Yerel Haberler
Konya
20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:41 HUDER’den ailelere çocuklarınızı sahipsiz bırakmayın uyarısı Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Konya Şubesi, geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan menfur okul saldırılarının ardından acil olarak alınması gereken tedbirlerle ilgili bir açıklama yaptı. HUDER Konya Şubesinden yapılan açıklamada, "Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan, yürekleri parçalayan menfur okul baskınlarının derin üzüntüsü ve şoku içerisindeyiz" denildi. Açıklamada, "Bu bireysel bir suç değil; toplumsal bağışıklık sistemimizin çöktüğünün ve zihinsel egemenliğimizin ağır bir saldırı altında olduğunun açık bir göstergesidir. Bu durum yalnızca bir teknoloji meselesi değildir. Bu, milli güvenlik meselesidir, toplumsal sağlık meselesidir, insan haysiyeti meselesidir" denildi. Açıklamada, alınması gereken önlemlerle ilgili şöyle denildi: "Sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma yasaklanmalıdır. Dikkat süresini yok eden infinite scroll’ sistemleri yasaklanmalı, her 10-15 dakikada bir zorunlu ‘fiziksel farkındalık molası’ olmalı. Dijital sokağa çıkma yasağı 21.00-07.00 saatleri arasında çocuk profilleri tüm algoritmik içerik akışlarından ve bildirimlerden tamamen izole edilmelidir. Digital kurul kurulmalıdır, algoritmaların bağımlılık yapma ve manipülasyon kapasitesini denetleyecek; nörobilimci ve psikologlardan oluşan bağımsız bir ‘Digital Kurul’ ivedilikle hayata geçirilmelidir. Oyun içi kumar yasaklanmalı, ‘Loot box’ ve benzeri kumar mekanizmaları 18 yaş altına tamamen yasaklanmalı, bu sistemlerin birer ‘kumar’ olduğu hukuken tescil edilmelidir. Tam cezai sorumluluk bir dizi, oyun veya bir içerik bir çocuğun şiddet eylemine doğrudan ilham kaynağı oluyorsa; o içeriğin yapımcısından senaristine kadar herkes hukuken ve cezai olarak sorumlu tutulmalıdır. Editoryal özgürlük, bir sorumsuzluk kalkanı olamaz. Ahlaksızlığı ilk bölümden sabit olan bir dizinin topluma zehrini akıtması için sonuna kadar müdahale edilmemesi büyük bir hatadır. Anne ve babalara sesleniyoruz: gece sokağa bırakmadığınız evlatlarınızı, dijital dünyanın dipsiz kuyularında tek başlarına bırakmayın. Evlerinizde cihazlardan arındırılmış ‘Manevi Vahalar’ ve ‘Cihazsız Saatler’ ilan edin. Onların oyunların, sonsuz kaydırmaların, atla tuşunun, ganimet kutularının renkli ve zehirli kollarına bırakmayın. Çocuklarınızı asla sahipsiz bırakmayın."
Gasp olayının şüphelileri önce kameraya ardından polise yakalandı
23 Ocak 2026 Cuma - 13:30 Gasp olayının şüphelileri önce kameraya ardından polise yakalandı Konya’nın Ereğli ilçesinde akaryakıt istasyonun market bölümüne gelen 2 kişi silah doğrulttuğu çalışandan yaklaşık 13 bin lira gasp ederek kaçtı. Gasp şüphelileri, polisin yaptığı çalışması sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Şahıslar, gasp ettikleri paranın bir miktarını ise farklı bir petrolde harcadıkları ortaya çıktı. Olay, geçtiğimiz Çarşamba günü gece saat 02.00 sıralarında Çömlekçi Mahallesi İvriz yolundaki bir akaryakıt istasyonunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, petrol istasyonuna gelen 2 kişi, çalışanı tabancayla tehdit edip, kasadaki paraları istedi. Kasada bulunan yaklaşık 13 bin lirayı alan gaspçılar daha sonra olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin güvenlik kamerasını incelemesi sonrası şüphelilerin A.K. (27), İ.K.(21) ile onlara yardımcı olduğu ileri sürülen A.G. (48) ve henüz ismi belirlenemeyen bir arkadaşların daha olduğu belirlendi. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde şahsıların tabancayla çalışanları tehdit ederek paraları aldıktan sonra olay yerinden ayrıldıkları görülüyor. Şahısların bulunduğu adresi tespit eden polis ekipleri, şüphelileri yakalayarak gözaltına aldı. Şahıslar, gasp ettikleri paranın bir miktarını ise farklı bir petrolde harcadıkları ortaya çıktı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 1’i kadın 4 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Başkan Altay: "Konya Okulu’nda süreklilik arz eden ilim geleneği yeniden ihya ediliyor"
23 Ocak 2026 Cuma - 13:29 Başkan Altay: "Konya Okulu’nda süreklilik arz eden ilim geleneği yeniden ihya ediliyor" Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen "Konya Okulu", şehrin ilim ve düşünce dünyasına katkı sunmaya devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Okulu’nun sadece bir eğitim faaliyeti değil, aynı zamanda medeniyet tasavvurunun bir yansıması olduğunu vurguladı. Konya’nın, asırlardır ilmin, irfanın ve hikmetin merkez şehri olduğunu anımsatan Başkan Altay, "Biz de Konya Büyükşehir Belediyesi olarak bu köklü mirası bugünün insanıyla yeniden buluşturmayı, geçmişten geleceğe sağlam bir ilim köprüsü kurmayı amaçladık. Konya Okulu, bu anlayışın somut bir tezahürüdür" ifadelerini kullandı. Konya Okulu’nun, yalnızca akademik bilgi sunmakla kalmadığını, aynı zamanda düşünce, ahlak ve hikmet eksenli bir bakış açısı kazandırdığını dile getiren Başkan Altay, "Alanında uzman akademisyenler, ilim insanları ve düşünürlerin katılımıyla düzenlediğimiz Konya Okulu’nda; Mesnevi sohbetleri, tefsir, hadis, tasavvuf, felsefe ve kelam başta olmak üzere birçok alanda Konya’mızda süreklilik arz eden bir ilim geleneği yeniden ihya ediliyor. Bugüne kadar 444 ders programını başarıyla gerçekleştirdik. Gençlerimizin, akademisyenlerimizin ve tüm hemşehrilerimizin bu ilim halkalarına gösterdiği ilgi bizleri son derece mutlu ediyor. İnşallah bu geleneği daha da güçlendirerek sürdürmeye devam edeceğiz. Ben ilgili tüm vatandaşlarımızı derslerimize davet ediyorum" diye konuştu. Konya Okulu’nda öne çıkan temel konular, Selçuklu medeniyetinin oluşumunda büyük etkileri olan başta tefsir ve hadis (Buhari) okumaları olmak üzere çeşitli alanları kapsıyor. Ayrıca, Mevlana, Konevi, Hadimi, Haris el-Muhasibi, Kadı Iyaz gibi önemli İslam büyükleri ve düşünürleri hakkında da detaylı konuların ele alındığı Konya Okulu’nda, katılımcılara İslam kültürü, tarihi ve düşünce dünyasıyla ilgili geniş bir perspektif sunuluyor. Konya Büyükşehir Taş Bina Kültür Sanat’ta 20 Ekim 2023’te Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç’ın katılımı ile başlayan "Konya Okulu"nda bugünde kadar 444 ders programı başarıyla icra edildi.
Karatay Belediyespor Kulübü altyapısı için seçmeler başlıyor
23 Ocak 2026 Cuma - 13:27 Karatay Belediyespor Kulübü altyapısı için seçmeler başlıyor Karatay Belediyespor Kulübü, "Sporun Yıldızı Karatay" projesi kapsamında 2012-2017 doğumlu ortaokul öğrencilerine yönelik taekwondo, güreş, kick boks ve halter branşlarında yetenek seçmelerine başlıyor. Karatay Belediyespor Kulübü, altyapısını güçlendirmek ve geleceğin şampiyon sporcularını yetiştirmek amacıyla ilçedeki ortaokullarda öğrenim gören yetenekli öğrencileri spora kazandıracak kapsamlı bir seçme programı hazırladı. Proje kapsamında gerçekleştirilecek seçmelerle farklı branşlarda yetenekli sporcular erken yaşta keşfedilecek. Alanında uzman antrenörler eşliğinde yapılacak seçmelerde sporcu adaylarının fiziksel uygunlukları, yetenekleri ve branşa yatkınlıkları değerlendirilecek. Seçmeler sonucunda başarılı bulunan öğrenciler, Karatay Belediyespor Kulübü bünyesinde spor eğitimi alma imkanına sahip olacak. Seçmelerin tarihi, branşlar, yerler ve yaş aralıkları Seçmelere 2012-2017 doğumlu ortaokul öğrencileri katılabilecek olup, eğitimler haftanın belirli günlerinde düzenli olarak yapılacak. Kick Boks seçmeleri 24 Ocak tarihinde, taekwondo, güreş ve halter seçmeleri ise 26 Ocak tarihinde gerçekleştirilecek. Taekwondo seçmeleri Ali Ulvi Kurucu Gençlik Merkezi’nde 2012-2015 doğumlular için; Güreş seçmeleri Karatay Spor ve Kongre Merkezi’nde 2014-2017 doğumlular için; kick boks seçmeleri Karatay Spor ve Kongre Merkezi’nde 2012-2015 doğumlular için; halter seçmeleri ise Konya Medaş Büyükşehir Belediye Stadyumu Doğu Kapısı Halter Salonu’nda 2012-2015 doğumlu öğrenciler için yapılacak.
Beyşehir’de kar sevinci
23 Ocak 2026 Cuma - 11:39 Beyşehir’de kar sevinci Konya’nın Beyşehir ilçesinde gün boyunca etkili olan yağmur, akşam saatlerinde yerini kar yağışına bıraktı. Lapa lapa yağan karla birlikte ilçe kısa sürede beyaza büründü. Kar yağışı, Beyşehir’de yediden yetmişe vatandaşların yüzünü güldürdü. Aileler çocuklarıyla birlikte karın keyfini çıkarmak için evlerinden dışarı çıktı, bazı vatandaşlar ise bu anları eğlenceye dönüştürdü. Kimisi kardan adam yaptı, aileler çocuklarıyla birlikte kar topu oynarken, eğimli yollarda toplanan çok sayıda kişi kayak keyfi yapmanın tadını çıkardı. Kar yağışıyla birlikte şehir merkezinde trafik yoğunluğu yaşandı. Zaman zaman ulaşımda aksaklıklar meydana gelirken, maddi hasarlı kazalar yaşandı. Eğimli yollarda ilerleyemeyen sürücüler araçlarını yol kenarına çekerek çekici ve yardım bekledi. Beyşehir Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi ekipleri, şehir merkezi ve dış mahallelerde yolları açık tutabilmek için karla mücadele çalışmalarını sürdürdü. İlçeyi Konya, Antalya, Isparta ve Seydişehir güzergahlarına bağlayan yollarda ise Karayolları ekipleri yoğun mesai yaptı. Yeni Konya-Antalya kara yolunda, Beyşehir-Derebucak arasındaki güzergah Karayolları ekipleri tarafından tedbir amaçlı olarak tır ve çekici türü araçlara kapatıldı. Beyşehir-Konya kara yolunda da tır ve çekicilerin geçişine trafik ekipleri tarafından izin verilmezken, söz konusu araçlar Kültür Merkezi park alanında bekletildi. Kar yağışının etkisini yitirmesi sonrasında her iki güzergahta da tır ve çekicilerin yollarına devam etmesine izin verildi.
Beyşehir’de kar sevinci
23 Ocak 2026 Cuma - 11:35 Beyşehir’de kar sevinci Konya’nın Beyşehir ilçesinde gün boyunca etkili olan yağmur, akşam saatlerinde yerini kar yağışına bıraktı. Lapa lapa yağan karla birlikte ilçe kısa sürede beyaza büründü. Kar yağışı, Beyşehir’de yediden yetmişe vatandaşların yüzünü güldürdü. Aileler çocuklarıyla birlikte karın keyfini çıkarmak için evlerinden dışarı çıktı, bazı vatandaşlar ise bu anları eğlenceye dönüştürdü. Kimisi kardan adam yaptı, aileler çocuklarıyla birlikte kar topu oynarken, eğimli yollarda toplanan çok sayıda kişi kayak keyfi yapmanın tadını çıkardı. Kar yağışıyla birlikte şehir merkezinde trafik yoğunluğu yaşandı. Zaman zaman ulaşımda aksaklıklar meydana gelirken, maddi hasarlı kazalar da yaşandı. Eğimli yollarda ilerleyemeyen sürücüler araçlarını yol kenarına çekerek çekici ve yardım bekledi. Beyşehir Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi ekipleri, şehir merkezi ve dış mahallelerde yolları açık tutabilmek için karla mücadele çalışmalarını sürdürdü. İlçeyi Konya, Antalya, Isparta ve Seydişehir güzergahlarına bağlayan yollarda ise Karayolları ekipleri yoğun mesai yaptı. Yeni Konya-Antalya kara yolunda, Beyşehir-Derebucak arasındaki güzergah Karayolları ekipleri tarafından tedbir amaçlı olarak tır ve çekici türü araçlara kapatıldı. Beyşehir-Konya kara yolunda da tır ve çekicilerin geçişine trafik ekiplerince izin verilmezken, söz konusu araçlar Kültür Merkezi park alanında bekletildi. Kar yağışının etkisini yitirmesi sonrasında her iki güzergahta da tır ve çekicilerin yollarına devam etmesine izin verildi. (ARÖ-TH-
’Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin
23 Ocak 2026 Cuma - 11:00 ’Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin Kış aylarında çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarına dikkat çeken uzmanlar özellikle grip, nezle ve beta enfeksiyonlarına karşı sarı seruma karşı uyarıda bulunurken, önleyici tedbirler ve tedavi yöntemleri hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Kış aylarında özellikle çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarıyla çocuk acil servisleri ve polikliniklere en sık başvuru nedenlerinden oluyor. Aileler, ise önlem amaçlı antibiyotik ve sarı seruma yöneldiğini anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, çocukların ilk olarak el temizliğine dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aslında, eve gelince ellerinin yıkanması gerekiyor ama çocuklarımıza bu alışkanlığı okulda da vermemiz gerekiyor. Sık sık ellerini yıkanmalarını, yine açık havaya gitmelerini, hasta olan arkadaşı varsa birazcık daha dikkat etmelerini, hasta bir çocuk varsa evde yine eğitim verip, mesela hapşırıyorsa ellerine değil de kollarını kullanarak hapşırmasını ve mümkünse de hasta çocukların bir müddet izole edilmesini öneriyoruz" dedi. "Bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" İnfluenza ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs olduğuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Şimdi poliklinik ve başvurumuz arttı ateşi var, nezle, grip gibi şikayetlerle. Bu ne oluyor, çocuk bir ortamda hasta olduğu zaman, arkadaşını ikisini etkiliyor, ikisi dördüne etkiliyor. Bu sefer tekrardan toplamaya başladığı zaman, diğer çocuktan aynı çocuğa enfeksiyon tekrardan geliyor. Ve aile diyor ki, ’çocukluğumuz bir türlü iyileşmiyor’ aslında bir türlü iyileşmiyor değil, bir çok virüs var, farklı farklı virüsle enfekte oluyor. Bu aşamada da elimizde ilaçlarımız, enfeksiyonlar konusuna sınırlı. Sadece şu anda gündemde olduğu için, influenza gibi bir enfeksiyonu korumak için her sene yapılan rutin aşımız var. Bunu da eylül sonu, ekim gibi yapılmasını öneriyoruz. Çünkü influenza gerçekten ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs. Sadece tabii el yıkamaya gelen önlemleri almak önemli, ama bu aşamada korunabileceğimiz bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Çok ciddi alerjik reaksiyonları var" Sarı serumun zararlarına değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Sarı serum, kesinlikle çocuklarda önermiyoruz. Ayrıca, çok ciddi alerjik reaksiyonları var. Bunları çocuklara, hatta kişiye de yapılmasını önermiyoruz. Bunlar çok geçici çözümler. Çocuğun istirahati, dinlenmesi, uykusunu alması, bunlar aslında daha önemli. Halk arasında ya da bizim dediğimiz şu vardır: ’Bir viral enfeksiyon iyileşirse, iyileşmesi 1 hafta sürer’ siz bir şey verseniz de, yani sonuç yine aynı olur. Antibiyotikler ne yapıyor, herkes diyor, ’bir antibiyotik vereyim, rahatlatayım, iyileşsin’ gözüyle bakıyor. Antibiyotikler aslında vücudumuzdaki bakteri öldürürken, iyi huylu bakteri de öldürüyor. Bu yüzden de bizim iç çevremizi bozuyor ve aslında bundan sonraki aşamada antibiyotik ihtiyacımız olduğunda, daha dirençli mikroplarla karşılaşabiliyoruz. O yüzden de gereksiz antibiyotik kullanmak, kesinlikle vücuda zarar" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımının zamanında yapılmasına değinen Akcan, "Kış aylarında da artan BETA enfeksiyonlarını görüyoruz ve enfeksiyonların kesinlikle antibiyotik tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun için de kişi hastalandığı zaman, bir boğaz kültürü gibi bir tetkiki almamız gerekiyor. Çünkü tedavi edilmezse, kalbi bulup, akut romatizma ateşlediğimiz kap romatizmasına neden olabiliyor. Bunun dışında enfeksiyonlar bir şekli başlayıp, arkasından kulak enfeksiyonu dönüyor. Bu durumlarda da antibiyotik kullanmamız gerekiyor" diye konuştu.
‘Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin
23 Ocak 2026 Cuma - 10:57 ‘Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin Kış aylarında çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarına dikkat çeken uzmanlar özellikle grip, nezle ve beta enfeksiyonlarına karşı sarı seruma karşı uyarıda bulunurken, önleyici tedbirler ve tedavi yöntemleri hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Kış aylarında özellikle çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarıyla çocuk acil servisleri ve polikliniklere en sık başvuru nedenlerinden oluyor. Aileler, ise önlem amaçlı antibiyotik ve sarı seruma yöneldiğini anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, çocukların ilk olarak el temizliğine dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aslında, eve gelince ellerinin yıkanması gerekiyor; ama çocuklarımıza bu alışkanlığı okulda da vermemiz gerekiyor. Sık sık ellerini yıkanmalarını, yine açık havaya gitmelerini, hasta olan arkadaşı varsa birazcık daha dikkat etmelerini, hasta bir çocuk varsa evde yine eğitim verip, mesela hapşırıyorsa ellerine değil de kollarını kullanarak hapşırmasını ve mümkünse de hasta çocukların bir müddet izole edilmesini öneriyoruz" dedi. "Bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" İnfluenza ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs olduğuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Şimdi poliklinik ve başvurumuz arttı ateşi var, nezle, grip gibi şikayetlerle. Bu ne oluyor, çocuk bir ortamda hasta olduğu zaman, arkadaşını ikisini etkiliyor, ikisi dördüne etkiliyor. Bu sefer tekrardan toplamaya başladığı zaman, diğer çocuktan aynı çocuğa enfeksiyon tekrardan geliyor. Ve aile diyor ki, ‘çocukluğumuz bir türlü iyileşmiyor’ aslında bir türlü iyileşmiyor değil, bir çok virüs var, farklı farklı virüsle enfekte oluyor. Bu aşamada da elimizde ilaçlarımız, enfeksiyonlar konusuna sınırlı. Sadece şu anda gündemde olduğu için, influenza gibi bir enfeksiyonu korumak için her sene yapılan rutin aşımız var. Bunu da Eylül’ün sonu, Ekim gibi yapılmasını öneriyoruz. Çünkü influenza gerçekten ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs. Sadece tabii el yıkamaya gelen önlemleri almak önemli, ama bu aşamada korunabileceğimiz bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Çok ciddi alerjik reaksiyonları var" Sarı serumun zararlarına değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Sarı serum, kesinlikle çocuklarda önermiyoruz. Ayrıca, çok ciddi alerjik reaksiyonları var. Bunları çocuklara, hatta kişiye de yapılmasını önermiyoruz. Bunlar çok geçici çözümler. Çocuğun istirahati, dinlenmesi, uykusunu alması, bunlar aslında daha önemli. Halk arasında ya da bizim dediğimiz şu vardır: ‘Bir viral enfeksiyon iyileşirse, iyileşmesi 1 hafta sürer’ siz bir şey verseniz de, yani sonuç yine aynı olur. Antibiyotikler ne yapıyor, herkes diyor, ‘bir antibiyotik vereyim, rahatlatayım, iyileşsin’ gözüyle bakıyor. Antibiyotikler aslında vücudumuzdaki bakteri öldürürken, iyi huylu bakteri de öldürüyor. Bu yüzden de bizim iç çevremizi bozuyor ve aslında bundan sonraki aşamada antibiyotik ihtiyacımız olduğunda, daha dirençli mikroplarla karşılaşabiliyoruz. O yüzden de gereksiz antibiyotik kullanmak, kesinlikle vücuda zarar" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımının zamanında yapılmasına değinen Akcan, "Kış aylarında da artan BETA enfeksiyonlarını görüyoruz ve enfeksiyonların kesinlikle antibiyotik tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun için de kişi hastalandığı zaman, bir boğaz kültürü gibi bir tetkiki almamız gerekiyor. Çünkü tedavi edilmezse, kalbi bulup, akut romatizma ateşlediğimiz kap romatizmasına neden olabiliyor. Bunun dışında enfeksiyonlar bir şekli başlayıp, arkasından kulak enfeksiyonu dönüyor. Bu durumlarda da antibiyotik kullanmamız gerekiyor" diye konuştu. (İY-
Yeni yılda beslenmede akışkanlık yaklaşımı
23 Ocak 2026 Cuma - 10:38 Yeni yılda beslenmede akışkanlık yaklaşımı Yeni yıl, birçok kişi için yeni başlangıçlar anlamına geliyor. Son yıllarda beslenme dünyasında da dikkat çeken bir değişim var. Katı kurallar, yasak listeleri ve tek tip diyetler yerini daha esnek ve kişiye uyarlanabilir beslenme yaklaşımlarına bırakmaya başladı. Bu yeni yaklaşım ise "beslenmede akışkanlık" olarak tanımlanıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, beslenmede akışkanlık; vücudu dinlemeyi öğrenmek ve bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı olmayı hedefliyor. Her gün aynı saatte, aynı porsiyonlarla ve aynı listelerle beslenmek yerine, vücudun o günkü ihtiyacına göre beslenmeyi şekillendirdiğini belirtti. Açlık ve tokluk sinyallerini dikkate almak, ruh hali, uyku durumu, stres seviyesi ve fiziksel aktivite gibi faktörleri beslenmenin bir parçası haline getirmek bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, bu yaklaşımda amaç, kısa vadeli kilo kaybı değil; sürdürülebilir sağlık, metabolik denge ve zihinsel rahatlık sağlamanın temel ilke olduğuna dikkat çekti. Katı diyetler yerini esnekliğe bırakıyor Geleneksel diyet modelleri çoğu zaman ya hep ya hiç anlayışıyla ilerliyor. Yasaklanan besinler, kaçırılan öğünler ya da bozulan diyetler suçluluk duygusunu beraberinde getiriyor. Bu durumun uzun vadede yeme ataklarına, diyet bozma döngüsüne, metabolik yavaşlamaya, psikolojik baskıya neden olabileceğini belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, "Beslenmede akışkanlık bu döngüyü kırmayı hedefliyor. Vücudu dinlemeyi öğrenmek, bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı oluyor. İnsan vücudu her gün aynı enerjiye, aynı iştaha ve aynı besin ihtiyacına sahip değildir. Stresli geçen bir gün, uykusuz geçen bir gece, yoğun bir iş günü ya da adet döngüsü gibi faktörler besin ihtiyacını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle spor yapılan günlerde daha yüksek enerji alımı, dinlenme günlerinde daha hafif öğünler, stresli dönemlerde kan şekeri dengesini destekleyen beslenme, akışkan beslenmenin doğal bir parçası olarak görülüyor’’ dedi. Yeni nesil beslenme yaklaşımlarında hormonal dengeler, bağırsak sağlığı, stres ve uyku düzeni iştah üzerinde belirleyici rol oynar. Örnek vermek gerekirse yetersiz uyku leptin ve ghrelin hormonlarını etkileyerek iştahı artırabilir. Kronik stres tatlı ve karbonhidrat isteğini tetikleyebilir. Bağırsak dengesizlikleri sürekli yeme isteği oluşturabilir. Bu nedenle beslenmede akışkanlık, beden zekâsını geliştirmeyi hedeflemek olduğunu belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, 2026 yılında beslenme trendlerine göre mükemmel beslenme anlayışının yerini yeterince beslenme kavramına bıraktığına dikkat çekti ve şöyle devam etti: ‘‘Bu kavram kişilerin sosyal hayatlarını, özel günlerini ve keyif aldıkları besinleri tamamen dışlamadan ilerleyebilmelerini sağlıyor. Her öğünün kusursuz olması değil uzun vadede dengede kalabilmek, vücutla iş birliği yapabilmek anlamına geliyor" dedi. Yeni yılda bırakılması gereken eski alışkanlıklar Beslenmede akışkanlık, yeme davranışına bakış açısını kökten değiştiriyor. Amaç kontrol etmek değil, anlamak. Yasaklamak değil, dengelemek olduğunu vurgulayan Dyt. Merve Sena Nazlı, "Yeni yıl, yeni bir diyet listesiyle değil; vücudun ihtiyaçlarını fark ederek, daha şefkatli ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmak için önemli bir fırsat. Günlük kilo değişimleri; ödem, hormonal dalgalanmalar ve sindirim durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle her gün tartılmak, gerçek ilerlemeyi yansıtmak yerine gereksiz stres oluşturur, haftalık aynı gün ve aç karnına tartılmak en doğru sonucu gösterir" şeklinde konuştu. Bunu asla yememeliyim yaklaşımı, zamanla kontrolsüz yeme davranışlarını tetikleyebiliyor. Yasaklar yerine denge ve farkındalığın ön planda olması gerektiğini belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, tek bir öğünün ya da bir günün tüm süreci sabote ettiği inancı, diyet-bozma döngüsünü güçlendiriyor. Oysa beslenme uzun vadeli bir süreç; bir öğün tüm resmi belirlemez. Kişiye özel olmayan, sıkça tercih edilen detoks programlarının, sağlığı olumsuz yönde etkileyerek böbrek, karaciğer, bağırsak hastalıklarına yol açabileceğini kaydederek, "Uzun süre aç kalmak, metabolizmayı yavaşlatmanın yanı sıra kan şekeri dalgalanmalarına ve aşırı yeme ataklarına yol açar. Yeni nesil beslenme yaklaşımında aç kalmak değil; vücudu doğru zamanda doğru şekilde beslemek olarak tanımlanıyor" ifadelerini kullandı. Fonksiyonel Tıp bakış açısıyla akışkan beslenme Fonksiyonel tıpta beslenme; tek tip diyet listeleriyle değil, bireyin bağırsak sağlığı, hormon dengesi, kan şekeri yanıtı, stres düzeyi ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak ele alınır. Bu yaklaşımda temel soru ne yemeliyim yerine vücudum bu besinlere nasıl yanıt veriyor olması gerektiğini vurgulayan Dyt. Merve Sena Nazlı, "Glutensiz, ketojenik ya da şekersiz beslenme gibi popüler yaklaşımlar bazı bireylerde fayda sağlarken, herkes için uygun olmayabilir. Akışkan ve kişiye özel beslenme modeli; bağırsak mikrobiyotasını desteklemeyi, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmayı, hormonal dengeyi korumayı ve uzun vadeli metabolik sağlığı hedefler. Beslenme yalnızca tabaktaki yiyeceklerle sınırlı değil; uyku, stres yönetimi ve günlük yaşam şartlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı beslenme; katı kurallarla kontrol etmekten ziyade vücutla iş birliği içinde olmayı gerektirir. Her öğünün kusursuz olması değil, genel dengenin korunabilmesi önem taşır. Beslenmede akışkanlık yaklaşımı, bireyin sosyal hayatıyla uyumlu, psikolojik baskı oluşturmayan ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmasına yardımcı olmaktır" diye konuştu.