Yerel Haberler
Konya
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:00 Karatay’dan çölyak hastalarına anlamlı destek 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü dolayısıyla Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen programda Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan ve Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, çölyak hastaları ve aileleriyle bir araya geldi. Karatay Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda, çölyak hastalarının yaşadığı sorunlara dikkat çekilirken toplumsal farkındalığın artırılmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte, çölyak hastalığıyla yaşayan bireylerin günlük hayatta karşılaştığı zorluklar ele alınırken, Karatay Belediyesi’nin sunduğu desteklerin önemli bir ihtiyacı karşıladığı ifade edildi. Programa Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, çölyak hastaları ve aileleri katıldı. Kılca: Vatandaşlarımızın her zaman yanındayız Çölyak hastalarının yanında olmaya gayret ettiklerini belirten Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, yaşanan zorlukları yakından bildiklerini ifade etti. Başkan Kılca, 2019 yılında başlatılan glutensiz gıda üretimi kapsamında Karatay Halk Ekmek Fabrikası bünyesinde glutensiz ekmek, simit, pasta ve kurabiye gibi ürünlerin üretildiğini ve vatandaşların hizmetine sunulduğunu belirtti. Üretilen glutensiz ürünlerin yalnızca Konya ile sınırlı kalmadığını ifade eden Kılca, Türkiye’nin birçok iline ulaştırılarak binlerce çölyak hastasının yaşamının kolaylaştırıldığını dile getirdi. Antalya, Sivas ve Çorum başta olmak üzere çeşitli illerdeki çölyak dernekleriyle iş birliği yaptıklarını söyleyen Kılca, uygun fiyatlı glutensiz ürünlere erişimin desteklendiğini kaydetti. Hasan Kılca, çölyak hastaları ve ailelerinin gösterdiği sabra dikkat çekerek sürece katkı sunan tüm kurumlara teşekkür etti. Kılca, valilik, kaymakamlık ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde vatandaşların yanında olmaya devam ettiklerini belirterek, her türlü ihtiyaçta belediyeye ulaşılabileceğini ifade etti. Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan ise Karatay Belediyesi tarafından düzenlenen programdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek aileler ve çocuklarla bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Çölyakın bir hastalıktan ziyade doğru beslenme ile yönetilebilen bir yaşam biçimi olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Kaymakam Ayhan, farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:56 Cam Kubbe altındaki Selçuklu mirası büyük ilgi görüyor Konya’nın kalbinde, tarihi mirası modern mimariyle buluşturan ve Türkiye’nin en kapsamlı şehir içi dönüşüm projelerinden biri olarak gösterilen Meram Suriçi Çarşısı Projesi, tarihi zenginlikleriyle de ziyaretçilerin büyük beğenisini toplamaya devam ediyor. Özellikle jeodezik cam kubbe altında sergilenen Selçuklu hamam kalıntısı hem yerli hem de şehir dışından gelen turistlerin yoğun ilgisini çekiyor. Konya’nın kalbinde yükselen ve Türkiye’nin en kapsamlı şehir içi dönüşüm projelerinden biri olarak gösterilen Suriçi Çarşısı Projesi, tarihi mirası modern mimariyle buluşturarak ziyaretçilerin büyük beğenisini toplamaya devam ediyor. Özellikle birinci etapta yer alan ve Selçuklu dönemine ait en büyük hamam kalıntısının, jeodezik cam kubbe ile korunarak sergilenmesi, hem yerli hem de şehir dışından gelen turistlerin yoğun ilgisini çekiyor. Tıpkı diğer etaplar gibi modern mimari ile tarihi dokuyu buluşturan Suriçi Çarşısı 1. Etap, şehrin tarihi ve kültürel mirasını korurken jeodezik cam kubbenin altında hayat bulan Selçuklu mirası da geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurarak ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim yaşatıyor. Cam Kubbe, Suriçi çarşısı’nın en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu Suriçi Çarşısı 1. Etabın açılışı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla 2025 yılının Aralık ayında gerçekleştirilmişti. Açılışta konuşan Bakan Kurum, bu çalışmanın yalnızca bir restorasyon değil, aynı zamanda güçlü bir vizyonun ürünü olduğunu vurgulayarak, "Bu proje bir medeniyet iddiasıdır. Jeodezik cam kubbemiz, sadece Selçuklu mirasını değil, geleceğimizi de koruyacak. Türkiye’nin şehircilik vizyonuna Konya’dan vurduğumuz önemli bir imza olacak" ifadelerini kullanmıştı. Suriçi Çarşısı’nın birinci etabı, yalnızca ticari bir merkez olmanın ötesine geçerek adeta Konya’nın tarihi ve kültürel bir özeti niteliği taşıyor. Kalecik, Mücellit, Kapu ve Erdemşah camileriyle çevrelenen alan, ziyaretçilere geçmişle iç içe bir deneyim sunuyor. Cam kubbe altında sergilenen hamam kalıntısı ise bu deneyimin en çarpıcı unsuru olarak öne çıkıyor. Buraya gelenler yalnızca tarihi bir yapının izlerini görmekle kalmıyor; Selçuklu’nun ihtişamını hissediyor, Mevlana şehrinin derin maneviyatını soluyor. Başkan Kavuş: "Cam Kubbe, tarihe duyduğumuz saygının sembolüdür" Konya’nın merkez Meram ilçe Belediye Başkanı Mustafa Kavuş da projeye ilişkin yaptığı açıklamada, cam kubbenin Suriçi Projesi’nin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu belirtti. Başkan Kavuş, "Selçuklu döneminin en büyük hamam kalıntısının bu özel yapı ile korunarak turizme kazandırılması, projemizin tarihi yönünü güçlendirdi. Bu kubbe sadece bir çatı değil; şehrimizin bin yıllık tarihine duyduğumuz saygının sembolüdür" dedi. Başkan Kavuş ayrıca, cam kubbenin kısa sürede Konya’nın yeni simge yapılarından biri haline geldiğini, hem Konyalılar hem de şehir dışından gelen ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ve özellikle hafta sonları ziyaretçi sayısındaki artışın, projenin turizm açısından da önemli bir çekim merkezi haline geldiğini gözler önüne serdiğini ifade etti.
NEÜ, "Dünyada ilk 500, Türkiye’de ilk 5" hedefini yakaladı
31 Temmuz 2025 Perşembe - 14:27 NEÜ, "Dünyada ilk 500, Türkiye’de ilk 5" hedefini yakaladı Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ), 2025 yılı Times Higher Education (THE) Dünya Üniversite Sıralamalarında hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte büyük bir başarıya imza attı. Necmettin Erbakan Üniversitesi, Rektör Prof. Dr. Cem Zorlu’nun açıkladığı, "Dünyada ilk 500, Türkiye’de ilk 5 üniversite" hedefini yakalayarak istikrarlı yükselişini sürdürdü. Geçmişte birçok platformda Necmettin Erbakan Üniversitesinin vizyonunu kamuoyuyla paylaşan Rektör Zorlu, Türkiye’de ilk 5, dünyada ilk 500 üniversite içerisinde yer alma hedefini her fırsatta dile getirmişti. Necmettin Erbakan Üniversitesi için bu vizyon, artık bir hedef olmaktan çıkıp somut bir başarıya dönüştü. THE 2025 Dünya Üniversiteleri Genel Sıralamasında, son 50 yılda kurulan "Genç Üniversiteler" içerisinde 2022 yılında 401-500 bandında bulunan NEÜ, 2025 yılında 251-300 bandına yükselerek, bu alanda yer alan dünya üniversiteleri arasında ilk 500’deki yerini sağlamlaştırdı. Necmettin Erbakan Üniversitesi ayrıca; öğretim kalitesi, akademik üretkenlik, uluslararası görünürlük ve araştırma kapasitesi alanlarında elde ettiği puanlarla başarısını pekiştirdi. "Öğretim" kategorisinde, Türkiye’de üç yıl üst üste birinci olan NEÜ, bu alanda dünya sıralamasında 375. sırada yer aldı. THE tarafından açıklanan verilere göre; Necmettin Erbakan Üniversitesi, Türkiye’de 2010’dan sonra kurulan üniversiteler arasında 2022 yılında 18. sırada yer alırken, 3 yılda 15 basamak yükselerek 2025 yılında 3’üncü oldu. Türkiye’de 2010’dan sonra kurulan devlet üniversiteleri arasında ise NEÜ, 2022 yılında 9. konumdayken, 3 yıl içinde 6 sıra yükselerek 2025 yılında 3. konumda yer aldı. Disiplinlerarası Bilim ve Alan Bazlı Sıralamalarda da zirvede Necmettin Erbakan Üniversitesi, Türkiye’deki 2010’dan sonra kurulan genç devlet üniversiteleri arasında; bu yıl ilk kez açıklanan THE Disiplinlerarası Bilim Sıralamasında 1’inci oldu. THE tarafından açıklanan Alan Bazlı Sıralamalarda ise NEÜ; Türkiye’deki genç devlet üniversiteleri arasında eğitim, mühendislik ve sosyal bilimler alanlarında 1’inci sırada yer alırken tıp-sağlık alanında da 2’nci sırada konumlandı ve bu alanlardaki dünya sıralamalarında önemli pozisyonlar elde etti. Türkiye’deki 208 üniversitenin yaklaşık yüzde 85’i son 50 yılda kurulan genç üniversite statüsünde yer alırken, AD Scientific Index’in 2025 verilerine göre dünya genelinde 18 bin 677 üniversitenin 7 bin 383’ü son 30 yılda kurulan genç üniversitelerden oluşuyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, "Uluslararası düzeyde pek çok üniversite genç statüsünde yer almakta ve bu kurumlar arasında rekabet her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda üniversitemizin kısa sürede yakaladığı sıralama başarıları, yalnızca ulusal değil, küresel ölçekte de dikkat çekicidir. Yükselen performans, üniversitemizin genç üniversiteler arasında öne çıkmasını sağlarken, yükseköğretim alanındaki vizyonunu ve gelişim potansiyelini de net biçimde ortaya koymaktadır" dedi. "Dünyada ilk 500 ve Türkiye’de ilk 5 hedefimizi gerçekleştirdik, şimdi daha ileriye bakıyoruz" Yıllardır çeşitli vesilelerle dile getirdiği hedeflerin bir bir hayata geçtiğini vurgulayan NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, şunları söyledi: "Göreve başladığımız ilk günden itibaren, üniversitemizi Türkiye’de ilk 5’e, dünyada ise ilk 500’e taşıyacağımızı söylemiştik. O dönem bu hedef birçok kişiye ulaşılması güç gibi görünse de biz inandık, ekibimizle birlikte kararlılıkla çalıştık. Çok şükür bugün geldiğimiz nokta, o vizyonun gerçeğe dönüştüğünün kanıtıdır. Ancak bu başarı bir son durak değil, yeni bir başlangıçtır." "Hayal etmekle başladık, şimdi küresel arenadayız" Elde edilen başarının bir vizyon, emek ve stratejik planlama sonucunda geldiğini kaydeden Rektör Zorlu, "Sıralamalardaki veriler, üniversitemizin yalnızca bir alanda değil, çok boyutlu bir akademik mükemmeliyet stratejisiyle ilerlediğinin açık göstergesidir. Akademik kalite, öğretim kalitesi, araştırma kapasitesi ve uluslararası görünürlük gibi alanlarda gösterdiğimiz performans, akademik kadromuzun gayreti ve bilimsel üretime verdiğimiz önemin sonucudur. Bu başarı bir son değil, istikrarlı yükselişimizin bir başka adımıdır. Artık yalnızca Türkiye’de değil, küresel yükseköğretim sahnesinde de rekabet eden bir aktörüz. Hedefimiz, bu istikrarı koruyarak Türkiye’nin ve dünyanın en saygın üniversiteleri arasında kalıcı olarak yer almaktır. Bu amaç doğrultusunda, Necmettin Erbakan Üniversitesi olarak; araştırma kapasitemizi, nitelikli yayınlarımızı ve toplumsal katkımızı arttırmak için tüm kadrolarımızla gayret göstermeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Domates yetiştiriciliği üreticiye umut oldu
31 Temmuz 2025 Perşembe - 12:27 Domates yetiştiriciliği üreticiye umut oldu Konya’nın Hadim ilçesinde nisan ayında yaşanan don olayları ve kuraklık, tarımsal üretimi olumsuz etkilerken, tüm olumsuzluklara rağmen domates yetiştiriciliği, bölge çiftçisinin yeniden umutla toprağa sarılmasını sağladı. Geleneksel üretimden modern yöntemlere geçişin hız kazandığı ilçede, özellikle seracılık faaliyetleri sayesinde domates verimi dikkat çekici seviyelere ulaştı. Zor geçen sezonun ardından seralarında domates üretimine yönelen üreticiler; hem verim hem de ürün kalitesinden duydukları memnuniyeti ifade ederek, yeniden toprakla buluşmanın ve ürününü yetiştirmenin sevincini yaşıyor. Hadim’e bağlı Yağcı Mahallesinde üreticilik yapan Fatma Adıgüzel, 2025 yılının zorlu geçtiğini söyledi. Sezon başında etkisini gösteren don olayı ve kuraklık nedeniyle tedirgin olduklarını belirten Adıgüzel, "Bu sene kirazımız üşüdü. Dondan dolayı hiçbir meyveden ürün alamadık. Millet epey zorluk çekti. Biz de böyle domates yetiştiriciliğinden kendimizi kalkındırmaya çalışıyoruz. Çok da iyi verim alıyoruz. Allah’a şükür bir şekilde kendimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Yapmak isteyenlere de tavsiye ederim. Bakımı biraz zor olsa da güzel verim alıyoruz. Seracılığın en güzel yanı don ve dolu gibi olaylardan fazla etkilenmiyor. Don olayından dolayı ortalıkta çok kıtlık oldu ama domates bizim umudumuz oldu. Domatesten kalkındık Allah’a çok şükürler olsun" dedi. Üreticilerden Mustafa Yerlikaya ise Aladağ Vadisinde seracılık ve ürün çeşitliliğinin artmaya başladığını belirterek, "Geçen yıl arkadaşlar ile otururken sera yapalım dediler ve düşündüm. İlk başta düşüncem serada erik yetiştirmekti. Sonra çileğe geçtik. Sonra çilekten de vazgeçtim, domates ek dediler. Diğer seracı arkadaşlara danıştım. Aladağ Vadisi içerisinde hemen hemen 50 adet sera vardır. Biz seramızı yüzde seksen hibe ile aldık. Domates ektik. Yılda 30 ton falan yetiştiriyoruz. Diğer seralarla 800-1000 tona yakın domates yetişiyor. Aladağ bölgesinde şu anda herkeste hemen hemen domates vardır. Ama biz bunu seraya çevirmek istiyoruz. Açıkta 50 sera varsa 150 tanede dışarıya eken vardır. Devletimiz destek verirse bu Aladağ bölgesini komple sera yaparsak Alanya bölgesi gibi güzelleştirebiliriz. Aladağ bölgesi daha sonrasında da gençlerimize daha etkili olur. Konya’dan gelen gençlerimiz var, ben Konya’dan geldim mesela. 2 yıl kaldım Konya’da. Beğenmedim köye geldim, köyde seracılığa devam ettim ve şuan memnunum. Köyden gidip Konya’da çalışanları bekliyorum köye. Köyde gerçekten hayat var ve özellikle sera konusunda herkesin sera yapmasını isterim. Don çok etkiledi kışın bütün meyvelerimiz üzüm, kiraz, elma, ayva hepsi dondan etkilendi, üşüdü. Sadece seralarda domates olunca ateş yaktık kurtardık" İfadelerini kullandı.
Konya’da son 16 yılda beklenenin dışında çok fazla deprem yaşandı
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 14:48 Konya’da son 16 yılda beklenenin dışında çok fazla deprem yaşandı Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, Konya’da deprem tehlikesinin en düşük seviyede olduğu yönünde bir algı bulunduğunu belirterek, 2009’dan 2025’e kadar geçen 16 yıllık süre içerisinde Konya için beklenenin dışında 4’ün üzerinde çok fazla deprem yaşandığını söyledi. Arslan, bugün Ilgın ilçesinde meydana gelen 4.3 büyüklüğündeki depremin de MTA’nın diri fay haritasında gözükmeyen Büyük Muslu Fayında yaşandığını belirtti. Başkan Şükrü Arslan, bugün Ilgın’da meydana gelen depremi, Konya’nın deprem geçmişini ve mevcut tehlikeleri değerlendirdi. Konya’da, deprem tehlikesinin en düşük seviyede olduğu yönünde bir algı bulunduğunu söyleyen Başkan Arslan Konya’da yaşanan son büyük depremleri sıralayarak, "En son 2009 yılında 4.5 ve 4.7 büyüklüğünde, Konya merkez Yazır fayı dediğimiz Konya fay zonu üzerinde iki tane büyük deprem yaşamıştı. 4.5 ve 4.7’ye büyük diyoruz çünkü Konya için büyük faylar bunlar. 2009 yılında başlayan bu 4.5 ve 4.7 büyüklüğündeki depremler Ramazan ayında peş peşe yaşandı ve halkta ciddi bir tedirginlik oluşturmuştu. Bunun akabinde yine Kızılören’de 4.5 büyüklüğünde bir deprem yaşandı, aynı şekilde Selçuklu’da Sarıcalar bölgesinde iki tane büyük 5 ve üzerinde depremler yaşandı. Kulu’da keza aynı şekilde büyük bir deprem yaşandı, merkezde yine 4’ün üzerinde farklı yerlerde yani 2009’dan 2025’e kadar geçen 16 yıllık süre içerisinde Konya için beklenenin dışında 4’ün üzerinde çok fazla deprem yaşandı" dedi. 2009 sonrası Konya’da depremler sıklaşmaya başladı Konya’da deprem geçmişine bakıldığında, 1946 ile 1999 yılları arasında deprem yaşanmadığını, ancak 2009 sonrası dönemde birkaç önemli depremin meydana geldiğini belirten Şükrü Arslan, "Tarihteki depremlere baktığımız zaman 1900’lü yıllar bizim deprem ivmelerini kayıt altına aldığımız ve kayıtsal verilerin elinde bulunduğu tarihi olarak karşımıza çıkıyor. 1900’lü yıllardan 1946 yılına kadar Konya’da 4.9 ile 5.7 arasında 5 deprem görülmüşken 1946’dan 1999-2000 yılına kadar hiç deprem yaşanmadığını görüyoruz. 2009 yılında şu geçen 16 yıllık süreye baktığımız zaman da yine aynı parametreleri ele aldığımızda 3-4 tane deprem yaşamış bir Konya görüyoruz. Demek ki bu periyodunu doldurmuş veya kendini tekrar eden aktif fayları göstermektedir. Şu anda ‘Büyük Muslu Fayı’ dediğimiz, Ilgın ilçesine bağlı bir yerleşim yerinde Maden Tetkik ve Arama (MTA) diri fay haritasında gözükmeyen ama 1993-96 yıllarında bilimsel çalışması olan Konya Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Yaşar Eren hocamızın tanımlamış olduğu Büyük Muslu Fayı üzerinde bu 4.3 büyüklüğündeki depremi yaşamış oluyoruz" ifadelerini kullandı "MTA’nın diri fay haritası güncellenmeli" MTA’nın diri fay haritasında Konya bölgesinin güncellenmesi gerektiğinden bahseden Arslan, "Sabah saat 6.40 civarında yaşanan 4.3 büyüklüğündeki deprem Ilgın ilçemizde yaşanmıştır. Bu deprem, MTA diri fayına baktığımız zaman MTA diri fayında göremiyoruz, yine geçmiş dönemlerde Kulu’da yaşanan 5 büyüklüğündeki deprem aynı şekilde MTA diri fayında göremiyoruz. MTA’nın diri fay haritasında Konya’da çok ciddi eksikler olduğu gözlemleniyor. Bu da Konya’da buranın tekrar çalışılarak bu diri faylardaki çalışmalarla bilimsel veriler, geçmişe dönük çalışmalar, günümüzdeki hocalarla irtibat kurularak, sahada bunların tekrar incelenerek sismografik çalışmalar yürüterek bu çalışmaların tekrar ele alınıp ciddi anlamda Konya’nın diri fayının güncel belirlenmesi, ihtiyaç ve zaruret olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü son zamanlarda yaşadığımız depremler ne yazık ki hiçbiri MTA’nın diri fayında, diri fay haritasında gözükmüyor. Bu da birçok parametreye, birçok çalışmaya altlık teşkil eden MTA diri fayının eksik yorumlanmasına veya da planlamada eksik planlamalara sebep olacağından bu çalışmanın, bu güncellemenin mutlak suretle yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Kamçatka depremi ile Ilgın depreminin ilişkisi yok" Konya’nın Ilgın ilçesinde bugün yaşanan 4.3 büyüklüğündeki depremin, Rusya’nın Kamçatka bölgesinde birkaç saat önce meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki depremle bir tesadüf oluşturduğunu belirten Şükrü Arslan, "Konya’nın Ilgın ilçesinde bugün yaşamış olduğumuz 4.3 büyüklüğündeki depremin bir tesadüf yanı da var. Rusya’nın Kamçatka bölgesinde gece saatlerinde yani Ilgın depreminden saatler önce 8.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu deprem, tabii haliyle vatandaşlarımız merak ediyor, bu depremin Ilgın depremi ile bir ilişkisi olduğu bunu tetikleyip tetiklemediğini soruyor. Kamçatka’da yaşanan 8.8 büyüklüğündeki deprem bilim adamları aslında orayı bir ateş çemberi olarak adlandırıyor yerbilimciler, orada hem Kamçatka’da 1950’li yıllarda, Şili’de, Japonya’da, Amerika’da, Hawaii’de yine 9, 9.1 hatta 9.5 büyüklüğünde bile 1950 yıllardan günümüze kadar farklı dönemlerde her 10 ile 20 yıl arasında bu büyüklükte deprem üreten Pasifik levhasının birleştiği dalma batma zonunun olduğu ve büyük ivmede 8, 9, 9’un üzerinde ivmelerde deprem üretebilecek potansiyele sahip bir bölge. O yüzden oralarda yaşanan depremler olağan orası için ama o depremin Türkiye’mizde yaşanan Ilgın’da yaşanan 4.3 büyüklüğündeki depremle herhangi bir ilişkilendirmesi söz konusu değil" şeklinde konuştu.
Karatay Termal Tatil Köyü 5 yıldır sağlık turizminde lider
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:20 Karatay Termal Tatil Köyü 5 yıldır sağlık turizminde lider Konya’nın Karatay İlçe Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan Karatay Termal Tatil Köyü, 5 yıldızlı konforu ve doğal termal sularıyla sağlık turizminde önemli bir durak haline geldi. 2020 yılından bu yana hizmet veren tesis, misafirlerine kaliteli hizmet sunuyor. Karatay Belediyesi tarafından İsmil Mahallesi’nde inşa edilen Karatay Termal Tatil Köyü, 7 blokta 1+1 ve 2+1 tiplerde olmak üzere toplam 112 daireden oluşuyor. Kahverengi termal suya sahip havuzlarıyla ziyaretçilerine sağlık ve huzur sunan tesis, aile dostu yapısı, kadın-erkek ayrı havuzları, sosyal yaşam alanları, uygun fiyat politikası ve güler yüzlü hizmet anlayışıyla vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Açıldığı günden bu yana 330 binden fazla kişiyi ağırlayan tesisi, yalnızca Konya’dan değil; Karaman, Ankara, Kayseri, İstanbul, Antalya gibi şehirlerin yanı sıra yurt dışından da binlerce misafir tercih etti. Termal suyun gücüyle sağlıklı yaşam İstanbul Teknik Üniversitesi’nin yaptığı analize göre, Karatay Termal’in kahverengi özellikteki termal suyu özellikle romatizmal hastalıklar, iskelet sistemi travmaları, eklem ve kas rahatsızlıkları, ameliyat sonrası ağrılar, bel-boyun ağrıları ve birçok cilt hastalığına iyi geliyor. Ayrıca sağlıklı yaşlanma, stres yönetimi, anti-obezite ve dinçlik kürleri için de etkili sonuçlar veriyor. 44,5 derece sıcaklıktaki termal suyun mineralizasyon değeri 3.100 mg/l seviyesinde olup, Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde bulunuyor. İçeriğinde kalsiyum, sodyum, bikarbonat, sülfat, klorür, florür ve bromür iyonları bulunan termal su, birçok rahatsızlığa karşı doğal bir destek sağlıyor. Dr. Uyav: "Şifalı su beden ve ruh sağlığına destek oluyor" Karatay Termal Tatil Köyü’nde görev yapan Dr. Murat Uyav, tesisin sunduğu sağlık imkanlarını anlattı. Dr. Uyav, termal suyun bilimsel temelli özelliklerine değinerek, "Termalin şifa kaynağı olduğunu sık sık vurguluyoruz. Bu şifanın temelinde termal sularımızın sıcaklığı ve içinde bulunan mineral ve bazı kimyasal bileşenler yer alıyor. Suyumuz 44 dereceye kadar ulaşıyor ve karbonat, sodyum, magnezyum, florür ve bromür gibi sağlık açısından değerli elementleri barındırıyor" dedi. Romatizmal ve kas hastalıklarında termal suyun etkisine dikkat çeken Dr. Uyav, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kaplıca suyumuz, iltihaplı, ateşli romatizma türleri hariç olmak üzere, romatizmal hastalıklar, kas ağrıları, fibromiyalji, ankilozan spondilit gibi rahatsızlıklarda destekleyici rol üstleniyor. Ayrıca hareket kısıtlılığı olan eklemler, travma ya da ameliyat sonrası gelişen kas problemlerinde önemli rahatlama sağlıyor." "Anti stres etkisiyle tamamlayıcı bir tedavi ortamı sunuluyor" Termal suyun fiziksel etkilerinin yanı sıra Karatay’ın doğal yapısının sağlık turizmi açısından büyük bir avantaj sunduğunu belirten Dr. Uyav, "Tesisimizin bulunduğu bölgedeki bozkıra özgü hava, misafirlerimizin psikolojik anlamda rahatlamasına yardımcı oluyor. Bu durum; stres, yorgunluk, uyku problemleri gibi günlük yaşamı zorlaştıran sorunların çözümüne katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. Dr. Uyav, kaplıca tatilinin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yenilenme sağladığını vurgulayarak, Karatay Termal Tatil Köyü’nün anti-stres etkisiyle tamamlayıcı bir tedavi ortamı sunduğunu da belirtti. Misafirlerden termale övgü Karatay Termal Tatil Köyü’nü ziyaret eden misafirler, tesisin sunduğu hizmet ve konfordan dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler. Misafirler, termal suyun sağladığı şifa ve huzurun yanı sıra çocuklara yönelik ayrılmış alanlar ve sosyal imkanlar sayesinde tatillerini keyifli geçirdiklerini belirtti. Birçok ziyaretçi Karatay Termal Tatil Köyü’ne tekrar gelmeyi planladığını söyledi. Kılca: "Karatay Termal Konya’nın sağlık turizmindeki yüzü" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Karatay Termal Tatil Köyü’nün Konya’nın sağlık turizmi alanındaki önemli bir ihtiyacını karşıladığını belirtti. Tesisin sağladığı konforun yanı sıra şehrin ekonomik ve sosyal hayatına da katkı sunduğunu vurgulayan Başkan Kılca, şu ifadeleri kullandı: "Şehrimize 5 yıl önce sağlık turizminde yeni bir cazibe merkezi kazandırdık. Termal suyumuz, içerdiği yüksek mineral oranı ve şifa kaynağı niteliğiyle Türkiye’nin en değerli doğal kaynakları arasında yer alıyor. Karatay Termal Tatil Köyü ile vatandaşlarımıza 5 yıldızlı otel konforunda hizmet sunarken, aynı zamanda Konya’nın turizm potansiyelini de her geçen gün daha da güçlendiriyoruz." "Tesisimiz bölgemize değer katıyor" Tesiste sadece konaklama değil, sağlıklı yaşamı destekleyen birçok sosyal ve fiziksel alanın bulunduğunu dile getiren Başkan Kılca, bölgesel erişim kolaylığına da dikkat çekerek; "Tesisimizin İç Anadolu’nun kalbinde yer alıyor olması, Adana, Mersin, Niğde, Aksaray ve Karaman gibi çevre illerden de kolay ulaşılabilir olmasını sağlıyor. Kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı termal havuzlarımız, spor sahalarımız, çocuk oyun alanlarımız, kafeteryamız, marketimiz ve dinlenme alanlarımızla burayı sadece bir termal tesis değil; adeta bir yaşam merkezi olarak tasarladık" diye konuştu. Karatay Termal Tatil Köyü’nün her yaştan ziyaretçiye hitap ettiğini ve aileler için de ideal bir ortam sunduğunu belirten Başkan Hasan Kılca, sözlerini şöyle tamamladı: "Vatandaşlarımız burada hem bedenlerini hem ruhlarını dinlendiriyor. Sağlık arayanların yanı sıra huzurlu, konforlu ve kaliteli zaman geçirmek isteyen herkesi bu eşsiz tesisten faydalanmaya davet ediyoruz. Tüm Türkiye’yi bu şifalı dokunuşla buluşturmak için Karatay’a bekliyoruz."
Meram’da bisiklet yarışları heyecanı sürüyor
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:48 Meram’da bisiklet yarışları heyecanı sürüyor Konya’nın merkez Meram İlçe Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen bisiklet yarışları hem sporun hem de mahalle dayanışmasının en güzel örneklerinden biri oluyor. Meram Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen bisiklet yarışları bu hafta Kovanağzı ve Melikşah mahalleleri ile devam etti. Birbirinden heyecanlı mücadelelere ve renkli görüntülere sahne olan yarışmalarda çocuklar kadar aileleri de büyük coşku yaşadı. Anne babalar ile birlikte mahalle sakinlerinin de yoğun ilgi gösterdiği etkinlik tam bir mahalle şenliğine dönüştü. Başkan Kavuş, çocuklar ve ailelerin heyecanına ortak oldu Melikşah Mahallesi’nde düzenlenen yarışlara Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş da katılarak çocukların sevincine ortak oldu. Başkan Kavuş’un yanı sıra Konya Bisiklet İl Temsilcisi Nurettin Kirpiksiz ve Meram Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Mücahit Mustafa Koç da etkinlikte çocukları ve ailelerini yalnız bırakmadı. Yarışlar sonunda dereceye giren çocuklara ödülleri Başkan Kavuş, Kirpiksiz ve Koç tarafından verildi. Ödül töreninde konuşan Başkan Kavuş, hem çocukların hem de mahalle sakinlerinin mutluluğunu paylaşmanın kendisi için çok değerli olduğunu belirtti. "Konya için bisiklet hem büyük şans hem de büyük sorumluluk" Kendileri için bu organizasyonun en güzel tarafının çocuklarla buluşmak olduğunun altını çizen Başkan Kavuş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "En az bunun kadar güzel olan bir diğer şey ise; mahalleli komşularımızın bir araya gelmesi, sohbet etmesi, çocukların sevinçlerine ortak olunmasıdır. Bisiklet hem bir spor hem de bir ulaşım aracıdır. Konya, Türkiye’nin en fazla bisiklet yoluna sahip şehri. Bu etkinliklerle bisiklet kültürünün yaygınlaşmasına da katkı sunuyoruz. Bisiklet bizim için büyük bir fırsat ama aynı zamanda bir sorumluluk. Araçların bisiklet yollarını işgal etmesinin önüne geçmek bu sorumluluğumuzun başlangıcı olacaktır. Çocuklarımızın güvenliği için bu konuda tüm şehrin birlikte hassasiyet göstermesi gerekiyor." Çocukların yarışma sayesinde kazanmayı ve kaybetmeyi de öğrendiğini vurgulayan Başkan Kavuş, çocukların eğlenceli vakit geçirmelerinin yanında sağlıklı bir yaşam bilinci kazanmalarının önemine de dikkat çekti. Yarışmalarda dereceye giren çocuklar, Meram Belediyesi tarafından ödüllendirildi. Ödül törenleri, çekilen hatıra fotoğrafları ile son buldu.
Uzmanlardan üniversite adaylarına tercih uyarısı
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:58 Uzmanlardan üniversite adaylarına tercih uyarısı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının 19 Temmuz’da açıklanmasıyla birlikte, adayların sınav heyecanı, yerini üniversite tercih sürecine bıraktı. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı’nın (ÖSYM) açıkladığı takvime göre üniversite adayları 30 Temmuz-11 Ağustos tarihleri arasında tercih işlemlerini yapabilecek. Uzmanlar, bu yıl başarı sıralamalarında yığılma olduğuna dikkat çekerek, üniversite adaylarını tercih sürecinde dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Üniversite adaylarının öncelikli olarak YÖK Atlas verilerini dikkate almaları gerektiğini belirten KTO Karatay Üniversitesi Öğrenci Dekanı Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mehmet Özçelik, "YÖK Atlas hem ön lisans hem lisans tercih sihirbazı bununla birlikte mezun başarı atlası gibi verilerle öğrencilere çok aydınlatıcı bilgiler sunuyor. Özellikle bölüm ve programın kontenjanları, taban puanları, bununla birlikte akredite programlara dair bilgiler, vakıf üniversitelerinin ücretleri, tamamen YÖK Atlas’ta yer alan ve bu tercih sürecindeki en önemli kritik bilgiler olarak karşımıza çıkıyor. Ben öğrencilerimizin detaylı bir biçimde YÖK Atlas verilerini referans olarak almaları gerektiğini düşünüyorum" dedi. "Yapay zeka öncelikle çok hızlı bir biçimde hayatımıza girdi" Dijital dönüşüm ve yapay zekanın hayatımıza hızlı bir şekilde girdiğini belirten Mehmet Özçelik, "Dijital dönüşüm hususunda da şunu belirtmekte fayda var. Yapay zeka öncelikle çok hızlı bir biçimde hayatımıza girdi. Bugün baktığımızda artık iletişim sektöründen sağlık sektörüne, medyadan ulaşıma, hayatın hemen hemen her alanında yapay zekanın karşımıza çıktığını görüyoruz. Tabii bu doğrultuda üniversiteler olarak bizler de müfredatımızı, eğitim içeriklerimizi bu doğrultuda güncellemeye hassasiyet gösteriyoruz. Bizler bu yıl Konya Ticaret Odası Karatay Üniversitesi olarak yeni bazı bölümlerimizi özellikle Ticaret ve Sanayi Meslek Yüksekokulu’nda hayata geçirdik. Silah Sanayi Teknikerliği, İmalat Yürütme Sistemleri Operatörlüğü, E-Ticaret ve Pazarlama gibi bölümler bu yıl ilk kez üniversite tercihi sürecinde yeni öğrenci kabul edecek programlarımız olarak adaylara tercih listelerinde yer verebileceği konumda. Ben çağın gerekliliklerine uygun hazırlanan bu bölüm ve programların üniversite adayları tarafından yoğun talep göreceği kanaatindeyim" şeklinde konuştu.