri bağlantılarının desteklenmesi, yeni kümelerin oluşturulması veya mevcutların güçlendirilmesi gibi mekansal amaçlara matuf yatırımlar desteklenmektedir. Bu program kapsamında her il için stratejik öneme sahip 4 yatırım başlığı her yıl güncellenmek kaydıyla belirlenerek toplamda 324 yatırım konusu teşvik programı kapsamına alınmaktadır. İlk defa 2025 yılında uygulanmaya başlanan Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı çerçevesinde Konya ilimiz için yatırım kapsamına alınan bu konuların belirlenmesi aşamasında ajansımız tarafından masa başı ve saha çalışmaları olmak üzere iki yönlü çalışma yürütülmüş; masa başı çalışmaları doğrultusunda; kalkınma planı, bölgesel gelişme ulusal stratejisi gibi üst ölçekli planlar ile Konya-Karaman 2024-2028 Bölge Planı’nda iller için önerilen stratejik sektörler ve projeler, ajansımız tarafından hazırlanan ön fizibilite raporları, sektörel araştırma çalışmaları incelenerek diğer kalkınma ajansları tarafından hazırlanan ön fizibilite raporlarından da istifade edilerek, bölgemize uygun olabilecek ürün ve yatırım konuları incelenmiş, saha çalışmaları kapsamında ise; bölgede yer alan Ar-Ge merkezleri ile iletişime geçilerek, çalışmanın amacına uygun olacak yenilikçi proje fikirleri konusunda görüşme yapılmış, ulusal hamle programı ürün listesi incelenmiş olup, bölgede üretilebilecek ürünler ilgili kuruluşlar ile istişare edilmiş, odalarımıza, STK’larımıza ve çeşitli ziyaretler yapılmıştır. Ajansımız tarafından yürütülen uzun ve titiz bir çalışma sonunda Konya ve Karaman illeri için toplam 82 yatırım önerisi bakanlığımıza iletilmiş olup yukarıda zikredilen amaç ve kriterler doğrultusunda yapılan değerlendirmeler neticesinde 2025 yılında Konya ilimiz için; raylı taşımacılık için demiryolu araçlarına ait parçaların üretimi, mermi üretim tesisi, metal enjeksiyon kalıplama teknolojisiyle askeri silah parçaları üretimi ve soğuk dövme tekniği ile namlu üretimi ve yem katkı maddeleri/buzağı maması üretimi teşvikten yararlanabilecek yatırım konuları olarak belirlenmişti. Yürütülen çalışmalar neticesinde ise Konya ilimizden toplam yatırım tutarı 13,4 milyar TL olan 24 adet başvuru alınmış, bu sonuçla şehrimiz teşvik programı kapsamında en fazla yatırım başvurusu alan 3. il olmuştur. 2026 yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında ise yine bölge planımızda yer alan öncelikli sektörler ışığında ve programın yeni kümelerin oluşturulması veya mevcutların güçlendirilmesi ilkesi doğrultusunda Konya ilimiz için bakanlığımız tarafından akıllı tarım teknolojileri, makineleri, ekipmanları ve aksamları üretimi, askeri savaş araçları, silah ve bunların parçaları ile mühimmat üretimi, motorlu taşıt aksam ve parçaları üretimi, raylı taşımacılık için demiryolu araçları ve demiryolu araçlarına ait parçaların üretimi konuları teşvik kapsamına alınmıştır. Program, Yerel Kalkınma Hamlesi Programı uygulama usul ve esasları tebliği ve yerel yatırım konuları listesi tebliği temel alınarak 26 kalkınma ajansı aracılığıyla gerçekleştirilecektir. Program kapsamında komple yeni veya kapasite artışına yönelik yatırımlar desteklenebilecektir. Destek, yüzde 50 yatırıma katkı oranı ile KDV istisnası, uygun şartların oluşması durumunda yatırım yeri tahsisi, gümrük vergisi muafiyeti, sigorta primi işveren hissesi desteği gibi bileşenlerin yanı sıra makine alımlarında 301 milyon TL’yi geçmemek kaydı ile yatırım tutarının yüzde 15’i nakdi destek, ya da yatırım tutarının yüzde 20’si ve 301 milyon TL’ye kadar faiz/kar payı desteği unsurlarından oluşmaktadır. Program başvuruları, portal üzerinden 15 Mayıs 2026 Cuma gününe kadar alınmaya devam edilecektir. Ajansımız tarafından yeni ilan edilen iki mali destek programımızdan da kısaca bahsetmek istiyorum. Bu destek programlarımızdan ilki olan ‘2026 Yılı SOGREEN Geri Ödemeli Finansman Desteği Programı’ ajansımız tarafından, ülkemizin yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız koordinasyonunda Dünya Bankası finansmanı ile yürütülen kısa adı SOGREEN olan Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi kapsamında yürütülecektir. 250 milyon TL bütçe ile ilan ettiğimiz bu geri ödemeli finansman desteği programı kapsamında temel amacımız; TR52 Konya-Karaman Bölgesi’nde imalat sanayiinde faaliyet gösteren KOBİ’leri yeşil dönüşüme teşvik ederek, üretim süreçlerinin daha verimli ve bu sayede daha karlı hale getirilmesidir. Program kapsamında; sınırda karbon düzenlemesi mevzuatından öncelikle etkilenecek sektörler olan alüminyum, demir-çelik ve otomotiv ile karaman ili özelinde gıda makineleri imalatı ve ambalaj başta olmak üzere ilgili sektörlerde; endüstriyel simbiyoz uygulamaları, döngüsel ekonomi uygulamaları, emisyon azaltıcı uygulamalar, enerji etüdü raporu, enerji izleme sistemleri, verimlilik uygulamaları, kompresör vb. kaynaklı atık ısı geri kazanımları, atık geri kazanım ve reklamasyon sistemleri kurulumu, karbon yakalama ve depolama teknolojileri uygulamaları gibi konularda kadınların ve gençlerin istihdam edilebilirliklerini de artıracak proje başvuruları beklediğimizi ve bu minvaldeki projelere asgari 3 milyon TL, azami 7.5 milyon TL destek verileceğini bu vesile ile dile getirmek istiyorum. Ajans olarak kısa bir süre önce ilan ettiğimiz ‘2026 Yılı Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısını Güçlendirme Faizsiz Kredi Desteği Programı’ ile ilgili de birkaç hususa değinmek istiyorum. 2024 yılı verilerine göre Türkiye’de en çok sertifikalı tohumluk üretimi gerçekleştirilen il yaklaşık 280 bin ton ve yüzde 25 pay ile Konya olurken, Karaman’ın ise sıralamada ilk 10 il içerisinde yer aldığı gözlemlenmektedir. Önümüzdeki 5 yılda küresel ölçekte 150 milyar dolarlık bir hacme ulaşarak neredeyse iki katına çıkması beklenen bu pazardan yeterince pay alabilmemiz için sektörün güçlü bir Ar-Ge yapısına sahip olması gerektiği hepimizin malumudur. Bu ihtiyaca ve bölgemizin bu alandaki öncü konumuna binaen ajansımız tarafından uzun süren saha çalışmalarının bir sonucu olarak bir destek programı tasarlanmıştır. Tohumculuk sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin Ar-Ge ve inovasyon altyapılarının geliştirilmesini hedefleyen ve toplam 135 milyon TL ile ilan edilen söz konusu program; ıslah alanında Ar-Ge yapmaya yetkin tohumculuk firmalarının artırılması ve tohumculuk sektöründe Ar-Ge ve inovasyon altyapısının geliştirilmesi olmak üzere 2 öncelikte ilan edilmiştir. Program kapsamında birinci öncelik için: 15 milyon TL bütçe yarılmış olup, proje başı asgari 500 bin TL - azami 1 milyon TL arasında destek sağlanacak, ikinci öncelik için ise 120 milyon TL bütçe yarılmış olup, proje başı asgari 7 milyon TL - azami 50 milyon TL arasında destek sağlanacaktır. Destek programımız, Vakıf Katılım ile imzalamış olduğumuz protokol gereği garantili fon transferi sistemi kapsamında gerçekleştirilecektir. Programa, Konya-Karaman’da kayıtlı olan veya yasal şubesi bulunan, üretici belgesine sahip işletmeler ve kooperatifler başvuru yapabilecektir. İşletmelerimizde KOBİ statüsü aranmamaktadır. Ajansımız tarafından ilan edilen programlar ve yerel kalkınma hamlesi teşvik programı kapsamında başvuru beklediğimizi özellikle ifade ediyorum" dedi. Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk de, "Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nı hayata geçiren Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Yerel Kalkınma Hamlesi Programı’nı, Türkiye’nin dengeli ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından son derece stratejik ve yerinde bir adım olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda şekillenen bu yaklaşım; kalkınmanın yalnızca belirli merkezlerde değil, tüm ülke sathına yayılmasını esas alması bakımından büyük önem taşımaktadır. Her ilin kendi potansiyeli, üretim kültürü ve ekonomik altyapısı dikkate alınarak belirlenen yatırım başlıkları; yerelden güç alan, kapsayıcı ve dengeli bir kalkınma modelinin en somut göstergesidir. Bu yönüyle programın; bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılmasına, üretim çeşitliliğinin artırılmasına ve yerel ekonomilerin daha dirençli hale gelmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bugün Konya; çok yönlü üretim yapısı, güçlü sanayi altyapısı ve girişimci ruhuyla Türkiye ekonomisinin en dinamik merkezlerinden biridir. Yerel Kalkınma Hamlesi Programı, şehrimizin mevcut üretim kabiliyetlerini ileri teknolojiyle buluşturarak daha yüksek katma değerli bir üretim yapısına geçişi mümkün kılacaktır. Konya için belirlenen yatırım başlıklarının; şehrimizin üretim birikimini geleceğe taşıyan stratejik bir dönüşüm vizyonu olacağına inanıyoruz. Akıllı tarım teknolojileri, motorlu taşıt aksam ve parçaları, raylı sistemler ve savunma sanayi gibi stratejik alanlarda belirlenen yatırım başlıkları; Konya’nın üretim ekosistemini daha entegre, daha yenilikçi ve daha rekabetçi bir yapıya dönüştürecek bütüncül bir dönüşümün kapısını aralamaktadır. Bu dönüşüm; yalnızca üretim kapasitesinde artış değil, aynı zamanda teknoloji odaklı büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabette daha güçlü bir Konya anlamına gelmektedir. Bu süreçle birlikte şehrimizin ihracat kapasitesinin artacağına, nitelikli istihdamın güçleneceğine ve Konya’nın yüksek teknoloji üretiminde çok daha üst bir konuma yükseleceğine inanıyoruz. Bu vesileyle özellikle ifade etmek isterim ki; Yerel Kalkınma Hamlesi Programı, Konya iş dünyası için önemli fırsatlar sunmaktadır. Sağlanan vergi avantajları, finansman destekleri ve kapsamlı teşvik mekanizmaları; özellikle teknoloji odaklı ve katma değeri yüksek yatırımlar açısından güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Tüm üyelerimizi devletimizin sunduğu bu imkanları en iyi şekilde değerlendirmeye, yatırım planlarını bu vizyon doğrultusunda şekillendirmeye davet ediyorum. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu programda paydaşımız olan Mevlana Kalkınma Ajansımıza da ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bölgemizin kalkınmasına yönelik yürüttüğü çalışmalar, sağladığı destekler ve ortaya koyduğu vizyon ile MEVKA, Konya’mız için son derece önemli görevler üstlenmektedir. Konya Ticaret Odası olarak bizler de; yatırım ortamını geliştirmek, üyelerimizi doğru alanlara yönlendirmek ve bu tür stratejik programlardan en üst düzeyde faydalanmalarını sağlamak adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Denizli’de yakalanan maymun Konya’da hayvanat bahçesine teslim edildi
05 Nisan 2026 Pazar - 09:03 Denizli’de yakalanan maymun Konya’da hayvanat bahçesine teslim edildi Denizli’nin Çivril ilçesinde yakalanan örümcek maymunu, gerekli işlemlerinin ardından Konya’da Karatay Belediyesi Hayvanat Bahçesine teslim edildi. Denizli’nin Çivril ilçesinde bir vatandaşın arazisinde fark ettiği iki maymundan biri, ekipler tarafından yakalanarak tedavi altına alındı. Açlık nedeniyle bitkin düştüğü belirlenen maymun, Çivril Belediyesi Sokak Hayvanları Kliniği’nde yapılan ilk müdahalenin ardından Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerine teslim edildi. Gerekli işlemleri tamamlanan maymun, Konya’nın Karatay ilçesindeki hayvanat bahçesine sevk edildi. "Bu tür hayvanların bireysel olarak, ev ortamında ya da uygun olmayan alanlarda tutulmaları hem hayvan refahı hem de halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırmaktadır" Karatay Belediyesi Hayvanat Bahçesi Veteriner İşleri Müdürü Ufuk Ertürk, "Denizli’de yakalanarak Karatay Belediyesi Hayvanat Bahçemize teslim edilen örümcek maymunu, yapılan ilk klinik muayene ve gözlemler sonucunda genel sağlık durumu açısından değerlendirilmiştir. Türün doğal yaşam alanı dışında, uygunsuz şartlarda tutulmuş olma ihtimali göz önünde bulundurularak stres, beslenme yetersizlikleri ve muhtemel enfeksiyonlar yönünden detaylı incelemeler başlatıldı. Örümcek maymunları, sosyal yapıları güçlü, yüksek hareket ihtiyacı olan ve özel bakım gerektiren primatlardır. Bu nedenle bu tür hayvanların bireysel olarak, ev ortamında ya da uygun olmayan alanlarda tutulmaları hem hayvan refahı hem de halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırmaktadır. İlk bulgular, hayvanın doğal davranışlarını tam olarak sergileyemediği bir ortamda bulunmuş olabileceğini düşündürmektedir. Hayvanat bahçemizde hayvanın gerekli tüm sağlık kontrolleri yapılmakta, beslenme düzeni doğal diyetine uygun şekilde yeniden planlanmakta ve stres düzeyini minimize edecek bir bakım protokolü uygulanmaktadır. İlgili kurumlarla koordinasyon halinde, hayvanın rehabilitasyonu ve mümkünse uygun bir yaşam alanına transferi için çalışmalar sürdürülmektedir. Bu olay vesilesiyle egzotik türlerin yasa dışı yollarla edinilmesi ve uygunsuz şartlarda beslenmesinin hem etik hem de hukuki açıdan kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz. Vatandaşlarımızın bu tür durumlarla karşılaştıklarında yetkili mercilere bildirmeleri durumunda bu hayvanlar kontrollü ve refah içinde yaşayacakları yerlere alınmaktadır" dedi.
Doktoru 11 milyon lira dolandıran şebekenin 28,6 milyarlık işlem hacmi ortaya çıktı
04 Nisan 2026 Cumartesi - 15:36 Doktoru 11 milyon lira dolandıran şebekenin 28,6 milyarlık işlem hacmi ortaya çıktı İnternet üzerinden ’Amerika merkezli yatırım şirketi’ yalanıyla Konya’da yaşayan bir doktoru 11 milyon 67 bin lira dolandıran şebekeye yönelik Konya merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 19 şüpheli gözaltına alınırken, şüphelilerin kullandığı paravan şirket ve şahıs hesaplarında yaklaşık 28,6 milyar liralık işlem hacmi tespit edildi. Olay, Konya’da bir doktorun internette karşısına çıkan Amerika merkezli yatırım şirketine yatırım yapmak amacıyla şüphelilerle iletişime geçmesiyle başladı. Edinilen bilgiye göre, şebeke üyelerinin yönlendirmesiyle doktor, 10 Temmuz-31 Ağustos 2025 tarihleri arasında 21 ayrı işlemde şüphelilere ait paravan şirket ve şahıs hesaplarına toplam 11 milyon 67 bin 500 TL gönderdi. Dolandırıldığını anlayan doktorun şikayeti üzerine emniyet güçleri, ’nitelikli dolandırıcılık’ suçlamasıyla geniş çaplı bir tahkikat başlattı. Hesaplarda 28,6 milyar liralık işlem hacmi tespit edildi Yapılan detaylı incelemeler sonucunda şebekenin bağlantıları ve kullandıkları finansal ağ deşifre edildi. Şüphelilerin suçta kullandıkları şahıs ve paravan şirket hesaplarını mercek altına alan ekipler, dolandırıcılıktan elde edilen toplam işlem hacminin tam 28 milyar 685 milyon 346 bin 316 TL olduğunu belirledi. Ayrıca yürütülen soruşturma dosyası kapsamında daha önceden 5 şüphelinin tutuklanarak cezaevine gönderildiği öğrenildi. 9 ilde eş zamanlı baskında 19 gözaltı Olaya karıştığı tespit edilen şüphelilerin yakalanması için polis ekipleri, 31 Mart Salı günü operasyon için düğmeye bastı. Konya merkezli olarak İstanbul’da 10, İzmir’de 2, Adana, Antalya, Balıkesir, Batman, Gaziantep, Malatya ve Sakarya’da birer olmak üzere belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Operasyonlarda aralarında 2 kadının da bulunduğu toplam 19 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Bulundukları illerden yakalanarak Konya’ya getirilen şüpheliler, ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi ve Şube Müdürlüğü’ndeki ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Sevk edilen şüphelilerden 3’ü savcılık tarafından serbest bırakılırken, 16 şüpheli tutuklandı. Dosya kapsamında daha önce tutuklanan 5 şüpheliyle birlikte dolandırıcılık suçundan toplamda 21 şüpheli tutuklandı.