Yerel Haberler
Konya
28 Şubat 2026 Cumartesi - 14:02 KONESOB Başkanı Karabacak: "Birliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun" Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KONESOB) Başkanı Muharrem Karabacak, "Ramazan ayı esnafımıza bereket, ülkemize dirlik, milletimize huzur, coğrafyamıza barış, tüm insanlığa umut getirsin. Birliğimiz ve kardeşliğimiz daim, sofralarımız bereketli olsun" dedi. KONESOB tarafından düzenlenen iftar programına protokol mensupları, oda başkanları, davetliler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan KONESOB Başkanı Muharrem Karabacak, "Konya, üretimin, emeğin ve dayanışmanın şehridir. Esnafıyla, sanatkarıyla, çiftçisiyle, sanayicisiyle bu şehir alın terini kutsal bilir. Asırlardır süregelen Ahilik kültürü bize sadece ticareti değil; dürüstlüğü, paylaşmayı ve kardeşliği de öğretmiştir. Bugün burada aynı sofranın etrafında buluşmamız, birliğimizin, beraberliğimizin ve ortak değerlerimizin en canlı göstergesidir. Güç, ayrılıkta değil; omuz omuza durmakta gizlidir. Bu mübarek ay; esnafımıza bereket, ülkemize dirlik, milletimize huzur, coğrafyamıza barış, tüm insanlığa umut getirsin. Birliğimiz ve kardeşliğimiz daim, sofralarımız bereketli olsun" dedi. AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer de konuşmasında, şehrin kalkınması için birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaları sürdüreceklerini söyledi. AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız da esnafın işi yolunda olduğunda Türkiye’nin ekonomisi ve üretiminin de güçlü olduğunu belirterek, "Bizler de geçmişten bugüne taşınan bu meşaleyi daha da büyüterek yaşatmanın gayreti içerisindeyiz" diye konuştu. Konya Valisi İbrahim Akın da "Konya esnafı, Ahiliğin prensiplerini özümsemiş; yaptığı işte doğruluğu, dürüstlüğü, helal kazancı ve alın terini temel ilke edinmiş kıymetli bir kesimdir. Esnafımızın zaman zaman sıkıntılı süreçlerden geçtiğini biliyoruz. Ancak inanıyoruz ki Konya esnafımız her türlü zorluğun üstesinden gelecek nitelik ve donanıma sahiptir. İnşallah omuz omuza, birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur" ifadelerini kullandı.
Kış enfeksiyonlarına karşı bağışıklığı güçlendirecek gıdalar tüketin uyarısı
09 Aralık 2025 Salı - 09:15 Kış enfeksiyonlarına karşı bağışıklığı güçlendirecek gıdalar tüketin uyarısı Kış aylarında artan enfeksiyon riskine karşı bağışıklığın güçlü tutulması gerektiğini belirten uzmanlar, protein, Omega-3, C ve D vitamini ile probiyotik gıdaların günlük beslenmede mutlaka yer alması gerektiği konusunda uyardı. Uzmanlar, her öğünde protein tüketilmesi, haftada iki kez balık yenmesi, günlük C vitamini ihtiyacı için mevsim meyvelerinin tercih edilmesi ve kışın D vitamini takviyesinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, yoğurt gibi probiyotikler ile soğan ve sarımsak gibi prebiyotiklerin bağırsak sağlığını desteklediğinin altını çizdi. Kışın su tüketiminin azaldığını belirten uzmanlar, günlük 2-2,5 litre su içilmesini önerdi. Sarımsak, zerdeçal ve kırmızı-mor meyvelerin doğal bağışıklık güçlendirici etki sağladığını ifade eden uzmanlar, çocuklarda ise kahvaltının, protein tüketiminin ve kemik suyunun bağışıklık için önemli olduğunu aktardı. "Haftada iki gün mutlaka balık tüketmeliyiz" Kış aylarında havaların soğuması ve kapalı mekanlarda daha fazla vakit geçirmeye bağlı artan enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini kuvvetlendirilmesinin çok önemli olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Bağışıklık sistemi savaşçıları, antikorları ve savaşçı hücrelerinin üretilmesi, taşınması için yeteri kadar besin ögesi ve enerjiye ihtiyaç duyar. Bu besinlerin dengeli ve mevsimine uygun gıdalardan alınması önemlidir. Protein almak çok önemli. Çünkü bağışıklık sistemi elemanlarının üretilmesi için ve taşınması için proteine ihtiyaç duyarlar. Yumurta, et, balık, kuru baklagiller; protein kaynaklarımız her öğünde mutlaka tüketilmeli. İkinci en önemli bağışıklık sistemi kuvvetlendirici Omega-3’ler. Omega-3 yağ asitleri antiinflamatuvar özellik taşıyor. Haftada iki gün mutlaka balık tüketmeliyiz. Mevsim balığına önem vermeliyiz. Balık tüketemeyenler Omega-3 takviyesi alabilir, ceviz, keten tohumu gibi kaynakları da kullanabilirler. Üçüncüsü C vitamini. Herkesin bildiği bağışıklık sistemi kuvvetlendirici. C vitamini deyince tabii ki aklımıza ilk önce portakal, mandalina gibi narenciyeler geliyor. Günde iki tane portakal, günlük C vitamini ihtiyacımız için yeterli. C vitamini depolanmayan bir vitamin olduğu için kilo kilo portakal, mandalina hastalık döneminde yememize gerek yok. Buna ek aynı zamanda yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, maydanoz, kırmızı ve yeşil bibere de C vitamini kaynağı olarak soframızda mutlaka yer vermeliyiz" dedi. "Probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka tüketmeliyiz" D vitamininin önemli bir vitamin olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Özellikle kış ayında güneşten D vitamini sentezleyemediğimiz için mutlaka takviye olarak kullanmamız gerekiyor. Ama buna ek yumurta ve yağlı balıklar da D vitamini kaynağı, bunları soframızdan eksik etmemeliyiz. Probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka tüketmeliyiz. Çünkü bağırsak sağlığımız ne kadar iyiyse bağışıklık sistemimiz de o kadar iyidir. Bağışıklık için önemli bir katkı sağlar bağırsaklar" ifadelerini kullandı. "Günlük 2-2,5 litre mutlaka su içmeliyiz" Su tüketiminin kışın çok unutulduğunu ama lenf sıvısının azalması, dehidrasyonun olması durumunda yine bağışıklık sisteminin düştüğünü ifade eden Beyza Vural Öten, "Lenf sıvısının içinde bağışıklık savaşçıları taşındığı için günlük 2-2,5 litre mutlaka su içmeliyiz. Kırmızı, mor meyveler antioksidan kapasitesi çok yüksek. Vücudumuzdaki atık serbest radikallerin süpürücü etkisini sağlayabilmesi için antioksidan kapasitesi yüksek koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı mor meyveler tüketmek gerekiyor. Bunlar mutlaka beslenmede olmalı. Sarımsak önemli bir antimikrobiyal gıda. Mutlaka tüketilmesi gerekiyor. İçerisinde allicin isimli bir madde var. Bu bağışıklık için çok kuvvetli bir etkiye sahip. Ezilerek tüketilmesini öneriyoruz. Her gün bir diş sarımsak tüketilebilir. Zerdeçal yine kurkumin içeriği nedeniyle iyi bir antienflamatuar gıda. Zerdeçal çorbalara katılabilir, çocuklara hazırlanan smoothielere katılabilir. Karabiberle birlikte etkisi, emilimi daha fazla artan bir baharat. Zerdeçalı soframızda mutlaka bulundurmalıyız" şeklinde konuştu. "Çocuklarda hem büyüme gelişmenin yakalanması hem de bağışıklık sistemi için protein tüketimi çok önemli" Çocukların bağışıklık sisteminin desteklenmesi için kahvaltının çok önemli olduğunu vurgulayan Beyza Vural Öten, "Kahvaltıda mutlaka yumurta, tahin, pekmez bunlarla destekleyebiliriz. Yeşil yapraklı sebzeleri çocuklar çok tüketmekte zorlanabiliyor. Böyle durumlarda smoothie olarak meyve sularının içine karıştırabiliriz. Her gün mutlaka bir avuç içi büyüklüğünde yeşil yapraklı sebze çocukların tüketmesini öneriyorum. Buna ek çocuk beslenmesinde meyve tüketimi desteklenmeli. Çocuklar günde 2-3 porsiyon meyveye kadar tüketmeli. Kırmızı et tüketimi ya da balık tüketimi mutlaka olmalı. Çocuklarda hem büyüme gelişmenin yakalanması hem bağışıklık sistemi için protein tüketimi çok önemli. O yüzden yumurta, et, tavuk, balık mutlaka bunlar beslenmede olmalı. Balık haftada bir hatta iki kere olursa çok daha iyi olur. Balık tüketemeyen, kokusundan hoşlanmayan ya da tüketemeyen çocuklar Omega-3 takviyesi doktor kontrolünde kullanabilir. Buna ek lifli gıdalar, kompleks tahıllar, tam buğday, yulaf, çavdar gibi kompleks tahıllar yine bağışıklık sistemi için çocukların beslenmesinde olması gerekiyor. Çocukların hem bağışıklık sisteminin desteklenmesi, hem büyüme gelişmenin artması için kemik suyu tüketimi çok önemli. En kolay tüketilme şekli çorbalarını eklemek olabilir. Çünkü çocuklar çorba içmeyi genelde çok seviyorlar. Bu kemik suyu hazırlanırken de mutlaka içerisine karabiber, zerdeçal ekleyerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirebiliriz" diye konuştu.
Kış enfeksiyonlarına karşı bağışıklığı güçlendirecek gıdalar tüketin uyarısı
09 Aralık 2025 Salı - 09:12 Kış enfeksiyonlarına karşı bağışıklığı güçlendirecek gıdalar tüketin uyarısı Kış aylarında artan enfeksiyon riskine karşı bağışıklığın güçlü tutulması gerektiğini belirten uzmanlar, protein, Omega-3, C ve D vitamini ile probiyotik gıdaların günlük beslenmede mutlaka yer alması gerektiği konusunda uyardı. Uzmanlar, her öğünde protein tüketilmesi, haftada iki kez balık yenmesi, günlük C vitamini ihtiyacı için mevsim meyvelerinin tercih edilmesi ve kışın D vitamini takviyesinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, yoğurt gibi probiyotikler ile soğan ve sarımsak gibi prebiyotiklerin bağırsak sağlığını desteklediğinin altını çizdi. Kışın su tüketiminin azaldığını belirten uzmanlar, günlük 2-2,5 litre su içilmesini önerdi. Sarımsak, zerdeçal ve kırmızı-mor meyvelerin doğal bağışıklık güçlendirici etki sağladığını ifade eden uzmanlar, çocuklarda ise kahvaltının, protein tüketiminin ve kemik suyunun bağışıklık için önemli olduğunu aktardı. "Haftada iki gün mutlaka balık tüketmeliyiz" Kış aylarında havaların soğuması ve kapalı mekanlarda daha fazla vakit geçirmeye bağlı artan enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini kuvvetlendirilmesinin çok önemli olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Bağışıklık sistemi savaşçıları, antikorları ve savaşçı hücrelerinin üretilmesi, taşınması için yeteri kadar besin ögesi ve enerjiye ihtiyaç duyar. Bu besinlerin dengeli ve mevsimine uygun gıdalardan alınması önemlidir. Protein almak çok önemli. Çünkü bağışıklık sistemi elemanlarının üretilmesi için ve taşınması için proteine ihtiyaç duyarlar. Yumurta, et, balık, kuru baklagiller; protein kaynaklarımız her öğünde mutlaka tüketilmeli. İkinci en önemli bağışıklık sistemi kuvvetlendirici Omega-3’ler. Omega-3 yağ asitleri antiinflamatuvar özellik taşıyor. Haftada iki gün mutlaka balık tüketmeliyiz. Mevsim balığına önem vermeliyiz. Balık tüketemeyenler Omega-3 takviyesi alabilir, ceviz, keten tohumu gibi kaynakları da kullanabilirler. Üçüncüsü C vitamini. Herkesin bildiği bağışıklık sistemi kuvvetlendirici. C vitamini deyince tabii ki aklımıza ilk önce portakal, mandalina gibi narenciyeler geliyor. Günde iki tane portakal, günlük C vitamini ihtiyacımız için yeterli. C vitamini depolanmayan bir vitamin olduğu için kilo kilo portakal, mandalina hastalık döneminde yememize gerek yok. Buna ek aynı zamanda yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, maydanoz, kırmızı ve yeşil bibere de C vitamini kaynağı olarak soframızda mutlaka yer vermeliyiz" dedi. "Probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka tüketmeliyiz" D vitamininin önemli bir vitamin olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Özellikle kış ayında güneşten D vitamini sentezleyemediğimiz için mutlaka takviye olarak kullanmamız gerekiyor. Ama buna ek yumurta ve yağlı balıklar da D vitamini kaynağı, bunları soframızdan eksik etmemeliyiz. Probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka tüketmeliyiz. Çünkü bağırsak sağlığımız ne kadar iyiyse bağışıklık sistemimiz de o kadar iyidir. Bağışıklık için önemli bir katkı sağlar bağırsaklar" ifadelerini kullandı. "Günlük 2-2,5 litre mutlaka su içmeliyiz" Su tüketiminin kışın çok unutulduğunu ama lenf sıvısının azalması, dehidrasyonun olması durumunda yine bağışıklık sisteminin düştüğünü ifade eden Beyza Vural Öten, "Lenf sıvısının içinde bağışıklık savaşçıları taşındığı için günlük 2-2,5 litre mutlaka su içmeliyiz. Kırmızı, mor meyveler antioksidan kapasitesi çok yüksek. Vücudumuzdaki atık serbest radikallerin süpürücü etkisini sağlayabilmesi için antioksidan kapasitesi yüksek koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı mor meyveler tüketmek gerekiyor. Bunlar mutlaka beslenmede olmalı. Sarımsak önemli bir antimikrobiyal gıda. Mutlaka tüketilmesi gerekiyor. İçerisinde allicin isimli bir madde var. Bu bağışıklık için çok kuvvetli bir etkiye sahip. Ezilerek tüketilmesini öneriyoruz. Her gün bir diş sarımsak tüketilebilir. Zerdeçal yine kurkumin içeriği nedeniyle iyi bir antienflamatuar gıda. Zerdeçal çorbalara katılabilir, çocuklara hazırlanan smoothielere katılabilir. Karabiberle birlikte etkisi, emilimi daha fazla artan bir baharat. Zerdeçalı soframızda mutlaka bulundurmalıyız" şeklinde konuştu. "Çocuklarda hem büyüme gelişmenin yakalanması hem de bağışıklık sistemi için protein tüketimi çok önemli" Çocukların bağışıklık sisteminin desteklenmesi için kahvaltının çok önemli olduğunu vurgulayan Beyza Vural Öten, "Kahvaltıda mutlaka yumurta, tahin, pekmez bunlarla destekleyebiliriz. Yeşil yapraklı sebzeleri çocuklar çok tüketmekte zorlanabiliyor. Böyle durumlarda smoothie olarak meyve sularının içine karıştırabiliriz. Her gün mutlaka bir avuç içi büyüklüğünde yeşil yapraklı sebze çocukların tüketmesini öneriyorum. Buna ek çocuk beslenmesinde meyve tüketimi desteklenmeli. Çocuklar günde 2-3 porsiyon meyveye kadar tüketmeli. Kırmızı et tüketimi ya da balık tüketimi mutlaka olmalı. Çocuklarda hem büyüme gelişmenin yakalanması hem bağışıklık sistemi için protein tüketimi çok önemli. O yüzden yumurta, et, tavuk, balık mutlaka bunlar beslenmede olmalı. Balık haftada bir hatta iki kere olursa çok daha iyi olur. Balık tüketemeyen, kokusundan hoşlanmayan ya da tüketemeyen çocuklar Omega-3 takviyesi doktor kontrolünde kullanabilir. Buna ek lifli gıdalar, kompleks tahıllar, tam buğday, yulaf, çavdar gibi kompleks tahıllar yine bağışıklık sistemi için çocukların beslenmesinde olması gerekiyor. Çocukların hem bağışıklık sisteminin desteklenmesi, hem büyüme gelişmenin artması için kemik suyu tüketimi çok önemli. En kolay tüketilme şekli çorbalarını eklemek olabilir. Çünkü çocuklar çorba içmeyi genelde çok seviyorlar. Bu kemik suyu hazırlanırken de mutlaka içerisine karabiber, zerdeçal ekleyerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirebiliriz" diye konuştu. (TH-FM-
18 yaşındaki kızdan geriye son çalıştığı notları kaldı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:42 18 yaşındaki kızdan geriye son çalıştığı notları kaldı Konya’da geçtiğimiz günlerde gece saatlerinde kontrolden çıkan otomobilin refüjdeki ağaca çarparak takla atması sonucu araçtaki yolcu genç kızın ölümüne neden olan kazada ağır yaralanan sürücünün 2.23 promil alkollü olduğu ortaya çıktı. Genç kızın odasında ise kaza öncesi çalıştığı notları ailesi masasından kaldırmadan hatırasını yaşıyor. Kaza, saat 22.00 sıralarında merkez Selçuklu ilçesi Sancak Mahallesi Yeni İstanbul Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Fırat Kavşağı istikametinden Otogar istikametine seyir halinde olan, Hamdi Ç. idaresindeki 42 AIN 37 plakalı Volkswagen marka otomobil, kontrolden çıkması sonucu refüjdeki ağaca çarparak durabildi. Araçta yolcu olarak bulunan Hatice Deveci, araçtan kaza sırasında fırlayarak ağır yaralandı. Yaralılar ambulanslarla hastaneye kaldırılırken, araçta çıkan küçük çaplı yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü. Kazada ağır yaralanan yolcu Hatice Deveci tedavi altına alındığı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Beyhekim Devlet Hastanesi’nde tedavisinin sürdüğü öğrenilen sürücü Hamdi Ç.’nin olay günü 2.23 promil alkollü olduğu ortaya çıktı. Genç kızın odasında ise kaza öncesi çalıştığı notları ailesi masasından kaldırmadan hatırasını yaşıyor. "Kızımı soğuk toprağın altına koydum geldim" Kazada hayatını kaybeden Hatice Deveci’nin annesi Emine Deveci, "Benim kızım KPSS’ye hazırlanıyordu. Diyordu ki, ‘anne ben bu sınavı kazanmam lazım, anne çok güzel dersime çalışıyorum’ diyordu. Hayalleri vardı gelinlik hayali vardı. Okuyacaktı mesleğine gitmek istiyordu. Çalışmak istiyordu benim çocuğum. Benim duygularım çok kötü canım yanıyor, içim acıyor, kuzum gitti. El bebek gül bebek büyüttüğüm kızımı soğuk toprağın altına koydum geldim" dedi. "Şu an içimiz yanıyor evlat acısını çeken bilir" Kızının mesleği ve ailesi üzerine hayalleri olduğunu anlatan baba Tahsin Deveci ise "Kızım hayalleri olan bir çocuktu, hayallerinden vazgeçmedi. Biz polis olması için elimizden geleni yaptık kızım imtihanlara girdi ama o sadece mesleğini seçti. Ben elimden gelenin fazlasıyla kızımın okuması için yaptım. O gün akşam da çok mutlu bazı istekleri vardı yerine getireceğimi söylediğinde çok mutlu olmuştu. Okuduğu bölümü bitirip, mesleğini eline alıp, annesi ömrünün sonuna kadar destek olacağını her zaman dile getiren bir çocuğumdu. Kardeşlerine her konuda yardımcı olacağını dile getiren bir çocuktu. Ben onu okuttum diye baba alacağım maaşımla ben sana destek olacağım diyen bir çocuğumdu. Ama ömrüm bu kadarmış ve şu an içimiz yanıyor evlat acısını çeken bilir. Ciğerimiz yanıyor ve bir gün kapımızı çalıp da başınız sağ olsun diyenimiz olmadı" ifadelerini kullandı. "Tek hayalimin hastanede hastalara yardımcı olmak" Genç kızın amcası Savaş Deveci de, "Hatice’mizin çok güzel hayalleri vardı. Anestezi bölümünü bitirmişti. Başka bir şey okumak istemiyordu. Bana da ‘amca sadece tek hayalimin hastanede hastalara yardımcı olmak’ olduğunu söylerdi. En büyük hayal de mutlu bir yuvasını kurup güzel hayatını yaşamaktı. Yavrumuz KPSS’ye hazırlanıyordu. Başka hiçbir şeyle ilgilenmiyordu. Yani tek hayali KPSS’de atanıp hastanede vatandaşlara yardımcı olmaktı. O gün dışarı çıkmak istemediğini belirttiğinde eve gelebileceğini, ‘sarhoşsun gelme’ mesajları var. Babasının başı belaya girmesin diye dışarı çıkmış. Kimliğini bile almadan yavrum ev haliyle dışarıya çıkmış. Konuşup bir problem olmaması için dönecekmiş ama nasip olmamış. Zaten bunun kaza olduğunu en başından beri düşünmüyoruz bu bir cinayettir. Ve yetkililerden bununla alakalı yapılması gereken en ağır ceza neyse biz onun verilmesini ailesi olarak talep ediyoruz" diye konuştu. Kazayla ilgili tahkikat sürüyor.
Selçuklu’nun sembol mekanlarında Şeb-i Arus yoğunluğu yaşanıyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:21 Selçuklu’nun sembol mekanlarında Şeb-i Arus yoğunluğu yaşanıyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi’nce kent turizmine kazandırılan Tarihi Sille Mahallesi ve Tropikal Kelebek Bahçesi, Şeb-i Arus törenleri için Konya’ya gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Hazreti Mevlana’nın 752. Vuslat Yıl dönümü kapsamında düzenlenen anma programlarına katılmak üzere yurt içinden ve yurt dışından Konya’ya gelen misafirler her yıl olduğu gibi bu yıl da Mevlana Müzesi’nin ardından Selçuklu’nun öne çıkan turizm destinasyonlarına yöneldi. Kentin sembol mekanlarından Tropikal Kelebek Bahçesi, Sille, Aya Elenia, Zaman Müzesi ve Sille Müzesi’ni ilk günden 10 bine yakın ziyaretçi gezdi. Vuslat törenlerinin manevi atmosferini yaşayan misafirler, Selçuklu vizyonunun yansıtıldığı kültürel ve turistik mekanlardan memnuniyetle ayrıldı. Başkan Pekyatırmacı: "Tüm misafirlerimizi Selçuklu’yu keşfetmeye bekliyoruz" Selçuklu’nun sembol mekanlarına olan yoğun ilgi sebebiyle tüm ziyaretçilere teşekkür eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Şeb-i Arus programları için Konya’mıza gelen tüm misafirlerimizi Selçuklu’muzda ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Selçuklu’nun kültürel mirasını ve turizm değerlerini en iyi şekilde tanıtmak için yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Tropikal Kelebek Bahçemizden Sillemize, müzelerimizden tarihi yapılarımıza kadar ilçemizin her köşesi büyük ilgi görüyor. İlk günden yaklaşık 10 bin ziyaretçiyi misafir ettik. Tüm misafirlerimizi bu güzellikleri keşfetmeye, Selçuklu’nun huzur veren atmosferini yaşamaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Selçuklu’nun sembol mekanlarında Şeb-i Arus yoğunluğu yaşanıyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:20 Selçuklu’nun sembol mekanlarında Şeb-i Arus yoğunluğu yaşanıyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi tarafından Konya turizmine kazandırılan Tarihi Sille Mahallesi ve Tropikal Kelebek Bahçesi, Şeb-i Arus törenleri için Konya’ya gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Hazreti Mevlana’nın 752. Vuslat Yıl dönümü kapsamında düzenlenen anma programlarına katılmak üzere hem yurt içinden hem de yurt dışından Konya’ya gelen misafirler her yıl olduğu gibi bu yıl da Mevlana Müzesi’nin ardından Selçuklu’nun öne çıkan turizm destinasyonlarına yöneldi. Selçuklu’nun sembol mekanları olan Tropikal Kelebek Bahçesi, Sille, Aya Elenia, Zaman Müzesi ve Sille Müzesi en çok ilgi gören noktalar arasında yer alarak ilk günden 10 bine yakın ziyaretçi ağırladı. Vuslat törenlerinin manevi atmosferini yaşayan misafirler, Selçuklu vizyonunun yansıtıldığı kültürel ve turistik mekanlardan memnuniyetle ayrıldı. Başkan Pekyatırmacı: "Tüm misafirlerimizi Selçuklu’yu keşfetmeye bekliyoruz" Selçuklu’nun sembol mekanlarına olan yoğun ilgi sebebiyle tüm ziyaretçilere teşekkür eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Şeb-i Arus programları için Konya’mıza gelen tüm misafirlerimizi Selçuklu’muzda ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Selçuklu’nun kültürel mirasını ve turizm değerlerini en iyi şekilde tanıtmak için yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Tropikal Kelebek Bahçemizden Sillemize, müzelerimizden tarihi yapılarımıza kadar ilçemizin her köşesi büyük ilgi görüyor. İlk günden yaklaşık 10 bin ziyaretçiyi misafir ettik. Tüm misafirlerimizi bu güzellikleri keşfetmeye, Selçuklu’nun huzur veren atmosferini yaşamaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Bu serada sebze değil klasik araba yetişiyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:11 Bu serada sebze değil klasik araba yetişiyor Konya’da 42 yıldır klasik araba restorasyonu yapan Muammer Kıcıklar, çocukluk hayaliyle başladığı mesleğini sürdürüyor. Klasik araç ustası Kıcıklar, evlerinin önünde sera olarak tabir edilen yeri garaj niyetiyle yaptıklarını ancak sera olarak yorumladığını ifade ederek, "Olsun, mutluyum yine de. Araç yetiştiriyorum" dedi. Konya’da 42 yıldır Amerikan klasik otomobillerini restore eden 61 yaşındaki Muammer Kıcıklar, çocukluk hayalini mesleğe dönüştürerek Türkiye’de azalan kombine restorasyon ustalığını sürdürmeye devam ediyor. Kaporta, boya, döşeme ve elektrik işlemlerini tek başına yapan Kıcıklar, klasik araçların tamamen sökülüp yeniden toplandığını, sürecin aylar sürdüğünü belirtti. Araçları "sera" olarak bilinen koruma alanında sakladığını, bu bölümün güneş ve kardan korunmaları amacıyla oluşturulduğunu belirten Kıcıklar, klasik araçları geleceğe taşımanın hem emek hem de sorumluluk gerektirdiğini vurguladı. "Benim tarzımda kombine tabiriyle sıfırdan kaporta, boya, döşeme, elektriği yapacak tek kişi yok" Rahmetli amcasının arabasının onda bir özenti oluşturduğunu anlatan klasik araba ustası Muammer Kıcıklar, "Askerden geldikten sonra kendi imkanlarımla Amerikan arabası aldım. Restore ettirdim o gün için. Daha sonra bu işi geliştirerek artık 42 yıl içinde ustası haline geldik. Şimdi Türkiye’de yapılıyor bu araçlar. Konya harici Adana, İstanbul gibi yerlerde yapılıyor. Fakat benim tarzımda kombine tabiriyle yani sıfırdan kaporta, boya, döşeme, elektriği yapacak tek kişilik bir şahıs yok. Ama bu fabrika çatısı altında yapılıyor bunlar. 10 yıldır da profesyonel olarak insanlara hizmet vermeye çalışıyorum. Bu araçlar şöyle kaportaya geldiği zaman ilk zaten kazıyoruz arabaları ve parçalıyoruz. Her şeyi dikkatli bir şekilde söküyoruz çünkü yedek parçalar yoktur. Söktüğün parçayı bozmadan sökeceksin. Artı bunlar artık restorasyonu yapılıyor, tamir ediliyor. Daha sonra dışarıda tek tek menteşeleri, kapı kolları, pandizotları dışarıda tek tek boyanıp öyle montaj ediliyor. Yani güncel araçlar gibi üstünden zımpara çekelim de boyayalım şeklinde yapılamaz. Klasik araçlar ayrılıp tekrar toplanmak zorunda. Önce restore olacak daha sonra toplanacak. Bu da uzun bir süreç" dedi. "Bunlar ekonomiye katkıda bulunacak ve gelecek nesle iyi bir teberrük olarak kalacaktır" Arabalarda ilk olarak bakıldığında "araba restore etmeye değer mi" sorusunu sorduğunu belirten Muammer Kıcıklar, "Ben arabayı seveceğim. Artı arabanın da sahibini seveceğim. İkisini sevmezsem bu işi yapmam. Bu araba Ben yaparken, daha başlarken bu arabanın bitmişini hayal ederim. Ve ona yoğunlaşarak yaparım. Bu araba başlangıçta fıstık yeşiliydi ve yanları pakoluydu. Ben bu arabaya başladığımda bu arabayı değiştirip çikolata rengi, yanları nikelajlı bir araç olarak tasavvur ettim kafamda ve o hale getirmek için uğraştım ve mücadelemi de sonunda başardım. Bu araç 18 ay sürdü. Ama normal 64’leri falan 8 ay gibi 9 ay gibi sürede kombine yapıp bitirebilirim. Kısa sürenler olur mu? Sırf boya, mesela içerideki araç yalnızca boya olacak, 3-3,5 ayda biter. Şimdi bu araçları niye yapıyorsunuz diye bana soruyorlar. Çok para kazandığımız için filan değil. İllaki yaptığımız emeğin karşılığını alıyoruz. Ama asıl gayemiz bir Türk insanı olarak, bir milliyetçi olarak, milli ekonomimize zamanında getirilmiş olan bu araçları heba etmemek, tekrar güncelleştirmek hem ekonomiye ülke ekonomisine katkıda bulunmak hem de insanların keyfini gidermek, onlara yardımcı olmak. Amacımız bu. Ama bunlar ekonomiye katkıda bulunacak ve gelecek nesile iyi bir teberrük olarak kalacaktır" şeklinde konuştu. "Ne kadar emek o kadar kazanç" Kıcıklar, şimdi insanların çabuk para kazanmanın peşinde olduğunu ifade ederek, "Biz de kazanıyoruz, illaki onlar kadar kazanıyoruz ama biz zamana yayıyoruz. Emek istiyor. Adamlar çalışmadan kazanmak istiyor. Hayır, ne kadar emek o kadar kazanç. O kadar da helal bereketli olur bu iş. Şimdi araçların maliyetleri modelleriyle, markalarıyla ve restorasyonlarıyla değişkendir. Bugün 1 milyonun altında bir bitmiş bir Amerikan arabası alamazsınız. Görmüş olduğunuz arabayı da 3 milyondan aşağı vermiyoruz. Bunun bedeli de bu kadar" ifadelerini kullandı. "Biraz seraya benzediler ama amaç araçları muhafaza etmek" Evlerinin önünde sera olarak tabir edilen yeri garaj niyetiyle yaptıklarını anlatan Muammer Kıcıklar, "O günün şartlarında bu garaj yapıldığında aşağı yukarı 10 sene oldu. 10 sene önce elimizdeki imkanları değerlendirelim dedik. Ben tırcıydım daha önce. Tır brandaları vardı. Onlarla kendim buraya sera türü gibi oldu, biraz seraya benzediler ama amaç araçları muhafaza etmek. O serada gördüğünüz araçlar restorasyonu bitmiş, hazır satılacak veyahut da binilecek araçları güneşten, kardan muhafaza etmek için yaptığım bir karartı yeridir. Ama halkımız onu sera olarak yorumladı. Olsun, mutluyum yine de. Araç yetiştiriyorum" diye konuştu.
Hazreti Mevlana’nın 752. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenlerinin tanıtım toplantısı yapıldı
07 Aralık 2025 Pazar - 19:14 Hazreti Mevlana’nın 752. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenlerinin tanıtım toplantısı yapıldı Hazreti Mevlana’nın 752. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenlerinin tanıtım toplantısı yapıldı. Hazreti Mevlana’nın 752. Vuslat Yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde Konya Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta tanıtım toplantısı düzenlendi. Programda konuşan Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Fidan, "Huzur Vakti’ temasıyla düzenlenecek olan etkinliklerle dünyanın dört bir yanından gelecek olanlar aynı manevi atmosferi paylaşacaklardır" dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Uzbaş ise, "Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Valiliğimiz ve İl kültür Turizm Müdürlüğümüzle birlikte hazırladığımız tüm etkinliklerle çağımızın insanına Hazreti Mevlana’nın çağrısını yeniden hatırlatmayı amaçlıyoruz. Şeb-i Arus vesilesiyle tüm gönüllü dostlarını bir kez daha Konya’mıza davet ediyoruz. Bu kutlu vuslat gecesini birlikte yad edelim istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı, "Üzerinde yaşadığınız bu topraklara ilk gelişimizin üzerinden bini aşkın bir yıl geçti. Dünya tarihi açısından çok uzun sayılmayacak bu süre zarfında insanlığı aydınlatan nice devlet adamı, şair, sanat erbabı, bilim insanı ve asker bu topraklarda yetişti. Bu görkemli geçmişimize bakınca hemen her bir üstadın, bir aydın simanın bizlere ışık olduğunu, ışık verdiğini, ışık saçtığını görürüz. Bu benzersiz miras önce kendi içimizde başlatacağımız daha sonra ise çevremize ve nihayetinde insanlığa sunacağımız hizmet ve faydaların en büyük ilham kaynağı olmuştur" şeklinde konuştu. Konya Valisi İbrahim Akın da, "Hazreti Mevlana’nın evrensel çağrısı tüm insanlığa kucak açan bir davettir. Bu yılın teması olan huzur ile beraber sevgi, merhamet, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürü bu törenlerin özünü oluşturmakta; Konya’mızı bir ‘huzur ve gönül şehri’ olarak dünyaya tanıtmaktadır. Temennimiz odur ki, Hazreti Mevlana 752. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri gönüllerimizi birbirine daha da yakınlaştırsın. Şehrimize ülkemize ve bütün insanlığa huzur, birlik ve kardeşlik iklimini yeniden hatırlatsın" diye konuştu.